Ana Sayfa » Kıbrıs » Halk Konseyi toplandı

Halk Konseyi toplandı

EROĞLU: "GÖRÜŞME SÜRECİNİN TIKANMASINDAN DEĞİL İLERLEMESİNDEN VE BİR SONUCA BAĞLANMASINDAN YANAYIZ"

 
 
Halk Konseyi toplandı
EROĞLU: "GÖRÜŞME SÜRECİNİN TIKANMASINDAN DEĞİL İLERLEMESİNDEN VE BİR SONUCA BAĞLANMASINDAN YANAYIZ"


"SONUÇ ALICI GÖRÜŞMELER YAPILABİLMESİ İÇİN, BELİRLİ BİR ZAMAN TAKVİMİ, ANLAMLI MÜZAKERELER VE BUNUN SONUNDA GARANTÖRLERİN DE KATILACAĞI BİR SÜREÇ ELZEM"


Lefkoşa, 8 Aralık 12 (T.A.K): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, görüşme sürecinin tıkanmasından değil, ilerlemesi ve bir sonuca bağlanmasından yana olduğunu, bunun için takvimli bir al-ver süreci istediklerini belirterek, "Bırakıldığı yerden hiç bir şey olmamış gibi devam edilmesinden yana değiliz" dedi.


Sonuç alıcı görüşmeler yapılabilmesi için, belirli bir zaman takvimi, anlamlı müzakereler ve bunun sonunda garantörlerin de katılacağı bir sürecin elzem olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Ucu açık görüşmeler 44 yıldır sürmekte olup bir sonuç vermedi...Hiç bir şey olmamış gibi davranırsak tıkanıklık sürecek ve  statüko devam ettirilerek Rum tarafı bundan fayda sağlamaya devam edecek" dedi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Sayıştay Başkanlığı Binası'nda bugün beşincisi toplantısını yapan Halk Konseyi'ne Kıbrıs sorununda gelinen aşama konusunda bilgi veriyor. Saat 10.15'de başlayan toplantıda Cumhurbaşkanı Eroğlu'na, Özel Temsilcisi Osman Ertuğ, Müsteşarı Hasan Güngör ve müzakere heyeti ile cumhurbaşkanlığı bürokratları eşlik ediyor.


Toplantının basına açık bölümünde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Bize göre gelinen noktada, eğer samimi bir şekilde anlaşma istiyorlarsa ilgili ülkelerle, Birleşmiş Milletlere büyük görev düşer; Rum tarafını takvimli al-ver sürecine girmek için teşvik etmeleri şarttır" ifadesini kullandı.


İçteki sorunlara da değinen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, devlete ve kurumlarına verilen desteğin aynı güç ve kararlılıkla sürdürülmesini isteyerek, "Ekonomik ve diğer sorunlar gelip geçicidir. Anavatan Türkiye'nin her zaman vermiş olduğu ve sürdüreceğinden emin olduğumuz desteği sayesinde er veya geç bunların üstesinden gelinecektir. Ancak nesillerin büyük özverisiyle kurduğumuz Devletimizin yıpranması kimseye bir fayda sağlamaz" dedi.


EROĞLU: "GÖRÜŞME SÜRECİNİN TIKANMASINDAN DEĞİL İLERLEMESİNDEN VE BİR SONUCA BAĞLANMASINDAN YANAYIZ"


"SONUÇ ALICI GÖRÜŞMELER YAPILABİLMESİ İÇİN, BELİRLİ BİR ZAMAN TAKVİMİ, ANLAMLI MÜZAKERELER VE BUNUN SONUNDA GARANTÖRLERİN DE KATILACAĞI BİR SÜREÇ ELZEM"


"KIBRIS RUM TARAFININ TEKNİK KOMİTELERDEKİ GENEL TAVRI AYAK SÜRÜME ŞEKLİNDE OLUP MECBUR KALMADIKÇA SOMUT ADIM ATMAMA ŞEKLİNDEDİR"


"GÜNEY'DE SEÇİLECEK OLAN 7'NCİ LİDERİN SADECE LİDER DEĞİŞİKLİĞİYLE SINIRLI KALMAYACAĞI, BİR POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİNE DE YOL AÇACAĞINI ÜMİT ETMEKTEYİZ"


"GELİNEN NOKTADA, EĞER SAMİMİ BİR ŞEKİLDE ANLAŞMA İSTİYORLARSA İLGİLİ ÜLKELERLE, BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE BÜYÜK GÖREV DÜŞER; RUM TARAFINI TAKVİMLİ AL-VER SÜRECİNE GİRMEK İÇİN TEŞVİK ETMELERİ ŞARTTIR"


"EKONOMİK VE DİĞER SORUNLAR GELİP GEÇİCİDİR. ANAVATAN TÜRKİYE'NİN DESTEĞİ SAYESİNDE ER VEYA GEÇ BUNLARIN ÜSTESİNDEN GELİNECEKTİR. ANCAK NESİLLERİN BÜYÜK ÖZVERİSİYLE KURDUĞUMUZ DEVLETİMİZİN YIPRANMASI KİMSEYE BİR FAYDA SAĞLAMAZ"


Lefkoşa, 8 Aralık 12 (T.A.K): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, görüşme sürecinin tıkanmasından değil, ilerlemesi ve bir sonuca bağlanmasından yana olduğunu, bunun için takvimli bir al-ver süreci istediklerini belirterek, "Bırakıldığı yerden hiç bir şey olmamış gibi devam edilmesinden yana değiliz" dedi.


Sonuç alıcı görüşmeler yapılabilmesi için, belirli bir zaman takvimi, anlamlı müzakereler ve bunun sonunda garantörlerin de katılacağı bir sürecin elzem olduğunu kaydeden Eroğlu, "Ucu açık görüşmeler 44 yıldır sürmekte olup bir sonuç vermedi...Hiç bir şey olmamış gibi davranırsak tıkanıklık sürecek ve  statüko devam ettirilerek Rum tarafı bundan fayda sağlamaya devam edecek" dedi.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Sayıştay Başkanlığı Binası'nda bugün beşincisi toplantısını yapan Halk Konseyi'ne Kıbrıs sorununda gelinen aşama konusunda bilgi veriyor. Saat 10.15'de başlayan toplantıda Cumhurbaşkanı Eroğlu'na, Özel Temsilcisi Osman Ertuğ, Müsteşarı Hasan Güngör ve müzakere heyeti ile cumhurbaşkanlığı bürokratları eşlik ediyor.


Toplantının basına açık bölümünde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Bize göre gelinen noktada, eğer samimi bir şekilde anlaşma istiyorlarsa ilgili ülkelerle, Birleşmiş Milletler (BM)'e büyük görev düşer; Rum tarafını takvimli al-ver sürecine girmek için teşvik etmeleri şarttır" ifadesini kullandı.


İçteki sorunlara da değinen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, devlete ve kurumlarına verilen desteğin aynı güç ve kararlılıkla sürdürülmesini isteyerek, "Ekonomik ve diğer sorunlar gelip geçicidir. Anavatan Türkiye'nin her zaman vermiş olduğu ve sürdüreceğinden emin olduğumuz desteği sayesinde er veya geç bunların üstesinden gelinecektir. Ancak nesillerin büyük özverisiyle kurduğumuz Devletimizin yıpranması kimseye bir fayda sağlamaz" dedi.


"DAİMA HALKA İNANDIM"


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Halk Konseyi'ne hitaben yaptığı konuşmada, basın önünde bazı değerlendirmelerde bulunduktan sonra kapalı toplantıya geçileceğini ve o bölümde görüş ve düşünceleri alarak, Konseyi süreçle ilgili olarak biraz daha detaylı bilgilendireceğini ifade etti."Ben daima halkımıza inandım, halkımıza güvendim, onun ne istediğine kulak verdim" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Halk'ın kafasındaki çözüm için aday oldum ve şu anda da halkımızın kabul edebileceği, bizi 1974 öncesine götürmeyecek, Kıbrıs'ta var olan gerçeklere dayalı bir anlaşma için çaba gösteriyorum" dedi.


Eğer halkın yararına bir imkan doğarsa bu imkanı iyi niyetle değerlendireceklerini, Kıbrıs meselesine artık çözüm bulma zamanının geldiğini ifade eden  Eroğlu, "Ama maalesef Rum komşularımız hala ayak sürüyor" ifadesini kullandı.


Eroğlu şöyle devam etti:


"Bildiğiniz gibi Kıbrıs sorununun özüne yönelik görüşmeler geçtiğimiz Ocak ayında yer alan son Greentree, New York, zirvesinden sonra durma noktasına gelmiştir. Bunun nedenleri ortadadır. Greentree'ye 4 'hayır'la gelen Rum Lider Hristofyas bu tutumunu orada da sürdürmüş; Bir zaman takvimine, hakemliğe, arabuluculuğa ve garantörlerin de katılacağı çok taraflı bir toplantıya karşı çıkmıştır. Kıbrıs'a döndüğünde ise bu retçi tutumundan gerilemediğini gururla açıklamaktan çekinmemiştir. BM Genel Sekreteri ise GKRY'nin AB başkanlığını devralacağı 1 Temmuz'dan sonra, Kıbrıs Rum seçimlerinin yapılacağı Şubat 2013 tarihine kadar görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydetmenin mümkün olmadığını, yani görüşmelerin bir anlamı olmadığını ifade etmişti.


Hristofyas, bu seçimlerde aday olmayacağını açıklarken, buna neden olarak görüşmelerde ilerleme kaydedilmesiyle ilgili 'geçerli bir ümit görmediğini' söylemiştir.


Biz yine de bu dönemin boşuna harcanmaması ve ümitlerin tamamen kaybolmaması mülahazasıyla her iki tarafta günlük yaşamı iyileştirmeye ve güven yaratmaya yönelik Teknik Komite çalışmalarının canlandırılmasını önerdik. Bu önerimizin kabul görmesi üzerine ise 7 Teknik Komite ve 2 ad-hoc Komite çalışmalarına başladı."


TEKNİK KOMİTE ÇALIŞAMALARI


Bu çerçevede  Kültürel Miras Teknik Komitesi, Suç ve Suça İlişkin Konular Teknik Komitesi, Ekonomik ve Ticari İşler Teknik Komitesi, Çevre Teknik Komitesi, Sağlık Teknik Komitesi, İnsancıl İşler Teknik Komitesi, Kriz Yönetimi Teknik Komitesi ile Geçişler ad-hoc Komitesi ve Yayıncılık ad-hoc Komitesi çalışmalarını sürdürmekte olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Ancak maalesef Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununun özüne yönelik görüşmelerde sergilediği ayak sürüme yaklaşımını bahse konu komitelerde de sürdürdüğünü görmekteyiz" dedi.Eroğlu, bazı komitelerin sınırlı da olsa ilerleme kaydetmesine karşın çok daha aktif olabilecek bazı komitelerde ise sorunlarla karşılaşıldığı ve gerekli ilerleme sağlanamadığını belirtti.


Gerek bu komitelere üye atanması gerekse bunların toplanarak günlük konularda çözüm üretmeleri istenilen düzeyde mümkün olmadığını, bu konuda başarılı çalışan ve istendiği ölçüde başarı sağlayamayan komite çalışmalarına birkaç örnek verilebileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Kültürel Miras Teknik Komitesi, Kuzey ve Güney'de kültürel mirasın restorasyonu konusunda bazı somut ilerlemeler kaydetmiştir. Bunlar arasında Güney'deki Arnavut Camisiyle, Kuzey'deki Aziz Micheal Kilisesi birer örnektir. Söz konusu komite bu konuda bir de küçük broşür üretmiştir.


Ancak bahse konu Komite bu konuda önemli bir sembol teşkil edebilecek Apostolos Andreas Manastırı'nın restorasyonunu bir türlü gerçekleştirememiştir. Bunun nedeni Kıbrıs Rum tarafının bu konudaki olumsuz tutumunu sürdürmesi ve bunu yaparken Kilise'nin arkasına saklanmasıdır.


Halbuki bu konuda Atina'daki Patras Üniversitesi tarafından hazırlanan proje ortadadır. Gerek ilgili Komite gerekse uygulayıcı birim olarak BM Kalkınma Örgütü UNDP bunu uygulamaya hazırdır. Kilisenin bu konudaki rolü ancak finansmanla sınırlıdır.


Ancak biz onları beklemek yerine bunu başka kaynaklardan karşılamaya hazır olduğumuzu BM'ye duyurduk ve onlar da bu konularda bizi ancak takdir edebileceklerini belirtmişlerdir.


Halkımızın önemli bir bölümünün gelir kaynağı olan ve Kıbrıs'ta her iki tarafın ortak ürünü olan Hellim konusunun Rum tarafının tek yanlı çabaları sonucu AB nezdinde korunmuş bir marka olarak kaydedilmesinin önüne geçmek için çabalarımız sürmektedir. Talimatım üzerine Özel Temsilcim konuyu Teknik Komiteler gündemine getirmiştir ve AB Komisyonu nezdinde konuyu takip etmek için Müsteşarımla birlikte Brüksel'de girişimlerde bulunmuştur. Bu konudaki ısrarlı çabalarımızı sürdüreceğiz, çünkü Kıbrıs Rum tarafı bu ortak ürünü her iki isim altında, yani hem 'hellim 'hem de 'halloumi' olarak kaydettirmeyi başarırsa, gerek üretimimiz gerekse satışımız ciddi bir şekilde sekteye uğrayacaktır. Bu konuda ilgili kurum olarak Kıbrıs Türk Sanayi Odası ile de temas içindeyiz.


Güney Kıbrıs açıklarında ve Kıbrıs Adası çevresinde Kıbrıs Rum tarafının yine tek yanlı olarak sürdürmekte olduğu kısaca hidrokarbon diye bilinen gaz ve petrol arama faaliyetleri hepinizin malumudur. Bizim bu konuda Anavatan Türkiye ile işbirliği ve dayanışma içinde her türlü çabayı sürdürdüğümüzü de bilmektesiniz. Geçtiğimiz Eylül ayı içerisinde New York'a yapmış olduğum ziyaret esnasında kendisiyle görüştüğüm BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a yeni ve güncelleştirilmiş bir öneri yaptığımızı açıklamış bulunuyoruz. Bu önerinin içerisinde, her iki toplumun da ortak malı olduğu herkesçe kabul edilen söz konusu doğal kaynakların sadece bulunup işletilmesi değil, aynı zamanda Türkiye üzerinden dış pazarlara ulaştırılmasını teklif etmiş bulunuyoruz.


Uzmanlar bunun en karlı ve belki de fizibilitesi bulunan tek yol olduğunu belirtmektedirler. Bu iyi niyetli önerimizi Kıbrıs Rum tarafının aynı espri içinde değerlendirmesini beklerken, aynı zamanda bunun gerçekleşmesi için girişimlerimizi de sürdürmekteyiz. Bu bağlamda Kıbrıs Rum tarafı üzerinde etki uygulayabilecek ABD, İngiltere ve AB gibi büyük aktörlerle temas içindeyiz.


Konu bir takım riskler içerdiği gibi bir takım fırsatları da önümüze koymaktadır. Bu fırsatları Kıbrıs Rum tarafının da iyi değerlendirmesi durumunda bir işbirliği sahası oluşabilecek ve bu iki taraf arasında salt güven yaratmanın ötesinde imkanlar yaratılabilecektir.


Unutulmamalıdır ki koskoca AB kömür ve çelik konusundaki işbirliğiyle başlamıştır. Ancak Rum komşularımızın bu konudaki inatçılıklarını sürdürmeleri halinde biz de Anavatan Türkiye'yle işbirliği içerisinde haklarımızı korumakta kararlıyız. Bu karalılığımızı kendi topraklarımızda ve Kıbrıs Adası etrafındaki sularda kendi araştırma ve kazılarımızı yapmak suretiyle sürdüreceğiz."


SUÇLULARIN İADESİ...ORTAK TATBİKAT


Teknik komitelerden Suç ve Suça İlişkin konularda iki tarafın işbirliği yapmasıyla ilgili gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Eroğlu, adanın bir veya diğer tarafının bir suç cenneti haline gelmesini istemediklerini ifade etti.


"Buna yönelik olarak Kıbrıs Rum tarafına bir tarafta suç işleyip diğer tarafa kaçmayı başaran suçluların ilgili tarafa iadesi konusunda öneride bulunduk. Ancak bunu 'yasal zemini yoktur' gerekçesiyle reddetmeleri üzerine, kendilerine bunu BM Barış Gücü aracılığıyla yapmaları önerisinde bulunduk" diyen Eroğlu, önerinin BM tarafından da destek bulduğunu ve Kıbrıs Rum tarafından yanıt beklediklerini söyledi.


Eroğlu,  "Kriz Yönetimi konusunda ise ilgili Komitede Kıbrıs Rum tarafının ayak sürümesi sonucu ancak gecikmelerle gerçekleşebilecek olan ortak tatbikatın Ocak 2013 ayı içerisinde ara bölgede yapılması kararlaştırılmıştır" diyerek, Rum tarafının üzerinde mutabık kalınan hususlara uyması durumunda tatbikatın iki tarafın ilgili birimleri arasında bir yangın söndürme ve bu konuda iletişim şeklinde gerçekleşeceğini vurguladı.


ENGELLİ MÜSABAKALARI İPTAL


İnsancıl İşler Teknik Komitesinde üzerinde mutabık kalınan iki tarafın engellileri arasında spor müsabakaları yapılmasını ise Kıbrıs Rum tarafının, çeşitli gecikmelerle ve 'yeterli sayıda tekerlekli sandalyemiz yoktur' gibi sudan bahanelerle iptal etmeyi başardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Yine aynı komite altında 'aile içi şiddet' konusu da ele alınmaktadır" dedi.


Geçişler konusunda Kıbrıs Rum tarafının Lefke- Aplıç kapısının açılmasını engelleme yaklaşımının sürmekte olduğunu belirten Eroğlu şöyle dedi:


"Bu arada Kıbrıs Rum tarafı geçişlerde yaşanan zorlukları ortadan kaldırmaya yönelik görüşme yapmayı da kabul etmemektedir. Halbuki son zamanlarda geçişlerde yaşanan zorluklar önemli bir artış göstermiştir.


Güneye geçen vatandaşlarımız ise çeşitli taciz olaylarıyla karşılaşmakta olup bunları bize bildirmektedirler. Bu olayları BM Barış Gücü yetkilileriyle ele almaktayız."


AYAK SÜRÜME


Kıbrıs Rum tarafının teknik komitelerdeki genel tavrı ayak sürüme şeklinde olup mecbur kalmadıkça somut adım atmama şeklinde olduğunu belirten Eroğlu, bunu haklı göstermek için ise bir takım 'hukuki' ve siyasi gerekçeler öne sürmekte olduklarını vurguladı.


Eroğlu, "Ancak teknik komite çalışmalarının ve güven yaratıcı önlemler sürecinin genel felsefesinin tarafların hukuki ve siyasi pozisyonlarına halel getirmeyecek şekilde yapılması olduğunu kendilerine sık sık hatırlatmaktayız. Bu konuda BM'den anlayış gördüğümüzü de söyleyebilirim" dedi.


KAPSAMLI UZLAŞIYA YÖNELİK ÇALIŞMA


Kıbrıs Türk tarafının teknik komiteler ve güven yaratıcı önlemlerin kapsamlı bir uzlaşının yerine geçemeyeceğinin bilinci içinde olduğuna işaret eden Eroğlu, "Bu nedenle kapsamlı müzakerelerin başlamasına yönelik olarak gerek yöntem gerekse öze yönelik çalışmalar yapmaktayız. Ancak benim her zaman vurguladığım gibi kapsamlı çözüm sadece bir tarafın istemesi ve bu konuda çaba göstermesiyle elde edilemez" ifadesini kullandı.


GÜNEY'DEKİ SEÇİM


Mevcut aşamada Kıbrıs Rum tarafının bir seçim sürecine girdiğini, Bu süreçte kimin seçilip seçilmeyeceğine Kıbrıs Rum halkı karar vereceğini ifade eden Eroğlu, "Bizim bu konuda tercih yapma gibi bir lüksümüz bulunmamaktadır. Esasen biz kimin seçileceğinden ziyade seçildiği zaman ne gibi politikalar uygulayacağının önemli olduğunu söylemekteyiz. Bugüne kadar 6 Rum lider değişmiş, ancak politikalarında kayda değer bir değişiklik olmamıştır. Seçilecek olan 7'nci liderin sadece lider değişikliğiyle sınırlı kalmayacağı, bir politika değişikliğine de yol açacağını ümit etmekteyiz" dedi.


SONUÇ ALICI GÖRÜŞMELER


Cumhurbaşkanı Eroğlu şöyle devam etti:


"Bizim nasıl ilerleneceği, yani "the way forward" konusundaki görüşlerimiz ortadadır. Sonuç alıcı görüşmeler yapılabilmesi için; Belirli bir zaman takvimi, anlamlı müzakereler ve bunun sonunda garantörlerin de katılacağı bir sürecin elzem olduğu ortadadır. Ucu açık görüşmeler 44 yıldır sürmekte olup bir sonuç vermemiştir.


Kıbrıs Rum tarafı anlamlı ve sonuç alıcı müzakere yerine sadece konuşmayı ve yine konuşmayı yeğlemektedir. Bir yandan Anavatan Türkiye ile görüşmek isterken, diğer yandan bunu sağlayacak çok taraflı, yani 4'lü veya 5'li toplantıdan ısrarla kaçmaktadır. Geçmişte Sayın Anastasiades bu tür bir toplantıya sıcak baktığı şeklinde açıklamalar yapmıştı. Seçildiği takdirde umarız bu konudaki tutumunu müstakbel ortaklarının baskısıyla değiştirmez. Aslında Sayın Anastasiades'in seçim kampanyası esnasında söyledikleri ve müstakbel ortağı ile imzalamış olduğu protokol kafalarda ciddi soru işaretleri yaratmakta, görüşmelerin geleceği açısından pek fazla ümit bırakmamaktadır.


Diğer şeyler yanında Anastasiades, "Hristofyas'ın verdiği tatlı tavizleri" geri alacağını söylemekte, Rum Ulusal Konseyi'nin yüzde 75'inin desteğini almadan öneri dahi yapmayacağından bahsetmekte ve görüşmelerin seviyesini liderler düzeyinden görüşmeciler düzeyine indireceğinden söz etmektedir.


Umarız seçim atmosferinde söylenmekte olan bu sözler gün gele dönüp Sayın Anastasiades'in elini kolunu bağlamaz, çünkü bu tür açıklamalarla bir yere varılması mümkün değildir. Biz seçilmesi halinde Anastasiades'i veya başka bir lideri, yani Malas veya Lillikas'ı, söyledikleriyle değil uygulayacakları politikalarla ölçeceğiz, buna göre değerlendireceğiz."


STATÜKONUN DEVAMI


Statükoyu devam ettirmenin Kıbrıs Rum tarafının işine geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Rahattırlar çünkü uluslararası alandaki haksız tanınmışlıkları ve bin bir siyasi manevra ve şantajla tek yanlı olarak elde ettikleri AB üyelikleri onlara Kıbrıslı Türklerle güç ve refah paylaşımı konusunda herhangi bir neden bırakmamaktadır" dedi.


ULUSLAR ARASI TOPLULUĞA VE AB'A ÇAĞRI


Genelde uluslararası topluluğa özelde ise AB'ye seslenen Cumhurbaşkanı Eroğlu şöyle dedi:


"48 yıldır haksız yere ve 1960 Anlaşmalarının lafzına ve ruhuna aykırı olarak tanıdığınız Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bu durumun ilanihaye devam edemeyeceği söyleyiniz. Tek yanlı bir şekilde üye olarak kabul ettiğiniz Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tuttuğu yanlış ve uzlaşmaz yoldan dönmesi konusunda teşvik ediniz. Bugüne değin BM tarafından ortaya konan bütün önemli planları ve belgeleri reddetmiş bulunan Kıbrıs Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirdiniz. İçinde bulunduğumuz dönemde ise onu Birliğin başkanı yaptınız. Hiç olmazsa onlara sağladığınız bu tek yanlı ve haksız imkanlar karşılığında onların masada daha esnek ve yapıcı bir tutum içerisine girmelerini sağlayınız.


Verdiğiniz bu nimetleri Kıbrıslı Türkler aleyhine uluslararası alanda bir silah olarak kullanmalarının önüne geçiniz. İzolasyonları kaldırmak suretiyle onları bu konuda cesaretlendiriniz. Bunu yapmakla aynı zamanda sonuç alıcı müzakerelerin başta gelen koşullarından birisi olan eşit zemin yaratılmasına da yardımcı olacaksınız.


Kıbrıs konusuyla yakından uzaktan ilgisi olmayan turist öğrencilerin KKTC'ye gelmelerini engellemekten kimin ne çıkarı olabilir? Yüksek öğrenim kurumlarımızın uluslararası muadilleriyle akademik işbirliği içine girmeleri kime ne zarar verebilir? Gençlerimizin uluslararası spor faaliyetlerine katılıp karşıtlarıyla yarışmalarını engellemek hangi yasal veya ahlaki gerekçeyle açıklanabilir? İlkokul çocuklarının uluslararası folklor etkinliklerinde yer almalarını engellemeye çalışmak nasıl izah edilebilir? Bu çağdışı faaliyetleri siyasi bir araç olarak halkımıza karşı kullanan Kıbrıs Rum Yönetimi'ni aramızdaki güven bunalımını daha da derinleştirmekten başka bir amaca hizmet etmeyen bu zararlı ve düşmanca faaliyetlerden vazgeçmeye davet ediyorum."


DOWNER İLE GÖRÜŞME


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in yaklaşık 15 gün önce Kıbrıs'a yaptığı ziyarette kendisine bir kez daha sürecin nasıl ilerleyebileceğine ve Teknik Komitelerin çalışmalarına dair görüşlerini aktardıklarını anlatan Eroğlu, "Öyle görünüyor ki her şey Rum Başkanlık seçimlerine endekslenmiş durumda. Şubat ayında yapılacak Rum Başkanlık seçimlerinin ardından Kıbrıs konusunda bir ileriye yöneliş olup olmayacağı belli olacak" dedi.


HRİSTOFYAS'IN TUTUMU


Hristofyas ile hem sosyal buluşmalarda, hem de Birleşmiş Milletler gözetimindeki süreçte pek çok kez bir araya gelme imkanı bulduklarına da dikkat çeken Eroğlu, "Bana göre Sayın Dimitris Hristofyas Kıbrıs konusundaki gerçekleri kabullenmek istemiyor. Kararsız davranmıştır. Benimle anlaşamamaktan yakınıyor ama Sayın Talat'ın verdiği önemli tavizlere rağmen anlaşamadıklarını unutmayalım. Neden? Çünkü Hristofyas Annan Planı'na hayır dediği için Rumlara Annan Planı'ndan da öteye tavizler verilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak köprülerin altından çok su geçtiğinin de bana göre farkındadır. Kıbrıs Türk halkının kendi kendini idare etmekten, egemenliğinden vazgeçmeyeceğini, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini tüm partilerin ve halkımızın vazgeçilmez gördüğünü iyi bilmektedir" ifadelerini kullandı.


GÖRÜŞME SÜRECİNİN İLERLEMESİ


Cumhurbaşkanı Eroğlu şöyle devam etti:


"Değerli arkadaşlar biz görüşme sürecinin tıkanmasından değil ilerlemesinden ve bir sonuca bağlanmasından yanayız. Bunun içindir ki takvimli bir al-ver süreci istiyoruz. Bırakıldığı yerden hiç bir şey olmamış gibi devam edilmesinden yana değiliz. Hiç bir şey olmamış gibi davranırsak tıkanıklık sürecek ve statüko devam ettirilerek Rum tarafı bundan fayda sağlamaya devam edecek. Bu 'al/ver sürecinin' sonunda ise garantörlerin de katılacağı dörtlü veya beşli bir toplantıya hazır olduğumuzu da her vesile ile ortaya koymaktayız. Bize göre gelinen noktada, eğer samimi bir şekilde anlaşma istiyorlarsa ilgili ülkelerle, Birleşmiş Milletlere büyük görev düşer; Rum tarafını takvimli al-ver sürecine girmek için teşvik etmeleri şarttır. Kendilerine 1974 öncesine dönülemeyeceği, Kıbrıs'taki gerçeklerin göz ardı edilmesinin, Kıbrıs Türk halkının daha fazla mağdur durumda bırakmanın yanlış olacağı ,eğer süreç bir sonuca gitmiyorsa kendilerinin yeni bir durum değerlendirmesi yaparak, yeni adımlar atabileceklerini ifade etmeleri lazım. Yani mevcut kalıplar dışında düşünmeleri gerekir. Tabii bunun için de içte güçlü olmamız şart."


Bazı konularda görüş ayrılıkları olsa da ana konularda geniş bir uzlaşı içinde olunmasının Türk tarafını masada güçlü kılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Halkımızın haklarını almamızı ve bu kritik süreci başarı ile aşmamızı sağlar"  dedi.


"BENDEN ÖNCEKİ ÇALIŞMALARI..."


"Değerli arkadaşlar ben benden önce yapılan çalışmaları karalamamayı, Kıbrıs konusunda polemiğe girmemeyi tercih ediyorum" diyen Eroğlu, verilemeyecek hesabı, söyleyecek sözü olmadığından değil, halkın yararı öyle gerektirdiği için söylenenlere basın yoluyla yanıt vermemeyi tercih ettiğini vurguladı.


DEVLETİ KORUMAK


Eroğlu iç sorunlara da değinerek şöyle konuştu:


"Bu vesileyle siz değerli kardeşlerime iç sorunlardan bunalmış olmanın verdiği ruh hali içerisinde devlete ve kurumlarına olan bilinen desteğinizi aynı güç ve kararlılıkla sürdürmenizin önemine vurgu yapmak istiyorum. Ekonomik ve diğer sorunlar gelip geçicidir. Anavatan Türkiye'nin her zaman vermiş olduğu ve sürdüreceğinden emin olduğumuz desteği sayesinde er veya geç bunların üstesinden gelinecektir. Ancak nesillerin büyük özverisiyle kurduğumuz devletimizin yıpranması kimseye bir fayda sağlamaz. Bugün yakın çevremizde ve dünyada yer alan gelişmelere baktığımızda Filistin ve Kosova gibi ülkelerdeki kardeşlerimizin bağımsızlık ve egemenlikleri için verdikleri mücadelenin meyvelerini almaya başladığını büyük bir heyecan ve memnuniyetle izlemekteyiz. Onları selamlıyor, kutluyoruz. Bizim mücadelemiz de en az onlarınki kadar onurlu ve uzun bir mücadele olmuştur. Belki bu mücadeleye son noktayı koymuş değiliz. Ancak sabır, metanet ve kararlılıkla o günün geleceğine ve uluslararası alanda hak ettiğimiz yeri alacağımıza olan inancım tamdır. Bu duygu ve düşüncelerle bugünkü toplantımıza katıldığınız için teşekkür eder, hepinize saygılar sunarım."

 
8 Aralık 2012 Cumartesi 12:11
Okunma: 694
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)