Ana Sayfa » Kıbrıs » Erhan Arıklı'dan Hrisostomos'a sert cevap

Erhan Arıklı'dan Hrisostomos'a sert cevap

Rum Başpiskoposu Hrisostomos “Türkiye’den gelen Türkler evlerine dönsünler…” açıklamasına Prof.Dr. Erhan Arıklı'dan cevap geldi. "Hrisostomos ve onun gibi düşünenler bilmelidirler ki; Biz artık bu ülkeyi vatan tuttuk. Buraya dönmeye değil, ölmeye geldik."

 
 
Erhan Arıklı'dan Hrisostomos'a sert cevap

Rum Başpiskoposu Hrisostomos “Türkiye’den gelen Türkler evlerine
dönsünler…” demiş. Emri olur tabii. Vatan tuttuğumuz bu toprakları sırf papazın

hatırını kırmayalım diye bırakır gideriz gitmesine de, 41 yılımızı nasıl geri verecekler

onu merak ediyorum.

Hrisostomos’u anlarız anlamasına da onun bu sözlerine KKTC’den tek bir yetkili çıkıp

cevap vermemesini anlamamız mümkün değildir. Bu durum YDH’nın ne kadar haklı

gerekçelerle ortaya çıktığını da göstermektedir.

KKTC’de gizli veya açık bir şekilde, 1974 sonrası Ada’ya göç eden Türkiye göçmeni

vatandaşların geri gitmesini arzulayan bir sürü kişinin olduğu biliniyor elbette.

Özellikle KKTC de “Yeni Vatandaşlıklar” söz konusu olduğunda solcu kardeşlerimiz,

dünyanın en ırkçı bakış açısı ile bu olaya yaklaşır ve “Muz Cumhuriyeti” dedikleri ve

aşağıladıkları bu Devletin vatandaşlığına büyük bir kıskançlıkla sahiplenirler.

Güneyde yapılan ve Ada’nın nüfus yapısını Rumların lehine bozan yeni

vatandaşlıklarla ilgili tek bir kelam etmezler de, KKTC’de yapılan vatandaşlıkları

AB’nin ve diğer uluslararası kurumların gündemine getirmeyi ve Türkiye’yi şikayet

etmeyi bir görev ad ederler kendilerine.

Onların yüzünden bu konuyu sağlıklı bir şekilde tartışma imkanı da ortadan

kalkmaktadır.

Oysa bu mesele ciddi bir meseledir ve iç politika malzemesi yapılmamalıdır.

Biz bu konudaki görüşlerimizi daha önce kamuoyu ile paylaşmıştık. Ama aşağıdaki

bilgileri bir kez daha kamuoyunun gündemine getirmeyi bir borç biliyoruz.

KKTC’de nüfus ve vatandaşlık politikasını konuşurken, konuya öncelikle 1878’den

itibaren Ada’dan dışarıya yani Türkiye’ye ve diğer ülkelere yapılan Türk göçü ile

başlamalıyız…

1831’de yapılan nüfus sayımına göre; Ada’nın %66’sı Rum, %34’ü Türk’tü. Yani

Türklerle Rumların arasındaki 3/1 oranı, 150 yıl sene önce ihdas edilmiş bir orandı.

Bu oran 1878’e kadar pek değişmedi.

Kıbrıs’ın 1878’de İngilizlerin eline geçmesi ile birlikte Ada’daki Türk nüfusunun

boşaltılması için sistemli bir kampanya uygulanmıştı. Bunun neticesinde 1938’e

gelindiğinde Ada’daki Türk nüfusunun oranı %17’ye düşmüştü. Başka bir deyişle

Ada’daki Türk nüfusu yarı yarıya azalmış ve göç eden Türklerin çok büyük kısmı

Anadolu’ya, yani atalarının geldiği coğrafyaya dönmüşlerdi.

Sadece Lozan anlaşmasına dayanarak 19141916

yılları arasında Türkiye

vatandaşlığını kabul eden Kıbrıs’lı Türklerin sayısı 9.327 kişidir. 1911’de Adadaki

Kıbrıslı Türklerin sayısının 46.000 olduğu göz önünde bulundurulursa, denebilir ki

ortalama her 4 Kıbrıslı Türk’ten 1 tanesi 191416

yılları arasında Türkiye’ye göç

etmiştir. 1914’e göre Türkiye’nin nüfusu 9 misli arttığına göre Türkiye’de ki Kıbrıs

Türklerinin sayısının bugün 100.000 civarında olduğunu söyleyebiliriz.

Anadolu, bütün yokluk ve kıtlığına rağmen, gerek Balkanlardan ve gerekse

Kafkaslardan gelen Türklere; “Gelmeyin. Lokmamızı bölmeyin” demediği gibi, İngiliz

idaresine girmeyi ret eden Kıbrıs Türklerine de bağrını açmıştır.

İngilizRum

işbirliği içerisinde Ada’dan Kıbrıslı Türklerin göçe zorlanması, 1974’e

kadar uygulanan sistemli bir devlet politikası olmuştur. Bugün yurt dışında yaşayan

Kıbrıslı Türklerin sayısı KKTC’de yaşayanlardan 3 misli daha fazladır.

1974’ten sonra Ada’ya yaptırılan göç ise, o açığı kapatmak ve Türklerle Rumların

arasındaki 3/1’lik tarihi nüfus dengesini yeniden tutturmak için yapılan bir göç

hareketidir.

Bu konuda solcu kardeşlerimizin öne sürdüğü Cenevre Protokolü falan hikayedir.

Annan Planı bile muhtemel bir anlaşmada 50.000 civarında göçmenin vatandaş

olarak Ada’da kalmasını öngörmüştür.

Ammmaaaa ve Fakaaaat....

Türkiye’den Kıbrıs’a yapılan göç, son derece dikkatli ve titiz bir şekilde, Ada’nın

ihtiyaçları ile Kıbrıs Türklerinin sosyolojik ve kültürel yapısı dikkate alınarak yapılmalı

idi.

Aynı şekilde Ada’ya göç ettirilen Anadolu Türklerinin, Kıbrıs Adası ve Kıbrıs Türkleri

ile entegrasyonunu sağlayacak tedbirler de süratle alınmalı idi.

Maalesef bu konuda ciddi hiç bir adım atılmamış, 1571 sonrası Ada’ya göç eden

Türklerle 1974’den sonra göç eden Türklerin kültürel entegrasyonu, aradan bunca

sene geçmesine rağmen hala sağlanamamıştır.

Öte yandan “TürkiyeliKıbrıslı”

ayrımı, özellikle Devleti yönetenlerin uygulaya geldiği

bir politika olarak yaşanmaya devam etmektedir...

Ayrımcılık “Sağ” veya “Sol” olduğuna bakılmaksızın iktidara gelen bütün partiler

tarafından acımasızca uygulanmaktadır. Geçmişte “Sol” bu ayrımcılığı açıktan

yaparken, “Sağ” Türkiye Göçmenlerinin oy potansiyelini düşünerek gizlice yapmakta

idi.

Politikacıların arzuladığı şudur; 1974’ten sonra Ada’ya göçen ve vatandaş olan bu

kesim sadece oy versin, vergi versin, askere gitsin, kendilerine ne kadar hak uygun

görülüyorsa onunla yetinsin ve asla eşit hak talep etmesin.

İşin acı tarafı ise; Eski Kıbrıslılar dediğimiz vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmı bu

ayrımcı politikanın samimi olarak farkında bile değildir. Çünkü halk arasında

ayrımcılık söz konusu değildir. Ve yine çünkü 40 yıldır iç içe yaşayan, kız alıp kız

veren Eski ve yeni Kıbrıslıların birbirini ötekileştirmesi söz konusu bile değildir.

Ne yazık ki Eski Kıbrıslılar dediğimiz bu kesim, Politikacıların yaptığı ayrımcılığın

farkında olmadığı için, Yeni Kıbrıslılara uygulanan politikaları dile getirenleri, hemen

“Ayrımcılık” ve “Bölücülük” yapmakla suçlarlar...

Bu durumu kendisi de Eski Kıbrıslı olan Çiğdem Dürüst hanım yazdığı köşe

yazısında gayet güzel özetlemiş ve demiştir ki; “… Toplumsal yapı içerisinde

ayrımcılığa neden olan koşullar, avantajlı kesimler tarafından yok

sayıldığından, görülmez ve normal kabul edilir. Avantajlı çoğunluk, yok sayarak

bir ayrımcılığa zemin yarattığının farkında değildir…”

Bu tespite şapka çıkarılmaz da ne yapılır.

YDH’nın (Yeni Doğuş Hareketi) yapmaya çalıştığı şey, birlik ve beraberliğimize sekte

vuran bu ayrımcılığı Eski Kıbrıslı kardeşlerimize de anlatarak, politikacılara karşı

onlarla birlikte mücadele vermektir...

Başa dönecek olursak, Hrisostomos ve onun gibi düşünenler bilmelidirler ki; Biz artık

bu ülkeyi vatan tuttuk. Buraya dönmeye değil, ölmeye geldik.

 
29 Haziran 2015 Pazartesi 09:38
Okunma: 1753
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)