Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Hristofiyas içerde çok kan kaybetti.

Hristofiyas içerde çok kan kaybetti.

Hristofyas hükümetinin (Bakanlar Kurulu) RMMO deniz üssündeki patlamayı soruşturması için atadığı Polis Poliviu başkanlığındaki tek kişilik soruşturma komitesinin, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ı baş sorumlu gösterdiği raporunu açıklamasından sonra Güney Kıbrıs'ta patlak veren siyasi krizin ucu Kıbrıs sorununa dokundu.

 
 
Hristofiyas içerde çok kan kaybetti.
Hristofyas hükümetinin (Bakanlar Kurulu) RMMO deniz üssündeki patlamayı soruşturması için atadığı Polis Poliviu başkanlığındaki tek kişilik soruşturma komitesinin, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ı baş sorumlu gösterdiği raporunu açıklamasından sonra Güney Kıbrıs'ta patlak veren siyasi krizin ucu Kıbrıs sorununa dokundu.
 
Yabancı arabulucular müzakere prosedüründe bundan sonra atılacak adımları belirleyebilmek için Rum iç cephesindeki durumu değerlendirmeye çalışıyor.


Yabancı diplomatik kaynaklar, birçok şeyi Hristofyas'ın akıbetinin (istifa mı edeceği yoksa görev süresinin sonuna kadar makamında mı kalacağı) belirleyeceğini, bunun gözle görüldüğünü ve genel kabul gördüğünü vurguluyor. Genel değerlendirme ise Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın Rum iç cephesinde güçsüzleştiği, AKEL dışında hiçbir desteği kalmadığı şeklinde.


Fileleftheros haberi; "Kriz Kıbrıs Sorununu Yiyor... Üçüncü Taraflardan, Dimitris Hristofyas'ın Siyasi Akıbeti Temelinde Senaryolar... Başkan'ın Önemli Ölçüde Güçsüzleştiğini ve Baskılara Karşı Savunmasız Olduğunu Düşünüyorlar" başlık ve spotlarıyla manşete çekti.


Yabancı diplomatların, Poliviu'nun Mari'deki (Tatlısu) megatonluk patlamayla ilgili raporundan ve muhalefet kanadının istifa etmesi taleplerini Hristofyas'ın reddetmesinden sonra bugünkü sahnenin daha da kötüleştiğine dikkat çektiklerini yazan gazete özetle şöyle devam etti:


"Başkan'ın iç cephede güçsüzleştiği ve AKEL dışında hiçbir desteği kalmadığı genel değerlendirmesi var. Bu bağlamda Kıbrıs sorununun geleceğine ilişkin iki farklı senaryo ortaya konuluyor:


1- Bu durumdan dolayı Başkan Hristofyas'ın, anlaşmaya varılması halinde dahi bunu vatandaşların önüne koyup içeriği konusunda ikna edemeyeceği düşünülüyor. Bu teoriyi destekleyenler, prosedürün perspektifi olmadığını savunuyor ve gerek erken gerek 2013 Şubatı'nda seçim; Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisinde olacak değişikliği bekliyorlar.


2- Başkan Hristofyas'ın iç cephede köşeye sıkışmış olduğundan Kıbrıs sorununda 'fark yaratmaya' ve dikkatleri başka yönlere çekmeye çalışacağını düşünüyorlar. Bu senaryo elbette yüksek risk gerektiriyor ve BM'nin projesinin yılsonuna kadar uluslar arsı konferans düzenlemek olduğu da biliniyor.  Bu yaklaşımı savunanlar Başkan'ın 'New York üçlü görüşmesinden sonra da atımlar atılırsa, devam edeceği' görüşünde.


Bu iki senaryo/olasılıktan birinin uygulanmasının anahtarı; BM Genel Sekreteri'nin üçlü görüşmede takınacağı tavır, yani; iki lideri, özellikle de Kıbrıs Rum tarafını ikilemlerle karşı karşıya getirip prosedürde değişiklik elde etme yönünde hareket edip etmeyeceğidir. Edinilen bilgiler BM'nin, kademeli olarak uluslar arası konferansın çağrılmasını gündeme getirecek adımların şekillendirilmesi yönüne ağırlaştığını gösteriyor.


Kıbrıs Türk tarafı, bugünkü olgular temelinde en kolay yolun, çıkmazı Kıbrıslı Rumlara yüklemek olduğunu düşünüyor. Üçlü görüşmede BM'nin sergileyeceği tavra yatırım yaparak, prosedürel manevralarla bunu yapmaya çalışacak. Buna paralel olarak öğrendiğimize göre Ankara'nın; Doğu Akdeniz'deki tavrından rahatsız olan Amerikalılar gibi dostlarının, başka meselelerde farklı tezleri kolaylaştırmak için Kıbrıs sorununda Ankara'nın işini kolaylaştırmaları muhtemeldir."


"KIBRIS SORUNU DA İNFİLÂK EDECEK... KESİN TAKSİME BİR NEFESLİK MESAFE"


Politis, Makarios Drusiotis imzasıyla yayınladığı "Kıbrıs Sorunu Da İnfilâk Edecek... Müzakereler Çöküşe Doğru... Kesin Taksime Bir Nefeslik Mesafe" başlıklı haberinde, Rum iç cephesi parça parça, Hristofyas'ın itibarı da zayıflamış halde iken, çok yakında Kıbrıs'ın nihai taksimi tehlikesiyle karşı karşıya kalınacağını yazdı.


GORDON'UN MARKULLİ'YE UYARISI


Gazete, Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli'nin 23 Kasım'da New York'ta ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Philip Gordon'la yaptığı görüşmede, Amerikan tarafının Rum tarafına; yaklaşmakta olan gelişmelerin göğüslenmesi için fikirler ve yöntemler düşünmesini rica ettiğini ve Türk tarafının, yeni bir başarısızlık olursa, KKTC'nin; yeniden birleşmenin imkânsız hale geleceği şekilde, siyasi açıdan daha da yükseltilmesini isteyeceği uyarısında bulunduğunu yazdı.


Rum tarafında herkesin RMMO deniz üssündeki patlama ve etkileriyle etkilendiğini ancak önümüzdeki haftalar içerisinde müzakerelerin ve dolayısıyla Kıbrıs'ın akıbetini belirleyecek önemli gelişmeler yaşanacağını vurgulayan gazete, 30 - 31 Ekim'deki üçlü görüşmenin; "bu müzakereler turu için de yolun sonu" olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu yazdı, özetle şunlara dikkat çekti:


"Bir farkla, bu sefer federasyon temelinde çözüm müzakereleri yeniden başlayamayacak. BM'den bir kaynak gazetemize, 'önümüzdeki süreçte, Kıbrıs sorununun 1974'ten beridir müzakere edilen parametreler temelinde çözülebilir mi yoksa iki bölgeli federasyon çözümü artık uygulanamaz mı olduğu belirlenecek' dedi.


Genel Sekreter'in üçlü görüşmelerin ardından yaptığı açıklamaları ve Güvenlik Konseyi'ne yönelik raporlarını dikkatle okuyanların, olguların almış olduğu gidişattan kuşku duymaya hakkı yoktur. Belgelerden ortaya çıktığı üzere BM; takvim ve hakemlik olmayan, Kıbrıs aidiyetli müzakerelerin ekmeğini yiyip suyunu içtiği görüşündedir.  Halen BM'nin Kıbrıs grubu, bu ay sonunda tırmandıracağı üç aşamalı bir çalışma programı uyguluyor:


1- Bütün başlıkların nihai müzakeresi (tamamlandı)2- 20 Ekim'e kadar al-ver (Cuma günü başladı)3- New York'ta yeni üçlü görüşme (30 - 31 Ekim olarak belirlendi)4- Yılsonunda uluslararası konferans (çağrılıp çağrılmayacağı kuşkulu)


Mari'deki patlamadan kısa süre önce bu yol haritası üzerinde uzlaşıldı. 11 Temmuz'da cereyan edenler sonrasında Başkan Hristofyas'ın hali hazırda azalmış olan toplumdan gördüğü kabul çöktü ve son yoklamalara göre yüzde 20'lerin altına düştü. Bu, dönemin en düşük oranıdır.


BM'de, patlamanın etkilerinin çözüme engel değil ivme teşkil etmesi ümidi vardı. Polis Poliviu'nun raporundan ve Başkan Hristofyas'ın (AKEL çekirdeği hariç) tamamen şaibe altına girmesinden sonra kimse; yılsonunda uluslar arası konferansla inisiyatifin tırmandırılacağı hedefinin gerçekçi olduğu konusunda kendini kandırmasın.


Yoğunlaştırılmış müzakerelerin son aşamasındaki 4 görüşmenin ilki, al-ver'e de başlanan Cuma günü yapıldı. Gazetemizin edindiği bilgilere göre Başkan Hristofyas görüşmeye; karşı karşıya bulunduğu iç sorunlara, meclisin Poliviu'nun raporunu görüşme kararına işaret ederek başladı ve al-ver'e giremeyeceğini söyledi. Başkan'ın müzakerelerdeki psikolojisi, görüşme sonunda Başkanlık Köşkü'ne dönüşünde yaptığı 'partilerin saldırılarından usandığını' ve 'her halükârda hiçbir al-ver yapılmadığını' söylediği açıklamadaki ile aynıydı.


Gerçek; Lisa Buttenheim'in 'yeni bir aşamaya girdik' ve Hristofyas'ın 'hiçbir al-ver olmadı' açıklamasının arasındadır. Yani prosedür 'al-ver' aşamasına girdi ancak özde hiçbir şey olmadı. Liderler zamanın büyük bölümünü kağıtları okumakla harcadı.


İki tarafın New York üçlü görüşmesinden beklentileri farklı olduğu için Lefkoşa'daki müzakerelerin son aşamasından özlü bir sonuç çıkması beklenmiyor, şöyle ki:


-Başkan Hristofyas New York görüşmesinin yapılmasını ancak daha önce yapılanların aynısı olmasını: Lefkoşa'daki müzakerelerin gözden geçirilmesini ve müzakerelerin Lefkoşa'da devam etmesini istiyor. -Türk tarafı New York görüşmesinin, Temmuz ayında uzlaşıldığı gibi kapanış görüşmesi olmasında ısrar ediyor ve BM'den başarısızlığın sorumluluklarının paylaştırılmasını istiyor.


Türk kaynakları BM Genel Sekreter Yardımcısı Lynn Pascoe'nun BM Genel Kurulu çerçevesinde yaptıkları temaslarda Türk tarafına; prosedürün tırmandırılacağı ve müzakerelerin ya çözüm veya başarısızlıkla sonuçlanacağı teyidinde bulunduğunu söylüyor. Tarafları sonuç getirici bir al-ver'e ikna etmeye çalışmak üzere bugün Kıbrıs'a ulaşacak olan Alexander Downer'ın çizgisi de bu görünüyor.  Başkan Hristofyas'ın iç cephede karşı karşıya bulunduğu sorunlar BM'nin projelerini etkiliyor görünmüyor, zaten gerek tarafların birinde gerek diğerinde sorunlar hiçbir zaman eksik olmadı.


Yabancı bir diplomatik kaynak gazetemize 'Zamanı değerlendirmek ve kullanmak liderlerin sorumluluğudur. Hristofyas'ın, kendi iç cephesine tamamen hakim olduğu zamanda da müzakerelere katkısı farklı değildi' dedi."


BM ÖN ANLAŞMA İSTİYOR


Öte yandan, Kıbrıs müzakerelerinde en iyi senaryonun, 30 - 31 Ekim'deki üçlü görüşmede bir yol haritası çıkartılması olduğu, ancak diplomatlar; o kadar görüş birliğine ulaşılabilmesi için liderlerin bundan sonraki görüşmelerinde bir mucize olması gerektiğini düşündüğünden, bu yöndeki beklentilerin düşük olduğu haber verildi.


Haftalık Kathimerini; "BM Ön Anlaşma İstiyor... Filolar Kıbrıs Etrafında" başlığıyla yansıttığı haberinde, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın bir sonraki ortak görüşmelerinin, 30 - 31 Ekim'de New York'a 18.5 kilometre uzaklıktaki Long Island'taki "Greentree Estates" isimli lüks villada gerçekleşeceğini yazdı.


Gazete, bu konuda Genel Sekreter'in Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'ın açıklamalarının ötesinde BM'den hiçbir resmi açıklama olmadığına işaret etti.


Gazeteye göre detaylar, Eroğlu - Hristofyas yoğunlaştırılmış müzakereleri tamamlanıp, - Downer ve grubunun olmasını beklediği gibi -  bir ilke pazarlığı (al - ver) olup olmayacağına ve New York'ta verimli bir görüşme olmasına olanak tanıyabilecek görüş birliklerine varılıp varılmadığının belirleneceği 21 Ekim civarlarında netleşecek. Yani, beklentiler düşük olsa da 21 Ekim'e kadar yapılacak 5 liderler görüşmesi çok şeyi belirleyecek.


BM için en iyimser senaryonun; bütün müzakere başlıklarında önemli görüş birlikleri olduğunun doğrulanması, belki Greentree'de iki liderin referandumlara kadar izlenecek ve ilk durağı uluslararası konferans ve nihai bir al - ver olacak bir yol haritası belirlemesi olduğunu kaydeden gazete özetle şunları yazdı:


"Ancak mevcut şartlarda ve bütün oyuncuların değerlendirmesine göre bugün böyle bir senaryo, gerçek dışı görünüyor. Diplomatik bir kaynak, 'Böyle görüş birliklerine ulaşabilmemiz için Eroğlu -Hristofyas görüşmelerinde mucize olması gerek' dedi. Aynı zamanda, müzakere prosedüründe çıkmazın teyit edileceği de imkânsız görülüyor. İki lider arasındaki müzakerelerde kaydedilen (veya kaydedilmeyen) ilerlemenin ötesinde Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı'nı devralacağı 1 Temmuz 2012'ye kadar bir anlaşmaya varılmasını zorlaştıran başka parametreler de var.


Mevcut şartlar altında Genel Sekreter'in Greentree'deki üçlü görüşmedeki ilk hedefi, Ocak 2010'daki Kıbrıs ziyareti sırasında Talat ve Hristofyas arasında başaramadığı şeyi başarmak olacak gibi görünüyor. Bir diplomat '37 aylık müzakerelerde başarılanları kaybetmeyi ve iki tarafın yine baştan başlamasını ne Genel Sekreter, ne İngilizler ne de Amerikalılar istiyor' dedi.


Çözüm Mü Mola Mı


Gerçekçi görünen, Ban'ın ilk aşamada, uzlaşılanların teyit edilmesini, ardından da gerçekçi olanın; Temmuz ayına kadar çözüm için uğraşmak mı yoksa prosedürü bir çeşit ağırlaştırmak ve hatta mola vermek mi olacağına ilişkin karar almaya çalışmasıdır. Genel Sekreter o zamana kadar uzlaşılanların 'teyidine' çalışırsa anahtar, bunun nasıl cereyan edeceği olacak. Şu ana kadar varılan görüş birliklerinin teyit edilmesiyle olsa dahi bir ara zirve anlaşması olursa, bu prosedüre her zaman eşlik edecek. Öte yandan nihai anlaşmaya kadar hiçbir şey üzerinde anlaşılmamış sayılacağı ilkesi geçerliliğini korursa olgular daha esnek olacak.


Üçlü görüşme konusunda Genel Sekreter'in, garantörlerin ve nüfuz sahibi (Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri ve AB) diğer ülkelerin yakında durmaları ve hazır olmalarını isteyeceğine kesin gözüyle bakılsa bile öğrendiğimize göre bu ülkelere halen ilgili davetler gönderilmedi. Greentree'deki görüşmenin ardından Genel Sekreter Güvenlik Konseyi'ne; prosedürden çıkardığı sonuçları ve belki bundan sonra atılacak adımlara ilişkin önerilerine de yer vereceği raporunu sunacak.


Şu ana kadar Güvenlik Konseyi'nin Ekim ayı toplantısı netleşmedi ancak gerekli görülmesi halinde Downer'ın; üçlü görüşmenin öncesinde veya sonrasında Güvenlik Konseyi'ne bilgi vermesi ihtimal dışı görülmüyor."


 
9 Ekim 2011 Pazar 16:06
Okunma: 449
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)