Ana Sayfa » Kıbrıs » Hepsi battı!

Hepsi battı!

Güzelyurt ve civarındaki narenciye ve patates üreticileri ile hayvancılar perişan durumda

 
 
Hepsi battı!

SERHAT İNCİRLİ /  


Güzelyurt ve civarındaki bölgelerde narenciye ve patates üreticilerinin yanı sıra hayvancılar, teşvik görmek bir yana, sattıkları ürün bedelini alamadıkları için adeta perişanları oynuyorlar.

Yöneticilerin “herkes malına, toprağına sarılsın” diyerek, Güzelyurt’un taviz olarak verilmeyeceğini söylemesine karşın, ilgisizlik ve ihmal yüzünden bu bölgedeki insanlar topraklarından da umudu kesmiş durumda...
Bölgede bir tek mutlu üretici ya da hayvancı bulmak adeta imkansız hale geldi...

KIBRIS muhabiri, Güzelyurt, Güneşköy ve Doğancı’da narenciye ve patatesi üreticilerinin yanı sıra hayvancılarla görüşerek, sorunlarını dinledi. Devlet yöneticilerini suçlayan üreticiler, “Başımızda bulunan idarecilerin hayvancılıkla ve tarımla ilgili hiç bir politikası yoktur” dedi.

Güzelyurt’ta narenciyeciler, hiç mutlu olmadıklarını belirtirken, Güneşköy’de hayvan besicileri, aylardan beri süt paralarını alamadıklarını ve hayvan satamaz hale geldiklerini dile getirdi. Doğancılı patates üreticileri ise “battık” diye feryat etti.
Hükümeti çok sert dille eleştiren üreticiler, özelde Güzelyurt, genelde tüm ülkenin tarım ve hayvancılıkta iflas ettiğine parmak bastı.



Ne dediler?

Cemal Darbaz (Güneşköy - Hayvancı):
Başımızda bulunan idarecilerin hayvancılıkla ilgili hiç bir politikası yoktur. Bu yüzden çok ciddi sıkıntı içerisindeyiz. En önemli sıkıntımız şu anda süt paralarının ödenmemiş olmasıdır. Bugün dördüncü listeye girdik. Her 15 günde bir liste çıkar. İkinci liste çıktığında, birinci liste ödenmiş olur. Şu anda dördüncü listedeyiz ve hiç bir ödeme yapılmadı. Süt Kurumu’nu arıyoruz, ‘Maliye para vermez’ diyor. Maliye’yi arıyoruz, imalatçılardan para alamadıklarını belirtiyorlar. Bunlar bizim sorunumuz değil. Hayvanlara yem alamıyoruz. Evde üç çocuğum var. Allah’tan tatildeyiz, yoksa harçlık verecek durumda değiliz. Benim her ödeme için 9 bin TL alacağım söz konusudur, üç ödeme alacağım vardır yani toplamda 27 bin TL alacağım söz konusu… Ama alsam da masrafımı ödeyemeyecek durumdayım… Para ödense de kâr yok; hayvan satılmıyor artık. Sayın TC AB Bakanı Egemen Bağış, Rumlara çağrı yaptı, AB’den yardım isteyeceklerine gitsinler KKTC’den alsınlar, dedi. İzledim ve şoklarımı yaşadım. O kadar daha kızdım. Sanki daha da kızalım diye isteyerek yaparlar. Bizi bunca yıldır yok edemediler. Sanki bizi strese sokup öldürmek isterler. Artık ölüm yaşı 40’a indi… Bizi yok etmek için son yöntem budur. 15 gündür süt paramı ödeyemeyen bir devlet, Rum’a yardım edecek! Demek ki çok paramız var ama benim evdeki üç çocuğuma rızkını verecek para yok. Ben verdiğim sütün bedelini istiyorum.

Mustafa Darbaz (Güneşköy - Hayvancı - Narenciye üreticisi):
Doğduğumuz günden beri hayvancılıkla uğraşıyoruz ve gençler de bizi örnek aldı; hata yaptık. Onları da mahvettik. Bizi örnek alanları da batırdık. Suçumuz üretmektir. Topraklarımıza sahip çıktığımız, bu memleketten kaçmadığımız ve bir devlet dairesine sokulup memur olmadığımız için suç işledik. Biz maalesef kendimizi toprağımıza verdik. Narenciye ürettik, büyük çapta hayvancılık yapmaktayız. Bugüne kadar kimse yanımızda durmadı. Kimse bize kredi sağlamadı. Ne yaptıysak, hep alnımızın teriyle yaptık. Geldik geldik bu noktadayız şimdi.. Mahvolduk. Tıkandık kaldık. Sütü satan para yok. Hayvan satılmaz. Kasaplara yalvarırız alsın diye almaz. Kimse bizi işitmiyor; karşımızda muhatab da bulamıyoruz… Sorunlarımız için muhatap yok. Müdürü ararız Devlet Emlak Malzeme Dairesi’nde tam 16 gündür, 16 günden beri toplantıdadır diyorlar… 16 gündür toplantıda olan bir müdürümüz var! Sorunumuzu, toprakla ilgili bir kira meselemizi anlatamıyoruz… Neymiş, müdür toplantıdaymış, gören duyan da çok iş yaparlar sanacak.

Ali Cafer (Güzelyurt - Hayvancı):
Bu bakanlar, milletvekilleri Türkiye’nin gönderdiği parayı, 200 – 300 kişiyle birlikte harcarlar… Bunlarda iş yoktur… Bunların eline vereceksiniz makası, gitsinler kabare, diskotek açsınlar… Sadece bu işe yararlar… Şimdiye kadar bir kuruş yardım görmedim. Bu bakanlardan ne köy olur ne kasaba olur. Asıl kabahat Türkiye’dedir. Buraya birini gönderip, kimin hayvancı, kimin üretici olduğunu görmesi lazım. Kiminin karısı, kiminin kocası devlet memurudur, bir bakarsınız hayvancılık da yapar… 200 – 300 dönüm tarla da tutar… Bizim hayvanımız var bir dönüm tarlamız yok. Kiralayamıyoruz da… Ama devlet memuru maaşı alır, tarlayı da tutar. Recep Tayyip Erdoğan da duysun; gönderdiği parayı 200 -300 kişi yer. Kıbrıs insanına, reçberine, hayvancısına hiç bir faydası yoktur. Bunlardan ne köy olur ne kasaba… Bunlar ancak bilirler yesinler içsinler. Gezdiler, geldiler mi bir günden bir güne halimizi sorsunlar? Hayır, kimse sormadı… Seçim zamanı bunlara oy vermeyeceğiz.

Oğuz Bidar (Güneşköy - Hayvancı):
Bir inek satmak istedik. Tüm adayı aradık. Kasap bulamadık. Aldığımız duyuma göre, bir kişiye 3 milyon TL’Lik et ithal izni vermişler. Güneyden bu tarafa dana eti geçer. Biz de batarız. Kasap da guduru fiyat verir. İhtiyacı yok. Bizden 4,5 TL kilosu alırlar, size 30 – 40 TL’ye satarlar… Alan da yok zaten. Kasaplar bize ilgi göstermez. Bir besi tosunu 600 kilodur, büyük boğa bin kiloya kadar yanaşır. Şu anda yem alamaz durumdayız. Sadece Binboğa şirketi bize kredili yem verir. Allah razı olsun ama o şirket de dayanmayacak. Dört süt parası ödenmedik; yemciyi ödeyemiyoruz…

Kemal Kılıç (Akçay - Narenciye üreticisi - Hayvancı):
Bir çocuğum var, ikinciyi yapmayı asla düşünmüyoruz. Çünkü paramız yok, nasıl büyüteceğiz? Bugün bir adam emekli olur öğretmenlikten, bahçecilik, hayvancılık yapmaya başlar. Hayvanlar, bahçeler çoğalır. Narenciye artık satılmıyor, narenciye ağacı çoğalır, hayvan sayısı çoğalır. Hiç politka yok. Hiç plan yok. Hükümet hiç ilgilenmez, hiç plan yapmaz. Her şey hesapsız gider, biz de mahvoluruz.

Lisani Darbaz (Güneşköy - Emekli Ziraat Mühendisi):
15 sene devlete çalıştım. Emekli oldum. Eskiden beri, meslek icabı; köylü oluşumuz nedeniyle (Magundalıyız) hayvancılık ve tarımla uğraştık. Çocuklar için iş kurmaya çalıştık. Üç oğlumdan biri hayvancı diğeri sebzecidir. 1996’da ekonomik faaliyette bulunmaktan, vazgeçtim. Vazgeçirdiler. Bu idarelerin, bu memleketin gelmiş geçmiş hepsinin halkı ezmesinden usandım. 1996-1997’de anladım ki ekonomik faaliyette uğraşan insan biter… 1996’da bir proje çıkardı devlet ve TC Büyükelçiliği. Çiçekçilik projesi dediler. Çocuğum işsizdi. Girdik bu projeye. Ne bilelim ki elçiliğin ve tarım bakanlığının yaptığı proje sahtedir. Sahte! Birilerine çıkar sağlamak için yapılmış bir proje. Kime inancağız? Girdik. Batırıldık. Dava edildik. 5-6 milyar TL borç çıkardılar… Dava ettiler. O zaman beş milsine kadar çıkardı dava. 30 milyar TL bağlandık. Mahkeme emretti… O günden beri ayda 200 TL ödeyerek borç öderim. Çocukların başını da yaktık. Onlar da debelenip gidiyor… Bir anlaşma olmazsa, bu ülkede kalan Kıbrıs Türkü tükenecek. Kıbrıs Türkü bitti.

Fahri Darbaz (Güneşköy – Hayvancı):
Battık. Büyük başta hiç bir şey ödenmiyoruz. Ne sütten, ne etten kazanıyoruz. Küçük başta da Scarpie hastalığı bizi bitirdi. Her sene 300-400 hayvan ölür. Çocukken taş atıp bir dakika sonra sesini duyduğum kuyuyları ölü hayvanla doldurdum. Veteriner Dairesi Müdürü Scarpie hastalığı yoktur diyor. Veteriner Dairesi Müdürü, Scarpie hastalığı vardır diyen veterinerden ben şüphelenirim diyor. Kurtuluşumuz yok. Umudumuz kalmadı. Devletimizi yönetenler bu şekilde giderse hepimiz biteriz. Hepimiz Rum’a teslim olup bir sokum ekmeğe çalışacağız. Yani benim dünya kadar hayvanım olacak ama beni kendi devletim hayvancı bile kabul etmeyecek. Devlet büyüklerimiz bizi işitsin. Lütfen süt paralarını ödesin. Kaçak etin önüne geçsin. Yüzümüz gülsün. Hayvancıyım yıllardır çocukluktan beri. Bir tek Kenan Akın ve Önder Sennaroğlu’nun bakanlığı döneminde cebimiz para gördü. Diğerleri bizi mahvetti… Kenan Akın ve Sennaroğlu döneminde bu olay nasıldı, ötekileri de bakmalı. Ne yapılıyordu da cebimiz para görürdü?

Niyazi Kocaman (Güzelyurt - Hayvancı):
Süt paralarını alamıyoruz. Mağduruz. Yüz adet küçük baş hayvanım var. Azdır benim. Kasaplar gelip almaz. Kuzunun fiyatı 11 ise gelir, dokuza sekize düşürür. Bu işte hayır kalmadı. Başımızdaki devlet büyükleri bu işin sorumlusudur. Şimdiki hükümet de geçmiş hükümet de sorumludur bu kötü gidişten. Çocuğuma ekmek götüremiyorum. Çok kötü duruma düşürdüler bizi. Gideriz tarla kiralayalım, bekle, bekle, bekle… Usandık, bıktık. En artık barış-çözüm istiyorum… Kenan Akın ve Önder Sennaroğlu döneminde bence hayvancı biraz ayaktaydı… Şimdiki bakan sporcu kardeşim… Bu işi bilmez… İşimiz zor…

Mehmet Bicen (Doğancı - Patates Üreticisi):
Eğer bu topraklarda tutunmak istersek, eğer bu topraklardaki bu meslekleri çocuklarımıza miras bırakmak istersek, üretmeliyiz. Ama ürettiğimizi de satmalıyız. Hep bunu söyledik. Ancak biz şu anda ürettikçe batışın bir tablosu içerisindeyiz. Ürettikçe var olmak değil, ürettikçe batıyoruz… Üreticiler ayakta kalmak isterse üretmelidir. Ama bu ülkede üretim yapmamızı istemeyen bazı güçlerin olduğunu üzülerek görüyoruz. Üreten toplumlar yönetir. Yönetmemizi istemezler. Olay budur. Ben Doğancı Elye Patates Üreticileri Birliği başkanıyım. Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan sıkıntılar yaşıyoruz. Mersin Limanı’nı kullanarak başka pazarlara ürün satmakla bu iş çözülmeyecek. Güney bizi yasaklamadı. Yeşil Hat üzerinden satabiliriz. Yasaklamıyorlar. Ama ne yapıyorlar; üreticinin girdi maliyetlerine destek veriyorlar. Bizden ucuza üretiyorlar ve biz onlarla rekabet edemiyoruz. Bizde mazota, tohuma, yedek parçaya, elektriğe, ilaca zam yapıyoruz. Geçen yıldan bu yıla girdi maliyetimiz yüzde 70’ten fazla yükseldi. Patatesin kilosu 95 kuruşa mal olur… UBP’nin kurultaya endekslendiği bu günlerde bu memleketin üretimine kezzap dökülmektedir. Eski bakan Zorlu Töre bizim talebimizle fon koymuştu. Şimdi sermayeye üreticiyi yedirmeye çalışıyorlar. Fonları kaldırdılar. Fonları getiren Töre’yi görevden aldılar. Sermayeye yakın hükümet bizi mahvetti. UBP’nin tarım politkası iflas etti… Şimdiki bakan da fonları savunur hale gelmektedir; acaba onu da mı görevden alacaklar?

Sami Nurdal (Doğacı-Patates Üreticisi):
Devlet tohum getiremediğinde güneyden de getiririz. Bu sene çok olgun geldi; yani yağış çok oldu. Arpa buğday çok iyi olur ama patates kötü olur. Yağış bizi geriye attı. Topraktan erken çıkarmayı düşünürdük, olmadı. Yağmur çok tez düştü. Kasım-Aralık’ta çıkarmamız gereken patatesi martta sökebildik. Nisan ayında aralıkta ektiğimiz patates çıktı. Birbiriyle çatıştı iki karın patates… Patatesi dereye dökenlerimiz oldu. Satamayanlar oldu… Devlet patates tohumunu bize peşin olarak sattı… Patatesi devlet sattı; bize borcunu ödemedi. Tohumu peşin aldık ama ürünün parasını alamadık…

Recep Tozanlı (Doğancı-Patates Üreticisi):
Doğancı’da üreticinin yüzde 85’i borçludur ve kazandığımız para faize yetmiyor. Devletin Toprak Ürünleri Kurumu üreticinin yanında değildir. Tüccar görevindedir. Tüccar rolüne soyunmuş durumdadır. Bizden parayı peşin alır. Ürün olursa, ürünü isterse bizden alır… Üretici nereye sırtını dayasın? Bu gençler bu topraklarda nasıl kalsın? 33 yaşındayım, para kazanamıyorum. Üretiyorum ama boşuna. Hangi devleti savunayım, niye savunayım?


 

 
5 Ağustos 2012 Pazar 11:18
Okunma: 1060
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)