Ana Sayfa » Kıbrıs » Eroğlu: “ Milletvekilleri UBP’den dışarı itildi”

Eroğlu: “ Milletvekilleri UBP’den dışarı itildi”

Cumhurbaşkanı Eroğlu, 37 yıl içinde bulunduğu UBP’nin şu andaki Genel Başkanı’nın ülkede ve partide yaşanan sıkıntılar dolayısı ile uyarılarda bulunmasını hazmedemeyerek kendisine saldırmasından üzüldüğünü söyledi:

 
 
Eroğlu: “ Milletvekilleri UBP’den dışarı itildi”
Cumhurbaşkanı Eroğlu, 37 yıl içinde bulunduğu UBP’nin şu andaki Genel Başkanı’nın ülkede ve partide yaşanan sıkıntılar dolayısı ile uyarılarda bulunmasını hazmedemeyerek kendisine saldırmasından üzüldüğünü söyledi:

 

“ Milletvekilleri UBP’den dışarı itildi”

 

· “Benim temel hedefim Kıbrıs Türk halkının kendi devlet çatısı altında refah ve huzur içinde yaşamasıdır. Bunun için de ülkenin iyi yönetilmesi gerekir. Ekonomisinin ve sosyal yapısının güçlü olması lazımdır. Günümüzde huzur ve sükunetin devamlılığı açısından adalet mekanizmasının sağlıklı çalışması, demokrasinin ön planda tutulması, katılımcılık, uzlaşma kültürü gibisinden değerlere her zamankinden fazla önem verilmesi gerekir.

· Geçmişte şu veya bu makam için partiyi terk edenler var. Ama bu arkadaşların hepsi şu anda UBP’de. Ve bu arkadaşlar, ayrılan arkadaşlara hain dediği zaman ben üzülüyorum çünkü kendi kendilerini suçluyorlar. Onun için bu gibi sözler bana göre yanlış sözlerdir. Onun için bu konuya fazla girmek istenmiyorum.

 

 

Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, UBP’de özellikle kurultay süreci ve öncesinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, “ben içinden çıktığım partinin eridiğini gördüğüm zaman uyarısını yaptım” diye konuştu.

Eroğlu, Ahmet Kaşif ile birlikte UBP’den ayrılan milletvekillerinin partiden itildiğini ve parti içerisinde birlik ve beraberliğin sağlanamadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Eroğlu Kıbrıs Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü’nün sorularını yanıtladı.

Eroğlu, kendisine yöneltilen “hanedan” eleştirilerine de tepki koyarak “Benim doğduğum yaşadığım köy Ergazi köyü, içinde büyüdüğüm ev bir kuzey bir güney kapısı olan tek odalı ev. Dolayısıyla benim hanedanlık derdi bende yok” cevabını verdi.

 

“BENİ DESTEKLEMEYENLERİ DE KUCAKLADIM”

 

UBP üyesi veya başkanı olduğu zamanlarda, en çok kurultaylara giren çıkan biri olarak kendini destekleyenlerin olduğu gibi desteklemeyenlerin de bulunduğunu anımsatan Eroğlu  “Hiçbir zaman %100 delegenin oyunu almış değilim ama beni desteklemeyenleri ben ertesi gün de kucakladım. Hükümet kurma da nasip olunca ben bu arkadaşları bakan yaptım, meclis başkanı yaptım” dedi.

Eroğlu ayrıca “En son da biliyorsunuz 1995 tarihinde bir kurultayımız olmuştu. İki aday çıkmıştı, ben ve Enver Emin Bey. Lefkoşa milletvekillerinin tümü Enver Bey’i desteklemişti ama seçimi ben kazandım ve Enver Bey ile biz yine kardeş gibiyiz ve 1996’da hükümet kurma görevi bana verildiği zaman tüm o arkadaşlar bakan olmuştu” diye konuştu.

 

“TAHSİN BEYİ DESTEKLEYENLERDEN BİRİ MECLİS BAŞKANI OLDU..”

 

Tahsin Ertuğruloğlu ile yarıştığı kurultayda kendisin değil de Ertuğruloğlu’nu destekleyenlerden birinin meclis başkanı ikisinin de bakan olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Parti başkanlığı budur, parti liderliği budur. Kurultayda delegenin bir aday varsa bir şansı vardır ama iki aday varsa iki şansı vardır. Ya Ahmet’e verecek ya Mehmet’e verecek ama olayı büyütüp ‘bana oy verenler ve diğerleri’ dediğiniz zaman bu parti bölünmeye mahkumdur. Eroğlu’nun kurultay oyunları yok, Eroğlu’nun hükümetin icraatlarını engelleme düşüncesi de olamaz zaten çünkü engellemem mümkün değil. Hükümet var, hükümetin başı var. Bakanlar kurulu kararlarını alır icraatlarını yapar. Ama kurultayın uzaması nerden oldu? 21 Ekim’deki kurultayda salt çoğunluk sağlanamadığı için tüzük gereği bir hafta sonraya ertelenmesi gerekirdi. Sayın İrsen Küçük’ün divan başkanına baskı yapmasıyla başkanlığını ilan etmesi olayın mahkemelere düşmesi. Dolayısıyla icraat yapamamanın nedeni kurultay veya Eroğlu değildir. O hükümetin işidir. Hükümetin yapması gereken icraatlar varken hep zamanı oynamışlardır. Bu gibi suçlamalar bana göre son derece yanlıştır. Cumhurbaşkanı’nın görevi nedir. Cumhurbaşkanının görevi, ben zaten zaman zaman söylüyorum bunları.

 

“HEDEFİM, HALKIN REFAH VE HUZUR İÇİNDE YAŞAMASIDIR”

 

Benim temel hedefim Kıbrıs Türk halkının kendi devlet çatısı altında refah ve huzur içinde yaşamasıdır. Bunun için de ülkenin iyi yönetilmesi gerekir. Ekonomisinin ve sosyal yapısının güçlü olması lazımdır. Günümüzde huzur ve sükunetin devamlılığı açısından adalet mekanizmasının sağlıklı çalışması, demokrasinin ön planda tutulması, katılımcılık, uzlaşma kültürü gibisinden değerlere her zamankinden fazla önem verilmesi gerekir.

Ben bu düşüncelerle görev yaptım ve cumhurbaşkanlığı görevine seçilirken de sadece Kıbrıs konuyla ilgili değil, hükümetin icraatlarıyla da ilgili zaman zaman bakanlar kuruluna başkanlık ederek yardımcı olmaya çalışacağımı söyledim.”

 

“TEK ADAM OLMA DÜŞÜNCESİNDE OLMADIM”

 

İrsen Küçük’ün başbakan olduğu son bir yıl içerisinde görüşme yapamadığını ifade eden Derviş Eroğlu “Çünkü gelmiyorlardı” diyerek şu şekilde konuştu:

Bir hanedandır tutturdular gidiyorlar. Hanedan da hanedan!! Ben mümkün olduğunca bu güne kadar bunlara cevap vermiyordum.  Gerek İrsen Bey’in söylediklerine gerek başka milletvekillerinin söylediklerine.  Girne bölgesinde bir arkadaşın seçim çalışmaları sırasında benim hakkımda söylediklerine bu güne kadar cevap vermedim. Benim hanedanlıkla bir alakam yok. Ne partiyi vesayet altında tutma düşüncesindeyim, ne de tek adamı oynama düşüncesinde oldum. KKTC’de UBP’yi en demokratik düşüncelerle yönetmeye çalıştım. Arkadaşlarla sevgi saygı ilişkisi içerisinde olduk. Birbirimizi sevdik, birbirimiz saydık ve huzur içerisinde seneler geçirdik. Benim ömrümün yarısı UBP’nin içerisinde geçtiğine göre ve bu kadar yıl parti tabanından destek alarak kaldığıma göre demek vatandaşla, halkımızla iyi bir diyalog kurabilmiş, beraber icraat içerisinde olduğumuz Milletvekilleri ve bakanlarla sevgiye saygıya dayalı bir ilişki kurabilmişim.”

 

“TEK ODALI BİR EVDE YAŞADIM…”

 

“Benim doğduğum yaşadığım köy Ergazi köyü, içinde büyüdüğüm ev bir kuzey bir güney kapısı olan tek odalı ev. Dolayısıyla benim hanedanlık derdi bende yok. Partiyi tek adam olarak yönetme ve vesayet altında tutma düşüncem de olmamıştır ama şimdi görüyorum ki tek adamlığa oynayanlar ve partiyi vesayet altına sokanlar benimle ilgili bu sözleri söylediği zaman sadece güler geçerim ama bazı sözler var ki sizi rahatsız eder. bazı arkadaşların söylediği şu: “Partiden ayrılan asi, hainler ve bunları da kontrol eden saray ve Eroğlu”. Bunlar çok yanlış şeylerdir. Eğer partiden ayrılanlar hainse, ki bu arkadaşlar partiden itildi. Kimsenin kefili değilim ama bu arkadaşlar partiden itildiler. Son parti meclisi toplantısı yapılacağında özellikle tehlikeyi gördüğüm için cumartesi akşamı şöyle bir açıklama yapmıştım. “Kanımca kurultay artık geride kalmıştır. Partinin birlik ve beraberliğinin sağlanması lazımdır. Bu noktada en önemli görev, parti yönetimi ve yetkili organlarında görev alanlara düşmektedir.

Ben UBP tüzüğüne göre parti lideri, eski bir genel başkan ve bir ağabey olarak herkese sağduyu çağrıda bulunuyorum. İçtenlikle, parti meclisinin genel sekreterlik seçimlerinin yapılacağı toplantıda sıkıntıların artmasına değil, ortadan kalkmasına vesile olmasını, herkesin iyi düşünerek parti ve ülke çıkarlarını ön planda tutarak tavır belirlemelerini dilerim”. Böyle bir temennide bulundum. Ha oldu mu? Olmadı. Neticede itilenler oldu, kopanlar oldu ama bu arkadaşlar neticede kendilerine bir yön vermek mecburiyetindeydiler. Aslında ben bu hain kelimesini hiç sevmiyorum. Ama hainlikse partiden ayrılmak, hiç kimse kendisine partiden git demediği halde giden, parti kuran, başarısız olduğu için başka bir partiye giden. 1990 seçimlerinde yine parti aleyhinde kampanya yürüten, ileri-geri konuşmalar yapan insanlar vardı. Ve Eroğlu cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetsin diye partide ilk önce imza verip daha sonra bağımsız olan adaylar var. Geçmişte şu veya bu makam için partiyi terk edenler var. Ama bu arkadaşların hepsi şu anda UBP’de. Ve bu arkadaşlar, ayrılan arkadaşlara hain dediği zaman ben üzülüyorum çünkü kendi kendilerini suçluyorlar. Onun için bu gibi sözler bana göre yanlış sözlerdir. Onun için bu konuya fazla girmek istenmiyorum.

 

 

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Türkiye’ye zarar verdiği yönünde söylemlerde de bulunulduğuna dikkat çekerek “Bugün KIBRIS gazetesinde çıkan UBP’nin halka bir duyurusu vardır. Yani burada söylenen “UBP, Türkiye ile işbirliği içerisinde ama Eroğlu Türkiye’ye de karşı çıkıyor. Kıbrıs konusunu Türkiye ile birlikte yönetmek gerekir. Türkiye ile ilişkilerimizi zedelemeye çalışıyor. Türkiye bizi desteklerken Eroğlu karşı çıkıyor” gibi bir yazı vardı” dedi.

Siyasi hayatı boyunca  Türkiye’ye bağlı olduğuna vurgu yapan Eroğlu, UBP gençlerini anavatan Türkiye ile işbirliği içerisinde ve anavatan Türkiye’ye bağlı gençler yetiştirme gayretinde olduğunu belirtti.

Eroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

1976 yılında siyasete başladığım günden bu güne TC hükümetleri ile ilişkilerim herkes tarafından bilinmektedir. İlk kez başbakan düzeyinde protokol imzalayan, Türkiye ile diyaloğu en iyi noktaya çıkartan bir kişiliğim olduğunu herkes biliyor.

Türkiye ve anavatan sevgimi ben kimseyle tartıştırmam. Elbette bazı konularda benim de görüşlerim olduğunu ortaya koymak Türkiye’ye karşı gelmek değildir. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak içinden çıktığım bir partinin eğer hatalarını görürsem söylemem benim görevimdir diye düşünürüm.

Zaman zaman partinin iyi yönetilmediği için küçüleceğini, küçülmemesi için de alınması gereken tedbirleri veya değişimlerin olması yönünde uyarı yapmamın bu partiye bir zararı yok veya Türkiye’ye karşı bir sakıncası yok.”

 

“PARTİ ERİDİ”

 

Derviş Eroğlu, “içerisinden çıktığı UBP’nin eridiğini gördüğünde ve değişim zamanı geldiğinde o yönde de uyarı yaptığını belirtti.

Eroğlu şöyle konuştu:

“Şu anda 2009 seçimlerinde partinin başında seçime girdiğimiz ve %44 oyla tek başına iktidar yatığımız bir partinin benden sonra gelen arkadaşların ve bir kısmı kabinededirler, tümü kastetmiyorum, başta parti başkanı olmak üzere kahvelerde, meydanlarda bana yönelik haksız konuşmalaryapması doğrusu beni sadece üzer ama bunun bana bir zararı olacağını zannederlerse bir zararı olmaz.Bir UBP Genel Başkanı’nın genel sekreterini “Eroğlu’nu partiden ihraç edeceğiz” diye bağırtmasının da hiçbir anlamı yoktur.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu UBP Genel Başkanlığı tarafından verilen ilanlarda , kendisinin Türkiye’ye karşı olduğu yönünde mesaj verilmeye çalışılmasını da eleştirdi.

Pazar günü gerçekleştirilecek seçimin geride kalacağına dikkat çeken Eroğlu. önemli olanın ülkeyi düzgün, planlarıyla programlarıyla icraat yapabilecek bir hükümetin kurulması olduğunu kaydetti. Eroğlu ayrıca “En samimi arzum KKTC devletini güçlendirecek, ekonomik olarak güçlendirecek, halkın sorunları geride bıraktıracak ve planları ile politikaları ile hem ulusal davaya sahip çıkacak hem anavatan Türkiye ile ilişkileri sıcak tutacak ama her halükarda KKTC halkın bu topraklarda mutlu edecek, refahını artıracak bir hükümet yapısını oluşturmaktır” diye konuştu.

 

“FÜLE VE BARROSO İLE DETAYLI GÖRÜŞME YAPACAĞIZ”

 

Brüksel’de yapacağı temaslarla ilgili olarak da konuşan Eroğlu, zaman zaman Brüksel’e ekibiyle gittiğini ancak bu sefer Füle ve Barroso ile bu kez daha da detaylı görüşme yapma düşüncesiyle gideceğini ifade etti.

Ambargolar konusunda düşüncesini ortaya koyup Füle ve Barroso’nun düşüncelerini almaya çalışacaklarını belirten Eroğlu ikinci gündem maddesinin de Maraş olduğunu söyledi. “İkincisi gündemde Maraş tartışmaları var, biliyorsunuz değişik yorumlar yapılıyor. Bu konuyu da tabii ki gündemimize alıp görüşeceğiz. Maraş’la ilgili dünden bugüne olan gelişmeleri de Sayın Füle ile Barroso’ya anlatmaya çalışacağız” diye konuşan Eroğlu bunun dışında da müzakereler konusunda görüşme yapacağını anlattı.

Eroğlu şöyle devam etti:

“Güneyin AB’ye alınmasıyla zaten Rumların uzlaşmaz tavrı artmıştır, dönem başkanı olduğu tarihten bu yana görüşmeler zaten aksamıştır. Sadece güven artırıcı önlemler konusunda kurulan komiteler müzakereleri sürdürmüştür, ama biliyorsunuz bu gibi komitelerin çalışması bir anlaşmaya olanak sağlamaz, sadece anlaşmaya kadar geçen zaman içerisinde çeşitli konularda ilişkileri geliştirmeye yarar, zaten o amaçla için kurulmuşlardı. Bu konuları detaylı bir şekilde görüşeceğiz. Güneyde yeni bir cumhurbaşkanı seçilmiştir. Gerek seçim zamanında söylediği sözler, gerek DİKO ile imzaladığı anlaşma metinleri, gerekse son ulusal konsey toplantılarında varılan mutabakatlar. Bunları da detaylı bir şekilde anlatıp görüşlerimizi yetkili kişilerin bilgisine aktarmaya çalışacağız.  Özellikle bu konularda, bunları görüşeceğiz. Tahmin ederim iyi bir diyalog, iyi bir görüşme, samimi bir görüşme olacaktır.”

 

“BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜMÜN PARÇASIDIR”

 

“Maraş’la ilgili geçmişte ortaya birçok pozisyonlar koymuş, hep reddeden Rum tarafı olmuştur. Ondan sonra Hristofyas’ın gündeme getirdiği, Maraş’a karşılık Mağusa surlarının tamir edilmesi, Mağusa Limanı’nın AB denetiminde açılması gibi önerileri vardı, biz bunlara sıcak bakmadık o zaman, bugün de sıcak bakmadık.  Neticede biz bütünlüklü bir çözüm arıyoruz ve Maraş’ın bütünlüklü çözümün bir parçası olduğunu sık sık tekrarlıyoruz.”

 

 

Eroğlu müzakere masasında Maraş konusunun tartışma konusu olmadığını ve  Kıbrıs sorununun genelini tartışıp belli bir zaman içerisinde anlaşmaya varabilme gayreti içerisinde olduğuklarını ve olmaya devam edeceğimizi sık sık tekrarladıklarını söyledi.

“Geçtiğimiz günlerde de biliyorsunuz özel temsilcim, güneyin seçilen müzakerecisiyle bir görüşme yapmıştır. Konuşmalar samimi bir ortamda geçmiştir. Ve birbirlerine de telefon numaralarını vererek masa başı görüşmeler başlayıncaya kadar bu diyaloğun devam ettirilmesi samimi bir düşünce olarak ortaya konmuştur diye konuşan Eroğlu, kendisinin de Anastasiadis’i, seçildiği günün ertesi arayarak tebrik ettiğini hatırlattı.

Eroğlu şöyle konuştu:

“Bizim arzumuz, sadece güven artırıcı önlemleri veya bu amaçla kurulan teknik komiteleri görüşmekten ziyade müzakere masasında esasa yönelik görüşmelere başlayıp bir zaman limiti içerisinde sonuca varabilmektir. Samimi arzumuz budur. 24 Mayıs akşamı buluştuğumuz yemekte, ekim ayının ilk haftasında büyük bir ihtimalle müzakerelerin başlayacağı gündeme gelmişti. Daha sonra kamuoyuna verilen mesajda da ekim ayı içerisinde müzakerelerin başlanacağı ifade edilmişti. Biz zaten mümkün olduğunca erken müzakerelerin başlamasını hep gündeme getirdik ama güney ekonomik sorunları bahane ederek müzakereleri hep ertelemeye çalışmıştır. Tabi büyük bir ekonomik sorun içerisinde olduklarını biliyoruz, dolayısıyla buna normal olarak bakmak, hak vermek gerekir düşüncesiyle fazla uzamaması düşüncesiyle ‘evet haklısınız bir süre bekleyebiliriz” dedik ama gördüğünüz gibi biraz uzadı ve taa ekim ayına sarkmış oldu. Halbuki, güneydeki ekonomik problemlerin çözülmesi için hükümet kurulmuş, ilgili bakanlıklar tayin edilmiş, görevlendirilmiş, dolayısıyla bu kişilerin bu sorunla uğraşması, Sayın Anastasiadis’in de Kıbrıs sorununun çözümlenmesiyle ilgili müzakere masasında bulunması gerektiğini zaman zaman hatırlatıyoruz.

 

DOWNER BELGESİ

 

Downer Belgesi’nin bugüne kadar İkinci Cumhurbaşkanı Talat döneminde gerekse de kendi cumhurbaşkanlığı döneminde müzakerelerde sağlanan mutabakatlar veya yakınlaşmalar olduğuna işaret eden Eroğlu “Sayın Anastasiadis, seçim kampanyasında bu mutabakatları ve yakınlaşmaları kabul etmeyeceğini açık ve net bir şekilde ifade etmişti, söylemişti” dedi.

Müzakerelere sil baştan sil baştan başlamanın sakıncalı olacağını söyleyen Derviş Eroğlu, çünkü uzun süre bazı çalışmalar yapılarak, bazı yakınlaşmalar sağlandığını ifade etti.

Eroğlu “Kendilerinin de önerileri varsa tabii ki görüşeceğiz ama Sayın Anastasiadis, Kıbrıs sorununun çözümünde kendisi elini kolunu bağlamıştır. Bir kere müzakerecisini geç atamıştır. İkincisi, eskiden Hristofyas zamanında ulusal konsey daha çok tavsiye edici kararlar alırken şimdi alacağı kararlar kesinleşmiş kararlar olacak. Ve Sayın Anastasiadis’in ifade ettiği gibi konseyde olan siyasi partilerin %75’inin onayı ile bir karar çıktığı halde bunu müzakere masasına getireceğim demesi. Müzakerecinin veya kendisinin müzakere masasında sağladığı gelişmeleri ve ortaya çıkan durumları karar verme noktasında çıkıp ulusal konseyi de karar merci ilan etmesi biraz elini kolunu bağlar diye düşünüyorum. İnşallah müzakere masasında tavırlar daha değişik olur beklentisi içerisinde olduğumuzu da bu arada ifade etmek istiyorum tabi” diye konuştu.

 

“29 EYLÜL SEÇİM İÇİN DAHA UYGUNDU”

 

“28 Temmuz’daki erken genel seçimin uygun bir tarihte gerçekleşmeyeceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, tarih nedeniyle yaşanacak olumsuzluğu tüm partilerin yaşayacağını belirtti.

“Ama şimdi de bu sıcakta insanları meydanlara toplamanın ne kadar zor olduğu, hatta tatilde olan insanları sandık günü ülkeye getirmenin ne kadar zor olacağını görüyorlar yaşıyorlar ve seçim sonuçlarına da bu durumun ne kadar katkısı olacağını ifade etmek istiyorum” diye konuşan Eroğlu, ilk tespit edilen 29 Eylül’ün daha uygun bir  tarih olduğunu kaydetti.

Ama birdenbire siyasi partiler kendilerini seçim ortamının içerisinde bulmuştur hem ramazan ayında hem Kıbrıs’ın en sıcak ayında. Bu konudaki düşüncelerimi başlangıçta da bazı vesilelerle ortaya koymuştum ancak karar verilmiş, pazara seçim vardır.

Kıbrıs Türk halkının bir kısmı yaylaya gidiyor, bir kısmı ise ocak-şubat aylarında ucuz ulaşım ve turistik tesisi rezervasyonu yapıyorlar ve bana gelen bilgiye göre birçok insanımız şu anda tatildedir veya birkaç gün içerisinde gidecekler. Bizde biliyorsunuz yayla alışkanlığı var, belli bir yaşın üzerindeki vatandaşlar yaylaya gidiyorlar. İnşallah katılım yüksek olur ancak düşündüğüm oranda olacağını söyleyemiyorum.

Partiler seçim kampanyalarını sürdürüyor. Değişik spekülasyonlar var. Değişik kamuoyu yoklamalarının yapıldığı söyleniyor. Basına yansımış bir tek komu oyu yoklaması var CTP’nin yaptırdığının dışında basına yansıyan herhangi bir kamuoyu yoklaması bulunmuyor. Sandıklar açılınca tablo ortaya çıkacak.

Temennim çok uyumlu bir meclis çalışması yapılacak şekilde kadroların meclise girmesidir. Hangi parti iktidar olur? Onun tartışmasına girmek istemiyorum ama bu vakitsiz seçimin bazı partilerin dezavantajı olur diye düşünüyorum.

 

 
24 Temmuz 2013 Çarşamba 15:03
Okunma: 1261
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)