Ana Sayfa » Kıbrıs » Eroğlu: Benim Düşüncem Yılsonunda Referandum

Eroğlu: Benim Düşüncem Yılsonunda Referandum

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakereleri uzatmanın her iki halkta çözüm karşıtı davranışlar yaratabileceğini kaydederek, "Benim düşüncem müzakereleri bu yılsonuna kadar tamamlayıp referanduma sunmaktır. Rum'un düşüncesi 2015 yılı sonrasıdır. Bunun ortası olur mu olmaz mı bilemem? dedi.

 
 
Eroğlu: Benim Düşüncem Yılsonunda Referandum

 

Kıbrıs Türk tarafının müzakerelerin hızlanması talebi olduğunu belirten Eroğlu, ortak metinde bir zaman limitinin bulunmadığını anımsattı.

Derviş Eroğlu, "Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile yaptığım görüşmede artık bir takvim gündeme gelmesi yönündeki görüşümü dile getirdim. O da fazla gecikmeden müzakerelerin süratlendirilmesi, çözümlenmesi gerektiğine inandığını söyledi. Bizimle hemfikir olduğunu ifade etmesi bakımından önemli? dedi.

Müzakerelerin seyrek yapılmasına yönelik eleştirileri anımsatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının haftada iki gün müzakereciler, ayda iki üç defa da liderlerin buluşmasını önerdiğini hatırlattı ancak Rum lider Anastasiadis'in "Ben ayda ancak bir defa görüşebilirim? dediğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Eroğlu, teknik yapanların bu gerçeği görmesini istedi.

Eroğlu, BM Genel Sekreteri Ban'ın müzakerelerden olumlu sonuç çıkması yönündeki uğraşlarından dolayı kendisini tebrik ve teşekkür ettiğini de bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu'nun açıklamasına göre Eroğlu, katıldığı bir televizyon programında Kıbrıs konusu ve ülke gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

New York ziyareti sorulması üzerine Eroğlu, ziyaretin verimli geçtiğini söyledi, Genel Sekreter Ban Ki-moon'la yarım saat görüştüklerini belirtti.

Derviş Eroğlu, "Ban Ki-moon'un dünyada birçok sorunun olduğu, BM'nin özellikle Ukrayna ve Kırım sorunuyla uğraştığı bir zamanda bizi kabul etmesi Genel Sekreter'in Kıbrıs'a olan ilgisini gösteriyor. Ayrıca Genel Sekreterin Anastasiadis ile görüştükten sonra Kıbrıs Türk tarafıyla da görüşme ihtiyacı hissetmesi fevkalade önemli? dedi.

"BAN KI-MOON MÜZAKERELERDEN OLUMLU SONUÇ ÇIKMASI YÖNÜNDEKİ UĞRAŞLARIMIZDAN DOLAYI BİZİ TEBRİK ETTİ?

Eroğlu şöyle devam etti:

"Ban Ki-moon müzakerelerden olumlu sonuç çıkması yönündeki uğraşlarımızdan dolayı bizi tebrik etti, teşekkür etti.

Samimi olarak çözüm arayışı içerisinde olduğumuza olan inancını yeniden dile getirdi. Bunlar bizim için önemlidir.

Genel Sekreter bunları söyledikten sonra benim bir önerim oldu. Önerim, ?Kısa zamanda, Mayıs sonuna doğru iki lideri yeniden New York'a çağırırlarsa, müzakerelerin o güne kadarki devamında ortaya çıkacak yakınlaşmalar, tartışmalar hakkında kendisini bilgilendirmemiz yararlı olur? şeklindeydi.

Ban Ki-moon bu önerime ?Ben yakında yardımcım Feltman'ı Kıbrıs'a göndereceğim. Orda sizinle temas edip görüş sahibi olduktan sonra bu önerinizi tekrardan değerlendiririz? yanıtını verdi.?

"BAN Kİ-MOON'UN KIBRIS'A GELMESİ BUGÜN İÇİN ZOR?

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'a yeniden gelmesinin bugün için zor olduğuna işaret eden Eroğlu, Ban Ki-moon'un Kıbrıs'a gelmesi için müzakerelerde ilerleme sağlanması gerektiğini söyledi.

"'MAYINLARIN KALDIRILMASI' ÖNERİMİZDEN MEMNUN?

Güven yaratıcı önlemler konusuna da değinen Eroğlu, şunları kaydetti:

"Ban Ki-moon bizim müzakere masasına taşıdığımız, ?Ara bölgede ve her iki ülkenin derinliklerinde bulunan mayınların kaldırılması' önerimizden çok memnun olduğunu belirtti.

Geçmişte Genel Sekreterlik olarak bu mayınların temizlenmesi düşüncesini ortaya atmıştı ve bizim bunu yaratıcı öneri olarak masaya taşıdığımızı duyunca memnun oldu.?

"FELTMAN BİR ÇÖZÜM FORMÜLÜYLE GELMEYECEK AMA HERHALDE TARAFLARIN ANLAŞMASI YÖNÜNDE TAVSİYELERİ OLACAK?

"Genel Sekreter'in Yardımcısı Feltman'ın ziyaretinden ne bekliyorsunuz??sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Eroğlu şunları kaydetti:

"Feltman Genel Sekreter'in yardımcısı ve birinci adamı. Genel Sekreter'in böyle bir zamanda Feltman'ı Kıbrıs'a göndermesi, Feltman'ın iki liderle ve müzakereciyle görüşecek olması, Genel Sekreterliğin ve BM'nin Kıbrıs'a ilgisini gösteriyor. Feltman bir çözüm formülüyle gelmeyecek ama herhalde tarafların anlaşması yönünde tavsiyeleri olacak.?

"BELKİ MÜZAKERELER DEVAM ETTİKÇE KARŞIMIZA AYAKLARI YERE BASAR VE DAHA MAKUL ÖNERİLERLE ÇIKAR?

Rum Lider Nikos Anastasiadis ile ilgili bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Eroğlu şunları söyledi:

"Müzakerelerin yeni başlaması, yeni bir müzakereci, yeni bir liderin tekrar devreye girmesiyle belki ilk anlarda "Türklerden daha çok taviz koparmaya çalışan bir kişiyim? mesajını vermek için koyduğu öneriler var ki bunlar kabul edilebilecek nitelikte değil.

Belki müzakereler devam ettikçe karşımıza ayakları yere basar ve daha makul önerilerle çıkar.

Ben bunları zaman içerisinde vatandaşlarla paylaşacağım. 6 Mayıs'ta başlayacak özlü görüşmelerde birkaç görüşme tamamlandıktan sonra durumu sönce Meclise sonra Meclis Platformu'yla ve en son da Halk Konseyi ile paylaşacağım.

Neticede herkesin görüşünü almaya devam ederek müzakereleri sürdüreceğim. "Eroğlu kimsenin görüşünü almaz? şeklinde konuşanlar oluyor. Ben de bunlara üzülüyorum. Bunlar yanlış. Bütün tutanakları Meclis'e gönderiyorum. Başbakan'a ve Dışişleri Bakanı'na mutlaka gönderiyorum. Başbakan'la her salı öğlen buluşuyoruz, Başbakan Yardımcısı'yla her salı sabah 08.30'da buluşuyoruz.?

"GÖRÜŞ ALMAK BENİM MENFAATİMEDİR?

Kıbrıs sorunun sadece kendisinin değil, ülkenin de sorunu olduğunu ifade eden Eroğlu, halkın, siyasette olanların, hükümetlerin ve meclisin görüşlerini almanın kendisinin menfaatine olduğunu belirtti.

"DANIŞMA KURULUNDA HER GÖRÜŞTEN KATILIMCI VAR?

Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Görüşmecilerin sürekli yaptıkları temaslar var. Onları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizlerin yaptığı çalışmalara gerçekten katkı sağlıyor mu?? şeklindeki soruya da şöyle cevap verdi:

"Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, ekibi bir resepsiyonla basına tanıtmıştım. Benim danışmanım, danışmanın yanında müzakerecimiz ve bir de Danışma Kurulu vardır.

Önce konular Danışma Kurulu'nda pişiriliyor ve benim danışma kurulum Mehmet Ali Talat'ın danışma kurulundan farklı. Sayın Talat sadece CTP'lileri danışma kuruluna almıştı, benim danışma kurulumda her görüşün temsilcisi vardır.

Müzakereciler konusunda, biliyorsunuz Kudret Bey'le başlamıştık ki, Kudret Bey geçmişte Denktaş Bey'in, Talat Bey'in ekibinde çalıştı.

Ben Kudret Bey'in hangi partili olduğunu da sormadım, hâlâ sormam. ?Mühim olan bu görevi iyi yapar mı yapmaz mı?', bu anlayış içerisindeyiz. Kudret Bey bir ara ayrıldı?

Osman Ertuğ, ki Dışişleri Bakanlığı'nın emekli müsteşarı, ayrıca bu konularda en tecrübeli, en bilgili arkadaşlardan birisidir.

Müzakereciliği daha öteye götürmek istemediğinden şimdi danışmanlığımı yapıyor. Hem sözcüm, hem danışmanımdır. Tekrar Kudret Bey'i görevlendirdik ve Kudret Bey de Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmişten gelen çalışmaları neticesinde gerekli bilgiye sahiptir.

Karşısında olan Mavroyannis, tabii ilk defa böyle bir ortamda müzakerecilik yaptığı için, bunun arkasına da saklanabilir.

Yani, ?siz geçmişte masada olanları bilirdiniz. Biz şimdi tekrar tarayacağız ve öğreneceğiz' gibi bir düşünceyi masaya taşıdı. Onun için biz ?Müzakereciler haftada iki gün görüşsün' dediğimiz zaman, ?Bizim çalışmaya, hızlanmaya ihtiyacımız var o yüzden haftada bir olsun' iddiasını ortaya koymuşlardı.?

"BİZ DAHA SIK GÖRÜŞMEDEN YANAYIZ?

"Müzakereler sık yapılmıyor, seyrek yapılıyor? şeklindeki eleştirileri de değerlendiren Eroğlu, bu eleştirileri yapanların "niye haftada üç gün veya iki gün görüşme olmuyor da bir görüşme oluyor? sorusunu sorma ihtiyacını hissetmediğini söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının isteğinin haftada iki gün müzakerecilerin, ayda iki üç defa da liderlerin buluşması olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "Ama eğer karşınızdaki size "Ben ancak haftada bir toplantıya gelebilirim, benim hazırlanmam gerekir? derse ne yaparsınız? Sadece benim dediğim olmayacağına göre, bunu kabullenmek durumunda kalıyorsunuz? dedi.

Cumhurbaşkanı şöyle devam etti:

"Anastasiadis'in ?Ben ayda ancak bir defa görüşebilirim' demesi karşısında benim ?Hayır. Sen müzakere masasına her gün geleceksin. Ya da ayda iki üç defa geleceksin' diyecek halim yok. Önerim öyleydi ama kabul etmedi. Onun için bazı arkadaşlar tenkit ederken bu gerçeği de görmeleri gerekir.

?Güney Afrika'ya niye gittiler?' şeklinde sorular var. Onu da açıklayayım. Bir kere bu Güney Afrika fikri bizim fikrimiz değil. ABD'nin güneydeki büyükelçisinin, tabii hükümetiyle istişare ederek, gündeme taşıdığı bir konuydu. Başlangıçta biz de tereddüt ettik ancak her iki taraf da kabul edince gidildi. Orda da sorun vardı. Sorunu çözenlerin bir kısmı hayatta, dolayısıyla "Onların tecrübelerinden faydalanır mısınız?? şeklinde bir öneriye, tereddüdümüze rağmen sonunda "evet? dedik. Arkadaşlar da gitti ve bugün (çarşamba) geri döndüler. Yani Rum ve Türk müzakereci beraber gittiler, orda beraber oldular. Bugün de ülkelerine döndüler.?

"MÜZAKERELERİ UZATMAK ÇÖZÜM KARŞITI DAVRANIŞLAR YARATABİLİR?

Eroğlu, kendi düşüncesinin; "müzakereleri bu yılsonuna kadar tamamlayalım ve referanduma sunalım? şeklinde olduğunu belirterek, "Rum'un düşüncesi, 2015 yılı sonrası. Bunun ortası olur mu olmaz mı bilemem ama neticede, müzakereleri uzatmak, her iki halkta da çözüm karşıtı davranışlar yaratabilir? dedi.

"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BİR ARKADAŞA BIRAKILDI?

Anayasa değişikliğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı, Anayasa konusunun Meclis'te yıllardan beridir tartışıldığını söyledi.

"Yıllar önce, ben Başbakan'ken, Ertuğrul Hasipoğlu da Meclis Başkanı'ydı. Hukuk uzmanlarına bir anayasa değişiklik taslağı hazırlatmıştım ve değerlendirilmesi için Meclis'e göndermiştim. Toplantısı yapıldı ondan sonra öyle kaldı? diye konuşarak, daha sonra da CTP iktidardayken yine partiler arasında bir uyum sağlandığını ve anayasa çalışmalarının başladığına dikkat çekti.

Haziranda gerçekleştirilecek yerel seçimler nedeniyle seçim yasaklarına takıldığını belirten Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi gördüğüm kadarıyla son seçimlerden sonra partilerde anayasal değişiklik konusunda bir mutabakat görüldü ama sanırım son yapılan anayasa değişikliği bir arkadaşa bırakıldı. Kısa zamanda ortaya bir taslak çıktı. Bana taslağı kimse vermedi ama arkadaşlar vasıtasıyla taslak elimize geçti.

Ben de bunu bizim hukukçularımızla birlikte değerlendireceğim. Çünkü Anayasa değişikliği tabii ki önemli ama böyle ayak üstü bir kişinin hazırlayacağı bir anayasa taslağı olmaz. Bir kere Meclis'teki bütün siyasi partilerin fikir birliği içerisinde olması, bazı tartışılacak konular varsa tartışıldıktan sonra son şeklinin verilip taslağın içerisine monte edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Gördüğüm kadarıyla bazı siyasi partiler ?tamam' dedi, bazı siyasi partiler onay vermedi. Demek ki Meclis'te da çok tartışılacak bir konudur. ?Polis Yasası' var. Ben de daha Polis Yasası'nı daha görmedim. Meclise gönderdiler, onu biliyorum. Başbakanlığa bağlanması yönünde. Bu da herhalde tartışılacak bir konudur. Mutlaka bunların da iyice tartışılıp ona göre bir karara bağlanması gerekir.?

"POLİSTE HİYERARŞİ BOZULMAMALI?

Polis Genel Müdürü konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Bu konunun tartışılması, doğrusu beni üzüyor. Çünkü Başbakan'la bu konuyu üçlü kararname yazılmadan önce görüştüm, düşüncelerimi Sayın Başbakan'a aktardım? dedi.

Eroğlu şöyle devam etti:

"Bana herhangi bir isim önermeden ben kendilerine düşüncelerimi aktardım. Dedim ki ?Polis'in sivile bağlanması tartışmaları da başlayacak. Dolayısıyla poliste hiyerarşik düzene dikkat etmemiz gerekir. Eğer hiyerarşik düzeni bozarsak, disiplin bozulur, disiplini bozulan bir polise halkın güveni sarsılır. O yüzden birinci yardımcı kim ise onun genel müdür olması doğru olur'. Bunları söyledikten sonra ?Bizim aklımızda başka bir isim var' dedi. Şimdi hanımefendinin ismini söylemeyim. ?Böyle bir şey yapacaksanız, boşuna üçlü kararname hazırlamayın çünkü bu şekilde onaylamayacağım' dedim çünkü artık kimsenin müdahale etmeyeceği bir şekle sokmamız lazım.

Yarın Polis'i ya İçişleri'ne ya Başbakanlığa bağlayacağız. Peki biz şimdiden, hiyerarşik düzeni bozarsak, partinin veya MYK'nın istediği kişiyi yapacağız diye mevcut sistemi bozarsak, polisin sivile bağlanmasının tepkileri çok daha büyük olur.

Başka bir isim gönderdiler. Ben söylemiştim iade edeceğimi, iade ettim. Bir müddet sonra tekrar yazdı şimdi duruyor ve Sayın Başbakan, yetkilerin kendisinde olduğuna dair bana bir de mektup yazdı. Ben cevap vermedim. Başbakan'la tartışmayı kesinlikle düşünmem tabii. Ama bu konuyu üç dört defadır televizyonda söylediği için şimdi iç konular deyince aklıma geldi; tabii ki vatandaşın da bilmesi lazım diye bu açıklamayı yapıyorum yoksa bu konuda bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmadım.?

"BU MÜDÜR -MÜSTEŞAR ATAMASI DEĞİL?

Başbakan Yorgancıoğlu'na mektup yazdığına dikkat çeken Derviş Eroğlu, mektupta "Müdür müsteşar atama sizin yetkinizde ama bu müdür müsteşar atamsı değil. Yasa der ki Güvenlik Kuvvetleri önerir ve üçlü kararname ile tamamlanır? dediğini belirtti.

Eroğlu "Güvenlik Kuvvetleri Komutanı 6-7 kişinin ismini yazdı ve birinci-ikinci diye sıraladı. Bir numarada birinci yardımcı vardı? diyerek açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"BENİ İLGİLENDİRİR?"

"Dördüncü sırada olanı bana yazarsan, demek ki o hiyerarşik düzeni bozuyoruz. Belki Sayın GKK komutanımız da normalde bir yazması gerekirken, belki geçmişte bazı müdahaleler olmuştur, onun etkisiyle "5-6 isim yazayım? dedi ama benimle görüştü, Sayın Başbakan'la da görüştü. Birinci Yardımcı konusunda GKK Komutanı'yla görüş birliğine vardık.Neden Birinci Yardımcı? Çünkü Genel Müdür hasta olduğunda, yurt dışına gittiğinde veya izin aldığında kim vekalet eder? Birinci Yardımcı. Demek ki Birinci Yardımcı, Genel Müdür'den sonra gelen kişidir ama bu konuda anlaşamadık. Senin beraber çalışacağın müdürün müsteşarın beni o kadar ilgilendirmeyebilir ama beni ilgilendirir. Polis, halkın güvenini kazanmış bir teşkilatımızdır.?

"TARTIŞMA ORTAMINA GİRMEK İSTEMİYORUM?

Başbakan'ın "Eğer biz hiyerarşiyi bozarsak, disiplin bozulduğunda halkın tepkisi sadece sana olmayacak, bana da olacak? dediğini bildiren Cumhurbaşkanı Eroğlu "Çünkü Polis'te disiplin bozulur, güven sarsılırsa, ortaya çıkacak karmaşadan biz de nasibimizi alacağız siz de. O yüzden böyle yapılması daha uygundur? dedim ama Sayın Başbakan hâlâ o konuda ısrarlı olduğu için öyle duruyor? diye konuştu.

Başbakan'la kesinlikle bir tartışma ortamına girmek istemediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Eroğlu, zaman zaman Başbakan'ın bazı açıklamaları olabileceğini, hükümet etmenin sorumluluğu veya zorluğu altında bazı mesajlar vermek gerekirse verebileceğini söyleyerek "Ama ben Başbakan'la tartışma düşüncesinde değilim? dedi.

Eroğlu, "Ama şu bilinsin ki hükümet gibi ben de halkın menfaatlerini ön planda tutan, halkın geleceğinin çok daha iyi olması için uğraşan bir kişiyim? diye konuştu.

"SAYIN TALAT HASBELKADER SİYASETE GİRDİ?

Cumhurbaşkanı Eroğlu, eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konusunda da açıklamalarda bulunarak şunları söyledi:

"Bir de Sayın Talat'a da, farkındaysanız televizyonlara çıkıp cevap vermem ama evet o da eski bir Cumhurbaşkanı ancak haftada iki gün üç gün televizyonlardadır. ?İç politikada entrikayı en iyi bilen Eroğlu'dur' şeklinde bir konuşma yaptı. Bana göre ayıp etti. Tabii ki kendisinden daha tecrübeliyim. 1976'dan beri aktif siyasetteyim, o sonradan, hasbelkader siyasete girmiş, dışarıdan atanan bir bakan olarak siyasete girdi. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı'nın görevlerini de bilirim, Cumhurbaşkanlığı görevlerini bilirken de konumumu halkın geleceğini düşünmem yanında müzakere masasında da neyi tartıştığımı bilerek tartışıyorum.

?Kıbrıs konusunu bilmez ama iç politikada entrikayı bilir' diyor. Zaten Sayın Talat'ın CTP'ye yönelik verdiği, bazı belediye başkanlarına verdiği mesajlar var. Şimdi bunları tartışacak olursak, Sayın Talat'ın da politikaya çok sonradan girmesine rağmen hem allameyi-cihan olduğunu, hem de iç politikanın dışındaymış gibi görünmesine rağmen tamamen göbeğinde olduğunu da biliyorum o yüzden benim daha fazla söyleyecek bir şeyim yok.?

"BU EROĞLU NEDİR, KİMDİR Kİ BÜTÜN PARTİLERİ İDARE EDER??

Kendisinin UBP'den çıktığını inkar etmediğine vurgu yapan Eroğlu, "Ben UBP'ye bir ömür verdim? dedi.

1976 seçimleriyle, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de UBP'nin adayı olarak girdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu şöyle devam etti:

"Şu anda ?Bütün partileri Eroğlu idare eder' diyorlar. Bu Eroğlu nedir, kimdir ki bütün partileri idare eder? ?Bir ayağım DP'de, bir ayağım UBP'de.' Bir kere bu hem UBP'nin hem DP'nin başkanlarına hakarettir. Sayın Talat resmen UBP ve DP başkanlarına hakaret ediyor. Hatta CTP'nin de bir kısmını idare edermişim. Bu da CTP'ye hakarettir. Biz CTP ile geçmişte rakip olduk dolayısıyla öyle bir düşüncem de yok. Her parti başkanının kendi partisinin politikasına sahip çıkması en samimi arzumdur.

Çünkü ben de yıllarca parti başkanlığı yaptım. Başkanlığımı yaparken, parti menfaatlerini her zaman ön planda tuttum. Parti menfaatleri, halkın menfaatleri, ülkenin menfaatleri bizim esas politikamızdır. Onun için Sayın Talat'ın Cumhurbaşkanı adayı olacak diye bu şekilde konuşmalar yapmasını yakıştıramadım.

"NETİCEDE KARŞINDAKİ İNSANDIR. SEN BANA CAHİL DİYORSUN?

Bundan sonra daha dikkatli konuşursa; neticede karşındaki insandır. Şimdi sen bana cahil diyorsun. ?Kıbrıs konusunu bilmez ama iç politikadaki entrikaları bilir' diyor. Şimdi Kıbrıs konusunu bilmezsem, niye oturuyorum bu koltukta? Ben 1976'dan beridir Kıbrıs konusunun içindeyim.

Daha doğrusu, Talat doğmadan önce, 1963'ten önce Kıbrıs olaylarının içindeydim. 1963'te genç bir doktor olarak girdim, bu yaşımdayım hâlâ Kıbrıs olaylarının içerisindeyim. Onun için ben Talat gibi 40 sene sonra, olaylar başlamış da 40 sene sonra? 74'ten bu güne 40 sene olmuştur. Bu da demektir ki ben 51 senedir olayların içerisindeyim. Ben rastgele politikaya girmiş biri değilim. Biri beni elimden tutup da hasbelkader bakan yaparak başkalarının gölgesine girmiş biri değilim ki? Alnımın teriyle, kendi emeğimle, insanlarla kucaklaşa kucaklaşa bu günlere geldim.?

Eroğlu, kendisinin ?UBP'yi idare edecek' yönünde bir düşüncesi olmadığını çünkü UBP'nin hali hazırda bir başkanı olduğunu belirtti.

Aynı şekilde DP'nin de başkanı, yetkili kurulları olduğunu belirten Derviş Eroğlu, "Ama elbette sempati duyabilirim, o da benim hakkım. Nasıl o CTP'ye sempati duyarsa, ben de içinden çıktığım partiyi reddedecek edecek değilim? şeklinde konuştu.

"AYAKLARIM, KOLLARIM BU PARTİNİN İÇİNDE DEĞİL?

Eroğlu sözlerini "Kurduğum ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana destek veren partiyi inkâr edecek değilim ama iç işlerine müdahale, o benim işim değildir. Bana gelip danışan olursa düşüncelerimi söyleyebilirim ancak benim ne ayaklarım ne kollarım bu partinin içinde değil? diyerek tamamladı.

(RÇ-GÜL)

 
2 Mayıs 2014 Cuma 18:34
Okunma: 1127
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)