Ana Sayfa » Türkiye » 2011 Ab İlerleme Raporu...

2011 Ab İlerleme Raporu...

Bağış: "Türkiye-ab İlişkilerini Tıkayan Alanlarda Avrupa Birliği'nin Statükocu Bir Tablo Çizdiğini Görüyoruz".

 
 
2011 Ab İlerleme Raporu...

İstanbul, 12 Ekim 11 (T.A.K): Türkiye AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 2011 AB İlerleme Raporu'nda Avrupa Birliği'nin övünülecek konularda cimri, eleştirilecek konularda cömert davrandığını belirterek, "Türkiye-AB ilişkilerini tıkayan alanlarda Avrupa Birliği'nin statükocu bir tablo çizdiğini görüyoruz" dedi.

Bağış, 2011 AB İlerleme Raporuyla ilgili AB Bakanlığı'nın Ortaköy ofisinde yaptığı değerlendirmede, İlerleme Raporlarının esasen AB'yle müzakere eden, aday ve potansiyel aday statüsündeki ülkelerin AB müktesebatına uyum açısından mevcut fotoğrafının çekildiği metinler olduğuna işaret etti.

İlerleme Raporu'nu Türkiye'deki bir yıllık gelişmelerin ve reform sürecinin fotoğrafının çekilmesi olarak algıladıklarını ifade eden Bağış, "Ama, rapora baktığımızda, genellikle objektif ve dengeli olmaya çalışılmakla beraber, kullanılan fotoğraf makinesinin eski bir model olduğu ve artık lenslerinin değiştirilme vaktinin geldiği anlaşılmaktadır" dedi.

Bu yıl çekilen Türkiye fotoğrafında flu kalan birçok nokta olduğu gibi fotoğrafın yanlış noktalara zumlandığı yerlerin de mevcut olduğunu belirten Bağış, "2011 Yılı İlerleme Raporu"nun, gerek siyasi kriterler gerek ekonomik kriterler gerekse 33 faslın sadece biri dışında Türkiye'nin ilerleme kaydettiğini teslim ettiğini kaydetti.

Ancak, bu ilerlemelerden bahsederken, gerçekleştirilen reformların uygulaması konusunda ciddi şüpheler yaratabilecek ve yanlış bilgilere veya münferit olaylara dayalı ifadelerin kullanıldığının görüldüğüne dikkati çeken Bağış, şöyle devam etti:

"Avrupa Birliği övünülecek konularda cimri, eleştirilecek konularda cömert davranmıştır. Bu vesile ile 2011 İlerleme Raporu'nun Avrupa Birliği'nin fotoğraf makinesinin, daha güncel, daha teknolojik, profesyonel bir makineyle değiştirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirileceğine inanıyoruz."

"TÜRKİYE, 'AFERİN' BEKLEYEN BİR ÖĞRENCİ DEĞİL"

Daha önce, bu raporların yayımlanacağı günlerin Türkiye'de büyük bir tartışma ortamına sebep olduğuna, son yıllarda ise AB'nin bu tür rutin uygulamalarına karşı kamuoyunda fazla tartışmaların yer almadığını ifade eden Bağış, şunları kaydetti:

"Bu elbette ülkemize uyguladığı çifte standartlardan dolayı milletimizin Avrupa Birliği'ne duyduğu güvensizlik neticesidir.

Ancak diğer taraftan Türkiye'nin AK Parti Hükümeti döneminde son 9 yılda gerçekleştirdiği kararlı reformların Avrupa Birliği süreci olmadan da devam edeceğine olan inancın bunda büyük bir payı vardır.

Türkiye artık yaptığı her ödevden sonra 'aferin' bekleyen bir öğrenci değildir."

Türkiye'nin demokratik standartlarını en ileri noktaya taşımaya gayret eden, refah seviyesini hızla yükselten ve dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme noktasında ciddi mesafeler kat eden büyük, güçlü bir ülke olduğunu dille getiren Bağış, bu çerçevede, Türkiye için asıl İlerleme Raporu'nun millet tarafından 12 Haziran 2011 tarihinde yayımlandığını ve seçim sonuçlarının Türkiye'ye en doğru istikameti çizdiğini düşündüklerini ifade etti.

"Hiç tartışmasız Türkiye 12 Ekim 2011 itibariyle Avrupa Birliği standartlarına en yakın olduğu noktadadır" diyen Bağış, 2011 yılının Türkiye'nin büyük dönüşümüne tanıklık eden önemli yıllardan biri olduğunu söyledi.

Gerek siyasi, gerek ekonomik gerek müktesebat başlıklarına uyum konusunda kritik eşiklerin aşıldığı birçok adımın, son raporlama dönemi içerisinde atıldığına işaret eden Bağış, üstelik bu reformların birçoğunun seçim döneminde gerçekleştirildiğini belirtti.

Bu bağlamda, bazı Avrupalı siyasetçilerin önemli bir ders çıkarabileceğini söyleyen Bağış, şunları kaydetti:

"AB sürecini seçim malzemesi yapmak yerine, sürece sonuna kadar sahip çıktık ve her türlü eleştiriye göğüs gerdik. Bu vesileyle muhalefet partilerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Hiçbir parti seçim süreci boyunca suiistimale gitmedi, 3200 maddelik Ticaret Kanunu'nun Meclis'ten geçirilmiş olması sürece ilişkin kararlılığımızı ortaya koymaktadır.

Buna rağmen, Raporun geneline baktığımızda bu hissiyatı tam olarak yakalayamıyoruz. Özellikle Türkiye-AB ilişkilerini tıkayan alanlarda Avrupa Birliği'nin statükocu bir tablo çizdiğini görüyoruz.

Bugün AB üyesi ülkelerin de İlerleme Raporu yayımlansa, emin olun Türkiye'nin birçok AB üyesi ülkenin ilerisinde olduğu anlaşılacaktır."

Bugünün Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin normalleşmesi ve tam üyelik için somut başlangıçların, somut gelişmelerin yaşanması için en doğru zaman olduğuna işaret eden Bağış, dünya ekonomisindeki gelişmelerin de Türkiye'nin AB üyeliğine işaret ettiğini söyledi. Bağış, şöyle devam etti:

"Bölgemizdeki gelişmeler, bölge halklarının demokrasi ve özgürlük talebi Türkiye'nin AB üyeliğine işaret ediyor. Ortak geleceğimiz bize AB üyeliğini gösteriyor ve Türkiye'nin AB üyeliğinin 21'inci yüzyılın en önemli barış projesi olacağını fısıldıyor. Bu altın fırsatın kaçırılmaması için herkesin ve özellikle Avrupa'daki dostlarımızın görev ve sorumluluklarını tekrar hatırlamaları gerekiyor."

RAPORUN İÇERİĞİ

Raporun içeriğine de değinen Bağış, siyasi kriterler bölümüne bakıldığında, hükümetin AB müzakere sürecine olan bağlılığı vurgulandığını, özellikle Avrupa Birliği Bakanlığının kurulmasının sürece bağlılığın bir teyidi olarak değerlendirildiğini söyledi.

AB Bakanlığının koordinasyon ve müzakere sürecine sivil toplumu dahil etme yönündeki çalışmalarından övgüyle bahsedildiğini belirten Bağış, her ilde bir Vali Yardımcısının AB Temas Noktası olarak görevlendirilmesi sonucunda AB konularındaki çalışmaların yerele taşınmasından duyulan memnuniyetin altının çizildiğini kaydetti.

Hükümetin sivil bir Anayasa hazırlamak üzere attığı adımların olumlu karşılandığına işaret eden Bağış, hükümetin mümkün olan en geniş danışma yoluyla katılımcı ve demokratik bir anayasa yapma arzusunun teyit edildiğini ifade etti.

Siyasi kriterler bölümünde ise, AB'nin Türkiye'den önümüzdeki dönemde en büyük beklentisinin yeni sivil bir anayasa olduğunun açıkça görüldüğünü vurgulayan Bağış, "AB üyelik süreci olsa da olmasa da, Hükümetimizin de önümüzdeki dönemde en önemli önceliklerinden biri bu konudur. Nitekim, Mecliste temsil edilen siyasi partilerimizin üçer milletvekillinden müteşekkil Hazırlık Komisyonunu çalışmalarına başlıyor; umarız hayırlara vesile olur" dedi.

HSYK ve Anayasa Mahkemesine ilişkin mevzuat değişikliklerinin Katılım Ortaklığı Belgesinde yer alan birçok önceliğe tekabül ettiğinin altının çizildiğini ifade eden Bağış, şöyle devam etti:

"Ayrıca, HSYK'nın yeni yapısının daha çoğulcu olduğu vurgulanarak, üye sayısının artırılmasıyla birlikte Adalet Bakanlığının HSYK üzerindeki etkisinin kayda değer şekilde azaltıldığına dikkat çekilmektedir.

Ayrıca Danıştay ve Yargıtay kanunlarındaki değişikliklerle yargı yükünün azaltılarak etkinliğin arttırılması konusunda adım atıldığı vurgulanmaktadır.

Ağustos 2011'de gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura Toplantısı'nın sivil-asker ilişkilerinde sivil denetim bakımından önemli bir adım olduğu belirtilmekte ancak Yüksek Askeri Şura'nın yapısı, askeri yargı sistemi ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Personel Kanununda değişiklik ihtiyacı vurgulanmaktadır.

Ayrıca orta öğretimde askerler tarafından verilen milli güvenlik derslerinin devam etmesi eleştirilmektedir.

Sayıştay Kanunu ile askeri harcamaların sivil denetimi konusunda önemli bir ilerleme sağlandığı tespit edilmekte, ancak daha fazla adım atılması gerektiği belirtilmektedir. Bu hususlar bizim de dile getirdiğimiz ihtiyaçlardır."

AZINLIK HAKLARINA YÖNELİK KISITLAYICILIK İDDİASI

"Raporda bizi en çok rahatsız eden hususlardan biri azınlık haklarına yönelik Türkiye'nin yaklaşımının kısıtlayıcı olmaya devam ettiği iddiasıdır" diyen Bağış, 2 ay evvel 1936 yılından beri çözülemeyen sorunu çözmüş bir hükümetin üyesi olmaktan onur duyduğunu söyledi.

Azınlıkların Cumhuriyet döneminden beri en özgür dönemi yaşadıklarını kendilerinin ifade ettiğini vurgulayan Bağış, şöyle devam etti:

"Bazı üye ülkelerin etkisiyle, raporda hala kısıtlayıcı hükümler olduğunun vurgulanıyor olması kabul edilemez.

27 Ağustos 2011 tarihinde Vakıflar Kanunu'nda yapılan tarihi değişiklikten, Büyükada Yetimhanesinin tapusunun Ortodoks Rum Patrikhanesi'ne teslim edilmesine, farklı kiliselerde yapılan ayinlere kadar kaydedilen birçok gelişme varken, bu ifadeyi kabul etmemiz mümkün değildir.

Nitekim, farklı inançlara mensup vatandaşlarımız da sürdürülen diyalog ve çalışmalardan memnuniyet duyduklarını defalarca bizlere iletmektedirler.

Ramazan ayında Türkiye'de azınlıklara mensup 162 cemaat vakfının bir araya gelerek Sayın Başbakanımız onuruna iftar daveti vermesi, Hükümetimizin attığı bu adımların Komisyon'dan önce azınlık cemaatlerimiz tarafından nasıl bir memnuniyetle karşılandığının zaten en önemli göstergesi olmuştur.

Avrupa Birliği'nin Hükümetimizin azınlıklara yönelik adımlarını yetersiz görürken, bazı ülkelerde Türk azınlığın yaşadığı sorunlara duyarsız kalması düşündürücüdür."

UZUN TUTUKLULUK SÜRELERİ

Öte yandan, Türkiye'de, toplum tarafından yıllarca tabu olarak görülen konularda açık ve serbest bir tartışma ortamının bulunmasının Avrupa Komisyonu tarafından teyit edildiğini vurgulayan Bağış, ancak özellikle basın özgürlüğü alanında Türkiye'de kapsamlı bir sorun olduğuna işaret eden ifadeleri ve yürütülen soruşturmaların ifade özgürlüğünü zayıflattığı iddiasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

Bu soruşturmaların gazetecilik faaliyetlerine ilişkin yürütülmediğini belirten Bağış, şunları kaydetti:

"Komisyon'un Rapor'un diğer bölümlerinde bahsettiği üzere, Balyoz ve Ergenekon soruşturmaları ve diğer darbe planlarına ilişkin soruşturmalar, demokratik kurumların düzgün işleyişi ve hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından Türkiye için bir fırsattır. Bu kapsamda Komisyon kendi ifadeleriyle çelişmektedir.

Raporda özellikle savunma hakları ve yargılama öncesi süreçlerin uzunluğu konuları eleştirilmektedir ki biz de bu konudaki rahatsızlığımızı müteaddit kereler dile getirdik.

Uzun tutukluluk süreleri konusunda yaşanan rahatsızlıkları Hükümet olarak biz elbette göz ardı edemeyiz, etmiyoruz."

Raporda, seçim dönemlerinde Türkçe dışında her türlü yazılı ve sözlü propaganda yapmayı mümkün kılan ve hükümlü veya tutuklunun veya ziyaretçilerinin ziyaret esnasında Türkçe'den başka bir dilde konuşma yapmalarının önündeki engelleri kaldıran olumlu düzenlemelere de yer verildiğini ifade eden Bağış, "Farklı dil ve lehçelerle ilgili üniversitelerimizde akademik araştırma yapılması, enstitü kurulması ve seçmeli ders konması gibi uygulamalardan övgüyle bahsedilmiştir" dedi.

Ancak bazı münferit olayların genelleştirilerek yansıtılmasının, çok hassas konularda atılan önemli adımların ne yazık ki raporda gerektiği kadar değerini bulamamasına yol açtığını belirten Bağış, diğer taraftan, siyasette, kamu kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin üst kademelerinde kadınların temsilinin yetersizliği, töre ve namus cinayetleri, erken yaşta ve zorla yaptırılan evlilikler ile kadına karşı şiddet konuları İlerleme Raporu'nda ele alındığını ifade etti. Bağış, şöyle devam etti:

"Kadın hakları konusunda özellikle mevzuatta yapılan düzenlemelerin sosyo-ekonomik gelişmeyle beraber toplumsal hayata ulaşması için çabalarımız artarak sürmektedir.

Nitekim raporda, Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Bakanımızın atanmış olmasıyla kadın hakları alanında çalışan STK'lar ile diyaloğun gelişmiş olması olumlu karşılanmaktadır.

Meclisteki kadın oranı bugüne kadarki en yüksek kadın oranıdır. Elbette yeterli değildir ama çok önemli ilerleme kaydedilmiş olması göz ardı edilemez."

Bağış, raporda, hükümetin işkence ve kötü muameleyi önlemeye yönelik hukuki tedbirlere uyulmasını sağlamak üzere çabalarını sürdürdüğü ve bu çerçevede "İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayrıinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı BM Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokolün" (OPCAT) onayladığının belirtildiğini de söyledi.

(AA/ID/SEL)

 
12 Ekim 2011 Çarşamba 23:54
Okunma: 614
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)