Ana Sayfa » Kıbrıs » Cumhurbaşkanı Eroğlu: "KKTC Blöf Olsun Diye Kurulmadı"

Cumhurbaşkanı Eroğlu: "KKTC Blöf Olsun Diye Kurulmadı"

"KKTC Varmak İstediğimiz Ve Vardığımız En Güzel, En İleri Noktadır. Şimdi Görev Onu Yaşatmak Ve Yüceltmektir".

 
 
Cumhurbaşkanı Eroğlu:

"EĞER İÇİMİZDEKİ ÖZGÜRLÜK TUTKUSU OLMASAYDI, RUM'UN HEGEMONYACI ANLAYIŞINA BOYUN EĞMEYİ TERCİH EDEBİLİRDİK. AMA YAPMADIK, YAPMAYACAĞIZ. BU TOPRAKLARDA ÖZGÜR VE BAŞI DİK YAŞAMAK İSTEDİK, İSTİYORUZ, İSTEYECEĞİZ"

"TÜM DÜNYADA, EN BÜYÜK ÜLKELERDE BİLE SORUNLAR VAR AMA HİÇ KİMSE DEVLETTEN SOĞUMA, DEVLETİ YOK SAYMA, DEVLETİ KÜÇÜMSEME HATASINA DÜŞMÜYOR, DÜŞMEMELİ"

"İLK KEZ SAYIN DENKTAŞ'SIZ BİR KKTC KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE OLMANIN BURUKLUĞUNU YAŞIYORUZ"

Lefkoşa, 14 Kasım 12 (T.A.K.): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, KKTC'nin ortadan kalksın, blöf olsun, tarihe bir şaka yapılsın diye değil; yaşasın, yücelsin ve sonsuza kadar Kıbrıs Türk halkının özgürlük, egemenlik hakkının simgesi olsun diye ilan edildiğini söyledi.

Eroğlu, KKTC'nin ilanının Kıbrıs Türk tarihinin en doğru, en yararlı kararlarının başında geldiğini ifade etti ve "Biz barışçıyız! Ada'da var olan gerçeklere dayalı anlaşmadan yanayız. KKTC'nin ilanında da, Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanında olduğu gibi, Rum komşularımızla bir anlaşmaya kapılar açık tutulmuştu" dedi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC devletinin Kıbrıs Türk halkının hak ve kimliğinin toplam ifadesi olduğunu vurgulayarak, "Varmak istediğimiz ve vardığımız en güzel, en ileri noktadır. Şimdi görev onu yaşatmak ve yüceltmektir" diye konuştu.

"BİZE YAKIŞAN"

Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC'nin 29'uncu kuruluş yıldönümü kutlamalarını açış konuşmasında, halkın Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayarak, Cumhuriyetin kıymetinin bilinmesini, onu daha güzel günlere taşıma çabası içinde olunmasını, esenlendirilip yüceltilmesini istedi ve "Bize yakışan budur, yapmamız gereken budur" dedi.

Devlet olgusunun milletler için büyük önem taşıdığını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının ülkesi, toprağı ve egemenliğiyle bir devlete sahip olduğunu ve bu devleti Anavatan Türkiye'nin tanıdığını vurguladı.

Eroğlu, çağdaş, demokratik bir devlete sahip olduklarını belirterek, "Gelişmiş olarak nitelenen ülkelerin bile sorunlar yaşadığı günümüzde bazı sorunlarımız var diye Devletimizi küçümsememiz asla kabul edilebilecek bir şey değildir. Tanınmış birçok devletten eksiğimiz yok, fazlamız vardır" diye konuştu.

Devlet gerçeğinin verdiği güçle görüşme masasına oturduklarını ve Rum komşularıyla bir anlaşma yapmaya çalıştıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının devlet olgusuyla ilk kez 15 Kasım 1983'te karşılaşmadığını; tarihsel süreci iyi bilip analiz edip gelecek kuşaklara doğru aktarmak gerektiğini anlattı.

"BİZ DEVLETİMİZLE KIBRIS'A GELDİK"

Kıbrıs'taki Türk varlığının 1571'de başladığını ifade eden Eroğlu, "Biz Devletimizle Kıbrıs'a geldik. Osmanlı Devleti tam 307 yıl Ada'nın tek hakimi oldu" dedi.

Adada 1878'de İngilizlerin egemenliğinin başladığını ve çok sıkıntılı günler yaşandığını; Kıbrıs Türk halkının İngiliz idaresine girmekten rahatsızlık duyduğunu belirten Eroğlu, halkın Atatürk öncülüğünde Türk milleti tarafından yürütülen Kurtuluş Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve devrimleri heyecan ve ilgiyle takip ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Atatürkçü düşüncenin Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde büyük etkisi olduğunu; "ya istiklal ya ölüm" özdeyişini kalbine, beynine kazıyarak bugünlere geldiğini vurguladı.

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkı tarafından yıkılmadığını vurgulayan Eroğlu, Rum liderlerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis yolunda bir adım gördüğünü, bu yüzden Akritas Planı hazırladıklarını ve 13 maddelik anayasa değişikliği önerdiklerini hatırlattı.

MAKARİOS'UN 13 MADDELİK ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİ

"Bunları bilmeden, bunları anımsamadan bazı değerlendirmeler yapılması Kıbrıs Türk halkına yarar değil zarar verir" diyen Eroğlu, Makarios'un 13 maddelik değişiklik önerilerini bugünlere ışık tutması için anımsatmakta fayda gördüğünü belirterek şöyle konuştu:

"1) Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Muavini'nin Veto haklarının kaldırılması.(Bildiğiniz gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na göre Başkan ve Yardımcısı Bakanlar Kurulu ve Meclis'in Dış İlişkiler, Savunma ve Güvenlik konularındaki kararlarını veto etme hakkına sahipti ki bu siyasi eşitliğin bir güvencesiydi.)

2) Cumhurbaşkanı yurt dışında iken veya görevlerini yerine getirmeyecek durumda olduğunda, Başkan Yardımcısının ona vekalet etmesi ki bu aslında göz boyamak için ileri sürülmüştü.

3) Rum Temsilciler Meclisi başkanı yurt dışında, ya da görevlerini yerine getiremeyecek durumda olduğunda, Meclis Başkanlığı görevinin Meclis Başkan Yardımcısı tarafından yerine getirilmesi.

4) Meclis Başkanı Rum, Yardımcısı Türk üyelerce ayrı ayrı seçileceklerine, her ikisinin de Meclis Genel Kurulunca seçilmesi. (Bu durumda çoğunlukta Rumlar olduğu için Meclis Başkanı hep Rum olurken, Türk Yardımcı, Rumların istediği bir kişi seçilecekti. Bu Türklerin birliğini bozmaya yönelik bir öneri idi).

5) Bazı yasaların Meclis'te onaylanması için, ayrı çoğunluk şartının aranmaması.

(Anayasaya göre vergi, belediyeler ve seçim yasaları için ayrı ayrı çoğunluk gerekirdi. Bu durumda Rumlar her şeyi çoğunluklarına dayanarak istedikleri gibi yapacaklardı).

6) Birleşik Belediyelerin kurulması. (Anayasaya göre beş büyük şehirde ayrı belediyeler kurulacaktı. Bu durumda Belediye Başkanları hep Rum olacaktı).

7) Adaletin dağıtımının birleştirilmesi. (Rum suçlulara Rum, Türk suçlulara da Türk yargıçlar bakıyordu. Bu durumda Türk sanıklar suçsuz olsalar bile Rum yargıcın insafına kalıyorlardı.

Bunun bir başka tehlikesi de Rum yargıçlardan alınacak tutuklama ve arama emirleri ile ikide bir Türk evleri ve yerleşim yerlerinin aranması, kişilerin tutuklanıp baskı altına alınması idi).

8) Güvenlik Kuvvetlerinin, polis ve jandarma olarak ikiye ayrılmasına son verilmesi.

9) Güvenlik Kuvvetlerinin sayısının yasa ile belirlenmesi. (Anayasaya göre Cumhurbaşkanı ve yardımcısı sayıyı ortaklaşa olarak azaltıp çoğaltabilirdi).

10) Hükümete ve orduya iki toplumun katılma oranlarının iki toplumun nüfus oranına göre değiştirilmesi.(Bu önerinin kabulü, Kıbrıs Türkleri için yok olmayı kabul etmekti).

11) Amme Hizmeti Komisyonu'nun üye sayısının 10'dan 5'e indirilmesi. (On üyeden üçü Türk'tü).

12) Amme Hizmeti Komisyonu'nun tüm kararları basit çoğunlukla alması. (Bu durumda çoğunlukta olan Rum üyelerin her istediği olacaktı).

13). Rum Cemaat Meclisi'nin yürürlükten kalkması.(Bu öneri de Rumların Cumhuriyet yönetimini bir Rum yönetimi yapmak girişiminin bir sonucuydu)."

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rumların öteden beri Kıbrıs Türk halkını kendi nüfuzları altına almak istediğini, kendi kaderini tayin hakkını yok saydığını, ikinci sınıf kabul ettiğini kaydederek, 1960 Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türk halkının "egemen eşitliğinin", self-determinasyon hakkının doğal bir sonucu olduğunu anlattı.

"EŞİT KURUCU ORTAK STATÜSÜ RESMEN KAYDA GEÇTİ"

"1960 Antlaşmalarıyla Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortak statüsü resmen kayda geçirilmiştir. Ancak Rum tarafının ve Yunanistan'ın tahammülsüzlüğü nedeniyle bize bu statüyü ve hakları çok görenler ortaklık Cumhuriyetini gasp etmişlerdir. İşte bu ifade ettiğim Rum düşünce ve davranışları dolayısı ile süreç bizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanına getirdi" diyen Eroğlu, KKTC'nin Rum uzlaşmazlığı kadar halkın kendi kendini yönetme, vatanında kendi kendinin efendisi olma kararlılığının bir sonucu olduğunu vurguladı.

"ÖZGÜRLÜK TUTKUSU OLMASAYDI..."

Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Eğer içimizdeki özgürlük tutkusu olmasaydı, Rum'un hegemonyacı anlayışına boyun eğmeyi tercih edebilirdik. Ama yapmadık, yapmayacağız. Bu topraklarda özgür ve başı dik yaşamak istedik, istiyoruz, isteyeceğiz" diye konuştu.

"KKTC HAK VE KİMLİĞİN TOPLAM İFADESİ"

Derviş Eroğlu, KKTC devletinin Kıbrıs Türk halkının hak ve kimliğinin toplam ifadesi olduğunu vurgulayarak, "Varmak istediğimiz ve vardığımız en güzel, en ileri noktadır. Şimdi görev onu yaşatmak ve yüceltmektir" dedi.

Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs Cumhuriyeti'nden silah zoruyla dışlandıktan sonra Ocak 1964'te "Genel Komite", 1967'de "Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi", "1968'de "Kıbrıs Türk Yönetimi" oluşturduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, dünyaya verilen mesajların anlaşılmak istenmediğini söyledi.

15 KASIM'A GELEN SÜREÇ

Eroğlu, 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilan edilmesinin iyi niyetli, anlamlı bir adım olduğunu ama Rumların bunu da değerlendirmek istemediğini kaydederek, 15 Kasım'a gelen sonraki süreci şöyle anlattı:

"1977 Denktaş-Makarios ve 1979 Denktaş-Kiprianu anlaşmalarına rağmen 1974 öncesine dönüşü hayal eden Rum tarafı hep zamana oynadı. Birleşmiş Milletler'deki haksız statülerini aleyhimize kullanmaya kalkıştılar.

1983 yılına kadar süren görüşmelerde anlaşıldı ki Spiros Kiprianu liderliğindeki Rum tarafı bizleri Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devam edeceği, iki bölgeliliğin ortadan kalkacağı, çoğunluk-azınlık ilişkisinin hüküm süreceği üniter bir devlete sürüklemek istiyor.

Bu amaçla Birleşmiş Milletler ve o dönemde hayli etkin olan Bağlantısızlar Hareketi'ni kullanmaktan ise geri kalmıyorlardı.

15 Kasım 1983'ten yaklaşık 6 ay önce 17 Haziran 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti Rum tarafı ve destekçilerini uyarmak üzere tarihi bir karar aldı

Kararda Rumların Türk halkının söz hakkı olmayan platformları kullanarak doruk anlaşmalarına ters davranışlar peşinde koştuğuna dikkat çekilerek, self-determinasyon, yani kendi kaderini tayin hakkımıza işaret ediliyordu. Ama yine anlaşılmadı. Blöf yaptığımız sanıldı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndan tamamen 1974 öncesine dönüşün önünü açacak nitelikte bir karar alındı. Neticede ise 15 Kasım 1983 gününe gelindi.

Rahmetle andığımız Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Denktaş'ın liderliğinde, bizlerin katılımı ve desteği ile sizin yani halkımızın hakkı, halkımızın çıkarları ve halkımızın beklentileri göz önünde tutularak KKTC ilan edildi."

"ÜZÜNTÜDEN DEĞİL, SEVİNÇTEN AĞLADIK"

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum; Bizler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi diye üzüntüden değil sevinçten ağladık" dedi.

"TARİHE ŞAKA İÇİN DEĞİL"

Eroğlu, KKTC'nin "ortadan kalksın, blöf olsun, tarihe bir şaka yapalım" diye ilan edilmediğini; yaşasın, yücelsin ve sonsuza kadar Kıbrıs Türk halkının özgürlük, egemenlik hakkının simgesi olsun diye ilan edildiğini vurguladı.

KKTC'nin ilanının Kıbrıs Türk tarihinin en doğru, en yararlı kararlarının başında geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Biz barışçıyız! Ada'da var olan gerçeklere dayalı anlaşmadan yanayız. KKTC'nin ilanında da, Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanında olduğu gibi, Rum komşularımızla bir anlaşmaya kapılar açık tutulmuştu" dedi.

"AYAĞIMIZA KURŞUN SIKMAYALIM"

Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının tarihsel süreçte müzakerelerdeki tutumunu şöyle anlattı:

"1984'te öneriler ortaya koyduk. 1985'te birinci de Cuellar çerçeve belgesini kabul ettik. 1986'da ikinci de Cuellar Belgesi'ni de kabul ettik. 1989 ve 1990'da çeşitli öneriler ortaya koyduk. 1992'de Gali Fikirler Dizisi'nin çok büyük bölümüne onay verdik. 1994'te Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) paketini kabul ettik. 1995 ve 1996'da gelişen koşulları da dikkate alarak önerilerimizi yineledik. 2004'te yapılan referandumda Türk halkı Annan Planı'na onay verdi ama Rumlar bugüne kadar hiç bir anlaşmaya yanaşmadı. Rum Yönetimi Dışişleri eski Bakanı Nikos Rolandis'in 'Rum tarafı olarak 1974 sonrasında en az 7 kez çözümü reddettik' dediğini unutmayalım.

Elbette demokratik bir ortamda her konuyu tartışacak ve konuşacağız ama ne olur kendi, kendimize haksızlık yapmayalım, ayağımıza kurşun sıkmayalım."

"KIBRIS MESELESİ BM VE AB'NİN ÇIKARLARI YÜZÜNDEN ÇÖZÜLEMİYOR"

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, BM ve AB üyelerinin çıkarları Rum tarafının tutumunu desteklemeyi gerektirdiği, onların çıkarlarına uygun olduğu için Kıbrıs meselesinin bir türlü çözülemediğini ifade ederek, anlaşmaya varılamamasının suçlusunun kendileri olmadığını söyledi.

New York görüşmelerinde yapıcı öneriler ortaya koyduklarını ama olmadığını; hidrokarbon yatakları konusunda kendilerinin ve Anavatan Türkiye'nin olumlu yaklaşımlar sergilediğini ama olmadığını çünkü Rum tarafında çözüm için irade olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, Şubat 2013'te yapılacak Rum başkanlık seçimleriyle zihniyetler değişirse bir yere varılabileceğini aksi halde herkesin kendi yoluna gitmeye devam edeceğini belirtti.

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yaşayacak ve yücelecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın" diyen Eroğlu, KKTC'nin geride kalan 29 yılında yaşananlara da değindi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, bugün belirli sıkıntılar yaşanmasının başarılanların yok sayılacağı anlamına gelmediğini ifade ederek "Elbette daha iyisini arayacak ve bulacağız. Moralsizlik, kırgınlık, kırılganlık yaşamanın hiç gereği yoktur. Tüm dünyada, en büyük ülkelerde bile sorunlar var ama hiç kimse devletten soğuma, devleti yok sayma, devleti küçümseme hatasına düşmüyor, düşmemeli" diye konuştu.

"KISIR ÇEKİŞMELERDEN UZAK DURMALIYIZ"

Kıbrıs Türk halkının değişimci, girişimci, vatansever, devletine, hakkına, hukukuna, tarihine sahip çıkan karakterine güvendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, şöyle devam etti:

"Yetişmiş insan gücümüz, bu topraklara, vatanımıza, milletimize, ailelerimize, çocuklarımıza duyduğumuz sevginin, Anavatan Türkiye ile karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı işbirliğinin, yaşanan zorlukların üstesinden gelinmesine yeteceğine inanıyorum. İnanıyorum ki 2013 yılında zorlukların aşılması için önemli mesafeler kat edilecektir. Ama bunun bir önemli şartı var: Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Değerlerimizi yıpratmamalıyız. Kısır çekişmelerden uzak durmalıyız. Birbirimizi sevmeli, saymalıyız. Tartışmak kadar uzlaşmayı, eleştirmek kadar övmeyi, yermek kadar sevmeyi de bilmeliyiz. Anavatan Türkiye ile ilişkilerimizi asla o veya bu nedenle, o veya bu oldu diye zayıflatmamalı tam aksine iyi niyetle daha iyi noktalara taşımak için uğraş vermeliyiz."

"DENKTAŞ'SIZ BİR YILDÖNÜMÜNÜN BURUKLUĞU"

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Dr. Fazıl Küçük'ü, Rauf Denktaş'ı ve KKTC'nin ilanı noktasına gelinceye dek görev yapmış, ancak hayatta olmayan herkesi rahmet, sevgi ve saygıyla anarak, "İlk kez Sayın Denktaş'sız bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruluş yıldönümünde olmanın burukluğunu yaşıyoruz" dedi.

Eroğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, KKTC'nin her noktasında emeği olduğunu vurgulayarak, her zaman Kıbrıs Türk halkının kalbinde yaşayacağını vurguladı.

Bugünlere gelinmesini sağlayan şehitleri rahmet, gazileri minnetle anan Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 29 yaşındadır ve gurur kaynağımızdır, devletimizdir, özümüzdür, sözümüzdür" diyerek halkın Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.

(GÜL/HA)

 
14 Kasım 2012 Çarşamba 12:30
Okunma: 373
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)