Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Doğu Akdeniz'de Doğalgaz Odaklı "jeopolitik Poker"

Doğu Akdeniz'de Doğalgaz Odaklı "jeopolitik Poker"

Reese: "annan Planına Dayalı Çözüm Lefkoşa'ya Stratejik Ve Ekonomik İstikrar Sağlardı".

 
 
Doğu Akdeniz'de Doğalgaz Odaklı
"2004'TE ANLAŞMA OLSAYDI KIBRIS BÖLGENİN ENERJİ KAVŞAĞI HALİNE GELECEKTİ"


MURADOV: "EKONOMİK KRİZ RUSYA'NIN GEREK KIBRIS'LA GEREK AB İLE İLİŞKİLERİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ"


"AB EMSALİ OLMAYAN BİR ADIM ATTI. HAREKETLERİYLE BÜTÜN İNSANLIĞI TEHLİKEYE SOKUYOR. BU DURUMUN ETKİLERİ BUGÜNKÜ DÜNYADA KİMSENİN ÇIKARINA OLMAYACAK"


EFREM İNBAR: "BÜTÜN YUMURTALARI TÜRKİYE SEPETİNE KOYMUYORUZ"


Lefkoşa, 31 Mart 13 (T.A.K.): ABD'nin eski Atina Büyükelçisi Charlie Reese, "Kıbrıs sorununa Annan Planı'na dayalı bir çözüm Lefkoşa'ya stratejik ve ekonomik istikrar sağlardı. Böyle bir durumda Kıbrıs Doğu Akdeniz'de enerji kavşağı haline gelirdi" dedi.


Haftalık Kathimerini gazetesi, "Kriz Görüntüsü Önünde Jeopolitik Poker... Ankara'nın Talepleri, Rusya'nın ve İsrail'in Rolü, ABD'nin ve Yunanistan'ın Tavrı ve Derinde de Doğalgaz Yatakları" başlıklı haberinde,  Türkiye hükümetinin 'atak' politika benimsemeye karar verdiğini, bu çerçevede, Güney Kıbrıs'la petrol-doğalgaz arama çıkarma anlaşması yaptığı için İtalyan Enerji devi ENI ile işbirliğini kestiğini yazdı, özetle şunları ekledi:


"Ankara'nın bütün ünlü büyük yatırımcılara mesaj niteliğindeki bu kararı Lefkoşa'nın Kıbrıs MEB'indeki parsellerde araştırma ruhsatı vermek için çıktığı ve 26 Mayıs'ta kapanması söz konusu olan ihale süresini uzatmaya hazırlandığı bir döneme denk geldi. ENI Samsun-Ceyhan boru hattındaki ana yatırımcıdır, Karadeniz'den geçerek Rus gazını Türkiye'ye taşıyan South Stream ve Blue Stream hatlarına katılımının nasıl etkileneceğiyse bilinmiyor. Ankara'nın en üst stratejik hedefi, Kıbrıs MEB'inde bulunduğu değerlendirilen doğalgazın Lefkoşa tarafından değerlendirilmesini engellemek, Kıbrıs Türk toplumunun katılımı aracılığıyla yatakların yönetilmesinde söz hakkı elde etmektir.


Ülkelerin ve şirketlerin tepkilerini sınayan bu strateji, Lefkoşa'nın doğalgazdan gelecekte elde edilecek gelirin, kredi sözleşmesi çerçevesinde ortaya çıkacak yükümlülüklerinin yerine getirilmesiyle hukukî anlamda bağdaştırma çabasına tepki olarak Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda kararlaştırıldı.


Ankara süratle yoğunlaştırılmış toplumlararası müzakereler ve Türkiye, Yunanistan ve iki toplumun katılacağı dörtlü konferans toplanması, çözüm olmaması halinde taksim uyarısında da bulunarak, sonunda hidrokarbonlardan müşterek istifade konusunda bastırıyor. Bu tezi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kamuoyuna yaptığı açıklamayla ve BM Güvenlik Konseyi Daimi üyelerine gönderdiği mektuplarla iletti. Atina şimdilik Ankara'ya dayanak sağlamaktan kaçınarak temkinli hareket ediyor.


Türkiye'nin hedefi Kıbrıs Türk toplumuna doğalgazın kullanımından ekonomik menfaat sağlamak ve doğalgaz aranması ve çıkarılmasıyla ilgili kararlarda söz hakkı elde etmektir. Erdoğan'ın niyetlerinin samimiyeti ve iki ülkenin gerçekten yeniden yakınlaşma perspektifleri konusunda ciddi kuşku belirtiliyor olmasına karşın ABD başkanı Obama'nın şahsi arabuluculuğundan sonra İsrail'le yeniden yakınlaşma çabaları Ankara'nın bütün bu planlamasını kolaylaştırıyor."


Gazete, ABD'nin eski Atina Büyükelçisi ve RAND temsilcisi Charlie Reese, Rusya'nın Güney Kıbrıs'taki eski büyükelçisi ve Rusya Devlet Uluslararası İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı Georgi Muradov ve Begkin-Santat Stratejik Araştırmalar Merkezi  Müdürü-İsrailli Analizci  Efrem İnbar'la yaptığı röportajları aktardı.


REESE: "ANNAN PLANINA DAYALI ÇÖZÜM LEFKOŞA'YA STRATEJİK VE EKONOMİK İSTİKRAR SAĞLARDI"


Gazete Reese'in "Kıbrıs sorununa Annan planına dayalı bir çözüm Lefkoşa'ya stratejik ve ekonomik istikrar sağlardı. Böyle bir durumda Kıbrıs Doğu Akdeniz'de enerji kavşağı haline gelirdi" sözünü öne çıkardığı röportajı okurlarına özetle şöyle aktardı:


"ABD Kıbrıs'ın ve bütün Euro Bölgesi'nin istikrarına ilgi gösteriyor, Avrupa ikinci büyük müşterimizdir. Krizin yönetiminde sözümüz yok ancak endişeleniyoruz. Özellikle Kıbrıs için yapısal reformlar gerekiyor.  Ekonomisinin işleyiş şekli sürdürülebilir değil.


ABD uzun zamandır Annan planı çizgisinde iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü olmasına ilgi gösteriyor. Bu Doğu Akdeniz'deki uzun vadeli istikrar açısından önemlidir. Geri dönüp 2004'e bakar ve iki toplum Annan planına olumlu oy verseydi ne olacağına bakarsak zannederim Kıbrıs bugün, karşılaştığı meydan okumalar karşısında çok daha güçlü olurdu. Çok daha bütünlüklü bir ekonomisi olacaktı.


"HRİSTOFYAS VE PAPADOPULOS KATI POLİTİKA BENİMSEDİ VE LEFKOŞA BRÜKSEL'DE MUAZZAM BİR SERMAYE TÜKETTİ"


Hristofyas ve Papadopulos Türkiye'nin AB üyelik sürecine ve AB-NATO ilişkilerine atıfta bulunarak katı politika benimsediler, bunun sonucunda Lefkoşa Brüksel'deki muazzam bir siyasi sermayeyi tüketti. Ülke yeniden birleşmiş ve Türkiye'yle verimli bir ekonomik ilişkisi olsaydı ekonomisi çok daha güçlü olur, doğalgazın statüsü konusunda Türkiye tarafından sorgulanmazdı. Belki Anastasiadis ile süreç içerisinde durum 2004'tekine benzer bir anlaşmaya doğru yeniden gözden geçirilir.


Türkiye-İsrail yeniden yakınlaşmasının gerçek olduğunu düşünüyorum. İsrail ve Türkiye'nin stratejik çıkarları aynıdır ve tamamlayıcı ekonomik ilişkileri vardır. İsrail önemli bir doğalgaz üreticisi haline geliyor, Türkiye de piyasa ve doğalgazın içerisinden geçeceği ülke olmak istiyor. Dolayısıyla birçok nedenden dolayı 90'lı yıllarda neredeyse tamamen askeri işbirliğine dayalı olan ilişkileri siyasi düzeye benzemese bile iki ülke arasındaki ilişki sıkı olacak. Bunun İsrail-Kıbrıs-Yunanistan işbirliğini etkileyeceğini zannetmiyorum. Sıfır sonuç oyunu (zero sum game) söz konusu değildir. Bu ülkeler arasındaki sıcak ilişkiler çok olumlu bir gelişmedir.


"2004'TE ANLAŞMA OLSAYDI KIBRIS BÖLGENİN ENERJİ KAVŞAĞI HALİNE GELECEKTİ"


2004'te anlaşma olsaydı Kıbrıs, İsrail'den Kıbrıs'a, oradan da Türkiye'ye ve Girit'e boru hatlarının uzanmasıyla bölgenin enerji kavşağı haline gelecekti. Özel sektör, ancak Kıbrıs sorunu çözülür ve siyasi istikrarsızlık son bulursa gerekli enerji altyapıları için Kıbrıs'a büyük yatırımlar yapacak.


Ruslar Kıbrıs'a az miktarda kredi vermenin dışında hiçbir şey yapmamışken, mevduat kayıpları nedeniyle rahatsızdırlar. Akdeniz'deki filoları için bir üsse ihtiyaçları olabilir ve belki Kıbrıs, onlara dayanak sağlamayı çıkarına görebilir. ABD kaygılanmıyor. Dahası, Ruslar Esat'a desteklerini çekerse Suriye'de üs bulundurmalarına (ABD) itiraz etmez"


Gazete, Muradov'un, Rusya'nın üst düzeydeki askerî olanaklarına vurgu yaparak "Avrupalılar ve genel olarak Batı, daha fazla yakıcı hale gelmeden bu durumu düzeltmelidir" dediği röportajda söylediklerini özetle şöyle aktardı:


MURADOV: "KIRBIS EKONOMİK KRİZİ RUSYA'NIN GEREK KIBRIS'LA GEREK AB İLE İLİŞKİLERİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ"


"Kıbrıs ekonomik krizi Rusya'nın gerek Kıbrıs'la gerekse AB ile ilişkilerini olumsuz etkiledi. Ancak en kritiği ve en kötüsü Lefkoşa ile yatırım alanındaki uzun vadeli işbirliğimizi etkilemesidir. Teknik ve para finans parçası dışında, Kıbrıs'ın yatırım kanalı Rusya açısından çok önemliydi. Yıllarca, yabancı devletler üzerinden Rusya'ya ulaşan yatırımlarda birinci (Güney Kıbrıs) sıradaydı. Ancak ne dediler? 'Sermayenin çoğu Rusya'dan kaçan ve Kıbrıs üzerinden yine Rusya'ya dönen Rus paralarıydı' dediler. Ben bunda bir yanlış görmüyorum.  Rusya'ya Kıbrıs üzerinden gelen paranın yüzde 70'i üçüncü ülkeler tarafından yapılan yabancı yatırımlardı. Rus paraları değildi ve bu ülkem için çok önemliydi. Şu anda bu kanal kapandı, Rusya'ya yapılacak yatırımlar için başka hangisinin (ülke) işleyebileceğini incelememiz gerek.


Bu paraları aktaracak kanallar İngiliz sömürgeleri (Virgin Adaları ve Kayman Adaları) ve Amerikan çıkarı vergi cennetleridir. Çoğu Avrupa ülkesinde ve ABD'de Rusya'nın politikası sevilmiyor ve artık elleri Rusya'ya yönelik yatırımların anahtarın üzerinedir. Bu durum çıkarlarımıza zarar veriyor.


Güven tesis etme çabalarımızdan vazgeçmemiz söz konusu değildir ve bu durumun etkimiz dışında bırakmayacağız. AB emsali olmayan bir adım attı. Daha önce hiç, demokratik ilkelerden ve serbest ekonomiden bahseden ülkelerin başka devletlerin paralarını yabancılaştırdıklarını görmemiştik. Bu devrim ilk kez oluyor.


"AB EMSALİ OLMAYAN BİR ADIM ETTI. HAREKETLERİYLE BÜTÜN İNSANLIĞI TEHLİKEYE SOKUYOR. BU DURUMUN ETKİLERİ BUGÜNKÜ DÜNYADA KİMSENİN ÇIKARINA OLMAYACAK"


Bu, zihniyetlerindeki önemli bir dönüştür. Kendilerine ait olmayan bir parayı alıyorlar. Bütün bu durum Batı'nın geçirmekte olduğu finansal, sosyal ve ahlaki krizle bağlantılıdır. Bütün uluslararası yaşamı ve uluslararası ilişkileri değiştiren bu tür hareketlerde bulunmalarının nedeni budur. Bugün önümüzde olan bu görüntü, kimsenin çıkarını dikkate almaksızın her türlü harekette bulunma niyetinde olduklarını gösteriyor. Bu, Rusya'ya komşu bütün ülkeleri, Rusya'nın bütün eski ortaklarını siyasi açıdan absorbe etme olan son yıllardaki politikanın bir devamıdır.


Bu tehlikeli bir oyundur çünkü büyük kökleri ve tarihi olan büyük bir kültürün küçümsenmeye başlanırsa bu kültürün askerî ve silahlanma alanında teknolojik emniyet supapları da vardır. Dolayısıyla, hareketleriyle bütün insanlığı tehlikeye sokuyorlar. Bu yüzden bütün ülkelerin net kafayla, daha fazla yakıcı hale gelmeden bu durumu nasıl düzeltileceğini net kafayla görmesi gerektiği inancındayım. Çünkü bu yakıcılığın etkileri bugünkü dünyada kimsenin çıkarına olmayacak."


EFREM İNBAR: BÜTÜN YUMURTALARI TÜRKİYE SEPETİNE KOYMUYORUZ"


Gazete "Bütün yumurtaları Türk sepetine koymuyoruz. Türk saldırganlığının yönetilmesi için Kıbrıs'ın ekonomisini yeniden tesis etmesi gerekir" sözünü öne çıkardığı Efrem İnbar'ın söylediklerini de şöyle aktardı:


"Türk-İsrail ilişkilerinde uzun vadeli ilerleme göreceğimizi zannetmiyorum çünkü Türkiye değişmedi. Ankara kendi Batı'dan uzak dış politikasını uyguluyor Müslüman dünyasında liderlik rolü üstlenmeyi hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak ve murad ettiği liderlik pozisyonuna gelebilmek için İsrail'e saldırmak çok işine geliyor. Kısa süre önce başlayan yeniden yakınlaşmaya karşın bu çizgide devam edeceği kesindir. Erdoğan halen, Hamas'a yardım etmek için Gazze'yi ziyaret edeceğini açıkladı. Bu, Netanyahu'nun özür dilemesinden birkaç dün sonra, İsrail'e bir şamardır. Yalnız bu da değil, Amerika'ya da bir şamardır.


Yunanistan'la ilişkilerimiz Türkiye'yle ilişkilerimizin gidişatından etkilenmez. Türkiye'yle çok daha yakın ilişkiler içerisinde olduğumuz 90'lı yıllarda bile Atina ile de daha sıkı ilişkiler arzu ettiğimizi hatırlatırım. Savunma işbirliği anlaşması bile imzalamıştık, bunu biz değil Yunanlar uygulamadı. Biz o zaman bile hazırdık ancak Pangalos iyi ilişkiler istemedi. Türkiye'yle ilişkiler gerçek anlamda iyileşse bile bütün yumurtaları bir sepette toplamak istemiyoruz. Hepsini Türk sepetine koymayacağız. Karşılıklı menfaate ise Yunanistan ve Kıbrıs ile bu ilişkiyi, özellikle enerji alanında sürdüreceğiz.


Stratejik açıdan, Türkiye'nin enerji köprüsü olarak rolünü güçlendirip Avrupa'nın enerji ikmali konusunda özel bir ağırlık vermemiz saflık olur. Enerji nakli Kıbrıs ve İsrail üzerinden olursa bizim konumumuz güçlenir ve Avrupa'nın Rusya'ya ve Türkiye'ye enerji bağımlılığı azalır. Enerji nakli konusunda her iki ülkenin de kullanılıp kullanılamayacağı, ekonomik büyüklükle ilgili bir öngörüdür ki böyle bir öngörüde bulunma tehlikesine girmeyeceğim. Sonunda birçok boru hattı için yeterli doğalgazına sahip olacağımızı düşünelim. Ekonomik hesaplamalar önemli ama stratejik boyut açısından olgular çok nettir.


Rusya dostumuz değil. Ancak Kıbrıslı olsaydım beni savunsun diye sırtımı NATO'ya dayamazdım. Moskova, Kıbrıs'ı Türkiye'ye karşı desteklemek için çok daha iyi bir konumdadır. Tabii Rusya, eski Rusya değildir. Kıbrıs'ı kurtarabilecek durumda değil. Kıbrıs'ı kurtaranlar Avrupalılardır. Bunu unutmayalım. Karmaşık bir oyundur.


Kıbrıs'taki ekonomik krizden kaygı duyuyor ve Kıbrıs'ın ayakları üzerinde durmasını istiyoruz.  Euro Bölgesi'ndeki hiçbir ülkenin yıkılmasını istemiyoruz. Kıbrıslıların ekonomilerini yeniden sağlıklı temele oturtmayı başarmalarını diliyoruz çünkü aksi durumda Türk saldırganlığının yönetilmesi çok daha zor olacak."


HİDROKARBONDOĞALGAZ SIVILAŞTIRMA TERMİNALİNDE ÖZERKLİĞE DOĞRU


Öte yandan Politis "Terminalde Özerkliğe Yakın... Troyka'nın Altyapılarda Örtülü Veto Sahibi Olmaması İçin Sıkı Çaba" başlıklı haberinde Rum yönetiminin, Troyka ile memorandum metninin finalinde hidrokarbonların yönetimi ve özellikle gerekli altyapıların inşa prosedürüyle ilgili icraatlarda karar alma yetkisini kreditörlerine kaptırmamak için büyük savaş verdiğini yazdı.


Troyka heyetiyle müzakerelerin sonlandırıldığı düne kadar Rum Enerji bakanı Yorgos Lakkotripis başkanlığındaki Rum heyetin özellikle; "altyapıların amiral gemisi" olarak nitelendirilen doğalgaz sıvılaştırma terminaliyle ilgili tercih ve inisiyatiflerin troykaya kaptırılmaması için çabaladığını ve dün bu yönde iyimser haberler geldiğini yazdı.


Gazete edindiği bilgilere dayanarak "iyimser haberin" memorandumdaki, hidrokarbonlarla ilgili kalkınma planlarına dair kritik paragrafa;  anlam açısından ihtilaf konusu olan "gözden geçirme" (rewiev) kelimesi yerine "sunmak" (present)  kelimesiyle değiştirilmesi olduğunu yazdı.


TROYKA EKONOMİK SORUNLARIN BASKISI VE DOĞALGAZDAN YARARLANMA KAYGISI İLE RUM YÖNETİMİNİN ACELE VE EKONOMİK OLMAYAN TERCİHLER YAPMASI TEHLİKESİNDEN KAYGILI


Gazete haberinin "Terminalden Başkası Çözüme Götürmez" başlığıyla ayırdığı bölümünde şu bilgileri verdi:


"Müzakerelerin gidişatıyla ilgili var olan kısıtlı bilgilere karşın gazetemizin edindiği bilgiler Troyka'nın, Kıbrıs tarafının ciddi ekonomik sorunların baskısı ve doğalgazdan istifadenin ileri götürülmesi kaygısıyla acele ve ekonomik olmayan tercihlerde bulunması tehlikesinden kaygı belirtti.  Troyka mensupları, gerek satış sözleşmeleriyle gerekse tahvil çıkararak, yetersiz yatırım tercihleri ve kredi verilmesinden veya ilk gelir akışından ortaya çıkacak paraların kötü kullanılması tehlikesi görüyor.


Ancak yetkili bir kaynak bize Troyka'nın, doğalgaz sıvılaştırma terminali inşa edilmesine hiçbir şekilde karşı görüş belirtmediğini veya -daha çok-  başka tercihlerden (komşu ülkelere doğru boru hattı, Türkiye'yle işbirliği, v.b.) yana görüş ortaya koymadığını söyledi. Ancak Troyka hükümetin kalkınmanın çeşitli aşamalarına dair detaylı planları olan bir planlaması olmasında ısrar ediyor ki bu önceki memorandum taslağında da kaydedilmiş ve hükümet tarafından -yükümlülük olarak- kabul edilmişti.Genel hatlarıyla altyapılarla ilgili plan, diğer birçok şey yanında, en kritik konu olan sıvılaştırma terminalinin sürdürülebilirliği konusunu kapsayacak.  Sürdürülebilirlik Kıbrıs'ın, terminalin operasyonel yapısı (konsorsiyum, Yap İşlet Devret, Public Private Partnership, v.b.), üretim hatlarının (trains) sayısı, İsrail'le işbirliği yapıp yapmama, 12'nci parselin geriye kalanı ve ruhsat verilen diğer 5 parseldeki sondajlardan çıkacak sonuç, ve benzeri konulardaki tercihleriyle bağlantılıdır. Kıbrıs'ın değişmez tezi sıvılaştırma terminalinin, sadece Kıbrıs doğalgazını sıvılaştıracak olsa dahi,  yürütülebilir olduğudur.


Doğalgaz piyasası yaratılması için de planın; yani sıvılaştırma ve ihracatın ve de iç ihtiyacın doğalgazla karşılanmasının hangi yapıya dayandırılacağının, önceden Troyka'ya sunulması gerekiyor.


Son olarak hükümetin, yeni enerji altyapılarının finansmanı ve gelecek nesiller tarafından kullanılması için doğalgaz satışından elde edilecek paranın yatırılacağı Ulusal Hidrokarbon Fonu kurma planını sunma yükümlülüğü de metinde yer almaya devam ediyor. Troyka'nın, Neoklis Silikiotis'in başkanlık seçimlerinden önce meclise sunduğu yasa tasarısının içeriğine itirazları varlığını ve şiddetini koruyor, bu nedenle yeni yasa tasarısı hazırlanacağına kesin gözüyle bakılması gerek. Öğrendiğimize göre doğalgazdan elde edilecek gelirin (ihracat başlamadan önce veya sonra); borcun ödemesini kapsayacak 'ek gelirler'le ilgili maddeye (bütçe politikasıyla ilgili metin) tabi olmamasının güvence altına alınması için yeni memorandum taslağında bazı uzlaşmalı müdahaleler oldu."


(ŞA/GUR)


**********


 
31 Mart 2013 Pazar 14:18
Okunma: 1012
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)