Ana Sayfa » Kıbrıs » Eroğlu'ndan Küçük ve Tatar'a Gönderme

Eroğlu'ndan Küçük ve Tatar'a Gönderme

"müzakere Masasının Hakikaten Yeni Bir Müzakere Masası Olması Gerekir... Türk Tarafının Masadaki Eşitliği Artırılmalı".

 
 
Eroğlu'ndan Küçük ve Tatar'a Gönderme
Eroğlu Uyardı
"TARAFLARIN 2013'ÜN İKİNCİ YARISINDA BİR MASA ETRAFINDA TOPLANABİLMESİ İÇİN TÜRK TARAFININ DA ARTIK BAZI ÖN KOŞULLARI OLACAK"


"BM GENEL SEKRETERİ'NDEN 'END GAME' SÖZÜNÜN ARKASINDA SAKLI OLANI ORTAYA ÇIKARMASINI BEKLİYORUZ"


"RUMLAR ÇOK TARAFLI KONFERANSI KABUL ETMEZ, ULUSAL KONSEYLERİNDE ALDIKLARI KARARLAR DOĞRULTUSUNDA HAREKET EDERLERSE, BİR ANLAŞMA UMUDU ZATEN ORTADAN KALKACAK"


"PETROL DOLUM TESİSİ SÖYLENDİĞİ GİBİ İSTİHDAM YARATMAYACAK... EKONOMİNİN İTİCİ GÜCÜNÜN HİZMET SEKTÖRÜ OLDUĞUNU SÖYLEYEN BAŞBAKAN'IN BUNUN GEREĞİNİ DE YAPMASI GEREKİR"


"MALİYE BAKANI RAKAMLARI VERMEKLE MÜKELLEFTİR DE RAKAMLAR KARIN DOYURMUYOR"


Lefkoşa, 14 Nisan 12 (T.A.K./Fezile Atüf Öksüz ): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum tarafının AB Dönem Başkanlığı'nı devralacağı 1 Temmuz'a kadar Kıbrıs konusunda bir sonuca varılamaması halinde, bu sürecin sona ereceğini ve 2013'te yeni bir müzakere masası kurulabilmesi için öncelikle Türk tarafının eşitliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.


BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un dahi 1 Temmuz'dan sonra sürecek görüşmelerden bir anlaşma beklemediğine dikkat çeken Eroğlu, Ban'dan "end game" sözünün arkasında saklı olanı ortaya çıkarmasını beklediklerini söyledi.


Bugüne kadar yapılan müzakerelerde ulaşılamayan "Kıbrıs'ta çözümün", Kıbrıs'taki iki taraf ile 3 garantör ülke Türkiye, İngiltere ve Yunanistan'ın katılacağı bir uluslararası konferansta aranması gerektiğinin altını çizen Eroğlu,  "Rumlar çok taraflı konferansı kabul etmez, ulusal konseylerinde aldıkları kararlar doğrultusunda hareket ederlerse, bir anlaşma umudu zaten ortadan kalkacak" dedi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC'deki gelişmelere değinirken ise, gündemde olan ve tepki alan petrol dolum tesisi kurulmasının ülkeye getiri ve götürülerini iyi değerlendirmek gerektiğini söyledi. Eroğlu, ekonominin itici gücünün hizmet sektörü olduğunu söyleyen Başbakan İrsen Küçük'ün bunun gereğini de yapması gerektiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, BM Genel Sekreteri'nin kritik Kıbrıs raporunu sunması öncesinde Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) verdiği röportajda, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen aşama ve bundan sonrasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, ayrıca iç gelişmelerle ilgili görüş ve önerilerini dile getirdi, hükümetin icraatlarını değerlendirdi.


"RUM TARAFI BAŞLADIĞI NOKTADA"


Bugüne kadar yürütülen müzakerelerde alınan mesafeyi ayrıntılı şekilde anlatan Cumhurbaşkanı Eroğlu, Türk tarafının öneri sunup, esnek davranan taraf olduğu müzakere masasında Rum tarafının başladığı noktada olduğunu kaydetti. Eroğlu, her başlıkta mesafe aldıklarını ancak Cenevre, New Yotk ve Greentree'de gerçekleştirilen üçlü zirvelerde karara bağlamalarına rağmen al - vere Rum tarafının tavrı nedeniyle bir türlü giremediklerini söyledi.


Eroğlu, sadece almayı düşünen Hristofyas'ın kitabında vermenin bulunmadığına işaret ederek, bugünkü Türkiye ile Kıbrıs Türkü'nün, 2004'de Annan Planı'na evet diyen Türkiye ile Kıbrıs Türkü olmadığını unutmamak ve yeni bir anlaşma için müzakere masasına oturan taraflardan her ikisinin de isteklerini içerecek bir çözüm üretmek gerektiğini belirtti.


Müzakerelerde "Yönetim ve Güç Paylaşımı", "AB" ve "Ekonomi" başlıklarını görüşüp, tartıştıklarını kaydeden Eroğlu, karşılıklı önerilerin ortaya çıktığı "Mülkiyet" konusunu görüşürken Türk tarafının sunduğu önerilerin gerek BM, gerekse AB yetkilileri tarafından beğenildiğini belirtti. Eroğlu, "Toprak" konusunda kriterleri ortaya koyduklarını, "Garantiler" konusunun ise garantörlerle görüşüleceğini kaydetti.


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, kendisinin önerisi üzerine başlattıkları üçlü zirvelerin birincisi sonrasında BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un "end game"den söz etmesi ve sohbet ederken 1 Temmuz'dan sonra müzakere etmenin herhangi bir anlam ifade etmeyeceği, herhangi bir sonuç alınmayacağı yönünde görüş ortaya koymasının kendilerini yeni politikalar üretmeye ittiğini söyledi.


"END GAME'İN ARKASINDA SAKLI OLANI ORTAYA ÇIKARMASINI BEKLİYORUZ"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, 19 Nisan'da Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer ile bir araya gelerek, bir rapor hazırlayacak olan BM Genel Sekreteri'nden "end game" sözünün arkasında saklı olanı ortaya çıkarmasını beklediklerini söyledi.


Bugüne kadar yapılan müzakerelerde ulaşılamayan "Kıbrıs'ta çözümün", 3 garantörün de katılacağı bir uluslar arası konferansta aranabileceğini kaydeden Eroğlu, BM Genel Sekreteri'ne yolladığı mektupta, 5'li zirvenin tarihinin ilan edilmesi şartıyla çözemedikleri konuları çözebilmek için daha esnek davranmayı taahhüt ettiğini belirtti. Eroğlu,  "5'li zirvenin tarihinin ilan edilmesiyle, bu toplantıya gitmeden önce görüşmeye başlarız ve biraz daha esneklik göstererek, bir anlaşmaya varılması için azami gayret sarf ederiz" dedi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Güvenlik Konseyi'ndeki Rum tarafını destekleyen ülkelerin muhtemel tepkilerini de göz önünde bulundurarak "Rumlar nasıl olsa gelmeyecek. Toplantı çağrısında bulunmaya gerek yoktur" görüşünün etkin olabileceğine işaret ederek, bu düşünceyle hareket edilmesi halinde Genel Sekreterin mevcut misyonuyla Kıbrıs sorununu çözemediğini kabul etmesi gerektiğini söyledi.


Rumların anlaşma isteminde samimi olmaları halinde 5'li toplantıya gelmesi gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Eğer bu toplantı yapılmayacaksa, Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde müzakere masasına oturmuşuz, oturmamışız hiçbir anlamı yoktur" dedi.


"YENİ BİR MÜZAKERE MASASI"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum tarafının 1 Temmuz'da devralacağı AB Dönem Başkanlığı sonrasında tarafların 2013'ün ikinci yarısında bir masa etrafında toplanabilmesi için Türk tarafının da artık bazı ön koşulları olacağını söyledi. Yeni bir müzakere masası kurulacaksa, müzakere masasının hakikatten yeni bir müzakere masası olması gerektiğini kaydeden Eroğlu, öncelikle Türk tarafının masadaki eşitliğinin artırılması gerektiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle devam etti:


"Ambargolar altında müzakere masasına oturduğum zaman, taviz vermeye mahkum olarak görüleceğim. Rum tarafı da hiçbirşey vermeden almaya çalışacak. Hristofyas'a da söyledim: 'Sadece almak Allah'a mahsustur. Sen Allah mı oldun ki habire istiyorsun. Vermeyi hiç düşünmüyorsun'... "


Eroğlu, Rum tarafının, "Türk tarafını uzlaşmaz gösteren içteki bazı siyasi parti ve derneklerin Kıbrıs Türk liderliği ile Türkiye'ye yönelik tepkisinin daha da artması ve tepki duyan nüfusun daha da çoğalması, bunun sonucunda da Türk liderliğinin zayıflaması ve istediklerini gerçekleştirebilecekleri zeminin hazır olacağı" beklentisi içinde olduğunu söyledi.


"BİR ANLAŞMA UMUDU ZATEN ORTADAN KALKACAK"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, müzakere masasında oturan bir kişi olarak müzakereler bitmeden "B Planı"ndan söz etmesinin doğru olmayacağına işaret ederek, görüşmelerin bir anlaşma olacak şekilde devam etmesi temennisinde olan Türk tarafının, çok taraflı konferansı son şans olarak gördüğünü belirtti.


BM Genel Sekreteri'nin dahi 1 Temmuz'dan sonra sürecek görüşmelerden bir anlaşma beklemediğine dikkat çeken Eroğlu, çoklu konferans kararı verilmemesi durumunda ne yapılacağını gerek meclis, gerek siyasi partiler, gerekse halkla değerlendireceklerini kaydetti.


Eroğlu, "Rumlar çok taraflı konferansı kabul etmez, ulusal konseylerinde aldıkları kararlar doğrultusunda hareket ederlerse, bir anlaşma umudu zaten ortadan kalkacak" dedi.


TENKİT VE ELEŞTİRİLER


Cumhurbaşkanı Eroğlu, kendisine ve politikalarına yönelik eleştirilere de değinerek, seçildikten kısa bir süre sonra, BM Genel Sekreteri'ne görüşmelere bırakıldığı yerden devam edeceğine ilişkin bir mektup göndererek başladığı müzakerelerde, uzlaşmaz olduğu yönünde oluşan atmosferin kısa sürede ortadan kalktığını ancak kendisine yönelik eleştiri ve tenkitlerin sona ermediğini belirtti.


Eroğlu, "Benden önceki cumhurbaşkanı birçok konuyu çözmüştü de ben geldim ve onları berhava ettim gibi konuşmalar ve yazılar yazıldı. Önümde bulduğum 6 başlıktan hiçbiri anlaşılmış ve kapatılmış değildi" dedi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, müzakerelere, en zor başlık olan "Mülkiyet"ten başlamalarının dahi tenkit edildiğini belirterek, Hristofyas'ın dahi, içteki bazı muhalifleri örnek göstererek, kendisini uzlaşmaz göstermeye çalıştığına dikkat çekti. Eroğlu, "Esas uzlaşmaz odur. Kendimizi suçlamak yerine artık gerçeği görmemiz lazım. Bu gerçek de Rum tarafının uzlaşmazlığıdır. Hristofyas'ın, Annan Planı gibi bir plana hayır dediğini unutmamak gerekir" diye konuştu.


Hristofyas'ın, federasyonu görüşmeyi kabul ederek gereken tavizi verdiğine inandığını ve her fırsatta bunu dile getirdiğini kaydeden Eroğlu, "Oysa biz de bir devlet kurduk ve o devlete rağmen federasyonu görüşüyoruz. Bu nedenle bunu taviz olarak göremeyiz" şeklinde devam etti.


"İÇ GÜVENLİĞİ BAĞLADIK"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Yönetim ve Güç Paylaşımı"nın müzakeresi sırasında "iç güvenlik" ve "vatandaşlık" konularını enine boyuna ele alıp, görüştüklerini ve "iç güvenliği" bağladıklarını söyledi.


Vatandaşlık konusunda ise "Bir anlaşma oluncaya kadar KKTC vatandaşı olan herkes, kurulacak olan devletin vatandaşı olacak" yönünde çok somut bir tavır ortaya koyduklarını ve hiç sapmadıklarını kaydeden Eroğlu, Hristofyas'ın ise "Talat ile biz 50 bin kişiyi vatandaş yapma konusunda anlaşmıştık" sözlerini tekrarladığını belirtti.


Eroğlu, buna karşılık Türk tarafının ise, "nüfus sayımında ortaya çıkacak vatandaşların, oluşturulacak ortaklık devletinin de vatandaşı" olacağı şeklinde bir duruş sergilediğini söyledi.


"4 OCAK PAKETİ BİR BÜTÜNDÜ"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, hiçbir başlığın kapatılmadığı İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın müzakereleri sürdürdüğü dönem Türk tarafının "Yönetim ve Güç Paylaşımı" başlığının görüşüldüğü sırada sunduğu 4 Ocak önerilerinin karşı tarafça kabul edilmediğini söyledi.


Eroğlu, "Talat, son yoğunlaştırılmış müzakerelerde 3 ay 'Yönetim ve Güç Paylaşımı'nı görüştü. Ama bu başlığı, Histofyas'ın uyuşmazlığı yüzünden kapatamadı... Bu başlığı kapatabilmek için 4 Ocak'da bir öneri paketi sundu. Hristofyas'ın daha önce masaya getirdiği çapraz oy da bu pakette yer alıyordu" dedi.


Önerilerin bir parçası olan çapraz oyun, paketin bütün olarak Rum lider tarafından reddedilmesi üzerine paketten ayrı bir şekilde ele alındığını ve Talat tarafından kabul edildiğini kaydeden Eroğlu, "Oysa 4 Ocak Öneri Paketi, bir bütündü. Bütünlüğü içerisinde kabul edilmesi halinde bir anlamı olacağından içeriğini teker teker ele almak doğru değildi" şeklinde devam etti.


Eroğlu, masada bugün, yürütmenin seçimiyle ilgili Türk ve Rum tarafının sunduğu birer öneri bulunduğunu belirtti.


"TAKAS, TAZMİNAT VE İADE KONUSUNDA MUTABIK KALDIK"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, tarafların karşılıklı öneriler sunduğu mülkiyet konusunda da "takas, tazminat ve iade" formülü konusunda mutabık kaldıklarını ancak her konunun derinine indiklerinde, Hristofyas'ın, "topraktan ne alacağımı bilmezsem, mülkiyeti konuşmam" itirazıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.


Eroğlu, toprak konusunda, BM Genel Sekreteri'nin de kabul edip, raporuna da koyduğu "Toprakla ilgili harita ve rakamlar, uluslar arası konferans tarihinin ilan edileceği en son safhada ele alınacak" prensibiyle hareket etmelerine rağmen Türk tarafının ikinci Cenevre toplantısında "Toprak" konusunda kriterleri görüşmeye hazır olduğu yönünde bir adım attığını söyledi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle devam etti:


"BENDE GÖÇMEN YOKTUR... VATANDAŞIM OLAN HERKESİN KEFİLİYİM"


"1974'de 165 bin göçmeni olduğunu söylüyor. Bu insanların hepsi yaşıyor mu? 37-38 senede bir devlet hala göçmenlerden bahsediyorsa, demek ki o devletin hükümeti iş yapmıyor. Bende göçmen yoktur. KKTC'de göçmen yoktur. Sadece çalışmak için gelenler vardır. Onlar da belli süre çalışır ve giderler. Ben onların kefili değilim ancak vatandaşım olan herkesin kefiliyim.


Benden 100 bini yerleştirecek toprak ve geriye kalan 65 binin de kuzeyde bıraktıkları mallara dönüşünü istiyor. Bizim parametrelerimizden biri de iki bölgeli, iki toplumlu bir federal cumhuriyettir. Sen, 2 bölgeliliği ve iki halklılığı bozuyorsun. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değildir"


"AB KONUSU 'BİRİNCİL HUKUK'TA KİLİTLENDİ"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "AB" başlığının müzakereleri sırasında ise Türk tarafının "Anlaşmanın birinci AB hukuku olması ve kalıcı delegasyonların bulunması" yönünde görüş ortaya koyduğunu, Rum tarafının ise "10. Protokolün gerekli cevabı verdiğini ve anlaşmanın birincil hukuk olmasına gerek olmadığı" şeklinde bir yaklaşım sergilemesinden dolayı konunun kilitlendiğini belirtti. Eroğlu, "Bizim amacımız, insanlarımızın, bir anlaşma olduktan sonra da mahkemelerde çıkacak sonuçlara göre sıkıntı içinde olmamasıydı" dedi.


Eroğlu, AB başlığı altında yapılan müzakerelerde Avrupa'da biri Türk, biri de Rum olan iki temsilcinin bulunması, Dışişleri Bakanlığı ile AB'dan sorumlu bakanın yetkileri gibi konularda uzlaşıp, bağladıklarını kaydetti.


"Ekonomi" başlığında anlaşabileceklerinin ortaya çıktığını söyleyen Eroğlu, Merkez Bankası'nda eşit sayıda Türk ve Rum olacağını ve başkanlığın münavebe ile belirleneceği yönünde uzlaşıya vardıklarını belirtti.


"HÜKÜMETE MÜDAHİL OLMADIM"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs kousunda çalışmaya youn şekilde devam ettiği bugünlerde içteki gelişmeleri de yakından takip ettiğini söyledi.


Hükümetin icraatlarına yönelik tepkilerin sorulması üzerine, Eroğlu, Başbakan'ın ekibiyle birlikte her şeyi en iyi şekilde düşünür, yapar anlayışı içinde hareket ettiği için herhangi bir konuda müdahil olmadığını söyledi.


Eroğlu, kurultay sonrasında konuştuğu başbakana "bir karar almadan önce sormasını, kararını aldıktan sonra da bundan dönmemesi, aksi halde sendikaların kendisiyle oynamaya başlayacağı" yönünde tavsiyede bulunduğunu belirtti. Eroğlu, "Ne yaşımın, ne de makamımın geri dönmeye müsait olmadığını, bu nedenle başarılı olması için bana düşen görev ne ise yapmaya hazır olduğum yönünde bir sohbet yaptık. Bazı gazetelerde değişik yorumlar görmeye başlayınca, bana ihtiyaçları olursa gelip sorarlar diye düşündüğüm için gidip işlerine müdahalelerde bulunmadım" dedi.


"RAKAMLAR KARIN DOYURMUYOR"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı olumlu rakamlara rağmen halkın alım gücünün erimesinden şikayetçi olduğunun hatırlatılması üzerine, "Rakamlar her şeyi ifade etmiyor. Bir ülkede olan her şeyi rakamlara bağlayamazsınız... Maliye Bakanı rakamları vermekle mükelleftir de rakamlar karın doyurmuyor" yanıtını verdi.


Hükümete ve icraatlarına karşı tepki koyan bir halkın sözkonusu olduğuna işaret eden Eroğlu, "Hükümetlerin, onların da görüş ve davranışlarını dikkate alarak plan ve projeler yaratması gerekir" dedi.


Eroğlu, hükümetin icraatlarına muhalefet edenlerin "Kendi kendimize yetmemiz lazım" yönünde söylemler ürettiğini belirterek, bunun için şart olan tedbire tepki göstererek bunu başarmanın mümkün olmayacağını kaydetti.


"PETROL DOLUM TESİSİ SÖYLENDİĞİ GİBİ İSTİHDAM YARATMAYACAK"


Büyük tepki alan petrol dolum tesisi konusuna da değinen Eroğlu, ekonominin itici gücünün hizmet sektörü olduğunu söyleyen başbakanın bunun gereğini de yapması gerektiğini söyledi. Petrol dolum tesislerinin bu ülke getiri ve götürülerini iyi değerlendirmek gerektiğini kaydeden Eroğlu, özellikle tepkiler sonrasında Bakanlar Kurulu'nun bu konuyu yeniden ele alıp, değerlendirmesi gerektiğini söyledi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Yedikonuk bölgesinin turistik potansiyelini göz önünde bulundurmak gerektiğini belirtti. Eroğlu, sözkonusu petrol dolum tesislerinin söylendiği gibi istihdam yaratmayacağına işaret etti.


(FEZ/HÖ) FOTOĞRAFLI


 
14 Nisan 2012 Cumartesi 11:38
Okunma: 602
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)