Ana Sayfa » Kıbrıs » "Bir Tarih, Bir Ömür"

"Bir Tarih, Bir Ömür"

Kıbrıs Türk Halkına Devletine Sahip Çıkması İçin Çağrıda Bulunan Rauf Raif Denktaş, "Devletsiz Kalmak Her Şeyiyle Aciz Kalmak Demek, Başkasına Muhtaç Olmak Demektir. Devletsiz Yaşayan İnsanlar Olabilir, Ama Devletsiz Yaşayan Millet Yoktur. Kıbrıs Türk Halkı, Türk Milletinin Ayrılmaz, Kopmaz Bir Parçasıdır" Dedi. denktaş, Bugün, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Tarafından Hazırlanan Ve Hayatının Anlatıldığı "Bir Tarih, Bir Ömür" Adlı Etkinlikte Gösterilen Belgesel Sonunda Ekrandan Kıbrıs Türk Halkına Seslendi. ydü Atatürk Kültür Ve Kongre Merkezi'nde Yer Alan Etkinliğe Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Eşi Aydın Denktaş, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı

 
 
KURUCU CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ: 'DEVLETSİZ KALMAK HER ŞEYİYLE ACİZ KALMAK DEMEK, BAŞKASINA MUHTAÇ OLMAK DEMEKTİR. DEVLETSİZ YAŞAYAN İNSANLAR OLABİLİR, AMA DEVLETSİZ YAŞAYAN MİLLET YOKTUR.'

KIBRIS TÜRK HALKI TÜRK MİLLETİNİN AYRILMAZ, KOPMAZ BİR PARÇASIDIR'

SERDAR DENKTAŞ: 'GERGİNLİĞİ İSTEDİĞİ AN YUMUŞATABİLECEK KABİLİYETE SAHİP, KARŞISINDAKİNDE İSTER İSTEMEZ SAYGI UYANDIRAN, DAVASINA YÖNELİK TEHDİDE KARŞI SERT, AMA KENDİ İÇİNDE
YUMUŞAK, SEVECEN, ESPRİLİ, ŞEFKATLİ BİR BABA'

CUMHURBAŞKANI EROĞLU:  'SEN HER 'NE MUTLU TÜRKÜM' DİYENİN GÖNLÜNDE BİR ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ KAHRAMANI, BİR DEVLET ADAMI OLARAK YAŞAYACAKSIN. SEN VATANINI SEVEN, BU TOPRAKLARA AŞIK, GÜVEN İÇİNDE EGEMEN BİR ŞEKİLDE BU TOPRAKLARDA YAŞAMINI SÜRDÜRMEK İSTEYEN HER KIBRIS TÜRKÜ İÇİN BİR SEMBOL OLARAK HEP BU HALKLA BİRLİKTE VAR OLACAKSIN'



Kıbrıs Türk halkına devletine sahip çıkması için çağrıda bulunan Rauf Raif Denktaş, 'Devletsiz kalmak her şeyiyle aciz kalmak demek, başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir, ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türk halkı, Türk milletinin ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır' dedi.

Denktaş, bugün, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından hazırlanan ve hayatının anlatıldığı 'Bir Tarih, Bir Ömür' adlı etkinlikte gösterilen belgesel sonunda ekrandan Kıbrıs Türk halkına seslendi.



YDÜ Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde yer alan etkinliğe Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın eşi Aydın Denktaş, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer, Başbakan İrsen Küçük, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Adem Huduti, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Mehmet Daysal, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın oğlu DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, GKK Komutan Yardımcısı Mehmet Soğancı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hamza Ersan Saner, Denktaş'ın çocukları ve torunları, TC Lefkoşa Büyükelçiliği'nden yetkililer, YDÜ yetkilileri, bazı sivil toplum örgütleri ve öğrenciler katıldı.
Denktaş'n biyografisinin ve milli mücadele yıllarının anlatıldığı etkinlikte sırasıyla etkinliği organize eden İletişim Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Dicle Gürler, YDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Bektaş, Serdar Denktaş ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu konuşma yaptı.
Etkinlikte konuşmaların yanı sıra, Denktaş'ın biyografisinin anlatıldığı bir belgesel, yakın dostu ve TC 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le Dicle Gürler'in yaptığı söyleşi ve milli mücadele yıllarının anlatıldığı belgesel de gösterildi.

GÜRLER

Etkinlikte ilk konuşmayı yapan Dicle Gürler, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tüm hayatı tarih olan bir liderin, bu kadar kısa zamanda anlatılmasının zor olduğuna işaret ederek, 'Denktaş'ı henüz vakit varken, aslında hayatı sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilimlerinde ders niteliği taşıyan bu lideri yaşarken anlatmak mümkün oldu' dedi.

Çalışmasının aylar sürdüğünü, çünkü Denktaş'ın sıradan bir devlet adamı değil, bir lider, devlet kurmuş bir lider, bir hukukçu, bir yazar, bir fotoğrafçı, bir havyan sever ve daha birçoğu olduğunu vurgulayan Gürler, Denktaş'ın sadece bir devlet adamı değil, gerçek bir devlet adamı olduğunu vurguladı.


Denktaş'ı anlatmanın gerçekten zor olduğunu ifade eden Gürler, 'Bir tarihten tarih doğuran, bir tarihi devlete bağlayan ve bir öbek halka bir millet olmayı, bir vatan, bir ulus olmayı anlatan bir çınarı anlatmak kolay olmasa gerek' dedi.

Gürler, projeyi hazırlamasında kendisine katkı koyan herkese teşekkür etti.

BEKTAŞ

Gürler'den sonra söz alan YDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Bektaş da, etkinliğin İletişim Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Dicle Gürler'in Halkla İlişkilerde 'Planlama ve Uygulama' dersi kapsamında, öğretim görevlisi Ufuk Altunç'un başkanlığında yürüttüğü bir proje çalışması olduğunu kaydetti.

Gürler'in proje kapsamında Ankara'ya gidip, Süleyman Demirel'le de söyleşi yaptığına dikkat çeken Bektaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın mücadelesinin ve hayatının bir programa sığdırılmasının kolay olmadığını söyledi.

Denktaş'ın onurlu duruşuyla düşmanlarının dahi takdirini toplayan bir dava adamı, bir lider olduğuna dikkat çeken Bektaş, 'Denktaş örnek bir insan, her zaman halkının sesi olan bir lider' dedi.

Denktaş'ın YDÜ'ye her zaman özel bir ilgisi olduğunu ve her türlü sıkıntıda yanında olduğunu anlatan Bektaş, onu tanımaktan mutlu olduğunu kaydetti.

YDÜ'nün Denktaş'a şifa verdiğini anımsatan Bektaş, YDÜ'nün Denktaş'ın tedavisini üstlenmekten büyük bir mutluluk ve gurur duyduğunu dile getirdi.

Bektaş, etkinlikle amaçlarının; gençlere Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ı tanıtmak olduğunu sözlerine ekledi.


SERDAR DENKTAŞ

Etkinlikte söz alan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın oğlu ve Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş da, 'Bir evlat için babasını anlatması normal koşullarda çok zor olmaması gerek. Ancak bu baba Denktaş ise, bu babanın evlatlarının sayısı önceleri yüz binlerle, zaman geçtikçe milyonlara ulaşıyorsa böyle bir babayı anlatmak o derecede zorlaşıyor' dedi.

Babası Denktaş'ın annesini küçük yaşta kaybettiğini, dedesi Hakim Raif Efendi'nin disiplini, onun ve arkadaşlarının milliyetçi söylemleri arasında büyümüş birisi olduğuna dikkat çeken Serdar Denktaş, babasının çok genç yaşta babasını kaybettiğinde kendisini büyük bir yalnızlığın içinde bulduğunu, buna rağmen büyürken edindiği mücadeleci disiplin sayesinde, zor koşullarda yaşamını sürdürerek, İngiltere'de 2. Dünya Savaşı yıllarında avukatlık tahsilini tamamlayarak ülkesine döndüğünü anlattı.


Babasının geçmişinden hiç kopmadığını, nenelerinin daha doğduğu gün kucağına vererek 'nişanlındır' dedikleri annesiyle hayatını birleştirdiğini söyleyen Serdar Denktaş, 'Annemle babamın sonradan üçünü kaybettiği 6 çocukları olmuş. Her birinin ayrı bir hikayesiyle. Her birinin ayrı ayrı sevinci ve üzüntüsüyle tanışmış. Oğlu Münir'i kendisi yurt dışında bir toplantıda iken bademcik ameliyatı esnasında kaybetmiş, cenazesine dahi yetişememiş. Küçük kızının rahatsızlığını gidermek için uğraş verirken sırf annemi rahatlatmak adına gitmedik yer bırakmamış. Kıbrıs sorununun yine çok kızışmış olduğu bir anda 35 yaşına varmış büyük oğlunu bir trafik kazasında kaybedince içten yıkılan, ama sürdürdüğü dava nedeniyle bunu dışa yansıtmadan dik durmayı başaran olağanüstü bir insan' dedi.


'HEPİMİZ İÇİN SIĞINACAK BİR LİMAN OLDU'

Babasının evde harcadığı zamanın çok olmadığını, herhangi bir babanın yapacağı gibi kendi çocuklarının dertleriyle, sorunlarıyla, dersleriyle birebir ilgilenemediğini ifade eden Serdar Denktaş,'Hepimiz için sığınılacak bir liman oldu başımız sıkıştığı anda. Lider çocuğuyuz diye arkadaşlarımızdan farklı bir duygu içerisine girmemizi sağlayacak tek bir davranışı olmadı. Bizi onun binlerce çocuğundan biri olarak büyüttü. Varlığı bize her zaman güç verdi, ama asla şımartmadı. Küçük yaştan itibaren biliyorduk ki, birine bir haksızlık yapsak babamdan azar işiteceğiz. Hakkımızı korumazsak gelip bizim adımıza hakkımızı korumayacağını da bildik hep' dedi.

Babası ile ilgili bazı çocukluk anılarını da anlatan Serdar Denktaş, babasından ilk ve tek tokadı okuldan bir öğretmeninden şikayet mektubu gelince yediğini anlattı.


'SABIRLA İNANDIĞI DOĞRULARI SÖYLEMEYE DEVAM ETTİ'

Babasının Türkiye'de bulunduğu sürgün yılları içerisinde, bir dönem TC Dışişleri Bakanlığı'nın koridorlarına dahi girmesinin yasaklandığını anımsatan Serdar Denktaş, 'Babam söylemleri ile ilişkileri bozmaktaydı kimilerine göre. Kırılmış olmasına rağmen bir tek gün bile sitem etmedi. Sabırla inandığı doğruları söylemeye devam etti' dedi.

O dönemlerde çok zor zamanlar geçirdiklerini anlatan Serdar Denktaş, babasının yaşamı, olaylar karşısındaki tepkileri, insanlara karşı yaklaşımının kendisinin ve kardeşlerinin karakterlerinin oluşmasında büyük rol oynadığını söyledi.



Serdar Denktaş şöyle devam etti:
'İnandığı davasına yönelik tavrını izleyince çok sert bir karaktere sahip olduğu zannedilen babam Rauf Denktaş; kendi iç dünyasında, evde yalnız otururken televizyon altında gördüğü fındık faresine peynir koyarak besleyen, çocukluk anılarını anlatırken gözleri parlayan, küçük şeylerden mutlu olmayı bilen şefkatli bir yapıya sahiptir aslında.

Muhalifleri, yine Denktaş'ın liderliği sayesinde oluşan bugünlerin özgür ortamı içerisinde geçmişe yönelik eleştirilerini rahatlıkla yapabiliyor artık. 40 yıl öncesinin durumunu düşünmeden bugünün koşullarında geçmişi yargılamaya çalışıyorlar. Oysa almış olduğu bir kararı o günün koşulları içerisinde değerlendirmek, o koşullar içerisinde alternatifi düşünmek bile zahmet geliyor bizlere bugünün özgür ortamında.


Bir sohbetimiz esnasında 1974 Yunan darbesi sonrasında Cumhurbaşkanlığı'na neden sahip çıkmadığını sorgulamıştım daha genç yaşlarımda. O gün verdiği cevap, bugünün taze tartışmalarına da ışık tutuyor aslında. Ada üzerinde iki ayrı demokrasi vardı. Onların seçtiğine biz, bizim seçtiğimiz yerlerde onlar vekalet veremezdi. Ada üzerinde iki ayrı unsur olarak dünya gözünde de kabul görmemizin ana unsuru uluslararası anlaşmalarla da teyit edilmiş iki ayrı demokrasinin varlığı ve bu iki ayrı demokrasi vasıtasıyla hayatlarını idame ettiren iki ayrı unsur. O günlerde 'iki ayrı cemaat', Denktaş ile bugün geldiğimiz noktada iki ayrı halk.'

Bugün, Rum tarafının 'tek halk, tek egemenlik' hedefine uygun olarak önümüze getirilen ve maalesef sonradan paketlenerek Türk önerisi haline dönüştürülen 'çapraz oy' kavramının, ayrı varlığı zaman içerisinde ortadan kaldırmaya yönelik en önemli tehdit olduğunu vurgulayan Serdar Denktaş, 'Dr. Küçük ve Denktaş'ın önderliğinde, azınlık statüsünden önce cemaat, sonra halk seviyesine ulaşmış olan biz Kıbrıs Türklerini yeniden azınlık durumuna dönüştürme hedefinin önünde duran en büyük engeldir Denktaş ve onun öğretileri. Bugün, bir tarih oluşturarak harcanan bir ömrü irdelediğimiz bu günde, iyi yönetmesek de, dünya kabul etmese de, bizim olan devletimize sahip çıkacağımız mesajını vermemiz, genç neslin bu ülküye inanması sanırım bir tarihe harcanan bir ömre gösterilebilecek en büyük vefa olur' dedi.
Serdar Denktaş, babası Rauf Denktaş'ın en büyük üzüntüsünün gençlerin devlete sahip çıkmaması olduğunu da vurguladı.


Denktaş’ın esperili bir kişiliğe sahip olduğunu, sıkıntılarından sıyrılmak için fotoğraf çektiğini anımsatan Serdar Denktaş, babasıyla ilgili şu anılarını anlattı.
“Ara bölgede Annan Planı tartışmalarının gergin ortamında görüşmeler devam ederken havanın çok sertleştiği bir anda verilen ara esnasında cebinden küçük kamerasını çıkartarak Papadopulos’un resmini çekti. Papadopulos hiç beklemediğimiz bir şekilde itiraz etti resminin çekilmesine. Biz donmuş durumdaydık. Böyle bir tepki beklemiyorduk çünkü. Niye diye sordu Denktaş. Ben eski inançları olan birisiyim dedi Papadopulos. Resmim çekildiğinde ruhumun kameraya hapsedildiğini düşünürüm dedi. Babamdan cevap gecikmedi. Ne yalancısın, seni sigara içerken çektim, karından korktuğun için çekmemi istemedin, ama onu da itiraf etmeye korkuyorsun deyince Papadopulos dahil hepimiz gülmeye başladık. O gerginlik içerisinde De Soto'nun şaşkın bakışlarını unutmak mümkün değil. Az önce fırsat bulsa birbirini dövecek ikili ekip hep birlikte kahkaha atmaktaydı. Bu durum, olayı izleyen yabancıların kolay kolay anlayabileceği bir şey değildi. Tüm yabancı gözlemciler, Denktaş'ın bu tür tavırlarıyla ilgili bilgi sahibi olmasına rağmen, benzeri olayları her yaşadıklarında hayret ve takdirlerini gizlemeyi hiç başaramamışlardı.


Holbrooke'un, özel temsilci olarak adaya ilk ziyareti olacaktı. Ünü adaya kendisinden önce gelmişti. Karşısındakini rahatlıkla etki altına alabilen, herkese yukardan bakan bir karakteri vardı. Gelen bilgiler Denktaş'ın Holbrooke karşısında zorlanacağı doğrultusundaydı. Nihayet beklenen an geldi ve Holbrooke adaya gelerek Denktaş'ı Cumhurbaşkanlığı'nda ziyaret etti. Ben kendisini Dışişleri Bakanı olarak odaya aldım ve biraz sonra odaya Denktaş girdi. Elinde rulo halinde bir kağıt. İlk hoşbeşten sonra Holbrooke'a dönerek tam adınızı alabilir miyim diye sordu. Holbrooke tam adını söyleyerek ardından da sebebini öğrenmek istediğini söyledi. Cevap gene ilginçti; 'Bu elimdeki kağıtta bugüne kadar önümden geçen özel temsilcilerin ve Genel Sekreterlerin adı yazılıdır sırayla. En altına da sizin adınızı yazacağım' diyerek rulo kağıdı açmaya başladı. O odaya büyük bir hava ile giren Holbrooke o an çetin bir cevizle karşı karşıya olduğunu anlamış ve zaten kısa bir süre sonra da görevi iade etmişti.'


Rauf Denktaş'ın kendisinin gurur duyduğu babası olduğunu vurgulayan Serdar Denktaş, 'Bu Denktaş, Kıbrıslı Türkün dik duruşunun temsilcisi bir Kıbrıslı Türk. Bu Denktaş; işte hepimizin gururu.

Gerginliği istediği an yumuşatabilecek kabiliyete sahip, karşısındakinde ister istemez saygı uyandıran, davasına yönelik tehdide karşı sert, ama kendi içinde yumuşak, sevecen, esprili, şefkatli bir baba' dedi.


Babasının bu yıl 24 Mayıs'ta rahatsızlandığını anımsatan Serdar Denktaş, bu süre içinde babasının üç kez ölümden döndüğünü, direnciyle herkesi defalarca şaşırttığını söyledi.

Serdar Denktaş şöyle devam etti: 'Solunum cihazına takılı olduğu günlerde çok zor bir gece geçirmiştik. Sabah erken saatlerde odasına girdiğimde ağzında solunum boruları ile dimdik otururken kendisini gördüğümde parlayan gözlerle yüzüme bakarak 'bunu da yendim' der gibiydi. En halsiz halinde 'Hristofyas ile Eroğlu bugün görüştü, sonucunu öğrenmek ister misin' diye sorduğumda nasıl bir anda canlandığını gördüm. Ankara'da olduğumuz günlerde sıkıldığını görünce 'ne yapmak isterisin' diye sordum. 'Burası da vatan orası da vatan. Ama memleketime gitmek isterim' dediğinde bunu biran önce yapmamız gerektiğine inandım. Bugün çok şükür kendi evinde, kah masasında kah oturma odasında torunları ile, sevenleri ile konuşuyor ve yine esprilerini yapıyor.'

'HER GÜN BİZİM İÇİN ALLAH'IN BİR LÜTFÜ, BİR HEDİYESİDİR'

Babasının 'Hz Ezraili gücendirdim herhalde çoktandır uğramıyor diyerek' haftada bir gün bölgeleri gezmek istediğini anlatan Serdar Denktaş, 'Bunun için Allah'a şükrediyoruz. Onun yaşadığı her gün bizim için Allah'ın bir lütfü, bir hediyesidir' dedi.

Babasını bir haftalık aradan sonra Ankara'da ziyarete gittiğinde, 'nasıl gider memleket' diye sorunca sıkıntıların giderek büyüdüğünü anlattığını, babasının da kendisine ne yapacağımı sorduğunu ifade eden Serdar Denktaş şöyle devam etti:

'Bakacağız' dedim. O da bana 'bakmak için gezmek, gezerken görmek ve insanların derdini anlamak lazım oğlum' demişti. İşte Denktaş'ı lider yapan özelliği bu sözlerin arasında yatıyor. İnsanıyla iç içe, insanını anlayarak yürütülen bir dava, insanını kendi yanına alarak yürünülen bir yol.

'Babam hayattayken, onun bir tarih yazarak geçirdiği ömrünü genç nesillerle paylaşarak, belki hep birlikte ona olan borcumuzu ödüyoruz' diyen Serdar Denktaş, konuşmasını şöyle bitirdi:

'Canım babacığım, bütün çocukların ve torunların adına konuşuyorum. Hepimiz seni çok seviyoruz. Kendi çocukların kadar değer verdiğini bildiğim Kıbrıs Türk halkı, Anadolu'daki kardeşlerimiz, hepimiz seninle gurur duyuyoruz. Devlet kurmuş bir insanın evlatları olarak, bu devletin sonsuza dek yaşaması için mücadeleden asla yılmayacağımızı bilmeni istiyoruz.'

EROĞLU

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da etkinlikte yaptığı konuşmada, etkinliğin isminin çok güzel seçildiğine işaret ederek, Denktaş'ın büyük ve kutsal bir mücadele vererek bir devlet yarattığını vurguladı.

Gençlik yıllarında Doktor Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve Osman Örek'in isimlerini duyarak büyüdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu,'Aramızda olmayan rahmetlik Küçük ve Örek'i anarken, her zaman saygıyla baktığımız, sevdiğimiz Sayın Rauf Denktaş'a çok daha sağlıklı günler diliyor, bunun olması için duacı olduğumuzu vurguluyorum. Sayın Rauf Denktaş, yaşarken tarih olmuş müstesna kişilerden biridir' dedi.


'ONUNLA ÇALIŞMAK, RAKİP OLMAK,YAŞAMIM BOYUNCA TATTTIĞIM EN BÜYÜK ONUR'

Uzun yıllar Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'la milletvekili ve Başbakan olarak çalıştığını anımsatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, kimi zaman rakip olduklarını ancak, onunla çalışmanın, ona rakip olmanın kendisi için yaşamı boyunca tattığı en büyük onur olduğunu vurguladı.

'ÇOK UYUMLU BİR CUMHURBAŞKANI - BAŞBAKAN İLİŞKİSİ SÜRDÜRDÜK'

Sanılanın aksine çok uyumlu bir Cumhurbaşkanı - Başbakan ilişkisi sürdürdüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 'Zaman zaman problemlerimiz, görüş ayrılıklarımız olmadı değil, ama biz hiç bir zaman bir birimize saygısızlık yapmadık' dedi.
Yaşadıkları ve izlenimleri ışığında Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın özelliklerine değinen Cumhurbaşkanı Eroğlu şöyle devam etti:
'Bana göre Sayın Denktaş'ın en önemli yönü inanmışlığıdır. Sayın Denktaş, kendini Kıbrıs Türk halkının çok haklı olan özgürlük mücadelesine adamış bir avukat idi. Haklı davasında hem halkına inanıyor hem de Anavatan Türkiye'ye müthiş derecede güveniyordu. Onun daima Anavatan Türkiye'yi gözeten, Anavatan Türkiye'yi hangi koşulda olursa olsun koruyan, kollayan tutumu sanıldığı veya dar bir zümrenin iddia ettiği gibi Kıbrıs Türkü için bir sıkıntı değil, tam aksine başarının asıl sebebidir.'

Kendisinin Denktaş'ın bu tutumunu iyi anlayan ve benimseyen bir politikacı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, onun da belirttiği gibi, Kıbrıs Türk halkı için Anavatan Türkiye ile el - ele, gönül - gönüle yürümek, kardeşlik havasını, karşılıklı sevgi - saygıyı bozmamanın gelecek açısından büyük önem taşıdığına inanç belirtti.


Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın diğer bir önemli özelliğinin ise, okuma ve yazma konusundaki yüksek performansı olduğuna dikkat çeken Derviş Eroğlu, 'Kıbrıs konusunda ne yazılmış çizilmişse, kim bir fikir ortaya koyuyorsa beğensin ya da beğenmesin kendisinin hoşuna gitsin ya da gitmesin okuyor ve bizlere inanılmaz bir berraklıkla aktarıyordu' dedi.


'YAŞARKEN TARİH OLAN KİMSELERDEN BİRİ'

Denktaş'ın kitaplar, şiirler, devlet arşivlerine de giren çokça notlar yazıp, raporlar verdiğini söyleyen Eroğlu, Denktaş'ın yaşarken tarih olan kimselerden biri olduğunu vurguladı.
Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın İkinci Dünya Savaşı koşullarından başlayarak günümüze kadar gelen çok önemli bir sürecin tanığı, yaşayanı, belki de en önemli şekillendiricilerinden biri olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şöyle devam etti:

'Bana göre Sayın Denktaş'ın Kıbrıs Türkleri'nin yaşamları için aldığı çok önemli kararlar vardır, ama bunlardan beşini diğerlerinden ayrı tutmak ve çok ayrı bir ehemmiyet göstermek durumundayız.


Bunlardan biricisi, Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs meselesinin içine çekilmesi için gösterdiği gayretler. İkincisi TMT'nin kurulması ve Kıbrıs Türkleri arasında doğabilecek muhtemel liderlik kavgaları nedeniyle TMT'nin başına Anavatan Türkiye'den bir komutan getirilmesi konusunda ısrar etmesi. Üçüncüsü 1963'te Makarios'un Anayasal değişiklikler oyununa gelmemesi. Dördüncüsü 15 Temmuz 1974 Rum - Yunan darbesi sonrasında Türkiye'nin Ada'ya askeri müdahalesi için etkin çaba göstermesi. Beşincisi de Rum tarafının üniter Devlet ısrarı karşısında 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilan edilmesi için gösterdiği dirayetli duruş.'


'DENKTAŞ ATEŞTEN GÖMLEK GİYENLERİN EN ÖNDE GELENİYDİ'

Bugünün politik koşulları ile dünün koşullarının çok farklı olduğunu, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın politika yapmaya başladığı 1950'li yılların bambaşka olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, o yıllarda politika yapmanın 'ateşten gömlek giymek' olduğunu söyledi. Eroğlu, 'Denktaş ateşten gömlek giyenlerin en önde geleniydi' dedi.

'İngiliz Koloni İdaresi'nde savcılıkla başlayan bir yaşam serüvenin, toplum liderliği, Cemaat Meclisi Başkanlığı ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanlığı, kısa sürse de Parti Başkanlığı, Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanlığı, Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanlığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başkanlığı ile devam etmesi başlı başına bir tarih, inanılması güç bir romandır' şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Denktaş'ın Kıbrıs Türk halkına çok şey verdiğini, her şeyden önce Kıbrıslı Türkleri toplum olma noktasından alarak, halk olma noktasına getirdiğini vurguladı. Eroğlu şöyle dedi:


'Bize öğretmenlik, liderlik yaptı. Pek çoğumuz, tarihimizi, hakkımızı, hukukumuzu ondan öğrendik. Davamızı nasıl savunacağımızı yıllarca onun söylemlerinde, demeçlerinde bulduk. Devlet olmanın önemini, ne anlama geldiğini o bize anlattı. Hükümet başkanı olarak da pek çok konuda bize yardımları oldu. Biz yıllarca Sayın Denktaş'ın kazanması, liderimiz olarak bize yön vermesi için çaba harcayan politikacılarız. Onun gösterdiği yolun doğru yol olduğuna güvendik. Kıbrıs konusunda nerdeyse yüzde yüz örtüşen görüşler taşıdık, savunduk. Ben hiç bir zaman Sayın Denktaş'ı Kıbrıs konusunda arkadan hançerlemedim, ona oyun oynamaya çalışmadım.'

Meşhur mesele olan ' bir karış toprak verilmez' olayında Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'la beraber olduklarını ve o sözlerin Güzelyurt için söylendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, 'Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da, son KKTC ziyareti öncesinde gazetecilere Güzelyurt'un verilmesi gibi bir durumun artık gündemlerinde olmadığını vurgulamıştır' dedi.

'KIBRIS KONUSUNDA HATA YAPMA ŞANSINIZ YOKTUR, YAPARSANIZ DÜZELTMENİZ YİNE ÇOK CANLARA MAL OLABİLİR'

Pek çok tarihi kavşakta Denktaş'a çok önemli destekler verdiklerini ifade eden Eroğlu, şöyle konuştu:

'Örneğin Cuellar Belgesi'nde, Gali Fikirler Dizisi'nde ve son olarak Annan Planı sürecinde. Yine bu gibi süreçler yaşansa, yine aynılarını yapar mıydık? Evet ben yaparım. Kıbrıs konusunda hata yapmadığıma yürekten inanıyorum. Şu lafı pek çok kez söyledim; 'Başka konularda hata yapma şansınız var, tedbir alır düzeltirsiniz. Ama Kıbrıs konusunda hata yapma şansınız yoktur, yaparsanız, düzeltmeniz yine çok canlara mal olabilir.'


Konuşmasının sonunda Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ı halkın asla unutmayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 'Sen her 'Ne Mutlu Türküm' diyenin gönlünde bir özgürlük mücadelesi kahramanı, bir devlet adamı olarak yaşayacaksın. Sen vatanını seven, bu topraklara aşık, güven içinde, egemen bir şekilde bu topraklarda yaşamını sürdürmek isteyen her Kıbrıs Türkü için bir sembol olarak hep bu halkla birlikte var olacaksın' dedi.


KURUCU CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, milli mücadele yıllarının anlatıldığı belgesel sonrasında ekrandan yaptığı konuşmada, 197 günlük hastalık sürecinde kendisini arayıp destek olan, kendisi için dua eden herkese teşekkür ederek, Kıbrıs Türk halkının sevgisinin kendisine moral verdiğini, motivasyonunu arttırdığını söyledi.

YDÜ Hastanesi'nin hizmetlerinden de gurur duyduğunu dile getiren Rauf Denktaş, hastalığı süresince kendisini iyileştirmek için uğraşan tüm hastane yetkilileri ve üniversite yönetimine de teşekkür etti.


Kıbrıs Türk halkına devletine sahip çıkması için çağrıda bulunan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 'Devletsiz kalmak her şeyiyle aciz kalmak demek, başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir, ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türk halkı, Türk milletinin ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır' dedi.

Kıbrıs Türk halkını kurtarmak için verilen mücadelenin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, bu mücadelenin yeni nesillere anlatılmasının herkesin vatan borcu olduğunu söyledi.

'DEVLET DEMEK HÜRRİYET DEMEKTİR'

Kıbrıs Türk halkının geleceğe bakarak, geçmişte yaşananların yaşanmaması için dik durması, Türklüğüyle gurur duyarak, Atatürk İlkeleri'nden taviz vermemesi gerektiğini söyleyen Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Devlet demek hürriyet demektir, dimdik ayakta durup, kimsenin boyunduruğu altına girmemek demektir. Bağımsızlığınızdan asla vazgeçmeyin' dedi.
Müzakere masasında bunların bilinciyle oturulması gerektiğini, Maraş, Güzelyurt ve Karpaz yarımadası konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, 'Karpaz stratejik bakımdan çok önemli bir bölge. Asla taviz verilmeyeceğini herkesin bilmesi gerek' şeklinde konuştu.

'Kimse bizi bu yurttan, vatandan mahrum edemez' diyen Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Anavatan Türkiye'ye güvenmesini istedi.


'Anavatana gelecek her zarar, bize de zarar verecektir' şeklinde konuşan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının kimseye muhtaç olmadan yaşama, her zorluğun üzerinden gelecek gücü olduğunu kaydetti.


Denktaş, KKTC Devleti'nin bir evlat gibi olduğunu, bu evladı yaşatmak gerektiğini, ona zarar vermeye çalışan herkese 'dur' demenin tüm Kıbrıslı Türklerin görevi olduğunu vurguladı.

Etkinliğin sonunda, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Çocuk Onkoloji Hastanesi'nin yapımı için Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından başlatılan 50+ projesine kendi safari gömleğini bağışladığı açıklandı.

KORTAY

Gömleği teslim almak için etkinlikte bulunan Genel Orta Eğitim Dairesi Mehmet Kortay yaptığı konuşmada, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'a yaptığı bağış için teşekkür etti.
Projenin Çocuk Onkoloji Hastanesi'nin yapımı için başlatıldığını anlatan Kortay, Nisan 2012'de düzenlenecek bir etkinlikte gömleğin açık arttırmayla satışa sunularak, elde edilecek gelirle hastanenin yapımına başlanacağını söyledi.

Etkinlik sonunda Denktaş'ın fotoğraflarından oluşan sergi ziyaret edildi.

 
23 Aralık 2011 Cuma 21:12
Okunma: 784
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)