Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Andros Kiprianu: "cenevre'ye Tam Hazırlıklı Gidiyoruz"

Andros Kiprianu: "cenevre'ye Tam Hazırlıklı Gidiyoruz"

"uluslararası Camianın Hatta Bm Genel Sekreterliği'nin Bir Bölümü, Türk Beklentilerine Hizmet Etmek İsteğiyle Başka Özlemler İçerisinde Olabilir...".

 
 
Andros Kiprianu:

Lefkoşa, 3 Temmuz 11 (T.A.K): AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Cenevre'ye tam hazırlıklı gideceğini ancak uluslararası camianın ve BM Genel Sekreterliği'nin bir bölümünün; Türk tarafının bazı beklentilerine hizmet etmek isteğiyle başka özlemler içerisinde olabileceğini söyledi.

Kiprianu, Haravgi'ye verdiği mülakatta; Rum tarafının, gerekli temasları önceden yaparak tam hazırlandığını kaydetti, uluslararası alanda Kıbrıs sorununa işleyebilir ve yaşayabilir çözüm bulunmasına gerçekten ilgi gösteren olumlu rolünü elde edeceği iddiasında bulundu.

Türkiye'nin AB üyeliğine olan ilgisinin azaldığı, bunun Kıbrıs sorununu ve çözüm sürecini etkilediği görüşünü de ortaya koyan Kiprianu, ancak bunun hiçbir şekilde, çözüm perspektifinin açık tutulması için Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilânihaye süreceği şeklinde yanlış yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

Haravgi'nin; "Türkiye'nin AB Üyeliğine İlgisi Azaldı" başlığıyla manşetten aktardığı söyleşide Andros Kiprianu özetle şunları söyledi:

"Bizim hedefimiz; yürütülmekte olan prosedüre ivme katılmasıdır. Bu da, bugüne kadar üzerinde uzlaşılmış olanlar üzerinde yoğunlaşabilirsek başarılacak. Yani BM Genel Sekreteri'nin Türk tarafının uzlaşılmış çerçeve dâhilinde öneriler sunacağı ve bu önerilerin iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliği olan, tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan birleşik devlete götürecek federasyon çerçevesi içerisinde olacağını güvence altına alması halinde... Bunun üzerinde yoğunlaşırsak, prosedürün yoğunlaşacağından da anlaşmaya dönük pek çok perspektif yaratılacağından da şüphe yoktur. Bize göre anahtar budur.

"ULUSLARARASI CAMİANIN, HATTA GENEL SEKRETERLİĞ'İN BİR BÖLÜMÜ BAŞKA ÖZLEMLER İÇERİSİNDE OLABİLİR"

Uluslararası camianın - hatta BM Genel Sekreterliği'nin de diyebilirim - bir bölümünün başka özlemler içerisinde olabileceği bir olgudur. Türk tarafının bazı beklentilerine hizmet etmek istiyor olabilirler. Biz, kanıtlı argümanlarla ve elbette Kıbrıs sorununa işleyebilir ve yaşayabilir çözüm bulunmasına gerçekten ilgi gösteren uluslararası camianın, kendi olumlu rolünü oynayacağını güvence altına almak için gerekli temasları önceden yapacağız... Başkan Hristofyas'ın bu iki istikamette de yeterli ve gerekli ön hazırlığı yaptığına inanıyorum.

Müzakerelerin yürütüldüğü üç yıl içerisinde görüş birliklerine varıldı, bunlar Başkan Hristofyas ile Mehmet Ali Talat arasında varılanlardır. Maalesef yeterli ve tatmin edici değiller. Şu anda polis ve uluslararası anlaşmalar müzakere ediliyor. Bizim görüşümüz, Başkan Hristofyas'ın önerilerinin olumlu, Aleksander Downer'ın bir söyleşisinde ifade ettiği gibi, iki toplumun görüşleri üzerine köprü kurabilecek önerilerdir. Dolayısıyla Türk tarafının bu fırsatı yakalaması, olumlu yanıt vermesi gerekir ki Cenevre'ye gidildiğinde bir miktar ilerleme bekleyebilmemiz için daha iyi bir ortam olsun.

Kıbrıs sorununa, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB dönem başkanlığını devralmasından önce çözüm bulunması arzuları dile getiriliyor. Önemli olan bunları, uluslararası camianın hangi unsurlarının dile getirdiğidir. Örneğin Rusya Dışişleri Bakanı konuştuğunda ilkeler temelinde konuşur, standart tezler dile getirir. Konuşan ABD veya İngiltere'den bir yetkili ise yaklaşımlar farklıdır. Bu açıdan sahte hislere kapılmamalıyız. Bu nedenle birlik olmalı, ilkelerde ısrar etmeli ve aynı zamanda; anlaşmaya varılabilmesi perspektifinde esneklikle işbirliğine hazır olduğumuz mesajını vermeliyiz.

Ulusal Konsey toplantısından sürpriz çıkmadı. Her bir siyasi parti kendi tezlerini ortaya koydu, -Şilluris'in açıklaması hariç -  kamuoyuna Başkan Hristofyas'ın çabasını zayıflatacak açıklamalar yansımamasını olumlu buluyorum. Siyasi partilerin, Başkan Hristofyas'ın Cenevre'deki çabalarına destek vereceklerinden kuşkum yok."

"LIDINGTON İNGİLTERE'NİN KÖTÜ YÜZÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ"

Andros Kiprianu'ya İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı David Lidington'un İngiliz vatandaşlarının KKTC'deki eski Rum mallarından satın almaları konusu ile Rum tarafından satın aldıkları malların tapularının gecikmesini özdeşleştirmesi konusu da soruldu.

"Sayın Lidington, yetkililerinin defalarca Kıbrıs Rum toplumunun Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarında objektiflikten uzak olduğu mesajını verdiği isabetsiz açıklamalar yapan İngiltere'nin kötü yüzünü bir kez daha gösterdiği kanaatindeyim" diyen Kiprianu özetle şunları söyledi:

"ABD'yi de, İngiltere'yi de, diğerlerini de; Kıbrıs sorununun çözümüne gerçekten katkı koymak istiyorlarsa Kıbrıs sorununun ilkelerine saygı göstermeleri gerektiğine ikna çabalarımızı sürdüreceğiz. Bu çerçevenin dışındaki yaklaşımlar doğru yönde katkı koymaz, aksine; Türk uzlaşmazlığını artırır.

"ANKARA'NIN AB ÜYELİĞİNE İLGİSİ AZALDI"

Ankara'dan aldığımız bütün mesajlar, ülkenin AB üyelik perspektifine karşı Türk tezinde bir değişiklik olduğu yönündedir. Yaklaşık on gün önce Türkiye'nin bir aşamada AB üyeliğine ilgisini geri çekebileceği de alenen ifade edildi. Şu anda gerek Karadeniz'de gerek Asya'da, özellikle de İran, Irak v.b. siyasi ve ekonomik işbirlikleri üzerinde odaklanıyor, aynı zamanda gerek Kuzey Afrika gerek Orta Doğu'da Arap dünyasında oluşan durumdan yararlanmak istiyor. Analizcilerin değerlendirmesi, Türkiye'nin en azından bu aşamada, AB'ye olan ilgisinin azaldığı, dünya çapındaki; özellikle de bizim bölgemizdeki siyasi, ekonomik ve askeri konumunu güçlendirmek; daha sonra geri dönüp AB ile daha güçlü konumda görüşmek istediği yönündedir.

"KIBRIS SORUNUNU OLUMSUZ ETKİLİYOR AMA..."

Bu gelişme, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarını olumsuz etkileyecek. Birileri alelacele kalkıp beni eleştirmesin diye izah ediyorum:

AKEL, her ne pahasına olursa olsun Türkiye'nin üyelik sürecinin devam etmesi, bizim de; çözüm perspektifini açık tutmak için AB'ye verdiği taahhütleri yerine getirmesini talep etmeden (Türkiye'nin) gönlünü etmemiz gerektiği görüşünde değildir. Aksine, Türkiye'nin AB'ye karşı aldığı yükümlülükleri yerine getirmesini sürekli talep etmemiz gerektiğini söylüyoruz."

(ŞA/SEL)

 
3 Temmuz 2011 Pazar 16:50
Okunma: 428
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)