Ana Sayfa » Kıbrıs » "İltica etmek istiyorum"

"İltica etmek istiyorum"

Türkan Şimşek, 22 yaşında ve bir anne… Kıbrıs Türk halkı O’nu ‘bebeğini satan cani anne’ olarak tanıdı. Şimşek bu kararı nasılaldığını anlattı...

 
 
Türkan Şimşek, bebeğinin tecavüz sonucu olduğunu ancak yine de sonuna kadar çocuğunun arkasında durduğunu kaydetti. Şimşek, Türkiye’ye dönmek istemediğini çünkü kendisini Türkiye’de ölümün beklediğini ileri sürerek ‘KKTC’ye iltica etmek istiyorum, Kıbrıs Türk halkı beni kabullensin’ dedi. Şimşek gözyaşları içerisinde yaşadıklarını anlatarak Kıbrıs Türk halkına hayatını açtı. İşte Şimşek’le gerçekleştirdiğimiz röportajın ana hatları:

’17 YAŞINDA BİR KIZ SOKAKLARDA NE YAPAR?’
“Antalya Belek’te yaşıyorum. Ailemiz dağılmış bir şekildedir. 16 yaşında yurtta yaşamaya başladım. Orası hiç iyi bir yer değildi. Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki yetkililer beni aileme geri verdiler. Ailedeki şiddetli geçimsizlik de devam ediyordu. Yurttan ayrıldığımda lisede okuyordum ve ailevi sorunlardan dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım. Ben de mecburen çalışmak zorunda kaldım. 17 yaşında bir kız sokaklarda ne yapabilir ve nereye sığınabilir? Bir tekstil firmasında satış elemanı olarak çalışmaya başladım. Bu esnada da yaşım küçük olduğu için kimse sigortalı iş vermiyordu.

ÇALIŞIRKEN TANIŞTILAR
Çalıştığım yerde bebeğimin babası beni görmüş ve onun için saplantı haline gelmiştim. Benim annem babam da bana sahip çıkmadığı için ben de birine sığınma ihtiyacı hissettim. Biz beş kardeştik ve babam ‘Evden gitsinler de ne yaparlarsa yapsınlar’ diye düşünüyordu. Babam bizi hep fazlalık olarak gördü. Temelsiz bir bina da ne kadar ayakta durabilir. KKTC’deki herkes beni farklı yorumladı ancak ne yaşadığımı bir ben bilirim. Herkes sevgilisiyle gezerken ben kitap paramı nasıl biriktireceğimi düşünüyordum. Yani ben kötü bir şey yapmadım. Ablalarım da evlendi ancak benim küçük kardeşim üniversitede okuyor. O da yaz tatillerinde çalışıyor ve kendisi okuyor.

‘TECAVÜZE UĞRADIM'
Erkek arkadaşımla tanıştım kendisi çok güçlü biriydi. Yaşça benden çok büyüktü. Bu kişiyle 3 yıl bir birlikteliğimiz oldu ve ailesiyle de tanıştım. Fakat babam yine yapacağını yaptı ve ırkçılık yaparak beni bebeğimin babasıyla evlendirmedi. Bebeğimin babası bir gün beni evine çağırdı ve ben de gittim. Sonuçta 3 yıldır tanıdığım bir insandı. Ancak bana tecavüz etti. 20 yaşındaydım. Kimseye söyleyemedim söylesem babam onu vurur o da babamı vururdu. Beni ortada bırakmak istemedi ve evlenmek istedi. Benim yaşımdaki bütün kızlara sorsunlar tecavüz eden insanla kim evlenmek ister? Ama ben ona rağmen kabul ettim kimse duymasın bilmesin dedim. Anneme erkek arkadaşım var dedim. Ama dediğim gibi ırkçılık yaptılar ve evlenmeme izin vermediler. Bu kişi bana bu defa daha çok kin duymaya başladı. Bebeğimin babasıyla kavga ettik ve ayrıldık. Yüzük filan takmıştı ailesini tanımıştım ben istemediğimi söylediğimde zoruna gitti. O da ‘tamam’ dedi ve yurtdışına gitti. Bildiğim kadarıyla şu anda da yurtdışındadır.

‘ACİZ DEĞİLİM’
Kimse beni aciz sanmasın. Çaresiz biri değilim. Yaşım küçük ama iş gücü olan birisiyim. Sadece şu durumundan yararlanıyor herkes bebeğini sattı diye. Ben babamdan dahi para almayan bir insanım. Bu durumda ben bebeğimi nasıl satabilirim ki? Bebeğini satacak olan insan nasıl kendi kendini ihbar edebilir ki?

‘BEBEĞİMDEN KURTULMAK İÇİN HERŞEYİ YAPTIM’
Bebeğimden kurtulmak için her şeyi yaptım. Aradan 5 ay geçti yine çalışıyorum her şeyi çabuk atlatan birisiyim. Küçüklükten ezildiğim için etkilenmiyorum. Kim ne derse desin umurumda olmuyor babamın baskılarına karşın ısrarla babamın dediklerini yapmayan bir insanım. Aradan 5 ay geçince hamile olduğumu öğreniyorum. İş yerinde toplantıdayız bayılıyorum hastaneye götürüyorlar kan tahlilinde çıkıyor hamile olduğum. Antalya Belek’te turizm üzerine çalışan uluslar arası iş yapan birisiyim. Günden güne herkesten gizledim aynı odada kaldığım kız arkadaşım şüpheleniyor ve sadece o biliyor bir de Ankara’da yaşayan arkadaşım biliyor.

‘ANNEM BENDEN ŞÜPHELENMEYE BAŞLADI’
Annem benden şüphelenemeye başladı. Çaresizsin ne yapacağını bilmiyorsun. Ev arkadaşıma birinin Ankara’da bebek istediğini söylemişler. Ben de biletimi aldım Ankara’ya gittim arkadaşımla konuştum aile bize ev ayarladı sadece evin kirasını onlar veriyordu ve arkadaşım bana gelip bakıyordu. Doktor parasını falan ben kendi cebimden ödüyordum. Ve bir taraftan da babama para gönderiyordum. Kimse duymasın belli etmemem için bunları yapmak zorundaydım ama nereye kadar? Param tükendi. 5 ayın içinde bebeğimin olacağını bilsem bile bile yapsam en azından kendime hazırlık yapardım. Arkadaşım gece çalışan ve nişanlıydı biriydi. O bana gündüz gelip yemek ve temizliğimi yapıyordu. Ben o evde oturuyorum ama bir karşılığı vardı. Ben onlara bebeğimi verecektim. Borç değil kıyafet değil içindekini vereceksin. Anne olanlara soruyorum. Kim bebeğini bir başkasına vermek ister?

‘PSİKOLOJİM BOZULDU’
Gittikçe psikolojim bozulmaya başladı. İleride kızım olsun isterdim ama bu yaşta değil. Bilinçli birisiyim. O kadar güzeldim ki saçlarımı kazıttım kimseyle görüşmüyordum zaten Ankara’ya yabancı bir insandım. Tek gördüğüm arkadaşım o da yemeğimi yapar giderdi nişanlısından gizli gizli gelirdi. Günler geçti o evde tek başımaydım ve hamileyim. Her şey bununla kalsa yine iyi ancak bebeğimi alacaklar benim ihtiyaçlarımı karşıladıkları için.

‘PARA ANLAŞMASI YAPMADIM’
Ben bebeğimi vereceğim aileyle para anlaşması yapmadım. Söz konusu aile bir gün bana arkadaşımla imzalamam için bir kağıt gönderdiler. Arkadaşıma ‘Ne kadar para istiyorsa söylesin,’ demişler. Ben de koyun satmadığımı söyledim ve para teklifini kabul etmedim. Ben çaresizce bekliyordum. Sadece bebeğimle konuşuyordum. Hayatım yazdığım günlük ve televizyondan ibaretti. Bir bebek ne kadar tecavüz sonucu olursa olsun sizin bir parçanızdır. O duyguyu bir ben bilirim. Doğumum yaklaşmaya başladığında iyice sıkışmıştım ve bebeğimi kurtarma yolları arıyordum ancak çaresizdim. Ben arkadaşıma bebeğimi veremeyeceğimi söylüyordum o da bana ‘Ailene ne diyeceksin vermek zorundasın’ diyordu. Sahip çıkacak hiç kimsem yoktu ve her konuda elim kolum bağlıydı. Ultrasona giriyor ve bebeğimi görüyorum daha da bir kötü oluyordum. Hep ‘araba çarpsa da ölsem’ diye düşünüyordum.

‘İNTİHARI DÜŞÜNDÜM
İntiharı düşündüm ama yapamadım. Bebek açısından da düşündüm. Ablamın ilaçlarını içip ölmeyi düşündüm. O gece de Kadir gecesiymiş ve yapamadım. İlaçların bebeğe nasıl zarar vereceğini de düşündüm. Zaten ailemin bu durumu öğrenmesi benim için ölüm demekti. Olaylar gelişiyor günler geçiyor evin içinde dört duvar arasındayım. Nerede doğum yapacağımı da düşünmeye başlamıştık. Aile bana ‘Kıbrıs’a gideceğiz’ dedi. Ancak ‘sahte kimlik hazırlayıp seni mahvedeceğiz’ demediler. Çocuk yine benim üzerimde olacak ama bebeğimi onlara vereceğim diye biliyordum. Tarihi belirledi ama 28 Kasım için uçak bileti alamadılar. Ancak benim o halde uçağa binmem çok riskliymiş.

‘KARNIMI GİZLEMEDİM’
Karnımı da gizlemedim. Kamera kayıtlarından bakabilirler. Uçağa binmeden bir gece önce doğum sancısı yaşadım ve evde tek başımaydım. O gece bebeğimle konuştum ve dedim ki ‘Türkiye’de doğamazsın kızım doğmayacaksın’. Ancak o gece başları yanacak diye beni doktora götürmediler. Bu gece olmasın diye yalvardım Allah’a. Uçağa bindik KKTC’ye geldik ve otele yerleştik. Uçağa bineceğimiz gün bebeği alacak olan bey cebinden bir tane kimlik çıkardı. Ben onu pasaport tarzı bir şey zannettim. Kimliğin üzerine de bir tane fotoğraf yapıştırmışlar. Ben elindeki kimliğin ne olduğunu sordum o da bana kimliğin fotokopisini kullanacaklarını söylediler. ‘Türkan adam vurdun öldü onun yerine ceza evinde yatacaksın’ deseler yine kabul ederdim. İçimden hep dua ediyorum bir şey olmalı ve bu bebek gitmemeli. Bunu bozacağım. Kıbrıs’a geldik otele yerleştik hastaneyi her şeyi önceden hazırlamışlar. Kontrol için doktoru aradık ve gittik doktor muayene etti ve ne zaman doğum yapacağımı söyledi. Kıbrıs’a geldikten bir hafta sonra doğumum gerçekleşti. Beni o adamın eşi olarak tanıttılar. Ben içerideyken doktor bebeğimi alacak olan beye benim için neyi olduğumu sormuş o da eşi olduğumu söylemiş. Ben de sesimi çıkartamadım. Çünkü bebeğin bir şekilde doğması gerekiyordu. Doğumum gerçekleşti. Bir gün şüphelendim. Birkaç saat adam ortadan kayboldu nereye gittiğini eşine sordum ancak bana bir şey söylemedi. O esnada çocuğu kendi üstüne almak için uğraşıyormuş. Her şey oldu bittiye geldi ve biz taburcu olup gittik. Her şey yolunda gidiyordu. Bebeğim doğduğunun ikinci gecesi hareketsiz kaldı resmen ölmüş gibiydi. Hemen doktoru aradım hastaneye götürdük. Bu defa söyleyeceğim dedim. Bebek o gece ölseydi ben de ölürdüm bunun başka ifadesi yok. İki günlük anneyim ve bebeğim fenalaşıyor ses vermiyor. Bebeğim 3 gece küvezde kaldı bana bakım olmadığı için beslenemediğim için kan kaybediyorum durumum kötüleşti. Ruhsal çöküntü içindeyim resmen leş kargası gibi çocuğu almayı bekliyorlar. O çaresizliğimi göre göre o bebeği almayı bekliyorlar. Doktorum beni yan odaya aldı gece fırsat bu fırsat söyleyeceğim dedim.

‘BEBEĞİ VERMEK İSTESEYDİM KİMSE ANLAMAZDI’
Bütün işlemler tamamdı bebeği vermek isteseydim hiç kimse fark etmedi. Hepsi tamam sadece gitmeyi bekliyorduk. Ancak benim ve bebeğimin rahatsızlanmasını fırsat bilerek doktoruma her şeyi itiraf ettim. Akşam oldu taburcu olma vaktimiz geldi doktoruma da söylemiştim bu nasıl olacak diye. Doktorum bebeği zaten vermeyecekmiş çünkü o her şeyi anlamış. Beni ayrı odaya aldılar hastanenin müdürü geldi ‘kesinlikle kimlik numarası isteyin her şey ortaya çıkacak’ dedim. Adım Aylin değil dedim. Kimlik numarasından herşey ortaya çıktı. Benim adıma sahte kimlik hazırlandı ancak suçlu olan yine ben oldum. Burada adım ‘bebeğini satan anne’ye çıktı. Bebeğini satmak isteyen bir insan kendini ihbar eder mi cezaevine gideceğini bile bile? Ben bu durumdan sonra ayağımda terlik üzerimde bir gecelikle kaldım ve hastanedeki herkes o çaresiz durumu gördü. Bebeğimin üstünde de kirlenmiş kıyafetler vardı.

‘BEBEĞİMİ İSTEDİLER’
Polisler gelip benden bebeğimi istediler. Birkaç gün sonra ifade alınacak diye adliyeye götürdüler bebeğim ise hastanede kaldı. Adliyeye gittik. Karşıda gazeteci arkadaşlar resmimi çektiler yüzümü gizlemedim. Çünkü ben suçlu değildim. Ben adam öldürmedim ya da hırsızlık yapmadım. Doğru düzgün yürüyemiyordum ve dikişlerim vardı. Yatıp dinlenmem gerekirken mahkeme koridorlarındaydım. Herkes kafasına göre yazdı kimse oturup beni dinlemedi. Para alışverişi yaptığımı yazdılar. Peki para alış verişi yaparken yanımdalar mıydı? 17 yaşında ayaklarımın üstünde duran ben 6 bin liraya çocuk satmışım. Daha sonra ifademi verdim hiçbir şeyi gizlemedim. Ben bebeğimi emziriyorum polis başımda bekliyor ‘giyin de cezaevine gideceğiz’ dediler. Neden ‘hastanede kalabilirsin’ demediler? Lohusayım bebeğim günlerce tek çamaşırla durdu. Bebeğim o gece hastanede kaldı içim rahattı çünkü hastanede çok iyi bakıyorlardı. Rahattım ama ondan ayrı kaldım zaten panik atak olmuştum geceleri bile bebeği alacaklar gibi geliyordu. O psikolojiyle yaşadım o senin içinde ama alacaklar. Hepsi havaya gidiyor ölürüm daha iyi.

‘SANKİ ADAM ÖLDÜRDÜM’
Herkes bebeği sattı diye yazmışlar ya bir gün gelip de derdin ne niye böyle bir şey yaptın diyen olmadı. Gardiyanlar dahi ‘bebeğini sattın değil mi?’ diye sordular.. Herkes tiksinerek bakıyordu ve bana ‘ettiğini çekiyorsun’ dediler. Ne yapmışım tek yaptığım çocuğumu kurtarmak. Cezaevin kurallarını anlattılar. Neymiş ilk gelenler yalnız odada kalırmış. Gardiyan yalnız odaya götürdü buz gibi belli saatten sonra odanın kapısı da kilitleniyormuş zaten çocuğum yok yanımda. Üstümde başlımda bir kıyafet kapıyı üstüme kilitledi sanki adam öldürdüm. Adam öldürenleri iyi besliyorlar. Adam öldürsem gerçekten ‘vay delikanlı kızmış’ derler. Kaldığım oda çok soğuktu. Bebeğim bu soğuğun içine gelecekti. Bebeğim o soğukta yaşayamaz ölürdü. Her şeye rağmen bebeğimi düşünüyordum.

‘İLTİCA ETMEK İSTİYORUM’
Türkiye’ye dönmem artık imkansız. Ailem beni kesinlikle kabul etmez. Bebeğimin babası bu olayları duyarsa beni yaşatmaz. Her şeyden önce Bakanım Şerife Ünverdi’ye çok teşekkür ediyorum. Bana çok büyük desteği oldu. Doktoruma da çok teşekkür ediyorum. Ben çalışan biriyim cahil ve aciz değilim. Ben yabancı ortama rahatlıkla ayak uydurabilirim. Ben iltica etmeyi talep ediyorum. Ben artık KKTC’de yaşamak istiyorum. Benim kötü bir alışkanlığım yok. Bana KKTC’de iş verilmesini ve beni kabullenmelerini istiyorum. Bu yaşadıklarım tamamen talihsizlik. Ben bebeğime temiz bir gelecek istiyorum. Şu anda elim kolum bağlı. Bebeğimin benden benim de bebeğimden başka kimsemiz yok. Ben Bakanımız Şerife Ünverdi’den başkasına güvenmiyorum.”

Star Kıbrıs
 
2 Ocak 2012 Pazartesi 12:00
Okunma: 1013
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)