Ana Sayfa » Türkiye » Enflasyon Raporu...

Enflasyon Raporu...

Türkiye Merkez Bankası Başkanı Başçı: ''küresel Dengesizliklerin Sürdüğü Bir Konjonktürle Uzun Süre Yaşamak Zorunda Kalabiliriz. Bu Senaryoda, Muhtemelen Dış Talebimiz Zayıf Kalacak, Emtia Fiyatları Yüksek Seyrini Koruyacak, Ülkemize Yönelik Kısa Vadeli Sermaye Girişleri Sürecekve Bütün Bunlar Makro Finansal Riskleri Besleyebilecektir''.

 
 
Enflasyon Raporu...

Ankara, 28 Temmuz 11 (T.A.K.): Türkiye Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, küresel dengesizliklerin sürdüğü bir konjonktürle uzun süre yaşamak zorunda kalınabileceğini bildirerek, ''bu senaryoda, muhtemelen dış talebimiz zayıf kalacak, emtia fiyatları yüksek seyrini koruyacak, ülkemize yönelik kısa vadeli sermaye girişleri sürecek ve bütün bunlar makro finansal riskleri besleyebilecektir'' dedi.

Başçı, yılın üçüncü enflasyon raporunu açıkladığı basın toplantısında, enflasyon görünümüne ve finansal istikrara ilişkin risklere ve bu risklerin gerçekleşmesi durumunda para politikasının nasıl şekillenebileceğine ilişkin bilgiler verdi.

Avro bölgesindeki borç sorunlarının küresel boyutta bir krize dönüşmeden çözümlenme olasılığının da bulunduğunu, ancak böyle bir durumda dahi gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyetin uzun süre zayıf seyrini koruyabileceğini belirten Başçı, buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde iç talep kaynaklı büyümenin devam ettiği, gelişmekte olan ülkelere kısa vadeli spekülatif sermaye girişlerinin yeniden hızlandığı, diğer bir ifadeyle küresel dengesizliklerin sürdüğü bir konjonktürle uzun süre yaşamak zorunda kalınabileceğini söyledi.

Bu senaryoda, muhtemelen dış talebinin zayıf kalacağını, emtia fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağını, Türkiye'ye yönelik kısa vadeli sermaye girişlerinin süreceğini belirten Başçı, bütün bunların makro finansal riskleri besleyebileceğini, böyle bir durumda, fiyat istikrarına ve finansal istikrara dair riskleri sınırlamak amacıyla düşük politika faizi ve yüksek zorunlu karşılıklar uygulamasına uzun süre devam etmelerinin gerekebileceğini bildirdi.

Başçı, mevcut konjonktürde risk unsurlarını ve bunlara bağlı para politikası tedbirlerini, hem fiyat istikrarını hem de finansal istikrarı gözeten bir çerçeve dahilinde belirlediklerini, dolayısıyla olası risk unsurlarının sadece toplam talep üzerindeki etkilerini değil, aynı zamanda talep kompozisyonu üzerindeki yansımalarını da dikkate aldıkları dile getirdi.

Buna gerekçe olarak ''toplam talebin seviyesi doğrudan fiyat istikrarıyla ilişkiliyken, toplam talebin kompozisyonunun finansal istikrarla ilişkili'' oluşunu gösteren Başçı, küresel ekonomiye ilişkin risk unsurları ve olası politika tedbirlerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Enflasyon tahminlerini oluştururken, ana senaryoda uluslararası kuruluşların beklentilerini temel alarak küresel iktisadi faaliyette ikinci çeyrekte gözlenen yavaşlamanın kalıcı olmayacağını varsaydıklarını belirten Başçı, ancak Nisan Enflasyon Raporu'ndan bu yana yaşanan gelişmelerin, küresel ekonomiye dair aşağı yönlü riskleri daha belirgin hale getirdiğini vurguladı.

''Diğer bir ifadeyle ana senaryoda belirgin bir değişiklik olmasa da risk unsurlarının dağılımında önemli bir değişiklik oldu'' diyen Başçı, şöyle devam etti:

''Küresel iktisadi faaliyete ilişkin aşağı yönlü riskleri artık daha yüksek sesle dile getiriyoruz. Gelişmiş ülkelerde kredi, gayrimenkul ve emek piyasalarındaki sorunlar henüz tam olarak çözülememiştir. Ayrıca birçok ülkede kamu maliyesi dinamiklerine ilişkin endişeler gündemde kalmaya devam ediyor. Özellikle, son dönemde avro bölgesi çevre ülkelerinin kamu borcuna ilişkin giderek artan sorunların, küresel ekonomiye dair aşağı yönlü riskleri belirginleştirdiğini görüyoruz. Bazı Avrupa ülkelerindeki kamu borcu sorununa ve küresel büyümeye ilişkin endişelerin risk iştahını olumsuz etkilemeye devam etmesi halinde faiz koridorunu kademeli olarak daraltabileceğimizi daha önce belirtmiştik. Gelişmiş ülke ekonomilerindeki sorunların daha da derinleşmesi ve yurt içi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde ise bütün politika araçlarımızı genişletici yönde kullanmamızın gerekebileceğini vurgulamak istiyorum.

Kuşkusuz, avro bölgesindeki borç sorunlarının küresel boyutta bir krize dönüşmeden çözümlenme olasılığı da bulunuyor. Ancak böyle bir durumda dahi, gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyet uzun süre zayıf seyrini koruyabilir. Buna karşılık, gelişmekte olan ülkelerde iç talep kaynaklı büyümenin devam ettiği, gelişmekte olan ülkelere kısa vadeli spekülatif sermaye girişlerinin yeniden hızlandığı, diğer bir ifadeyle küresel dengesizliklerin sürdüğü bir konjonktürle uzun süre yaşamak zorunda kalabiliriz. Bu senaryoda, muhtemelen dış talebimiz zayıf kalacak, emtia fiyatları yüksek seyrini koruyacak, ülkemize yönelik kısa vadeli sermaye girişleri sürecek ve bütün bunlar makro finansal riskleri besleyebilecektir. Böyle bir durumda, fiyat istikrarına ve finansal istikrara dair riskleri sınırlamak amacıyla düşük politika faizi ve yüksek zorunlu karşılıklar uygulamamıza uzun süre devam etmemiz gerekebilir.''

-ÇEKİRDEK ENFLASYON-

Döviz kuru ve ithalat fiyatlarındaki gelişmelerin temel enflasyon göstergeleri üzerindeki etkilerinin 2010 yılının son çeyreğinden bu yana gözlenmeye başladığını ifade eden Başçı, önümüzdeki dönemde temel enflasyon göstergelerinin yüksek seyretmesine neden olabilecek bir diğer unsurun da hazır giyim ve kumaş ithalatına yönelik olarak yapılan ek vergi artışları olduğunu söyledi.

Mevcut durumda temel enflasyon göstergelerindeki artışın büyük ölçüde ithalat fiyatlarındaki artışa bağlı olarak ortaya çıkan göreli fiyat hareketlerinden kaynaklandığını, toplam talep koşullarının mevcut konumunun ise ikincil etkileri kontrol altında tuttuğunu anlatan Başçı, bununla birlikte, yıllık bazda çekirdek enflasyonun bir süre daha artmaya devam edecek olmasının, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerinde yukarı yönlü bir risk unsuru oluşturduğunu dile getirdi.

Başçı, böyle bir riskin gerçekleşmesi ve orta vadeli enflasyon görünümünü tehdit etmesi durumunda para politikasını sıkılaştırmakta tereddüt etmeyeceklerini, sıkılaştırmada kullanacakları araçların bileşimini ise büyük ölçüde iç talep, sermaye hareketleri, cari denge ve kredilerin seyrinin belirleyeceğini söyledi.

Süregelen sıkılaştırıcı tedbirlerin krediler ve iç talep üzerindeki etkisinin yılın ikinci yarısında daha da belirginleşeceğini tahmin ettiklerini bildiren Başçı, sıkılaştırıcı tedbirlerin yapacağı etkinin boyutu ve zamanlamasının para politikasının kontrolü dışındaki gelişmelere bağlı olarak farklılaşabileceğini kaydetti. Başçı, ''Şu ana kadar alınan önlemlerin fiyat istikrarı ve finansal istikrar üzerindeki gecikmeli etkilerini yakından izlemeye devam ederek gerektiğinde ilave tedbirler alabileceğimizi tekrar vurgulamak istiyorum'' dedi.

-MALİ DURUŞ-

Para politikası stratejilerini oluştururken maliye politikasına ilişkin gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini vurgulayan Başçı, mevcut konjonktürde iç ve dış talep arasındaki ayrışmaya bağlı olarak artan cari açığın getirdiği risklerin sınırlanması bakımından mali disiplinin sürdürülmesinin önemini koruduğunu vurguladı.

Başçı, gerek kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması yasası kapsamında elde edilen kaynağın gerekse güçlü seyreden iç talebin sağladığı ek gelirlerin tasarruf edilmesinin, fiyat istikrarına ve finansal istikrara dair riskleri azaltacağı gibi mevcut politika bileşiminin etkinliğini de artıracağını söyledi.

''Bu çerçevede Rapor'da baz senaryoda yer alan enflasyon tahminlerini oluştururken ek bütçe gelirlerinin büyük oranda tasarruf edileceğini varsaydık'' diyen Başçı, şunları kaydetti:

''Mali duruşun söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunu da güncellememiz söz konusu olabilir. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine odaklanmaya ve finansal istikrarı gözetmeye devam edeceğiz. Bu süreçte Bankamız ve diğer kurumlarca finansal istikrara yönelik alınan önlemlerin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini de dikkatle değerlendireceğiz.

Orta vadede mali disiplinin sürdürüleceğine dair taahhütlerin yerine getirilmesi ve yapısal reform sürecinin güçlendirilmesi, ülkemizin kredi riskindeki göreli iyileşmeye katkıda bulunarak makroekonomik istikrarı ve fiyat istikrarını destekleyecektir. Mali disiplinin devamı aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişletecek ve faizlerin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refah artışına katkıda bulunacaktır. Bu çerçevede, Orta Vadeli Program'ın ve Avrupa Birliği müktesebatının gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar büyük önem taşımaktadır''.

(AA/ID/HA)

 
28 Temmuz 2011 Perşembe 21:18
Okunma: 562
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)