Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Anastasiadis: "ezeli Tezlerimi Terk Etmedim... Keşke Zemini Değiştirmek Mümkün Olsa"

Anastasiadis: "ezeli Tezlerimi Terk Etmedim... Keşke Zemini Değiştirmek Mümkün Olsa"

"74 Darbesini Ancak Aptallar Siyasi Suç Görmez".

 
 
Anastasiadis:
Lefkoşa, 3 Şubat 13 (T.A.K.): Rum başkanlık seçimlerinin en güçlü adayı DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis, ezeli tezlerini terk etmediğini, bunları Ulusal Konsey'in önüne koyacağını söyledi. "Keşke çözüm zeminini değiştirebilsek" diyen Anastasiadis, Kıbrıs sorununda bir anlaşmanın maddelerinin iki bölgeli, iki toplumlu bir devletin işleyebilirliğine yönelik endişeleri azaltıp azaltmayacağına bakılması gerektiğini kaydetti.


Anastasiadis, haftalık Kathimerini gazetesine verdiği ve "Tezlerimi Terk Etmedim" başlığıyla yayınlanan demecinde, genç uzmanların ve parti dışı kişilerin katılımıyla damgasını vuracak bir hükümet kurma sözü verdi. Ekonominin ancak belirli inisiyatifler alınarak canlandırılabileceği inancını belirten Anastasiadis Kıbrıs sorununda görüş ayrılıklarına rağmen iki bölgeli, iki toplumlu bir devletin işleyebilirliğine ilişkin endişeleri azaltacak yöntemler bulunabileceğini söyledi.


DİKO ile işbirliği kurmak için Kıbrıs sorunu ve ekonomiyle ilgili ezeli tezlerini terk ettiğine ilişkin suçlamaların anımsatılması ve "merkezden uzaklaştırılmış federasyon ve Türkiye'nin müzakerelerin parçası haline getirilmesi için müzakerelerin genişletilmesinin" örnek gösterilmesi üzerine Anastasiadis, özetle şunları söyledi:


"Bu tezleri terk etmedim. Ulusal Konsey'in önüne koyacağım. Ancak ısrar veya dogmatizmle değil diyalogla ilerleyeceğiz. Dolayısıyla sahip olduğun bir tezi terk etmezsin geriye kalanların da rızasını alman gerekir. Diyalog ile çıkmazı aşmamıza yardım edecek bir yol bulabiliriz."


Anastasiadis'e, Kıbrıs müzakereleri için bir müzakereci atama tezinin de eleştirildiği hatırlatıldığında, "Müzakerelere ne Rumpuy, ne de Genel Sekreter katılacak. Başkan neden katılmak zorunda olsun? Müzakereci Türkiye'nin tezlerinin aydınlatılması da dahil pek çok çıkış yolu sağlayabilir çünkü kurumlar nedeniyle temas sorunu olmayacak" dedi.


Gazete "Keşke Çözüm Zeminini Değiştirebilsek" başlığıyla ayırdığı bölümde ise, 28 Ocak akşamı diğer iki rakibiyle birlikte Kıbrıs sorununu ele aldıkları ortak televizyon yayınıyla ilgili sorularını ve aldığı cevapları şu şekilde aktardı:


"Soru: Pazartesi günkü tartışmada Kıbrıs'ta 43 bin askerin varlığını sürdürdüğünü, yerleşiklerin sayısının 250 bine ulaştığını, Kıbrıs Rum mallarının birbiri ardına yitirildiğini söylediniz. Ancak son sözlerinizden, seçimlerden sonra acele etmeyeceğiniz anlaşılıyor. Oturup bir plan hazırlayacağız, taahhütler isteyeceğiz ve müzakerelerin ne zaman başlayacağına biz karar vereceğiz...


Cevap: Benim söylediğim,seçilmem halinde birinci önceliklerimden biri olacak olan Ulusal Konsey'de Kıbrıs sorununun bugün bulunduğu nokta, sonu gelmez ertelemelerin veya çözümün zamana yayılmasının etkilerinin gözden geçirmesi ve daha sonra karşılık verilirse en kısa sürede yeni bir prosedüre girebilmemiz için kapsamlı alt komiteler aracılığıyla yapılacak diyalogla bir öneriler çerçevesi hazırlanması gerektiğidir. Doğru sona yönelme ön şartlarını yaratacak önceden belirlenmiş ve uzlaşılmış bir prosedür.


Soru: Böyle bir çerçeveye varmamız gereken bir zaman sınırı belirlediniz mi, yoksa yeniden 8 Temmuz anlaşmasından sonra olduğu gibi teknik komitelerin iki yıl boyunca gündemsiz görüştüğü bir prosedüre mi sürükleneceğiz?


Cevap: Asla müzakerelerin yeniden başlamasının zamana yayılacağını kastetmedim. Ayları kapsayan bir dönemden söz ettik. Bu, uygun ön hazırlığı yapmadan, sadece diyalog başladı demek için bir diyaloğa gireceğimizin düşünülmesi gerektiği anlamına gelmez.


Soru: Yine son tartışmada, partiler arasında büyük felsefe farkları olduğunu söylediniz. Adaylardan birinin prosedürün hiçbir şekilde değişmemesi gerektiğini, bir diğerinin değişmesi gerektiğini, ötekinin de 'masayı temizlememiz gerek' dediğini gördük. Ortak öneri çerçevesine varmayı nasıl başaracaksınız?


"ÇÖZÜM ZEMİNİ DEĞİŞTİRMEK KEŞKE MÜMKÜN OLSA"


Cevap: Son derece samimi olmak istiyorum. Keşke imkân olsa. Çeşitli doruk anlaşmalarının yapıldığı ve bizim inisiyatiflerimizle kararların benimsendiği bu zeminin 38 yıl sonra (zeminin) değişmesi mümkün de değildir, akıllıca da değildir. Bizim talep etmemiz gereken, anlaşmanın maddelerinin iki bölgeli, iki toplumlu devletin işleyebilirliğine ilişkin endişeleri azalttığını açıkça görmektir. Özlü bir diyalog olacaksa, çözümün tabi olacağı ana ilkeler kaydedilmiş olduğundan, sonuç elde edeceğimize eminim.


Soru: Ulusal Konsey'de 2009'da oybirliğiyle alınan karara atıfta bulunduğunuzu hatırlıyorum. Bütün diğer siyasi güçlerin de atıfta bulunduğu o karar çok genel ve belirsiz bir çerçeveyle ilgilidir.


Cevap: O karar, iki bölgeli iki toplumlu federasyondan başka bir şey olmayan çözüm şekline atıfta bulunuyordu.


Soru: O bile net değil. Bunun göstergesi de, iki bölgeliliğe karşı olan EURO.KO'nun da bu karara atıfta bulunmasıdır. Kıbrıs sorunu ideolojiler ve bütün partilerin kırmızıçizgileriyle çözülmeyecek. Ortaya konulan tezlerle, böyle bir çerçeve, atayacağınızı söylediğiniz müzakereciye neyi müzakere edeceğini ve hedefin ne olduğunu bilme olanağı tanıyacak mı?


Cevap: Tam da bu nedenle hepimiz oturup olgulara bakacağız. Kapsamlı bir öneri çerçevesi, taleplerimizi belirlemek için. EURO.KO'nun iki bölgelilik konusunda çekincelerini koruduğu iyi biliniyor. Ancak zannederim bütün siyasi güçlerle, hepimizin isteklerine cevap verecek bir çerçeve üzerinde uzlaşırsak, Kıbrıs Helenizm'inin ve siyasi partilerin çoğunluğunun kabul edilemez bulduğu veya reddettiği önceki açıklamalar veya önerilerin yarattığı sorunları aşabileceğimize inanıyorum.


Soru: Mesele bir çerçevede uzlaşmamız mı yoksa bunun gerçekçi başarı olanakları olması mı? Çoğu zaman gelişmeleri tek başımıza görüşüp belirlediğimiz izlenimi veriyoruz. İstemediğimiz her şeyi belirteceğimiz bir çerçeveyle uluslararası unsura, BM'ye gidecek ve onlara 'bugüne kadar kabul ettiklerimizi unutun, bu zeminden devam edelim' mi diyeceğiz?


"ÇÖZÜM ZEMİNİ AYNI KALDIKTAN SONRA NEDEN KABUL EDİLMESİN..."


Cevap: Çözüm zemini aynı kaldıktan sonra neden kabul edilmesin? Yaşayabilir, güçlü, tek egemenliği, tek devlet varlığı olduğuna en küçük bir kuşku bile duyulmaması, Kıbrıslı Rumların beklentilerine cevap vermesi ancak aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin haklarını da görmezden gelmemesi için bu devletin yaşayabilirlik şartlarının ne olacağı tartışılabilir. Reddedileceğini peşinen bildiğimiz -özellikle belirli maddelerle- bir plana gitme lüksüne sahip değiliz. Aynı zamanda ittifaklara ilerlememiz, Türkiye'nin dostlarını, Rusya'nın Türkiye'yle olan ilişkilerini, Kıbrıs sorununun çözümüne gerçekten katkı koyması konusunda Türkiye'ye baskı yapılması için değerlendirmemiz gerekir. Yolları vardır. Yeter ki taleplerimizin ne olduğu ve bunları nasıl başaracağımıza dair kapsamlı strateji olsun. Ve elbette AB'yi de katacağız.


Soru: Adaylar, bir çerçeve aracılığıyla da olsa önerilerin geri çekileceğini taahhüt ederken, tamamen küçümsenmiş olan bir prosedüre katılması için AB'yi hangi itibarla ikna edeceğiz? Bugün iki taraf öneri ve faaliyetleriyle birinci önceliklerinin çözüm olmadığını gösterirken (AB'nin) BM rolünü oynamayı kabul edeceğini düşünüyor musunuz?


Cevap: Bir neden daha. Çünkü önerilerimiz, hiçbir vatandaşın haklarını göz ardı etmeyen, çözümün yaşayabilirlik perspektiflerini oluşturan, bir Avrupa devletinin yaşayacağını güvence altına alan Avrupa ilke ve değerlerine dayansa AB'nin müdahil olmak için her türlü sebebi olur. Özellikle de istediklerimizin AB'nin denetiminde olacağı ve uymamamız halinde yaptırımlara maruz kalacağımız dikkate alındığında..."


Anastasiadis, kabinesi ve ihdas edeceğini vaat ettiği müsteşarlıklar için kimleri düşündüğü ısrarla sorulmasına karşılık ise isim vermekten kaçındı.


Fileleftheros da, Anastasiadis'le yaptığı söyleşiyi "Başkaları akşam saatlerinde içmeyi tercih edebilir. Anastasiadis gevşemek, dinlenmek ve sabahın erken saatlerine kadar çalışmaya devam etmek için öğle yemeğinden biraz sonra bir, iki veya üç kadeh viski içmeyi tercih ediyor" gözlemini öne çıkararak aktardı.


Gazetenin, referandumda sergilediği tavırdan pişmanlık duyup duymadığını sorması üzerine Anastasiadis, "benim görüşüm galip gelseydi ve bunu vatan için mahkûm edici bir dizi felaket izleseydi pişman olurdum" dedi ve şöyle devam etti:


"Halkın yüzde 76'sının benimsediği görüş benimki değil. Dolayısıyla pişman mıyım değil miyim sorusuna neden cevap vereyim? Görüşüm vardı ve bunu açık yüreklilikle ifade ettim ancak çoğunluğun kararını yine açık yüreklilikle kabul ettim. Önemli olan artık 2004'te başaramadığımızı başarabilmek için nasıl hükümet edebileceğimizi, Kıbrıslı Rumlar tarafından da kabul edilecek bir çözümü nasıl bulacağımızı görmektir."


ÖĞLE YEMEĞİNDEN SONRA 2-3 KADEH VİSKİ


Anastasiadis'e "içkiye olan zaafınızla ilgili yorumlara tepkiniz nedir" sorusu da yöneltildi. Sözlerine "Gülüyorum. İçkiye olan zaaf ne demek?" sorusuyla başlayan Anastasiadis, "Başkaları akşam saatlerinde içmeyi tercih edebilir. Ansatasiadis öğle yemeğinden biraz sonra bir, iki veya üç kadeh viski içmeyi tercih ediyor ki rahatlasın, dinlensin ve sabahın erken saatlerine kadar çalışmaya devam etsin. Aynı şey Kleridis için de söylenmedi mi? Mesele eleştirinin doğru ölçüde yapılmasıdır, argümanlar bittiğinde belden aşağı vurmak için değil" ifadelerini kullandı.


Gazetenin "Peki darbe destekçisi olduğunuz konusuna ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine ise Anastasiadis, "Birilerinin avukatı olarak elbette vardım, tabii kastettiğiniz buysa" cevabını verdi ancak "Avukat sıfatınızla değil, siyasi olarak" diye soru düzeltilince özetle şunları söyledi:


"74 DARBESİNİ ANCAK APTALLAR SİYASİ SUÇ GÖRMEZ"


"Öncelikle, şiddet kullanan insanlara karşı tahammül gösteremem ve siyasi sorunların bu şekilde göğüsleneceğine de inanmam. Açık olmak istiyorum. Bunu karşı saflarda yer alan ve darbecilerle alakası olmayan kişilerden de doğrulatabilirsiniz. Patrikios Pavlu veya avukat arkadaşım Sotiris Patsalidis.... Pek çok meselede anlaşmazlık içerisinde olabiliriz ancak darbeye katılıp katılmadığımı veya destekleyip desteklemediğimi bilirler. 1974 darbesini ancak aptallar siyasi suç göremez..."


(ŞA/GUR)


*******


 
3 Şubat 2013 Pazar 13:55
Okunma: 627
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)