Ana Sayfa » Kıbrıs » Cumhurbaşkanı Eroğlu, Halka Seslendi

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Halka Seslendi

"çok Taraflı Toplantının Yapılmamasının Ve Sürecin Başarılı Sonuca Ulaştırılamamasının Nedeni Rum Tarafının İsteksizliği Ve Ayak Diretmesi".

 
 
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Halka Seslendi
"MÜZAKERELERİ DEVRALDIĞIMDA MASADA RUM TARAFINI TATMİN ETMEYE YÖNELİK POZİSYONLAR BULDUM"


"GERÇEKLERİ GÖRMEZDEN GELEN YA DA BİZLERİ 1974 ÖNCESİNE DÖNDÜRECEK BİR ÇÖZÜM BENİM İÇİN ÇÖZÜM DEĞİLDİR VE CUMHURBAŞKANINIZ OLARAK BEN BUNA İZİN VERMEM. BU NEDENLE İÇİNİZ RAHAT OLSUN"


" 'ÇAPRAZ OY' MESELESİNİN HEM RUM TARAFINCA HEM DE BİZİM TARAFTA BAZI MUHALİF ÇEVRELERCE NASIL İSTİSMAR EDİLDİĞİNİ ÜZÜLEREK TAKİP ETTİM"


"EDİNDİĞİMİZ TECRÜBELER, SİZLERİN AZİMLİ YAPISI VE GİRİŞİMCİ RUHU İLE ANAVATAN TÜRKİYE'NİN ARTAN GÜCÜNÜ BİRLEŞTİREREK ÇOK HIZLI BİR GELİŞİM SÜRECİNE GİRMEMİZ MÜMKÜNDÜR"


"HÜKÜMETE YARDIMCI OLMAYA, TECRÜBELERİMİ ONLARA AKTARMAYA HAZIR OLDUĞUMU DEFALARCA BASIN YOLU İLE VEYA BİZZAT HÜKÜMETE AÇIKLADIM. AMA DAHA FAZLASI BENİM NİYETİMDEN ÇOK HÜKÜMETİN TAKDİRİNE KALMIŞTIR"


"TÜRKİYE'YLE İMZALANACAK YENİ PROTOKOLDE GELECEK VİZYONU İYİ VE DOĞRU KONULMALI"


"SUÇLAR ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK, ÇÖZÜM BULMAK ZORUNDAYIZ..."ÇOCUK İSTİSMARI KABUL EDİLEMEYECEK BİR SUÇTUR"


"YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ VAR. BUNUN ÇALIŞMALARI BAŞLAMALI VE İLK SEÇİMLERDE ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER REFERANDUMA SUNULMALIDIR"


"GREVLERİN AĞIR TOPLUMSAL MALİYETLERİ OLDU... ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUMAK İÇİN MÜCADELE ETMELERİ DEMOKRASİNİN GEREĞİ AMA HALKIN MAĞDURİYETİ DE DİKKATE ALINMALI... DİYALOG VE İYİ NİYET ESASTIR"


Lefkoşa, 14 Mayıs 12 (T.A.K.): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs müzakere sürecinde çok taraflı toplantının yapılamamasının ve bu nedenle sürecin başarılı bir sonuca ulaştırılamamasının nedeninin Rum tarafının isteksizliği ve ayak diretmesi olduğunu vurgulayarak, "Müzakere sürecinde bir tıkanıklık noktasına geldiğimizi samimiyetle ortaya koymak zorundayız. Ancak bu tıkanıklığın sebebi kesinlikle Türk tarafı değildir" dedi.


Cumhurbaşkanı  Eroğlu, Kıbrıs Türk halkına "Gerçekleri görmezden gelen ya da bizleri 1974 öncesine döndürecek bir çözüm benim için çözüm değildir ve Cumhurbaşkanınız olarak ben buna izin vermem. Bu nedenle içiniz rahat olsun" dedi.


Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı'nın devlet birimleri, özel sektör ve sivil toplum örgütleri arasında ihtiyaç duyulan koordinasyonu sağlayacak bir dizi tedbiri hayata geçireceğini açıklayan Eroğlu, "Ayrıca Rum tarafının 1 Temmuz 2012'den itibaren altı ay boyunca tek yanlı ve haksız şekilde Avrupa Birliği dönem başkanlığını sürdürmesi durumunda bu süre zarfında Kıbrıs Türk halkının haklı davasını dünyaya anlatacak önemli icraatlar gerçekleştireceğiz" diye konuştu.


Eroğlu, iç konulara hükümete yardımcı olmaya, tecrübelerini aktarmaya hazır olduğunu defalarca basın yoluyla veya bizzat hükümete açıkladığını kaydederek, "Ama daha fazlası benim niyetimden çok hükümetin takdirine kalmıştır" dedi.


HALKA SESLENİŞ


Eroğlu, Cumhurbaşkanlığı görevinde 2 yılı geride bırakması nedeniyle bugün televizyonlardan yaptığı "Halka Sesleniş Konuşması"nda 2 yılda neler yaptığını, planladığını ve düşündüğünü, söz verdiği açılık politikası gereği anlatacağını söyledi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, farklı olma ve halkın beklentilerini gözeterek, sadece Kıbrıs konusu değil, tüm sorunlarla ilgilenmeye çalışacağı sözü vererek seçimi kazandığını belirterek, "Anayasamız ve yasaların dışına çıkmadan bu sözüm doğrultusunda çalışmaya devam ediyorum" dedi.


KKTC'nin halkın çalışmaları ve Anavatan Türkiye'nin büyük katkılarıyla her geçen gün daha sağlam temeller üzerinde ilerlediğini belirten Eroğlu, daha iyisi olabileceğini ancak yine de ülkenin geldiği noktanın kendisini gururlandırdığını ifade etti.


"ÇOK HIZLI BİR GELİŞİM SÜRECİ"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, hükümetin, meclisin, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin yeni atılım sürecine ve yeni bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğu saptamasıyla kararlılıkla doğru adımların atılması halinde, halkın tecrübeleri, azimli yapısı ve girişimci ruhuyla Türkiye'nin artan gücünün birleştirilerek çok hızlı bir gelişim sürecine girilmesinin mümkün olduğunu vurguladı.


2012 yılının ilk üç ayında Kıbrıs Türklerin yaşantısına çok olumlu katkıları olacak büyük projeleri hayata geçirecek adımları attıklarını; Türkiye'den KKTC'ye su taşıyacak boru hattı projesinin ikinci etabının temeli atılarak Geçitköy göletinin yapımına başlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, bir yıl önce de Alaköprü barajının temelinin atıldığını kaydetti.


"SU SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ BARIŞA DA KATKIDA BULUNACAK"


"Su, hayattır. Bir kez daha Anavatan, Kıbrıs Türküne hayat vermek için harekete geçmiştir" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, kısa sürede tamamlanacak bu projeyle ülkenin 50 yıllık su ihtiyacının giderileceğini; Kıbrıs'ta su sorununun çözülmesinin muhakkak ki barışa da katkıda bulunacak çok önemli bir etken olacağını söyledi.


Eroğlu, "Türkiye'den gelen su, Kıbrıs'a refah, barış ve mutluluk getirecektir. Türkiye'den gelen su, KKTC'nin temellerini güçlendirecektir. Bu su aynı zamanda adil ve kalıcı bir barışın çimentosunun karılması için kullanılacaktır. İnşallah Rum komşularımız doğru düşünmeye başlarlar ve barış fidanlarını bu su ile büyütürüz. Dileğimiz, beklentimiz ve temaslarımız buna elektrik enerjisinin de eklenmesi yönündedir. Su ve enerjide Anavatan Türkiye ile sağlayacağımız bu köprü hem bize, hem de Anavatanımız Türkiye'ye yepyeni ufuklar açacak büyük güç kazandıracaktır" diye konuştu.


Nisan ayı sonlarında ise tarihi bir gün daha yaşadıklarını ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından hidrokarbon rezervleri araştırılması amacıyla sondaja başlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı, "Türkyurdu-1 " kuyusunun kendileri için büyük moral kaynağı olduğunu ve önemli bir adım atıldığını belirtti. Eroğlu, bu somut adımla, Kıbrıs Türklerinin egemen yetkilerinin oldubittilere kurban edilmesine müsaade etmeyeceklerini ortaya koyduklarını söyledi.


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ülkenin altyapısının her gün geliştiğini, bölünmüş yolların arttığını; ışıklandırıldığını, yol güvenliğini arttıracak önlemlerin hızla alındığını, elektrik üretiminde de dışa bağımlılıktan kurtulduklarını ve Güney Kıbrıs'a da yardımcı olunduğunu anlattı ve Türkiye'ye elektrik altyapısına desteğinden dolayı teşekkür etti.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti hükümetinin ekonomik kalkınmaya ve milli davaya her türlü desteği verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Anadolu insanın Kıbrıs'a sevgisi ve ilgisi AK Parti icraatlarına da yansımaktadır" dedi. Eroğlu, Türkiye'nin çeşitli illerini ziyaretinde gördüğü desteğe değinerek, duyduğu mutluluğu ifade etti.


"DAHA FAZLASI HÜKÜMETİN TAKDİRİNE KALDI"


"Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi eğer doğruları yaparsak, geç kalmadan atılması gereken adımları atar Anavatan Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirirsek geleceğimizin aydınlık olduğundan eminim" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Anayasal görevimin bilincindeyim. Siyaset yaşamımda gelinebilecek tüm makamlara siz halkım sayesinde gelmiş bulunuyorum. Amacım Kıbrıs Türk halkının güven, refah ve mutluluk içinde yaşamasıdır. Hükümete yardımcı olmaya, tecrübelerimi onlara aktarmaya hazır olduğumu defalarca basın yolu ile veya bizzat hükümete açıkladım. Ama daha fazlası benim niyetimden çok hükümetin takdirine kalmıştır.


Sadece iyi çalışan, düzgün işler yapan bir iktidara değil, bilinçli, sorumluluk duygusu ile çalışan muhalefet partilerine de ihtiyacımız olduğunun idraki içinde muhalefet partileri ile iyi ilişkiler içinde olmaya özen gösteriyorum.


Gerçek anlamda iyi bir muhalefet ülkenin sorularının aşılmasına, iktidarın doğruları yapmasına büyük katkı sağlar.


Çağdaş demokrasilerin en önemli unsurlarından biri de kurum, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve sendikalarla diyalog içinde olmayı gerektirir.


Cumhurbaşkanlığı'nın kapısı tüm sivil toplum örgütlerimize açıktır ve onlardan gelen öneriler ve görüşler tarafımızdan dikkatle not edilmekte, çalışmalarımızda bize ışık tutmaktadır."


NÜFUS SAYIMI


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, aralık ayında BM gözlemcilerinin de katılımıyla yapılan nüfus sayımının gereksiz polemiklere son verilmesi açısından da önemli olduğunu, KKTC'nin nüfusu ortaya çıktıktan sonra dışarından emek ihtiyacının boyutlarının da netlik kazandığını belirterek, verilerin görüşme masasına da konulduğunu ve BM tarafından da kabul edildiğini anlattı.


TÜRKİYE'YLE İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ... GELECEK VİZYONU...


Sayımdan elden edilen verilerin sadece siyasi anlamda değil ekonomik ve sosyal planlamalar için de önemli katkılar sağlayacağı inancını ifade eden Eroğlu, Türkiye'yle imzalanacak yeni işbirliği protokolünde, ülkenin gelecek vizyonunun iyi ve doğru ortaya konulması ve bunu sağlayacak bir program ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Bunun için sadece hükümete değil ilgili tüm örgütlere, kurum-kuruluşlara görev düştüğünü belirten Cumhurbaşkanı, hükümetin de onlarla diyaloğa girmeyi kesinlikle ihmal etmemesini istedi.


HAKLARIMIZI KORUMAK İÇİN YOĞUN GAYRET


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, içte ve dışta, hakların korunması için yoğun gayret gösterdiklerini ve büyük oranda da başarılı olduklarını ifade ederek, özellikle bazı iç meselelerde dikkat etmek gerektiğini söyledi.


GREVLER... "DİYALOG VE İYİ NİYET ESASTIR"


Elektrik, telefon ve son olarak da Lefkoşa Belediyesi'ndeki grevlere değinen Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Bu grevlerin ağır toplumsal maliyetleri olmuştur. İnsanımız kışın en soğuk günlerinde elektriksizliğin yarattığı sorunlarla boğuşmuştur. Çöplerin toplanamaması sonucu kamu sağlığını tehdit edecek bir noktaya gelinmiştir. Bir mağduriyet durumu ortaya çıkmıştır.


Çalışanların haklarını korumak için mücadele etmeleri demokrasinin bir gereğidir.


Ancak aynı zamanda halkın mağduriyeti de dikkate alınmalı, çalışanların çıkarları ile genel kamu menfaati çatışma noktasına getirilmemelidir.


Diyalog ve iyi niyet esastır. Ortak noktalarda birleşilmeli ve herkes sorumluluk bilinci ile uzlaşma yönünde çaba göstermelidir" diye konuştu.


PETROL DOLUM TESİSİ


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, kamuoyunda geniş tartışma yaratan petrol dolum tesisine değinirken, bunun da genel uzlaşı gerektiren bir konu olduğuna işaret etti ve "Günümüz dünyasında sürdürülebilir bir çevre, en az sürdürülebilir bir ekonomi kadar önem taşımaktadır" dedi.


"ÇOCUK İSTİSMARI KABUL EDİLEMEYECEK BİR SUÇTUR"


Üzerinde düşünmek ve çözüm bulmak zorunda oldukları bir diğer konunun da işlenen suçlar olduğunu kaydeden Eroğlu, "Geçtiğimiz günlerde işlenen tüyler ürpertici çocuk cinayeti olayı toplumda infial yaratmıştır. Aynı zamanda bazı eksikliklerimizin de gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Çocuk istismarı kabul edilemeyecek bir suçtur. Bunun için Hükümete ve Meclis'e büyük görevler düşmektedir" ifadelerini kullandı.


MEDYAYA DÜŞEN GÖREV


Suçlardaki artışın önüne geçilmesi, toplumsal huzurun korunmasının en başta gelen görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Eroğlu, etkin hükümet kararları, yasal, adli, polisiye, ekonomik, sosyal tedbirler yanında medyaya da önemli rol ve görevler düştüğünü söyledi.


"MAHKEMECE KARAR VERİLMEDİKÇE KİMSE SUÇLU DEĞİL"


Eroğlu, "Haber ve yorumlarda yol gösterici, kışkırtıcı değil önleyici, doğru yolu gösterici olunmalı, ön yargılarla değil objektif hareket edilebilmelidir. Hiç kimse aksi mahkemece karar verilmedikçe suçlu değildir. Buna mutlaka özen gösterilmeli yaralar açılmasına izin verilmemelidir. İntihar olaylarının haberleri verilirken etik kurallar gözetilmeli özendirici etki yaratmaktan kaçınılmalıdır" diye konuştu.


"YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ VAR"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu; bunun çalışmalarına başlanması ve ilk seçimlerde referanduma sunulması gerektiğini kaydederek, Seçim ve Halk Oylaması Yasası ile Siyasi Partiler Yasası'nın da ihtiyaç ve çağdaş gelişmeler ışığında yeni bir şekil almasının yararlı olacağı düşüncesini dile getirdi.


"Bir kamu reformu yapılması zamanı da gelmiştir hatta geçmektedir" diyen Eroğlu, Avrupa Birliği'ne uyum yasaları konusunda daha hızlı davranılmasının ülkeye yarar sağlayacağının da açık olduğunu ifade etti.


KADIN, GENÇ, ENGELLİ, SANATÇI...


Kadının siyasetteki rolünün ve sayısının artması, gençlerin geleceğe doğru ve sağlıklı hazırlanması, engellilerin toplumsal yaşantının içinde daha fazla tutulması, desteklenmesine de değinen Eroğlu, Cumhurbaşkanlığının birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldığını ve almaya devam edeceğini; sanata, kültüre, sanatçıya verilen değeri de daha yukarı çekmeleri gerektiğini söyledi.


Cumhurbaşkanlığı'nın bir senfoni orkestrası kurma çalışması başlattığını hatırlatan Eroğlu, gelecek yıldan itibaren sanat ödüllerini vermeye başlayacaklarını da belirtti.


Sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarla toplantıları sıklaştıracaklarını, kapılarının açık olduğunu kaydeden Eroğlu, meclisi, hükümeti, danışma kurulu ve halk konseylerini bilgilendirmeye, onların görüşlerini almaya önem verdiklerini ve bunların süreceğini bildirdi.


YURT DIŞI TEMASLAR


Konuşmasında Kıbrıs konusunda yoğun bir dönem geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yurt dışı ziyaretlerde önemli temaslar yaptıklarını kaydederek, Almanya, İsveç, Brüksel, Cidde ziyaretleriyle ilgili detaylı bilgiler verdi; özellikle AB'de haksızlığa uğrayan Kıbrıs Türk halkının haklarını savunmak için neler yaptıklarını anlattı.


Eroğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun konuğu olarak gerçekleştirdiği Cidde ziyaretinde sağlanan olumlu gelişmeler, ardından KKTC'de çalıştay düzenlendiğini hatırlatarak, "Önümüzdeki günlerde İslam İşbirliği Teşkilatı ile ilişkilerimizi daha da ileriye götürecek somut adımlar atmak için görüş birliği içindeyiz. Elbette bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün şahsi gayretleri bizlere büyük yararlar sağlamaktadır" dedi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Gül'e gayret ve yardımları için teşekkür etti.


YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLAR... YAKINDA LONDRA ZİYARETİ...


Cumhurbaşkanı Eroğlu, yurt dışında yaşayan vatandaşları da çok önemsediklerini; askerlik ve tapu devri gibi konularda özlük haklarını koruyucu, sorun yaşamamalarını sağlayıcı bir dizi tedbirin halihazırda hayata geçirildiğini ancak yapılanların hâlâ yeterli olmadığını; yakında Londra'ya yapacağı ziyarette, bu konularla yakından ilgilenme fırsatı bulacağını söyledi.


MÜZAKERE SÜRECİ... "HEP YAPICI DAVRANDIK"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, müzakere sürecine geniş yer ayırdığı halka sesleniş konuşmasında, süreçte hep yapıcı davranıp, somut öneriler götürdüklerini; sorun yaratıcı değil, sorunları giderici bir yaklaşım sergilediklerini ancak Rum tarafının bunlara gereken olumlu yanıtları vermediğini ifade etti.


Müzakerelerde polis konusunu çözene dek karşılaştıkları zorluklara değinirken, "Rum tarafı herhangi bir başlıkta yakınlaşma sağladığımız her anda geri adım atma çabasına girmiştir. Polis konusunu çözümleyene dek bize çektirdiklerini, sürekli olarak anlaştığımız hususlardan bir hafta içerisinde vazgeçip anlaştığımızı bozan başka kâğıtlarla masaya gelmişlerdir. Buna rağmen zorlamalarımız ve iyi niyetle çaba sarf etmemiz sonucunda güvenliğin iç boyutu, yani polis konuları bağlanabilmiştir" diyen Eroğlu, Rum tarafının olumsuz yaklaşımının Kıbrıs müzakerelerini ucu açık şekilde sürdürmeyi hedeflediği ve aslında sonuca ulaşmak değil mevcut statükoyu sürdürmek için çaba sarf ettiği şeklindeki gözlemlerinin BM yetkilileri ve uluslararası kamuoyu tarafından da paylaşıldığına dair güçlü bir inançları bulunduğunu anlattı.


BM GÖREVLİLERİ DE ŞİKÂYETÇİ


"Nitekim Birleşmiş Milletler görevlileri, en yetkili ağızlar da dâhil, özel görüşmelerimizde Rum tarafının olumsuz tavrı ile ilgili sıkıntılarını bizlere hep aktarmışlardır. Hatta Rum tarafının müzakerelerdeki tavırlarıyla ilgili olarak şikâyette bulunmuşlardır" diyen Eroğlu, ancak bu gerçeklerin kamuoyuyla paylaşılmadığı, belki de paylaşılmayacağını ifade etti.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs sorununun 1974'te başlamadığını; özünün de toprak ve mülkiyet meseleleri değil "egemenlik" konusu olduğunu kaydederek, 1968'den bu yana müzakere süreçlerinde BM Genel Sekreterleri tarafından De Cuellar belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı gibi kapsamlı çözüm önerileri, paketler ve hatta planlar sunulduğunu ancak verilen sözlerin havada kaldığını vurguladı.


"YÜZYILIN SAHTEKÂRLIĞI"


Annan Planı'nın Rumlar tarafından reddinin üstünden sekiz yıl geçtiğine dikkat çeken Eroğlu, "2004'te verilen sözler de havada kalmıştır. Biz Kıbrıslı Türkler olarak Avrupa Birliği'nin yaklaşımları açısından bir aldatılmışlık hissiyatı içerisindeyiz. Aslında Brüksel'de görüştüğüm bazı üst düzey yetkililer de kapalı kapılar ardında 2004'te çözüm olmadan Rum tarafının tek yanlı olarak AB'ye alınmasında yaşanan gelişmeleri ve Rum tarafının dünyayı kandırmasını 'yüzyılın sahtekârlığı' şeklinde tanımlamışlardır ve bunu bizzat benimle paylaşmışlardır" diye konuştu.


Annan Planı'nda öngörülen federal çözümün, Rumlar tarafından yüzde 76 gibi ezici bir çoğunlukla reddedildiğini; buna rağmen Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tavrını sürdürdüğünü; Mart 2008'de yeniden müzakerelere başlandığını hatırlatan Eroğlu, kendisinin de Cumhurbaşkanlığı'na seçildiği Nisan 2010'dan itibaren süreci devraldığını kaydetti ve şöyle konuştu:


"MASADA RUM TARAFINI TATMİN ETMEYE YÖNELİK POZİSYONLAR BULDUM"


"Sizlerle paylaşmak mecburiyetinde olduğum bir gerçek vardır:


Müzakereleri devraldığımda masada Rum tarafını tatmin etmeye yönelik pozisyonlar buldum. Selefim tarafından Türk tarafının önerileri olarak masaya sunulan pek çok önerinin sizlerin, Kıbrıs Türk halkının çoğunluğunun desteğini alıp alamayacağı konusunda ciddi kuşkularım vardı. Bunların başında 4 Ocak 2010 tarihli öneri paketi gelmekteydi.


Yine de bu sürecin başarıyla sonuçlanmasını ve kalıcı çözüme ulaşılmasını sağlamak için tüm iyi niyetimle müzakerelere kaldığı yerden devam ettim.


Kıbrıs'ta adil ve kalıcı barışın sağlanması çabasına katkı koyabilmek için büyük bir sorumluluk aldım. Ancak Sayın Talat tarafından masaya götürülen bu öneri paketi, Türk tarafı ciddi esneklik göstermiş olmasına rağmen Rum tarafınca kabul edilmemiştir.


Müzakereler boyunca muhatabıma, 'Rum tarafı olarak siz, 4 Ocak 2010 paketini kabul ediyor musunuz?' diye defalarca sordum. Cevap hep olumsuz, hep 'hayır' oldu. 'Hayır, etmiyoruz' dediler.


Paketin içinden sadece kendi beğendikleri yerleri çekip ceplerine atmak istediler. Kendi beğendikleri çapraz oyu paket içerisinden alarak bizim lehimize olabilecek şeyleri reddetmeye ya da sulandırmaya çalıştılar.


Merkezi hükümetin, yani yürütmenin nasıl seçileceğine dair yöntem ile ilgili teknik bir konu olan 'çapraz oy' meselesinin hem Rum tarafınca hem de bizim tarafta bazı muhalif çevrelerce nasıl istismar edildiğini üzülerek takip ettim.


Beni daha da üzen, geçmişte mesuliyet sahibi makamlarda görev yapmış, Kıbrıs Türk müzakerecilerin konu ile ilgili tavırları olmuştur. Üzülerek söylemeliyim ki sıradan iç politika ve popülizm uğruna gerçeklerin saptırıldığına şahit olduk. Çapraz oy konusunda hem Rum hem de Türk tarafında birkaç parti dışında kalan siyasi partilerin çoğunun ciddi itirazları bulunmaktadır.


KKTC'de en büyük partilerden olan UBP ve DP'nin bu konuda olumsuz tavırları olduğu yaptığımız toplantılarda bize iletilmiştir. Güneyde ise AKEL dışındaki partilerin ciddi itirazları olduğu kendi basınlarına yansımaktadır.


Dolayısıyla Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışın temini ve sürdürülebilirliği açısında büyük önem arz eden yürütmenin seçimi konusunda geniş desteğe sahip olmayan ve dünyada henüz tam olarak denenmemiş böyle bir yöntem hakkında tereddüt göstermemiz doğaldır."


DEMOKRATİK TERCİHE DAYALI PLAN


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bu nedenle yürütmenin seçimi konusunda yapıcı bir öneriyle ve çapraz oy meselesini halkların oylarına sunacak demokratik tercih temeline dayalı bir plan sunduklarını belirterek, "Konunun Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları tarafından onaylanmasını istedik. Bir süre kuracağımız yeni ortaklık çalıştıktan sonra, ortaklığı sürdürebildiğimizi gördükten ve birlikte yönetme kültürü geliştikten sonra bu seçim yöntemini halklara soralım dedik. Böyle hassas bir konunun halklara dayatılan emrivakiler ile çözülemeyeceği inancımızı ortaya koyduk" dedi.


Al-ver sürecine gidebilecekleri garantör devletlerin de katılacağı dörtlü veya beşli bir çok-taraflı toplantı yapılması durumunda bunu da müzakere edebileceklerini açıkça ortaya koyduklarını belirten Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının üzerinde henüz uzlaşılamamış tüm konuların masaya konulacağı ve garantörlerin de katılacağı çok-taraflı toplantıda her zaman ısrarcı olduk. Zira ancak böyle bir toplantı yapılabilirse tarafların siyasi iradelerinin sınanabileceğini, konular arasında bir pazarlık, bir al-ver yapılabileceğini ve 44 yıldır devam eden bu sürecin artık bir sonuca ulaştırılabileceğini düşünmekteyiz. Aslında herkes bunun doğru bir yaklaşım olduğunun ve bu yapılmadan bu süreçlerin yıllarca ucu açık şekilde devam edebileceğinin farkındadır. Bunu cesaretle söyleyen ve talep eden taraf Kıbrıs Türk tarafı olmuştur.


Çok-taraflı toplantı sırasında yürütmenin seçimi-çapraz oy ve mülkiyet rejimi gibi tıkanıklık yaşandığı ifade edilen başlıkların yanı sıra Toprak ile Güvenlik ve Garantiler konularının da gündeme geleceğini vurgulayarak, gelinen aşamada böyle bir toplantıya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyduk.


"BM ÇAĞRIDA BULUNMADI... MEMNUN DEĞİLİZ"


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu çağrıda bulunamamıştır.


Türk tarafı olarak bu konudaki memnuniyetsizliğimizi açıkça ifade etmek istiyorum.


Geçmişte Annan Planı'nın reddedilmesinin gerçek nedeninin Rum uzlaşmazlığı olduğunu ortaya koyan ve bizzat Annan tarafından kaleme alınan Rapor'da olduğu gibi uluslararası çıkar dengesi, böyle birçok-taraflı toplantının toplanması amacıyla çağrıda bulunulmasını mümkün kılmamıştır. Birleşmiş Milletler'in bu kararının Rum tarafının isteksizliğinden kaynaklandığını artık bilmeyen yoktur. Yapılacak olası birçok-taraflı toplantı davetini kabul etmeme ihtimalleri ya da kabul etseler bile bu toplantıyı başarısız kılma olasılıkları Genel Sekreteri bu daveti yapmamaya yöneltmiştir diye düşünüyorum."


"TIKANLIKLIK NOKTASINA GELDİĞİMİZİ SAMİMİYETLE ORTAYA KOYMAK ZORUNDAYIZ"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, çok taraflı toplantının yapılamamasının ve bu nedenle sürecin başarılı bir sonuca ulaştırılamamasının nedeninin Rum tarafının isteksizliği ve ayak diretmesi olduğunu vurgulayarak, "Müzakere sürecinde bir tıkanıklık noktasına geldiğimizi samimiyetle ortaya koymak zorundayız. Ancak bu tıkanıklığın sebebi kesinlikle Türk tarafı değildir" dedi.


Eroğlu, yapılan suçlamaların samimiyetsiz ve gerçekleri saptırmaya yönelik olduğunu ifade ederek, "Yaşadığımız bu tıkanıklığın kökeninde Rum tarafının statükodan memnun olması ve bugünkü mevcut durumu müzakere ederek ama ucu açık müzakere ederek devam ettirmek istemesi vardır. Çözümsüzlüğün devamı halinde Rum tarafının ne kaybedeceği sorusuna yanıt vermek çok kolay değildir. Bir başka ifadeyle müzakere eden taraflar arasında ciddi bir eşitsizlik söz konusudur" diye konuştu.


Özellikle AB tam üyeliğini garanti etmesi ertesinde Rum tarafının Kıbrıs sorununun üzerinde uzlaşılan parametrelerde yeni bir ortaklık devleti kurulması konusundaki olumsuz tavrının artık herkes tarafından bilindiğini kaydeden Eroğlu, "Bu gerçek, bu sürecin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ortaya konulmalıdır. Aslında bu türden bir saptama sadece ve sadece malumun ilanı olacaktır. Müzakerelerde sonuca ulaşılmasını sağlayacak gerçek bir al-verin yapılamamasının mesuliyeti Rum tarafının omuzlarındadır" dedi.


RUM TARAFI NEDEN ÇOK TARAFLI TOPLANTI İSTEMİYOR?


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum tarafının neden çok taraflı toplantı istemediği konusunda ise şunları dile getirdi:


"Bunun sebepleri de gerek kamuoyumuz tarafından bilinmeli, gerekse Birleşmiş Milletler ve konuyla ilgili diğer tüm aktörler tarafından doğru ve dürüst bir şekilde ortaya konulmalıdır.


Çok-taraflı toplantı sonucunda ortaya çıkacak bir metnin, Rum tarafında halk tarafından onaylanması şansı ne olacaktır? Kıbrıs Rumları, iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü daha önce pek çok kez reddetmiştir. Bugün acaba Rumlar federal çözüme gerçekten ne kadar destek vermektedir? Bu tür bir çözümü hazmedebilmişler midir? Bunlar yanıtlanması gereken haklı sorulardır. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için uğraş veren tarafların bu soruyu ve cevabını dikkatle tahlil etmelerinde büyük fayda vardır."


Kıbrıs Türk tarafının müzakere sürecine büyük katkıda bulunduğunu; Genel Sekreter'in tam beş kez üçlü zirve düzenlediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, New York'ta, Cenevre'de, Greentree'de yer alan toplantılarla ilgili bilgiler verdi ve masaya götürdükleri somut önerilerin yine Rum tarafınca kabul edilmediğini anlattı.


"Biz müzakerelerin ilerlemesi ve nihai hedef olan Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışı getirecek anlaşmanın kaleme alınması beklentisi ve arzusu ile hareket ettik" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rumların tutumu yüzünden şu anda bu beklenti ve arzularının yerine getirilemediğini kaydetti.


BUGÜNKÜ DURUMUN ÖZETİ


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakerelerde bugünkü durumu da şöyle özetledi:


"Rum tarafının özellikle çok sevdiği ve Birleşmiş Milletleri bu sürecin dışında tutmak için sürekli suiistimal ettiği Kıbrıslı Süreç denilen bir süreç devam etmektedir. Buna göre sadece içerik açısından değil aynı zamanda yöntem ve atılacak adımlar açısından da 2008'den bu yana her aşamada her iki tarafın da rızasına başvurulmuştur.


BM Genel Sekreteri tarafından çok-taraflı toplantının Nisan sonu, Mayıs başı yapılamayacağı kararının açıklanması ertesinde bu süreç açısından son aşama tamamlanamamıştır ve bundan sonra nereye gidileceği konusunda taraflar arasında bir irade uyuşması yoktur. Bundan sonra yapılacak olan şey Birleşmiş Milletlerin mekik diplomasisi yoluyla bundan sonraki adım ya da bir başka ifadeyle hangi şartlarda ve nasıl bir müzakere olabileceğiyle ilgili olarak tarafların ortak iradesini aramaktır.


Bu konuda bir anlaşma olmadıkça, müzakerelerin özüne ilişkin görüşmelerin eskiden olduğu şekilde devam etmesi söz konusu değildir. Önce ucu açık olmayan ve çözüm üretebilecek bir müzakere yapacak mıyız, bu konuda muhataplarımızla aynı amacı mı paylaşıyoruz buna bakacağız ve bu konuda BM de bize mekik diplomasisi yoluyla yardımcı olacaktır.


Her zaman vurguladım, bu sorunun çözümünde ilerleme, aynen çözüm gibi, taraflardan sadece birinin tek taraflı olarak bunu istemesiyle olabilecek bir şey değildir.


Rum tarafının olumsuz tavrını besleyen temel neden, tanınmış ülke statüsü ile hareket edebilmeleri ve bunun yarattığı bütün faydaları, özellikle Kıbrıs Türklerinin aleyhine olacak şekilde kullanmalarıdır."


"RUM TARAFININ ACELESİ YOK"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum tarafının çözüm ve anlaşma gibi bir acelesi olmadığını kaydederek, Kıbrıs Türk tarafının ise izolasyonların mağduru olduğunu vurgulayarak, izolasyonların hiçbir hukuki, insani veya vicdani temeli olmadığını yineledi.


"Dolayısıyla bu izolasyonların ortadan kaldırılması ve bu statüsüzlüğün sona erdirilmesi konusundaki gayretlerimiz elbette bütün yoğunluğu ile devam edecektir" diyen Eroğlu, sporcuların, sanatçıların uluslar arası etkinliklere neden katılamadığının izahının olmadığını; Kıbrıs Türk insanının hangi mahkeme kararına göre, hangi Birleşmiş Milletler kararına göre cezalandırıldığı bir muamma olduğunu vurguladı.


İzolasyonların ne ahlaki ne de hukuki bir temeli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, ""Sportif ve sanatsal faaliyetlere dahi politika karıştıran bir zihniyeti bir kez daha insafa davet ediyorum. Ancak bunun ötesinde bizler de somut şeyler başarmalıyız. O zaman elbette biz de politik arenada haklarımızı daha yoğun şekilde arama hakkımızı saklı tutacağız" ifadelerini kullandı.


B PLANI SPEKÜLASYONLARI


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, son zamanlarda Türk tarafının "B-Planı" hakkında spekülasyonlar yapıldığına işaret ederek, şöyle konuştu:


"Dünyadan örneklerden yola çıkarak "Tayvanlaşma", "Kosovalaşma" süreçlerinden bahsedilmektedir. Çok şükür, barış ve huzur içinde yaşadığımız egemen bir devletimiz vardır.


KKTC, varlık sebebini ve gücünü Kıbrıs Türk halkından alan demokratik bir hukuk devletidir. Demokratik kurumları ile dimdik ayakta olması için azimle çalışmamız gerekmektedir. Zaten Cumhuriyetimizi yok sayanlar dahi demokrasimizi, demokratik yoldan seçilen temsilcilerimizi inkâr edememektedirler. Devletimizin yirmiye yakın dış temsilciği bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin iki genel merkezinde, New York ve Cenevre'de... Avrupa Birliği merkezi Brüksel'de... Fransa'da Strasburg'ta... Amerika Birleşik Devletleri başkenti Washington'da... Londra'da... İtalya ve İsviçre gibi Avrupa Birliği üyesi ülkelerde, Azerbaycan, Pakistan, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri gibi kardeş Müslüman ülkelerde diplomatlarımız görev yapmaktadırlar. İslam İşbirliği Teşkilatı'na gözlemci üyeyiz.


Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya gibi ülkeler, KKTC'de konsolosluk hizmetleri sunmaktadırlar. Avrupa Birliği'nin ofisi bulunmaktadır.


Yakın zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı'nın KKTC Ofisi'nin hizmete girmesi için çaba göstermekteyiz. Amacımız, temsilciğimiz bulunan ülkelerin hepsinin KKTC'de ofis bulundurabilmesini sağlamaktır.


Hepsinden önemlisi güçlü Türkiye Cumhuriyeti'nin bize olan sarsılmaz güveni ve hayat verici desteğidir.


Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında devletimizin ilanından beri resmi ilişki vardır."


CİDDİ PROJELER


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye'nin herhangi bir hava veya deniz limanından KKTC'ye doğrudan uçuş yapılabildiğine işaret ederek, Türkiye'nin fiili desteğinin, engellerin aşılması için önemli fırsatlar sunduğunu ve ciddi projelerle hareket etme amacı taşıdıklarını söyledi.


"Anavatanın yetkili makamlarının desteği her zaman olduğu gibi arkamızdadır. Bu konuda devlet birimleri kadar özel sektöre de önemli görevler düşmektedir" diyen Eroğlu, koordineli hareket ederek pek çok zorluğu aşabileceklerini vurguladı.


KOORDİNASYON TEDBİRLERİ


Cumhurbaşkanı Eroğlu, önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı olarak devlet birimleri, özel sektör ve sivil toplum örgütleri arasında ihtiyaç duyulan koordinasyonu sağlayacak bir dizi tedbiri hayata geçireceklerini açıkladı.


"ÖNCELİK TÜRKİYE'YLE KOORDİNELİ POLİTİKALAR ÜRETMEK"


"Ayrıca Rum tarafının 1 Temmuz 2012'den itibaren altı ay boyunca tek yanlı ve haksız şekilde Avrupa Birliği dönem başkanlığını sürdürmesi durumunda bu süre zarfında Kıbrıs Türk halkının haklı davasını dünyaya anlatacak önemli icraatlar gerçekleştireceğiz" diyen Eroğlu, Rumların nihai anlaşma ortamını daha da zora sokacak politikalarını, Türkiye'yle koordineli şekilde engelleyebilecek politikalar üretmenin ve bunları gerektiğinde hayata geçirmenin öncelikleri olacağını söyledi.


"Güçlü bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden kimsenin korkmaması gerekir" diyen Eroğlu, Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine yürekten bağlı olduklarını ve politikalarını uluslararası hukukla uyumlu tasarlayacaklarını belirtti.


İlerlemenin ve çözümün tek başına olamayacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum tarafının da esneklik göstermesi gerektiğini ama bugüne dek pek de olumlu yanıt vermediklerini anlattı.


"İÇİNİZ RAHAT OLSUN"


Eroğlu, "Ancak bilmenizi isterim ki Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm bulunması halinde bu çözüm ne olursa olsun, sizlere 1974 öncesinde yaşadıklarınızı yeniden yaşatmayacak, o günlere bizleri yeniden döndürmeyecek bir çözüm olacaktır. Bu adada neredeyse yarım asırdır yaşanan gerçekler üzerine tesis edilecek bir çözüm olacaktır. Gerçekleri görmezden gelen ya da bizleri 1974 öncesine döndürecek bir çözüm benim için çözüm değildir ve Cumhurbaşkanınız olarak ben buna izin vermem. Bu nedenle içiniz rahat olsun" dedi.


Eroğlu, konuşmasının sonunda, bulunacak çözümün kalıcı ve yaşayabilir olmasına önem verdiklerini vurgulayarak, bunun aksine bir duruma devletin Cumhurbaşkanı olarak müsaade etmeyeceğini ifade etti.


(GÜL/KAR)


 
14 Mayıs 2012 Pazartesi 15:44
Okunma: 645
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)