Ana Sayfa » Kıbrıs » Cumhurbaşkanı eroğlu'nun özel temsilcisi özersay washıngton'da...

Cumhurbaşkanı eroğlu'nun özel temsilcisi özersay washıngton'da...

Özersay: "kıbrıs müzakereleri, kullanılan yöntemler ve ortaya konulan modeller açısından tüketilmiş durumdadır".

 
 
Cumhurbaşkanı eroğlu'nun özel temsilcisi özersay washıngton'da...

"BU NOKTADAN SONRA ÖNEMLİ OLAN SİYASİ İRADE ORTAYA KOYMAKTIR. EĞER BU SİYASİ İRADE VARSA, ÇÖZÜM İÇİN 3 AYDAN DAHA UZUN SÜREYE İHTİYAÇ YOKTUR"

"MÜZAKERELERİ BİZ YÜRÜTÜYORUZ, TÜRKİYE DEĞİL. BU BİZİM GELECEĞİMİZDİR VE KİMSEDEN TALİMAT ALMAYIZ. RUMLAR, MUHATAPLARININ BİZ OLDUĞUNU BİLMELİDİRLER"

Washington, 11 Haziran 11 (T.A.K): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Özel Temsilcisi Kudret Özersay, Kıbrıs müzakere sürecinin, gerek kullanılan yöntemler gerekse de ortaya konan modeller açısından artık "tüketilmiş" durumda olduğunu belirterek, "Önemli olan bu noktadan sonra siyasi irade ve liderlik ortaya koymaktır. Eğer bir siyasi irade varsa ve çözüm bulunacaksa 3 aydan daha uzun süreye ihtiyaç yoktur" dedi.

ABD'nin başkenti Washington ve New York'ta hafta içinde temaslarda bulunan Özersay, temaslarını tamamlamasının ardından AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Washington'da ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüştüğünü, ayrıca bazı düşünce kuruluşlarında toplantılara katıldığını anlatan Özersay, Amerikalı yetkililerle ve BM'deki temaslarında, Kıbrıs müzakerelerinin seyrine ilişkin düşüncelerini aktardığını, müzakerelerin başarılı olabilmesi için hangi adımlara ihtiyaç duyulduğunu ve bu noktada ABD ve uluslararası toplumdan beklentileri üzerinde durduğunu bildirdi.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve 2.Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde de KKTC'nin müzakere heyetinde yer alan ve şimdi de Eroğlu'nun Özel Temsilcisi olarak görev yapan Özersay, müzakerelerin 40 yılı aşkın süredir devam ettiğine dikkati çekerek, bu sürecin başarılı olabilmesinin, uluslararası aktörler de dahil olmak üzere tüm taraflarca birtakım anlamlı adımlar atılmasından geçtiğini kaydetti.

Bu açıdan ABD'yi ziyaretinin çok önem taşıdığını ifade eden Özersay, ABD'deki temaslarının çok verimli geçtiğini ve genel anlamda ilgili tüm aktörlerden, sürecin ucu açık bir süreç olmayacağı, Cenevre'de 7 Temmuz'da yapılacak üçlü zirvede bir tür yol haritasının çıkması ve ondan sonra atılacak adımların belirlenmesi ve gerçek anlamda bir "al-ver"in yapılıp, bu sürecin artık tamamlanması gerektiği yönünde mesajlar aldığını belirterek, bunun kendilerini memnun ettiğini söyledi.

"KIBRIS RUM YÖNETİMİ YOL AYRIMIYLA KARŞI KARŞIYA"

Cenevre'deki üçlü görüşme öncesinde kendilerini endişelendiren birtakım gelişmeler olduğunu da kaydeden Özersay, Güney Kıbrıs Rum kesiminde geçen ay yapılan parlamento seçimlerinin sonuçlarının Güney Kıbrıs'taki siyasi ortam açısından hassas bir durum ortaya çıkardığını belirtti.

Özersay, Kıbrıs Rum yönetiminin şu anda, ya kapsamlı çözüme ve Kıbrıslı Türklere sıcak bakmayan, uzlaşıya yakın olmayan, Kıbrıslı Türklere bir şey vermeden, sadece almak isteyen bir duruş içindeki merkez sağ küçük partilerle ya da seçimlerden birinci parti olarak çıkan ve kapsamlı çözüm çerçevesi içinde kalmaya çalışan, Annan planını destekleyen ve müzakerelere genel olarak destek verdiği bilinen Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) ile birlikte hareket etme noktasında bir yol ayrımıyla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Rum yönetiminin, merkez sağ küçük partilerle işbirliği yapması halinde kapsamlı çözümün zorlaşacağını ve böyle bir durumda Rum tarafının daha da sertleşip, uzlaşmacı bir noktadan uzaklaşabileceğini söyleyen Özersay, ancak DİSİ ile belirli bazı noktalarda işbirliğine gidilmesi halinde, bunun bir fırsat yaratabileceğini ve kendilerini başarıya götürebileceğini belirtti.

"KIBRIS MÜZAKERELERİ TÜKENMİŞ DURUMDADIR"

Müzakerelerin 40 yılı aşkın süredir devam ediyor olmasının Kıbrıs'ta çok ilginç bir durumu ortaya çıkardığını kaydeden Özersay, "Kıbrıs müzakereleri tükenmiş durumdadır ve bütün herkeste bir tükenmişlik hissi sözkonusudur" dedi.

Kıbrıslı Rum dengi, Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas'ın Özel Temsilcisi Yorgos Yakovu ile müzakereler sırasındaki bir anısı anlatan Özersay, "Muhatabıma bir keresinde şunu dedim; 'senin koltuğuna ben oturayım, sen gel benim koltuğuma otur, iddia ediyorum ki senin tezlerini Türk tarafına, hatta belki senden daha da iyi şekilde savunurum'. Çünkü bitti. Kıbrıs sorunu, kullanılan metodlar ve ortaya konulan alternatif modeller, argümanlar ve karşı argümanlar açısından tüketilmiş bir sorundur. Yani aslında müzakereler bu anlamda tükenmiştir. Dolayısıyla önemli olan bu noktadan sonra siyasi irade ve liderlik ortaya koymaktır. Eğer bir siyasi irade varsa ve çözüm bulunacaksa 3 aydan daha uzun süreye ihtiyaç yoktur" diye konuştu.

Özersay, ancak buradaki sıkıntının müzakere eden taraflar arasındaki güç dengesizliği ve motivasyon eksikliği olduğunu ifade ederek, Rum tarafının yasal hükümet olarak kabul edildiğine, AB'nin yakında dönem başkanlığını da devralacak bir üyesi olduğuna, Türkiye'nin AB sürecini etkileyebilecek birtakım enstrümanlara sahip bulunduğuna ve bir bölgede diğer komşu ülkelerle deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmalar yaptığına dikkati çekti.

Tüm bu enstrümanları elinde tutan bir tarafa, uzlaşmacı ve karşılıklı olarak tavizin yer alacağı bir çözümü kabul ettirmenin son derece güç olduğunu kaydeden Özersay, müzakere süreci içindeki bu dengesizliğin, sürecin başarıyla sonuçlanmasının önündeki en önemli engellerden biri olduğunu ve bu sıkıntının aşılmasında uluslararası aktörlerin yardımcı olması gerektiğini belirtti.

"RUM TARAFI HALKINA DOĞRU MESAJLAR VERMİYOR"

Süreci başarıya götürecek unsurların bir tanesinin de halka doğru mesajı vermek olduğunu, ancak Rum tarafının bunu yapmadığını söyleyen Özersay, örneğin Güney Kıbrıs Rum kesiminde son zamanlarda yapılan tartışmalarda, "Kıbrıs Rum tarafı iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü kabul etmekle en büyük tavizi vermiştir" şeklinde söylemlerin kullanılmasını eleştirerek, bunun insanları olumsuz yönde teşvik eden ve çözüm sürecine zarar veren bir yaklaşım olduğunu kaydetti.

Özersay, "İki bölgeli, iki toplumlu federal ortaklık, çözümün ana çerçevesidir zaten. Siz çözümün ana çerçevesini dahi en büyük taviz olarak nitelerseniz, o zaman size, 'peki sürecin ilerleyen aşamalarında siz başka taviz vermeyecek misiniz? Eğer en büyük taviz buysa, Kıbrıs Rum toplumunu o başka tavizlere nasıl ikna edeceksiniz?' diye sorarlar" dedi.

Mülkiyet sorunuyla ilgili olarak da şu ana kadar masaya konan bütün çözüm önerilerinde değinilen noktalara ters düşecek şekilde, Rum halkına "taşınmaz malların geleceğinin ne olacağına eski mal sahibi karar verecek" demenin, çözüme katkı getirmeyeceğini ifade eden Özersay, "Çünkü hepimiz biliyoruz ki mülkiyet hakkı sınırlandırılacak. Bu sorunun başka çözümü yok. Uluslararası aktörler de dahil herkes bunu biliyor. Ama buna rağmen eğer siz toplumunuza 'malınızın geleceğine siz karar vereceksiniz' derseniz, o zaman günü geldiğinde toplumunuzu uzlaşmacı model üzerine oturtulacak bir çözüme ikna edemezsiniz" diye konuştu.

"KIBRIS TÜRK TARAFI EMPOZE BİR ÇÖZÜME KARŞIDIR"

Özersay, Rum tarafında, "Kıbrıs Türk tarafının empoze çözüm istediği" şeklinde bir yanlış algılamanın olduğunu da belirterek, empoze bir çözüme kesinlikle karşı olduklarını vurguladı.Kıbrıs Türk tarafı'nın, adadaki iki taraf dışında başka hiç kimsenin çözümün nasıl olacağını dikte etmesini istemediğinin altını çizen Özersay, "Zaten bu yüzden Kıbrıs Türk tarafı, hem New York hem de Cenevre'deki üçlü zirvede, 'eğer çok taraflı toplantıya gidersek bu toplantıda hakemlik olmamasını kabul etmeye hazırız' önerisini yaptı. Biz eğer başkalarının bize çözüm dikte etmesini isteseydik, hakemlik olmasını isteyebilirdik. Kıbrıs Türk tarafı, kim olursa olsun başkalarının çözüm bulması fikrini desteklememiştir ve desteklemez" diye konuştu.

Müzakere sürecinin bu kadar yıl uzamasının, Kıbrıslı Türkleri müzakere sürecinin bir anlamda "tutsağı" durumuna çevirdiğini kaydeden Özersay, "Çünkü müzakerelere giriyoruz, Rum tarafı buradan çıktığı zaman, tanınmış devlet, AB üyesi, hayat devam ediyor orada. Kıbrıs Türk tarafında ise bir statüsüzlük sorunu var" ifadesini kullandı.

Bunun izolasyon altında olup olmamaktan öte bir anlam taşıdığını ve bir kimlik meselesi olduğunu kaydeden Özersay, "Kıbrıslı Türkler çok net biçimde kendi statülerinin ve kimliklerinin kabul edilmesini istiyorlar ve bunun için de hiçbir biçimde bu kimliğin başkaları tarafından belirlenmesini kabul etmiyorlar ve etmeyecekler. Ama bu süreç devam ettiği müddetçe bu kimliksizlik, Kıbrıslı Türkleri çok hassas ve kırılgan bir noktaya koyuyor. Rumların bunu anlaması gerekir" diye konuştu.

"KİMSEDEN TALİMAT ALMAYIZ"

Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Kıbrıslı Türklerin, müzakereler sırasında kimseden talimat almadığını ve bundan sonra da almasının sözkonusu olmadığını vurgulayan Özersay, "Rum tarafına sunduğumuz önerilerin hepsi bize aittir. Zaten bu bizim geleceğimizle ilgilidir, tabii ki biz hazırlayacağız bu önerileri. Bu pozisyonlar bizim pozisyonumuzdur. Şartlar değiştiğinde dahi biz doğru olduğunu bildiğimiz pozisyonları savunmak durumundayız. Bu bizim varlığımızla ilgili bir şeydir. O yüzden Rumlar, muhataplarının biz olduğunu bilmelidirler" dedi.

Özersay, Rum tarafında, Kıbrıslı Türklerin sürekli olarak Türkiye ile görüşmek istediği, Türkiye'deki seçimlerden sonra neler olacağını hesapladığı gibi birtakım yanlış algılamaların da olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Çok açık söylüyorum; bir kere Türkiye'deki seçimlere ilişkin çok fazla belirsizlik yok ortada zaten. Üç aşağı beş yukarı seçimlerin sonuçlarına ilişkin kamuoyu yoklamaları ortada zaten. İkincisi, Türkiye'nin seçimlerinden bağımsız olarak herkes bilmelidir ki, bu müzakereleri biz yürütüyoruz, Türkiye değil. Bu bizim geleceğimizdir ve kimseden talimat almayız. Rum tarafının bunu anlaması ve önyargılardan kurtulması gerekir. Müzakere süreçlerinde yanlış algılamalar, en önemli engellerden biridir ve zaten varolan sorunları iki-üç kat daha artırır."

Bir soru üzerine, Kıbrıs sorununda bulunacak bir çözümün "karşılıklı kabul edilebilir" olması gerektiğini belirterek, müzakere sürecinin tükenmesi halinde, tek bir tarafın değil, ortak bir "B planının" yaratılabilmesinin önemli olduğunu söyleyen Özersay, Kıbrıs Türk tarafının, gerçek anlamda çözüm istediğini 2004 yılındaki referandumda kanıtladığını ifade etti.

(AA/SEL) FOTOĞRAFLI

 
11 Haziran 2011 Cumartesi 12:50
Okunma: 633
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)