Ana Sayfa » Kıbrıs » Ekonomi Bakanı Atun: "ekonomik Programın Hazırlanması Kurultay Sürecinden Daha Önemli"

Ekonomi Bakanı Atun: "ekonomik Programın Hazırlanması Kurultay Sürecinden Daha Önemli"

"ubp Kurultaydan Sonra Da Tek Yumruk Olarak Bütün Kurumları İle Hareket Edecek".

 
 
Ekonomi Bakanı Atun:

Lefkoşa, 8 Ekim 12 (T.A.K): Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Ekonomik Programın hazırlanmasını UBP'nin kurultay sürecinden daha önemli olduğuna vurgu yaparak, 21 Ekim'den sonra UBP'nin, milletvekilleri ve bütün kurumları ile tek yumruk olup, hem KKTC'nin geleceği hem de UBP'nin bütünlüğü için hareket edeceğini söyledi.

Atun, büyük hassasiyetle çalıştıkları ve KKTC'nin kendisinin hazırladığı Ekonomik Programa zarar gelmesini arzu etmediklerini belirterek, ekonomik program için güçlü bir hükümet güçlü bir irade gerektiğini kaydetti ve yaklaşık 10 aylık süreç boyunca ilk günden beri gecesini gündüzüne katarak programın şekillenmesine katkı koyduğunu, son dönemdeki bütün çalışmaları ve enerji odağını program üzerine yoğunlaştırdığını söyledi.

Bakanlığından verilen bilgiye göre, Ekonomi Bakanı Sunat Atun, Kıbrıs Tv'de "Kıbrıs'ta Bugün" programına katılarak soruları yanıtladı.

Atun, 2013-2015 Ekonomik Programı ile ilgili eleştirileri yanıtlayarak, programın temelinde KKTC'nin bütün katmanlarının ve temsilcilerinin katkısı olduğunu, bu kapsamda ilçeleri birleştirerek 3 büyük çalıştay yaptıklarını, bunun yanı sıra dördüncü bir çalıştayı da bu 3 çalıştaya katılmak isteyip de katılamayanlar için gerçekleştirdiklerini anlattı.

Atun, toplamda 187 sivil toplum gönüllüsü katıldığını, bunların içerisinde ekonomistler, akademisyenler, mesleki ve ekonomik örgütlerin yer aldığını belirterek, katılımcıların görüşlerinin programın yüzde 90'ınını oluşturduğunu söyledi.

Atun, daha sonra bu çalışmayı Devlet Planlama Örgütü'nün program diline dönüştürdüğünü, bu çalışmaya göre hedefler ve stratejiler belirlenerek hedef tarihler konulduğunu ifade ederek, "Üstelik bütün bu süreci yürüten bağımsız bir kuruluş olan Manengment Center olmuştur.Tabii ki son şekli Bakanlar Kurulundan onaylandıktan sonra halkın bilgisine gelecektir" dedi

"PAKET İFADESİ DOĞRU BİR TANIM DEĞİL"

Bazı sendika ve örgütlerin "paket dayatması" gibi ifadeleri olduğunun sorulması üzerine Bakan Atun şunları söyledi:

"Ortada paket diye bir şey yoktur. Şayet bir yerlerden gelmiş olsaydı buna paket denilebilirdi. Bunu birileri 'bunu uygulayacaksınız' deseydi ancak o zaman bir paket olurdu. Ortada Ocak ayından bu yana sürdürmekte olduğumuz ekonomik program çalışmalarımız vardır. Ve bu programı temel alarak yaklaşık 20 gün kadar önce Türkiye ile müştereken hazırlamaya başladığımız ekonomik işbirliği protokolümüz vardır."

Atun, ilk günden bu yan hedeflerinin; KKTC'nin kendi programını hazırlaması olduğuna dikkat çekerek, 2010-2012 yılları arasında ekonomik program olmadığını yalnızca iki ülke arasında imzalanan "Ekonomik Protokol" olduğunu belirterek, "Biz bu protokolden elde ettiğimiz tecrübe ile KKTC'nin beşeri gücü ve niteliğini kullanarak kendi programımızı yazmak istedik" dedi.

Bu durumun Anavatandaki yetkililerce de  son derece olumlu karşılandığını belirten Atun, "Her bedenin ihtiyaç duyduğu elbise o bedene uygun olması gerekir" mantığıyla hareket ettiklerini, KKTC olarak ciddi bir sorumluluk aldıklarını ve ülke için en uygun olduğuna inandıkları  programı hazırlamış olduklarını söyledi.

"BÜTÇE AÇIKLARI KONTROL ALTINA ALINDI"

Programda yer alan bir çok konunun protokole de yansıtıldığını ifade eden Atun, önceki protokolde mali tedbirlerin olduğunu bunun nedeninin de devraldıkları hükümetin kontrolsüz bir bütçe yönetimi olduğunu belirtti. Atun şöyle devam etti:

"Kontrolsüzce harcanan bütçe kaynakları vardı ve harcamalar yapıldık sonra ihtiyaçlar karşılanamıyordu. Bununla birlikte vergi artışlarına gidiliyordu. Geçmişte akşamdan sabaha Katma Değer artışları ve stopaj vergileri,seyrüsefer zamları yaşıyorduk. Çünkü hazırlanan bütçe programına uyulmadan ve öngörüde bulunmadan siyaseten harcama yapma ihtiyacı duyuyordu dönemin hükümeti. Biz bu durumu ortadan kaldırma adına bir takım tedbirler aldık. Bunu yaparken de halkın canını  acıtmamaya büyük hassasiyet gösterdik."

Şu anda bütçe açıklarının kontrol altına alındığını, artık sürpriz vergi uygulamalarının gündemden kalktığını belirten Atun, bu uygulamalar sonrası yeni protokolde mali tedbirlerin ikinci plana atıldığını vurguladı.

"ÇALIŞANLARIN HAKLARINI GERİYE GÖTÜRECEK HİÇBİRŞEY YOK"

Gerek program gerekse protokolde, çalışanların haklarını geriye götürecek hiç bir şeyi kapsamadığını ifade eden Atun, bilakis hayat pahalılığını daha sürdürülebilir bir şekilde ve daha adil bir şekilde dağıtımını sağlayacak bir taslak üzerinde çalıştıklarını söyledi.

ELEKTRİK KURUMU

Programda, Elektrik Kurumuna yönelik bir özelleştirmenin yer almadığını söyleyen Atun, şöyle devam etti:

"Ama Elektrik Kurumuna ilişkin olarak her zaman söylüyorum. Rasyonel ve çağdaş uygulamalara gitmemiz gerekiyor. Eğer tahsilat bu elektrik kurumu içerisinde en büyük sorunsa bu sorunla barışık olmak lazım. Yani bunu kabullenmek  lazım ve bunu ortadan kaldıracak şekilde hareket etmek lazım. Bu ülkede siyaset , siyasi ilişkiler  bu küçük toplum içinde gerek siyasi gerek siyaset dışındaki en küçük en basit sorumluluk noktasındaki insanın dahi bireysel münasebetleri bu yönde bir zaafiyet bir dezavantaj oluşturuyorsa, bunları bu durumla barışık olarak ele alıp bu yönde yapılabilecek doğru şeyleri yapmak lazım. Bizim tasarladığımız tahsilat süreçlerinin hizmet alımı olarak yapılmasıdır."

BANKA FAİZLERİ

Atun, insanların borçlu durumu ve bankalardan aldıkları bu borçların kıskacı altında sıkışmış olmasının vatandaşı son derece büyük sıkıntılara soktuğunu belirterek, bazı vatandaşların hayatlarına mal olacak üzücü hadiselerin bile yaşandığına dikkat çekti ve bu yönde iki yönlü bir çalışma planladıklarını ifade etti.

Atun, bu çalışmalardan bir tanesinin faizin büyük noktalara gitmesinin önüne geçmek olduğunu, ikinci olarak da gelir düzeyi ile ilişkili yüksek derecede borçlanmama üzerine bir çalışma olduğunu belirtti.

PROGRAMIN ZARAR GÖRMEMESİ GEREKİR

Ekonomik program için güçlü bir hükümet güçlü bir irade gerektiğini söyleyen Atun, yaklaşık 10 aylık süreç boyunca ilk günden beri gecesini gündüzüne katarak programın şekillenmesine katkı koyduğunu,son dönemdeki bütün çalışmaları ve enerji odağını  program üzerine yoğunlaştırdığını söyledi.

Atun, "Güçlü ve iyi bir program olduğuna inanıyorum. Sivil toplum örgütleri ve çalışmada yer alan katılımcılar bu programın oluşmasında sağ olsunlar bana güvenle destek verdiler.

Dolayısıyla bu programın en küçük bir halel görmesi en küçük bir aksaklığa uğraması, beni de ciddi manada üzecektir.  Buna sebebiyet vermemek için bende elimden gelen her şeyi yapacağım" diye konuştu.

"EKONOMİK PROGRAM HER ŞEYİN ÜSTÜNDE"

Programda kurultay sürecinde Başbakan İrsen Küçük'e desteğinin hatırlatılması üzerine Atun, dün gece davetli olduğu Lefkoşa ilçesinin düzenlediği yemekte sorulan bir soru üzerine verdiği yanıtta bu açıklamayı yaptığını söyleyerek, şöyle devam etti.

"Bütün bu süreçler içerisinde her aşamada gerek bana gerek programa olan güvenini sayın Başbakan sürekli olarak tekrarlamış ve bu telkini yapmıştır. Bende bu güvenin karşılıklı olduğunu çok açık bir şekilde kendisine ifade ettim. Çünkü bu program benim gözümde KKTC'nin kurultaydan da önemli bir gündemi olması gerekiyor.

Çünkü kurultay UBP'nin kendi iç meselesidir. Program KKTC'nin geleceğinin programıdır. Dolayısıyla kurultay sürecinde önünde olması gerekiyor ve ben bunu öyle kabul  ediyorum.Herkesin buna sahip çıkması gerekiyor."

Kendisinin herhangi bir çevrenin "umutlarını kırdığı" yorumuna katılmadığını ifade eden Atun, çünkü bunun UBP içerisinde bir yarış olduğunu belirterek, "Bugüne kadar UBP içinde bulunan arkadaşlar mutlaka partiye ve devlete inandıkları için buradadırlar. Şahıslara endeksli bir yönetimde tabi düşünmemek gerekiyor" dedi.

"KURULTAY'DAN SONRA TEK YUMRUK"

Atun, kurultay sonrası da UBP'nin milletvekilleri ve bütün kurumları ile tek  yumruk olup hem KKTC'nin geleceği hem de UBP'nin bütünlüğü için hareket edeceğine olan inancını dile getirdi.

Atun, hiç kimsenin şahsi menfaatinin bir partinin varlığı bütünlüğü ile bir devletin güçlü konumunun üzerinde olmaması gerekliliğine vurgu yaptı.

(EMR/HA)  

 
8 Ekim 2012 Pazartesi 15:30
Okunma: 622
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)