Ana Sayfa » Türkiye » Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da

Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da

"bugün Diyarbakır'daki Bu Buluşma, Bu Muhabbet, Bu Hasret Giderme Var Ya....

 
 
Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da

"TAM 37 YIL SÜREN BU ANLAMSIZ, BU ACI, BU KEDERLİ, HÜZÜNLÜ ÖZLEME BUGÜN ARTIK SON VERİYORUZ"

Diyarbakır, 16 Kasım 13 (T.A.K.): Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün Diyarbakır'daki bu buluşma, bu muhabbet, bu hasret giderme var ya bugün Diyarbakır'da aynı gökyüzünün altına kurduğumuz şu muhabbet ortamı var ya inanıyorum ki Yunus Emre'nin, Mevlana'nın, Hacı Bektaş Veli'nin ruhunu muazzez etmiştir" dedi.

Başbakan Erdoğan, Kantar Köprülü Kavşağında düzenlenen toplu açılış törenine katıldı ve halka hitap etti.

"Kardeşlik şehri Diyarbakır, sizi yürekten selamlıyorum, sizleri hasretle selamlıyorum" diye sözlerine başlayan Erdoğan, Diyarbakır'ın tüm ilçelerini, Türkiye'yi ve Diyarbakır'ın kardeş şehirleri olduğunu söylediği Mekke, Medine, Kudüs, Şam, İstanbul ve Erbil'i selamladı.

Hakkari Şemdinli'den, sınırdan 81 yıl önce 21 Haziran 1932'de çok önemli misafirler geldiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Toprakları uçaklarla bombalanmıştı, köyleri yakılmış, yıkılmıştı. Eşleri, dostları, akrabaları katledilmişti. Yerlerinden, yurtlarından, yuvalarından kopmuş, sürgüne hüküm giymişlerdi. Şemdinli'den kardeşlerinin yurduna, kardeşlerinin yuvasına, hanesine Türkiye'ye geldiler. Buradaki kardeşleri onları muhabbetle kucakladılar. 'Hoşgeldiniz, burası sizin evinizdir' dediler. Tarih boyunca yaptıkları gibi sofradaki ekmeklerini onlarla paylaştılar. Gelenlerden bir tanesi şunu söylüyordu: 'Biz Türkiye'de asılmayı bekliyorduk, idam edilmeyi bekliyorduk zira Türkiye üzerinde bizi tutuklamak ve asmak için ağır baskı vardı ama biz Türkiye'ye seve seve geldik. Çünkü ölsek de Türkiye'de ölmek istiyorduk. Türkiye'de beklediğimiz akıbet bizi karşılamadı, çok iyi muamele gördük.' Evet, bunu söyleyen Molla Mustafa Barzani'ydi.

Merhum Kadı Muhammet'in dediği gibi Allah'a, dine, İslam dininin önderine inanmış Müslüman milletinde nasıl ki doğruluk dürüstlük ve sadakat varsa bütün bu özellikler Molla Mustafa Barzani'de de vardı. İşte o Barzani 81 yıl önce kardeşlerinin ülkesi Türkiye'ye misafir oldu. Bugün de Molla Mustafa Barzani'nin oğlunu, değerli dostum Mesud Barzani'yi Diyarbakır'da misafir ediyoruz. Ankara'da İstanbul'da defalarca ağırladığımız Sayın Mesud Barzani'yi bugün bir kez de Diyarbakır'da ağırlıyoruz. Tıpkı babanız, amcalarınız gibi kardeşlerinizin toprağına ve onların ülkesi Türkiye Cumhuriyeti'ni Diyarbakır şehrimize hoşgeldiniz. Sizi, sizin şahsınızda Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki değerli kardeşlerimizi muhabbetle selamlıyorum."

"37 YIL SÜREN HÜZÜNLÜ ÖZLEME BUGÜN ARTIK SON VERİYORUZ"

Diyarbakırlı şair, düşünür Sezai Karakoç'un "Diyarbakır sadece Türklerin değildir, Diyarbakır sadece Kürtlerin değildir. Diyarbakır sadece Arapların değildir. Tıpkı Erbil gibi Diyarbakır hepimizindir" sözlerini anımsatan Erdoğan, "Biz, Erbil'de kendimizi kendi şehrimizde hissettik, siz de kendinizi şehrinizde hissedin diyorum" ifadelerini kullandı.

Bugün büyük bir hasretle, vatan hasretine, sıla hasretine, anne, baba kardeş hasretine de Diyarbakır'da son verdiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün bir büyük kavuşmaya, bir büyük kucaklaşmaya hep birlikte şahit oluyoruz. Diyordu ki, 'Ben seni özledim, inan ki seni özledim. Baharın rengine sor, o ağacın çiçeklerine sor, barış güvercinlerine sor, arkadaşlık ve dostluğa sor, hapishane duvarlarına sor, onlar sana doğruyu söylerler. Ben seni çok özledim, inan ki seni özledim.' Evet, tam 37 yıl süren bu anlamsız, bu acı, bu kederli, hüzünlü özleme bugün artık son veriyoruz. Türkiye'nin sesini, bu toprakların sesini bugün artık vatanıyla aşkıyla sevdasıyla buluşturuyoruz. Nihayet hoş geldin Şivan Perver diyoruz. Evine, yuvana, vatanına, anne baba ocağına hoşgeldin diyorum. Diyarbakır'a hoş geldin diyorum. Sevenlerinin gönlüne hoşgeldin."

"Keşke bugün biri daha aramızda olsaydı. Bu toprakların bir başka sesi, bir başka nefesi daha aramızda olaydı" diye konuşan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Diyordu ki: 'Üzülme sen üzülme, başını öne eğme, gün olur kavuşuruz dert etme Diyarbakır. Ağlama sen ağlama, kanlı bezler bağlama, bu yangın söner bir gün ağlama Diyarbakır. Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır, dağlarında kızıl ateş, alnımda kızıl bakır, çiğdemler solar gibi anneler yanar gibi dizlerine döküldüm ağlama Diyarbakır', 'Ben yandım siz yanmayın Allah aşkına' diyordu. 'Şimdilik hoşçakalın çözüm' diyordu. 'Hoşçakal ey sevgilim Türkiye' diyordu. Ne var ki vatana hasret, dosta hasret, kardeşe hasret şekilde tam 13 yıl önce bugün, bir 16 Kasım'da gurbette hayata veda etti. Ahmet Kaya'yı Diyarbakır'ın, Malatya'nın evladını, Türkiye'nin sesini, nefesini sevgili dostum Ahmet Kaya'yı vefatının 13. seneyi devriyesinde rahmetle yad ediyorum.

Ah diyorum ah, o da burada olaydı. Ben Pınarhisar'a giderken o da uğurlamaya gelmişti. O gün yapılan o merasimde o da şarkıları türküleriyle bu kardeşinizi uğurlamaya gelmişti öyle bir dostluk vardı. Sevgili İbrahim Tatlıses ile Şivan Perver'i Diyarbakır'da keşke yanyana göreydi. Onları bizimle dinleyeydi, bizimle onlara eşlik edeydi. Mukadderat, Allah'ın takdiri karşısında boynumuz kıldan ince ama ben şuna yürekten inanıyorum, bugün Diyarbakır'daki bu buluşma, bu muhabbet, bu hasret giderme var ya bugün Diyarbakır'da aynı gökyüzünün altına kurduğumuz şu muhabbet ortamı var ya inanıyorum ki Yunus Emre'nin, Mevlana'nın, Hacı Bektaş Veli'nin ruhunu muazzez etmiştir. İnanıyorum ki bu muhabbet Ahmedi Hani'nin, Faki Teyran'ın, Melaye Ciziri'nin ruhunu muazzez etmiştir."

"YENİ TÜRKİYE'DE HORLANMA OLAMAZ, YENİ TÜRKİYE'DE İNKAR, RET, ASİMİLASYON OLAMAZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni Türkiye'de öteleme, horlanma olamaz, yeni Türkiye'de inkar, ret, asimilasyon olamaz, olmayacak. 11 yıl boyunca bunların hepsini elimizin tersiyle ittik. Bundan sonra da bu topraklarda nifak, ayrışma, nefret, ötekileştirme Allah'ın izniyle olmayacak. Bunları yanımıza yaklaştırmayacağız, tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Diyarbakır'daki bu kardeşlik, bu vuslat inanıyorum ki 13 yıl önce aramızdan ayrılan Ahmet Kaya'nın ruhunu da muazzez etmiştir" ifadesini kullandı.

Diyarbakır'ın bir kardeşlik şehri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Diyarbakır, biz kardeşiz. Ezelden kardeşiz, ebede kadar kardeşiz, biz sadece yol arkadaşı değil, kader arkadaşıyız. Biz pazara kadar değil, mezara kadar, mahşere kadar, biriz beraberiz. Biz aynı coğrafyanın aynı toprakların, aynı medeniyetin mensuplarıyız. Şivan Perver, 37 yıl aradan sonra burada. Bütün sıkıntılara rağmen, hakikaten çok büyük sıkıntıyı yaşayan İbrahim Tatılıses kardeşimiz o da burada. Birlikte, beraber düeti yaptılar ve ben İbrahim Tatlıses kardeşimizi de bugün çok daha iyi gördüm. Çok daha güzel gördüm. Güzel bir final yaptı, onu da gördüm. Rabbim ona da sağlığını, sıhhatini inşallah lütfetsin."

Yüz yıl önce bu coğrafyada adeta cetvelle sınırlar çizildiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Ama bizim muhabbetimize sınır çizemezler, bizim ortak tarihimize, ortak medeniyetimize , ortak geleceğimize sınır çizemezler" dedi.

"BİZİM GÖNÜLLERİMİZİ HİÇBİR ZAMAN BİRBİRİNDEN AYIRAMAZLAR"

"Bizim gönüllerimizi hiçbir zaman hiçbir zaman birinden ayıramazlar" diyen Erdoğan, "Onun için rahat olacağız ve geleceğe aynı inançla yürüyeceğiz. Nasıl ki Türk'ü Kürt'ten ayıramazlarsa; Kürt'ü Kürt'ten, Türk'ü de Türk'ten ayıramazlar. Şam'ın, ağıdı bizim ağıdımızdır. Halep'in sızısı bizim sızımızdır. Kamışlı'nın derdi, bizim derdimizdir. Suriye'nin tamamında zalim Esed'in akıttığı kan, unutmayın kardeşimizin kanıdır, hepimizin kanıdır. Nasıl ki Erbil'in, Süleymaniye'nin, Kerkük'ün, Bağdat'ın, Basra'nın sevinci bizim sevincimizse Kamışlı'nın, Resulayn'ın, Hama'nın, Humus'un, Lazkiye'nin, hüznü de bizim ortak hüznümüzdür" diye konuştu.

Tarih boyunca bu topraklarda, zalime karşı birlikte mücadele edildiğine dikkati çeken Erdoğan, bundan sonra da zulme karşı tek yürek olunacağını, zalimlerin yanında yer alınmayacağını belirtti. Zalimlerin sofrasına oturanlardan olmayacaklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, "Biz tarih boyunca olduğu gibi, mazlumların, mağdurların, gariplerin yol arkadaşı olacak, onlara el uzatacağız. İşte bugün olduğu gibi, işte Diyarbakır'da olduğu gibi, kuzeyi güneyi, doğuyu batıyı hep birlikte kucaklayacağız" ifadelerini kullandı.

Halepçe cayır cayır yanarken, Diyarbakır'ın, Konya'nın, Erzurum'un, Çanakkale'nin yüreğinin yandığını bildiren Erdoğan, Musul'da Kerkük'te canlar giderken, Diyarbakır'ın Yozgat'ın, Çorum'un, Kayseri'nin canından can gittiğini, Bağdat ve Basra bombalanırken, Diyarbakır, Uşak, Denizli'nin kardeşleriyle göz yaşı döktüğünü kaydetti.

"BİR ANNENİN ÇOCUĞUYLA, ANA DİLİNDE KONUŞAMIYOR OLMASINDAN DAHA BÜYÜK AZAP OLAMAZ"

Bir annenin çocuğuyla, kendi ana dilinde konuşamıyor olmasından daha büyük azap olamayacağına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Şivan Perver'in kasetlerinin, plaklarının nasıl saklandığını, nasıl gizli gizli dinlendiğini ben de bilirim. Faili meçhullerin, işkencelerin, sürgünlerin, vatan hasretinin ne büyük bir acı olduğunu yaşayanlardan çok dinledim, bilirim. Ne yaşadıysak birlikte yaşadık. Rengi farklı olabilir, tonu farklı olabilir, şekli farklı olabilir ama aynı zulmü, aynı horlanmayı, aynı dışlanmayı, aynı ötelenmeyi hep bu toplumda birlikte yaşadık" diye konuştu.

Diyarbakır'da 2005'te, "Sizin meseleniz, bizim meselemizdir" dediğini anımsatan Erdoğan, "Allah'a hamd olsun, o günden beri sözümüzün arkasındayız ve sözümüzün takipçisiyiz. Bizi tehdit ettiler vazgeçmedik. Bize engeller çıkardılar, aştık. Zorluklar çıkardılar, yılmadık, partimizi kapatmak istediler, kışkırtmalar yaptılar, sabotajlar yaptılar ama biz bir tek geri adım bile atmadık" değerlendirmesini yaptı.

Kendilerini yalnız bıraktılarını ve destek olmayarak çözüme yanaşmadıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, "Tek başımıza bu işi çözeceğiz" dediklerini hatırlattı.

Her zaman kardeşliği perçinleyeceklerinin vurgusunu yaptıklarını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Baldıran zehri içmek gerekiyorsa içeceğiz, dedik. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim, Lazı da Gürcüsü de Boşnak'ı da Arnavut'u da Abazası da Romanı da benim kardeşim, yaradılanı  Yaradandan ötürü seveceğiz, dedik. Candan, serden geçmek gerekiyorsa geçeceğiz dedik. Bu kadim kardeşliği, bu kader ortaklığını, her ne pahasına olursa olsun, muhafaza edeceğiz dedik. Biz annelerin, babaların göz yaşlarını dindirmeye, gençlerin ölümüne son vermeye ahdettik. İnkar politikalarına, ret politikalarına, asimilasyon politikalarına biz son verdik. Biz 23 Nisan 1920 ruhuyla yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Yeni Türkiye'yi bu ülkedeki herkesle inşa ediyoruz. Her etnik unsurla, her inanç unsuruyla, her mezheple birlikte inşa ediyoruz. 1920'de TBMM'de, Türk, Kürt, Arap, Laz, Gürcü, Çerkez, Boşnak, nasıl bir ve beraber oldularsa, İstiklal Savaşı'nı nasıl birlikte verdilerse Cumhuriyeti nasıl birlikte kurdularsa yeni Türkiye'yi de o ruh, o öz, o kardeşlik ruhuyla yeniden imar ediyoruz, ayağı kaldırıyoruz."

Son haftalarda altını çizerek söylediği bir sözü özellikle tekrarlamak istediğini dile getiren Erdoğan, "Diyarbakırlı kardeşim, Kürt kardeşim, Türk kardeşim, Zaza kardeşim, Arap kardeşim, bu Cumhuriyet senin Cumhuriyetindir, bu Cumhuriyet ne kadar İzmirlinin, ne kadar İstanbullunun, ne kadar Ankaralının Cumhuriyeti ise işte o kadar da senin Cumhuriyetindir" dedi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu devlet senin devletindir. Bu bayrak, senin bayrağındır. Sen herkes gibi 76 milyon gibi, bu ülkenin öz be öz vatandaşı, bu Cumhuriyetin bu vatanın, bu bayrağın, bu devletin sahibisin. Artık hiç kimse hiç kimseyi hor göremez. Kimse kimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapamaz. Hiçbir şehir, hiçbir bölge kendi kaderine terk edilemez. İhmal edilemez, hiçbir kimlik, hiçbir kültür artık inkar edilemez. Yeni Türkiye'de ayrımcılık olamaz. Yeni Türkiye'de öteleme, horlanma olamaz, yeni Türkiye'de inkar, ret, asimilasyon olamaz, olmayacak. 11 yıl boyunca bunların hepsini elimizin tersiyle ittik. Bundan sonra da bu topraklarda nifak, ayrışma, nefret, ötekileştirme Allah'ın izniyle olmayacak. Bunları yanımıza yaklaştırmayacağız, tıpkı 23 Nisan 1920'de olduğu gibi. Tekrar ediyorum, Türk de Kürt de Arap da diğerleri de bu ülkenin hep birlikte birinci sınıf vatandaşıdır. Başı açık da başı örtük de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Aralarında ayrım yapılamaz. Okulsa okul, iş ise iş. Her yerde eşit haklara sahip olacaklar. Alevi de Sünni de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Zengin de fakir de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Diyarbakırlı da Edirneli de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Bu Cumhuriyeti hep birlikte kurduk. Bu Cumhuriyetin eşit vatandaşları olarak istikbali de birlikte inşa edeceğiz."

"ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyet'in ardından olduğu gibi bir tek parti zihniyetinin, dayatmaların, zulümlerin, farklı formatlarda inkar ve reddin oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Doğu Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da yeni bir tek parti anlayışının hüküm sürmesine müsaade etmeyeceğiz" dedi.

"Bu yeni süreçte, bu yeni Türkiye'de özellikle bir şeye özellikle dikkat edeceğiz. Tıpkı cumhuriyetin ardından olduğu gibi bir tek parti zihniyetinin, yeni bir tek parti döneminin dayatmaların, baskıların, zulümlerin, farkı formatlarda inkar ve reddin oluşmasına asla izin veremeyeceğiz" ifadesini kullanan Erdoğan, Doğu Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da yeni bir tek parti anlayışının hüküm sürmesine müsaade etmeyeceklerini bildirdi.

Farklılıklara tahammül edemeyenlerin, bölgeye refah getiremeyecelerine işaret eden Erdoğan, "Yazarlara, şairlere, gazetecilere, sanatçılara, sesiyle sözüyle gönüllere fethetmiş ozanlara tahammül edemeyenler bölgeye barış getiremezler. Kendileri gibi düşünmeyenlere kastedenler bölgeye demokrasi getiremezler. Kendilerinden başkasına hayat ve siyaset hakkı tanımayanlar, bölgeye birlik getiremezler. Meselesi hizmet olmayanlar, millete, aşkı sevdası olmayanlar, bu bölgeye tebessüm getiremezler. Biz sizi seviyoruz. Yaradandan ötürü seviyoruz. Biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bizim böyle bir aşkımız var" diye konuştu.

Vatandaşlardan vicdanlarının, kalplerinin, gönüllerinin sesine hep kulak vermelerini ve vicdanla, kalple, gönülle karar vermelerini isteyen Erdoğan, aracılara, tercümanlara ihtiyaçları olmadığını dile getirdi.

"HAMDOLSUN DAĞLARIMIZDA, KÖYLERDE, YAYLALARDA, MEZRALARDA BAHAR DEVAM EDİYOR"

Her zaman gönül diliyle konuştuklarını bundan sonra da gönül diliyle konuşacaklarını vurgulayan Erdoğan, bundan daha güçlü dil olamayacağını ifade etti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada Diyarbakır'da, bilmiyorum şimdi aramızda mıdır? Bir haber aldım. Bana 78 yaşındaki Halise Teyze'yi anlattılar. Kendisini de hala görmüş değilim. Ama bugün burada mı, şu katılımın arasında mı bilemiyorum. Duydum ki Tayyip Erdoğan Diyarbakır'a geliyor diye heyecanlanmış. Duydum ki, 'Allah ömrümün tamamını ona versin' diye dua ediyormuş. Yine duydum ki 78 yaşındaki Halise Teyze 'bir yıl oldu hiç çocuğumuz ölmedi' diye Allah'a hamd ediyor, bize hayır duaları ediyormuş. Rabbim, Halise Teyze'ye uzun hayırlı ömürler nasip etsin. Halise Teyze'nin burada Diyarbakır'da ettiği hayır duayı, Van'da, Adıyaman'da, Şanlıurfa'da, Mardin'de, Hakkari'de annelerimiz de ediyor. Halise Teyze'nin Diyarbakır'da ettiği duayı, emin olun, 780 bin kilometrekarelik şu vatan topraklarında 76 milyonun tamamı ediyor. Yozgat, Çankırı, Antalya, Tekirdağ, İstanbul, Ankara, İzmir aklınıza neresi geliyorsa 81 vilayet hep bizler için dua ediyor. Bu güzel süreç için dua ediyor. Allah'a hamd olsun bir yıldır askerimiz, polisimiz şehit olmuyor. Allah'a binlerce şükür olsun, 1 yıldır gençler, evet, bir hiç uğruna ölüp gitmiyor."

Bu yıl Nevruz'da "İnşallah bu bahar kalıcı olsun. Sıcak olsun, soğuk olsun, kar yağsın ama gönüllerde açan bahar çiçeği hiç ama hiç solmasın" dediklerini anımsatan Erdoğan, "Hamdolsun dağlarımızda, köylerde, yaylalarda, mezralarda bahar devam ediyor. Batıdaki evlere de doğudaki evlere de artık ateş düşmüyor. Kuzeyde de güneyde de artık ocaklar sönmüyor. Analar, babalar dağ gibi yürekler oldukları yere çöküp kalmıyor. Sadece dağlarımızda değil artık şehirlerimizde de artık çiçekler açıyor, yeşeriyor" diye konuştu.

"HUZURU SABOTE ETMEK İÇİN HER YOLU DENİYORLAR, HER YOLU DENEYECEKLER"

Bu bahardan rahatsız olanların da bulunduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu aydınlıktan, bu huzurdan, bu kardeşlikten rahatsız olanlar da var. Gençlerin yaşamasından, kucaklaşmadan, muhabbetten rahatsız olanlar da var. Uyuşturucu satamadığı için rahatsız olanlar var. Gençlerin kanını içemediği için rahatsız olanlar var. Kardeşliğimizin pekişmesinden, Türkiye'nin büyümesinden, güçlenmesinden rahatsız olanlar var. İçerde de var, dışarda da var. Adeta bir yarasa gibi karanlıkta yaşamayı alışkanlık haline getirip ışıktan, umuttan, coşkudan, heyecandan, yaşama sevincinden rahatsız olanlar var. Kepenkler kapanmadığı için rahatsız olanlar var. Okulların, hastanelerin, barajların, yolların, havalimanların, konutların yapılmasından rahatsız olanlar var. Yoksullukla mücadeleden rahatsız olanlar var.

İşte bunlar bu güzel süreci, bu baharı, bu umut ve huzuru sabote etmek için her yolu deniyorlar. Her yolu deneyecekler. Dün Nusaybin'de böyle bir sabotaj gerçekleştirdiler. Huzura, barışa, kardeşliğe kurşun sıktılar. Bunlara fırsat vermemeliyiz. Bunlara imkan vermeyeceğiz. Diyarbakır'dan benim bir arzum, bir isteğim, sizlerden bir ricam var. Siz bu sürece sahip çıkarsanız, inanın bu süreç büyüyecektir, hiç endişeniz olmasın. Eğer siz bu bahara sahip çıkarsanız, bu bahar daha da kalıcı olacak. Eğer Diyarbakır bu umuda sahip çıkarsa bu fidanlar, çınar olacak, kök salacak geleceğe umutla ilerleyecek. Unutmayın kardeşlerim söz silahtan etkilidir. Siyaset, şiddetten çok daha etkilidir. Zalimin değil kendi halkının, kendi kardeşlerinin, mazlumların yanında durmak esastır. Ayrılıktan, çatışmadan, savaştan yana değil her zaman barıştan, dostluktan, kardeşlikten yana olmak önemlidir. İşte onun için Kak Mesut başarılı oldu. İşte onun için Mesut kardeşim tarih yazdı."

(AA/HA)

 

 
16 Kasım 2013 Cumartesi 17:02
Okunma: 1000
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)