Ana Sayfa » Kıbrıs » HK Hafta Sonu

HK Hafta Sonu

Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı Hasan Hastürer ile Bu Gün ve Son Nokta programına geçtiğimiz hafta içi Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Türkay Tokel konuk oldu.

 
 
HK Hafta Sonu
Tokel, 74 öncesi ve sonrasında verdiği hayat mücadelesi ve Ulusal Birlik Partisi’nde siyaset yapmanın avantajları ve dezavantajları konusunda samimi açıklamalarda bulundu. Hastürer’in sorularını yanıtlayan Türkay Tokel’in açıklamaları şu şekilde oldu:

Tera’ya gidelim, ne zamanı hatırlarsınız köyünüzde? 1951 doğumluyum. Annem babam fakir insanlar, çiftçilik hayvancılıkla uğraşıyor. İlkokulu köyde tamamladık, ortaokula geldi tam ortaokula başlayacağımız günler 63 olayları. Ablamı ziyarete geldim Lefke’ye tam ablamı ziyaret edeceğim olaylar patladı 1 yıl Lefke’de kaldım. Yollar kapandı, olaylar başladı haliyle bir buçuk iki yıl Lefke’de ortaokula başlamak zorunda kaldık. Sonradan yollar açıldı, tekrar köye döndük köyden hürriyet ortaokulu geçerdi sonradan Şehit Turgut Ortaokulu olarak değiştirildi. Hürriyet Ortaokulu Türkler evlerinden söküldükten sonra Türklerin büyük kısmı Hürriyet ortaokulunun içerisinde yerleştirildi. 2-3 yıl bu insanlar aileleriyle beraber ortaokul binasının içine iskan edildiler. Bir sınıfın içerisinde dört aile perde, battaniyelerle bölünmüş. Mücahitlerin inşa ettiği konutlar, göçmen evleri derken hürriyet ortaokulunun içindeki aileler göçmen evlerine taşındı. Biz de göçmenler tahliye edildikten sonra okuluma döndük. Orta ikiyi camide okudum. Cami sınıfa dönüştürülmüş, üçüncü sınıfı Poli hürriyet ortaokuluna döndüm. O zaman hocalarımız Zeynel Beyler, Ayten Çakırlar vardı. Erol Bakkaloğlu vardı. 4-5 öğretmenimiz, Baf’tan yarı zamanlı gelenler vardı. Onlarla ortaokulu tamamladık, Kurtuluş Lisesine geçtik. Baf Kurtuluş Lisesi Rum tarafında kaldı. Barakaların içinde Liseyi tamamladık.

EŞİMİ RÜŞVET VEREREK KUZEYE GETİREBİLDİK: Liseden sonra üniversiteye devam mı tamam mı, bize bir teklif gelmişti Ahmet Raşitlerden Poli’ye bir market açma teklifi. ‘Oraya bir şube açalım ve seni o şubenin başına yollayalım’ diye teklif geldi. O günleri kendi imkanlarımızla kazanarak geçinmeye çalışıyorduk. Rum tarafına geçip inşaatlarda çalışıyorduk. Tercihimi özelde çalışmaya verdim. Poli’ye teklif edilen şubenin sorumluğunu üzerine gidip yerleştim. Hanımla da 73 yılında evlendik, 74’de barış harekatı, esir düştüm Poli’deydim. Evim oradaydı çocuğum olmuştu, 9 aylıktı olaylar çıktı, esir düştük. 2-3 ay esir kampına götürdüler, esir kampında kaldık. Harekat esnasında Lefkoşa’da ve Girne’de esir düşen Rumlarla bir şekilde takas edildik. Aile daha sonra geldi, ailemi rüşvet ödeyerek getirdik. Hanım güneyde dağdan gelmeyi denedik yarı yola kadar geldik. O günlerde ciddi olaylar yaşanıyordu. Hanım, dağdan gelebildiği belli yere kadar geldiler, olacak gibi değildi geri döneceğim dedi. Daha sonra dedemiz rüşvet ödeyerek Rumlara bir şekilde önce hastaneye yatırdılar. Hasta rolünü yapmasını tavsiye ettiler, bir şekilde Kızılhaç’la kuzeye geldi.

O yıllar ve sıkıntılı yıllar var bir de 74’den sonra daha çok değerlere sahip olduk ama herkes istinasız diyor ki o yokluk yıllarında daha mutluyduk. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Esir düşmüş, savaş yaşamış, hürriyetin ne anlama geldiğini bilen birisi olarak her şeyi feda edersiniz. Güneyde trilyonlarımız, servetimiz, binlerce dönüm arazimiz olabilir, her şeyimiz olabilir ama özgür rahat değilseniz her an başınıza bir felaket gelebileceği söz konusuysa bana göre değil.

İnsanlarla birlikte mücadele verirken bu mücadelede sizi rahatsız edecek etik dışı davranışlara da muhatap olabiliyorsunuz, bu sizi rahatsız etmez mi? Yaşadığımız olumsuzluklar tasvip edilen şeyler değil. Güzel sözcükleri pek yaşamadık güneyde. Belki elimize çok daha az para geçiyordu ama daha mutluyduk. Koskocaman bir sinema salonu vardı, onun içerisinde 50 aile vardı ve aradan belli süre geçtikten sonra film de gösteriliyor, aileler altta yatar üstten kameralar çalışır insanlar da bu salonda film seyrederdi.

POLİTİKAYA YÖNLENDİREN KİTAP EVİM OLDU

74 sonrası kuzeye geldiniz, siyasete ilgi ne zaman? İş yok, güç yok genç delikanlı, her yerde değerli ganimet ama sizin sürekli bir işe, aile geçindireceksiniz bir şeye sahip olacaksınız. Düşündüm taşındım bu ülkede savaş döneminde sıcak günlerde insanlar ne yapabilir. Hemen Hazım Remzi’ye geldim, çok iyiliklerini yardımlarını gördük ve 35 yıl Güzelyurt’ta tek bayilik yaptım. Köylerde Asil Nadir’den sonra gazete dağıtımı başladı. Her tarafta yasak, gazete bayiliği için başvurduk, Hazım bey ‘tamam yardımcı olalım’ dedi. Merkezi bir yerde o zaman daha iş yerleri yok sokakta kaldırım üzerinde gazeteleri serer çoğu zaman birliklere bisikletin arkasında, heybenin içerisinde gazete dağıttığımı hatırlıyorum. Bu gazeteden sonra gelişen ve iyi bir mağaza haline getirdiğim kitap evi sayesinde, politikaya bana yön veren bu oldu.

UBP bir tercih miydi? O zaman başka parti yoktu, diğer partileri da tanımıyorduk. Siyasete de çok ilgimiz yoktu, televizyon, gazete de yoktu. Beni politikaya zorlayan eski belediye başkanımız İsfendiyar Açıksöz olmuştu. İlk seçimlerin gerçekleştirileceği tarihte belediye meclis üyeliği teklif edildi ve kabul ettim. Belediye başkanlığım da aynı şekilde İsfendiyar Bey ayrılmaya karar verdi ve beni aday önerdi. Önerilen isimler arasında tercih edildim ve belediye başkanı oldum.

POLİTİKADA KAFANIZDA ART NİYET YOKSA EVSİZ DE KALIRSINIZ, BARKSIZ DA

Güzelyurt uzun süre sahiplenilmedi, neden olmadı bu? Bu konuda benim yüreğim yanık. Bir ay önce kirada oturduğum evi satın aldım. Yaklaşık 20 senedir kirada otururum, Güzelyurt’a ilk gelen ben, belediye başkanlığı, bakanlığım, vekilliğim var yaklaşık bir ay önce ev sahibi oldum. Güzelyurt’a değer veren, halkının yaşanan belirsizlikten çıkması için her gün mücadele verdim. 20 sene kirada oturdum. En iyi evi iş yerini alabilirdim ama gözümde yoktu. Biraz kendimiz politikaya verdik. Denktaş, Derviş beyi örnek alın, çocuklarıyla ne derece ilgilenebildiler. Politikada kafanızda art niyet yoksa ister istemez evsiz de barksız da kalırsınız. Satın aldığım ev Güzelyurt’ta, ciddi bir belirsizlik var, ben dahi o belirsizliği yaşadım. Ha bu yıl yapayım, tam karar verirsiniz görüşmeler, tam karar verirsiniz iş yapacaksınız Hristofyas,’ Güzelyurt olmazsa olmaz’ der. Tam karar verirsiniz bir adım atacaksınız başka bir karar. Bunun şurasında ömrüm sayılı. Ben çözüme ulaşacağımız günleri göremeyeceğim onun için bir evim olsun, ileride anlaşma olacaksa, Güzelyurt tahliye olacaksa da barışa feda olsun.

SİYASETİN KALİTESİ YETERLİ DEĞİL

Siyasetin kalitesini nasıl buluyorsunuz? Yeterli değil. Olması gereken yerde değil. Daha ciddi siyasete ihtiyacımız var. Bir iktidar parti milletvekilisiniz, kurşun asker değilim. Yapacağınız açıklamalar, demeçler telafisi zor sıkıntılara yol açabilir. Temkinli olmak sorumlu olmak zorundasınız. Çıkış yapmak istiyorsunuz ama kendinizi frenliyorsunuz.

Sanki de bir gün çok tarihi açıklamalar yapacak, öz eleştiri yapacak, birileri suçlama anlamında değil, siyasi geleceği açısından onu bir gün en etkili yapacak isimlerden biri gibi duruyorsunuz. Bakan oldunuz, her türlü hareketin de o kararı verenler tarafından izah edilmesi gerekiyor…Bu makamlar kimseye koçanlı değil. Tapusu da verilmedi. Bakanlıktan alınmam ayrılmam görevi bırakmam beni çok fazla üzmedi. Kendi kendime sebep arıyorum, niye? Hırsızlığım,yolsuzluğum mu var. Ülkenin zararına, insanına zararına olacak işler mi yaptım. Bunları alt alta koyduğum zaman aksine hep kendimden ailemden, zamanımdan çocuklarımdan verdim. 35 yıldır aktif politikadayım parti disiplininden, çıkmadım buna rağmen karşılığı buysa insan üzülür.

SORUNLARIMIZ VARKEN OLMAYACAK İŞLERLE UĞRAŞMAMIZ SİYASETTE SORUMLULUK SAHİBİ İNSANLARI ÜZÜYOR

Üzüntünüz kısa ömürlü oldu, çünkü yeni bakan arkadaşınızın konulara intibak etme süresi biraz uzayınca siz bakan olmadan bakan gibi o bakanlığı sorumluluk alanına giren konuları hem anlattınız hem savundunuz… Yine de öyleyim çıktığım kanalarda, televizyon, gazetelerde, sorumluluk önemlidir, sizin sorumluluğunuz halka karşıdır. Göreviniz değiştirilebilir, alınabilirsiniz ama meydanlarda insanlara sözler verdiniz, bir takım taahhütlerde bulundunuz, daha iyi hizmetler vereceğinizin vaadini verdiniz. Ülkede ciddi sıkıntılar var, işsizlik pahalılık var. Yüzlerce sayabileceğim ciddi sorunlarımız var. Bütün bu sorunlarımız varken bizim olmayacak işlerle uğraşmamız haliyle siyasette sorumluluk sahibi insanları üzüyor.

Üzüntünüzü parti başkanınızla, Başbakanla paylaşıyor musunuz?Konuşuyoruz, icabında kavga da ediyoruz. Grup toplantılarında bunları tartışıyoruz,konuşuyoruz ama yine de istediğimiz yere gelmedi.

Bir parti iktidarda olur bir de partinin içinde iktidar var. Parti içindeki iktidarın parçası değilseniz ülkedeki iktidarın parçası ne kadar olursunuz? Olamazsınız ama ben onun hiç peşinde değilim. İktidarda olmanız, makam sahibi olmanız farklı bir şey. Çoğu zaman bazı şeyler sizden habersiz de olur, yine de içinde veya dışında sorumluluğum neyse, yanlış bulduğum neyse bunları gerek grup toplantılarında, gerek parti meclisinde, gerek başkanla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde sürekli konuşuyoruz. Zaman zaman dikkate aldıkları birçok başlık var.

DAHA İYİ YERDE OLABİLİRDİK

Hem meclis hem hükümet için bu dönemde meclisin en kötü verimlik açısından, hükümetin de bunca yıllık UBP en kötü hükümet diye bir niteleme yapılıyor. Bu nitelemeyi kimler davet ediyor? En kötü hükümet demeyeyim ama yanlışlarımız, eksiklerimiz çok. Daha iyi yerde olabilirdik daha iyi hizmetler daha iyi yasalar, günü koşullarına uygun. İnsanlara diyorsunuz ki, bu ülkede ciddi ekonomik sıkıntılar var. Ciddi sosyal sorunlar var. Bu sorunları aşmamız lazım, gelin fedakarlık yapın. Bir taraftan fedakarlık istiyorsunuz, yardımcı olmalarını bekliyorsunuz ama öbür taraftan yaptıklarımız insanların size yapacağı yardımlarla örtüşmüyor. Orada sıkıntımız var. Örtüşmüyor. Eğer bu ülkede sorun varsa ekonomik sıkıntılar beraber aşılır. Alınacak kararlar da icraatlar ile örtüşecek. Bizim burada ciddi eksiğimiz var.

Sayın Eroğlu parti Başkanı ve Başbakan oldu, 2009’un ortalarında 2010’da Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bir noktada parti cumhurbaşkanlığı seçime endeksli süreç yaşadı. 2010’da Eroğlu cumhurbaşkanı seçildi, İrsen Küçük parti Başkanı ve Başbakan oldu. Bu kez de sanki Sayın Başbakan partiye egemen olmaya öncelik veriyor bu da UBP hükümetinin verimliğini olumsuz etkilemiyor mu? Etkiler tabi, bana göre buna da hiç gerek yok. Eğer siz oluşturduğunuz ekibinizde, bakanlar kurulunuzda icraatın başına getirdiğiniz kadrolarınızla kendinizi bu ülkenin insanına yönelik hizmetlere verirseniz zaten onlar gelecek. Zaten o başarı ülkenin üzerinden elde edeceğiniz başarı size kurultayda da yansıyacak. O zaman sizin karşınıza çıkıp hiç kimse Sayın Başbakan eksik bıraktı, yanlış yaptı gibi sözler, ithamlarda bulunacak, açıklarınızı bulamayacak.

BAKANLIK DÖNEMİMDE BANA YAKINLIĞI OLAN TEK BİR İSİM YOKTU

UBP bu ülkenin en köklü iki siyasal partilerinden biridir. Öyle kurumsal yapılara öyle isimler atanıyor ki inanamadım. Bir UBP bu ülkenin insan kaynaklarını değerlendirmede niye istenilen noktada değil. Sadece rozet ve birilerini memnun etmek midir amaç? Benim bakanlığımın altı müdürlüğü vardı. Bu atadığım çocukların kadronun içerisinde bana yakınlığı olan tek bir insan yok. Çalışma bakanlığına atanırken çalışma bakanlığıyla yakından uzaktan ilgim yoktu. Hiçbir zaman sendikalarla ilgilenmedim ama zaten yabancı, dışarıdan geliyorum. Bir de içimdeki kadroları dışarıdan getirmeye kalkarsam o zaman bakanlık biter diye düşündüm ve herkesi ya o bakanlıkla çok ilgisi olan veya sivrilmiş yetişmiş insanlardan, en iyi hizmeti verebilecek isimleri bir araya getirerek kadromu oluşturdum.

KADROM TAMAMEN BAKANLIĞIN İÇİNDEKİ KİŞİLERDİ

Altı müdürünüzün içinde kaç Güzelyurt’tan gelen vardı? Güzelyurt’tan gelen sadece müsteşar Nilgün hanımdı ve 25 sene de sosyal sigortaların müdürlüğünü yaptı. Son döneminde müsteşardı. Çalışma dairesinin müdürü, müdür yardımcısıydı içindeydi. Tamamı o bakanlığın içindeydi ve ben bu çocukların rozetine de bakamdım. Bu çocuklar eğer benim bakanlığım dönemimde vatandaşa gereken hizmetleri en iyi şekilde verebilirlerse oradan pastayı istediğim şekilde koparırım. Ben vicdanen rahatım, hata yaptığımı, eksik yaptığımı düşünmüyorum. Politikanın cilvesidir.
Politikacı çok mu konuşmalı, az mı konuşmalı? Politikacı çok fazla da konuşmamalı ama gerektiği yerde de konuşmalı.

Barış harekâtı ve onun sonrasında ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanıyor. 1958’de Baf’ın bazı köyleri adanın kuzeyindeki bazı köylere aktarılması gerekmiş ama 74’de 23 yaşında göç eden insanın içinde birisi daha var. Güzelyurt’a geliyor ve yaşam mücadelesi başlıyor. Şurası da bir gerçek, toplumsal duyarlılık, siyasal duyarlılık birazcık da genetik galiba. Hiçbir zaman yüzde yüz genetik olmayabilir ama ikisi birleşir diyelim isterseniz. Siyasete aslında en yukarı sıçramak yerine yerel yönetim hizmetlerini tercih ediyor, Güzelyurt’ta Belediye meclis üyeliği yapıyor, ardında bir dönem Belediye Başkanlığı yapıyor. 94’den 98’e kadar bir ara verir gibi oluyor ama 98’de ilk kez milletvekili olarak siyaset dünyasında yeni bir ivme çalışmalarıyla ve 98’den bu güne kadar 14 yıl da kesintisiz bir parlamenterlik var, arada bakanlık görevi var. Kimden mi bahsediyoruz, Sayın Türkay Tokel’den. Türkay Tokel ile Cumhuriyet Meclisinde sohbet edeceğiz. Meclise geldiğimde ne konuşacağız diye sordu, dedim kisizin konuşmak istediğiniz var mı, ne sorarsan konuşuruz dedi. Otururkonuşuruz tabi ki bir siyasetçiyle siyaseti konuşacaksınız ama Türkay Tokel aslında aydınlığa açılan pencerenin, her sabah eski pencereler var ya panjurlar var içeriden demir kolcuğu var geçirirsiniz kancalar gibi onu açıp panjuru açarsınız ama açıyor pencereyi ve aydınlığa açılan bir pencere. GüzelyurtKıbrıs’ın batısı, güneş doğudan doğsa bile güneşin her zaman parlak doğduğu bir yer vardır. Gazetelerin okuyucularla birleştiği nokta. Türkay Tokel yıllarca Güzelyurt’ta fiilen Kıbrıs Türk basınını ve Türkiye basınını okuyucuyla buluşturmada en önemli duraklardan biri oldu.

Hastürer: Hiç kuşku yok, hafta ortası siyasal gündem yoğun, açıklamalar demeçler yapılıyor belki diyeceksiniz ki, ‘ne yapmaya çalışıyorsun’, Kıbrıs sorunu var, meclis çalışmaları var, demeçler veriliyor, ben ne yaptığımı biliyorum. Bu toplum bir yorgunluk yaşıyor, siyasal yorgunluk yaşıyor ve siyaseti birazcık da yumuşatarak konuşmaya çalışıyorum. İlla ki yukarıdan aşağıya akan, mundar eden gündemin peşinde koşmam mı gerekiyor? Buna kendi adıma direniyorum.
 
11 Mart 2012 Pazar 10:18
Okunma: 714
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)