Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Bm'den İki Alternatif Senaryolu Plan...

Bm'den İki Alternatif Senaryolu Plan...

"ya Anlaşma Olacak Ya Da Barış Gücü Gidecek".

 
 
Bm'den İki Alternatif Senaryolu Plan...

Lefkoşa, 10 Temmuz 11 (T.A.K): BM'nin Kıbrıs sorununa ilişkin nihai eylem planının, New York'ta şekillenen eğilime dayandığı ve Genel Sekreterlikte; "Aralık ayında ya uluslararası konferans düzenlenecek ve anlaşmaya varılacak ya da çaba terk edilecek ve BM'nin Ada'daki varlığı yeniden gözden geçirilecek" görüşünün hâkim olduğu bildirildi.

Fileleftheros; "BM'den Son Başlıklar... Uluslararası Örgüt İki Alternatif Senaryolu Bir Plan Hazırladı" başlığıyla manşete çektiği haberinde, eylem planının uygulanmasının sonuna kadar eşlik edecek olan bu ikilemin (ya anlaşma veya BM'nin Ada'daki varlığının gözden geçirilmesi) Rum tarafı açısından baskı, daha çok da şantaj olarak işleyeceğinin açık olduğunu yazdı.

BM'nin senaryolarından hangisinin benimseneceği değerlendirmesinin Ekim ayı sonunda; bu sefer New York'ta yapılacak yeni üçlü görüşmede belli olacağına işaret eden gazete özetle şunları yazdı:

"BM, olguları değerlendirdiğinde bu projeyi zor görse de görüntünün netleşmesi için Ekim sonuna kadar olan zamanı yeterli buluyor ve hazırlanmış olan yol haritası temelinde ilerlemekte kararlı görünüyor. Cenevre üçlü görüşmesinden sonra projeleri güçleniyor görünen BM, her iki müzakerecinin de desteğini aldığı görüşünde.

Bilgi sahibi bir kaynak gazetemize; önümüzdeki birkaç ay içerisinde Lefkoşa'ya ağır baskı ve bu projeye uyması için şantaj yapılacağını söyledi. Aynı kaynaklar, yol haritasının iki alternatif senaryodan biri veya diğeri ile hayata geçirileceğinden de emin konuştular.

Öğrendiğimize göre BM sekreterliğinde Kıbrıs sorununun ya şimdi çözüleceğini veya artık çabaların terk edilmesi ihtimalinin ciddi şekilde düşünülmesi; yani iyi niyet misyonunun ertelenmesi ve Ada'daki varlığının (Barış Gücü) yeniden tayin edilmesi gerektiğine inanan güçlü bir eğilim şekillendi.

BM Kıbrıs grubu prosedürün tamamlanacağı hayati zamanın önümüzdeki Aralık ayı olduğu görüşünde. Ne olacağına ilişkin nihai değerlendirme; uluslar arası konferans mı çağrılacağına yoksa kesin çıkmaz ilanı mı yapılacağına karar verilecek olan Ekim sonunda yapılacak.

Görüş birlikleri olursa (ki ne kadar yeterli olduğuna BM karar verecek) uzlaşmaya varılamayan bütün konuların (Kıbrıs sorununun iç ve dış yönleri) ele alınacağı uluslar arası konferans çağrılacak. Konferansın oluşumu konusunda ise Lefkoşa'nın; Kıbrıs Cumhuriyeti'nin temsil edilmesine ilişkin tezi anlayış buluyor ancak bu yerine getirilecek gibi görünmüyor.  Fakat 'biraz iyi niyetle' bütün katılımcılar tarafından yönetim olanağı bırakılabilir. Uluslar arsı konferansta anlaşmaya varılırsa o zaman da anlaşmaya imza atılacak ve 2012'nin ilk aylarında ayrı referandumlara sunulacak. Bir uluslar arası konferansın başarısı peşinen güvence altına alınmadığı aşikârdır. Bir başarısızlığın Genel Sekreter'in üzerine kalmasını tek istemeyenler istemeyen Ban ve Cenevre görüşmesinde hazır bulunan sırlarından Kim'dir.  Sekreterliğin geriye kalanı, olası bir başarısızlığın oyun içerisinde olduğu görüşünde .

Ekim ayına kadar ilerleme olmaması halinde BM çabalarını askıya alacak ve sorumluluklar yükleyecek. Türkiye, BM'nin de desteğini alarak hali hazırda sorumluluk yükleme oyununa başladı. Bugünkü şartlar altında başarısızlığın yükü Lefkoşa'nın (!)omzuna yüklenecek. Bugünkü şartlar ve koşullar altında aralık ayına kadar çözüm olması mümkün değildir. O zaman BM, arabulucular ve Türkiye bunda neden ısrar ediyor?

Bilindiği gibi hedef, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB dönem başkanlığını devralacağı 2012'nin ikinci yarısından önce bir anlaşmaya varılmasıdır. Bu başarılamazsa kesin çıkmaz ilan edilecek. Gündemde yine Ada'daki BM Barış Gücü öcüsü var. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer Barış Gücü'n ün Kıbrıs'tan tamamen çekilmesini dahi destekliyor görünüyor.  Downer muhataplarına Barış Gücü'nün faydalı olmadığını ve Ada'dan tamamen çekilmesinin seçenekler arasında olması gerektiğini söyledi. Bu; 15 Mayıs 2009'da Amerika Büyükelçisi Frank Urbancic ile görüşmesinden ortaya çıkıyor. Urbancic ABD Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği telgrafta Downer'ın bu konuyla meşgul olduğunu ve Kıbrıs Rum tarafına baskılarını artırdığını kaydetti. Başta bu görüş ve yaklaşımda olan Downer gelişmeler dolayısıyla bunu uygulamaya koyamadı ancak bugün, bu yarıyılı bu projeleri uygulamak için ideal gördüğüne işaret ediliyor.

Diğer bir senaryo da Barış Gücü'nün gözlemci güç haline getirilmesidir ki bu görev ve yetkilerinde değişiklik ve mensuplarının sayısında etkin bir azalma anlamına geliyor. Bu konudaki kritik dönem Barış Gücü'nün görev süresinin yenileneceği Aralık 2011'deki Güvenlik Konseyi toplantısıdır. O tarihte Güvenlik Konseyi'ne Rusya başkanlık edecek ki bu, yukarıdaki planları bozacak bir olgudur.

Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığından önce çözüme çok ve çeşitli oyuncuların yatırım yaptığı ortadadır. Kıbrıs Cumhuriyeti'ne stratejik, siyasi avantajlar verilmemesi gerektiğine inanlar, o altı ay süresince Kıbrıs sorununun da Türkiye'nin AB üyeliğinin de ilerlemeyeceğini değerlendiriyorlar. Elbette Kıbrıs sorununun çözümüyle birlikte, AB - NATO ilişkileri gibi diğer sorunların da halledileceğini savunanlar da var."

YILSONUNA KADAR ÇÖZÜM KONUSUNDA KARŞILIKLI ANLAYIŞ

Politis ise, Cenevre'den sonra Kıbrıs sorununda hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığına dikkat çektiği haberini manşetten; "Ekim'de Son Başlıklar... Kıbrıs Sorunu: Yıl Sonunda Çözüm Konusunda Karşılıklı Anlayış... BM Müzakerede Daha Ağır Role Sahip Olacak... Dimitris Hristofyas Toprak Başlığının Müzakeresine Başlanmasını Elde Etti... Eroğlu Önemli Nüfus Hareketi Olmamasını İstedi" başlığıyla yansıttı.

Çok iyi bilgili bir kaynağın bu gazeteye çabanın, federal devletin AB dönem başkanlığına hazır olabilmesi için yılsonuna kadar çözüm ve gelecek yılın başlarında referandum olduğuna işaret edilen haberde, bunun iki lider tarafından net şekilde anlaşıldığı ve bu hedefe yönelik karşılıklı anlayış sağlandığı belirtildi.

Cenevre görüşmesi daha çok prosedürel nitelik taşısa da ağırlıklı meselelere de değinildiğini ve iki tarafça da karşılıklı olarak, çıkmazın kırılmasına yardımcı olacak izahatlar yapıldığını belirten gazete özetle şunları yazdı:

"Kıbrıs Rum tarafı Hristofyas'ın ağzıyla; iki bölgeliliğin peşinen dayatılacağını çünkü çoğu Rum'un Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönmekle ilgilenmediğini, takas veya tazminatı tercih ettiğini belirtti. Bu, Kıbrıslı Türklerin Türk bölgesinde mülklerin ve nüfusun çoğunluğuna sahip olacağı anlamına geliyor. Eroğlu kantonlar değil, eyaletlerin yönetim sınırlarında düz çizgiler olmasını talep ederek kriterler temelinde Toprak başlığının müzakeresini kabul etti. Bu şekilde mülkiyet toprakla birleştiriliyor, bu da Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Rum idaresi altına toprak verilmesi karşılığında mülkleri vereceği anlamına geliyor. Toprağa Güzelyurt da dahil olacak, Güzelyurt olmadan hiçbir şey Kıbrıs Rum tarafında referandumdan geçmez. Yine Karpaz'da özel statü ihtimali açık duruyor.

Gazetemizin edindiği bilgiye göre üzerinde uzlaşılan yol haritası müzakerelerin doğasını tamamen değiştiriyor BM'nin müzakerelerin dizginlerini ele almasıyla Kıbrıs aidiyeti erozyona uğruyor. Önümüzdeki üç ay yapılacak ve garantiler dışındaki bütün ana başlıklara değinilecek iki günlük görüşmelerin takvimi 20 Temmuza kadar belirlenecek ve masaya, köprü kurucu öneriler sunacak olan BM teknokratları da oturacak. Liderler, sunulacak önerileri ciddiyetle dikkate almak zorunda olacak çünkü müzakerelerin başarısızlığa uğraması halinde sorumluluk yüklenmesinde ölçüt, bu süreç içerisinde gösterdikleri işbirliği olacak.

Kıbrıs Rum müzakere grubu üyesi böyle bir şey üzerinde uzlaşılmadığını ve prosedürlerin önümüzdeki 10 gün içerisinde Lefkoşa'da görüşüleceğini söyledi. Bugüne kadar BM'nin katılımının azaltılmasını isteyen ve Kıbrıs aidiyetinin korunmasında ısrar eden Rum tarafı, aşikardır ki zamanın kontrolünü kaybetmemek için, uzmanların fikir ve önerilerle katılımını olumlu buluyor, teknokratların olumlu öneriler getirdiği mülkiyet ve nüfus örneğini veriyor."

KİM NE KAZANDI...

Kathimerini; takvim, müzakere, uluslararası konferans, BM'nin müzakerelere müdahil oluşu ve tek egemenliğin şu veya bu şekilde iki tarafın da kırmızıçizgileri olmakla birlikte, belirsiz kaldıkları sürece Kıbrıs sorununun çözüm prosedürü ve müzakerelerin normal akışı açısından engel teşkil eden konular olduğunu yazdı.

Tarafların Cenevre'deki kazanımlarını detaylandıran gazete özetle şunları kaydetti:

"Başkan Dimitris Hristofyas'ın kazanımları:

Konferans: Kıbrıs Rum tarafı uluslararası konferans, Türk tarafı dörtlü veya beşli konferans talep etti, Kıbrıs Rum tarafı istediğini aldı.

Paralel Müzakere: Rum tarafı Mülkiyet ve Toprak başlıklarının paralel müzakeresini istedi ve aldı.

Egemenlik: Rum tarafının ezeli tezi BM kararları temelinde çözüm ifadesi ile yeniden teyit edildi.

Kıbrıs Türk tarafı:

Takvimler: Türk tarafı ısrarla istedi ve (Ekim nihai bir takvim olmasa da) takvimleri istemeyen Kıbrıs Rum tarafının aksine istediğini aldı.

BM'nin Rolünün Yükseltilmesi: Türk tarafı BM'nin 'hakemlik' olmadan rolünün artırılmasını elde etti."

Gazete, paralel müzakereler ve egemenlik konularının ise Rum tarafı için gri zaferler olduğunu belirterek özetle şunları yazdı:

"Paralel Müzakereler: Genel Sekreter'in paralel müzakerelere ilişkin açıklamasında net şekilde söylenmese de önemli konuların önümüzdeki üç ay içerisinde görüşülmesi gerekiyor. Bu da Genel Sekreter'in Cenevre görüşmesi sırasında yaptığı paralel müzakerelere ilişkin açıklamayla birlikte okunduğunda Rum tarafının bu noktada kazandığı ortaya çıkar. Cenevre'de bulunan diplomatik kaynakların gazetemize söylediğine göre Genel Sekreter  'Mülkiyet'in Toprak'la birleştirilmesi müzakerelerin doğal uzantısıdır ve iki başlığın örtüştüğü aşikardır' dedi. Genel Sekreter görüşme sonundaki açıklamasında dile getirmediğinden bu, gri de olsa Rum tarafının zaferidir.

Egemenlik: Egemenlik konusu Rum tarafının önemli başarısı olarak görülüyor. Ancak yine 'gri bir zafer' söz konusudur çünkü bu konu Genel Sekreter'in açıklamasında açıkça yer almıyor. Sadece "her iki lidere de, ulaşmaya çalıştığımız anlaşmanın parametrelerinin Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarında tarif edilenler olduğunu hatırlatma fırsatı buldum" dedi. Rum heyetinin üst düzeyli bir yetkilisine göre Ban görüşme sırasında kararlar ifadesi ile ne kastettiğini açık ve sarih olarak ifade ettiğini söyledi.  Bu konuda da, çözümün şekli açısından Alexander Downer'dan 'olumlu müdahale' oldu ve bunun sonucunda Genel Sekreter müzakerelerin zemininin 1251 sayılı karar olmaya devam ettiğini yineledi. Bu Kıbrıs Rum tarafı açısından çok önemli addediliyor çünkü o kararda Kıbrıs sorununda istenilen çözümün iki bölgeli, iki toplumlu, tek egemenliği, tek uluslar arası temsiliyeti, tek vatandaşlığı, siyasi eşitliği, toprak bütünlüğü olan ve ülkenin bağımsızlığı güvence altına olacağı federasyon olacağı, ayrılmayı veya herhangi bir devletle birleşmeyi yasaklayan bir çözüm olacağı belirtiliyor."

ANAHTAR TOPRAK... TARAFLARIN TOPRAKLA İLGİLİ TEZLERİ Alithia; "Anahtar Toprak... Müzakerelerin Yeni Safhasının Kritik Konusu" başlıklı manşet haberinde, üç aylık yoğunlaştırılmış müzakerelerin başlayacağı iki haftaya kadar çözüm müzakerelerinin en zor aşamaya gireceğini yazdı.

Gazete, Downer grubunun ve büyük ölçüde de Rum tarafının, toprak başlığının detaylı şekilde müzakere edilmesi ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat zamanında Hristofyas'la Yönetim başlığında varılan görüş birliklerini kabul etmesini, Ekim ayına kadar yapılacak pazarlık için iki büyük öncelik ortaya koyduğunu yazdı ve bunların başarılması halinde mülkiyet ve sorunun geriye kalan iç yönlerinin müzakeresinin çok daha kolay olacağını savundu.

Eroğlu'nun Cenevre'de yönetim konularında taahhüt vermekten kaçındığını, toprak konusunda ise bu aşamada kriterleri görüşmeye ve sonunda harita sunmaya niyetli olduğunu söylediği kaydedilen haberde, Downer'ın; toprağın harita yardımıyla görüşülmesi gerektiğini, yönetim başlığındaki görüş birliklerinin ise herkes tarafından müzakerelerin müktesebatı sayılması gerektiğini söylediği belirtildi, özetle şunlara yer verildi.

"Toprağa ilişkin özlü müzakere yapılmadı. Taraflar Aralık 2010'da toprağa ilişkin ana tezlerini masaya koydular. Şu ana kadar bu belgelerde, görüş birliği şeklinde hiçbir değişiklik olmadı. Derviş Eroğlu'nun toprak konusunda sunduğu ana ilkeler şunlardır:

Hiçbir Kıbrıslı Türk, Rum'a ait olsa bile şu an ikamet ettiği evden taşınmaya zorlanmamalıdır. Bu aslında, yerinden edilmişlerin Annan planı ile Rum idaresi altında Güzelyurt gibi büyük yerleşim bölgelerine geri dönüşlerini engelleyecek bir istektir. Dahası bu tez, mülkiyetin düzenlenmesini de engelliyor çünkü sadece tazminatlara ve mal takaslarına ve asgari ölçüde iadeye göndermede bulunuyor.

Toprak konusunda anlaşmaya varılacak haritada iki oluşturucu devletçiğin elinde olacak toprakların sınırlarında zigzag değil düz bir çizgi olsun. Düz çizgi ile Hristofyas'ın önerisinde sayıları 100 bine varan yerinden edilmiş Rumların Rum idaresi altında geri dönüşünü de kolaylaştıracak olan, Mesarya'daki büyük köylerin iadesi engelleniyor.  Toprak iadelerinin oluşturucu devletçiklerin ekonomik yaşayabilirliklerini etkilememesi gerekiyor.  Bu da iadeyi engelleyen ve takas ile tazminatı ileri götüren bir öneridir.

Toprak düzenlemesinde özel statülü bölgeler veya cepler belirlenmesin. Bu, Karpaz'ın bir bölümünün iade edilmesine yönelik müzakereyi engellemeye çalıştığı aşikar olan bir öneridir.

Başkan Hristofyas geçen Perşembe günkü Cenevre görüşmesinde Kıbrıs sorununun çözümüyle oluşturucu devletçiklerin, karşılıklı olarak Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum nüfus çoğunluğunu ellerinde bulunduracaklarını teslim etti. Dahası her bir devletçikteki toprak çoğunluğu o devletçiğin çoğunluktaki nüfusunun elinde olacak. Bu, henüz ne kadar süreceği belirlenmeyen geçiş süreci içerisinde olacak ve ardından da AB'nin 4 temel özgürlüğünün, özellikle de serbest dolaşım, yerleşim ve mülkiyet hakkının geçerli olabilmesi için terk edilecek. Diğer bir deyişle Hristofyas belirli bir zaman döneminde yukarıda sayılan haklardan Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiği içerisinde yararlanacak olan Rumların, aynı şekilde, Rum devletçiği içinde yararlanacak Türklerin azınlık olacağını kabul etti.

Başkan Hristofyas'ın masaya koyduğu toprağa ilişkin ana ilkelerin iki önemli ayağı var. 100 binin üzerinde Rum'un Rum idaresi altında olacak bölgeye dönüşünü güvence altına almak için Annan planındaki haritanın biraz değiştiğini emin şekilde savunabilmek. Rum tarafının yaptığı detaylı hesaplamalardan, bu hedefin başarılması için Annan planının haritasında büyük değişikliklere ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Eroğlu, Toprağa ilişkin kendi ana ilkelerinde oldukça değişiklik yapmazsa ve Güzelyurt'u vermezse bu hedefin başarılamayacağı kesindir.

Karpaz'ın özel statülü bölge veya federal park ilan edilmesi. Özellikle federal park ilan edilmesi önerisi, bulunacak bir çözümde Rum tarafına büyük oranda toprak sağlamaz. Ancak Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklerle ortak menfaat sağlayabilecekleri ancak Türk idaresi altında olmayan ve denetimi federal hükümette olan bir bölgeye dönmeleri gerek."

(ŞA/SEL)

 
10 Temmuz 2011 Pazar 19:40
Okunma: 390
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)