Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Hristofyas'ın Basın Toplantısı...

Hristofyas'ın Basın Toplantısı...

Hristofyas'a Göre Yabancılar, "kendisinin Başkan Olmadığı Bir Kıbrıs Hayal Edemiyor".

 
 
Hristofyas'ın Basın Toplantısı...
MUHALEFETE "KENDİ İSTEKLERİNİ BAŞKANA DİKTE ETTİRMEK İSTİYORLAR" ELEŞTİRİSİ


"FEDERASYONU" ACI UZLAŞI GÖREN HRİSTOFYAS KABUL EDİLME NEDENLERİNİ AÇIKLADI


"8 TEMMUZ ANLAŞMASINI ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜRDÜK... BM ÇIKMAZ DA İLAN ETMEYECEK KONFERANS DA"


"DOĞALGAZIN, MUHALEFETLE GÖRÜŞÜLEBİLMESİ İÇİN ŞARTLAR OLGUNLAŞMADI"


"CESARET ETTİK, RİSK ALDIK"


Lefkoşa, 22 Mart 12 (T.A.K.): Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, dün, Kıbrıs sorunuyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, Rum Yönetimi Başkanlığı'na yeniden talip olma konusundaki "ilk ve özlü" adımı attı.


Yabancı unsurun, Rum Yönetimi Başkanlığı'nda kalmasını uygun bulduğuna iddia eden Hristofyas, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri de kendi adaylığına bağladı.


Gazeteler, Hristofyas'ın, Kıbrıs müzakere grubu üyelerini de yanına alarak düzenlediği ve 55 dakika süren dünkü basın toplantısını manşete çekti ve iç sayfalarında geniş şekilde detaylandırdı.


Fileleftheros manşet haberine "'İyi Tavsiyelerle' Varım Dedi... Hristofyas Kıbrıs Sorununa ve Yabancılara Atıfta Bulunarak Adaylık Koyma Adımı Attı" başlığını attı.


Habere göre Dimitris Hristofyas, "Uluslararası camia bizi geriye götürecek sloganlar atan değil, Kıbrıs sorununun çözümü için sıkı çalışma iradesine sahip bir başkanla ilgileniyor" ifadesini kullandı.


Muhalefetin kendisine yönelik eleştirilerine de yanıt veren Hristofyas "Bu Başkan uluslararası ilişkiler geliştirmede o kadar aciz olsa, yeniden başkan olmasını istemesi (yabancıların) ve Kıbrıs sorununda daha ileri icraatta bulunması için (seçimleri) kazanmasını dilemeleri mümkün olur muydu?" dedi.


Hristofyas, bazı yabancıların kendisine "kendisinin başkan olmadığı bir Kıbrıs hayal edemediklerini" söylediğine işaret ederek, "AB içerisinde öyleleri var ve biliyorsunuz bunlar komünist değiller" vurgusunu yaptı.


Gazete Hristofyas'ın, rakiplerini eleştirerek başladığı basın toplantısında eleştirilerinden, eski Rum yönetimi başkanlarının da kurtulamadığını yazdı, basın toplantısının, muhalefet kanadının tepkilerini başlattığına işaret etti.


Hristofyas'ın basın toplantısında söylediklerini çeşitli başlıklar altında değerlendiren Fileleftheros, "Hristofyas'ın Başkanlığa Yeniden Talip Olmaya Dinamik Girişi... Kararına Gerekçeler Arasında Uluslararası Unsurun İlgisini De Saydı" başlığıyla ayırdığı bölümünde Hristofyas'ın Kıbrıs sorunundaki 4 yıllık icraatlarını savunarak ve kendisini Kıbrıs sorununu çözüme götürebilecek kişi olarak lanse ederek, Rum Yönetimi Başkanlığı'na yeniden talip olduğunu yazdı.


Hristofyas'ın, Kıbrıs sorununu yönetme konusunda kendisine yönelttikleri suçlamalar ve Rum Ulusal Konseyi'nin son toplantısında yapmaya çalıştıkları konusunda muhalefet kanadına karşı saldırıya geçmesi; 2013 Şubatı'nda Rum tarafında yapılacak başkanlık seçimlerine katılmakta, partisi AKEL'in desteği olmasa dahi, kararlı olduğunu gösterdiği şeklinde yorumlandı.


Gazete Hristofyas'ın Rum yönetimi başkanlığına yeniden talip olma niyetinin, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlarda kaydedildiğine işaret etti.


Habere göre adaylığının gelişmelere ve partisinin iradesine bağlı olacağını; başkanlık konusunda acele edenin kendisi değil başkaları olduğunu; adaylığın, zamanı geldiğinde kararlaştırılacak bir şey olduğunu ifade eden Hristofyas; çözüm yönünde çalışmaya iradesi olan bir başkanla ilgilenen uluslararası unsurun desteğine sahip olduğunu belirterek; Rum halkına verdiği Kıbrıs sorununu çözme vaadine bağlı olduğunu; bedeli olsa bile buna sonuna kadar bağlı kalacağını söyledi.


Gazete aday olup olmayacağına ilginin Güney Kıbrıs'la sınırlı kalmadığını, bu konuya uluslar arası alanda da ilgi gösterildiğini kaydeden Hristofyas'ın söylediklerini şöyle aktardı:


"Uluslararası camia Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı'nın kim olacağına ilgi gösteriyor. Uluslararası camia, bizi geriye götürecek sloganlar atan değil, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde sıkı çalışma iradesine sahip bir başkan olmasına ilgi gösteriyor. Bu başkan uluslararası ilişkiler kurmada o kadar aciz olsaydı (yabancılar) kendisini başkanlığa yeniden talip olmaya çağırmaları ve Kıbrıs sorununda daha ileri icraatlarda bulunması için kazanması dileğinde bulunmaları mümkün olur muydu?"


Hristofyas gazetecilerin, adaylığını destekleyen uluslararası unsurun kimler olduğu sorusuna karşılık  "Kıbrıs için sempati kazanmayı başardık. Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmaması muradımızı yabancılar da anlıyor. Benim de kulaklarım var ve yabancıların endişelerini işitiyorum. Yabancıların da, Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki çabalarımız konusundaki teyitlerim konusunda kulakları iyidir" şeklinde genel bir cevap verdi.


"KENDİ İSTEKLERİNİ BAŞKANA DİKTE ETTİRMEK İSTİYORLAR"


Hristofyas'ın, basın toplantısının hem giriş, hem de cevaplar bölümünü "icraatlarına karşı eleştiri monologlarına" yanıt vermek için kullandığını belirten gazete Rum Yönetimi Başkanı'nın; basın toplantısının giriş bölümünün, son "Ulusal Konsey" toplantısı sırasında yapmayı başaramadığı cevabı (diyalog) teşkil ettiğini söylediğini yazdı.


Habere göre Rum siyasi partilerinin çoğunluğunu "Mantıklı çoğunluk sağlayarak Başkan'ı by-pass etmeye ve geçersiz kılmaya çalışmakla" suçlayan Hristofyas, "Ulusal Konsey'in sözde çoğunluğu tamamen kendi isteğini Başkan'a dikte ettirmek istiyor" dedi.


Hristofyas, nostalji yapmak istemediğini söylemesine karşın gerek Rum Ulusal Konseyi'nin işleyişi gerek kendisinden önceki başkanların izlediği politikalar ile kendi politikası arasında mukayese yaptı ve "Sözde tavizler konusundaki mesnetsiz suçlamalar devam ederse bizden önce verilen tavizlere ve fikirlere atıfta bulunmak zorunda kalacağız" suçlamasında bulundu.


Doğrudan müzakerelerde masaya koyduğu önerilerle ilgili eleştirilerini de yanıtlayan Hristofyas "Mehmet Ali Talat zamanında Kıbrıs Türk tarafı Başkanlık Konseyi'ni terk etme ve yerine çapraz ve yüzde 20 oranında ağırlıklı oy ile 4'e 2 oranındaki dönüşümlü başkanlık sistemini getirme fikrine uydu" dedi. Herkesten, Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu'nun dönüşümlü başkanlığı ve ağırlıklı oyu neden kabul etmediğini sorgulamasını isteyen Hristofyas, Kıbrıs sorununun çözümünden sonra Türk vatandaşlarına tanınacak haklarla ilgili önerisini de savundu. Hristofyas, "Yaptığımız, sınırlamanın 4'e 1 nüfus oranına gerekli saygı temeline dayanmasıdır" ifadesini kullandı. Rum lider, bu konuda Yunanistan'la istişarede bulunacağını ve TC kökenlilerin ayrılması konusunda anlaşma olacağını iddia etti.


Hristofyas, "Sınırlamanın yalnız Türkiye için değil Yunanistan için de geçerli olacağını söylemek yalnız Yunanistan'ın meselesidir" dedi. Hristofyas, Türkiye'ye yönelik sınırlamanın Yunan rızası kapsamında olduğunu belirterek, önceki Rum Yönetimi başkanlarının da benzer sondajlarda bulunduklarına işaret etti.


Haravgi "Sonuna Kadar Tutarlı... Başkan Kıbrıs Rum Tarafının Ezeli Taahhütlerini Yerine Getirmenin Bedeli Her Ne İse Ödeyeceğini Söylüyor" başlığıyla manşete çektiği haberinde, Hristofyas'ın, "Zaman geçer ve ancak siyasi miyop isek, kapımızı çalmakla kalmayıp, neredeyse içeri giren tehlikeyi görmeyiz" sözünü öne çıkardı.


Gazete Hristofyas'ın, Kıbrıs sorunundaki icraatlarıyla ilgili çoğu gerçeği ortaya koyduğunu ve "Gerekmesi halinde, seleflerinin (kendisinden öncekilerin) Kıbrıs sorununda bıraktığı tavizleri açıklayacağını; bunu; sorumluluk almaktan korktuğu için değil, selefleri tarafından masaya konulan Rum tarafının önerilerini iyileştirmeye çalıştığını göstermek için yapacağını" söylediğine işaret ederek, özetle şu detayları verdi:


"Hristofyas basın toplantısının giriş bölümünde bir dizi açıklamada bulundu, şöyle ki:


o Ulusal Konsey çerçevesinde DİSİ'yi ve pek çok kez kamuoyu önünde güçlü merkezi federasyon hükümetine itirazını ortaya koyan Nikos Anastasiadis'in tutumunu kastederek 'gevşek federasyon' propagandası yapanlardan yanıtlar istediğini ancak alamadığını söyledi.


o DİSİ'nin, merkezi hükümetin elinden ne kadar yetkinin ve hangi yetkilerin alınıp federal birimlerin hükümetlerine verilebileceği sorusuna yanıt vermediğini anlattı.


o DİSİ'nin genişletilmiş müzakereler görüşünü ne başkan ne de diğer partiler tarafından paylaşıldığına işaret eden Hristofyas, öneriyi neden kabul etmediği sorusunu yanıtlarken 'Dörtlü konferanstan yana mıyız?' diye sordu ve şunları ekledi: 'Başkan'ı, çıkmazdayız ve Genel Sekreter'i dörtlü veya beşli konferans çağıracak diye suçluyoruz. Başkan'ı suçlayanlar, ne az ne çok, Türkiye de gelsin diyor. Ancak Türkiye'nin de gelmesi için (konferansın) dörtlü olması gerekir.'


o Talep etmeme karşın, partilerin büyük çoğunluğu iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun anlam içeriği hakkında görüş belirtmedi."


Son Ulusal Konsey toplantısından sonra hala bilgilendirme eksikliğinden şikayet edilerek ağır eleştirilerde bulunulması dolayısıyla, Başkan Hristofyas, Ulusal Konsey'in, müzakerelerde olanlar ve konuşulanlar hakkında, son noktasına kadar her şeyi; bütün belgeleri bildiklerine işaret ederek, siyasi partilerin elinde; Rum tarafının masaya koyduğu bütün belgelerin ve görüş birliği belgelerinin bulunduğuna işaret etti.


Hristofyas, Ulusal Konsey'in üç maddeden oluşan önerisi üzerinde bazı ortak tezler oluşturulmasını istediğini, bu önerinin; Ulusal Konsey'in 18 Eylül 2009 tarihli ortak açıklamasını, müzakerelerin Kıbrıs'ın AB  Dönem Başkanlığı sırasında da sürdürülmesini ve Türkiye'nin olumsuz ve tahrikkar tavrının göğüslenebilmesi için uluslararası alanda müşterek (hükümet, meclis, partiler) seferberlik üstlenilmesini kapsadığını anlattı.


"Maalesef bu kabul edilmedi ve mantıklı çoğunluk aracığıyla Başkan by-pass edilmeye çalışıldı. Ulusal Konsey'in rolü danışmanlıktır" diyen Hristofyas müteveffa başkan Spiros Kiprianu'nun 1985-1988 döneminde dört yıl boyunca Ulusal Konsey'i toplamama, siyasi parti başkanlarıyla ayrı ayrı istişare etme kararını uyguladığını hatırlattı. Glafkos Kleridis'in çoğu kez, Ulusal Konsey toplantılarını pek çok tartışma, çatışma üzerine kapatıp "Beyler, çok teşekkür ederim, sizi dinledim, güle güle gidin" dediğini de anımsatan Hristofyas, kendi zamanında asla böyle bir şey olmadığını söyledi. Hristofyas, konsey üyelerinin; çoğunluğun kararını kendisine dayatmak istemekle kalmayıp; 2009 Ortak Açıklaması'nı ihlal etmekle suçladıkları Başkan'ı geçersiz kılma istemelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi.


FEDERASYONU ACI UZLAŞI GÖREN HRİSTOFYAS KABUL EDİLME NEDENLERİNİ AÇIKLADI


Rum tarafını, Kıbrıs sorununa çözüm olarak iki bölgeli iki toplumlu federasyon "acı uzlaşısını" kabul etmeye zorlayan olgulara da değinen Hristofyas, bu uzlaşının Kıbrıs sorununun özü bilinmediğinden veya Kıbrıs sorununu toplumlar arası soruna indirgeme saflığından değil; "darbenin ve istila ve işgalin" etkilerinin ortadan kaldırılmasının tek yolunun; "işgale son verme ve taksim oldu bittilerinin ortadan kaldırılması" ön şartlarının yaratılması olduğunun iyi bilinmesinden dolayı kabul edildiğini söyledi.


Hristofyas, Doruk Anlaşmaları'nın imzalanmasından bugüne kadar Kıbrıs sorunuyla ilgili peş peşe müzakereler yapıldığını, iki taraf arasında BM himayesindeki müzakerelerin sonucu olarak da masaya bir dizi fikir ve öneri konulduğunu anlattı. "Kıbrıs Cumhurbaşkanlarının" bu fikir ve önerileri masaya Kıbrıs Rum toplumunun müzakerecisi sıfatıyla koyduğunu belirten Hristofyas şunları söyledi: "Daha önceki  önerileri ve çözüm planlarını tartışmaya girme niyetinde değiliz. Ancak sözde kabul edilemez tavizler verdiğimiz şeklindeki mesnetsiz  suçlamalar devam ederse, sonunda bizden önce yapılan öneri ve fikirleri gündeme getirmek zorunda kalacağız."


Bir soruya karşılık Hristofyas; "Başkan'a karşı bu savaşın devam etmesi halinde kendimi savunmayacağım taahhüdünde bulunamam. Herkesin kendini savunma hakkı vardır. Kıbrıs sorununun çözüm çabalarındaki günah keçisi olamam. Buna hiçbir şekilde izin vermeyeceğim"  dedi.


"8 TEMMUZ ANLAŞMASINI ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜRDÜK"


Mevcut müzakere prosedürüne de değinen Hristofyas, iddia edildiği gibi 8 Temmuz 2006 anlaşmasını göz ardı etmediğini aksine müzakere sürecini yeniden canlandırarak anlaşmayı ete kemiğe büründürdüğünü söyledi. Ulusal Konsey'in Eylül 2009 ortak kararını da ihlal etmediğine dikkat çeken Hristofyas, her bir başlığa detaylı şekilde değindi:


"o Yönetim Başlığı: Ana talebimiz, Başkanlık Konseyi'ni bir başkanlık rejimiyle değiştirmekti. Mehmet Ali Talat döneminde Kıbrıs Türk tarafı, Başkanlık Konseyi'nin terk edilmesi ve yerine; yüzde 20 ağırlık katılmış, çapraz oy ile 4'e 1 dönüşümlü başkanlığın getirilmesi; kararların Bakanlar Konseyi tarafından alınması ve Başkan ile Başkan Yardımcısı'nın veto hakkı olması fikrini kabul etti. Kıbrıs Türk ve Rum nüfuslarının oranı yüzde 20'ye yüzde 80'dir. Yani Sayın Talat'ın Zürih-Londra Anlaşmalarının (D) 4'üncü ekinde yer alan 4'e 1'i tanımasını başardık. Şu anda pek çok gürültü kopartılan; Kıbrıs'taki demografik yapının değiştirilmesi konusunda biz demografik yapıda değişiklik olmayacağını ve oranın 4'e 1 kalacağını, Türk vatandaşlara 4 özgürlüğü tartışarak güvence altına aldık.


(Hristofyas, Annan planının müzakeresi sırasında, zamanın başkanı tarafından talep edilen değişikliğin, dönüşümlü başkanlık çıkartılmadan, Başkanlık Konseyi sisteminde bir takım iyileştirmeler olduğunu söyledi. Rum lider, buna paralel olarak; bazılarının iddia ettiği gibi önerinin Kıbrıs Rum tarafı açısından o kadar 'zarar verici' ve Kıbrıslı Türkler açısından 'uygun' ise Eroğlu'nun neden kabul etmediğini sordu.)


o Mülkiyet Başlığı: Bizim tarafın ana ön şartı, bu başlığın toprakla birleştirilmesidir -ki bu konuda BM Genel Sekreteri'ni de ikna ettik. 1974'te yerinden edilmiş toplam 165 bin kişiden 100 binden fazlasının mallarını tam olarak geri almalarını talep ettik. Kıbrıs Türk idaresi altındaki bölgede bulunan mülklerin sahiplerinin de iade, tazminat veya takas tercihlerinden istediklerini özgürce seçme hakları olmasında ısrar ediyoruz. Mülkiyetteki ana anlaşmazlık, Kıbrıs Türk tarafının iki bölgelilikle ilgili yorumundan ve taraflardan her birinin kendi idaresi altındaki federal birimde daimi ve geniş mülk çoğunluğunu ön şart koşmasından kaynaklanıyor. Bizim taraf, bütün daimi sapmaları olduğu gibi bu yaklaşımı da açıkça reddediyor. İki bölgelilik nüfus ve mülkiyet çoğunluluğunu değil; öteki toplumdan gelen vatandaşların siyasi haklarını kullanma sınırını gerektirir.


o Ekonomi konusunda, Kıbrıs Türk Federal Birimi'ni, kalkınma gerekçesiyle, geçici süre finanse etmeyi kabul etmekle eleştiriliyoruz. Federal gelirlerin tamamının yüzde 5'inin, kalkınma gerekçesiyle Kıbrıs Türk Federal Birimi'ne, yüzde 1'inin de Kıbrıs Rum idaresine verilecek bölgelere dağıtılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ekonomik dengeleme, Kıbrıs Rum tarafının değişmez tezidir ve Ulusal Konsey'in oy birliğiyle belirlediği 1989 tezlerinin bir bölümünü teşkil eder. Yukarıda anlatılanlar da bir geçiş döneminin ardından son bulacak. Merkezi Hükümet tarafından federal birimlere dağıtılacak gelirlerin yüzde 85'ini Kıbrıs Rum Federal Birimi, yüzde 15'ini de Kıbrıs Türk Federal Birimi alacak.


o Vatandaşlık Başlığı ve dört özgürlük: Türk vatandaşlarına 4 özgürlüğü verdiğimiz ve 80 milyon Türk tarafından boğulacağımız suçlamasını reddediyorum. Biz tam aksini yaptık.  Kıbrıs sorunu çözülmeden 4 özgürlük doğal olarak, 'işgal' nedeniyle uygulanamaz. Bizim vardığımız hal çaresi; Türk vatandaşlarına çözümden sonra 4 temel özgürlüğün sağlanmasıdır. Türkiye'nin AB'ye üye olması halinde, Türk vatandaşlarının Kıbrıs'a hiçbir kısıtlama olmadan serbestçe yerleşmesi olgusuyla karşılaşacağız. Tam da bu nedenle Kıbrıs sorununun çözümü aracılığıyla bir kısıtlama düzenlemesi talep etmemiz gerekiyordu. Bunu yaptık ve kısıtlamalar, 4'e 1 oranına saygı temeline dayanıyor. Bu çözüm Türk vatandaşlarının gerek kontrolsüz yerleşimine gerek vatandaşlık almasına bir set getiriyor. Bunun dışında iki şart daha koştuk: Yunanistan'la istişare ve yerleşiklerin gitmesi konusunda anlaşma. Çünkü bu görüş birliği ile bütün yerleşiklerin kalmasını kabul ettiğimiz söylendi. bu korkunç bir çarpıtmadır. Tam aksi. Yerleşikler meselesinin halledilmesi şarttır ve bunun nasıl halledileceğini, özgürlükleri Kıbrıs sorununun çözümünden sonra konuşacağımızı ortaya koyduk, bunda ısrar ediyorum. Yerleşikler konusunda kabul edilemez tavizler verdiğimizi de reddediyorum. İnsani nedenlerden dolayı bir miktar yerleşiğin kalması bütün hükümetlerin değişmez teziydi. Bizim tarafın 31 Mart 2004 tarihli belgesinde bu yansıtılıyor ve 55 binden fazla yerleşikten söz ediliyor.


Federasyon ile daha iyi bir çözüm, 'üniter devlet' diyelim, arasında tercih yapacak olsak 1960'a geri dönüş anlamına gelen azınlık-çoğunluk çözümünü başarabilir miyiz? İki bölgeli iki toplumlu federasyon acı uzlaşısı, 'işgale' son verecek, Kıbrıs'ı yeniden birleştirecek ve önümüzdeki bir senaryo olan kesin taksimden kurtulmayı gündeme getirecek tek seçenektir.  Zaman geçiyor ve bu tehlikenin kapımızı çalmakla kalmayıp içeri girdiğini görmemek için siyasi miyop olmamız gerekir.


Müzakerelerin bu kritik aşamasında başkanı başka bir müzakereciyle değiştirirsek, uluslararası camiaya kaçınılmaz olarak yanlış mesajlar veririz ve güya müzakereleri geciktirdiğimiz ve erozyona uğrattığımız konusunda Türkiye'yi ve Kıbrıs Türk tarafını haklı çıkarırız. İlke olarak; doğrudan halk tarafından seçilen başkan 5 yıllığına Kıbrıs sorununu yönetme konusunda meşruiyete sahiptir.  Yani, başka bir müzakereci atanırsa, bu kişinin Başkan'ın politikasından farklı, kendi politikasını izlemesi mi bekleniyor? Halk, Kıbrıs sorununu yönetme konusunda bir siyasi lidere güvenmiyorsa ve böyle bir kabul varsa, herhangi bir müzakereci atanması güven eksikliğini dengeleyemez.


"BM ÇIKMAZ DA İLAN ETMEYECEK KONFERANS DA"


BM konferans ilan etmeyecek. Biz, sürekli olarak kendi kendimize ateş ediyoruz. Kendi ayağımıza ateş ediyoruz. Sadece ayaklarımızı kurtarabileceğimizden, umarım başka yerlere ateş ederek intihar girişimlerinde bulunmayız-ki Kıbrıslılar olarak bunu birçok defalar yaptık, daha fazlasından kaçınacağımızı umuyorum. Halen, müzakerelerin AB Dönem Başkanlığı sırasında da devam etmesi ve Türkiye'nin gelmemesi halinde, bedelini de O'nun ödemesi için bir plan ileri götürüyoruz. Halen, Greentree-1, Greentree-2 ve Genel Sekreterle görüşmeler arasında kalan süre içerisinde ilerleme olmamasının sorumlusu biz olmadığımız konusunda ikna etmeyi başardık, genel sekreter çıkmaz ilan etmeyecek ve böyle bir konferans çağırmayacak gibi görünüyor.  Dolayısıyla biz açıkça ortaya koyduk ki -ve tam da bizim icraatlarımız, planımız çerçevesindedir- müzakereleri 1 Temmuz'dan sonra da sürdürebiliriz ve sürdürmek istiyoruz. Türkiye reddederse bunun bedelini biz ödemeyeceğiz. Türkiye reddederse sorumlusu biz değiliz. Türkiye, reddini kendisi haklı göstermek ve bununla ilgili etkiler olursa da bedelini ödemek zorunda. Dolayısıyla zannederim icraatlarımız olumludur ve en azından şu ana kadar sonuç getiricidir de. Önümüzdeki haftaların belirleyici olduğunu söylerken, genel sekreter tarafından, uluslararası camia tarafından belirleyici kararlar alınacağını ima ettim.


Genişletilmiş konferansı da reddediyoruz. Uluslararası konferans -Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin, garantör ülkelerin, AB'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ve iki toplumun katılımıyla-  Kıbrıs Rum tarafının ezeli teziyle tamamen uyumludur.


Siyasi partilerin Kıbrıs sorunu zemininde başkanlık seçimlerine ilişkin işbirliğine gitmeleri ve adayları bu zemine göre belirlemeleri, nihayetinde başkanın yalnız kalması halkla dalga geçmektir. Ben şahsen meşakkat çekiyorum çünkü şu ana kadarki bütün başkanların verdiği taahhütlere bağlı kalıyorum. Israr ediyorum. Israr ediyor ve bu sert ve yıpratıcı eleştiriye maruz kalıyorum. Yani başka ne yapayım?


Gevşek federasyon mu istiyoruz yoksa merkezi hükümetin, devletin birliğini, kurumların birliğini, halkın birliğini güvence altına alabilmek için gerekli yetkileri elinde bulundurduğu bir federasyon mu? Güçlü merkezi devlet, Kıbrıs Rum tarafının baştan beridir savunduğu tezdir ve bunu güvence altına almayı başardık. Sayın Eroğlu gevşekten de gevşek federasyon istiyor. Sayın Eroğlu aslında konfederasyonun eşiğine gitmemizi istiyor. Herkesin bunu değerlendirmesi gerekir.  Ben, Sayın Talat'la vardığımız; devletin, halkın ve kurumların birliğine hizmet eden noktalarda ısrar ediyorum.


İdeolojik saplanıp kalmalar nedir? Mesele; ideolojik sosyalist devlet mi yoksa gevşek neo-liberal devlet mi olacağı mıdır? Mesele,  'işgalden' kurtulmaktır çünkü Türkiye ile Kıbrıslı Türk dostlarımızla anlaşmazlığa düştük. Kıbrıs sorununun çözümünün tam da devletin ve halkın birliğini garanti etmesi gerektiğini güvence altına almamız gerekir. Bunu sağlamaya çalışıyoruz. Benim tek bir felsefem vardır.  Kıbrıs'ın 'işgalden' kurtulması ve Kıbrıs halkının yeniden birleşmesi... Dolayısıyla mesele,  sadece bu ülkeye olan sevgidir. Birleşik Kıbrıs'ın çerçevesine, sistemin ne olacağına, neyi takip edeceğine halk;  Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler karar versin."


"DOĞALGAZIN, MUHALEFETLE GÖRÜŞÜLEBİLMESİ İÇİN ŞARTLAR OLGUNLAŞMADI"


Simerini manşetine "Hristofyas'ın Karlarını AKEL ve Kıbrıs Sorunu Belirliyor... Dünkü Basın Toplantısında Adaylığını Belirginleştirdi" başlığını attı.


Gazete basın toplantısında, önümüzdeki haftalarda Kıbrıs sorunu açısından belirleyici olacağını ve kritik kararlar alınması gerektiğini söyleyen Hristofyas'ın; müzakerelerde durumun iyi olmadığını, Kıbrıs Türk tarafının çözüme için işbirliği yapması gerektiği iddiasında bulunduğunu yazdı.


Habere göre, Kıbrıs Rum tarafınca muhtemel siyaset değişikliğinin Kıbrıs davasına mezar taşı koyacağı uyarısında da bulunan Hristofyas, doğalgaz konusunun henüz, siyasi parti başkanlarıyla görüşecek kadar olgunlaşmadığını da söyledi.


Hristofyas, doğalgaz çıkarma konusunu Rum muhalefet liderleriyle görüşemeyeceklerini çünkü doğalgaz konusunun büyük dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Rum lider, "Şimdi bütün siyasi partilerle detayları konuşmaya başlarsak, -üzülerek söylüyorum ama- Kıbrıs sorununda hiçbir şeyin gizli kalmadığı gibi -bu mesele bizim korkunç zaaflarımızdan biridir- kendimizi doğalgaz konusunda da tekrarlayacağız. Doğalgaz konusunda yasaların öngördüğü prosedürler içerisinde müzakere ediyoruz" dedi.


"CESARET ETTİK, RİSK ALDIK"


Gazete Hristofyas'ın, "Hükümet Türkiye'nin tehditlerini göğüsleyecek ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin çıkarlarını güvence altına alacak" dediğini ve şöyle devam ettiğini yazdı:


"Türkiye'nin bölgedeki rolü yükseldi. Biz, bu yükselişin ve Türkiye'nin bugün artan saldırganlığının tehlikelerini küçümsemeden, cesaret ettik ve risk aldık. Geliştirdiğimiz uluslararası düşünceler sayesinde uluslararası unsur Kıbrıs'ın, araştırma yapma kararını savundu ve Deniz Hukuku tahtında, bu araştırmaları yapmanın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hakkı olduğunu açıkça söyledi. Türkiye'nin hareketlerini, tavır ve tepkilerini dolaylı olarak, büyük bir dikkatle izlemeye devam ediyoruz. Tehditlere boyun eğmek niyetinde değiliz.


Hidrokarbon yataklarının bulunması ve bunlardan yararlanılması Kıbrıs Türk toplumunun aleyhine değildir, Kıbrıs sorununun ortak kabul edilecek bir çözümle halledilmesi şartıyla,  onlar da bu doğal zenginliğin bir bölümünden faydalanacak. Kıbrıs sorununun, 'işgal ve kolonizasyona' son verecek bir çözümle çözülmesi halinde Birleşik Kıbrıs'ın, Türkiye ve Yunanistan'la ilişkilerinin; dostluk ve işbirliği ilişkileri olacağı mantığından hareketle aynı şey Türkiye için de geçerlidir. Hidrokarbonların bir bölümünü Türkiye'ye vereceğimizi ima etmiyorum, barışçıl işbirliğinden söz ediyorum."


Alithia manşet haberine "Hristofyas'ın Basın Toplantısı... Geçmişten Siyasetçi Geleceği Arıyor!" başlığını attı.


Gazete Hristofyas'ın, kendisinden önceki Rum Yönetimi başkanlarını "gömdüğünü" ve yegâne şaşmaz ve kendisiyle barışık kişi göründüğünü, ikinci dönem başkanlığına yabancıların destek verdiğini belirterek dolaylı yoldan adaylığını açıkladığını ve AKEL'in ilan ettiği aday belirleme demokratik prosedürlerini çöpe attığını yazdı.


Politis manşet haberini "Yabancı Yatırımcılarla Adaylık... Hristofyas Başkanlık Sahnesinde Varım Dedi... Yabancı Liderlerin, Kendisini, Başkanlığa Yeniden Talip Olması Çağrısı Yaptıklarını ve Kazanmasını Dilediklerini Söylüyor" başlık ve spotlarıyla aktardı.


İngilizce sözlü Cyprus Mail haberi "Büyük Uluslararası Oyuncuların, Başkanlıkta Olmadığını 'Hayal Edemediğini' Söylüyor" başlığıyla manşete çıkardı.


(ŞA/HÖ)


*******************


 
22 Mart 2012 Perşembe 14:19
Okunma: 436
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)