Ana Sayfa » Kıbrıs » Başaran Düzgün'den şok iddia.

Başaran Düzgün'den şok iddia.

Düzgün kçşe yazısında aynen şu cümleleri kullandı : “Mehmet Ali Talat, CTP den uzak durur gibi görünerek ama el altından CTPnin içi ile oynama politikasını tercih etti. Kamuoyunun gündemine taşınmadı ama aslında bir saray darbesiyle (Talat'ı kast ediyor) aday olmamaya karar verdi.”

 
 
Başaran Düzgün'den şok iddia.
Havadis Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Başaran Düzgün kaleme aldığı köşe yazısında şok bir iddia ortaya attı ve
"Soyer bir saray darbesi ile aday olmaktan vazgeçirildi" dedi.

Başaran Düzgünün köye yazısı aynen şöyle :

Ayıp ettin Ferdi Bey Soran olmadı ama eğer sorsalardı şöyle bir cevap verebilirdim;

-         Soru: Sizce aday olmayarak örnek bir tutum sergileyen Ferdi Sabit Soyer CTP kurultayında nasıl bir konuşma yapabilir?�

-         Cevap: Muhtemelen duygusal bir konuşma yapacak. Adayların bile toplamı onun yapacağı konuşmanın etkisine ulaşamayacak. Ferdi Sabit Soyer veda etmeyecek ama CTP�ye yeni perspektifler verecek cümleler kullanacak...�

Yanılmışım.

Ferdi Bey, tam tersi davrandı.

Salondaki delegeleri ve konukları sıkma pahasına saatlerce nutuk salladı. (Bu kendinin bileceği bir konudur)

Daha ötesi agresif ve sinirliydi.

Agresif ve sinirli olmasını kendi tercihi sayabilir miyiz?

Hem evet hem hayır.

Evet sayabiliriz çünkü aslında çok da gönüllü olmadığı bir sürece sürüklendi.

Kamuoyunun gündemine taşınmadı ama aslında bir �saray darbesiyle�  aday olmamaya karar verdi.

Mehmet Ali Talat, �CTP�den uzak durur gibi görünerek ama el altından CTP�nin içi ile oynama� politikasını tercih etti.

Topladığı 5-10 kişiyle Ferdi Sabit Soyer�e �aday olma� baskısı yaptı.

O da aday olmadı.

Belki de bunun verdiği psikoloji ile kendisinden beklenenin tersine kurultayda her şeye ve herkese çatan bir konuşma yaptı.

Diğer söyledikleri elbette bizi ilgilendirmez.

Fakat konu Hasan Hastürer olunca �orada dur Ferdi Bey� demek bizim için farz oldu.

Orada dur Ferdi Bey.

Sana yakın tarihle ilgili birkaç hatırlatma yapacağım.

Sen sanıyor musun ki tarih dediğin bilim dalı herkesin kendi pozisyonuna göre uyduracağı bir şeydir.

�Uydurma� kelimesini bilinçli kullandım.

Ve sen sanıyor musun ki yakın tarihi yorumlarken herkes kendi şahsi pozisyonuna göre tutum takınır?

Eğer öyle sanıyorsan ciddi bir şekilde yanılıyorsun.

İlk ateşin yandığı Elye mitingde dava edilen ve mahkemelerde sürünen ben, Hasan Hastürer ve diğer arkadaşlardı.

Kapımızda bir değil, iki değil tam üç bomba patladığı, telefonların acı acı çalıp da �Gardaş Hasan Hasürer�i vurdular� diye psikolojik operasyonlara maruz kalan da bizlerdik.

Evimize meşaleli eylemler planlayıp ailemizle birlikte hepimizi yakmaya çalıştıkları da bizlerdik.

Sabahın altısından gecenin ikisine kadar Kıbrıs Türkü�nü ikna etmek için dil dökenler de bizlerdik.

Bunları yazdığım için utanıyorum.

Çünkü hep mütevazı olduk ve hep geri planda durmaya çalıştık.

Biz hayatımızı ve kariyerimizi ortaya koyup Kıbrıs Türkü�nün pırıl pırıl yeni bir sayfası olan Havadis�i inşa ederken gidip Asil Nadir�den özür dileyen ve Asil Nadir�in elini öpen senin arkadaşların, yoldaşlarındı.

Bize kutuyu açtırma ve kötüyü söyletme Ferdi Bey.

Politika dediğin şey �dün dündür, bugün bugündür� ilkesizliği olabilir.

Ama emin ol ki bu ilkesizlik bizim buralara uğramadı henüz.

Şükür ki Hasan Hastürer dahil tüm arkadaşlar ilkeleri ve onurlarıyla yaşıyorlar.

Ve öyle de yaşamaya devam edecekler...

---------------------

Bu yazı üzerine Ferdi Sabit Soyer'den Başaran Düzgüne'e yanıt geçikmedi ancak Soyer vermiş olduğu yanıtta bu iddiayı da reddetmedi...

İşte Soyer'in yanıtı :

Soyer'den yanıt Cumhuriyetçi Türk Partisi eski Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer dünkü yazımla ilgili bir açıklama gönderdi.

Açıklamanın uzun olması nedeniyle kendi yorumumu başka bir yazıya saklıyorum ve aynen yayımlıyorum:

�Sayın Başaran Düzgün,

Yazdığınız makaleyi hayretler içinde okudum. Bir konuşmanın bu denli çarpıtıldığı bir değerlendirmeyi sizden okumak beni üzdü. Beni üzen diğer nokta ise buyurgan ve aşağılamaya çalışan üslubun oldu. Bir kere açıkça yazayım ben birine hitap ederken veya eleştirirken dahi saygı üslubundan zerrece şaşmam. Bu yüzden üslubunuzdaki intikamcı ve hakaretamiz ifadeleri kaldırmam mümkün değildir. Ancak size aynı üslupla seslenmek asla yöntemim olamayacak..

Üslubuna dair söylemek istediğim bir yaklaşım vardır. �Fakat konu Hasan Hastürer olunca orda dur Ferdi Bey� diyorsun. Bak Sevgili Başaran Düzgün dostum, sana Başaran �Bey� diye hitap etmeden söyleyeyim. Ferdi Sabit Soyer her hangi bir konuda eleştirisi varsa kimseye karşı �orda durmaz.� Eleştirim haksızsa da onu da ifade etme olgunluğuna sahibim. Ama ne kimseye ne de herhangi bir kuruluşa karşıda, politik fayda sağlamak veya şirin görünmek içinde �orada durmam.� Ve  Susmam.

İkinci nokta kurultay konuşmamda benim, dostum Hasan Hastürer�i eleştirdiğimi nereden çıkardın ki. Farklı olduğum görüşleri de olursa Hasan dostumun ona bunu söylemekten çekinmem ve doğrusu da onun bunun dışında bir beklentisi olduğunu da zannetmem.

Üstelik ben konuşmam da Hasan Hastürer�e teşekkür ettim o eski yazıyı yayımlamasından ötürü. Ve üstelik o konuşmanın neresinden çıkardın ki Annan Planı döneminde ya senin ya Hasan dostumun ya da on binlerce insanın uğradığı mağduriyetleri göz ardı ettiğimi. Buna özellikle çok üzüldüm.

Yazında buyurgan bir dilin cazibesinde; �Sen sanıyor musun ki tarih dediğin bilim dalı herkesin kendi pozisyonuna göre uyduracağı bir şeydir� diyorsun. Doğru aynen katılıyorum. Bu yüzden bu bilim dalı özellikle de yakın tarih açısından objektif olarak ele alınmalıdır. Üstelikte ben konuşmamda buna vurgu yaptım. Çünkü 2001�de TKP yıkım paketi denen hadisede hükümetin ortağı idi. CTP, 1998 seçimlerinde ve 2000�deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ağır bir yenilgi almıştı.

O günlerde yine sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler ki aralarında CTP de vardı, bildiriler, gösterilerle olaya karşı demokratik etkinlikler düzenliyorlardı.

O günlerde pek çok düşünür veya sivil toplum örgütü yöneticisi ve insan, CTP ve TKP�nin artık sözünün dinlenmeyeceğini ifade ediyordu. Sevgili Hasan Hastürer de o günkü psikolojiyi bir durum tespiti olarak makalesinde dile getirmişti.

Günümüzde de özellikle 2009 seçimlerinden sonra ayni psikoloji yeniden doğal olarak ifade edildi. Yalnız bu kez tüm siyasi partileri, siyaset kurumunu kapsayacak şekilde bu psikoloji doğdu. Ben buna endişe ile bakıyorum. Çünkü toplumsal varoluş mücadelesi veren bir halkın, çeşitli kesimlerinin bir diğerini yok farz etmesi, sonuç itibarı ile toplumsal temeli sarsan olaydır. Günümüzde zincirleme şekilde siyasi partiler, sendikalar, medyamız, hatta �içki� dahil tüm üretimimize dönük kuşku ve güvensizliğin doruğa çıkarıldığı bir atmosferde, bu de-politizasyon ve toplumsal, kurumsal temellerimizi sarsan bütün olaylara ve yaklaşımlara karşı ideolojik ön yargıdan, politik farklılıktan uzak tespit ve değerlendirmeler yapmak lazımdır.

İşte bu yaklaşım nedeni ile Hasan dostumun o günlerin psikolojisini yansıtan yazısını yayımlamasına teşekkür ettim. Çünkü çok kısa süre sonra gerek CTP gerekse TKP sesini topluma dinleten bir konuma geldiler. Elbette ki diğer aydınlar, sivil toplum örgütleri ve o güne kadar birbirine karşı konum içinde olan tüm kesimler ve kurumlar ve kişiler� Unutma ki Sevgili Niyazi Manyera�dan  tut, Ticaret Odası�na, Şener Elçil�den tut, Arif Hoca�ya, Doğan Harman�a, Asil Nadir�e, Talat ve Akıncı�dan, Ertoğrul Hasipoğlu�na kadar giden çok geniş bir toplumsal kesim ortak bir değerde buluştu. İşte benim konuşmamda vurguladığım temel bu idi.

2001�de o yazının yazıldığı dönemde Hasan bu tespiti yaptı. Ancak siyasetçinin, ilerici düşüncenin görevi de durum tespitlerini değiştirmektir. O anın değerini veri almak ama onu değiştirmektir. Nitekim o tespitten sonra 2000 yerel seçimlerinde CTP Lefkoşa dahil pek çok yerde yerel yönetimleri aldı. Arkasından diğer güçlerle beraber CTP ve TKP; Talat ve Akıncı diğer insanlarla birlikte yakın geçmişin kendilerine getirdiği politik gerilemeleri bir iki yıl içinde aştılar. Bundan ötürü siyasi mücadelede gel-gitlerin olduğunu, ancak bu gel-gitlerin içinde politik yenilgilerin gerilemelerin emek, barış, demokrasi için mücadele veren örgütlerin dersler çıkartarak durumu kısa ve orta vadede değiştirebileceklerine dönük inancımı açıkça konuşmamda ifade ettim.

CTP�nin genel başkanlığından ayrılırken vereceğim mesaj senin beğenmen veya beğenmemen seni ilgilendirir. Ama ben mücadelenin nesinden ayrılacağım ki veda konuşması yapmamı salık veririsin. Ayıca ben benden sonra tufan da diyemezdim. Bu yüzden gördüğüm en temel iki endişeyi dile getirdim. Bunlardan biri toplumsal varlığı zedeleyeceğine inandığım �neo- liberal� boya vurulmuş kamuyu talan meselesine dair endişem. İkincisi de toplumsal varoluşun emellerini sarsan, çeşitli toplum kesimlerinin bir birinden kopuş tehlikesine dönük endişeleri dile getirmek.

Hangi arkadaşım da seçilirse seçilsin, bugünün psikolojik ortamının dışında mücadelenin kesintisiz ve büyüyen bir şekilde devamına duyduğum inançla bu temelde konuşmamı yaptım.

Son olarak şu tarihsel hakikati de yazmak isterim. BMBP üyesi pek çok örgüt ve lideri, o meşhur 2001 paketi nedeni ile içine girdikleri tartışma ortamı nedeni ile o günlerde TKP ve Akıncı�nın mücadeleye davet edilmesini arzulamazlardı.

Onlarla da ta 2002 Kopenhag zirvesine kadar bunun yanlışlığını tartıştım durdum. O meşhur zirve günü görevli idim. Ve ilk defa kendi inisiyatifimle diğer güçlerle anlaşmadığımız bir şeyi yaptım. Doğru olduğuna inandığım şeyi yaptım. Sayın Akıncı�yı konuşma yapması için mikrofona davet ettim. Bazılarının öfkesine karşın. O da yaptı ve arkasından da herkesle uzlaşarak 26 Aralık mitingine TKP de katıldı. Böylece de o mücadele genişleyerek sürdü.

Sevgili Başaran Düzgün, ben siyasi olayları ne kendimin ne de partimin pozisyonunu öne alarak hayatım boyunca değerlendirmedim. Yok tarihi olayları kendi pozisyonuma göre değerlendireceğim.

İstediğin kutuyu aç. Hiç çekinmem. Bende kutu yoktur; konteyner dolusu açılacak şey vardır. Ama bunları ne açarım, ne de açarım ha diye yazı yazar, söz söylerim. İlk Başbakan olduğum ve Bakanlar Kurulu listemi açıkladığım günün ertesi günü de dostluk adına �sevgini� yaşamıştım.

Soyer�in kurduğu hükümet ,�köylü hükümeti� diye Kıbrıs�taki köşende yazmıştın. �Dostların�la öyle düşünmüştün. Ama ne sana bu yazın nedeni ile şaşı baktım ne de sevgisiz kaldım. Dün bunu yazdın bu gün ise parti başkanlığından ayrılmamın ertesi günü de hiç alakası olmayan bir yaklaşımınla da o yazıyı yazdın.

Bak bana genç bir insan olarak bir şey de öğrettin. Ama öğrettiğin iyi değil. Tecrübemle sana bunu yazıyorum. Sevgili Başaran sana senin üslubunun yanlışlığına duyduğum inançla ki göresin şöyle yazıyorum  �Sen bilesin ki Ferdi Bey asla doğru bildiğini söylemekten vazgeçmeyecek.� Ne paraya ne medya gücüne ne de başka bir güce şirin gözükmek adına, eleştirmek isterse eleştirmekten de kaçmayacak. Seni, Havadis ailesini sevmeye devam ediyorum. Sen bile beni bu sevgiden uzaklaştıramazsın.

Ha sevgili dost sana şunu da söyleyeyim. Özkan Yorgancıoğlu arkadaşım partimin genel başkanıdır. Saygım ve sevgim partimle birlikte ona da kaimdir. Kimse bunu sarsamaz. Ömer Kalyoncu, Mehmet Çağlar, Kutlay Erk yoldaşımdır. Mehmet Ali Talat dostum yoldaşım ve arkadaşımdır. Benimle ilgili şu veya bu yaklaşımda olmaları benim onları ne sevmeme, ne de onlarla beraber aynı dava için yürümeme engel oluşturmaz. Olmayacak da. Varsa farklı görüşüm onlarla, aynı ortamlarda onu ifade ederim. Çünkü bilirim ki ortak değerlerle ortak sonuçlara ülke halk ve parti için ulaşacağız. Bunu bil ve sana Hasan Hastürer�e başarılar dilerim.

Kimsenin dur dediği ya da durmam için yer gösterdiği yerde durmayan ve durmayacak olan Ferdi Sabit Soyer.

Ferdi Sabir Soyer ve Başaran Düzgün arasındaki bu söz düellosunun nereye varacağını kamuoyu merakla bekliyor...
 
8 Haziran 2011 Çarşamba 20:21
Okunma: 831
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)