Ana Sayfa » Kıbrıs » 20 Temmuz Kutlamaları Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Konuşmasıyla Başladı...

20 Temmuz Kutlamaları Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Konuşmasıyla Başladı...

Cumhurbaşkanı Brtk'de Yaptığı Konuşmada Vurguladı:.

 
 
20 Temmuz Kutlamaları Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Konuşmasıyla Başladı...

"KIBRIS TÜRK HALKI ULUSAL VE DİNİ KİMLİĞİNİ KORUYARAK DİRENMESEYDİ, RUM -YUNAN İKİLİSİ BAŞARILI OLACAK VE ADA DAHA 1950'Lİ YILLARDA YUNANİSTAN'IN EGEMENLİĞİNE GİRECEKTİ... 20 TEMMUZ BARIŞ HAREKÂTI OLMASAYDI KIBRIS DA GİRİT, RODOS GİBİ BİR YUNAN ADASI OLACAKTI..."

"TÜRKİYE'DEN KKTC'YE BORULARLA SU GETİRİLMESİNİ ÖNGÖREN BARIŞ SUYU PROJESİ KIBRIS KONUSU AÇISINDAN DA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR"

"BUGÜN ÜLKEMİZDE EKONOMİK DÜZENLEMELERİ DEĞERLENDİRİRKEN, GEREK AVRUPA'DA GEREKSE BÖLGEMİZDE EKONOMİK ANLAMDA YAŞANAN GELİŞMELERİ DE DİKKATE ALMALIYIZ."

"KIBRIS TÜRKÜ'NÜN GELECEĞİ YATIRIMLARDA, ÜRETİMDE, ÜNİVERSİTELERDE, TURİZMDE VE TİCARETTEDİR"

"BM GENEL SEKRETERİ'NİN EKİM AYINA DEK YOĞUNLAŞTIRILMIŞ MÜZAKERELER YAPILMASI TALEBİNİ MEMNUNİYETLE KARŞILADIK"

"TAVRIMIZ NETTİR; BİZ DE, ANAVATAN TÜRKİYE DE MÜZAKERELERİN YILSONUNA KADAR BAŞARIYLA TAMAMLANMASI VE 2012'NİN İLK AYLARINDAN İTİBAREN REFERANDUMLARIN YAPILMASI GEREKTİĞİNİ VE BUNUN MÜMKÜN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ"

"BİZİM GÖRÜŞÜMÜZ AÇIKTIR: KIBRIS'TA ŞU ANDA VAR OLAN GERÇEKLERDEN HAREKETLE, İKİ HALKIN EŞİTLİĞİNE, EGEMENLİĞİNE DAYALI, İKİ BÖLGELİLİKLE, ANAVATAN TÜRKİYE'NİN ETKİN VE FİİLİ GARANTİSİNİN SULANDIRILMAYACAĞI BİR ÇÖZÜM"

CUMHURBAŞKANI KONUŞMASINDA 20 TEMMUZ BARIŞ HAREKÂTI SIRASINDA KIBRIS TÜRKÜ'NÜN LİDERİ OLAN KURUCU CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ'A ACİL ŞİFALAR DİLEDİ VE TEŞEKKÜR ETTİ

Lefkoşa, 19 Temmuz 11 (T.A.K): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk halkı, ulusal ve dini kimliğini koruyarak direnmeseydi, Rum - Yunan ikilisinin başarılı olacağını ve adanın daha 1950'li yıllarda Yunanistan'ın egemenliğine girmiş olacağını vurgulayarak, "20 Temmuz Barış Harekâtı olmasaydı Kıbrıs da Girit, Rodos gibi bir Yunan adası olacaktı" dedi.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde, bugün saat 12.00'de, BRTK'dan halka hitap eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Türkiye'den KKTC'ye borularla su getirilmesini öngören ve çalışmaları devam eden Barış Suyu Projesi'nin Kıbrıs konusu açısından da büyük önem taşıdığına işaret etti.

Anavatan Türkiye'nin, şu anda dünyanın en hızla büyüyen ekonomilerinden birine sahip bulunduğunu, oysa daha 8 - 10 yıl önce ciddi sıkıntılar yaşandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, bugün, KKTC'de çeşitli alanlarda yürürlüğe konulan ekonomik düzenlemeleri değerlendirirken, gerek Avrupa'da gerekse bölgede ekonomik anlamda yaşanan bu gelişmeleri de dikkate almak gerektiğini söyledi.

Eroğlu, "Daha önce dikkati çektiğim üzere Anavatan Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su getirilmesi projesinin sonuçlanması bizler için çok önemli sıçramalar yaratacaktır. Buna Anavatan Türkiye'den elektrik enerjisi eklenmesi ile bütün dengeler değişecek, bütün hesaplar farklılaşacaktır" dedi.

Kıbrıs Türkü'nün geleceğinin yatırımlarda, desteklenen üretimde, üniversitelerde, turizmde ve ticarette olduğunu kaydeden Eroğlu, Kıbrıs konusunda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Ekim ayına dek yoğunlaştırılmış müzakereler yapılması talebini memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle dedi:

"Tavrımız nettir; Biz de, Anavatan Türkiye de müzakerelerin yılsonuna kadar başarıyla tamamlanması ve 2012'nin ilk aylarından itibaren referandumların yapılması gerektiğini ve bunun mümkün olduğunu düşünüyoruz. Rum tarafının, Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını üstleneceği 2012 Temmuz ayı hedeflenirse, gelecek yılın başından itibaren dönem başkanlığı garantilenmiş olan muhataplarımızdan ihtiyaç duyulan esnekliği beklemek hayal olacaktır..."

Eroğlu, Kıbrıs'ta şu anda var olan gerçeklerden hareketle, iki halkın eşitliğine, egemenliğine dayalı, iki bölgelilikle, Anavatan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmayacağı bir çözüm istediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, sözlerinin sonunda, şu anda Ankara'da tedavisi süren 20 Temmuz Barış Harekâtı sırasında Kıbrıs Türkü'nün lideri olan, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a acil şifalar diledi ve "en samimi teşekkürlerini" ifade etti.

CUMHURBAŞKANI'NIN MESAJI

Cumhurbaşkanı'nın mesajı şöyle:

"Sevgili kardeşlerim,

Pek muhterem Kıbrıs Türk Halkı,

Bir yıl daha geride kaldı ve 20 Temmuz 1974 sabahı başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 37'nci yılına erdik...

BARIŞ HAREKÂTI BİZ KIBRIS TÜRKLERİ İÇİN YENİDEN DOĞUŞ VEYA YAŞAMA DÖNÜŞ DEMEK

Barış Harekâtı, biz Kıbrıs Türkleri için yeniden doğuş veya yaşama dönüş anlamı taşımaktadır.

Barış Harekâtı, soydaşlarının haklarını her ne pahasına olursa olsun çiğnetmeyen, haklıların ve mazlumların hamisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anadolu'daki kardeşlerimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır.

Eğer Kıbrıs Türk Halkı ulusal ve dini kimliğini koruyarak ailesi, vatanı, bayrağı, ulusu için adayı Yunanistan'a bağlamak için siyasi ve askeri harekete geçenlere karşı direnmeseydi, Rum-Yunan ikilisi başarılı olacak ve ada daha 1950'li yıllarda Yunanistan'ın egemenliğine girecekti.

20 Temmuz Barış Harekâtı olmasaydı Kıbrıs da Girit, Rodos gibi bir Yunan adası olacaktı...

Kıbrıs Yunan adası olsaydı bugün Anavatanımız Türkiye, Akdeniz'e çıkamayacak duruma gelecek, çok ciddi tehditlerle karşı karşıya kalacaktı.

Anavatan Türkiye tarihi sorumluluklarını yerine getirerek haklı olduğu Kıbrıs davasında gereken adımları atmasaydı, bugün lider ülke Türkiye'den değil komşularına karşı boynu bükük, dış tehditlere boyun eğmeye hazır Türkiye'den bahsedilecek ve bu bizlere büyük acı verecekti.

'20 Temmuz Barış Harekâtı olmasaydı ne olurdu' sorusunun doğru yanıtını bilmek bu topraklarda egemen olarak, güven ve özgürlük içinde yaşamak isteyen her Kıbrıs Türkü'nün görevidir.

Elbette gülecek, eğlenecek, yaşamın tadını çıkaracağız ama bunların yanı sıra tarihi öğrenmemiz, bilinçlenmemiz de zaruridir.

Tabii bu noktada herkese ve özellikle medyamıza, üniversitelerimize, öğretmenlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, sendikalarımıza, siyasi partilerimize kısacası toplumun her kesimine tarihi gerçeklerin anlaşılmasında büyük görevler düşmektedir.

Değerli kardeşlerim,

ERDOĞAN; BAYRAM COŞKUMUZA KATILMAK ÜZERE BUGÜN ARAMIZDA OLACAK

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı coşkuyla kutlayacağız.

Anavatan Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; bayram coşkumuza katılmak, Anavatan Türkiye'deki kardeşlerimizin selam, sevgi ve desteklerini iletmek üzere bugün aramızda olacak...

Kendisine şimdiden hoş geldiniz diyor, bu vesile ile kimsenin Anavatan Türkiye - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birlikteliğini, birliğini, dirliğini bozamayacağının altını çiziyorum.

BARIŞ SUYU PROJESİ

7 Mart 2011 tarihinde Anamur'da Alaköprü Barajı'nın temel atma töreninde yaptığım konuşmada Anavatan Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a deniz altından geçirilecek borularla su getirilmesi projesinin ekonomik, siyasal ve sosyal önemine dikkati çekerek şunları vurgulamıştım:

'Pek çok Anavatan yetkilisi Türkiye'den Kıbrıs'a su getirilmesi üzerinde önemle durmuştur, ama Sayın Erdoğan'ın bu projeye verdiği ağırlığın altını çizmek istiyorum.

Barış Suyu Projesi Kıbrıs konusu açısından da büyük önem taşıyor.

Proje masada elimi güçlendirecek.

Bu projeyle, Anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türk Halkı arasında var olan bağlar daha da sağlamlaşacak.

Barış Suyu Projesi, Türkiye'nin dünyadaki güçlü konumunu daha da ileri taşıyacak'.

Sayın Erdoğan'ın aradan dört buçuk ay geçtikten sonra adamıza gelmesi atılan adımlara, yaşanan gelişmelere ve Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında büyük anlam taşıyor.

Anamur'daki konuşmasında, 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı soydaşımız, akrabamız, kardeşimiz olmanın yanında hiç tartışmasız bizim göz bebeğimizdir. Yüreğimizin, kalbimizin bir parçasıdır.Bu büyük projeyle Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını bir kez daha güçlü şekilde tüm dünyaya ilan ediyoruz' diyen Sayın Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelmesi başlı başına bir olay ve daha başlangıcında herkese önemli mesaj verir niteliktedir.

Sevgili Kıbrıs Türk Halkı,

Hepimizce malumdur ki biz bugünlere Anavatan Türkiye ile birlikte geldik.

Acıları birlikte paylaştık, yokluklara, sıkıntılara birlikte göğüs gerdik.

Kıbrıs Türk halkı Kurtuluş Savaşı'nı büyük bir dikkatle izledi, gücünün yettiği ve imkân bulduğu oranda destek verdi.

Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türk Halkı'nı çıktığı varoluş ve özgürlük mücadelesinde yalnız bırakmadı.

Mücahit ve Mehmetçik omuz omuza mücadele etti ve 20 Temmuz Barış Harekâtı ile güneşli, aydınlık günlere erdik.

Sonra Kıbrıs'ta bir anlaşma sağlanması çabalarımız başladı.

Rumların bu süreci Kıbrıs Türkü'nü 1974 öncesine döndürme gayesine ermek için kullanmaya kalkıştığı her noktada biz direndik, Anavatan Türkiye destekledi.

Devletimizi, Anavatanımız Türkiye ile birlikte kurduk.

Ambargolara, izolasyonlara rağmen 1974 öncesinde ve hemen sonrasında eksilerde bulunan ekonomimizi birlikte önemli noktalara getirdik.

Sıfır noktasından bölgenin kişi başına düşen geliri en yüksek ülkelerinden biri haline siz halkımızın çalışkanlığı, bilgisi, kültürü ve Anavatan Türkiye'nin desteği ile geldik.

6 üniversitemizi kurmayı ve geliştirmeyi Anavatan Türkiye ile birlikte başardık.

Yeterli mi?

Hayır değil.

Daha ileride olmalıyız.

Sorunlarımızı aşmalı ve daha güzel günlere ulaşmalıyız.

Burada hepimize önemli görevler düşmektedir.

Gerçekleri bilmeli, çağımızı doğru okumalı, sadece bugünleri değil yarınları da düşünerek hareket etmeliyiz.

DİYALOĞA ÖNEM VERMELİYİZ

'Ben' değil, 'biz' diyebilmeli, bir birimizi anlamaya, diyaloğa önem vermeliyiz...

Ve en önemlisi kendimize, Anavatanımız Türkiye'ye inanmalı, güvenmeliyiz.

Ben eminim ve hem Kıbrıs Türk Halkı'na hem de Anavatan Türkiye'ye inanıyor, güveniyorum.

Çok daha güzel yarınlar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'mizin olacaktır.

Anavatan Türkiye şu anda dünyanın en hızla büyüyen ekonomilerinden birine sahip.

Oysa daha 8 - 10 yıl önce ciddi sıkıntılar yaşanıyordu.

Ama doğrular yapılmaya başlanınca sıkıntılar geride kaldı. Bugün Avrupa'nın pek çok ülkesinde kamu sektöründe ciddi ekonomik tedbirler yürürlüğe konulmakta, kamu harcamaları kısılmaktadır. Bugün en yakın komşumuz Güney Kıbrıs ekonomisinde çok kısa süre önce alınan tedbirler toplumun her kesiminin fedakârlık göstermesini gerekli kılan düzenlemelerdir. Bugün ülkemizde çeşitli alanlarda yürürlüğe konulan ekonomik düzenlemeleri değerlendirirken, gerek Avrupa'da gerekse bölgemizde ekonomik anlamda yaşanan bu gelişmeleri de dikkate almalıyız.

Daha önce dikkati çektiğim üzere Anavatan Türkiye'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne su getirilmesi projesinin sonuçlanması bizler için çok önemli sıçramalar yaratacaktır.

Buna Anavatan Türkiye'den elektrik enerjisi eklenmesi ile bütün dengeler değişecek, bütün hesaplar farklılaşacaktır.

Kıbrıs Türkü'nün geleceği yatırımlarda, desteklenecek üretimde, üniversitelerde, turizmde ve ticarettedir.

Bunların gelişmesiyle birlikte her alanda kalkınma katlanarak artacaktır.

Böylesi bir süreç Kıbrıs sorununun bir sonuca bağlanmasına da bizim lehimize önemli katkı yapacaktır.

Değerli kardeşlerim,

KIBRIS MÜZAKERELERİ

Hazır söz Kıbrıs konusundan açılmışken bir kez daha kısaca şu noktaların altını çizmek istiyorum.

7 Temmuz'da Cenevre'de üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs konusundaki üçlü zirvede yeniden bir anlaşma istencimizdeki samimiyeti ortaya koyduk.

Rum tarafının ayak sürümelerinin önündeki tüm bahaneleri ortadan kaldırmak ve onları müzakereye zorlamak gayreti içinde olduk.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Ekim ayına dek yoğunlaştırılmış müzakereler yapılması talebini memnuniyetle karşıladık.

Tavrımız nettir; Biz de, Anavatan Türkiye de müzakerelerin yıl sonuna kadar başarıyla tamamlanması ve 2012'nin ilk aylarından itibaren referandumların yapılması gerektiğini ve bunun mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Rum tarafının Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını üstleneceği 2012 Temmuz ayı hedeflenirse, gelecek yılın başından itibaren dönem başkanlığı garantilenmiş olan muhataplarımızdan ihtiyaç duyulan esnekliği beklemek hayal olacaktır.

Bunun için zaman da, gerekli zemin de var.

Yeter ki Rum tarafı hayallerinden arınsın ve Kıbrıs Türk tarafı ile eşit olduğunu idrak etsin.

Bizim görüşümüz açıktır: Kıbrıs'ta şu anda var olan gerçeklerden hareketle, iki halkın eşitliğine, egemenliğine dayalı, iki bölgelilikle, Anavatan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmayacağı bir çözüm istiyoruz.

Kıbrıs'ı bölge için örnek teşkil edecek bir barış ve refah adası haline getirmekten yanayız.

Rum kesiminde yaşanan son patlama da göstermiştir ki bu güzel adayı barut fıçısı haline getirmek doğru değildir.

Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ı ayıran değil birleştiren bir yer olmalı.

Burada kurulacak bir ortaklık devleti, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin geliştirilmesine de örnek teşkil etmeli.

Ama ne yazık ki Rum tarafı hala bizim uzattığımız dostluk ve barış elini tutmamaktadır.

Hâlâ bize ambargolar uygulanmakta, Avrupa Birliği'nin Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nü onaylaması bile engellenmektedir.

Oysa son yaşanan acı olaylardan sonra Rum tarafına elektrik teklif ettiğimizi ve bir süredir elektrik enerjisi vermeye başladığımızı biliyorsunuz. Kıbrıs Türk halkı insancıl konular söz konusu olduğunda üzerine düşeni yapmayı ve işe siyaset karıştırmadan hareket etmeyi bilmektedir. Bu adımımızın iki taraf arasında yakınlaşmaya neden olmasına ve kapsamlı çözümü beklemeden başka alanlarda somut işbirliği alanlarının gelişmesine vesile olmasını diliyorum.

Geçen hafta Brüksel'e yaptığım ziyarette işte bunları dile getirdim.

Eminim ki bizi anlıyorlar, haklılığımızı görüyorlar ama maalesef Rum tarafının engellemesi nedeniyle istediğimiz adımları atamıyorlar.

Ancak biz ısrarlı gayretlerimizi sürdüreceğiz.

Nihai ve şaşmaz hedefimiz Kıbrıs Türk Halkı'nın Kıbrıs adasında kendi kendini idare ederek refah ve mutluluk içinde yaşaması olarak hep kalacak ve yolumuzda yürüyeceğiz.

Asla 20 Temmuz güneşinin aydınlattığı yolumuzun karanlıklarda kalmasına izin vermeyeceğiz.

Değerli kardeşlerim,

Sözlerimin sonuna gelirken şu anda Ankara'da tedavisi süren 20 Temmuz Barış Harekâtı sırasındaki liderimiz, Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Denktaş'a acil şifalarımızı ve en samimi teşekkürlerimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.

20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı merhum Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'a, bugün aramızda olmayan komutanlarımıza, şehit düşen Mehmetçik ve mücahitlerimize Allah'tan gani gani rahmet diliyor, kendilerini şükranla anıyorum.

Gazilerimize bir kez daha en derin saygı ve sevgilerimizi sunuyorum.

Barış ve Özgürlük Bayramı siz değerli halkımıza, büyük Türk milletine kutlu olsun...

Bayram coşkunuz doruklarda yarınlarınız aydınlıklarda olsun...

Sizleri sevgiyle, muhabbetle kucaklıyorum benim değerli vatandaşlarım, kardeşlerim..."

(HÖ/SEL)

 
19 Temmuz 2011 Salı 15:05
Okunma: 470
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)