Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Hristofiyas "Zaman takvimi istemiyoruz"

Hristofiyas "Zaman takvimi istemiyoruz"

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, Avustralya temaslarını tamamlamasının ardından Sidney'de düzenlediği basın toplantısında, BM Genel Sekreteri Ban'ın, 7 Temmuz'da liderlerle Cenevre'de yapacağı görüşmede; uluslararası konferans konusunu gündeme getirmeye niyeti olmadığını öne sürdü.

 
 
Hristofiyas
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, Avustralya temaslarını tamamlamasının ardından Sidney'de düzenlediği basın toplantısında, BM Genel Sekreteri Ban'ın, 7 Temmuz'da liderlerle Cenevre'de yapacağı görüşmede; uluslararası konferans konusunu gündeme getirmeye niyeti olmadığını öne sürdü.

Haravgi gazetesi; "BM Genel Sekreteri Uluslararası Konferans Konusunu Gündeme Getirmeyecek" başlığıyla yayımladığı haberinde, Genel Sekreter'in liderlerle yapacağı üçlü görüşmeye değinen Hristofyas'ın; "Biz Genel Sekreter Ban'la olan ve müzakerelerin sıkı zaman takvimlerine dâhil edilmeyeceği, geçmişte olduğu gibi hakemlik olamayacağı ve BM'nin rolünün kolaylaştırıcı olduğuna dair uzlaşmamızda ısrar ediyoruz" dediğini yazdı.

Hristofyas, BM Genel Sekterliğiyle gerçekleştirdiği temaslar ve elde ettikleri bilgiler temelinde, BM Genel Sekreteri Ban'ın "üçlü zirve esnasında; herhangi bir çeşit uluslararası konferans konusunu gündeme getirmeye niyeti olmadığını" ileri sürdü. Hristofyas, "Cenevre'de müzakere sürecinin gözden geçirileceği ve sonraki hareketlerin çerçevesinin belirleneceği değerlendirmesinde" de bulundu.

Kıbrıs Türk tarafının, Türkiye hükümetinin kararıyla; dörtlü veya beşli konferans yapılmasını ileriye götürdüğünü savunarak, bu hususta Kıbrıs Türk tarafıyla aralarında büyük bir prensip farklılığı bulunduğunu kaydeden Hristofyas şöyle devam etti:

"Rum tarafının görüşü, uluslararası bir konferans toplanması şeklindedir. Ama hem özünde hem de içeriğinde uluslararası olsun. BM Güvenlik Konseyi tarafından toplantıya çağrılsın ve bu konferansta BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri, garantör güçler, iki toplum ve Kıbrıs Cumhuriyeti yer alsın."

Bu konferansın gündeminin, Kıbrıs sorununun iç boyutlarıyla ilgili meseleleri içermesinin mümkün olmadığına dair bilindik görüşünü yineleyen Hristofyas, bu konferansın; örneğin mülkiyeti, toprak düzenlemelerini, iç yönetim konularını, ekonomiyi ve AB konusunu ele alamayacağını savundu.

Hristofyas, devamla, uluslararası bir konferansın Kıbrıs sorununun uluslararası boyutlarıyla; diğer bir deyişle "lağvedilmesi gereken garantiler, askeri birliklerin çekilmesi ve kolonizasyon konularıyla meşgul olması gerektiğini" ifade etti.

Türkiye'nin, seçimlerden önce; Kıbrıs sorununda belirleyici öneme sahip gelişmeler yaşanması amacıyla tavrını değiştirmeye yönelik hareket etme konusunda, henüz karar vermediğinin göründüğünü sözlerine ekleyen Hristofyas, Türkiye'nin seçimlerden sonra böyle bir şey yapmaya karar verip vermemesini "bilmece"; son aylardaki tutumunu da "kendini beğenmiş" olarak niteledi.

Türkiye'nin, Kıbrıs sorununda gözlemlenen durgunlukla ilgili olarak Rum tarafına sorumluluk atmaya çalıştığını iddia eden Hristofyas, Türk tarafının "Kıbrıs Türk tarafı aracılığıyla; iki devlet çözümü amacı taşıyan görüşlerinde yapışıp kaldığını"; bunun ise Rum tarafınca hiçbir şekilde kabul edilmesinin mümkün olmadığını yineledi.

Rum tarafının, BM kararlarında tarif edildiği şekilde, siyasi eşitliğe dayanacak iki kesimli, iki toplumlu federasyon çözümü istediğini anımsatan Hristofyas, Rum tarafının; tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimliğe sahip olacak federal bir devlet hususunda; İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la vardıkları anlaşmalarda ısrarcı olduğunu ekledi.

Basın toplantısında yaptığı konuşmada, müzakereler sürecine de değinen Hristofyas, "iki toplumun yönetime, merkezi hükümete katılımlarının, aynı zamanda federasyonu oluşturacak yerel eyaletlerin yetkilerinin ne olacağının detaylı şekilde görüşüldüğünü" belirtti.

Ekonomi konularının da ele alındığını dile getiren Hristofyas, ekonominin birleşik olması gerektiğini, çünkü "Kıbrıs'ın AB devleti olduğunu, yükümlülüklerinin de ulusal çapta olduğunu" kaydetti.

Avrupa müktesebatının Kuzey Kıbrıs'ta da uygulanması meselesinin yanında, hem Rum tarafı hem de AB'nin bu yükümlülüğünün benimsenmesi hususunda izlemesi gereken prosedürlerin ne olduğunun da müzakerelerde ele alınmakta olduğunu dile getiren Hristofyas, müzakerelerde güvenlik konularının da görüşülmekte olduğunu ekledi.

Müzakerelerde şu an Polis konusunun ele alınmakta olduğunu ve II. Cumhurbaşkanı Talat'la "birleşik federal Kıbrıs Cumhuriyeti'nin askersizleştirilmiş olması gerektiği hususunda uzlaşıldığını" anımsatan Hristofyas, Kıbrıs Türk tarafının Zürih ve Londra Anlaşmaları'nda öngörüldüğü şekilde; ELDİK ve TURDİK kuvvetlerinin kalması talebini ortaya koyduğunu, aynı zamanda garantilerin devam etmesini istediğini hatırlattı.

Rum lider, bunun kendileri için önemli bir anlaşmazlık olduğunu sözlerine ekledi.

"FEDERASYON MERAKLISI DEĞİLİM..."

İki kesimli, iki toplumlu federasyon çözümü ve şu an böyle bir çözüme şiddetli şekilde karşı çıkan sesler duyulmakta olduğu hususunda ise Hristofyas kısaca şunları söyledi:

"Ben de bu fenomeni izah etmeye çabalıyorum ve bunu 'Kıbrıs sorununu iki kesimli, iki toplumlu federasyon temelinde çözmek için bir komünist geldi' şeklindeki ideolojik tabiatlı sendromlarla nitelemek istemiyorum. Yalnız bir şeyden korkuyorum: Önceden protesto gizliydi, çünkü muhtemelen sorunun federasyon temelinde çözülmeyeceğine veya başkanların federasyon çözümünü kastetmemiş olduklarına veya bunu yapamayacaklarına inanıyorlardı. İnsanlar şimdi bu başkan, Kıbrıs sorununun çözülmesini istiyor ve bu iki kesimli, iki toplumlu federasyon olsun dediğinde; bunu kastettiği konusunda ikna olmuş görünüyorlar. Ben federasyon meraklısı değilim. Ben sadece Rum kesiminin uluslararası toplum karşısında üstlendiği yükümlülükler hususunda tutarlıyım."

MÜLKİYET MESELESİ

Mülkiyet konusundaki çabalarının nereye odaklandığı ve birçok Rum'un Kuzey'deki mülklerini satmakta olduğunun kendisine sorulması üzerine ise Hristofyas, "Yüksek Mahkeme'ye topluca başvurulmasından kaçınılması gerektiğini, çünkü Türkiye'nin meydana getirdiği sözde Taşınmaz Mal Komisyonu'nun tanındığını, aynı zamanda mülklerin gerçek değeriyle ilgisi olmayan; çok düşük tazminatlar verildiğini" öne sürdü.

Titina Loizidu gibi devletlerarası başvurularla kendilerini sınırlamaları gerektiğini sözlerine ekleyen Hristofyas, bu gibi davalarda mahkemenin ilkeleri konu aldığını ve kendilerini birçok argümanla donattığını ileri sürdü.

Başvuruların toplu hale gelmesinin, mahkeme kararlarının özünü zayıflattığını ifade eden Hristofyas, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "işgal altındaki bölgelerdeki rejimin Türkiye'nin boyunduruğu altında ve yasadışı olduğuna dair görüşü feshetmemesine karşın; mülkün kullanıcısının haklar kazandığını söylemesinin gerilemeden ibaret olduğunu" öne sürdü.

Mülkiyet konusunda, mülk sahibinin isteğinin üç şekilde göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getiren Hrtistofyas, bunları sıralarken "mülk sahibinin geri gelmeyi ve mülkünü özgürce kullanmayı istemesi, tazmin edilmeyi istemesi veya mülkünün özgür bölgelerde bulunan Kıbrıs Türk mülküyle takas edilmesini istemesi" ifadelerini kullandı.

"Tazminata büyük önem veren" Kıbrıs Türk tarafıyla anlaşmazlık yaşadıklarını dile getiren Hristofyas, genel olarak Türk tarafının görüşlerini incelediğinde bunu tuhaf bulmadığını, fakat bunun bir anlaşmazlık olarak kaldığını dile getirdi.

Rum tarafının mülkiyetin çözümünü toprak düzenlemeleriyle ilişkilendirdiğini anımsatan Hristofyas, bir diğer deyişle bunu "şu an işgal altında olan bölgelerin Rum yönetimine iade edilmesi ve geriye dönecek olan her göçmenin mülkünde tam hakka sahip olması" şeklinde açıkladı.

Hristofyas devamla şunları da söyledi:

"Bu, hem Türk Yönetimine geçecek olan mülklerin, hem de bölgenin büyüklüğünün küçülmesi anlamına gelmektedir. Bu ise sorunu çözmez ama daha az karmaşık hale getirir. Sayın Eroğlu bu hususta son ana kadar kalmamız ve bunu uluslararası konferansta çözmemizde ısrar ediyor. Ben bunu kabul etmiyorum çünkü bu iç boyutların bir parçasıdır. Ve herhangi bir konferansa gitmeden önce de bunun üzerinde anlaşmamız gerekir. Ve geçmişteki planlara göre, Rum Yönetimi altındaki bölgelerin genişletilmesi gerekir. Bu çok zor bir meseledir. İnsanlar için büyük öneme sahiptir."

KÜLTÜREL MİRAS KONUSU

Kuzey Kıbrıs'taki kültürel mirasın "tahribi" konusunda Rum hükümetinin hangi girişimlerde bulunduğunun kendisine sorulması üzerine ise Hristofyas, Türk Ordusu'nun faaliyetleri konusunda; zaman zaman BM, UNESCO, çeşitli örgütlerin liderlikleri ve Vatikan'a şikayetlerde bulunduklarını söyledi.

İkinci Cumhurbaşkanı Talat'la, ortak bir komite meydana getirdiklerini ve bu komitenin; kültürel miras teşkil eden anıtları kayda geçirme, bunlardan bazılarının restorasyonuna başlama görevine sahip olduğunu anımsatan Hristofyas, bazı şeyler yapıldığını, küçük bir ilerleme yaşandığını ancak bu konuda da durgunluk bulunduğunu ifade etti.

Hristofyas, basın toplantısındaki konuşmasında, Kıbrıslı Türklerin "isyan etmelerini" olumlu bulduğunu da dile getirdi.

"DOWNER ARABULUCU VEYA HAKEM DEĞİL"

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'ın, Kıbrıs sorunuyla ilgili görevi hususunda ise Hristofyas, Downer'ın rolünün arabulucu veya hakem olmadığını söyledi.

Downer'ın, öneriler ve müdahalelerde bulunmaksızın, yardımcı rol üstlenmesi gerektiğini dile getiren Hristofyas, Downer'ın bunu yapmaya çabaladığını sözlerine ekledi.

Downer'a bir şey söylemesi gerektiğinde, bunu "lafını esirgemeden" söylediğini ifade eden Hristofyas, bu yöntemi konuştuğu her diplomata uyguladığını da ekledi.

"KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ BENİM İÇİN YAŞAM AMACI"

"Çözüm başkanı olmanın kendisi için ne derece önemli olduğunun" sorulması üzerine ise Hristofyas, bunun çok önemli olduğunu dile getirdi ve Kıbrıs sorununun çözümünün kendisi için "yaşam amacı" olduğunu aksi takdirde Rum Yönetimi Başkanlığını yeniden talep etmeyeceğini yineledi.

"EN SEMPATİK KOMÜNİST POLİTİKACI"

Hristofyas'ın Avustralya basınını etkilemeyi başardığını da yazan gazete, Hristofyas'ın "The Australian" gazetesine demeç verdiğini ve kendisiyle söyleşi yapan muhabirin Hristofyas'tan çok etkilendiğini kaydetti.

Habere göre gazetede, Hristofyas için kullanılan ifadelerden bazıları şunlar: "En sempatik komünist politikacı, yaklaşımı çok pragmatist... Vs"

HRİSTOFYAS'IN DİĞER TEMASLARI

Avustralya ziyaretinin sonuçlarını değerlendiren ve bunun her anlamda başarılı geçtiğini dile getiren Hristofyas, Avustralya temasları çerçevesinde, Avustralya Başpiskoposu Stilianos ile de bir araya geldi.

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla gerçekleştirdiği çabaları cesur olarak niteleyen Stilianos, her daim sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin tarafında yer alan Avustralya dış siyasetinin; Hristofyas'ın onurlu taleplerini desteklemeye devam edeceğini ifade etti.

(İY/SEL)

 
31 Mayıs 2011 Salı 17:37
Okunma: 593
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)