Ana Sayfa » Kıbrıs » "Amaç KKTC'de Din Görevlisi Yetiştirmek..."

"Amaç KKTC'de Din Görevlisi Yetiştirmek..."

"ARZUMUZ DİN GÖREVLİSİ YETİŞTİRMEK İÇİN KIBRIS'A HAS BİR OKUL"

 
 
"KIBRIS TÜRK İNSANININ HASSASİYETLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK İMAM VE MÜEZZİN YETİŞTİRİLMELİ"

"KIBRIS TÜRK TOPLUMU MÜSLÜMAN VE MÜSLÜMANLAŞTIRMAYA İHTİYACI YOK... DİNDE ZORLAMA YOKTUR HERKES İNANIŞINDA SERBESTTİR"

"DİN KONUSUNDA KORKULAR VAR... HAKSIZ BULMUYORUM... TOPLUMUN, HURAFELERİN, AŞIRILIĞIN ETKİSİNDE KALMASI BENİM DE KORKULARIM ARASINDA"

"KONUŞURKEN, TOPLUMU GERECEK, AYIRACAK, NEGATİF ETKİLEYECEK HİÇ BİR TARTIŞMADA OLMAK İSTEMİYORUM... AMACIM EVRENSEL BAZDA BİR KURUM BIRAKIP GİTMEK"

Din İşleri Başkanı Doç. Dr. Talip Atalay, konuşurken, toplumu gerecek, ayıracak, negatif etkileyecek hiç bir tartışmada olmak istemediğini, amacının evrensel bazda bir kurum bırakıp gitmek olduğunu söyledi.

Atalay, Kıbrıs Türk toplumunun Müslüman olduğunu ve Müslümanlaştırmaya ihtiyacı bulunmadığını, dinde zorlama da olmadığını ve herkesin inanışlarında serbest olduğunu kaydetti.

Bugün bir basın toplantısı düzenleyen Atalay, basın önüne resmen ilk kez çıktığını belirterek, 24 Aralık 2010'da göreve başladığını ve o günden bu yana, büyüdüğü yer olan Gazimağusa'dan başlayarak tüm adayı gezdiğini, camilerin, din adamlarının sorunlarıyla ilgili bilgi sahibi olduklarını kaydetti.

Din işleriyle ilgili yasanın eskidiğini, hiyerarşik düzenin bulunmadığını, ilçelerde sorumlu olmadığını söyleyen Atalay, bölgelerdeki eğitim durumuna göre daire temsilcileri atadıklarını, bu insanların yoğun şekilde çalıştıklarını belirtti.

Din İşleri Başkanlığı'na bağlı 315 çalışan olduğunu, merkezde çalışan memurlarının oturacak odası bulunmadığını anlatan Atalay, Lefkoşa'da Din Sitesi olarak bilinen binada düzenleme yapılması için ihaleye çıkıldığını, 2 ay içerisinde burada gerekli tamirat ve düzenlemelerin yapılarak oraya taşınmayı hedeflediklerini söyledi.

Güney'de kendilerine rakip kuruluş olan Kilisenin çok güçlü bir durumda bulunduğunu ifade eden Atalay, Din İşleri Başkanlığı'nın da KKTC'yi en iyi şekilde temsil edebilmesi için güçlenmesi gerektiğini vurguladı.

KKTC'nin "Seküler (laik)" bir toplum olduğunun farkında olduklarını belirten Atalay, "Seküler" bir Din İşleri istediklerini söyledi.

Din İşleri Başkanlığı'nın birçok eksiği bulunduğunu, bir makam araçlarının olmadığını ifade eden Atalay, ekonomik krizin farkında bulunduklarını, KKTC hükümetine yük olmadan eksikliklerinin giderilmesi için Türkiye'de temaslarda bulunduğunu, kaynak bulacaklarını kaydetti.

"DİN KONUSUNDAKİ KORKULARI HAKSIZ BULMUYORUM"

Basın kuruluşlarını tek tek ziyaret etmeyi hedeflediğini ancak ortaya çıkan tartışmalar nedeniyle basın toplantısı düzenlemeyi uygun gördüğünü anlatan Atalay, KKTC'de din konusunda korkular bulunduğunu, bunları kendisinin de haksız bulmadığını, toplumun; hurafelerin, aşırılığın etkisinde kalmasının kendisinin de korkuları arasında bulunduğunu söyledi.

Eğitim ve insan kaynağına verdiği önemi vurgulayan Atalay, göreve geldikten sonra ilk olarak çalışanlarının eğitim durumuna baktığını anlatarak, çalışanları için hedefledikleri profili anlattı.

Din görevlilerinin eğitimine verdikleri önemi anlatan Atalay, okul ve okullaşma konusundaki tartışmalara işaret ederek, bu konunun kendi yetkisinde olmadığını, buna siyasi erkin karar verebileceğini vurguladı. Ekibinin eğitimli ve donanımlı insanlardan oluşmasını isteyen Atalay, eğitimsiz insanın halkın ihtiyaçlarını ne anlayabileceğini, ne de karşılayabileceğini ifade etti.

EĞİTİMLİ, TOPLUMA YAKIŞAN DİN GÖREVLİSİ

Ülkede aktif durumda 185 cami olduğunu kaydeden Atalay, 22 kadrolu, 231 tane de geçici din görevlisi bulunduğunu, bunların 77'sinin ilkokul mezunu olduğunu ve sadece 52 tane İmam Hatip Lisesi mezunu din görevlisi bulunduğunu, bunların da yarısından çoğunun KKTC vatandaşı olmadığını söyledi. Atalay, din görevlisi için kadro açacak olsalar, yasanın şartı olan İmam Hatip Lisesi mezunu KKTC vatandaşı din görevlisi sayısının 10'u bulmayacağını kaydetti.

Türkiye ile kıyaslandığında, KKTC'de üniversite mezunu insanların oranının Türkiye'den çok daha fazla olduğunu ifade eden Atalay, "Böyle bir ülkenin din görevlilerinin eğitimi böyle mi olmalı" dedi. Kıbrıs Türk insanının hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak imam ve müezzin yetiştirilmesi gerektiğini kaydeden Atalay, ayrıca din eğitimi almak isteyen insanlara bu fırsatın verilmesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Türk toplumunun cenazeye, ölüye Türkiye'de olduğundan çok daha fazla saygı duyup önem verdiğini belirten Atalay, ama bayramda ve cenazede namaz kılmasını birçok insanın bilmediğini ifade etti.

CAMİLER TC YARDIM HEYETİ OLMADIĞI ZAMANDA İNŞA EDİLDİ

Tüm adada 300 civarında cami olduğunu, kuzeyde kiliseden camiye çevrilenlerin uzun vadede belki cami olmaktan çıkabileceklerini, kuzeyde geriye 150 civarında cami kalacağını söyleyen Atalay, bu camilerin TC Yardım Heyeti olmadığı zamanlarda Kıbrıs Türkü tarafından inşa edildiğini söyledi.

Kıbrıs Türkü'nün Varoluş Mücadelesi Önderi Dr. Fazıl Küçük'ün 1957'de camilerin ayağa kaldırılması ve Vakıfların Kıbrıs Türkü'ne geri verilmesi için yaptıklarını da anlatan Talip Atalay, Dr. Fazıl Küçük'ün, çağdaş din adamı yetişmesi için özen gösterdiğini ve Türkiye'ye İmam Hatip Lisesi'nde eğitim görmek üzere Kıbrıslı Türk gençleri gönderdiğini belirtti. Atalay, Vakıflar içinde de din okulu kurulması için çeşitli dönemlerde raporlar hazırlandığını ifade ederek, bu konuda yapılan çalışmaları anlattı.

HER ŞEY SİYASETLE İLİŞKİLENDİRİLİYOR

Topluma yakışan imam ve müezzinler istediklerini ifade eden Atalay, kendisiyle ilgili yakıştırmalar yapıldığını, 1990'lardan bu yana Kıbrıs'la ilgili akademik çalışmalar gerçekleştirdiğini, o dönemde "AKP'nin de kurulmadığını" işaret ederek, her şeyin siyasetle ilişkilendirildiğini kaydetti.

İmam hatipler konusundaki açıklamasını Adana'da bir toplantıda gazetecilerin sorusu üzerine yaptığını belirten Doç. Dr. Talip Atalay, okul tartışmalarının yeni olmadığını kaydederek, söz konusu toplantıda kendisine Kıbrıs'ta din görevlilerinin nasıl atandığının sorulduğunu, kendisinin de yasaya atıfta bulunarak, yasada İmam Hatip mezunu veya dengi okuldan mezun olması şartı bulunduğunu söylediğini anlattı.

Atalay, söz konusu eğitim kurumunun isminin "İslam Bilimleri Lisesi" olması halinde yasaya göre bu kurumdan mezun olanların din görevlisi olarak atanamayacağını ifade etti.

Talip Atalay, arzularının, din görevlisi yetiştirmek için Kıbrıs'a has bir okul olduğunu belirtti.

"MÜSLÜMANLIĞIN EN TEMİZ EN SAF HALİ: ALLAHA İNANIRIM KALBİM TEMİZ"

Kıbrıs Türkü'nün kendine has gelenek ve görenekleri bulunduğunu, din görevlilerini, konuşmalarında halkı rencide etmemeleri yönünde uyardığını belirten Atalay, Kıbrıslı Türklerin din konusu ve ibadet konuşulduğunda "Allaha inanırım, kalbim temiz" dediklerini anımsatarak bu sözün güzelliğini vurguladı.

Bunun Müslümanlığın en temel, en saf hali olduğunu ifade eden Atalay, "namazında niyazında" olup doğru davranmayan insanlar da bulunduğuna işaret etti.

KIBRIS TÜRK TOPLUMUNUN MÜSLÜMANLAŞTIRILMAYA İHTİYACI YOK

Kıbrıs Türk toplumunun Müslüman olduğunu ve Müslümanlaştırmaya ihtiyacı bulunmadığını kaydeden Atalay, dinde zorlama olmadığını, kimsenin zorla Müslüman yapılamayacağını, insanların inanışlarında serbest olduklarını belirtti.

Atalay, din görevlilerine konuşurken, "Ateist" bile olsa kendilerinden hizmet talep edecek kimsenin asla dışlanmamasını istediklerini, ayrışmaya yol açacak çalışmalara gidilmemesi yönünde uyardıklarını ifade etti.

Talip Atalay, toplumda birbirine güvensizlik bulunduğunu ve toplumda insanların birbirine güvenini yeniden sağlamaya yardımcı olmayı hedeflediklerini de kaydetti.

İLK İMAM HATİPLİ KIBRISLI TÜRKLERDEN DERVİŞOĞLU

Dr. Küçük tarafından 1958'de, Adana İmam Hatip Lisesi'ne gönderilen 7 Kıbrıslı Türk gençten biri olan Ahmet Dervişoğlu da açıklamasında, ülkede bir İslam Okulu kurulması için yıllarca çaba harcadıklarını belirterek, 1992 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda karar verdiğini, ancak parasızlık nedeniyle konunun hayata geçirilemediğini söyledi.

Dr. Küçük'ün girişimiyle 1958'de Adana İmam Hatip Lisesi'ne gönderildiklerini, kendilerinden sonra bir grubun daha gönderildiğini ifade eden Dervişoğlu, bu isimler arasında Haşim Altan ve İlkay Kamil gibi isimlerin de olduğunu söyledi.

DİN KURSLARI DEVAM EDECEK

Atalay, her yaz çeşitli tartışmalara yol açan "Kuran Kursları"na ilişkin bir soru üzerine, din kurslarını talep edenler olduğunu, Kıbrıs Türkü'nün rahatsız olmayacağı, çağdaş norm ve koşullarda bu kursların yeniden düzenleneceğini, Din İşleri Başkanlığı'na yasayla verilen görevlerden birinin eğitim konularıyla ilgili konuları ilgili birimlerle işbirliği yaparak yürütmek olduğunu söyledi.

Atalay, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde, pedagojik formasyona sahip, iyi eğitimli uzmanlarla okullarda kurslar verileceğini, uygulamanın ise camilerde yapılacağını ifade etti.

Atalay, Yenidüzen gazetesinde yer aldığını belirttiği bir habere atıfta bulunarak, bir araştırmaya göre Güney'de kiliseye hiç gitmemiş çocuk sayısının yüzde bir olduğunu, KKTC'de ise camiye hiç gitmemiş çocuk sayısının yüzde 38 olduğunu ifade etti.

Bu ülkede yaşayan insanlar ateist bile olsa isimlerinin Müslüman ismi olduğunu kaydeden Atalay, "İnsanlarımız Kuzey Avrupa insanlarına benziyor" diyerek, Kıbrıs Türkü'nün yumruklu kavga bile etmediğini, sakin insanlar olduklarını ifade etti.

Norveç ve İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde de insanların din konusuna çok ilgili olmadıklarını, ancak okullarında din derslerinin verildiğini kaydeden Atalay, "Kuran Kursu" ve "İmam Hatip Lisesi" gibi isimlerin Türkiye'deki olayları çağrıştırdığını, oradaki tartışmaların buraya taşınmaması gerektiğini ifade ederek, "Bize uygun isimler bulalım" dedi.

SİYASİ ERK KARAR VERECEK

Konuşurken toplumu gerecek, ayıracak, negatif etkileyecek hiç bir tartışmada olmak istemediğini belirten Atalay, amacının, toplumun güven duyacağı, evrensel bazda bir kurum bırakıp gitmek olduğunu, bunun için de herkesin desteğini istediğini söyledi.

Atalay, okul gibi konularda karar verecek olanın da kendileri değil siyasi erk olduğunu ifade etti.

Atalay, internet sitelerinde üslubu düzgün muhalif yazılara bile yer verdiklerini kaydetti.

Din İşleri Başkanı Doç. Dr. Talip Atalay bir soru üzerine, fiili olarak reform yapmaya başladıklarını kaydederek, yasalarının değişmesini istediklerini, kabul edilemez maddeler bulunduğunu, daha tek bir tüzük bulunmadığını, yani yasanın uygulanmadığını ifade etti. Atalay, "Sınırlarımın farkındayım, yasanın dışında bir şey yapmam" dedi.

Toplumsal uzlaşıyı gerçekleştirmek zorunda bulunduklarını belirten Atalay, seviyeyi korumak dahil sendikalar ve diğer sivil toplum örgütleri dahil her kesimle en sert konuları tartışmaya hazır olduklarını belirtti.

Atalay, din görevlilerinin gerçekleştirdikleri çeşitli gönüllü projeler ve hizmetiçi eğitimde onlara verdikleri destekle ilgili bilgi verdi.

(HÖ/CAN) FOTOĞRAFLI

 
20 Mayıs 2011 Cuma 19:31
Okunma: 932
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)