Ana Sayfa » Kıbrıs » Dgp Genel Başkanı Ertuğruloğlu Ülke Gündemini Tak'a Değerlendirdi

Dgp Genel Başkanı Ertuğruloğlu Ülke Gündemini Tak'a Değerlendirdi

Ertuğruloğlu: "dgp Olarak ÖRP Ve DP İle 3'lü Bir Ortaklık Kurabiliriz".

 
 
Dgp Genel Başkanı Ertuğruloğlu Ülke Gündemini Tak'a Değerlendirdi

"ÇÖZÜM SÖZCÜĞÜ BENİM İÇİN KKTC'NİN EVİNİ DÜZELTMESİ DEMEKTİR"

"ANKARA'NIN KKTC'Yİ YÖNETME SEVDASI YOKTUR, AMA BİZ BURAYA YÖNELMESİNE MECBUR BIRAKIYORUZ"

"KKTC GERÇEĞİ TESCİL EDİLMEDİKÇE MÜZAKERELER 500 YIL DAHA SÜRER"

Lefkoşa, 18 Mayıs 12 (T.A.K/Emir Ertorun): Demokrasi ve Güven Partisi (DGP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, ülkede erken bir seçime gidilmesi veya normal bir seçimde DGP olarak, kişisel bakışına göre, ÖRP ve DP ile 3'lü bir ortaklıkla seçime girebileceklerini ifade ederek, böyle bir işbirliği "gerçekleşir mi gerçekleşmez mi" bilemeyeceğini, ancak böyle bir oluşumun ciddi ve güçlü bir alternatif olabileceğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, kendileri için Kıbrıs'ta "çözüm" sözcüğünün "KKTC'nin evini düzeltmesi demek" olduğunu, "çözüm"ün de bu olduğunu savunarak, ülkede bir anlaşma olsa da olmasa da buna ihtiyaçları olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, "Türkiye bizim iç işlerimize karışır gibi saçma sapan iddialara" karşılık, "Ankara'nın KKTC'yi yönetme gibi bir sevdası yoktur. Buna ihtiyacı da yoktur. Ankara'nın öyle yoğun gündemleri vardır ki, en son ihtiyaç duyacağı KKTC'nin yönetilmesine odaklanmasıdır. Ama biz burada bunca yıldır sergilediğimiz başarısızlığı sergilemeye devam edersek, kısır döngü çekişmeleri sürdürürsek, Anavatan'ı mecbur bırakıyoruz. Burada bir şeylerin düzelmesi adına buraya yönelme mecburiyetinde bırakıyoruz" dedi.

Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sadece Kıbrıs Rum halkını, KKTC'nin de sadece Kıbrıs Türk halkını temsil ettiği gerçeği resmen tescil edilmediği sürece gündeme gelecek müzakerelerin başarı şansının 50 yıldır olmadığını, 500 yıl daha görüşülse de olmayacağını iddia ederek, "yıllardır sürdürülen Kıbrıs müzakerelerden bugüne kadar bir netice çıkmadıysa bunun birinci nedeninin BM örgütünün kendisi" olduğunu vurguladı.

DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine ülkedeki gelişmeleri ve Kıbrıs görüşmelerinde gelinen süreci değerlendirdi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Ertuğruloğlu, ilk olarak Türkiye'de tartışılan Başkanlık sistemini ele alarak, Başkanlık sistemini uzun süredir savunan ve ülkenin kesin ihtiyacı olduğuna inanan bir parti olduklarını söyledi.

Ertuğruloğlu, KKTC'de parlamenter sistemin başarıyla uygulandığını söyleyemeyeceğini, çok partili sistemin istismar edildiğini, yanlış ve kötüye yönelik uygulandığını, halka değil kişiye, belli bir zümreye hizmet adına kullanıldığını öne sürdü.

Bugün gelinen noktada ise çok partili parlamenter sistemin ülkeyi güzelliğe, başarıya hakka hukuka götüreceğine inanmadığını söyleyen Ertuğruloğlu, parlamenter sistemle, ülkede profesyonelliğin göz ardı edildiğini, günü kurtarma adına politikalar uygulandığını, halk ile alay edildiğini, birlik beraberliğini bozan uygulamalar yapıldığını öne sürdü.

DGP olarak profesyonelliği ortaya çıkarma, bölgeciliği kişisel davranmayı, adamcılığı partizanlığı ortadan kaldırma, küçük çıkarlar adına geleceği risk altına sokan siyasete son verme adına parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçmenin bir mecburiyet olduğunu savunan Ertuğruloğlu, ülkeyi başka türlü kurtarma ve geleceği şekillendirme şansının başka türlü yakalanamayacağını iddia etti.

Tahsin Ertuğruloğlu, Başkanlık sisteminin gelmesiyle her şeyin bir anda düzelmeyeceğini ancak bir sisteme girileceğine, ancak bugünkü siyaset anlayışı ve mantaliteyle hangi sistem gelirse gelsin çökeceği görüşünü paylaştı.

"MİLLETVEKİLLERİ BAKANLIK YAPAMAYACAK"

Başkanlık sisteminde milletvekillerinin bakanlık görevi yapmayacağını, bu sistemde milletvekillerinin Meclis'te görevlerine devam ettiklerini, icraatla ilgili görev üstlenmeyip yasama görevlerini yerine getirdiklerini, Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık gibi "sorunların kaynağının" da ortadan kalktığını ifade eden Ertuğruloğlu, halkın bir Başkan seçtiğini, o başkanın da kabinesini dıştan oluşturduğunu anlattı.

Bu sistemle, bakanlıklara bilgili, deneyimli ve alanında uzman şahısların yerleştirilebileceğini, milletvekillerinde 50 sayısına ihtiyaç olmayacağını, bunun kendilerine göre 30'a çekilebileceğine işaret eden Ertuğruloğlu, Başkanlık sistemine geçilmesi halinde milletvekili vaatlerinin de ortadan kalkacağını, kimseye söz verilemeyeceğini, vatandaşın da sandığa çok değerli oyunu düşünerek atacağını kaydetti.

Ertuğruloğlu, böylece ülkeye daha sağlıklı bir demokrasinin, daha sağlıklı, kaliteli ve halk için çalışan bir Meclis'in geleceğini ifade ederek, bunun yanında ciddi bir yargı reformunun da kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

"ÖZLEM DUYULAN DÜZENİ KKTC'YE GETİRMEK İSTİYORUZ"

Yurtdışına gidildiğinde herkesin özellikle oralardaki düzeni beğendiğini ve özlem duyduğunu, DGP'nin de o düzeni, insana saygıyı ve o sistemi KKTC'ye getirmek istediğini belirten Ertuğruloğlu, bu sistemde çevre, sağlık, eğitim, sürdürülebilir bir ekonomi, gelir dağılımında adalet, sosyal güvence, kamu sektörü ile özel sektör arasındaki uçurum, özel sektörde sendikalaşma, vatandaş arasında ayrım yapmama gibi konuların olduğunu söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu, DGP'nin köy gezilerini yaptığını, görüşlerini anlattığını, ancak organize köy gezileri yerine ziyaretler şeklinde yaptıklarını, yapı olarak zaten organize işlere karşı olduğunu ifade ederek, vatandaşın popülist siyasete alıştığını, ancak bu siyasetin kendilerine bir şey kazandırmadığının farkına varamadığını dile getirdi.

"UBP'YE KATILMAK İÇİN TEKLİF VAR AMA UBP GÜNDEMİMDE YOK"

Ertuğruloğlu, UBP'den "partiye katıl" şeklinde bir teklif alıp almadığının sorulması üzerine, resmi bazda değil ama bazı UBP'liler aracılığıyla teklif geldiğini, ancak "UBP'ye geri dönmek gibi bir gündemi" olmadığını söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu, "UBP'de şu anda kişisel çekişmeler olduğunu, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun partiyi karıştırdığını, Başbakan İrsen Küçük'ün vizyonsuzluğu ve kendisinin Cumhurbaşkanı olma hevesi bulunduğunu" iddia ederek, ülkenin bugünkü durumunun "Eroğlu politikaları" yüzünden olduğunu öne sürdü.

Ertuğruloğlu, Küçük'ün de aynı neslin insanı olarak siyaset anlayışı açısından Eroğlu'ndan farkı olmadığını, ancak Eroğlu'nun başkanlığı süresince partiye hakim olduğunu, fakat Küçük'ün henüz o başarıyı yakalayamadığını, Eroğlu zihniyeti bu partide sürdüğü sürece de UBP'nin ülke için siyaset yapabileceğini düşünmediğini savundu.

"UBP'DEN AYRILMA SEBEPLERİMDE DEĞİŞİKLİK YOK"

UBP'de yıllarının geçtiğini, birçok problemlerle karşılaştığını, onlardan edindiği tecrübelerle de bu partinin ülke için siyaset yapamayacağını anladığını söyleyen Ertuğruloğlu, bunun ardından da UBP dışında mücadelesini sürdürme kararı aldıklarını, halen de UBP'ye baktığında bu değerlendirmesinde değişiklik olmadığını gördüğünü söyledi.

DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Meclis'teki diğer partilere bakıldığında CTP ve TDP ile bir görüşmesinin olmadığını, ancak kişisel olarak ilişkilerinin gayet iyi olduğunu belirterek, ancak DP ve ÖRP ile çeşitli zamanlarda işbirliği olasılıklarının gündeme geldiğini, bazı insanlara göre de bu olasılığın hala daha gündemde olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, ülkede erken bir seçimin olmasını öngörmediğini, olacaksa da bu yıl olacağını sanmadığını, ancak olursa da seçimden kaçmadıklarını belirterek, seçimlerin 2014 yılında olacağını düşündüğünü dile getirdi.

"ERKEN SEÇİM VEYA SEÇİME ÖRP VE DP İLE ORTAK GİREBİLİRİZ"

Erken bir seçime gidilmesi halinde veya normal bir seçimde DGP olarak, ÖRP ve DP ile 3'lü bir ortaklıkla seçime girebileceklerini söyleyen Ertuğruloğlu, "Ama böyle bir tartışma ne ÖRP ne de DP ile gündeme gelmedi. ÖRP ve DP ile geçmişte yapılan daha farklı bir zeminde görüşme yapmıştık. Ama böyle bir konunun gündeme gelmesi halinde seçime yönelik işbirliğine sıcak bakabiliriz" dedi.

Ertuğruloğlu, böyle bir işbirliği gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilemeyeceğini, ancak konuşulup tartışılabileceğini, bu kararı sadece başkanların değil partilerin vereceğini belirterek, böyle bir oluşumun ciddi ve güçlü bir alternatif olabileceğini vurguladı.

"Eğer halk kendini CTP UBP fikrinden kurtarabilir ve bunu kırma kararlılığı gösterirse, ciddi bir alternatif yaratma düşüncesiyle hareket ederse ciddi ve güçlü bir netice oluşabilir" diyen Ertuğruloğlu, bu konuda tamamen kişisel görüşlerini söylediğini ve böyle bir işbirliğine sıcak baktığını kaydetti.

"EĞER BU SİSTEM DEVAM EDECEKSE ÜLKEYE HİZMET ŞANSIMIZ YOK"

Çok da seçim odaklı bir siyasi parti olmadıklarını ifade eden Ertuğruloğlu, "Eğer parlamenter sistem devam edecekse, bu sistem içerisinde yer alıp da ülkeye hizmet etme şansımızın olduğuna inanmıyoruz. Hiçbir partinin bu ülkeye hizmet edebileceğine inanmıyoruz. Biz farklı bir partiyiz, sistemin aykırı partisiyiz, sistemin partisi değiliz" dedi.

Türkiye'de Başkanlık sistemine geçilmeden KKTC'de uygulanmasının gündeme gelmesi gerektiğini savunan Ertuğruloğlu, Türkiye'deki Başkanlık sistemi tartışmalarının çok çeşitli boyutlarda tartışıldığını, ancak KKTC'de çok daha kolay bu değişimin olabileceğini öne sürdü.

"HÜKÜMETİ ELEŞTİRMEKTEN USANDIK"

Ülkede; "hükümet" var denemeyeceğini, bakanlıkların arasında koordinasyon olmadığını, parti içinde düzen olmadığını, Cumhurbaşkanı-Başbakan kavgası olduğunu, ülkede düzen olmadığını ve en başarısız hükümetin olduğunu iddia eden Ertuğruloğlu, şu andaki sistemde sadece hükümeti suçlayamayacağını, çünkü yıllar boyu sürdürülen siyasetin ülkeyi bu noktaya getirdiğini savundu.

Ertuğruloğlu, hükümeti eleştirmenin en kolay iş olduğunu, zaten hükümetin "tın" bile demediğini, kendilerinin eleştirmekten usandığını ifade etti.

Ülkede mevcut Meclis ve milletvekili kadrosuyla oluşturulacak yeni sistemin de başarılı olamayacağını, hatta oradan çıkacak hükümetin bugünkü hükümeti aratacağını savunan Ertuğruloğlu, erken seçim olursa, ilk olarak sandığa gitmeyecek olan kesime, bunun, "UBP ve CTP"ye destek vermek anlamına geleceğini" söylemek istediğini kaydetti.

Tahsin Ertuğruloğlu, bu partilerin her birinin belli bir oyu olduğunu, takım tutar gibi oy verdiğini, buna tepki gösteren vatandaşın da sandığa gitmemesinin bu oylara destek olacağını ifade ederek, bugün erken seçim olsa tek başına iktidarın gündeme gelemeyeceğini, koalisyon hükümetlerinin ortaya çıkacağına inanç belirtti.

"SEÇİMDEN KAÇMIYORUZ AMA ERKEN SEÇİM BİRŞEYİ DEĞİŞTİRMEZ"

"Erken seçim ülkeye bir şey kazandırmayacak aksine moralleri daha da bozacak ve ümitler tükenecek" görüşünü öne süren Ertuğruloğlu, bunu "asla yapılmasın" diye söylemediğini, seçimlerin demokrasinin gereği olduğunu, ancak bu sıkıntılı dönemde seçime gidilmesinin bir şeyi değiştirmeyeceğini savundu.

Ertuğruloğlu, ülkede insanların artık sendikalara da güveninin kalmadığını, çünkü sendikaların ülkede eylem enflasyonu yaşattığını ve halktan aldıkları desteği kaybettiklerine dikkat çekerek, "sistem iflas etti çöktü" derken buna sendikal faaliyetleri de kattığını kaydetti.

Ülkede sendikal yaşamın önemli olduğunu, sadece kamu sektöründe değil özel iş yaşamında da sendikalaşmanın bir hak olması gerektiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, ülkede çoğu şeyin popülist bir anlayışla yapıldığını, bunun örneklerini Meclis'te de gördüklerini söyledi.

"BENİM İÇİN ÇÖZÜM KKTC'NİN EVİNİ DÜZELTMESİ DEMEKTİR"

Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta petrol aramaları ve Kıbrıs sorununa da değinerek, "Benim için 'çözüm' sözcüğü KKTC'nin evini düzeltmesi demektir, çözüm odur. Rumlarla yürütülen görüşmelerin sonucunda aranan bana göre 'anlaşmadır.' Bu olabilir de olmayabilir de" dedi.

"Çözüm"ün, KKTC'nin kendi evini bir düzene sokması olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, ülkede bir anlaşma olsa da olmasa da buna ihtiyaçlarının olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, bunu yapabilecek kapasitede olduklarını ancak bu başarıyı elde edebilecek kadroların ne yazık ki siyasette mevcut olmadığını öne sürerek, mevcut siyaseti gören çok değerli ve bilgili insanların siyasete girmeme kararlılığının devam ettiğini kaydetti."

KIBRIS MÜZAKERELERİ

DGP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs müzakerelerinde ise hiçbir süreçte anlaşma olabileceğini düşünmediğini, çünkü müzakere süreçlerinin "sakat ve yanlış bir zemine" oturtulduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, "Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Cumhuriyeti diye muamele gördüğü sürece ve Kıbrıs Türkü'nün statüsünün inkar edildiği sürece eşitlik zemininde olduğu iddia edilen ancak eşitsizlik temelinde yürütülen müzakere sürecinden, eşitliğin esas alındığı bir anlaşma ile kalkmak bana göre mümkün değildir" dedi.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI...

"Cumhurbaşkanı seçilseydiniz müzakere sürecini nasıl yürütürdünüz" şeklinde bir soru üzerine Ertuğruloğlu, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanlığına aday olurken Cumhurbaşkanı olma beklentisiyle aday olmadım. Gerçi sayın Talat ve sayın Eroğlu'ndan çok daha başarılı bir cumhurbaşkanı olacağıma o zaman da şimdi de inanıyorum.

Eğer bu müzakere süreçleri devam ederken bir cumhurbaşkanı olsaydım mecburen sayın Eroğlu'nun da yapma durumunda kaldığı gibi bu süreci bu şekilde devam ettirirdim ama bir yere kadar... Bu sürecin böyle ilelebet gitmeyeceği gerçeğini de ön plana çıkararak ve tabii ki bu Anavatanımız Türkiye ile birlikte saptayıp yürüterek yapardım. Çünkü başından beridir Kıbrıs müzakereleri her iki tarafın Anavatanları ile birlikte yürüttüğü süreçlerdir.

Kimse oraya geldiğinde kendi başına 'ahkam' kesme hakkına sahip değil. Dolayısıyla bu müzakerelerde yer alırken bu müzakerelerin nerelerde yanlış olduğu nerelerde yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyulduğu, nerelerde BM'nin yanlış teşhis yaptığını sürekli gündeme getirerek bu görevi sürdürme gayreti içerisinde olurdum. Çünkü işin gerçeği budur.

"MÜZAKERELERDEN YILLARDIR NETİCE ÇIKMIYORSA SORUMLUSU BM'DİR"

Yıllardır sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinden bugüne kadar bir netice çıkmadıysa bunun birinci nedeni BM örgütünün kendisidir. 186 sayılı kararla oluşturduğu zemin yanlış bir zemindir, konulan teşhis yanlış bir teşhistir, yanlış zemin, yanlış teşhis, yanlış tedaviyi gündeme getirir. Yanlış teşhisle de 50 yıldır buralara geldik.

'Bu artık böyle devam edemez' noktasının ön plana çıkması en doğru yaklaşımdır, 'bu müzakereler bu şekilde devam etsin' demek de Kıbrıs Türk halkına en büyük haksızlıktır. Kimse müzakereden kaçmıyor, ama müzakere edilecekse doğru zeminde eşitlik temelinde, herkesin statüsünün ne olduğunun net bir şekilde orta olduğu, birinin devlet birinin toplum muamelesi görmediği bir ortamda yapılması gerekiyor."

Ertuğruloğlu, şimdiki sürece bakıldığında Kıbrıs müzakerelerinin "askıya alınacağını" düşündüğünü ifade ederek, 1 Temmuz'un zaten kendi başına bir takvim oluşturduğunu, bu kapsamda müzakerelerin, ne zaman zemin düzeltilirse, masada doğru koşullar oluşturulursa o zaman başlayacağını kaydetti.

"Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olduğu kabul edilmeden gündeme gelecek bir görüşme sürecinin Kıbrıs Türküne zarar vereceğine" inandığını söyleyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türkü'nün egemen bir devlet sahibi halk olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğinin şart olduğunu vurguladı.

"KKTC GERÇEĞİ RESMEN TESCİL EDİLMEDİĞİ SÜRECE BAŞARI ŞANSI YOK"

Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sadece Kıbrıs Rum halkını, KKTC'nin de sadece Kıbrıs Türk halkını temsil ettiği gerçeği resmen tescil edilmediği sürece gündeme gelecek müzakerelerin başarı şansının 50 yıldır olmadığını, 500 yıl daha görüşülse de olmayacağını iddia etti.

"KONFEDERASYONU SAVUNUYORUZ"

Tahsin Ertuğruloğlu, DGP olarak "konfederasyonu" savunduklarını ve egemen eşitlik temelinde bir anlaşma talep ettiklerini belirterek, kendilerine göre bir anlaşmada sadece siyasi eşitlik temelinin yeterli olmadığını, yeni bir ortaklığın 1960'dakinden daha sağlam bir zemin üzerinde oluşturulması gerektiğini ifade ederek, bunun da "egemen eşitlik" temeli olduğunu vurguladı.

TÜRKİYE İLE DGP İLİŞKİLERİ

Türkiye ile DGP ilişkilerinin "gayet iyi" olduğunu da vurgulayan Ertuğruloğlu, DGP'nin Anavatan ile geleceği şekillendirme ve devlet çatısı altında burayı başarıyla yöneten kadrolarla, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için çalıştığını kaydetti.

Ertuğruloğlu, ülkede her olumsuzluğun faturasının Ankara'ya çıkarıldığını, bunun da yanlış olduğunu belirterek, Anavatan'a "avuç açma" adına değil projeler bazında yeni yapılanmayı gündeme getirecek şekilde ilişkilerin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Anavatan Türkiye'nin katkılarını her zaman sürdüreceğini, bu katkıları da hiçbir zaman sakınmadığını işaret eden Ertuğruloğlu, "ülkede kendi kendimize saygı duymayı ve ancak kendi kendimize saygı duymamız halinde muhataplarımızdan saygı göreceğimizi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum" dedi.

"ANKARA'NIN KKTC'Yİ YÖNETME SEVDASI YOKTUR"

Ertuğruloğlu, "Türkiye bizim iç işlerimize karışır gibi" saçma sapan iddialarla karşılık, "Ankara'nın KKTC'yi yönetme gibi bir sevdası yoktur. Buna ihtiyacı da yoktur. Ankara'nın öyle yoğun gündemleri vardır ki, en son ihtiyaç duyacağı KKTC'nin yönetilmesine odaklanmasıdır. Ama biz burada bunca yıldır sergilediğimiz başarısızlığı sergilemeye devam edersek, kısır döngü çekişmeleri sürdürürsek, Anavatan'ı mecbur bırakıyoruz. Burada bir şeylerin düzelmesi adına buraya yönelme mecburiyetinde bırakıyoruz" dedi.

Bu çerçevede bakıldığında işin dönüp dolaşıp geldiği yerin siyaset anlayışı olduğunu ifade eden Tahsin Ertuğruloğlu, ülkede bir an önce istikrarlı ve başarılı bir siyasi yapılanmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.

(EMR/HÖ)

 
18 Mayıs 2012 Cuma 12:29
Okunma: 600
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)