Ana Sayfa » Yaşam » Horlama Hastalık Habercisi mi?

Horlama Hastalık Habercisi mi?

Kalp-damar hastalıkları ve yüksek tansiyonun daha sık görülmesine yol açan horlama, aynı zamanda aile yaşamını da olumsuz etkileyen sosyal bir sorun. Horlama tedavisine dair bilinmesi gerekenler...

 
 
Horlama Hastalık Habercisi mi?
Horlamaya karşı değişik tedavi yöntemleri ve cihazlar geliştirilmiştir. Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamaz. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazların bazı modelleri ise pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar. Bu nedenle kişinin sırt üstü yatmasını önleyerek horlamayı engellemek amaçlanır). Bütün bunlar hastanın horlamadan uyumasını sağlama alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

Horlamanın nedeni nedir?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşir ve horlama ortaya çıkar. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir:

1. Dil ve boğaz kasları gerginliğinin azalması. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilir.

2. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilir.

3. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

4. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum, neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah eder. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

Horlama ciddi bir sorun mudur?
Horlama aile yaşamını ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “Uyku apnesi” diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilir.

Bu sırada solunum tam olarak durur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7'den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilir. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama tedavi edilebilir mi?
Horlamanın birçok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır:

1. İyi bir adale tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmelidir.
2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalıdır.
3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalıdır.
4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalıdır.
5. Aşırı yorgunluktan sakınmalıdır.
6. Uykuda yana yatmak tercih edilmelidir.
7. Yatağınızın başı daha yukarıda olmalıdır (10 cm).
8. Evde horlamayan kişilerin daha önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanınmalıdır.

Horlama, kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman bir doktorla görüşülmesi uygun olacaktır. Bu, özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama, nefessiz kalma dönemi ile kesilir.) daha da önem kazanır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu, alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit ya da bademcik, geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimindedir. Çok ileri boyutlarda solunum yolu daralması olan kişilerde, horlama - nefessiz kalmaya neden olan hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilir. Daha önceleri agresif cerrahi müdahaleler yapılırken son yıllarda bunun yerini daha az ağrılı ve kolay yöntemler aldı.

Son yıllarda uygulanan popüler yöntemlerden birisi radyo frekans cerrahisidir. Bu işlem yüksek frekanslı ve ayarlanabilir düşük ısılı radyo dalgalarının damak, küçük dil, dil kökü ve burun etine uygulanmasıdır. Burada amaç bu bölgelerde hacim - volüm küçültme işlemidir. Böylece bu bölgelerdeki darlık ve temas ortadan kalkacak, horlama anlamlı ölçüde azalacak ya da ortadan kalkacaktır.

Son yıllarda horlama ve uyku apnesiyle uğraşan merkezlerde uygulama alanı bulan bu yöntemle yumuşak damağa yan yana yerleştirilen küçük implantlarla damak yapısı güçlendirilir ve böylece horlamayı oluşturan yumuşak damak titreşimlerinin önüne geçilir. İşlem poliklinik koşullarında, lokal anestezi altında 10-15 dakikada gerçekleştirilir. İşlem sonrası kişi normal hayatına döner ve günlük aktivitelerine devam eder. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) kişinin daha rahat uyuması sağlanabilir. Kronik olarak horlayan ve uykuda solunum sıkıntısı olan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlar."
 
6 Kasım 2011 Pazar 11:32
Okunma: 595
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)