Ana Sayfa » Kıbrıs » Eroğlu'nun Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'ndeki Konuşması

Eroğlu'nun Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'ndeki Konuşması

"Kıbrıs Müzakerelerinde Masada Artık Konuşulmamış, Görüşülmemiş Hiçbir Nokta Kalmadı...artık Kıbrıs Sorununu Çözmenin Zamanı Gelmiştir" .

 
 
Eroğlu'nun  Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'ndeki Konuşması
"TÜRK TARAFI OLARAK BEKLENTİMİZ NEW YORK GÖRÜŞMESİNDEN SONRA SÜRECİN İVME KAZANMASIDIR"


"NEW-YORK'TA İSTENEN İLERLEME SAĞLANABİLİRSE, ARTIK DAHA SOMUT İLERLEMELER SAĞLAMAK MÜMKÜNDÜR. BUNUN İÇİN TÜRK TARAFINDA GEREKLİ SİYASİ İRADE VE İSTENÇ MEVCUTTUR"


"MUHATABIMIZ DA AYNI İYİ NİYETLE HAREKET EDERSE YILSONUNA KADAR ÇOK CİDDİ İLERLEME SAĞLAMAK TEMENNİSİ İÇİNDEYİZ"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs müzakerelerinde masada artık konuşulmamış, görüşülmemiş hiçbir nokta kalmadığını; tarafların  birbirlerinin ne dediklerini ezbere bildiklerini ifade ederek, "Artık Kıbrıs sorununu çözmenin zamanı gelmiştir" dedi.


Bu çözümün adil ve kalıcı bir anlaşmayla Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarını korur nitelikte olacağını;  çözümün yeni bir ortaklık devleti ile mümkün olduğunu belirten Eroğlu, bu amaçla Türk tarafı olarak iyi niyetle müzakere etmekte olduklarını vurguladı.


Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu'ndan verilen bilgiye göre, Çanakkale Üniversitesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Eroğlu, Türk tarafı olarak beklentilerinin, New York görüşmesinden sonra sürecin ivme kazanması olduğuna işaret ederek, "Daha önceki toplantılarda kapsamlı bir eylem planı sunmuştuk. Eğer arzu edildiği şekilde New-York'ta istenilen ilerleme sağlanabilirse, artık daha somut ilerlemeler sağlamak mümkündür. Bunun için Türk tarafında gerekli siyasi irade ve istenç mevcuttur. Muhatabımız da aynı iyi niyetle hareket ederse yılsonuna kadar çok ciddi ilerleme sağlamak temennisi içindeyiz" dedi.


"DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS..."


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "Uluslararası İlişkiler Onursal Doktora" ödülü almak için gittiği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde "Dünden Bugüne Kıbrıs" konulu bir konuşma yaptı.


Çanakkale'de, bir kahramanlık destanının yazıldığı topraklarda bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek söze başlayan Eroğlu, şunları kaydetti:


"Çanakkale savaşı, bazı tarihçilere göre Kurtuluş Savaşı'nın başladığı noktadır. Ben de bu görüşe katılıyorum. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk komutasında şanlı ordumuz Çanakkale'de bir destan yazmıştır.Çanakkale geçilmez!


Bilir misiniz, Kıbrıs'ta bizler Çanakkale Destanı yazıldıktan yarım asır sonra var oluş mücadelemize giriştiğimizde Mücahitlerimizin ellerindeki tüfeklerin içinden 'Lâ ilâhe illallah Muhammaden Resûlullah- Çanakkale 1915' notları çıkmıştır. Kıbrıs Türkü vatanını, Çanakkale'de vatanı müdafaa eden Mehmetçiğin tüfeği ile korumuştur."


KIBRIS TÜRKLERİ'NİN ÇEKTİĞİ ZORLUKLAR


Kıbrıs Türklerinin büyük zorluklar çektiğini, Türkiye ile birlikte bu zor günleri aştığını ve bugün de azimle daha mutlu günlere ulaşmak için gayret gösterdiklerini anlatan Eroğlu, şöyle konuştu:


"1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları bir insanlık trajedisi ve buna göz yumanlar açısından da bir insanlık ayıbıdır. 1974 20 Temmuz'unda gerçekleştirilen barış harekâtı ile Kıbrıs Türklerinin yaşadığı dram sona ermiştir. Barış Harekâtı, biz Kıbrıs Türkleri için yeniden doğuş veya yaşama dönüş anlamı taşımaktadır.


Barış Harekâtı, soydaşlarının haklarını her ne pahasına olursa olsun çiğnetmeyen, haklıların ve mazlumların hamisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anadolu'daki kardeşlerimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır.


Eğer Kıbrıs Türk halkı ulusal ve dini kimliğini koruyarak ailesi, vatanı, bayrağı, ulusu için adayı Yunanistan'a bağlamak için siyasi ve askeri harekete geçenlere karsı direnmeseydi, Rum-Yunan ikilisi başarılı olacak ve ada daha 1950'li yıllarda Yunanistan'ın egemenliğine girecekti.


20 Temmuz Barış Harekâtı olmasaydı Kıbrıs da Girit, Rodos gibi bir Yunan adası olacaktı... Kıbrıs Yunan adası olsaydı bugün Anavatanımız Türkiye, Akdeniz'e çıkamayacak duruma gelecek, çok ciddi tehditlerle karşı karşıya kalacaktı.


Anavatan Türkiye tarihi sorumluluklarını yerine getirerek haklı olduğu Kıbrıs davasında gereken adımları atmasaydı, bugün lider ülke Türkiye'den değil komşularına karşı boynu bükük, dış tehditlere boyun eğmeye hazır Türkiye'den bahsedilecek ve bu bizlere büyük acı verecekti."


"ARTIK KIBRIS SORUNUNU ÇÖZME ZAMANI GELDİ"


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs sorununa da değindiği konuşmasında, bugün masada artık konuşulmamış, görüşülmemiş hiçbir nokta kalmadığını, artık Kıbrıs sorununu çözmenin zamanının geldiğini vurguladı.


Eroğlu, şunları kaydetti:


"Pek çoğunuz 'Kıbrıs sorunu' ile doğdu büyüdü. Ben neredeyse bütün hayatımı Kıbrıs sorunu ile birlikte geçirdim.


Kıbrıs için Birleşmiş Milletler gözetiminde gerçekleştirilen müzakereler 1968 yılında başlatıldı. Kıbrıs sorununun bu salonu dolduran değerli konukların pek çoğundan daha yaşlı olduğu bir gerçek; müzakere süreci de çoğunuzdan yaşlıdır sevgili dostlar.


Bugün masada artık konuşulmamış, görüşülmemiş hiçbir nokta kalmamıştır. Taraflar birbirlerinin ne dediklerini ezbere bilmektedirler. Artık Kıbrıs sorununu çözmenin zamanı gelmiştir. Elbette bu çözüm, adil ve kalıcı bir anlaşma ile olacaktır. Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarını korur nitelikte olacaktır. Çözüm, yeni bir ortaklık devleti ile olacaktır. İşte bu amaçla Türk tarafı olarak iyi niyetle müzakere etmekteyiz."


MÜZAKERE SÜRECİ


Cumhurbaşkanı seçildiği Nisan 2010 tarihinden beri yürüttüğü müzakere süreciyle ilgili bilgiler de aktaran Eroğlu, süreci altı başlık altında yürüttüklerini, geçen hafta itibarı ile bütün başlıkların görüşülmesinin tamamlandığını  ve bir al ver süreci başlatılma noktasına gelindiğini anımsatarak, şunları kaydetti:


"Şu an itibarıyla Avrupa Birliği ve Ekonomi başlıklarında ciddi yakınlaşmalar sağladık. Yönetim ve Güç Paylaşımı ve Mülkiyet konusunda Türk tarafı olarak yapıcı, uluslararası camianın da desteğini kazanan öneriler sunduk. Toprak konusunda haritalar ve rakamlar dışında görüşmeler gerçekleştirdik. Zaten bu konuların en son görüşüleceği konusunda Birleşmiş Milletler raporlarına da geçen bir mutabakat söz konusu. Güvenlik ve Garantiler başlığı ise ancak Türkiye ve diğer garantör devletlerin de katılacağı daha geniş kapsamlı bir uluslararası toplantıda ele alınabilecek.


Bu ayın sonunda ise New York'ta, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gözetiminde bir araya geleceğiz. Bundan önce bir kez New York'ta, iki kez de Cenevre'de Genel Sekreter Ban-ki Moon'un da katılımı ile görüşmüştük."


"BEKLENTİMİZ NEW YORK'TAN SONRA SÜRECİN İVME KAZANMASI"


Eroğlu, Türk tarafı olarak bizim beklentilerinin, New York görüşmesinden sonra sürecin ivme kazanması olduğuna işaret ederek, "Daha önceki toplantılarda kapsamlı bir eylem planı sunmuştuk. Eğer arzu edildiği şekilde New-York'ta istenilen ilerleme sağlanabilirse, artık daha somut ilerlemeler sağlamak mümkündür. Bunun için Türk tarafında gerekli siyasi irade ve istenç mevcuttur. Muhatabımız da aynı iyi niyetle hareket ederse yılsonuna kadar çok ciddi ilerleme sağlamak temennisi içindeyiz" dedi.


RUM TARAFININ PROVOKATİF EYLEMLERİ...


Rum tarafının provokatif eylemlerinin süreci olumsuz etkilemekte olduğuna da dikkat çeken Eroğlu, şöyle konuştu:


"Tüm bunları söylerken Rum tarafının bir takım provokatif eylemlerinin yarattığı hayal kırıklığını vurgulamak mecburiyetindeyim. Özellikle sizlerin de gayet yakından takip etmekte olduğu Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon sondajı müzakere sürecine olumsuz etkide bulunmaktadır. Rum tarafında iç siyasi gelişmelerden kaynaklanan nedenlerle bu tip bir çaba içerisine girilmiş olabilir. Nitekim muhatabım Rum Lider Hristofyas yakın geçmişte kabinesini feshetmiştir. Kendisi de son haftalarda istifanın eşiğine kadar gelmiştir. Elbette bunlar Rumların kendi iç işleridir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, Kıbrıs müzakere sürecinin iç siyasi çekişmelere kurban edilmemesidir.


Rumların tek yanlı eylemlerine karşı biz de dikkatli bazı tedbirler almak mecburiyetinde kaldık. Bunların en önemlisi geçtiğimiz günlerde New York'ta Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ile imzaladığım "Kıta Sahanlığı Sınırlandırma" anlaşmasıdır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne de bir öneri sunduk. Şu aşamada Rumların Doğu Akdeniz'de bir oldu-bitti yaratmasına kesinlikle engel oluyoruz. Bu konuda Türk tarafı son derece kararlıdır.


Her vesile ile yabancı diplomatlara Kıbrıs müzakere sürecinin başarıya ulaşabilmesi için kışkırtmalarının engellenmesi gerektiğini hatırlatmaktayız. Bu konuda Rum tarafının uyarılması gerektiği ortadadır."


MÜZAKERELERİN BAŞARISIZLIĞA UĞRAMA İHTİMALİ...


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türk tarafı olarak son ana kadar iyi niyetle müzakere etmekte olduklarını ancak müzakerelerin başarısızlığa uğrama ihtimalini de göz ardı edemeyeceklerini ifade Ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Peki, eğer New York zirvesinden de istediğimiz somut ilerlemeyi sağlayamadan dönersek ne olacak, işte temel soru budur. Türk tarafı olarak son ana kadar iyi niyetle müzakere etmekteyiz. Ancak müzakerelerin başarısızlığa uğrama ihtimalini de göz ardı edemeyiz.


Her hal ve karda Kıbrıs Türkleri olarak politik ve ekonomik yapımızı güçlü tutmak zorundayız. Buna eğer bir anlaşma olacaksa çok ihtiyacımız vardır. Eğer bir anlaşma olmayacaksa da çok güçlü olmak zorundayız. Çok şükür aç-açıkta değiliz. Devletimiz her geçen gün daha da güçlenmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bütün Müslüman dünyanın anavatan Türkiye ile birlikte en demokratik iki ülkesinden biridir. Demokratik yapımız, en büyük gurur kaynaklarımızdan biridir. Biz, Kıbrıs Türklerinin demokratik bir devlete sahip olmasını anlaşmanın önünde bir engel olarak görmüyoruz. Bilakis; demokratik yapımız olası bir anlaşmanın sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşımaktadır."


"KIBRIS SORUNU SADECE KIBRIS'TAN İBARET DEĞİL"


Kıbrıs sorununun sadece Kıbrıs'tan ibaret olmadığını, dünyadaki gelişmelerin Kıbrıs sorununu derinden etkilediğini de ifade eden Eroğlu, şunları kaydetti:


"Nitekim; uluslararası ilişkiler disiplini açısından Doğu Akdeniz'de yaşanan son gelişmeleri Türkiye-İsrail ilişkileri, Filistin'in bağımsızlık süreci ve hatta Amerika Birleşik Devletleri'nin Nobuko projesine alternatif yaratma veya Rusya'nın Avrupa üzerinde artan etkinliği ve gücünü dengeleme sürecinden bağımsız görmek pek mümkün değildir. Kıbrıs'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin son yıllarda Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül, Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu tarafından formüle edilen 'Stratejik Derinlik' konsepti içinde de ne kadar önemli bir yeri olduğunun farkındayız.


Gerçekten de Kıbrıs, Türkiye açısından yakın deniz havzasının anahtarı durumundadır. Zaten pek çok jeo-strateji uzmanı, Kıbrıs üzerinden hâkimiyet kuramları geliştirmiştir. Bu nedenle Kıbrıs müzakere sürecini küresel dengelerden ve politik değişim süreçlerinden ayrı değerlendirmek doğru olmaz. Bu bağlamda Avrupa Birliği'nin 2004 yılında Kıbrıs Rum Kesimi'ni tek taraflı olarak üyeliğe kabul etmiş olmasının yaratmış olduğu sıkıntılar ortadadır. Sonuçta Kıbrıs meselesi, Avrupa-NATO ilişkilerini kilitleyen, Batı ittifakı içinde kırılmalar yaratan bir noktaya getirilmemelidir. Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de liberal demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, barış, huzur ve refahın Adası olmalıdır. Kıbrıs Türk tarafı olarak biz, işte bu hedeflerle hareket etmekteyiz. "


Kendisine layık görülen fahri doktorayı Kıbrıs Türk halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına kabul ettiğini ifade ederek teşekkür eden Eroğlu, büyük şair Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitleri için yazmış olduğu eserinden bir pasajı da konuklarla paylaştı.


Eroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:


"Evet, ben Türk- Rum hiçbir gencin ölmeyeceği, mutluluk ve huzur içinde yaşayabilecekleri bir Kıbrıs için ömrümü adadım. Bugün de bunun için müzakere etmekteyim. Hiçbir zaman Kıbrıs Türklerinin ve Anavatan Türkiye'nin haklarını kısıtlayacak bir anlaşmaya evet demedim; bundan sonra da kimse benden böyle bir şey yapmamı beklemesin..!"


TAK (ÖK/GÜR)


 
17 Ekim 2011 Pazartesi 15:17
Okunma: 430
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)