Ana Sayfa » Kıbrıs » CUMHURİYET MECLİSİ TOPLANDI

CUMHURİYET MECLİSİ TOPLANDI

UBP-DP Koalisyon Hükümeti'nin programı, bugün Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülüyor.

 
 
CUMHURİYET MECLİSİ TOPLANDI

 

1974'ten sonra kurulan 39'uncu hükümet olan UBP-DP Koalisyon Hükümeti'nin programının geçtiğimiz cuma günü Cumhuriyet Meclisi'nde Başbakan Hüseyin Özgürgün ile Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş tarafından okunmasının ardından, bugün de program üzerinde görüşmeler yapılıyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bu amaçla, Meclis Başkan Vekili Hüseyin Avkıran Alanlı başkanlığında saat 10.30'da toplandı.

Toplantıda ilk olarak UBP'nin Meclis komitelerindeki üye değişiklikleriyle ilgili tezkereleri milletvekillerinin bilgisine getirildi.

Hükümet programıyla ilgili ilk sözü CTP Genel Sekreteri, Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman aldı.

İç tüzüğe göre milletvekillerinin hükümet programı hakkında birer saat söz hakkı bulunuyor. İkinci kez söz istemeleri halinde ise 30'ar dakika söz hakları olacak.

Hükümet programı görüşmelerinin bugün tamamlanması halinde güven oylaması çarşamba günü yapılacak.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın 16 Nisan'da onayladığı yeni Bakanlar Kurulu'nun Meclis'ten güvenoyu alabilmesi için 26 evet oyu gerekiyor.

50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde, UBP 18, DP 5, CTP 20, TDP 3 sandalyeyle temsil edilirken, 4 de bağımsız bulunuyor.

Toplam 23 milletvekili bulunan Hükümetin, bağımsız milletvekillerinin desteğiyle güvenoyu alması bekleniyor.

 

Meclis Başkan Vekili Hüseyin Avkıran Alanlı başkanlığında toplanan Cumhuriyet Meclisi'nde Ulusal Birlik Partisi (UBP)- Demokrat Parti (DP) Koalisyon Hükümeti'nin programı görüşülüyor. 

Hükümet programı görüşülmeye başlamadan önce, onaya sunuşlar gerçekleşti.

UBP'NİN KOMİTELERDE YAPTIĞI DEĞİŞİKLİKLER

Bu bölümünde UBP Grup Başkanlığı'nın bazı komitelerdeki değişikliğe ilişkin tezkeresi okunarak oyçokluğu ile onaylandı.

Buna göre, UBP Milletvekilleri Hamza Ersan Saner ve Nazım Çavuşoğlu'nun bakan olması nedeniyle boşalan Dilekçe ve Ombudsman Komitesi üyeliğine Ali Pilli; AB Uyum yasalarını görüşmek üzere oluşturulan geçici ve özel komite ile KTHY uçuşlarının sonlandırılma sebeplerinin araştırılması hakkında meclis araştırma komitesi üyeliğine Ersin Tatar; Uyuşturucu madde bağımlıları ve kullanıcıları hakkında denetimli serbestlik yasa önerisini görüşmek üzere oluşturulan geçici ve özel komite üyeliğine Erdal Özcenk ve Ali Pilli; Cumhuriyet Meclisi Dış İlişkiler ve Yurtdışı Etkinlikler Kurulu üyeliğine Esat Ergün Serdaroğlu ve KKTC ile TC Parlamentosu arasında oluşturulan Dostluk Grubu Genel Kurulu üyeliğine Zorlu Töre görevlendirildi.

Sayıştay komitesi üyesi Ersin Tatar yerine Ali Pilli, KTHY uçuşlarının sonlandırılma sebeplerinin araştırılması hakkında meclis araştırma komitesi üyesi Dursun Oğuz yerine Zorlu Töre görev yapacak.

DP'Yİ KOMİTELERDE ARABACIOĞLU TEMSİL EDECEK

DP Grup Başkanlığı'nın bazı komitelerdeki değişikliğe ilişkin tezkeresi de okunarak, oy çokluğu ile onaylandı.

Buna göre DP Milletvekilleri Özdemir Berova, Serdar Denktaş ve Fikri Ataoğlu'nun bakan olması nedeniyle Hukuk, Siyasi İşler ve Dışilişkiler Komitesi; İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi; Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi'nin yanı sıra oluşturulan diğer geçici ve özel komitelerde DP'yi Lefkoşa Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu temsil edecek.

UBP Grup Başkan Vekilliklerine Dursun Oğuz ve Ersin Tatar'ın getirildiği milletvekillerinin bilgisine sunuldu.

Mecliste daha sonra hükümet programı üzerindeki görüşmelere geçildi.

ERHÜRMAN: "SADECE 2 KONUDA TAKVİM ÖNGÖRÜLMÜŞ?

İlk sözü alan CTP Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman, yeni hükümete başarılar dileyerek, ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.

Bir önceki hükümet programına kıyasla göze çarpan farklılığın, sadece iki konuda takvim öngörülmüş olması olduğuna dikkat çeken Erhürman, bunun sebebini anlayamadığını dile getirdi.

Erhürman, akıl hastalıklarıyla ilgili yasal düzenlemenin 1 yıl içerisinde çıkarılacağı ve dönem sonuna kadar üçlü kararnamenin sınırlandırılacağının söylenmesinin ötesinde herhangi bir takvimlendirme yapılmadığını kaydetti.

Tufan Erhürman, programda herhangi somut icraatlar bulunmadığına da işaret ederek, hükümet programının kamuoyu denetimini gerçekleştirecek şey olduğunu, bunun için de programın açık ve takvimlendirilmiş şekilde yapılması gerektiğini belirtti.

Neye oy verileceğinin bilinmesi gerektiğini ifade eden Erhürman, "Önümüzde ?söz vermiyorum, kısmetse olur, merak etmeyin olur' programı var? yorumunda bulundu.

"MÜŞAVİR YARATILMAMASI UYGULAMASI NET BİR ŞEKİLDE GÖRÜLMÜYOR?

Tufan Erhürman, müşavirler konusuna da değinerek, kendilerinin uyguladığı yeni müşavir yaratılmaması uygulamasının bu hükümet programında net bir şekilde görülmediğini savundu.

Erhürman, müşavir atamaları konusunda, "dönem sonu ifadesi? yer aldığına işaret ederek, bunun ne anlama geldiğinin açıklanmasını istedi.

Yeni müşavir atanması durumunda, çok şiddetli bir muhalefet sergileyeceklerini vurgulayan Erhürman, bu devletin yeni müşavirleri kaldıracak gücü bulunmadığını kaydetti.

Yeni istihdamlar konusuna da değinen Erhürman, CTP-UBP hükümet programında yer alan merkezi idare dışındaki kurumlarda istihdamın nasıl olacağı ile ilgili öngörünün neden yeni hükümet programında yer almadığını sordu.

Taşeron üzerinden istihdam yapma konusunda da eleştirilerde bulunan Erhürman,  kendi hükümet programıyla, şimdiki hükümetin programını karşılaştırdı ve bu konuda da  yeni hükümet programında gerekli maddelerin bulunmadığını söyledi.

Bu konularda hükümetin atacağı adımları destekleyeceklerini ancak adım atılmaması karşısında da ciddi bir muhalefet olacaklarını vurgulayan Erhürman, Ombudsman kurumu hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

POLİS VE KAMU HİZMETİ KOMİSYONU'NUN OMBUDSMAN'IN YETKİ ALANI DIŞINDA BIRAKILMASI

Ombudsman yasasında, Polis Genel Müdürlüğü ile Kamu Hizmeti Komisyonu'nun işlem ve eylemlerinin Ombudsman'ın yetki alanı dışında bırakılmasını eleştiren Erhürman, yasada değişiklik yapılmasının şart olduğunu vurguladı.

Polisin sivile bağlanması konusunda da değinen Erhürman, CTP-DP, CTP-UBP hükümet programında yer alan konunun, neden bu programda yer almadığını sordu.

Erhürman, özel sektörün sendikalaşması konusuna da değinerek, eski hükümet programında teşvik yoluyla öngörüler bulunduğunu ancak  yeni hükümet programında bulunmadığını belirterek, yeni hükümetin bundan vazgeçip, geçmediğini sordu.

"Bazı hükümler konusunda niyet varsa ancak hüküm yoksa bu bizim için sorun değil, ama niyet de yoksa o zaman sorun yaşayacağız. Niyet yoksa, neden bizimle olan hükümet programına yazıldı. Bazı konular daha önce vardı, şimdi neden yok? diyen Erhürman, bunların cevabının kürsüden verilmesini istedi.

Basın kuruluşlarının haksız rekabete maruz kalması konusuna da değinen Ehürman, UBP ile olan hükümet döneminde bu konudaki öngörülerin programlarına yansıdığını ancak yeni hükümet programında bunun da bulunmadığına işaret etti.

"SU KONUSUNDA HEMEN HEMEN HİÇBİR ŞEY YOK?

Su konusunda ise, programın son derece tasarruflu olduğuna işaret eden Erhürman, programda bu konuda hemen hemen hiçbir şey olmadığını kaydetti.

Kendi adına su konusunda şartname ve sözleşmeyle ilgili konularda bir şeyler görmek istediğini vurgulayan Erhürman, Anayasal yetkilerin korunup, uygulanacağını içeren bir şeyler görmek istediklerini dile getirdi.

Polisle ilgili gündeme gelen yasaların, Bakanlar Kurulu'nda görüşülmesine rağmen, imzalanmayıp meclise gönderilmediğini hatırlatan Erhürman, bu konuda programda bir tek cümle bulunmasını da eleştirdi.

Partilerinin, Telekomünikasyon ve limanlar konusunda yap işlet devret modelini kabul etmek zorunda olunduğu görüşünü dile getirdiklerini ancak bir takım kurumların özelleştirilmesinden bahsetmediklerini kaydeden Erhürman,  ülkede yatım ihtiyacı olan kurumlarda para ve uzmanlıkları yoksa yap işlet devret modelini desteklediklerini belirtti.

Bu konudaki görüşlerinin hükümetteyken neyse, muhalefette de aynı olduğuna dikkat çeken Erhürman, yatırım söz konusu olmaksızın işletme hakkı devrine karşı olduklarını söyledi.

"YURTTAŞLIK KONUSUNDA SOMUT VE TAKVİMLENDİRİLMİŞ BİR ÖNGÖRÜ YOK?

DPÖ konusunda hükümet programında yer alan, personel ve ekipman olarak destekleneceği öngörüsünü destekleyeceklerini ifade eden Erhürman, bu konuda hükümeti tebrik ederek, "Umarım ekonomik programda yer aldığı için DPÖ lağvedilmez. Bu hükümet için önemli bir sınav olacak? dedi.

Kıb-Tek konusuna da değinen Erhürman, kurumda yapılacak değişikliğin, "muhasebe ayrıştırması? olması haklinde destekleyeceklerini ancak özelleştirme öngörüsü "üretim ve dağıtım bacaklarının ayrıştırılması? ise tamamen karşı olduklarını vurguladı.

Erhürman, programda, yurttaşlık gibi son derece önemli bir konuda da somut ve takvimlendirilmiş bir takım öngörü bulunmadığını belirterek, konu hakkında mevcut yasanın sadece değiştirileceğinin söylenmesinin yeterli olmadığını kaydetti.

Tufan Erhürman bunların açıkça ortaya konmasını ve meclis kürsüsünden açıklanmasını istedi.

ÇAKICI: "PROGRAM ÇELİŞKİLERLE DOLU?

Erhürman'dan sonra söz alan TDP Lefkoşa milletvekili Mehmet Çakıcı da, bir önceki hükümetin döneminin 8 ay olduğunu ve son üç yılda 3 hükümet değiştiğini anımsattı.

Yeni bir hükümet döneminin görüldüğünü, kendisinin bunu küçük ortaklar hükümeti olarak nitelediğini dile getiren Çakıcı, CTP-UBP ve CTP-DP döneminden sonra küçük ortaklar olan UBP-DP'nin  yeni hükümeti kurduğunu kaydetti.

Hükümet programının çelişkilerle dolu olduğunu ileri süren Çakıcı, bakanların koltuklarına ısınamadan ve vizyon ortaya koyamadan, başka bakanlıklara atanmasını eleştirdi.

Söylenenlerin bir kısmının süre yetmeyeceği için yapılamayacağını da ileri süren Çakıcı, kadın bir bakan olmamasını da eleştirdi. 

Kıbrıs sorunu çözümü konusunda programda yer alan iki devletlilikten kastın, kurucu devlet mi, yoksa oluşturucu devlet mi olduğunu soran Çakıcı, hükümetin çözüm süreci ve politikalarında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yla karşı karşıya gelip, çözüm sürecine balta koyacağı görüşünü savundu.

Programda, sivilleşme ve demokratikleşmeyle ilgili hiçbir öngörü bulunmamasını da eleştiren Çakıcı, programda bir çok konuda olduğu gibi, bu konuda da muğlak ifadelerde bulunulduğunu ileri sürdü.

Çakıcı, yayıncılık sektörü konusundaki öngörüleri de eleştirerek, vergi adaleti ve reformu konusuna hükümet programında geniş yer verildiğini, ancak vergi adaletsizliğinin bu hükümet tarafından düzeltileceğine inanmadığını kaydetti. Çakıcı, bu konuyu yakından takip edeceğini söyledi.

"FEDERAL KELİMESİNİ KULLANMAYA KORKTULAR?

Kıbrıs konusuna yeniden değinen Çakıcı, hükümet programında federal kelimesinin yazılmadığını, hükümetin bu kelimeyi kullanmaya korktuğunu savundu.

Çakıcı, "özellikle yazmadılar, çünkü konfederal bir çözüme inanıyorlar, bu hem UBP'nin kurultay kararı, hem de DP'nin babadan kalan mirasıdır? dedi.

Mehmet Çakıcı, hükümetin KKTC'yi tanıtma politikası olup olmadığını da sordu. 

Programda, Telekomünikasyon Dairesi'nde yap işlet devret modelinin uygulanacağının söylendiğini, yani bir anlamda buranın özelleştirileceğinin söylendiğine işaret eden Çakıcı, bu programdan limanların da özelleştirileceği anlamının çıktığı görüşünü dile getirdi.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu'nun da özelleştirileceği anlamının çıktığına işaret eden Çakıcı, eğer hal böyle değilse, hem Başbakan Hüseyin Özgürgün, hem de Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın  Meclis kürsüsünden bunu söylemesini istedi. 

Çakıcı, Telekomünikasyon Dairesi'nin, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ve limanların özelleştirilmesinin, Türkiye ile imzalanacak protokolde de talep edildiğini ve hükümet ortaklarının bunu kabul ettiğini savundu.

Mehmet Çakıcı, programda suyun ihalesinin nasıl olacağı konusunda da hiçbir öngörü bulunmamasını da eleştirerek, özelleştirme-tekelleşme riskine dikkat çekti.

Haber: Tuğçe Ülkü

Haber: Tuğçe Ülkü  Fotoğraf: Hüseyin Sayıl

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Ulusal Birlik Partisi (UBP)- Demokrat Parti (DP) Koalisyon Hükümeti’nin programı görüşülmeye devam ediyor.

SOYER: “DÜĞMEYE BASILDI VE HÜKÜMET SONLANDIRILDI”

TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı’dan sonra söz alan CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, yeni hükümete başarılar diledi.

Geçmiş hükümet dönemini değerlendiren Soyer, solda ve sağda koalisyon denemesinin ciddi riskli bir olay olduğunu, ancak bu hükümetin bozulması için dış güçlerin çaba sarf ettiğini savundu.

Geçmiş hükümet döneminde su ve ekonomik protokol konusunda birçok sorun yaşandığını anımsatan Soyer, “Sonuçta düğmeye basıldı ve bu hükümet sonlandırıldı” dedi.

UBP’nin ekonomik program değişmeden imzalansın derken, DP’nin değişmesi gereken noktalar olduğuna dikkat çekmesini eleştiren Soyer, bu konuda topluma izahat verilmesi gerektiğini savundu.

Hükümet programı ile ekonomik program karşılaştırıldığında, hükümet programında yer almasına rağmen, yapısal sorunların çözümüne ilişkin hiçbir öngörü bulunmadığını ifade eden Soyer, buna kamu reformunu örnek gösterdi.

CTP’li hükümetler döneminde yerel gelirlerin cari giderleri karşılaması konusunda gelişme kaydedildiğini ifade eden Soyer, bu yılın başında protokolün imzalanmaması gerekçe gösterilerek savunma katkısının avans ödemesinin gerçekleşmediğini ve savunma ihtiyaçlarının maliye kaynaklarıyla ödenmesinin gündeme geldiğini belirtti.

“Maaş krizi”nin bundan kaynaklandığını söyleyen Soyer, sonuçta Merkez Bankası’ndan borçlanmaya kadar varıldığını ve iç borçlanmaya başvurulduğunu anlattı.

“MERKEZ BANKASI SİYASETİN OYUNCAĞI HALİNE GETİRİLDİ”

Merkez Bankası teşkilat yasasının Meclis’e sevk edilmesiyle de “KKTC Merkez Bankası’nın siyasetin oyuncağı haline getirildiğini” söyleyen Soyer, “maaş ödeme kabiliyetiyle oynayarak siyasal dizayn yapılmaya çalışıldığını" belirtti.

Hükümet programında iç borç ödemesine yönelik hiçbir ifadenin bulunmadığını söyleyen Soyer bunun nedenini sordu.

Öte yandan ekonomik protokolde iç borçla ilgili önemli ve gerekli düzenlemeler bulunduğunu dile getiren Soyer, hükümet programında kayıt dışı ekonomi konusunda da herhangi bir ifade bulunmadığını söyledi.

“Hükümet programında vergiyle ilgili kendi politik görüşlerinizi ortaya koyan ifadeler var” diyen Soyer, buna “vatandaşların vergiyle ilgili algısını değiştirmek” konulu maddeyi örnek verdi.

UBP-DP hükümetinin bir süre sonra ekonomik protokol görüşmelerine başlayacağını ve bu protokolde kayıt dışı ekonomi konusunda maddeler olduğunu anımsatan Soyer, hükümet programında inşaat sektörüne yönelik de yeterli öngörü bulunmadığını savundu.

Hükümet programında “Değişen dünya koşullarına uyum sağlamak” konusunda yer alan ifadelere de değinen Soyer, “değişim yaşanırken Kıbrıs Türkü’nün bedel ödettirilmemesini sağlamak” ifadesine değinerek, “Neyin bedeli ödenecek? Ne bedel isteniyor?” diye sordu.

Hükümet programındaki Kıbrıs sorunuyla ilgili ifadeler konusunda ise Soyer, programda en detaylı konulardan birinin bu bölüm olduğunu belirtti.

“İKİRCİKLİ BİR DURUM”

Soyer, UBP-DP’nin bir yandan “Kıbrıs sorunu çözülmeden diğer konular çözülemez” argümanına karşı çıkarken, diğer yandan hükümet programında bu konuya bu kadar fazla yer verilmesinin ikircikli bir durum olduğunu söyledi.

UBP-DP’nin, Rum tarafını “11 Şubat Ortak Belgesi”nin ruhuna uygun açıklamalar yapmamakla suçlarken, hükümet programında bu belgenin esasına dair hiçbir ifadeye yer vermediğini dile getiren Soyer, özellikle federal çözüm konusunun programda hiç yer almamasını eleştirdi.

SOYER-DENKTAŞ TARTIŞMASI

Bu sırada Serdar Denktaş ile Soyer arasında Kıbrıs sorununda yaşanan süreçle ilgili tartışma yaşandı.

Soyer’in “Ben ortak belgeyi kendime göre okurum diyemezsiniz” şeklinde konuşması üzerine Denktaş, “Rumlar nasıl kendine göre okursa biz de kendimize göre okuruz” yanıtını verdi.

Garantiler konusunu mülkiyet konusu gibi en son görüşülecek konulardan olduğunu dile getiren Soyer, hükümet programında bu konuda yer alan ifadeleri eleştirdi.

Soyer, Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde bile, uluslararası arenada yer almak için mülkiyet meselesi için Rum tarafıyla AİHM’in de kabul edeceği bir anlaşma yapmanın şart olduğunu kaydetti.

CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, böyle bir konuda UBP-DP hükümetinin “saltanat yapma” hakkına sahip olmadığını ve AİHM’in kabul edeceği bir çözüme ulaşmak zorunda olduğunu dile getirdi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Ulusal Birlik Partisi (UBP)- Demokrat Parti (DP) Koalisyon Hükümeti’nin programı görüşülmeye devam ediyor.

Çeler’in ardından söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali, çok geniş tabanlı bir hükümetten dar tabanlı bir hükümete geçiş yapıldığına işaret ederek, hayırlı olmasını temenni etti.

Programın yeni bir şey söylemediğini, vaat etmediğini ve kes yapıştır şeklinde hazırlandığını savunan Şahali, vakit darlığının bir mazeret olamayacağını çünkü her zaman aynı sürede hükümet programı hazırlandığını kaydetti.

Şahali, programda yazım yanlışı yapılmasının kabul edilebilir olmadığını söyleyerek, içeriğin de, şeklin de güven teşkil etmediğini savundu.

Somut hedeflere yer verilmemesini ve geniş zamanlı bir çalışma olduğunu kaydeden Şahali, Türkiye desteğinin kalıcı olması hedefiyle, “mevcudun devamı ve Türkiye olmadan asla ilerlenemez” mantığıyla hazırlanan bu programın Kıbrıs Türk halkına layık olmadığını belirtti.

Şahali, eğitimde kulağa hoş gelen hedeflerin sadece eğitim yıllarının başında belirlenen fiziki iyileştirme için programa konduğunu ileri sürdü.

3’lü kararnameyle ilgili hedefin heyecan verici olmakla birlikte kamu reformu konusunda ne yapılacağını merak ettiğini kaydeden Şahali, istatistik yasasının geçeceğinin de yer aldığı ancak DPO altında mı yoksa yeni bir kurum olarak mı hizmet vereceği konusunun merak konusu olduğunu belirtti.

YURTTAŞLIK KONUSU

Yurttaşlık yasasıyla ilgili değişikliğin de, yapılan tasarıdan mı yola çıkılacağını soran Şahali, “Yurttaşlık siyasi istismar konusu olmamalıdır “dedi.

Erkut Şahali, yerel yönetimlerde de reformun kaçınılmaz olduğunun belirtildiği programda dile getirilen “coğrafi temelli belediyeler” konusunda da sayısız sorunun ortaya çıktığını belirtti.

Kırsal kesim arsalarının nasıl dağıtılacağı konusunda net bir bilgi olmadığını kaydeden Şahali, tarım konusunda ise programda yer alanların, hükümetin bir beklentisi olmadığını gözler önüne serdiğini savundu.

Şahali, yükümlülüklerini yerine getirenlerle getiremeyenlerin birlikte teşvik almaya devam edip etmeyeceğinin belli olmadığını söyledi. Şahali, “Yoksa yükümlülüklerini yerine getirmeleri için bir çalışma mı başlatılacak?” dedi.

Özetin özeti denilebilecek bu programda, enerji konusunun neredeyse hiç yer almadığını ifade eden Şahali, yenilenebilir enerji noktasında da esas hedeflenmesi gerekenin enerji ihracı olduğunu belirtti.

Elektrik kurumuyla ilgili tartışmalar başlayacağını kaydeden Şahali, stratejik kurumların kontrolünün ve mülkiyet hakkının Kıbrıs Türk halkında olacağı her arayışı destekleyeceklerini vurguladı.

Hayvancıların, meskun mahallelerden çıkarılarak, organize hayvancılık bölgelerine taşınmasının zararlarına değinen Şahali, tarım politikalarıyla ilgili yapılması gerekenlere de işaret etti.

Türkiye’den gelecek su konusunda yaşanan sıkıntılar ve yasanın geçmesine de değinen Şahali, su anlaşmasının arzu edilen noktada sonuçlanmamasına rağmen iyi çalışmalarla olumlu sonuçlar verebileceğini söyledi.

CTP Milletvekili Erkut Şahali'nin ardından söz alan CTP Milletvekili Armağan Candan ise, 40 senede 39. hükümetin kurulduğuna işaret ederek, böyle bir durumda siyasi istikrardan bahsetmenin zor olduğunu söyledi.

Candan hükümet programını, kendisinin de Tufan Erhürman gibi; "kısmetse olur programı? şeklinde gördüğünü belirtti

Kıbrıs'ta mayıs ayından sonra müzakerelerin daha da yoğunlaşacağını ve siyasi kararların alınması gerekeceğini söyleyen Candan, Hükümet Programı'nda 11 Şubat ortak metnine net bir atıf yapılmadığını kaydetti.

Hükümet ve meclis olarak bu metni dikkate alarak hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Candan, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'ya tam destek verilmesi gerektiğini söyledi.

Candan, AB müktesebatına uyum çalışmaları konusunda hükümetin atacağı adımlara destek vereceklerini de kaydetti.

Müzakereler çerçevesine IMF, dünya bankası ve Avrupa Merkez bankası ile yürütülen çalışmaların hükümet tarafından desteklenmesinin önümüzdeki süreçte de büyük önem taşıdığını kaydeden Candan, görüşmeler çerçevesinde oluşturulan Ad hoc komitelerde birçok uzmanın çalıştığını hatırlattı.

Candan, komite aşamasındaki yasalara gereken önemin verilmesini de isteyerek, yasaların en kısa zamanda Meclise gönderilmesini temenni etti. Candan, Derinya ve Aplıç kapılarının da en kısa sürede açılması için gerekli çalışmaların yapılmasını istedi. Candan, Dışişleri'ne alınacak personelin acil ihtiyaç olduğunu ve bu alımların prosedüre uygun şekilde yapılmasını istedi.Candan, Kıbrıs konusunda Cumhurbaşkanı'na tam destek verilmesinin de çok önemli olduğunu vurguladı.

AKANSOY

Candan'ın ardından söz alan CTP milletvekili Asım Akansoy, hükümet programının sıkıntılara çözüm getirecek nitelikte olmadığını, metnin çoğunluğunda yer alan Kıbrıs konusuyla ilgili ifadelerin geçmiş hükümetin sorununun bu konuda olduğunu gösterdiğini söyledi.

Vatandaşlık konusunda tatmin edici bir ifade bulunmadığını kaydeden Akansoy, buna nasıl bir düzenleme getirileceğinin bilinmesi gerektiğini belirtti.

Akansoy, Şehir ve Planlama Dairesi'yle ilgili de başlatılan çalışmaların devam etmesini ve emirnamelere son verilmesi gerektiğini kaydetti.

Tarım arazileri ve kırsal kesim arsalarının da riskli konular olduğunu dile getiren, Akansoy, yapılacak çalışmaların siyasetin niteliği açısından çok önemli olduğunu belirtti.

Akansoy, önceden başlatılan çalışmaların devam etmesi durumunda destek olacaklarını söyledi.

DERYA

CTP milletvekili Doğuş Derya ise, programda bol bol anavatan kelimesi geçtiğini, anavatanın tezi olan federasyonun ise neredeyse hiç kullanılmadığını ifade ederek, programda yer alan "alternatif?in ne olduğunu bilmek istediğini söyleyerek "Türkiye'ye ilhak mı olacağız? dedi.

Derya, programda yer alan kalıcı delegasyon konusunu da doğru bulmadığını belirterek, CTP döneminde yurttaşlık yasalarının görüşülmesini UBP'nin engellediğini anlatarak, şimdi UBP'nin yeni yurttaşlık yasasından neyi amaçladığını açık bir dille ortaya koyması gerektiğini, muğlaklığın ortadan kaldırılmasını istedi.

Eğitim alanında "fırsat eşitliği politikası geliştirilecektir? cümlesinin ne olduğunu anlayamadığını dile getiren Derya, öğretmenlerin şuralarda aldığı kararlar bulunduğunu ancak bunun bugüne kadar dikkate alınmadığını kaydetti.

Doğuş Derya, eğitimde kamu ve özel okullarına fırsat eşitliği tanınacağı ifadesinin ne anlama geldiğini de sorarak, milli kültürden bahsedilmesini eleştirdi ve bunu bugün dünyada sadece faşist partilerin talep ettiğini savundu.

Derya, Doğa Koleji'nin hisselerini devretmesi, sigorta primlerinin yatırılmaması, Kamu Hizmeti Komisyonu'nun yeniden yapılandırılmasıyla ilgili hükümetin neler yapacağını merak ettiğini belirtti.

HÜSEYİN ERÇAL

Daha sonra söz alan CTP milletvekili Hüseyin Erçal, 40 yılda 39, 3 yılda 3 hükümet kuruluyorsa ülkede artık idari yapının tartışılması gerektiğini dile getirdi.

Başkanlık sisteminin ele alınması, başka bir yönetim şekli oluşturulmasının tartışılması gerektiğini belirten Erçal, hükümet programının tam bir şeçim bildirgesi niteliği taşıdığını ifade etti.

Programda yer alanların yüzde 25'inde ilerleme sağlanmasını bile bir başarı olarak değerlendireceğini ifade eden Hüseyin Erçal, yeni atamalarla yeni müşavirler yaratılmasının karşısında duracağını kaydetti.

Erçal, ülkede mali disiplin için israfın önlenmesi ve kişiye özel uygulamaların olmaması gerektiğini ifade ederek, Kamu Görevlileri Yasası'yla ilgili değişikliklerin bir an önce geçirilmesini istedi.

İstihdamların da ihtiyaca ve adalet ölçülerinde bir an önce yapılması gerektiğini kaydeden Erçal, mal beyanı konusunun da uygulanmasını istedi.

Programda bahsedilen e-devlet uygulamasının yıllardır gündemde olmasına rağmen henüz hayata geçmediğini söyleyen Erçal, "hepimizin çıkarları var hayata geçmesi işimize gelmedi? dedi.

Huzurlu bir ülke isteniyorsa Kıbrıs konusunda ortaya konulan ortak belge çerçevesinde bir yapı oluşturulmasının zorunlu olduğunu dile getiren Erçal, Güven Yaratıcı Önlemler kapsamında öngörülenlerin de yerine getirilmediğini savundu.

Erçal, su konusunda da ciddi tedbirler alınması gerektiğini belirterek, programda belediyeler konusunda da muğlak ifadeler olduğuna işaret etti.Çevre ve kıyılarla ilgili de gerekli adımların atılmadığını savunan Erçal, programda da yapılacaklarla ilgili hiçbir net ifadeye yer verilmediğini söyledi.

Erçal, çevre, narenciye, eksik kadrolar, sağlık sistemi gibi konularda da hükümet programında yeterli açıklama bulunmadığını belirtti.

 Bağımsız Milletvekili Hakan Dinçyürek, meclisten çıkabilecek son hükümet modelinin çıktığına işaret ederek, "Bu hükümetin sonu bir seçimdir? dedi.

Ülkenin ekonomik anlamdaki çarkının tıkandığına dikkat çeken Dinçyürek, 39 milletvekilli desteğe rağmen CTP-UBP hükümetinde nisap ve üretkenlik konusunda ciddi problemler yaşandığını söyledi.

Hakan Dinçyürek, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda hükümet programının görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada, suyun aylardır gelmiş olmasına rağmen, birçok bölgenin hala susuz kaldığına işaret etti. Dinçyürek, hastanelerde rutin ihtiyaçların karşılanmamasından, malzeme eksikliğinden dolayı ameliyatların yapılamadığını, şeker hastalarına insulin verilemediğini dile getirdi.

Hükümetin böyle bir ortamda sonlandığını ifade eden Dinçyürek, "Kurulan yeni hükümete desteğimizin olması ve devam etmesi için olmazsa olmaz beklentilerimiz var. Şeffaf, hesap verebilir, bir hukuk devleti ve şaibeden uzak bir hükümet olması en temel beklentimizdir? dedi.

Dinçyürek, kamu yararını gözeterek ve iyi bir devlet yönetimini sağlayarak ülkenin beklediği hizmeti vatandaşın ayağına götürmesi gerektiğini söyledi.

Hükümetin önünde ciddi sınavlar bulunduğunu ifade eden Dinçyürek, ekonomik protokol konusunda hükümetin net bir şekilde masaya oturması ve Kıbrıs Türk halkının geleceğini ve çıkarını gözeten gerçek yapısal dönüşümü sağlayabilecek yapısal adımları atacak anlaşmaları oluşturması gerektiğini kaydetti.

Dinçyürek, su konusunda da hükümetin bir an önce adım atması ve ulaşabildiği her noktaya suyu ulaştırması gerektiğini vurguladı.

Hükümetin yıl sonuna kadar gereken ödemeleri nasıl yapacağını bilemediğini ancak reformların hayata geçmesi halinde bir ihtimal olduğunu savunan Dinçyürek, en çok kaynağın sağlıkta olduğunu ancak kaynakları verimli kullanmak gerektiğini söyledi. Dinçyürek, programda, hal yasasıyla ilgili tek kelime olmamasına da dikkat çekerek bu yasa olmadan gıda güvenliğinin söz konusu olamayacağını savundu.

Bet ofislerinin meskun mahalden uzaklaştırılacağıyla ilgili çalışmaları da hükümet programında görmek istediğini dile getirerek, kapalı Maraş'ın yanı sıra açık Maraş'ta yaşayan insanların da düşünülmesi gerektiğini belirtti.

Eğitim ve çevre konusuna da değinen Dinçyürek, 9 aylık bakanlık döneminde çevre konusunda yaptığı icraatları anımsattı.

Dinçyürek, "Sadece enerji üreten santraller değil, ses kirliliği, taş ocakları olmak üzere çevre konusundaki çalışmalarımız ortada. Bundan faydalansınlar. Bu ülkenin kaybedeceği başka Beşparmak Dağı yok. Desteğimiz kamu yaranına, ülkenin geleceği için atılacak doğru adımlarda olacak? dedi.

Hükümetin şeffaf ve hesap verilebilir olması gerektiğini söyleyen Dinçyürek, şaibelerden uzak olunması gerektiğini ifade etti.

Dinçyürek, "Hükümet programındaki eksiklere, yanlışlara rağmen ümitli olmak istiyoruz. Ülkenin buna ihtiyacı var? dedi.

Hakan Dinçyürek, "Yapılan çalışmalarda kamu yararı ivedilikle göz önünde tutulmalı. Yasaları, reformları ve icraatları ötelemeden hayata geçirmelerini ve hükümetin hayırlı olmasını diliyorum. Meclis komiteleri olmasa da olur tavrı da Meclis'in misyonuna terstir. Bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve tedbir alınacağına inanmak istiyorum? şeklinde konuştu.

Ulusal Birlik Partisi (UBP)-Demokrat Parti (DP) Koalisyonu'nun hükümet programına ilişkin Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmesi 9 saati aşkın süredir devam ediyor.

Bağımsız milletvekili Hakan Dinçyürek'ten sonra kürsüye çıkan CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay, vatandaşlık konusunun her hükümet değişikliklerinde gündeme geldiğini ifade etti.

Uluçay, yurttaşlıkla ilgili tasarının komitede ele alınıp tamamlanmasının ülke için önemli olacağını söyledi.

Teberrüken Uluçay, bu hükümet programında "yol güvenliği? ifadesi kullanıldığına işaret ederek, bazı bölgede yol ışıkları yanarken başka bölgelerde yanmadığını ve bu konuda bir standardizasyonun şart olduğunu belirtti.

Limanlar konusuna da işaret eden Uluçay, Gazimağusa Limanı'nda bir otorite sağlanamadığını söyleyerek, siyasiler olarak uzun zamandır bu konunun üzerinde durduklarını ancak bu konuda bir istikrar sağlanamadığını kaydetti. Uluçay, "Gümrükler arasında da standart bir uygulama yok? ifadesini kullandı.

Kısa süre önce Meclis'ten geçirilen Seçim ve Halk Oylaması Yasası'na dikkat çeken Uluçay, "2013 seçimlerinden sonra 3'üncü hükümetin kurulması söz konusu. Kamuoyunda ilk akla gelen soru yeni müşavirler yaratılacak mı?? dedi.

Hemen hemen her bütçe görüşmesinde müşavirliği ortadan kaldırmayı, siyasi atamaları daraltmayı öngören Kamu Reformu Yasa Tasarısı'nın sonuçlandırılması üzerinde durulduğunu söyleyen Uluçay, "Bu yasa önceden geçirilmiş olsa kamuoyunda müşavirler konusunda endişe oluşmayacaktı. Böylesi hususların Meclis'te hassasiyetle ele alınması ve sonuçlandırılması gerekir. Tıpkı Yurttaşlık Yasası gibi? şeklinde konuştu.

Kıbrıs konusuna da değinen Uluçay, Kıbrıs konusundaki hassasiyetin yeni hükümet kurulduktan sonra da devam etmesi gerektiğini söyledi.

Uluçay, ekonominin gelişmesi ve geliştirilmesi için görüş ve önerileri yeni hükümetle paylaşacaklarını da kaydederek, "Meclis'teki yasa tasarılarının sonuçlandırılması için komitelerdeki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Amaç ülkenin ileri noktaya taşınması? şeklinde konuştu.

ÖZDENEFE: "ACELEYLE HAZIRLANMIŞ BİR PROGRAM?

CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe de, UBP-DP hükümetinin programını "Aceleyle hazırlanmış bir program? diyerek niteledi.

Hükümet programında çelişkiler olduğunu ileri süren Özdenefe, programda "Federal Kıbrıs?, "Federasyon? kelimelerine yer verilmediğini söyledi.

Özdenefe, "Hükümet programında federal yapıdan bu kadar temkinli şekilde uzak durulması hem çelişkili, hem de endişe vericidir ? dedi.

Programda Kıbrıs konusundaki sürecin kötü gittiğine dair bir intiba yaratıldığını da kaydeden Özdenefe , "Sulandırılmamış iki kesimlik ne demektir? Tek bir Rum gelmesin, tek bir Türk gitmesin? Bu ifadelerin yer verildiği programın aklı karışıktır. Vekillerin de, partilerin de aklı karışık? ifadesini kullandı.

Fazilet Özdenefe, hükümet programında Kıbrıs sorunuyla ilgili "çağ gerisi? ifadeler yer verildiğini kaydederek, "toplu takas? ifadesini eleştirdi.

Toprak konusuna da değinen Özdenefe, Meclis'ten bir vekilin yine Meclis bünyesindeki fotokopi makinesini kullanarak, kendi çizdiği haritaları çoğalttığını ve köylerde dağıttığını savundu.

Yurttaşlık konusundaki tutumlarını da anımsatan Fazilet Özdenefe, "Yurttaşlık Yasası'nda düzenleme yapılacak deniyor ama çerçevesi yok. Bir vekil olarak değil, bir vatandaş olarak bu programdan endişe duyuyorum? şeklinde konuştu.

CTP Milletvekili Biray Hamzaoğulları, programa ilişkin konuşmasında,yurttaşlık konusuna değindi ve "Geçmiş hükümetler insanları bir günde vatandaş yaptı. Bunları yapmayın? dedi.

Diğer hükümetlerin kaçak taşımacılığın önüne geçemediğini kaydeden Hamzaoğulları, "Geçmiş dönemlerde tarımda da 250 zengine çalışıldı? görüşünü savundu.

Biray Hamzaoğulları, "Hastalıklıdır deyip, Sipahi'de insanların ineklerini 7 bin TL'ye aldık. Keşke yapmasaydık. O insanlardan özür dilerim. Başka bir formül bulunabilirdi? dedi.

CTP'nin 20 buçuk vekili olduğunu, buçuğun yolda kaybolduğunu ve 20 vekil kaldıklarını söyleyen Hamzaoğulları, "Erkut Şahali tarımda bazı uygulamaları hayata koyacaktı ki bazıları huylandı? dedi.

Yeni hükümetin yapması gereken çok şey olduğunu kaydeden Hamzaoğulları "cesur? davranılması ve "temiz? olunması gerektiğini söyledi.

Elinde birçok konuda belge olduğunu ve ilerleyen dönemde kürsüye bunlarla çıkacağını söyleyen Hamzaoğulları, UBP-DP hükümetinin güven oylamasında "hayır? oyu kullanacağını kaydetti.

GÜLLE

CTP Milletvekili Ahmet Gülle de konuşmasında hükümet programını eleştirdi.  Programın güvenoyu için hazırladığını söyleyerek, "Bu program güven vermiyor, oyum olumsuz olacak? dedi.

"Hükümet, toplumun beklediği sorunları çözme, reform yapma adına bir hedef koymadı. Bu program bana hükümetin partisel veya kişisel gereksinimlerle kurulduğunu düşündürüyor. Umarım yanılırım? dedi.

Programda tarih verilen bir tek konu olduğunu, onun da Ruh Sağlığı Yasası ile ilgili olduğunu söyleyen Gülle, "Onun çalışması zaten çok önceden yapılmıştı. Yeni çalışmalar için hiçbir veri, tarih yok? dedi.

Sağlıkta yeni bir sisteme ihtiyaç olduğunu kaydeden Gülle, kendi ve Salih İzbul'un bakanlığı döneminde Genel Sağlık Sigortası ile ilgili çalışmalarda sona yaklaştığını söyledi.

Ahmet Gülle, "Gerekli yasal düzenlemelerin üzerinde hızla durulmalı? dedi.

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, sağlık merkezleri, sağlık alanındaki gelişmelerle ilgili değerlendirmede bulunan Gülle, "Sağlıkta, hem kamuda, hem de özel sektörde sıkıntılar var. Yasal düzenlemelerin yapılması gerek. Yasaların birçok tüzüğü eksik. Bu yasa ve tüzükleri oluşturacak ekibin hemen oluşturulması şart. Bu konu önem arz ediyor. Etkili çalışmaların devam etmesi gerek? şeklinde konuştu.

Uyuşturucu ile mücadele konusuna değinen Ahmet Gülle, kriz dönemlerinin tedavisi ve rehabilite merkezleri konusunda çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi.

Gülle, Sağlık Bakanlığını önemli bir bakanlık olduğunu belirterek, bir yasama döneminde burada 3'üncü bakanının değişmesinin istikrarsızlığa neden olduğuna inanç belirtti.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, halkın Cumhuriyetçi Türk Partisi'nden kurtulduğuna memnun olduğunu söyledi.

UBP-DP hükümet programının Meclis Genel Kurulu'nda görüşmesi sona erdi. 

Bu sabah 10.30 sırlarında başlayan ve yaklaşık 11 saat süren görüşmede Başbakan Hüseyin Özgürgün'den önce kürsüye çıkan Denktaş, eleştirileri yanıtında konuşmacılara teşekkür etti ve eleştirilerin faydalı olacağını söyledi.

Serdar Denktaş, "Ülkeyi son 3 yılın CTP'li iktidarlarından daha iyi yöneteceğiz? dedi.

"CTP hiç tek başına iktidar olmadı,  tek başına iktidarmış gibi davrandığı dönemler oldu? şeklinde konuşan Denktaş, "CTP-ÖRP hükümet programı kürsüden okunsa, ona da muhalefet ederlerdi? ifadesine yer verdi.

Başbakan Yardımcısı CTP'li vekillerin kendilerini anlamaya çalışmadığını da söyledi.

Türkiye ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesinin temel hedefleri olduğunu kaydeden Başbakan Yardımcısı Denktaş, "Türkiye ile ilişkilerin bozulması toplum mühendisliği projesiydi. Bunu ters çevirmek öncelikli projemiz olacak? dedi.

Denktaş, "Ekonominin gelişmesinin, ülkenin kendi ayakları üzerinde durmasının yolu Türkiye ile ortak ekonomik zeminde bir araya gelmek. Çözüm olsa da olmasa da hem Türkiye hem de Avrupa pazarındaki yerimizi alacağımız? ifadesine yer verdi.

Gün boyu söz alıp konuşan muhalefet milletvekillerinin yurttaşlık konusunda eleştiriler yaptığını da söyleyen Dentaş, "Rumlar istedi diye insan haklarını ayakaltına almayacağız? dedi.

CTP'nin "Türkiye dedi yapacaksınız? şeklinde açıklaması olduğunu da kaydeden Denktaş, "Bunu demelerine çok sevdim. İşte bizim farkımız bu. Ben Türkiye'nin atanmışıyla Kıbrıs konusunda tartışırım, politikama uygun gelmeyeni söylerim ama bunu sokağa dökmemeye çalışırım. Sistemle çarpışırım, kavga da ederim ama bu Türkiye karşıtlığını doğurmaz. Ben öyle bir evde büyümedim? şeklinde konuştu.

Kamu Reformu Yasa Tasarısı ve müşavirlik konusunda da değerlendirme yapan Serdar Denktaş, "Gerekirse müşavir olacak. Hayata geçirmek istediğimiz projeleri bizden daha şevkle çalışacak kişiler varsa onlarla yapacağız? dedi.

İstihdamlar konusuna da değinen Denktaş,  gerekli noktalarda istihdamların yapılacağını kaydetti.

"CTP'li belediyelerin marifetiyle kurulan taşeron sistemi, kölelik sistemi son bulacak? da diyen Denktaş, "Var olan bu sistem bitecek. Bu sistem tamam değil, değişecek" şeklinde konuştu.

Özel sektörde sendikalaşma konusunda da açıklamalarda bulunan Serdar Denktaş, "Şu anki sendikal mantalite ile bu mümkün değil. Sendikalaşma olmalı ama mantalite değişmeli? dedi.

Gün boyu yapılan eleştiriler konusunda notlar tutan ve bunlara bakarak vekillere belli başlı konularda açıklamalar yapan Başbakan Yardımcısı ,basına destek konusunun da konuşulacağını belirtti.

Su konusuna da değinen ve bununla ilgili sosyal medyada bir tartışma platformu oluşturduklarını kaydeden Denktaş, "Taslak görüşlere yenileri eklendi. Niyetimiz bunu başbakana sunmaktı. Bu arada hükümet devrildi. O hazırlık elimizde. Bu ülkenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ihale şartnamesi ve sözleşme bilirkişilerden görüş alarak hazırlanacak? şeklinde konuştu.

Zaman zaman muhalefet milletvekillerinin yerinden konuşmalarına da cevap veren Denktaş, "Halk, CTP'den kurtulduğuna o kadar memnundur ki?doğru adımları attıkça sizler de bizler oy vermeye başlayacaksınız? dedi.

Polis konusundaki yasalara da değinen Dentaş, "7 yasayla ilgili iki beyan var, biri Talat'ın, biri benim. Talat bu yasalara olumlu, ben en de olumsuz baktığımı söylemiştim? şeklinde konuştu.

Bu hükümetin icraatlarını hayata geçirmek için yaklaşık 2 yılı olduğunu söyleyen ve "Bir sonraki hükümette yine beraber olacağız? diyen Denktaş, limanlar, Telekomünikasyon Dairesi ve Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) konusuna da değindi.

Limanlarda hizmetlerin liberalleşmesinin söz konusu olduğunu kaydeden Denktaş, "Telekomünikasyonda alt yapı darmadağın. Şu anda da yatırım yapacak durumda değiliz. Olması gereken bir üçüncü şirket ile ortak olunması? dedi.

Kıb-Tek ile ilgili açıklamasında enterkonnekte sistemin şart ve öncelikli olduğunu ifade eden Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, "Bu halka kaliteli ve ucuz elektrik sunmak hepimizin görevi? şeklinde konuştu.

CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer'in "iç borçlanmaya giderek büyük bir ayıp yapıldı? şeklinde bir açıklaması olduğunu dile getiren Denktaş, "Kısa vadede bu borcu ödeyeceğiz. Türkiye'nin kapısını çalıp ?aman bize para verin' demeyi tercih etmedik. Zaten Türkiye ile konuşacağımız çok şey var? şeklinde konuştu.

"Merkez Bankası'nın teşkilat yasasını çıkarın diyen Meclis'in kendisidir? ifadesine de yer veren Denktaş, "Bunu al gülüm ver gülüm meselesine çevirmek mantığa uymaz. Merkez Bankası devletin sıkışık olduğu durumlar için var? dedi.

Vergi reformu konusunda da bir açıklamada bulunan Denktaş, "Bunu sonuca ulaştıracağız iddiasında bulunamam ama bütçe dengesini bozmamak adına adımlar atacağız ?? dedi.

Kendisine "Öğrenciden ve askerden vergi mi alacaksınız?? eleştirileri de yapıldığını kaydeden Denktaş, "Bu ciddi bir gelir ve vergilendirilmiyor. Biz gelirin verilendirilmesinden bahsediyoruz? ifadesine yer verdi.

Hükümetin eşgüdüm içinde çalışma, müşterek iş yapma ve karar verme konusunda kararlı olduğunu da belirten Başbakan Yardımcısı Denktaş, "Bürokraside sorun çıksa da kendi aramızda halledeceğiz. Müşterek karar, işbirliği ve paslaşma bu hükümetin en önemli farkı olacak? dedi.

Kıbrıs konusunda da değerlendirme yapan Denktaş, "DP olarak Kıbrıs konusundaki görüşümüzü Cumhurbaşkanlığı'ndaki toplantılarda da, kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Düşünceyi anlatma ile masayı berhava etme arasında fark var. Zaten Rum da çözüme hazırdı, açtı kucağını bizi beklerdi? biz de masayı berhava edeceğiz. Lütfen yapmayın?? ifadesine yer verdi.

 Başbakan Hüseyin Özgürgün, Meclis Genel Kurulu'nda hükümet programıyla ilgili görüşmelerde UBP-DP koalisyonu konusunda endişelerin dile getirildiğini ve korku filmi havası yaratıldığını kaydederek,  "Geçmişte de UBP-DP hükümetleri kuruldu. CTP-UBP önyargıları yıkan bir hükmetti. Bu hükümete karşı da ön yargılı olunmasın? dedi.

Başbakan Özgürgün, "UBP-DP hükümetinin Kıbrıs konusundaki sürece balta koyacak bir durumu yok. Bu konuda da endişeler dile getiriliyor. Bu hükümet hiçbir şeye balta koymayacak. Hükümet olarak da muhalefet olarak da cumhurbaşkanı ile aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Hiçbir parti aynı fikirde olmak zorunda değil. Bu kötü bir şey değil? şeklinde konuştu.

Hükümetin yeni bir seçime kadar 2 yıla yakın bir zamanı olduğunu söyleyen Özgürgün, diyalog içinde çalışılacağını kaydetti ve karşılıklı anlayışın önemli olduğunu söyledi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, UBP-DP hükümet programının 11 saatlik uzun görüşmesinde son sözü aldı.

Özgürgün, saat ilerlediği için eleştiri yöneltilen her konuya değil, belli başlı konulara değineceğini söyledi.

Başbakan Özgürgün, önümüzdeki günlerde kabine üyesi bakanların da kendi alanlarında açıklamalar yapabileceğini kaydetti.

"Hükümet bir bütündür. İki parça değil? diyen Hüseyin Özgürgün, "Hükümetin sayısal sıkıntısı varmış gibi görünüyor ama sorun yaşamayacağız. Parlamentonun düzgün çalışması da bizim için önemli. Muhalefetten de Meclis çalışmalarında sıkıntı yaşanmayacağına dair sinyal var? şeklinde konutu.

20 yıla yakın süredir Meclis'te görev yaptığını, birçok önemli Meclis çalışmasında bulunduğunu kaydeden Hüseyin Özgürgün, bakanlıklara bağlı dairelerle ilgili son düzenlemeler konusunda yapılan eleştirileri yanıtladı.

Başbakan, "Hükümet etmede birikimimiz var. Ekonomin ve maliyenin yönetimi konusunda ciddiyiz. Hükümetin yapısıyla ilgili bir sıkıntımız yok. Kimse endişe etmesin? dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş gibi müşavirlik konusuna da açıklama getiren Hüseyin Özgürgün, "Motivasyon eksiliği yaşanan noktalarda belli atamalar olacak? dedi.

Mevcut müşavirlerden atamalar yapılabileceğini de kaydeden Özgürgün, "Müşavirlerin bazılarını göreve davet ediyoruz. ?Bize baskı yapmayın' diyorlar. İnsanları zorla çalıştırmak kolay değil? şeklinde konuştu.Atamalar konusunda sadece gerekeni yapacaklarını yineleyen Başbakan Özgürgün, "Bunu abartacak değiliz? dedi.

Ombudsmana ve diğer anayasal kurumlara önem verdiklerini de söyleyen Özgürgün, isim vermeyerek kırtasiye ürünü alamayacak durumda olan anayasal kurumlar olduğunu söyledi.

Su konusunda da değerlendirmede bulunan Özgürgün, "Suyun gerekli ihtiyaç alanlarına verilmesi en öncelikli konudur? dedi.

Güvenlikle ilgili yasalara da işaret eden Başbakan, polisin güçlendirilmesinden yana olduğunu söyledi.

"Hükümet ortağımız DP ile 7 yasa konusunda tartışmamız gereken noktaları var. Bu konuda Bakanlar Kurulu'nda değerlendirme yapacak, onları meclise nasıl göndereceğimizi konuşacağız? diyen Özgürgün, "DPÖ konusundaki tavrımız nettir. Bırakın kapatmayı burası güçlendireceğimiz bir yapıdır? şeklinde konuştu.

Elektrik konusunda da açıklama yapan Başbakan Özgürgün, "Ucuz ve kaliteli elektrik almak halkın hakkıdır. Elektrik gibi bir konuda hükümeti tehdit edecek, çıkışlar yapmak doğru değil. Elektrikte yeniden organizasyon şart. Kurumun çalışanlarının mağdur edileceği bir durum söz konusu değil. Halk rahat olmalı? dedi.

Vatandaşlık konusunun da hep gündemde olduğunu ve buna çok üzüldüğünü ifade eden Özgürgün, "Bu konu hep iç politika malzemesi haline getirildi. Kıbrıs sorunun çözümünü engelleyen bir şeymiş gibi dile getirildi. Sanki burada yangından mal kaçıran gibi bir zihniyet varmış gibi? Kimsenin binlerce kişiyi vatandaş yapalım diye bir derdi yok. Bugün Mecliste böyle anlayışı olan bir vekil olduğunu söylemek mümkün değil. Vatandaşlık konusu Rum tarafından da istismar ediliyor? şeklinde konuştu.

Evinin yakınındaki bir inşaatta çalışan işçiyle sohbet ettiğini ve söz konusu kişiyle eşinin KKTC vatandaşı olduğunu ancak 22 yaşındaki oğullarının vatandaş olmadığını kaydeden Özgürgün, "Bu sadece bir örnek?. Bu konu insanlık ayıbı haline geldi. Biz Rum tarafının bağırmasına bakmayız. Doğrular neyse onu yapacağız. Yasadaki anomaliyi düzelteceğiz. Hedef bu ? dedi.

Cumhuriyet Meclisi'ndeki hükümet programı görüşmesinin bugün tamamlanmasının ardından UBP-DP Koalisyon Hükümeti'nin güven oylaması çarşamba günü yapılacak.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın 16 Nisan'da onayladığı yeni Bakanlar Kurulu'nun Meclis'ten güvenoyu alabilmesi için 26 evet oyu gerekiyor.

50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde, UBP 18, DP 5, CTP 20, TDP 3 sandalyeyle temsil edilirken, 4 de bağımsız bulunuyor.

Toplam 23 milletvekili bulunan Hükümetin, bağımsız milletvekillerinin desteğiyle güvenoyu alması bekleniyor.

 
25 Nisan 2016 Pazartesi 10:46
Okunma: 865
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)