Ana Sayfa » Kıbrıs » Böyle ölüyoruz

Böyle ölüyoruz

Yer altı sularının bir şekilde kirlendiği Dörtyol’da son 13 yılda 17 kişi, Hisarköy’de ise son 18 yılda 25 kişi kanserden yaşamını yitirdi

 
 
Böyle ölüyoruz



Serhat İNCİRLİ - Sedef BOŞNAK   KIBRIS


Kuzey Kıbrıs’ın sadece iki köyünde KIBRIS’ın yaptığı araştırmalar; kansere bağlı ölümlerin ciddi şekilde arttığını ortaya çıkardı. Bu köylerden biri olan Dörtyol, Haspolat’tan gelip Mağusa’ya giden ve atıklarla kirlendiği bilinen derenin yakınlarında bulunuyor. Söz konusu derede, yağışlı havalarda sık sık taşmalar meydana geliyor.
Doğası ve orkideleri ile bilinen Hisarköy’de ise birçok bölgeden getirilen kuyu atıkları vidanjörlerle bölgeye boşaltılıyor.
Mesarya’nın en büyük köylerinden biri olan Dörtyol’da, kanser, şeker, kalp ve tansiyon hastalıklarının artış gösterdiği belirtiliyor. Dörtyol Muhtarı Salih Erel, köyde bin 600 kişinin yaşam sürdürdüğünü, son 13 yılda 17 kişinin kanserden hayatını kaybettiğini, 10 kişinin de zor şartlar altında tedavi gördüğünü söyledi. Muhtar Erel “Kanser, kalp, şeker, tansiyon gibi hastalıklarda ciddi artışlar var. Yediğimiz yiyecekler hep hormonlu. Denetleyen yok, üretici ‘para kazanayım’ diye veriyor ilacı. Yetkililer bir çare bulsun” dedi.
Girne bölgesi köylerinden Hisarköy’de ise son 19 yılda kanserden dolayı 25 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, aynı köyde 1930 ile 1995 yılları arasında sadece dört kayıp verildiği ifade edildi. Köyün eski muhtarı, yer altı sularının kirlenmesinin kanserden ölümlerin sebebi olduğunu belirtti.

Dörtyol’da dert çok
Dörtyol Muhtarı Salih Erel, 2000 yılından bu yana köyde yaşayan 17 kişinin kansere yenik düşerek, hayatını kaybettiğini dile getirdi. Erel, 10’a yakın kişinin de zor şartlarda kanser tedavisi gördüğüne dikkat çekti. 
Salih Erel konuşmasına şöyle devam etti:
“İki amcamı kaybettim. Biri kalp, diğeri şeker hastasıydı. Ardından yengem şekere yenik düştü, kaybettik. Şimdi kızı savaşıyor şeker hastalığıyla. 20 yıldır tedavi görüyor. 
Köyümüzde iki adet baz istasyonu var. İstasyonlar kuruldu kurulalı, köyde güvercin kalmadı. Damlardaki, güvercin yuvalarının yerini, internet antenleri aldı. Köy meydanında güvercin kalmadı. 
Herkes kesesini düşünüyor. Halkın sağlığıyla oyun oynuyorlar. Yeter artık! Bu duruma acilen son verilsin.  Bizden sonra yetişen nesillerin sağlığı ne olacak? Kimse düşünmüyor... Sera kenarlarında ilaç kutuları görüyoruz. Önlem alınsın, denetlensin. Kazancımızı doktorlara vermekten bıktık. 
Her güne bir yakınımızın hasta olduğunu duyarak uyanıyoruz. Daha nereye kadar böyle devam edecek? ‘Sağlıklı beslenmek için sebze meyve yiyin’ diyorlar. Biz sebze meyveden öleceğiz! Domates, salatalıklar yenecek gibi değil! 6 ay önce enginar satışa çıktı. Bizim bahçedekiler hala yetişmedi. Üretici vitamin diye bizi kandırdığını sanıyor.   Her hafta gömeç, yaban ıspanağı gibi doğadan yeşillikler toplardık. Onları da ‘yemeyin’ diye uyardılar. 
Manavdan kereviz aldım, bir de bahçemden söktüm. İkisi arasındaki fark gözle görülüyor. Manavdaki 3 kilo, bahçedeki 600 gram. Bir kereviz 3 kilo. İlaç olmadan nasıl bu hale gelir? Bahçemdeki, kereviz yetiştirmek üç haftada ancak bu hale geldi. Kısacası sebze meyve yerine ilaç yiyoruz.”

“Yer altı sularına lağım karışıyor”
İki yıl önce yakalandığı kanseri yenmek için savaş veren ve ismini açıklamak istemeyen 42 yaşındaki Dörtyollu bir anne, rahim kanseri olduğunu belirterek, yaşadıkları sıkıntıları anlattı.
“Buradaki devlet hastanelerinde tedavi olmak istemiyorum, doktorlara güvenmiyorum” diyen iki çocuk annesi, tedavisini Ankara’da sürdürdüğünü anlattı.
Öte yandan tükettikleri, sebze, meyve ve suyun yetkililer tarafından denetlenmediğine dikkat çekerek, “Yeraltı kaynaklarına lağım suyu karışıyor. Üretici sebze meyveye hormon atıyor. Her şeyi kendimiz yetiştiremiyoruz. Ne kadar da dikkat etsek olmuyor” dedi.
Kadın, şöyle konuştu: 
“Tedavim için para bulursam, Ankara’ya gidiyorum. Bulamazsam, ülkedeki özel bir klinikte tedavi oluyorum. Bizi, başka yerlere muhtaç ediyorlar. Kendi ülkemizde tedavi olma olanağı bile yok! Ya doktor yok, ya da ilaç… İnsan nasıl güven duysun?
Ben aynı zamanda, tansiyon, kolesterol ve kalp hastasıyım. Eşim devlet dairesinde işçi, aldığı maaş bankadaki boca gidiyor. Eve 900 TL kalıyor. İlaç masrafım bile değil! Geçinmeye çalışıyoruz.
Biz hastalara maalesef, psikolojik destek yok. Destek demek para demek. Para olmayınca, kendi kendine isyan ediyor insan. Çaresiz kalıyor. Her gün yeni bir kanser vakasıyla karşılaşıyoruz. Ölümleri duyuyoruz. Moralimiz bozuluyor. Evlatlarımız için yaşamak istiyoruz. 
Uzmanlar kanseri yenmek için moral diyor. Yaşam standartlarımız belli, moralimiz nasıl yüksek olsun? Her başa gelen menfaatini düşünüyor. Bir koltuk kavgasıdır gidiyor. Vatandaş ne çekiyor, ne derdi var diye soran yok. Zam üstüne zam. Devlet daireleri vasıfsız insanlarla doldu taştı. 15 kişilik bir otobüse 25 kişiyi sığdırmaya çalışıyorlar. Bu otobüs gider mi? Gitmez!”

Hisarköy’de korkunç iddia
Hisarköy’de köylüler, vidanjörlerle bölgeye boşaltılan atıkların kanserden ölümleri artırdığına inanıyor. Köyün eski muhtarı, yer altı sularının kirlendiğini ve kanserden ölümlerin bu yüzden arttığını vurguladı.
KIBRIS’a konuşan Hisarköy eski muhtarı Halit Keskinoğlu, kendi köylerinde 1930 ile 1995 yılları arasında sadece dört, 1995’ten günümüze ise 25 kişinin kanserden öldüğünü söyledi.
Keskinoğlu, Lefke’den Alayköy’e ve Lapta’ya kadar tüm bölgelerden vidanjörlerin kendi bölgelerine boşaltım yaptığını,  kazılan bazı su kuyularına dahi boşaltım yapıldığını öne sürdü.
Halit Keskinoğlu, yer altı sularının vidanjörlerle boşaltılan atıklar nedeniyle kirlendiğini ve yakın bir zamanda kanserden ölümlerin artacağını vurguladı.

Maureen Hutchinson

1943 yılında İngiltere’de dünyaya gelen Maureen Hutchinson adlı doğa aşığı İngiliz kadın, kocası ile birlikte 1987 yılında Hisarköy’den ev satın aldı ve buraya yerleşti.
Köyün dünyaya tanıtılmasında, bölgeye özgü orkidelerin ortaya çıkarılmasında büyük rol oynayan Maureen Hutchinson, tamamen doğal yiyeceklerle, organik gıdalarla beslenmesine karşılık, 2012 yılında kansere yenik düştü.
Köylüler, Maureen Hutchinson anısına köy meydanına bir orkide heykeli ve isminin yazılı olduğu anı mermeri yerleştirdi.

 
1 Nisan 2013 Pazartesi 09:15
Okunma: 1741
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)