Ana Sayfa » Kıbrıs » Dışişleri Bakanı Nami: "Müzakereci sıfatını benimsemiyorum"

Dışişleri Bakanı Nami: "Müzakereci sıfatını benimsemiyorum"

Henüz müzakereler başlamamışken ‘müzakereyi kimin yürüteceğine’ ilişkin başlayan tartışma sertleşiyor. Kıbrıs Postası’na konuşan Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Kudret Özersay’a takılan “müzakereci sıfatını benimsemediğini” söyledi.

 
 
Dışişleri Bakanı Nami:


Dışişleri Bakanı Özdil Nami,  sürecin atamayla gelen akademik bürokratlarla değil, doğrudan halkın önüne çıkıp oy istemiş, siyasi irade sahibi kişilerce yürümesi gerektiğine işaret ederek “biz, bu özel temsilcilere takılan tırnak içinde müzakereci sıfatını benimsemiyoruz. Onlar, liderler adına orada” ifadelerini kullandı.

Nami, Kıbrıs Sorununda gelinen yeni sürecin uluslararası aktörler tarafından kontrol edildiğine ilişkin iddiaların doğru olmadığını belirterek; Ortak Açıklama’yı ne Amerikalıların ne de BM yetkililerinin yazmadığını “tamamen Kıbrıslıların” olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Müzakerelerin yeniden başladığı bu ilk aşamada Maraş konusunun riskli bir yaklaşım olduğunu kaydederek, Maraş’ın bir “Toprak Meselesi” olduğunu hatırlattı.

Dışişleri Bakanı Özdil Nami görüşme süreci, müzakereler ve hükümet ile ilgili Kıbrıs Postası'na konuştu.  Nami, ortak metnin liderler için bir zemin olduğuna dikkat çekerek sürecin hızlı gitmesi gerektiğini söyledi...

Dışişleri Bakanı Nami, sürecin yeniden başlayan bir süreç olması dışında başlayan müzakerelerin önemli bir mutabakatla başlamasının farklı bir boyut olduğunu söyleyerek, “Bu boyut gözden kaçırılmamalı” dedi.

Nami: “Yıllarca Kıbrıs'ta egemenlik gibi, uluslararası kimlik gibi, vatandaşlık gibi unsurlar sonu gelmez tartışmaları tetikledi. Ama bu ortak açıklama metni ile ilk bu konularda çok açık bir ifadelerin olduğu bir metin üzerinde iki liderin uzlaştığını görüyoruz. O kadar ki en zor konu olan egemenlik konusu “Şu şekilde tanımlanmaktadır” diyecek kadar somut ifadeler içeren bir metin ile müzakereler başlıyor. Bu çaıdan son derece önemlidir” diyerek “Metne baktığınızda Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı altında yer alan konulara değiniliyor. Mülkiyet konusuna, toprak konusuna, garantiler konusuna, ekonomi, AB konularına girmiyor. Tamamen güç paylaşımı ve yönetim başlığı altındaki kavramsal konulara giriyor. Bu da bu konunun aslında ne kadar önemli olduğunu ve konunun aslında anlaşma sağlanmazsa diğer konuların konuşmanın dahi yerinde olmadığını bize gösterdi. Biz bunu uzun zamandır söylüyorduk” dedi.

“İKİ LİDERİN ELİNDE ÇOK ÖNEMLİ BİR ZEMİN VAR”

Nami, her iki liderin de elinde çok önemli bir zemin olduğunu bu zeminden hareketle hızlı ilerleme imkanının önlerinde olduğunu söyleyerek “Fakat ben bunu bir araca benzetiyorum. Size çok güzel bir araç hediye edildiğini düşünün. Size “Al bu aracı kullan.” denilebilir. Konforlu bir şekilde yolculuk yapılabilir. Ama siz bu aracı iyi kullanmazsanız, aşırı hızlı giderseniz, virajlarda dikkat etmezseniz, sağdan soldan gelen trafiğe dikkat etmezseniz, ya kaza yaparsınız ya da arabayı devirirsiniz, arabayı birine vurabilirsiniz. Bu da ona benzer. Bu araç iyi kullanılmazsa hedefe varılamaz. Bu noktada liderlere önemli görev düşüyor” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI BU SÜREÇTE EKTİF ROL ÜSTLENECEK!

“Liderlerin bu görevi başarılı bir şekilde yerine getirebilmek için üzerimize düşen görev ne ise bunu yapacağız. Zaten herkes gördü Dışişleri Bakanlığı bu süreçte aktif bir rol üstlenerek liderimize gereken katkıyı koydu ve bugün bu müzakereler toplumunda benimsediği bir formatta başlıyor” diyen Nami, toplum desteğinin bu süreçteki önemine dikkat çekti. Nami memnun olduğu noktanın ise özellikle ortak açıklama noktasında toplumun sahiplenişi olduğuna değinerek “Evet işte böyle bir Kıbrıs'a gitmek istiyoruz” deniliyor... Bunu işveren kesmi de söylüyor, sendikalar da, sağdaki siyasi partilerde soldaki siyasi partilerde. Bu da önemli bir nokta” dedi.

RUM TARAFINDA KİLİSE DAHİ DESTEK VERİR NOKTAYA GELDİ!

Aynı olumlu havanın Rum tarafında da olduğuna dikkat çeken Nami, “Rum tarafında baktığımızda ise uzun zamandır muazzam tereddütler geçiren Rum lider bu ortak açıklama metni ile siyasi destek almış görünüyor. O kadar ki koalisyon ortağı ile restleşme noktasına gitti. Diğer taraftan kilise dahi destek verir noktaya geldi. Bir diğer taraftan kendi koalisyon ortağı ile restleşip AKEL ile yanaşma senaryosu içerisinde bulunmak istemeye bilirdi. Ama ortak açıklama metni ile bunu yapma fırsatı buldu. Kıbrıs’taki taraflara baktığımızda ise olumlu bir ortamın oluştuğunu görebiliyoruz” dedi.

“ORTAK METİN KIBRISLI BİR METİNDİR!”

Dışişleri Bakanı Özdil Nami ortak metin ve sürecin uluslararası camia tarafından kontrol edildiğine ilişkin iddiaların doğru olmadığına dikkat çekerek: “Bu metin Kıbrıslı bir metindir. Kıbrıslıların metnidir. Bu metni Amerikalılar yazmadı. Bu metni BM'de yazmadı. Adanın iki tarafındaki Kıbrıs Türkler ve Kıbrıslı Rumlar yazdı. Elbette metnin bazı zor noktalarının aşılması için yardımcı oldu üçüncü taraflar. Bazı önerilerde bulundular, bazıları kabul gördü bazıları görmedi. Ama neticede adadaki her iki Kıbrıslı taraf yarattı ve altına imza attı. Üçüncü taraflar bir dayatma içerisine de girmediler. Bir restleşme bir tehdit de olmadı. Her iki taraf rıza verdi ve önemli bir kabulle bu işin altına imza attılar.

Böyle olmaması için de bir sebep yoktu. Gerçek bir Federal çözüme gidiyorsak onun unsurları bu metnin içerisinde yazılan gibidir.  Milletvekili Tufan Erhürman Meclis'te güzel bir konuşma yaptı. Ve bu metnin içerisinde olanların zaten BM'nin ilgili güvenlik Konseyi'nin kararlarına ifade edilen parametrelerin tekrarı olduğunu söyledi. Bunların bazıları Annan Planı içerisinde de vardı. Tabi Annan Planı Rumlar tarafından reddedilmişti. Bu aşamadan sonra Rumların bunları kabul etmeleri yeni bir gelişmedir ve müsbettir. Dolayısıyla hiç kimse burada kendini şaşırtan bir ifade görmedi. Uzlaşı iş önemliydi” dedi.

ULUSLARARASI TOPLUMUN İLGİSİ OLMASAYDI SÜREÇ GEÇ BAŞLARDI!

“Uluslararası toplumun artan ilgisi olmasaydı Kıbrıs'taki iki taraf bu uzlaşıyı çıkarabileceklermiydi?” sorusunu soran Nami: “Bu sorunun cevabı zor! Spekülasyona girer. Bence nihai tahlilde bir sonuç çıkardı ama bugün değil! Fakat uluslararası camianın artan ilgisi ve verdiği destek bence bu olumlu havanın her iki tarafta da süratle yayılmasına da vesile oldu” dedi.

“ABD İLE İLGİLİ YAŞANANLARI ABARTMAYALIM!”

ABD'nin sürece ilgisinin abartılmaması gerektiğine değinen Nami, “Ortak metin konusunda ben daha önce sona yaklaşıldığını söylemiştim. Dolayısıyla  Nuland'ın gelmesi bir iki aksaklığın giderilmesine neden oldu ama bu rolü çok abatmamak lazım işte “Amerika geldi ve gücünü kullanarak empoze ile birşeyler” sundu denemez. Katkı koyan tüm tarafların çabalarına teşekkür ederiz tabi ki.” Diye konuştu.

KIBRISLI TÜRKLER BU SÜRECİN TAM ORTASINDA!

Kıbrıslı Türkler bu sürecin tam ortasında  ve özne durumunda olduklarına değinen Nami, bazı kesimlerin Kıbrıslı Türkler'in  bay-pass edildiği gibi ifadeler kullandıklarını fakat bunlar kesinlikle gerçeği yansıtmadığını söyledi. Özdil Nami: “Kesinlikle özneyiz ve bunun bir fiil ortaya çıkmasında Kıbrıslı Tüklerin ana unsur olduğunu vurgulamak isterim. Diğer taraftan bundan sonra atılacak adımlara geldiğimizde ve neyin öncelikle ele alınacağına baktığımızda ortak açıklama metnini okumak bunu öngörmek için yeterlidir diye düşünüyorum. Ortak açıklama metni liderlerin ilk hedefinin henüz aşılamamış konuların üzerine odaklanmak olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir” dedi

YÖNETİM VE GÜÇ PAYLAŞIMI BAŞLIĞI BİTİRİLMELİ!

Nami bu süreçten sonra görüşülecek konular ile ilgili ise şu ifadeleri kullandı: “ Şimdi süreçte farklılaşmıştır. Sayın Talat başladığında konu başlıkları dokunulmamış bir şekilde duruyordu. Güç paylaşımı ve yönetimi halletmezsek diğerlerine bakamayız durumu vardı. Dolayısıyla sekiz aylık bir dönemi güç paylaşımı ve AB başlıklarına harcadık ve önemli de yol katettik. Devam edebilseydi müzakerelere toprak, mülkiyet ve garantiler konularına geçilecekti. Edemedik. Daha sonra 2010'dan bugüne kadar da maalesef ek ilerlemeler sağlanamadı. Hatta bazı unsurlarda sayın Talat'ın bıraktığı yerden de geriye gidiş yaşandı. Şimdi bunun bir toparlanması gerekiyor. Demek ki önümüzde açıkta kalan konular nedir? Esas itibari ile Güç paylaşımı konusunda örneğin bazı başlıklarda noktası konulmamış paragraflar vardır. Mesela dönüşümlü başkanlık olacağını birliyoruz fakat bunun nasıl olacağı konusunda anlaşılamadı.

Çapraz oylama ile mi seçeceğiz yoksa ayrı bir yöntem mi olacak. Gibi konular örneğin anlaşılamadı. Bunların tamamlanması gerekiyor.  AB başlığı altında bayağı bir ilerleme sağlandı. Her iki tarafta bazı konularda AB müktesabatından sapmalar olacağını kabul ediyor. Türk tarafı bazı sapmaların kalıcı olması gerektiğini söylüyor, Rum tarafı sapmaların geçici nitelikte olmasını istiyor. Orada bir uzlaşı sağlamamız gerekecek. Bir de her iki tarafta bu sapmaların AB'nin birincil hukuku olacağı konusunda fakat hangi metodla birincil hukukuğu olacağı konusunda bir nüans ayrılığı var. Bunu da halletmek lazım. Mülkiyet konusuna geldiğimizde ise eskisi gibi düşünmemek lazım. Bu arada AHİM Türk tarafına iç hukuk yolu oluşturun dedi. TMK'yı oluşturdu. Kararlar üretti. Bu kararlar incelendi ve burada oluşturulan mekanizma etkin erişilebilir bir yol olarak mahkeme tarafından da kabul edildi. Dolayısıyla yapılması gereken bu mekanizmayı alıp kapsamlı çözüm içerisine çekmek olacak. Felsefi boyutunun zorluğu kalktı.

Toprak düzenlemesi zor bir konu. Bu konu nihayetinde tartışılacak diye hep konuşuldu. Fakat bu tartışmadan önce sağlıklı yapabilmek için onun değişik boyutları ile ilgili bilgi alışverişinde bulunulması lazım. Örneğin adanın Kuzeyi'nde bırakılan hali arazi nedir? Rum tarafında bırakılan arazilerin durumu nedir? Ne kadara boş arazi veya tarla nitelikli arazi arsaya dönüştü? Gibi teknik detayların bir şekilde bir araya getirilmesi lazım”

MARAŞ KONUSU GÖRÜŞMELERİ RİSKE SOKAR!

Görüşmelerin daha başlamadan Maraş konusunun özellikle Rum basınında ortaya atılmasının sorulması üzerine ise Nami: “Maraş ile ilgili Rum tarafının bir çok projesi gündeme geldi. Hatta o kadar ileri gidildi ki sanki Avrupa Birliği'ni de ikna etmişlerde AB'nin de projeleri varmış gibi dedikodularda yayıldı. AB'nin verdiği yanıt ise “Her iki tarafın da uzlaşarak bize getirmediği hiçbir proje yürülüğe giremez, Maraş da dahil!” dediler.

Maraş bir toprak düzenlemesidir...

Bizim poziyonumuz açıktır. Maraş bir toprak düzenlemesidir aslında Rum tarafının mevcut talebi. Bu aşamada devreye girmesi mümkün değildir. Önümüzde önemli bir fırsat penceresi var ve hızlı ilerlemesi lazım. Hatta Cumhurbaşkanı'nın bu konuda yaptığı açıklamada gelin iradeyi koyalım 3-5 ayda bitirelim bakış açısı var. öyle bir sürecin içerisine girerken Maraş gibi çok detaylı ve çetrefilli, önemli riskler barındıran bir konuyu buna paralel bir şekilde kurgulamak büyük bir risk altına girmek demektir. Burada her şeyin yolunda gideceğini düşünmemek lazım. Maraş'ın açıklama süreci bir müzakereyi gerektirir. Karşılığında Türk tarafının isteyecekleri bir müzakereyi gerektirir. Dengelerin kurulması gerekir. Bizim istediğimizi onalar vermeyecekler, onların taleplerine biz cevap veremeyeceğiz. Tüm bunlar gerginliğe neden olacak. Tüm bunlar yaşanırken de kapsamlı çözüm müzakereleri ile ilgili iyi niyeti muhavaza etmek ve ilerlemek gerekecek. Tüm bunları düşündüğümüzde Maraş riskli bir yaklaşımdır. Ve hele hele müzakerelerin ilk başladığı dönemde gündeme gelmesi yönündeki ısrarcı tavır süreci riske sokar ve gölgeler diye düşünüyorum. Rum tarafı bir girişim yapacaksa biz onları engelleyemeyiz. Ama bizim yaklaşımımız bu çerçevede olur. Onları biz kapsamlı çözüm müzakerelerine odaklanmaya davet ederiz.”

AP SEÇİMLERİNİN KUZEY'DE DE YAPILMASI GÜVENİ SAĞLAR...

Güven artırıcı önemler noktasında Maraş başlığı yerine Mayıs ayında yapılacak AB Parlamentosu seçimlerinin olduğuna değinen Nami seçimin Kuzey'de de yapılmasının AB içindeki birlik ve beraberliğin sembolize olmasını sağlayacağına değindi. Nami: “Karşılıklı güven artırıcı önlemler ile ilgili zaten teknik komiteler var. Ekonomide, çevre konularında iş birliği yapmak için konuşabiliriz. Yeni bir konu da düşüne biliriz. Örneğin AB Parlamentosu seçimleri geliyor. Madem net bir şekilde tekrar teyit ettik amacımızın Kıbrıs'ı birleştirmek olduğunu ve bunun zemini de var neden geri dönülemez bir yolda olduğumuzu kabul edip de AB Parlamentosu seçimlerinin Kuzey'de de yapılmasına imkan tanımayalım? Bunu da işbirliği içinde yapalım. Bu konuda AB müktesebatının askıya alınma durumu kaldırılsın, bunun için Rumların da oy birliği ile onay vermesi gerekiyor. Ve bunu Kıbrıs'ın tamamını AB içindeki birlik ve beraberliğini sembolize eder Kıbrıslı Türkleri daha bir AB'ye ait duygusunu pekiştirir. Adanın artık bölünmeyeceğine ilişkin imajını da pekiştirir. Buradan başlanabilir. Ortamı iyileştirmek için düzenlemeler yapılabilir” dedi.

TÜRK TARAFI BİR TAKIM GİBİ MÜZAKERELERİ SÜRDÜRÜYOR...

Hükümetin görüme sürecine müdahil olması yönündeki sorulara karşılık ise Nami: “Geçmişe baktığınızda hükümet çeşitli dönemlerde ihtiyaç hissedildiğinde en ön saflarda yerini almıştır. Sayın Talat, Sayın Serdar Denktaş, Sayın Tahsin Ertuğruloğlu gibi isimler belirli süreçlerde yer almışlardır. Dolayısı ile burada müzakere süreci bir makamın uhdesinde olmadı. Türk tarafı bir takım gibi roller çeşitli şekillerde paylaşıldı. Dışişleri Bakanlığı'nın ve hükümetin aktif bir şekilde olması gerekir ve hali hazırda öyledir. Bu bilinen bir gerçektir.  Cumhurbaşkanı'nın da bunu talep ettiğini görüyoruz. Toplumun tüm kesiminin desteğini istiyor. Hükümet bu tanımın dışında değildir. Bizde yetkilerimizi sonuna kadar kullanarak aktif bir şekilde bu süreçte yerimizi alacağız. Onun için Cumhurbaşkanı'nın çalışmalarını destekliyoruz. Cumhurbaşkanı'nın bizi destekleyip desteklemediği bilmiyoruz bu yönde bir açıklaması olmadı. Umarım söylemeye gerek olmadığı için bir açıklama yapmamıştır. Süreç çok ciddidir. Herkesin bilgisi birikimine ihtiyaç duyulacak bir süreç var. Öyle ki biz toplumun her kesiminin görüşüne başvurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

BİZ SÜRECE DESTEK VERMEYE HAZIRIZ...

Nami, liderler seviyesinde yapılacak görüşmelerde hükümetin Dışişleri Bakanı olarak temsil edilmesi konusunun Başbakan tarafından da talep edildiğine değinerek kendilerinin tecrübe ve ilişkileri ile sürece destek vermeye hazır olduğunu belirterek: “ Liderler görüşmesi bir tek ortak açıklamanın ilanı için oldu fakat liderler görüşmeye daha oturmadılar. Bu sürede Hükümet ve Cumhurbaşkanı iletişimde olacak. Neticede baktığınızda hükümet işin içinde olmak zorundadır. Mülkiyet konusu gündeme geldiğinde danışılacak merci İçişleri bakanlığı ve bağlı daireleri olacak ve buna benzer konular gündeme gelecek. Bu konuda el birliği ile çalışılması lazım” dedi.

SÜRECİ, ATANAN BÜROKRATLAR DEĞİL SEÇİLMİŞ SİYASİ İRADE GÖRÜŞMELİ!

Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Kudret Özersay'ın müzakereci olarak görüşmeleri sürdürmesi konusu ile ilgili isimlere takılıp kalmamak gerektiğine işaret ederek: “Burada isimlere takılıp kalmamak lazım. Bu liderlerin sahipliğinde yürütülen bir süreçtir. Özel temsilciler ihtiyaca göre değişir ama önemli olan liderlerin o iradeyi ortaya koyup ana hattı çizip “bize şu tarihe kadar yakınlaşma sağlayın çerçevede de budur” talimatı verip belirli dönemden sonra da yapılan işi sormaları lazım. Tabi ki böyle bir sürecin de sahibi liderler olması lazım. Şuanda maalesef her iki liderin de kendini müzakere masasından uzaklaştığını görüyoruz, özel temsilciler bir araya gelsinler bizde bize ihtiyaç duyulduğunda görüşelim noktasında bir yaklaşım var. Benim bunun doğru metot olup olmaması ile ilgili ciddi çekincelerim var. Hele ki Cumhurbaşkanı'nın 3-5 aylık bir sonuç düşüncesi varsa bunu böyle atanan akademik, teknik bürokratların değil doğrudan doğruya halkın önüne çıkıp oy istemiş, doğrudan doğruya siyasi iradeye sahip insanların bu işin başında olması ve konuşması ile olabileceğine inanıyorum” dedi.

TIRNAK İÇİNDE MÜZAKERECİ SIFATINI BİZ DESTEKLEMİYORUZ

Dışişleri Bakanı Nami, Rumların böyle bir tavır sergilediklerinde Türk tarafının bunu eleştirip oyalama taktiği dediğine değinerek “Şimdi bir de bu özel temsilcilere takılan tırnak içinde müzakereci sıfatını ise biz benimsemiyoruz. Burada özel temsilciler liderlerin adına orada bir şeyler yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

MECLİS GÖRÜŞME SÜRECİ İLE İLGİLİ SÜREKLİ BİLGİLENDİRİLMELİ

Meclisin düzenli ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesinin esas olduğuna değinen Nami, bu süreçte başta tutanaklar olmak üzere her türlü bilginin Meclise ulaştırlması gerektiğini söyledi. Nami: “Biz Dışişleri Bakanlığı olarak milletvekillerimizi bilgilendirmek için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Parti başkanlarını bilgilendiriyoruz. Ana Muhalefet başkanını bilgilendiriyoruz. Meclis- Hükümet- Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunu canlı tutmak lazım. Umarım kısa dönemde Cumhurbaşkanı da Meclise gelir ve kabul ettiği ortak açıklama ile ilgili pozisyonunu milletvekillerine anlatır” şeklinde konuştu.

HÜKÜMETTE SIKINTI YOK!

Koalisyon hükümeti ile ilgili sıkıntıların yaşanıp yaşanamadığıyla ilgili soruya ise Dışişleri Bakanı Nami: “Memleketteki genel psikolojik hava olumsuzluklar üzerine oluşturmuştur. Sorumluluk kimdedir tartışmasına girmek istemiyorum ama bu bir realitedir. Bizim bakanlar kurlunda bir toplantıda bile tartışma veya gerginlik olmadı. Tüm Bakanların birbirine yardım etmeye çalıştığı bir ortamda götürüyoruz. Neticede koalisyondur. Hükümet seviyesinde anlaşma tamdır. Bu hükümet devam edecek mi bozulacak mı? Bunları dürtükleyen çeşitli siyasi çevreler var. Bu da büyük bir talihsizliktir. Koalisyon hükümeti bu halkın talebi doğrultusunda oluşturuldu. Bunlarla ilgili yargıyı halk verir. Biz işimize bakıyoruz. Bizim iyi icraatlarımız olduğu halde bunu yıkmaya çalışanlar olursa CTP yine yüzünü halka döner ve durumun ne olduğunu anlatır” dedi.

Canan Onurer - İsmet Özgüren - Kıbrıs Postası
 
17 Şubat 2014 Pazartesi 08:34
Okunma: 865
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)