Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Güney'deki Patlamadan Sonra Plan Değişmeye Başladı

Güney'deki Patlamadan Sonra Plan Değişmeye Başladı

"ekim Son Durak Değil, Uluslararası Konferans İçin Başlangıç".

 
 
Güney'deki Patlamadan Sonra Plan Değişmeye Başladı

Lefkoşa, 15 Ağustos 11 (T.A.K): RMMO'nun deniz üssünde meydana gelen patlamanın uluslararası unsuru Kıbrıs sorununda plan değiştirmeye zorladığı, Ekim ayının son durak değil, 2012 başlarında çok taraflı konferans toplanması için bir başlangıç olduğu öne sürüldü.

Alithia; "Patlama ve Kıbrıs Sorunu... Ocak'a Kadar Uzatma" başlığıyla manşete çektiği haberinde, muhabiri Lefteris Adilinis'in Kıbrıs sorunuyla yakından alakalı Batılı ve AB'den önemli siyasi diplomatlarla yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimlere yer verdi.

"ŞAŞIRIP HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADILAR"

Üsteki patlama sonrasında uluslararası camianın çok ciddi kaygılarına şahit olduğunu yazan Adilinis, AB'den ve Batılı diplomatlarla yaptığı görüşmelerden; uluslararası camianın, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın üsteki patlamanın yarattığı sosyal, siyasi ve ekonomik krizi yönetme biçimine şaşırıp hayal kırıklığına uğradığını, ancak Kıbrıs sorununun çözüm prosedürüne olan ilgisinin canlı olduğu saptamasında bulunduğunu yazdı, şunları ekledi:

"Bu dönemde muhataplarımdan hiçbiri Hristofyas'ın, büyük oranda kendisinin yarattığı krizle başa çıkabileceğine ve buna paralel olarak Cenevre sonrasında başlayan yoğunlaştırılmış müzakereleri yönetebileceğine inanmıyor.

Sayın Hristofyas'ın, DİSİ'nin desteği olmadan, (Hristofyas'ın) itibarı konusunda kuşkulu olan Kıbrıslı Rumlardan bir çözümü geçirebileceğine artık inanmıyorlar. Buna rağmen Kıbrıs sorununun uluslararası oyuncuları, Başkan Hristofyas'ın siyasi açıdan güçsüzleşmesinin, Kıbrıs sorunundaki mevcut prosedürün bir sona götürülmesi için büyük bir fırsat penceresi açtığını düşünüyorlar. Çünkü Kıbrıslı Başkan'ın, şu veya bu şekilde, yani gerek çözümle gerek iki bölgeli iki toplumlu federasyonun terk edilmesiyle 2012 başlarında çağrılacak olan bir uluslararası konferansa çok daha az itiraz edebileceğini değerlendiriyorlar."

Gazete, uluslararası unsurun Kıbrıs sorunundaki planını değiştirmekte olduğunu, halen perde gerisinde; BM Genel Sekreteri ile Ekim sonunda New York'ta yapılacak yeni üçlü görüşmenin Kıbrıs sorunundaki mevcut prosedürün son durağı olmamasına yönelik öneriler üzerinde çalışmakta olduğunu yazdı, şöyle devam etti:

"Kıbrıs sorunuyla meşgul olan BM'de ve Güvenlik Konseyi'nde şekillenen görüntü; Mari'deki patlama, siyasi kriz ve zaten kötü olan Kıbrıs ekonomisinin daha da kötüleşmesi, siyasi kariyerinin en kötü dönemini geçirmekte olan Dimitris Hristofyas için patlayıcı bir terkip olduğudur. Artık, Ban Ki Moon'un Cenevre'de; Kıbrıs sorununun bütün ana başlıklarında görüş birliği sağlanması için koyduğu Ekim sonuna kadar olan takvime uyulabilmesinin çok zor olduğuna inanmaya başladılar. Çünkü Başkan Hristofyas'ın Ağustos tatilinin hemen ardından yakıcı ekonomi meselesiyle ve Kıbrıs için benzeri görülmemiş siyasi krizle uğraşacağını görüyorlar.

Aynı zamanda uluslararası unsur, DİKO'nun hükümetten ayrılmasının, arzu etmesi halinde Hristofyas'ın artık müzakerelerde çok daha esnek tavır ortaya koymasına ve çözüm anlaşması istemesine olanak tanıyacağına inanıyor. Kıbrıs sorununun uluslararası oyuncuları, Hristofyas'ın, halkın gözündeki itibarını telafi etmek ve AKEL'in bir sonraki seçimlerde oy potansiyelinin önemli ölçüde düşmesini engellemek için elindeki son olanağın Kıbrıs sorununun çözümü olduğuna inanıyor. Dolayısıyla, siyasi açıdan güçsüz düşmüş bir siyasi liderin tek mantıklı tepkisi olduğuna inandıkları bu stratejiyi izlemeyi gerçekten isteyip istemediğini görmek için Hristofyas'a süre vermek niyetindedirler. Sonuç olarak, Ekim sonunda New York'taki üçlü görüşme yapılacak ama iki lider Cenevre'de Ban'a taahhüt ettiklerini o zamana kadar başaramamaları halinde, prosedürün sonu anlamına gelmeyecek.

Mari'deki patlama, BM'nin yaptığı ve Cenevre görüşmesinde liderlere de kabul ettirdiği planın detaylarını da havaya uçurdu. Ekim sonundaki görüşmenin belirleyici olmasını Eroğlu hemen, Hristofyas zorlanarak kabul etmişti ve önlerinde, bütün başlıkları ele almak ve nihai pazarlığa zemin hazırlamak için 3 aylık bir süre vardı. Cenevre'den dört gün sonra meydana gelen patlama ile BM'nin bu planı ağır darbe aldı.

Aynı zamanda Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz'da söyledikleri, BM'nin de uluslararası unsurun da beklemediği bir bomba oldu. Hristofyas'ın sorunları ve Erdoğan'ın tavrı şimdiden prosedürün sonu anlamına gelebilirdi. Ancak bu olmadı, olmayacak; çünkü çözülmemiş Kıbrıs sorununun AB'de ve bölgemizle ilgili jeopolitik planlarında yarattığı sorunlar varlığını koruyor.

Perde gerisinde oluşturulmaya başlanan yeni plan iki unsuru dikkate alıyor: Hristofyas'ın siyasi açıdan güçsüzleşmesine ve Nikos Anastasiadis nezdinde başlatacağı ikna seferberliğine... Hristofyas, DİSİ Başkanı'ndan, halen Ulusal Konsey'e sunduğu, çoğu yetkinin merkezi hükümetten alınıp eyaletlere verilmesi önerisinden çok da uzak olmayacak bir çözüm planına destek vermesini isteyecek.

Bu iki unsur işe yararsa Ekim sonundaki üçlü görüşme; Kıbrıs sorununun yalnız uluslararası yönleri olan güvenlik ve garantilerin değil yönetim, mülkiyet ve toprakta açık olan bütün konuların da masada bulunacağı bir uluslararası konferans düzenlenmesi için başlangıç olacak.

Hristofyas, Kıbrıs sorununun iç yönlerinin ele alınacağı bir uluslararası konferansı reddetmeye devam ediyor. Ancak gazetemizin 'muhatapları' (Hristofyas'ın) siyasi açıdan içerisinde bulunduğu kötü durumun; kendisini iç cephede teşhir etmeyecek ancak Kıbrıs sorununa müdahil bütün tarafların huzurunda ana başlıklar arasında nihai pazarlık yapmasına olanak tanıyacak bir uluslararası konferans düzenlenmesi formülünü reddetmesine olanak tanımadığına inanıyorlar. Bize işaret edildiği üzere, Ban Ki Moon'un Kıbrıs'la ilgili son raporunda çok taraflı konferans düzenlenmesi perspektifini öne çıkarması da tesadüf değildir."

Fileleftheros, Alithia'nın Adilinis imzasıyla detaylarıyla yansıttığı haberi; "Gelişmeler Başı Çekiyor... Siyasi Sahne İcraatlara ve Öze İlişkin Görüşler Arasındaki Uçuruma İşaret Ediyor... BM: İç Cepheyi De İzleyerek İlerliyor" başlık ve spotları altında özetledi.

YAKOVU: "MÜZAKERELER 23 AĞUSTOS'TA YENİDEN BAŞLIYOR"

Politis; "Müzakereler İçin Sıcak Ay... 23 Ağustos'ta Yeniden Başlıyor" başlıklı haberinde, Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu'nun, gündemi belirlenmiş, tam gün ve yoğunlaştırılmış olacak Kıbrıs müzakerelerinin 23 Ağustos'ta yeniden başlayacağını açıkladığını yazdı.

Habere göre, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'deki söylemlerini "kabadayılık, retçilik dolu" sözleriyle niteleyen Yakovu, "Ancak önemli olan, müzakere masasında söylenenler ve Sayın Eroğlu'nun açıklamalarının bunları yansıtıp yansıtmadığı ve ilgili yorumun konusu olup olmayacağıdır" dedi.

Ağustos 1964'te cereyan eden Dillirga çatışmalarında ölenlerin anıldığı Paşiammo'da konuşan Yakovu, Cenevre'de kararlaştırılan müzakerelerin yoğunlaştırılmasının; Kıbrıs Türk tarafının "uzlaşılmış zeminde ve BM kararları çerçevesinde çözüme yönelik siyasi iradesinin eşlik etmesi halinde gerçek bir mantığı olabileceğini" savundu. Yorgos Yakovu, uluslararası camiaya da "baskılarını artık Ankara'ya yöneltmesi" çağrısında bulundu.

OMİRU: "HALKIN DİRENİŞİ SÜRECEK"

Öte yandan Simerini; "Halkın Direnişi Sürecek" başlıklı haberinde, Rum Meclis (ve EDEK) Başkanı Yannakis Omiru'nun, Rumların üçüncü tarafların çağrısına kulak vererek Kıbrıs sorununda siyasi reform görmesini bekleyenlere "nihai adalete erene kadar halkın direnişi sürecek" mesajını verdiğini yazdı.

Gazeteye göre Omiru, "Halkımızın köşeye sıkışacağını bekleyenler bundan vazgeçsinler" dedi, şunları söyledi:

"Türkiye'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve BM kararlarına, AB ilkelerine uygun bir çözümde işbirliği yapmaması durumunda AB ile olan üyelik diyaloğunda daha fazla gelişmesinin bir manası olmadığını Avrupalı ortaklarımızın net şekilde anlaması için strateji belirlememiz gerekir.

Türkiye ve boyunduruğu altındaki Kıbrıs Türk liderliği, garantilere ve Annan planının başka isim altında yeniden gündeme gelmesi ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tasfiyesini, bugünkü taksimci durumun sağlamlaşmasını istiyor, iki devletli çözüm, konfederasyon ve daimi Türk vesayeti için yasadışı taleplerde bulunuyorlar."

Omiru konuşmasında, AB'nin Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına daha aktif katılmasını da istedi.

(ŞA/SEL)

 
15 Ağustos 2011 Pazartesi 15:05
Okunma: 479
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)