Ana Sayfa » Kıbrıs » Gidenler dönsün

Gidenler dönsün

Hasan Hastürer'in Ada TV ekranlarında hafta içi her gün gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı 'Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta' programının konuğu Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu oldu.

 
 
Gidenler dönsün
Hasan Hastürer'in Ada TV ekranlarında hafta içi her gün gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı 'Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta' programının konuğu Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu oldu. Partinin son durumu ve parti kurultayına dair samimi açıklamalarda bulunan Hasipoğlu, parti meclisinde eteklerdeki taşların dökülemediğini söyledi. 'Benim en çok özlediğim, partinin tabanındaki milletvekili olmayan üyelerin de konuşmasıdır'diyen Hasipoğlu, tabanın tavanı yönlendirmesi gerektiğini söyledi. Hasan Hastürer'in sorularını yanıtlayan Hasipoğlu şu önemli açıklamaları yaptı:

'BİREYSELLİĞİ KABUL ETMEM MÜMKÜN DEĞİL'

-Parti meclisi toplantınız vardı, parti meclisinden dışarıya resmi ağızlar olarak söylenenleri bir de sizden dinleyelim.
'Bu tablolar hep olur, budan evvelki parti meclisimizde de eleştiriler oldu ilk defa son parti meclisinde olmuş şeyler değil. Olacaktır, olmaya da devam edecektir. Demokrasinin gereği budur ama tabi bir şartla bireyselliğe kaçmamak kaydıyla. Çünkü önemli olan temsil ettiğiniz kurumun başarısıdır. Bizler hepimiz gelip geçiciyiz kalıcı olan kurumdur, kurumun yıpranmaması lazım. Kişilerin yaptığı yanlışları dillendirir eleştirirsiniz, kendi fikrilerinizi ortaya koyarsınız, gün gelir kurultayda demokratik yarış içerisine girersiniz ama bireyselliği kabul etmem mümkün değil.'

'TABANIN DA BEKLENTİSİ BU'

-Sayın Başbakan İrsen Küçük, Eroğlu'nun Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra parti Genel Başkanı oldu, UBP'nin Genel Başkanının eş zamanlı olarak lider olması da gerekiyor. Genel Başkanlık liderliğe dönüşürken yaşananlar var. Parti meseleleri partinin seçilmiş insanları tarafından kamuoyu önünde de konuşuluyor. İrsen Küçük'e karşı yüksek sesli konuşanlar var parti içerisinde.

'Kurultay kararını istesek de istemesek de kaldırmak kimsenin elinde değil. Açık ve net gittim dedim ki İrsen Bey'e Başbakan Eroğlu'nun üstünde sayılı hizmeti var parti içinde kanını kessen UBP akar. Hepsi sıkışık olursa da ben devreye gireyim. Ama fiiliyatta oldu mu olmadı mı benim de soru işaretlerim var bu işin bir tek yolu var, bu iki kişi bir araya gelecek ve bundan sonraki stratejiyi belirleyecekler. Tabanın da beklentisi budur. Olması gereken bu'.

Parti meclisi toplantısında konuşmak isteyen herkes konuşabildi mi?

'Parti meclislerinde genel sekreter olarak en son çıkar konuşurdum, dört arkadaş konuştuktan sonra vakit epey geçmişti ve Genel Başkan 'çok yoruldum' dedi. Dedik konuşalım, yatıştıralım ortalığı vallahi doğru söylüyorsun ama erkene alalım bu parti meclisini de orada verelim, iki de önemli yasa vardı parti meclisinde tartışılan. Askerlik ve özelleştirme yasasında uzun uzun bilgi verildi. Oradan da uzadı ondan sonra konuşmak isteyen arkadaşlar en son İlkay Kamil konuştu ondan sonra konuşma olmadı.'

'BENİM ÖZLEDİĞİM PARTİNİN TABABINDAKİLERİN DE KONUŞMASIDIR'

-Parti meclisi bittiğinde herkes eteğindeki taşları dökebildi mi?

'Açıkçası tam olarak dökemedi. Benim bütün özlediğim parti meclisinin milletvekili olmayan üyeleri taban konuşsun onun sesini alalım hakikaten UBP'nin sağlam tabanı var. Muhalefetteyken UBP seçime girdiğinde taban arkasından ayrılmadı. Ben istiyorum ki taban yönlendirsin tavanı. Taban tavana o korkuyu versin.'

'ÖRGÜTLENMEYİ LEFKOŞA İYİ YAPIYOR'

-UBP parti merkezlerine geldiğiniz zaman, seçim dönemindeki hareketlilik seçimden sonra bitiyor. Bu örgütlerde de kahvehaneye dönüyor, siyasal dinamizmi olan aktif politika üretilen merkez özelliği yok köklü parti olmasına rağmen.

'O yönde bir hareket var iyi bir çalışma var özellikle Lefkoşa ilçesi bunu çok güzel yapıyor. Özlediğimiz şekilde gençler, kadın kolları, genişletilmiş örgütler sık sık toplanıyor. Konuşuluyor, dertlerini aktarıyor Lefkoşa ilçesi bunu iyi yapıyor. Diğer örgütler yapabiliyor mu derseniz. Önümüzdeki günlerde çok daha güzel şeyler olacak. Fiziki yapıdan örgütlenmeye kadar değişik çalışmalar yapıyoruz. Bakanlar kurulu parti meclisi grup toplantısı ertesi gün ne konuşulduysa gazetelerde bulursunuz.'

'BEN DE BAŞBAKAN'A MEKTUP YAZDIM'

-Dedikodunun dışında yapıcı bir şekilde konular irdelenebilir, son dönemde basın ciddi bir kalite erozyonu yaşıyor. Parti içinde rahatsızlığı olanlar var bu rahatsızlığı olanların tepkisini bir sonraki parti meclisini beklemeden yazılıya da dökerek Başbakana iletmeleri olasılık mı?

'Olabilir, ben de bunu yaptım daha önceden. Muhtıra isyan gibi algılanabilir. Görüş belirtmektir bu. Ben de yaptım mektup yazdım Başbakan'a sıkıntı olan şeyleri yazılı olarak ifade ettim.'

-İçinde bulunduğumuz günlerde çok imzalı mektubun Başbakan'a verilme olasılığı var mı?

'Bilmiyorum bu konuda bilgim yok. Olabilir, görüşlerini insanlar bireyselliğe kaçmamak kaydıyla eleştirdiği konuları yazıya dökebilirler. Bundan daha doğal bir şey olamaz ama bunu isyan anlamında almamak lazım. Geçmişte bunları ve sıkıntılarını da beraber yaşadık.'

'SİYASETTE SULAR DURULMAZ'

-Parti meclisi sonrası suların durulduğunu söyleyebilir miyiz?

'Siyasette bu güne kadar suların durulduğunu hiç görmedim hep bu sular aktı, sular durursa o iş bitti demektir. Siyasette her zaman dalgalanmalar olacak, doğaldır Genel Başkan'a ve parti üst yöneticilerine de bu konuda görevler düşer. Milletvekilleri arasında bir farklılaşma düşünmemek lazım. 'O senci, bu benci' hayır hepimizin bir görevi vardır UBP'yi iktidara taşımak, iktidara geldiğimiz zaman da halk yararına doğru şeyleri yapmak. Önemli olan budur. Bunun için çalışmak yerine böl parçala yönet şekline girerseniz ondan siz de zarar görürsünüz.'

-Sizce önümüzdeki günler, enerji kaçağına neden olan iç tartışmaların çıtasını aşağıya düşürecek mi yoksa önemli gelişmeler olabilir mi?

'Temenni ediyorum, ben de bu konuda bir takım katkılar koyacağım. Öyle olması lazım, partinin geleceği açısından, hükümetin daha iyi işler yapabilmesi için içerideki yangını söndürmemiz lazım ki dışarıya çıkıp bir şeyler yapabilmeli.'

'HEP BEN DERSENİZ TAKIM RUHU ORTADAN KALKAR'

-Hükümeti nasıl görüyorsunuz?

'İyi niyetli arkadaşların çalıştığına inanıyorum güzel şeyler yapılıyor son zamanlarda. Bundan sonra da daha iyi şeylerin yapılacağına inanıyorum. Başlangıçta bir takım tecrübe eksiklikleri vardı ama hepimizi ilk bakanlık mevkilerine geldiğimizi zaman eksiklikleriniz vardı. Zaman içerisinde hepsi bunlara alışacak. Bizlere de görev düşerse yol göstermek bunarlı yapacağız. Siyasetçiler hırslı olmalı ama hırsı mantığının önüne geçmemesi lazım. Dengeli götürürseniz başarılı olursunuz. Hep 'ben' demeyeceksiniz ben dediğinizde takım ruhu ortadan kalkar. Bakanlık yaptığım dönemlerde her sabah müdürler müsteşar gelir görev veririm ertesi gün sorarım ne yaptın diye. Bakan arkadaşlarıma hep şunu söylerim, kadronuzu bürokratlarınızı sağlam tutun çalıştırın. Eğer onlar sizi çalıştırmaya kalkarsa siz onarlın altında ezilir gidersiniz, hakimiyetinizi otoritenizi gösterin. Yapılabilecek işleri niçin yapmadığını da sorgulayın.'

-Şu anki bakanlar kuruluna baktığınız zaman en az 3-4 bakanın acaba başbakan beni istiyor mu istemiyor mu gibi bir kaygı içinde olduğunu, sayın cumhurbaşkanı ile olası bir sosyal ortamda bile yakınlığın başına dert açabileceği endişesi taşıyan bakanların olduğunu biliyoruz bu nasıl doğdu?

'Bunlar yanlış, bakanlar hiçbirimizin tapulu malı değil hepsi gelip geçici emanetçiliktir. Bu emanetçiliği bir de üç sene de yapabilecektir. Korkmaması lazım eğer siz işinizi yapmazsanız da bütün işinizi o koltukta tekrar kalayım demeye getirirseniz hiçbir iş yapamazsınız. Kendinizi iş yaptığınız sürece kabul ettireceksiniz. Bilginiz, becerinizle göstereceksiniz'.

-Kabinede değişiklik söz konusu olabilir mi?

'Kurultaya kadar olacağını sanmam. Başbakan böyle bir görevi ortaya koyarsa ileriye taşıyacağını sanmam.'

'AYRILIKLARIN BİR FAYDASI OLMAZ'
Sayın Avcı da yaptığı konuşmada 2010 yerel seçimleri öncesinde ÖRP ile protokol üzerinde de çalışmalar dahil bir koalisyon çalışması yaptıklarını Sayın Avcı yine açıkladı. Bu konuda bir gelişme olasılığı, Turgay Avcı nasıl bir kabul görür?

'Kişisel görüşüm partiye gelmelerinden yanayım. Hepsi için geçerli dönmek isteyen dönsün, dönebilir bana göre dönmesi gerekir. Çünkü siz ne kadar kitleleri toparlarsanız o kadar başarılı olursunuz. Ayrılıkların bir faydası olmaz iki taraf da bundan zarar görür. Gelmelerinde hiçbir sakınca bulmam ama tabanı ortamı çok iyi hazırlamak lazım. Ben de ayrılıp döndüm. Hayatımın en mutlu günüydü. Bakan oldum milletvekili seçildim hiç bu kadar sevinmedim. Bir abi istiyorsunuz mademki, kurultay olur beni seçerseniz gelirim, nitekim de öyle oldu. Demek ki UBP beni silmedi belleğinden. Bu benim için en büyük mutluluktu.'

Sayın Avcı'yı parti tekrar kabul eder mi?

'Tabanı çok iyi hazırlamak lazım.'

-Milletvekilleri transferlerine sıcak bakamadı.

'Ben transfer kelimesini beğenmiyorum bir şey karşılığı olur ben bir şey karşılığı alarak gelmedim. Kesinlikle öyle bir şey düşünmedim ayrıldıktan sonra DP'den ben ortaklık yaptım. Kurultay kararı ile DP'ye intikal ettik, genel sekreter oldum tarihinde ilk defa yedi belediyeyi kazandı iki bağımsız belediyeyi destekledi ve yılların CTP'si 8 belediye kazandı, DP 7 belediye kazandı.'

'HAYATIMIN EN MUTLU GÜNÜ UBP'YE DÖNDÜĞÜM GÜNDÜ'

-DP her zaman kazandıklarında fire verdi.

'Nedenini başındakiler çok iyi düşünmesi lazım. 1992'de disiplin kuruluna verildiniz diye istifa edeceksiniz partiden parti kuracaksınız, beni siz disiplin kuruluna vereceksiniz ve diyeceksiniz ki bu adamlar partiye zarar veriyor, adamsalar adam gibi istifa etsinler. Ertesi gün adam gibi gittim istifamı verdim. Bunu söyleyeceksiniz, ben fırsat vermem. Ama ne kaybettiğini sonra anlayacaksın. UBP'ye gelirken de tek emelim vardı siyasi hayatımı başladığım yuvada bitirmek. Hiçbir karşılık beklemeden, istemeden biri çıksın desin ki 'Hasipoğlu UBP'ye geri dönmek için şunları aldı', hayır. Hayatımın en mutlu günü, demek ki bu taban beni belleğinden silmedi.'

'BUZ DAĞININ GÖRÜNEN KISMINA BAKMAMAK LAZIM'

-Kıbrıs konusundaki görüşleriniz, Ocak'tan bir şey bekliyor musunuz?

'Hayır, hiç beklemedim ben buzdağının su üstündeki kısmına hiç bakmam hep altındakine bakarım ve ben dünya siyasetini iyi takip ettiğimi de söyleyebilirim ve bu konudaki kitapları da okudum. Kıbrıs meselesi maalesef Kıbrıs'ın üstünde yaşayan Türk ve Rum halkının hakkı, hukuku, çıkarı meselesi değil. Siyaset ve siyasette başarı diplomasi çıkarları örtüştürebilme sanatıdır.

Çıkarma örtüştüğü müddetçe başarı gelir. Çıkarları örtüştüremezseniz çatışma olur. Kıbrıs meselesinde çıkarı olan iki taraf olsa bu işi rahat çözersiniz ama o kadar çok taraf var ki herkes elini sokmuş kazana karıştırıp duruyor, çözmeniz mümkün değil. Beni iki defa ziyaret etti. DP'deyken, dedim ki 'Kıbrıs'ta çözüm olmasını ister misiniz', 'isteriz tabi' dediler dedim 'istemezsiniz'. 'Niye, 1959'da papaz Londra-Zürih anlaşmalarını kabul etti mi etmedi, bir odaya çağırdınız at altına imzayı dediniz, arttırdınız. Gürcistan'da bir gecede hükümet değiştirdiniz, kafanız sıktı Afganistan, Irak'a girdiniz, 87'de Rusya parçalandı 11 yeni devlet Balkanlarda 300 bin insan öldü 7 yeni devlet, Adriyatik'ten Hint okyanusunda kadar Avrasya'ya hakim oldunuz. Şu anda dünyadaki dinleme tesislerinizin %60'ını Kıbrıs'tan sağlıyorsunuz, Ağrotur artık İngiliz değil Amerikan üssüdür. İsrail, Ortadoğu Süveyş'in güvenliğini, Kafkaslar, Akdeniz, Kuzey Afrika buradan kontrol edersiniz.

Yarın Kıbrıs'ta çözüm olursa İngiliz üsleri gündeme gelmez mi, ya dedi bana, iki düşman dost olacaksınız ondan sonra kendinize başka düşman yaratacaksınız ve kahkaha attı. O kadar jeostratejik önemi olan ada ki maalesef üstünde yaşayan insanların hakları yoktur. AKEL 2004 referandumuna 10 gün kaya kadar evet'çiydi. Bu iş bitmişti ne olduysa oldu AKEL evet den hayır'a döndü, tarihinde hiç Cumhurbaşkanlığı'na aday göstermedi, hep birilerini destekledi ve o kazandı ilk defa 2004 referandumunda yapılan seçimde Hristofyas aday oldu birinci turdan kazandı. Buz dağının su altındaki kısımlarıdır bunlar. Üstüne bakmayın. Bu böyle gidecek.'

-New York'ta Genel Sekreter açıklama yapacak, ne diyecek sizce?

' Açıklama yapıp yapamayacağından endişe duyarım Annan'da raporunu hazırladı altında kaldı çükü BM'deki yapı da çok farklı Rusya, Fransa kayıtsız şartsız. Bir raporu bile Annan yayınlayamadı. Bu güne kadar süreçte 44 yıl oldu. Görüşülmedik hiçbir şey kalmadı ki irade hiçbir zaman Kıbrıs'ta olmadı olmaz da. Çok önemli bir kozumuz var bu çok önemli kimse farkında değil. Bizim buradan varlığımızın ortadan kalkması da işlerine gelmez. İki unsur olacak ki çıkarlar tehlikeye girerse çatıştıracak. Tek bir ulusun egemenliğine geçerse işlerine gelmez onun için bu kozu iyi kullanmamız ve ev ödevimizi iyi yapmamız lazım.'

-Ev ödevimizi siz yapın deseler?

'Yapacağımız, ülkemizi çok daha iyi yönetmek ayakta durabilecek ekonomik şartları sağlamak Kıbrıs meselsini çözemeyiz Rumlar da çözemez. 'Büyük Satranç Tahtası' ve 'Tercih' kitabı okudum. O zaman dünyadaki dengelerin nasıl oluştuğunu, büyük 'Avrasya İmparatorluğu' kitaplarını okuduğunuzda Kıbrıs meselesinde analiz ve strateji çok daha rahat yaparsınız. Müzakereler bir oyun. 2004 referandumundan sonra televizyonlara çıktım ve AB batacak dedim. Rum tarafı da girdiğine pişman olacak, dolar yükselecek Euro düşecek bir süre sonra Mortgage çıktı Amerika battı dediler. Amerika hayatının en büyük oyununu oynadı dedim. Şimdi çıkar Amerika Avrasya'daki hakimiyeti açısından alternatif bir gücün oluşmasına izin vermez. '

-Bizim mahallede?

'Bize düşen görev, mal sahibi mülk sahibi hani onun ilk sahibi mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan. Hepimiz gelip geçeceğiz.'

Politika ya da siyaset demokratik bir yapıdan söz edeceksek politikanın da siyasetin de hayatımızda var olması gerekiyor bunu kaliteli bir şekilde olması halinde de politika insan hayatına daha sağlıklı katkı koyuyor.

Ülkemizde de politika siyaset partiler vardır. 1974 sonrası özellikle bu yapı daha kurumsal kimlik kazandı. CTP yaşayan en eski parti 1970 yılında kuruldu, UBP kuruluşu 74 sonrasına sarksa da aslında UBP Kıbrıs Türk toplumundaki 50'lere veya daha sonrasındaki parti olmadan verilen siyasal mücadelenin partileşmiş haildir diyebiliriz. Baktığınız zaman kimse UBP'yi bu nedenle CTP'den daha sonra doğmuş bir parti olarak görmüyorum. Ve UBP kurulduğu günden başlayarak Kıbrıs Türkü'nün siyasal hayatında çok önemli bir yer tutmuştur.

İktidarda da olmuş bir partidir. UBP içerisinde bir dönem pek çok isim % 51 oy barajını aşma başarısını göstermiştir. Aklıma gelen isimlerden Erol Kazım vardır Lefkoşa'da örneğin. Ve gün geldi UBP 1992 sonrasındaki bölünmeyle dokuzlar hareketi diye tanımlanan hareketle UBP, Demokrat Parti'yi doğurdu ama UBP muhalefetteyken de yine de sandıktan ilk sıralarda çıkmayı başarmış önemli oy oranını muhafaza etmiş bir partidir.

Bu değişik şekillerde yorumlanır ve UBP bu siyasal yolcuğunda neredeyse 40 yıla yaklaşan yolculuğunda zaman zaman kendi içerisinde sarsıntılar yaşadı tartışmalar yaşadı. İçinde bulunduğumuz dönemde bu dönemlerden biridir.

Bir parti, parti içi demokrasisi ne kadar sağlıklı çalışırsa ülke demokrasisine o kadar katkı koyabilir. Bir partinin mensuplarının bireysel demokratik kapasitesi ne kadar yüksekse parti içi demokrasi o kadar sağlıklı çalışır, yani mensuplarının demokratik kültürü yüksek olan bir partide beraber yaratılan siyasetin kalitesi olur, partinin siyasi kalitesi de ülkenin demokratik yaşamına koyduğu katkıyı belirler. UBP en genel anlamda benim de daire sınırlarım içerisinde olmuştur.

Yani bireysel dünya görüşüm ne olursa olsun ülkenin çok partili demokratik yaşamında önemli bir örgütsel yapısının kalitesi eğer toplumu düşünüyorsanız hepimizin daire sınırları içerisindedir. UBP, ne kadar kaliteli siyaset üretirse ülke siyasetine de katkısı o kadar yüksek olur çünkü oransal bir büyüklüğü gücü vardı eğer bu sağlıklı çalışmazsa da bu büyük yapı ülke siyasetine eksi yönde olumsuz etki yapar.

UBP içinde bulunduğumuz dönemde de hareketli günler yaşıyor, bu bir bakış açısına göre gayet olağan bir başka görüş açısına göre de sıkıntıların işaretidir. Futboldan bir benzetme yapmak istiyorum, ülkenin siyasetinde genellikle güzel oynayarak kazanmak yerine rakibin başarısızlığıyla kazanma kültürü var bu nedenle UBP'de yaşananların başka siyasal partilere artı avantaj sağlama beklentisi vardır bu nedenle de UBP'ye daha dikkatli bakılıyor. Buradaki gelişmelerin nasıl sonuç yaratacağı konuşuluyor.

Biz de bu konuyu UBP'nin Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu ile konuşmak istedik. 1980 yılında UBP'ye fiilen katılmış o günden bu güne de profesyonel siyasetin içerisinde yer alan tecrübeli siyaseti iyi bilen insanlarımızdan bir tanesidir.
 
12 Ocak 2012 Perşembe 09:57
Okunma: 585
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)