Ana Sayfa » Kıbrıs » 2016 BÜTÇESİ MECLİS GENEL KURULU'NDA

2016 BÜTÇESİ MECLİS GENEL KURULU'NDA

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, pazartesi günü başladığı 2016 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı görüşmelerini bugün Hukuk Dairesi, Başbakanlık ve Bayındırlık, Çevre ve Kültür Bakanlığı bütçeleriyle sürdürüyor.

 
 
2016 BÜTÇESİ MECLİS GENEL KURULU'NDA

 

 (T.A.K.): 

Toplam 4 milyar 515 milyon 312 bin 880 TL'lik ödenek öngörülen 2016 Mali Yılı Bütçesi'nde Başbakanlık için 79 milyon 378 bin 500 TL; Hukuk Dairesi (Başsavcılık) için 9 milyon 814 bin 700 TL ve Bayındırlık, Çevre ve Kültür Bakanlığı için de 51 milyon 415 bin 200 TL ödenek öngörülüyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bütçe görüşmelerinin üçüncü gününe saat 10.10'da Meclis Başkan Yardımcısı Hüseyin Avkıran Alanlı başkanlığında başladı.

DOSTLUK GRUBUNDA DEĞİŞİKLİKLER

Toplantının sunuşlar bölümünde bazı tezkereler onaylandı.

KKTC-TC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu'ndaki CTP temsilcisi Birikim Özgür ve Erkut Şahali'nin bakan olması nedeniyle yerlerine Armağan Candan ile Fazilet Özdenefe görevlendirildiğine dair CTP Grup Başkan tezkeresi okunarak oy birliğiyle kabul edildi.

UBP Grup Başkanlığı'nın da aynı gruptaki üye değişikliği tezkeresi onaylandı. Buna göre bakan olan Faiz Sucuoğlu'nun yerine Ergün Serdaroğlu görevlendirildi.

DP UG'li Hüseyin Avkıran Alanlı'nın Meclis Başkan Yardımcısı olması nedeniyle komitedeki yerine Mustafa Arabacıoğlu'nun görevlendirilmesi de onaylandı.

Meclis Başkanlık Divanı'nın KKTC-TC Parlamentoları Arası Dostluk Grubu Yönetim Kurulu üyeliklerine ilişkin kararı da milletvekillerinin bilgisine getirilerek, kabul edildi.

8 üyeli Yönetim Kurulu'nda CTP'den Mehmet Çağlar başkan, Armağan Candan ve Fazilet Özdenefe üye; UBP'den Dursun Oğuz sekreter, Hamit Bakırcı ve Ahmet Kaşif üye; DP'den Musafa Arabcıoğlu başkan vekili ve TDP'den Zeki Çeler sekreter vekili olarak görev aldı.

Toplantıda daha sonra bütçe görüşmelerine geçildi ve ilk olarak Hukuk Dairesi bütçesi ele alınmaya başlandı.

 

2016 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın görüşüldüğü Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda bugün ilk olarak 9 milyon 814 bin 700 TL’lik Hukuk Dairesi (Başsavcılık) bütçesi oy birliğiyle kabul edildi.

TAÇOY

Hukuk Dairesi bütçesiyle ilgili ilk sözü alan DP UG Milletvekili Hasan Taçoy, yeni ilçelerde açılan mahkemelerde sıkıntılar yaşandığını, personel sayısının da yetersiz olduğunu söyledi.

Taçoy, Maliye Bakanlığı’nın bu konuda gereğini yapma sözü verdiğini kaydederek, mahkemelerin ve savcılığın sıkıntılarının giderilmesini istedi.

Başsavcılık’ta jeneratör sorunu bulunduğunu, eski polis binalarının bir an önce tadil edilerek Lefkoşa Surlariçi’nin canlanmasına katkı yapılması gerektiğini belirten Taçoy, Hukuk Dairesi’nin bazı yasalarda devleti savunamayacağını söylediği halde Meclis’ten ısrarla bu yasaların geçirildiğini kaydetti.

Taçoy,  uygulamadaki hukuksuzluklar için bakanlıkların gerekli davaları açması gerektiğini, aksi halde sistemin doğru çalışmayacağını belirtti.

Savcılık’ın harcırah kaleminin yetersiz olduğunu ve Maliye’den para istemek zorunda bırakıldığını kaydeden Taçoy, devletin hukukçusu konumundaki Başsavcılık’ın bütçesine olumlu oy vereceklerini açıkladı.

ÇAKICI

TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, Hukuk Dairesi’ndeki en büyük sorunun savcı sayısının eksikliği olduğunu, devlette en ihtiyaç olan yerlere personel alınmazken bazı yerlerde çalışanların oturacak yer bulamadığını savundu.

Çakıcı, “jeneratör eksikliğinin Meclis’te konu olmasının acizliği gösterdiğini” belirtti.

Poliste işkenceyle ilgili iddiaları polisin değil Savcılık’ın soruşturmasını öneren Mehmet Çakıcı, “İşkenceye göz yumuluyor. Polisin darp ettiği biri hastaneye götürülür, doktor ona çok hızlı bir rapor verir ve Savcılık da bu işi soruşturmaz. Polisin değil Savcılığın soruşturması gerekir. İşkence ile duyarlılığı savcılığın göstermesi gerekir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da bu konuyla ilgilendiğini söyleyen Çakıcı, Cumhurbaşkanı’nın işkence konusuna daha fazla duyarlılık göstermesini ve Meclis’ten oy birliğiyle geçen ve işkencenin var olduğunu gösteren raporun gereğinin yapılmasını istedi.

Mehmet Çakıcı, duyarlı bir polis müdürünün isterse bir talimatla işkenceyi engelleyebileceğini söyledi.

Kıbrıs’a döndüğü yıl GKK’da başladığı intiharlarla ilgili başarıyla sonuçlanan çalışmayı hatırlatan Çakıcı, duyarlı bir savcılık, Polis Genel Müdürlüğü ve adli tabiplik ile işkencenin de önlenebileceğini kaydetti ve Savcılık’ın da bu konuya duyarlı olmasını istedi.

Mehmet Çakıcı, uyuşturucuyla mücadele konusunda hazırladıkları denetimli serbestlikle ilgili tasarıya da değinerek, “denetimli serbestlik” konusunun bazı kişilerce yanlış yorumlandığını kaydetti.

Bağımlıyı yakalamak yerine mafyanın yakalanması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, uyuşturucuyla ilgili mücadelede dünyada yapılanlar ve denetimli serbestlik hakkında bilgi verdi.

Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’ndaki Savcılık temsilcisinin tavrını eleştiren Çakıcı, “Umarım bu tutum Savcılık’ın tavrı değil. Bir Başsavcı Yardımcısı’nın Komisyon’un yetersiz olduğuna dair yazı yazması kabul edilebilir değildir” dedi.

Çakıcı, Komisyon’da önemli çalışmalar yapıldığını kaydederek “Bence Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’nun çalışmaları doğrudur” diye konuştu.

“Sistem, bağımlıyı kurtarmaya yönelik değil ve yanlıştır” diyen Çakıcı, hükümetin savcı sayısını artırma sorumluluğu bulunduğunu ve savcılıkta hizmetiçi eğitime ihtiyaç olabileceğini söyledi.

TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, polisin teçhizatını geliştirip uyuşturucuyla mücadelede mafyaların üzerine gitmesi gerektiğini vurguladı.

TATAR

Daha sonra söz alan UBP Milletvekili Ersin Tatar, Hukuk Dairesi’nin devletin en önemli kurumlarından biri olduğunu söyledi ve “Keşke daha fazla bütçe ayırabilsek, çünkü her konuyu Hukuk Dairesi’ne soruyoruz” dedi.

Tatar, savcı sayısının artırılması gerektiğini çünkü omuzlarındaki yükün fazla olduğunu belirterek, “Verecekleri kararlarla devlete milyon dolarlar kazandırabilirler veya kaybettirebilirler” dedi.

Ersin Tatar, jeneratör alımı için ihaleye çıkıldığını; Taşınmaz Mal Komisyonu’nun çalışmalarında da Başsavcılık’a önemli görevler düştüğünü; eski Polis binasının restore edilmesiyle Başsavcılık’ın da bu binadan yararlanabileceğini anlattı.

Bakanlar Kurulu toplantılarına da bir savcının gelmesini öneren Tatar, yeni bütçenin hayırlı olmasını diledi.

TÖRE

UBP Milletvekili Zorlu Töre, önemli bir kurum olan Hukuk Dairesi’nin bütçesinin yetersiz olduğunu ve personel sıkıntısı yaşandığını söyledi.
Töre, “KKTC hukuk devletidir diyoruz ama hukukun yerine getirilmesinde acaba ne kadar dikkatli ve titiziz?” diye sordu.

Zorlu Töre, kamuoyunda adaletin olmadığı söyleminin ciddi şekilde söylendiğini; adaletin yerini bulmamasının, yavaş çalışmasının vicdanlarda yara açtığını belirtti.

Siyaseti hukuka karıştırmamak gerektiğini vurgulayan Zorlu Töre, “Hukukun üstünlüğü mutlaka sağlanmalı ve hukuk devletinin gereği yapılmalıdır” diye konuştu.

KALYONCU

Daha sonra kürsüye gelen Başbakan Ömer Kalyoncu, “savcı eksikliği iddialarının o kadar da çok doğru değildir diye düşünüyorum. İş yükü çok olabilir savcılığın ama bunu yeni savcı alamadıkları noktasından söylemek mümkün değil” dedi.

10 milyon TL’lik Başsavcılık bütçesiyle ilgili bilgi veren Kalyoncu, bu yıl olduğu gibi 2016’da da bazı ihtiyaçların Maliye Bakanlığı’nca karşılanacağının bilinmesi gerektiğini söyledi.

Başbakan Kalyoncu, ihtiyaçlar oranında savcı da istihdam edildiğini belirterek, “Bu devlette yasalardan kaynaklanmayan yetkilerin kullanılmaması lazım. Kullanıldığı takdirde de çözüm yeri mahkemelerdir. Yani Bakanlar Kurulu, bakanlar veya kurumların kullandığı yetkiler yasalardan kaynaklanıyor ve öyledir, bunun dışına çıkıldığında da konu mahkemede çözümlenir. Bunlar hukuk devletinin gereğidir. Öyle bir şey varsa yeri mahkemelerdir” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Hukuk Dairesi bütçesi oylandı ve oy birliğiyle kabul edildi.

Meclis Genel Kurulu toplantısında daha sonra Başbakanlık bütçesi görüşülmeye başlandı.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda 79 milyon 378 bin 500 TL öngörülen Başbakanlık bütçesi görüşülüyor.

İlk sözü alan DP UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, Başbakanlık’ın önemli bir makam olduğunu; yürütmesinin de halkın önüne çıkıp parti başkanı olarak onay verdiği bir kişi tarafından yapılması gerektiğini söyledi.

Denktaş, “Halk tarafından başbakanlık görevine getirilen bir kişinin o görevi yürütmesiyle partisi tarafından başbakanlığa atanan kişi arasında fark var. Bir koalisyonu ve ülkeyi bir partinin MYK’sı yönetmemeli” dedi.

SENDİKALARIN EYLEMİ

Serdar Denktaş, sendikaların eylemlerine değinirken, eylemlerle “para yoksa bulacan canım, bulamazsan gidecen canım, biz isteriz git TC’den bul getir” dendiğini; siyasi partilere yapılan devlet yardımının eleştirildiğini, ancak bunun yanlış olduğunu belirtti.

Denktaş, sendikalara seslenerek “Ben hazırım bu Meclis’te siyasi partileri katkılarının kaldırılmasına… Bir koşulla… Sendikaların üyelik aidatlarını da devlet toplayıp sendikalara vermekten vazgeçecek, bu para da devlette kalacak. Varsalar, ben de varım. Hadi hodri meydan!” dedi.

“EN SON NE ZAMAN BİR SENDİKA DENETLENDİ?”

Sendikalar Mukayyitliği’nin en son ne zaman bir sendikayı denetlediğini soran Serdar Denktaş, Siyasi Partiler Yasa Tasarısı’nın kendilerini hükümette olduğu dönemde hazırlandığını belirtti ve hükümetin sendikalarla yoldaş oldukları için ses çıkarmadığını savundu.

“Dün Maliye Bakanınızın liberal söylemlerinden sonra bu yoldaşlık ne kadar gidecek bilmiyorum. Sendikaların tavrı yanlıştır. Doğruyu söyleyen ben olsam da destek verin” diyen Serdar Denktaş, hükümette bir çelişki olduğu görüşünü ifade etti.

DP UG Genel Başkanı Denktaş, “ben isterim sen nerden istersen bul” yaklaşımını kabul etmediğini vurgulayarak, ülkenin kaynaklarının belli olduğunu, bu kaynakları artırma çabası yerine kamuya istihdamların sürmesinin de doğru olmadığını belirtti.

Denktaş, iktidar ortağı UBP tarafından Yenierenköy Belediyesi’nde fazla personelin devlette istihdamının konuşulduğunu savundu.

“Bu ülkede hep birlikte yapmamız gereken siyasi itibarın ayağa kaldırılmasıdır. Bunun için de her şeyden önce kendi kendimize sahip çıkmalıyız” diyen Denktaş, tavırların ve konuşmaların da bu siyasi itibar için önemli olduğunu söyledi.

“CTP’NİN ÖRP AYIBINDAN KURTULMASI MÜMKÜN DEĞİL”

CTP’li bazı milletvekillerinin laf atmaları nedeniyle konuşması sık sık kesilen Denktaş, “CTP’nin ÖRP ayıbından kurtulmasının mümkün olmadığını” belirtti ve “Laf atarken dikkatli olun çünkü bu büyük ayıbın mimarısınız” dedi.

Denktaş, kendilerinin yaptığı yanlışları düzeltecek diye gelenlerin daha büyük yanlış yaptığını savundu.

“Resmen borsa kurarak insanları partilerinden istifa ettirdiniz, hükümet kuruldu, ondan sonra parti kuruldu” diyen Serdar Denktaş ile CTP Milletvekili Doğuş Derya arasında atışma yaşandı.

Denktaş, Ejder Aslanbaba’nın mecliste gösterdiği paralar konusunun ise mahkemede olduğunu bildirdi.

Türkiye’den gelen su konusunda bir sonuca ulaşılmışsa hem kendisinin hem halkın bu sonucu bilmek istediğini ifade eden Serdar Denktaş, Başbakan’dan bilgi istedi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ… “BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞILMALI”

“Anayasa değişikliği çalışmalarını ne zaman tekrar başlatıyoruz” diye soran Denktaş, bu yapılırken, başkanlık sistemi konusunda ciddi bir tartışma ortamı oluşturulması gerektiğini söyledi.

YURT DIŞINDA YAŞAYANLARA SEÇME-SEÇİLME HAKKI

“Dış Türkler” konusundaki önerilerini dile getiren Denktaş, yurt dışında yaşayan yurttaşlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için anayasa değişikliğinde konunun ele alınmasını istedi.

“TAK İÇİN BİRŞEYLER YAPILMALI”

Basına desteklere değinen Denktaş, TAK’ta personel yetersizliği olduğunu, kadrolu personel alınmayacaksa hiç olmazsa yeni mezun gençlerden hizmet alımına gidilebileceğini, bir şeyler yapılarak TAK’ın rahatlatılması gerektiğini söyledi.

Serdar Denktaş, bayram-seyran demeden hizmet veren TAK personeline yetersiz ek mesai ödeneği verilmesini eleştirdi.

“TAK’ın personel sayısını artırmak gerektiğini”-ki artırılsa bile yine ek mesai ihtiyacı doğacağını- ifade eden Denktaş, bütün basını besleyen TAK’taki personelin sorunlarına eğilmek gerektiğini ifade etti.

Geniş tabanlı hükümetin TAK’a eğilmesini isteyen Denktaş, personel alımı ve ödenekler için bakanlığı döneminde girişim yaptığını, şimdi sonuçlandırılması gerektiğini söyledi.

Denktaş, basına destekler verildiğini ancak radyoların bunun dışında olduğunu ifade etti. Denktaş, halkın aydınlanması için basının önemine dikkat çekti.

Bu sabah bir program yapımcısının müzakere tutanakları okuduğunu söylediğini işittiğini belirten Denktaş, buna şaşırdığını çünkü sadece milletvekillerinin bu tutanakları okuma hakkı olduğunu söyledi.

Denktaş, “çalışma kağıtlarının özellikle gizlenmesi gerekirken bazı basının eline geçmesinin soruşturulması gerektiğini” belirterek, ayrıcalıklı gazeteciler yaratılmasının yanlış olduğunu; basının bütününe eşit yaklaşımın önemli olduğunu vurguladı.

“RUMLARIN SAMİMİYETSİZLİĞİNE KARŞI MÜZAKERELERİN ASKIYA ALINIP ALINMAMASI TARTIŞILMALI”

Müzakereler ve Rusya’ya üs verilmesi konularına değinen Denktaş, Rum tarafının samimiyetsizliğine karşı müzakerelerin askıya alınıp alınmamasının gündeme getirilmesi ve konunun Meclis’te tartışılması gerektiğini belirtti.

Denktaş, imzalanacağı açıklanan yeni ekonomik programa değinirken, gerçek kayıt dışılığı ikinci iş olarak yaptığı işi vergilendirmeyen devlet memuru ve emeklilerin yarattığını; bu konumdaki kişileri vergilendirebilecek bir sistem de olmadığını kaydetti.

Rekabet edebilirlik için pazar payının artırılması gerektiğini vurgulayan Denktaş, ithal ürün daha ucuzsa yerli ürünlerin tercih edilemeyeceğine dikkat çekti.

Ekonomik istikrarın devletin elini özel girişimcinin cebine atmasıyla yakalanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Serdar Denktaş, devlet dairelerinde iş yapmada karşılaşılan zorlukların düzeltilmesi için önerilerde bulundu.

Kamu reformunun ne olduğunu soran ve artık Meclis’e getirilip oylanmasını isteyen Denktaş, kamu reformunun bir zihniyet reformuyla birleştirilmesi halinde ülke insanının çok daha iyi hizmet göreceğini söyledi.

TC ile KKTC arasında serbest ticaretin başlamasının Türkiye ile konuşulması gereken tek konu olduğunu belirten Denktaş, devletten devlete yardım değil, ekonomiden ekonomiye, pazardan pazara yardım olması gerektiğini, böylece gençlerin iş bulacağını, maliyetlerin düşeceğini ifade etti.

DP UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, hangi ülkeye ihraç edilecekse oranın standartlarına uygun mal ve hizmet üretimi için çalışmalarını kendi dönemlerinde başlattıkları Kıbrıs Türk Standartlar Enstitüsü’nün kurulması gerektiğini belirtti.

Suyun geldiğini ama çeşmelerden akmadığını ifade eden Denktaş, orta vadeli programda özelde istihdamı artırmanın öngörüldüğünü, fonların bütçeye devredilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Başbakan’dan beklentilerinin muhalefetle de, ortaklarıyla da çok daha iyi bir diyalog kurması olduğunu belirten Denktaş, bu şekilde yararlanabilecekleri görüşler ortaya koyacaklarını söyledi.

Denktaş, Başbakanlık bütçesine ret oyu vereceklerini de açıkladı.

DERYA

CTP Milletvekili Doğuş Derya usul üzerine söz alarak 3 yıldır Meclis’te yer aldığını ve 3 yıldır Kıbrıs’ta nasıl bir siyaset sosyolojisi olduğunu düşündüğünü söyledi.

Derya, devletleşme sorunu yaşayan ülkelerde yapılan siyaset için “oyuncak siyaseti” tanımı kullanan bilim insanına atıf yaparak herkesin bir siyaseti değil bir rolü yerine getirmek için var olduğunu, makamların da bir şey yapmak için değil, bir şey olmak için var olduğunu, Meclis’in de gerçek işlevini yapamadığını kaydetti.

Yasa getirip öneri sunmayanların en fazla eleştiriyi yapan insanlar olduğunu gördüğü belirten Doğuş Derya, uzun yıllardır Meclis’te yer alan bazı vekillerin çıkıp sadece eleştiri yaparak hakikatten kaçtığını ve çarpıklığı sonlandıracak sorumluluk almadığını savundu.

Derya, Meclis’teki dilin düzeltilmesi, kavramların çarpıtılmaması gerektiğini ifade etti.

İtibarsızlaşma yaşandığını ve halkın güveninin yitirildiğini belirten Derya, hep beraber bir şey yapılması gerektiğini söyledi.

DENKTAŞ

Yeniden söz alan DP UG Genel Başkanı Denktaş, Derya’nın bazı söylemlerini eleştirdi.

Denktaş, Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunduğunu, görevinin sistem gereği bir bakanlık gibi olduğunu, Ercan’ın geri alınması gerektiğini, görevdeyken bunun için çok uğraştığını ama yapma imkanı olmadığını çünkü ortağıyla bu konuda uzlaşamadığını belirtti.

Daha sonra TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı söz aldı.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Başbakanlık bütçesi görüşülürken söz alan TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, iki büyük siyasi partinin kurduğu hükümetin iş yapmamasının kabul edilemeyeceğini söyledi.

Çakıcı, eğer hükümet vaatlerini yerine getirmezse gelecek yılki bütçe görüşmelerinde geçmişte yaptığı gibi 13 saatlik bir konuşma yapacağını ifade etti.

Serdar Denktaş’ın ÖRP ile ilgili söyleminin haklı olduğunu ancak Denktaş’ın da geçmişte iktidarda yer aldığını ve söz verdiklerini yapmadığını savunan Çakıcı, “Takdir halkındır, saygı duyulmalı” dedi

Mehmet Çakıcı, sendikaların dünkü eylemdeki “paran yoksa bulacan, yoksa gidecen” söyleminin espri olduğunu, göç yasasının kaldırılması talebinin esas olduğunu vurgulayarak kendisini sendikaların espriye vuran söylemlerini anlayışla karşıladığını söyledi.

Sendikaların siyasilere yönelik söylemlerine değinen Çakıcı, özelde çalışırken milletvekili olanlarla devlette çalışırken milletvekili olanların haklarının farklı olduğunu belirtti ve düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. Çakıcı, kendisini en yüksek vergi ödeyen milletvekili olduğunu da belirtti.

Çakıcı, ülkedeki zenginlerin doğru dürüst vergi ödeyip ödemediğini sordu.

Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun amaçlandığı gibi çalışmadığını savunan Çakıcı, daha aktif ve etkin çalıştırılmasını istedi.

Yolsuzlukla ve şikayetler konusunda bu kurulun varlığının önemli olduğunu ifade eden Çakıcı, tavuklarda hormonlar ve petrol ticaretiyle ilgili duyumlar aldığını, kurulun bunlarla ilgilenebileceğini kaydetti.

Çakıcı, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun sesini duymadıklarını, oysa çıkaracakları her raporun ülkeyi sallaması gerektiğini söyledi.

Kamu reformunun ne olduğunu, polisin sivile bağlanmasıyla ilgili yasanın neden ilerlemediğini soran Çakıcı, reform hükümetinin geçmişteki hükümetlerin yaptıklarının aynısını yaptığını belirtti.

Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın değişmesi ve tek seçim bölgesine geçişin vaat edildiğini hatırlatan Çakıcı, bu yasanın geçmesinin önemli olduğunu belirtti ve tüm milletvekillerinin komploların önlenmesi için bu yasaya destek vermesini istedi.

Çakıcı, su yönetimiyle ilgili hükümetin tutumunu sordu; Türkiye’nin talebine karşı tutumunu açıklamadığını belirtti.

Mehmet Çakıcı, “Kıbrıs Türkleri kendi sularını kendileri yönetmeli, tüm kontrol mülkiyet de dahil bizde olmalıdır” dedi.

CTP Genel Başkanı ile Başbakan’ın farklı kişiler olmasının iki başlılık ortaya çıkardığını savunan Çakıcı, “Bu dağınıklık umarım daha büyük bedeller olarak karşımıza çıkmaz. Bu dağınıklık UBP içinde de var, CTP içinde de var” dedi.
Çakıcı, başbakanlık bütçesine ret oyu vereceklerini belirterek, adına reform hükümeti diyen hükümetin biraz daha fazla icraatı olmasını diledi.

ERHÜRMAN

Daha sonra söz alan CTP Grup Başkan Vekili, Genel Sekreter ve Milletvekili Tufan Erhürman, CTP’ye yönelik iddialara yanıt verdi.

“Politbüro” esprisini artık kabak tadı verdiğini belirten Erhürman, hükümeti kimin yönettiği noktasında hiçbir kuşkuları olmadığını, Başbakan Ömer Kalyoncu’nun yönettiğini söyledi.

Tufan Erhürman, “Başbakanlık sistemi” diye bir sistemin İsrail’de 1996-2001 arasında denendiğini kaydetti. Bu sistemde Başbakan’ın iki turlu bir seçimle doğrudan halk tarafından seçildiğini anlata Erhürman, ancak bunun başarılı olamadığını ve istikrarı daha da bozduğu gerekçesiyle İsrail tarafından terk edildiğini bildirdi.

Parlamenter sistemde başbakanın ve bakanların nasıl belirlendiğini bilinmeyen şeyler olmadığını ifade eden Erhürman, şimdiye kadar diğer partilerde de CTP’de de başkanların nasıl seçildiğinin ortada olduğunu; UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün, milletvekili olduğu halde kabinede yer almamayı tercih ettiğini hatırlattı.

Erhürman “ortada çok şaşıracak, bilinmedik bir şey olmadığını” söyledi.

Hükümette yer aldıkları için dünkü eyleme katılmadıkları söylemlerini de değerlendiren Tufan Erhürman “Tabi ki öyledir ama biz hükümetteyiz diye sendikacılığı yok sayacak, sendikaları sınırlayacak bir parti değiliz” dedi.

Tufan Erhürman, düşünce özgürlüğüne ve insan haklarına inanan ve sonuna kadar bunun arkasında duran bir parti olarak, sendikacıların bazı sözlerine üzülseler de bu sözler nedeniyle sendikalaşma hakkını sınırlandırmayı isteyecek bir parti asla olmadıklarını, olmayacaklarını vurguladı.

“Biz tam aksine bu ülkede sendikalaşma hakkının daha da genişletilmesi gerektiğine inanıyoruz” diyen Erhürman,Anayasa’nın 53. Maddesine göre çalışanların ve işverenlerin sendika hakkı olduğunu hatırlattı.

CTP Genel Sekreteri Erhürman, özel sektörde sendikalaşmayı da savunduklarını vurguladı.

Dünkü eylemde dışarıya çıkmamalarının nedeninin hükümet partisi olmalarının sorumluluğu olduğunu ifade eden Erhürman, 47/2010 sayılı yasanın sıkıntı yaratacağını söylediklerini ve bugün bunun ortaya çıktığını; bunların mali olanaklar çerçevesinde aşamalı olarak giderilmesi için çalıştıklarını söyledi.

Erhüman, “Hiçbir zaman ‘ne yapalım bu yasa geçti onunla devam edeceğiz’ diye bir tavır yoktur, tam aksine tavrımız aşamalı olarak olumsuzlukların giderilmesi yönündedir” dedi.

Serdar Denktaş’ın daha önceki bir toplantıda söylediği gibi bu yasanın amacına ulaşmadığını belirten Tufan Erhürman, yasayla devlette istihdamı cazip olmaktan çıkarıp özel sektörde istihdamı daha cazip hale getirmek hedefleniyorsaydı bunun olmadığını söyledi.

Erhürman, 47/2010 sayılı yasa konusunda UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün kendisine “o dönemde bütçe olanakları nedeniyle mecbur olduklarını ancak bugün bu kararın etkilerini giderecek çalışmalar içinde olduklarını ve hükümet programına da bu amaçla düzenlemeler koyduklarını söylediğini” belirtti.

Erhürman, politbüro söyleminden sıkıldıklarını; hükümeti kimin yönettiğinin ortada olduğunu, sendikalaşma karşısı asla olmadıklarını tam aksine özel sektör ve devlette çalışan herkesin sendikalı olmasını savunduklarını yineledi.

SERDAROĞLU

UBP Milletvekili Ergün Serdaroğlu, uyuşturucuya karşı mücadelenin ve halkın bilinçlendirilmesinin önemini vurguladı.

Serdaroğlu, uyuşturucu ile ilgili bir tiyatro gösterisine katıldığını ve o oyunu izledikten sonra bu konunun önemini daha iyi anladığını belirtti.

Uçucu maddelerin insan sağlığına zararlarının anlatılmasının da çok önemli olduğunu ifade eden Serdaroğlu, uçucu maddelerin satışlarının denetlenmesi gerektiğini kaydetti.

Serdaroğlu,  Başbakanlık Uyuşturucu Komisyonu’nun güzel bir oluşum olduğunu belirterek, komisyonun bet ofislerinin de denetimler yaptığını ve bet ofislerin de çok tehlikeli olduğunu söyledi.

İzlediği tiyatro oyununun uyuşturucu maddelerinin zararlarını anlattığını kaydeden Serdaroğlu, bu konuda ailelere, öğretmenlere veyetkililere çok ciddi görevler düştüğünü vurguladı.

Uyuşturucu ile mücadelenin devlet politikası haline dönüştürülmesi gerektiğini dile getiren Serdaroğlu, uyuşturucu madde kullanımının zararlarının eğitim kitaplarında da ders olarak verilmesini istedi.

Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun neler denetlediği konusunda bilgi sahibi olmadığını ifade eden Serdaroğlu, “Böyle bir kurul varsa lütfen denetlemeleri yapsın. Çünkü ülkede birçok yanlış uygulamalar yapılıyor”dedi.

E-devletin hangi aşamada olduğu ve eğitimli personel olup olmadığı konusunda sorular yönelten Serdaroğlu, kiralanan Dome Otel’deki sistem hakkında da bilgi istedi.

Özel sektörde sendikacılığın geliştirilmesi, müşavir sorununun da çözümlenmesini isteyen Serdaroğlu, Kamu Çalışanları Yasası’nın tamamlanarak bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı.

UBP Milletvekili Ergün Serdaroğlu, gençlerin ve sporun da ihmal edilmemesini istedi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Başbakanlık bütçesi görüşülürken söz alan UBP Milletvekili Ersin Tatar, hükümet ve başbakan değişimlerine değinerek, farklı ilçelerden başbakanların göreve gelmekte olduğunu belirtti ve “Önemli olan hükümetin başarısı, KKTC’nin ve halkının refahının geliştirilmesi, daha aydınlık günlere gidilmesi ve hükümet programının uygulanmasıdır” dedi.

Hükümetin bazı iddialı hedefleri olduğunu ancak gecikmeler yaşandığı özeleştirisi de yapmak gerektiğini kaydeden Tatar, hükümetin daha fazla performans göstermesi, verdiği sözleri tutması gerektiğini söyledi.

Tatar, siyasi irade varsa yasaların hayata geçebileceğine işaret ederek, su konusunun halen çözülemediğini belirterek, “Keşke CTP iki yıl önce bu işi sahiplense, alt yapısını hazırlasa ve uzlaşı sağlansaydı. TC’nin katkılarını kimse yadsıyamaz, bu işin uzlaşıyla halledilmesi lazım” dedi.

Su konusu halledilmezse ekonomik programın da erteleneceğini, bundan da KKTC’nin zarar göreceğini belirten Ersin Tatar, kamu çalışanlarının haklarının iyileştirilmesinin hedef olduğunu ama kamu maliyesinin durumuna bakarak bazı gerçeklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

Tatar, ek mesai giderlerinin fazlalığına dikkat çekerek bütçenin yüzde 10’unun açık olduğunu belirtti.

Vergiler artırılmayacaksa, tasarruflar yapılmayacaksa açığın artacağını kaydeden Ersin Tatar, borç faizleri ödenmeyince iç borçların arttığını, kolaya kaçmadan faizlerin ödenmesi gerektiğini ifade etti.

Ersin Tatar, Başbakanlık’a bağlı kurum ve kuruluşlar bulunduğunu, reformların yapılmasının önemli olduğunu ve bu kurum ile kuruluşların görev zararı yapmaması gerektiğini kaydetti.

Reform hükümetinin ilk yaptığı şeylerden birinin belediyelere ayrılan kaynağı artırmak olduğunu ifade eden Tatar, “Fakat bu paranın da denetlenmesi lazım çünkü mevcut borçların ödenmesi koşuluyla bu paranın ödenmesi gerekir” dedi.

Tatar, Kıbrıs müzakereleri ve vatandaşlıklara değinirken, dörtte bir oranının korunması için Kıbrıs Türk tarafının nüfusunun da korunması gerektiğini ancak doğum oranının düştüğünü; bu nedenle belli bir yıl ülkede yaşayanlara vatandaşlık verilmesi gerektiğini söyledi.

Başbakanın ülkedeki var olan sorunları sahiplenip bütün bakanlıkları motive edebilmesi gerektiğini belirten Ersin Tatar, Ercan

Havalimanı’ndaki ilaheyi alan şirketin ortakları arasında sorun olabileceğini ancak bunun devleti bağlamadığını; ihale şartnamesindeki 250 milyon Euroluk yatırımın bir an önce yapılması gerektiğini ifade etti. Tatar, Başbakan ile ilgili bakanların bu projenin bir an önce hayata geçebilmesi için gerekli temasları yapmasını istedi.

Tatar, ekonomik büyüme için Başbakan önderliğine tüm bakanlıkların koordineli biçimde bir yönetimle doğru mesajlar vermesi gerektiğini kaydetti.

Reformlar yapılamazsa yol alınamayacağını, Türkiye’den de kaynak gelmeyeceğini belirten Tatar, “Türkiye’den başka bizi destekleyecek bir ekonomik partnerimiz yoktur. Dayatma diyoruz ama öyle bir dayatma ben görmüyorum. Esas dayatmayı Yunanistan’a ve Güney Kıbrıs’a yaptılar. Niçin yaptırdılar, doğru yol olduğu için” dedi.

Maliye Bakanı’nın doğru açıklamalar yaptığını belirten Tatar, reformlar için hükümetten de destek görmesi gerektiğini, sıkıntıların aşılması için ekonominin büyümesi, ekonominin büyümesi için de yatırım gerektiğini vurguladı.

Bütçedeki harcama kalemlerini yorumlayan Tatar, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun ödediği tazminatların da bütçeye yük olduğunu söyledi.
“Bütün bunları yönetecek bir Başbakan ve talimatları alacak, özümseyip halkla beraber uygulayacak bir anlayışla yol alınabilir” diyen Tatar, bu potansiyelin bulunduğunu ancak akıllıca yönetmek gerektiğini kaydetti. 
Tatar, fert başına 20 bin dolar gelir hedefinin imkansız olmadığını ifade etti.

TAÇOY

Başbakanlık bütçesiyle ilgili söz alan DPUG Milletvekili ve Genel Sekreteri Hasan Taçoy, garantörlerden başka kimsenin askeri gücünün Kıbrıs’tan geçemeyeceğini belirterek, Rum tarafının da bunun bilincinde olması dileğinde bulundu.

Taçoy, Rusya Türkiye krizinden kaynaklanan ekonomik sorunları dile getirerek, KKTC’deki turist sayısının değişmeyeceği düşüncesinin de doğru olmadığını kaydetti.

Başbakanlığın tanıtma kaleminde tasarruf yapıldığını ancak bütçenin geneline bakıldığı zaman da gelirlerin hemen hemen harcandığını söyleyen Taçoy, Başbakanlığın e -devlet projesine de değinerek, Kamu-Net’in atıl durumda olmasını eleştirdi. Taçoy, E -devlet için geçen yıl ayrılan 31 Milyon TL’ nin tamamen bu yıla geçtiğini ancak bu bütçenin bu yıl yerleştirilemediğini belirtti.

Bütçede ekonomik işler kalemlerinin artırıldığını gördüğünü dile getiren Taçoy, BRTK’de yenilenebilir enerji alımı için 500 bin TL. kaynak ayrıldığını ama bunun sadece devlet kurumlarına yapılmaması gerektiğini kaydetti.

Meclis TV’den yapılan canlı yayının olumlu olduğunu fakat bunun reklam aracı olarak kullanılmaması gerektiğini söyleyen Taçoy, Başbakanlıkta sözleşmeli personel sayısının 65’e çıkarılmasını, dernek ve kurum kuruluşlara da 300 bin TL.’lik örtülü ödenek yardım kaleminin konmasını eleştirdi.

Uyuşturucu ile ilgili mücadelenin yeterli olmadığına da değinen Taçoy, bu konuda polisten gelen yasa tasarılarının halen ellerine ulaşmadığını anlatarak, gerekli yasaların yapılıp gerekeli rehabilitasyonun sağlanmasını yakından takip edeceklerini kaydetti.

“DOME HOTEL SENDİKAYA PEŞKEŞ ÇEKİLDİ”

Başbakanlığın Bakanlar Kurulu kararıyla 5 kişiye vatandaşlık vererek vatandaşlık konusunda adil davranmadığını savunan Taçoy, Dome Hotel’in“sendikaya peşekeş” çekildiğini iddia ederek, Dome Hotel’in işletme izninin 10 yıl daha uzatılmaya çalışılmasını eleştirdi, bu tür işlerin ihaleye çıkarılarak yapılması gerektiğini kaydetti.

Taçoy ayrıca, Başbakanlığın kendi sporcusu olan Sami Hamidiye sahip çıkmadığını savunarak, son yapılan vücut geliştirme dünya şampiyonasında Azerbaycan adına yarışarak dünya 5’inci geldiğini, bu tür değerlere sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.

ÇAVUŞOĞLU

UBP Milletvekili Nazım Çavuşoğlu da, bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin yıllarca uzun uzun konuştuğuna değinerek, hükümet programında yazılan maddelerin de çok fazla olmasından dolayı halkın beklentisinin arttığını kaydetti.

Çavuşoğlu, koalisyon hükümetinin 39 milletvekilinden oluştuğuna dikkati çekerek, hükümet programında yer alan maddelerin peyder pey yürürlüğe girmeye başladığını anlattı. Halk oylamasıyla ilgili yasanın bir an önce geçmesi gerektiği söyleyen Çavuşoğlu, bu yasa ile ilgili komitede gecikme yaşanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Kamu Reformu Yasa Tasarısı’nın bir türlü geçemediğini  belirten Çavuşoğlu, kendilerinin hükümete gelmesinin ardından hiçbir atamanın kamu reformu dışında olmadığını, müşavirlerin atanmasının sağlandığını belirtti.

Çavuşoğlu, DPUG-CTP Koalisyonu döneminde halka verilen birçok sözün tutulmadığını ancak şimdi DP-UG milletvekillerinin yeni koalisyon hükümetini eleştirdiğini söyledi.

KKTC devletinin görevinin sadece memur maaşlarını ödemek olmadığına dikkati çeken Çavuşoğlu, kaynakların yatırım amaçlı da kullanılması gerektiğini aksi halde hedeflere ulaşılamayacağını belirtti.

Bütçe açıklarının kapatılmasının önemli olduğunu ve bütçeye konulan gelirlerin buna yönelik yapılması gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, sendikaların hükümetlerle sadece ‘al-ver’ yerine ülkenin gelişmesi için daha fazla ne yapılabilir konularının görüşülmesini istedi.

Çavuşoğlu’nun ardından UBP Milletvekili Zorlu Töre kürsüye çıktı.

 Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu Başbakanlık bütçesini 79 milyon 378 bin 500 TL olarak oyçokluğuyla kabul etti.

Başbakan Ömer Kalyoncu, su konusunun kendileri açısından tartışılacak bir konu olmadığını, Türkiye yetkilileriyle temaslarda bulunduklarını ve ileriki günlerde Türkiye’ye gidip konuyu bağlayacaklarını söyledi.

TÖRE

Başbakanlık bütçesinin görüşülmesi sırasında söz alan UBP Milletvekili Zorlu Töre, Başbakan’ın birinci görevinin KKTC’nin başbakanı olduğunu aklından çıkarmaması olduğunu söyledi.

Töre, Su yönetimi yüzünden TC ile ilişkilerin sulandığını ileri sürerek, “Biran önce çözüm olsun da bu sıkıntılardan kurtulalım diye bir düşünceye girilmemesi lazım” dedi.

Ülke genelinde ciddi sorunlar olduğuna dikkati çeken Töre, geçmişten kalan sıkıntıların çoklu bir hükümet olmasına rağmen hala çözümlenemediğini söyledi.

Töre, “Devletsek devleti en iyi şekilde yansıtacak kurumlarımız olduğuna inanan bir insanım. Cezaevi çok eskidir neden yenilenmiyor. Mahkeme binaları da eski onların da yenilenmesi gerekir” dedi.

“Olası bir çözümde mallar KKTC Koçanını tutan mı, yoksa 1974 öncesi koçanını tutanın mı olacak ?” diye soran Töre, bu konuda bilgi karmaşası yaşandığına dikkati çekti.

Töre, suyun Kıbrıs’a gelmesinin önemli olduğunu fakat suyun geçeceği yolların da ayrı stratejik öneme sahip olduğunu kaydetti.

GÜNDÜZ

DP-UG Milletvekili Menteş Gündüz de, konuşmalara atfen Kamu Reformu yasasının en önemli yasalardan biri olduğunu söyleyerek, bu yasanın hep ertelendiğini kaydetti.

Hükümet programında kamu reformunun geçmesi için 6 ay bir süreden bahsedildiğini belirten Gündüz, tasarının neden geçirilmediğini sordu.

Müşavirlerin çalıştırılmamasını da eleştiren Gündüz, müşavirlerin müsteşar atanarak devlete maddi zarar getirildiğini belirtti.

DİNÇYÜREK

DP-UG Milletvekili Hakan Dinçyürek ise, devlete yapılan istihdamların orgazisazyonların Başbakanlıktan geçtiğini dile getirerek, son yıllarda yapılan istihdamların yanlış olduğunu savundu.

Devlette ihtiyaç duyulan ve çağın ihtiyaçlarına bakıldığı zaman  nokta atışlı istihdamlar yapılması gerektiğine dikkat çeken Dinçyürek, Türkiye ile yapılan protokole bakıldığında 360 sayısının üzerinde olmaması gerektiğini fakat esas ihtiyaç duyulan kadrolara istihdam yapılmadığını kaydetti.

Dinçyürek, nokta atışlı istihdamlarla devletin devamlılığının daha kolay yapılabileceğini söyleyerek, daha bilinçli istihdam yapılması gerektiğini vurguladı.

E –devlet konusunda KKTC’nin geri olduğunu ve bu konuda hükümetin başkanı olarak Başbakan’ın önemli bir misyonu olduğunu düşündüğünü dile getiren Dinçyürek, e -devlet konusunda, teknik, program, insan kaynakları, gerekli donanımın süratle yapılması gerektiğini ve Başbakan’dan hızlı hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Reformlar konusuna da değinmek istediğini söyleyen Dinçyürek, kamu reformunun geçeceğini, geçtiği gün de halkın siyah beyaz bir beklentisi olmaması gerektiğini söyleyerek,  reformların hayata  geçtikten sonra zaman içinde daha aktif hale geleceğinin bilinmesi gerektiğini belirtti.

Geniş tabanlı bir hükümetin bu ülkenin ihtiyaç duyduğu reformları yapamaması halinde hangi hükümetin bu reformları yapacağının sorulması gerektiğini dile getiren Dinçyürek, ülkenin reformlara ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Eğitim, sağlık, tarım, yüksek öğrenim gibi birçok konunun reforma ihtiyacı olduğunu söyleyen Dinçyürek, sadece kamuda reform değil her sektöre bu reformların ihtiyaç olduğunu ve bunun da bu hükümetten beklendiğini belirtti.

Doğru reformların meclise gelmesi halinde muhalefet olarak bu reformlara destek vereceklerini söyleyen Dinçyürek, reformlar konusunda hep birlikte enerji harcanması gerektiğini kaydetti.

OĞUZ

UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz da, müşavirler konusunda yapılan konuşmalara atıf yaparak, bugün müşavirlerin havuzdan atanmasını eleştirenlerin geçmiş dönemde ne yaptıklarının bilindiğini kaydetti.

Şuanda müşavir yaratılıyor şeklindeki konuşmaların doğru olmadığını dile getiren Oğuz, bunu hükümet programına yazarak yeni müşavir yaratmadıklarını kaydetti.

Kamu reformu yasasında yapılan çalışmaların dört dörtlük veya hatasız olup olmayacağının ise ancak uygulamaya konulduğunda görüleceğini söyleyen Oğuz, kamuda ilk zihniyetlerde reform yapılması gerektiğini kaydetti.

KALYONCU

Başbakan Ömer Kalyoncu, su meselesi ve çiftçilerin ne zaman ödeneceği konusunda bilgi vermek istediğini söyleyerek, su konusunun kendileri tarafından tartışılacak bir konu olmadığını, Türkiye yetkilileriyle temaslarda bulunduklarını ve ileriki günlerde Türkiye’ye gidip konuyu bağlayacaklarını söyledi.

 Su konusunun önemli bir konu olduğunu, suyu kullanıp ödememe gibi bir durumunun olmaması gerektiğini, her eve ödemeli sayaçların takılacağını ve kullanıma göre ödeme yapılacağını dile getiren Kalyoncu, bundan sonra toplumun kendi değerlerine sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

Çiftçilerin ödenmesinde sıkıntı olduğunu fakat TÜK’ün geçmişten kalan borçlarından dolayı borçlanamadığını söyleyen Kalyoncu, yarın Bakanlar Kurulu’nda konunun görüşülerek ödemelerin bir noktaya bağlanacağını ve yılbaşından önce gerçekleşeceğini düşündüklerini kaydetti.

BRT’nin Başbakanlığa bağlı olmasından dolayı da yayıncılığın eleştirildiğini dile getiren Kalyoncu, basın yayın alanında KDV’ lerin sıfıra düşürüldüğünü bundan dolayı da gazetelerde çalışanların işsiz kalmasının önlendiğini kaydetti.

Kalyoncu, Uydu konusunda ise karasal yayına geçilmesi için gerekli tertibatın alınacağını söyledi.

Başbakanlığa bağlı fonların iki tane olduğunu ve bir fon bir de döner sermaye bulunduğunu söyleyen Kalyoncu, “Bunların kullanımının da kimin eli kimin cebinde belli değil” şeklinde olduğunu, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun bu alanda görevli olduğunu ve bu alanlarda denetlenmelerin yapıldığını belirtti.

Başbakan, federasyonlara verilen paraların nerelere gittiğini takip etmeye çalıştıklarını da belirterek, devletten para akan yerlerin sıkı denetlenmediği sürece problem olduğunu söyledi ve “Biz de denetim özürlü bir devlet olduğumuz için sık sık sorun yaşıyoruz” dedi.

Hava sporları federasyonun Başbakanlık Denetlem Kurulu tarafından denetlenmeye başlandığını da açıklayan Başbakan, Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Kaymakamlık ve polisle birlikte çalışmaların devam ettiğini dile getiren Kalyoncu, her bölgedeki polis ve kaymakamlığın destek vererek uyuşturucu konusunda çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

Bu komisyonun bütçesinin 50 binden 120 bine yükseltilmesinin çok önemli bir artış olmadığını dile getiren Kalyoncu, birimin yasalarının da gündeme peyder pey geldiğini ve gençlerin uyuşturucudan uzak tutulması için gereli çalışmaların yapılacağını belirtti.

Maliye Bakanlığı tarafından tasarruf edilen her kuruşun faiz destekli kredilere dönüştüğünü dile getiren Kalyoncu, ihtiyat sandığının tasarruflarının bu alanlarda kullanıldığını ve “göç yasası” ile meydana gelen anomalilerin düzeltilmesi, özel sektördeki çalışanların da haklarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Başbakanlığın 35 kişiyi, kamu reformunda da yer alan bakanlıkların strateji belirlemelerine yönelik  olarak istihdam edildiğini dile getiren Kalyoncu, istihdam edilenlerin konunun uzmanı olarak çalışmalarda kullanılacağını kaydetti.

Başbakan olduğundan bu yana Kamu Hizmet Komisyonu çerçevesinde istihdam yapıldığını, bir de polis alımları olduğunu dile getiren Kalyoncu, bu alımların hiçbirine müdahil olunmadığını kaydetti.

Yeni müşavir yaratmama konusunda da gerekli titizliği gösterdiklerini dile getiren Kalyoncu, sadece BRT’nin müdürü konusunda yapılan atamada müşavir olmayacağını kaydetti.

E -devletin başbakanlığa bağlandığını ve yönetim kurulunun şuanda gerekli çalışmayı sonuçlandırmak üzere olduğunu söyleyen Kalyoncu, halk danışmanlık merkezine çok sayıda başvuru olduğunu bu sayının daha az olmasını temenni etti.

Personel Dairesi’nin her daireyi kontrol etmesi gerektiğini de söyleyen Kalyoncu, kamu yönetiminin insanlara eşit muamele etmesi ve zamanında müdahale etmesi gerektiğini belirtti.

Kalyoncu ayrıca, mutlu olunabilmesi için insanların eşit ve adil muamele görmesi gerektiğini dile getirdi.

Konuşmaların ardından Başbakanlık bütçesi 79 milyon 378 bin 500 TL olarak oyçokluğuyla kabul edildi.

Daha sonra Bayındırlık Çevre ve Kültür Bakanlığı’nın bütçesinin görüşülmesine geçildi.

 
9 Aralık 2015 Çarşamba 10:29
Okunma: 824
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)