Ana Sayfa » Kıbrıs » Kabineden Memnunum

Kabineden Memnunum

Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı ‘Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta’ programının konuğu Başbakan İrsen Küçük oldu. Ülke genelindeki gelişmeler karşısındaki duruşu, Ankara’nın desteği ve Cumhurbaşkanı Eroğlu ile aralarında diyalog eksikliği olduğu yönündeki iddialara samimi yanıtlar veren Başbakan Küçük, siyasete girdiği günden bu güne ülkenin geldiği noktayı değerlendirdi. Başbakan Küçük, kısa bir süre sonra hazırlanacak ikinci üç yıllık ekonomik programın, toplumun tüm kesimlerinin beklentilerine yanıt verebilmesi için çalışmaların sürdüğünü de vurguladı.

 
 
Kabineden Memnunum


‘KÜÇÜK SOYADINI DUYURAN DOKTOR OLMUŞTUR’

-Siyasete girdiniz, buralara geldiniz, Doktor Fazıl Küçük özveride bulundu, evinize gelirdi babanızla sohbet ederdi, girdiği mücadele zor bir mücadeleydi, ‘bana bir şey olursa’diye kullandığı ifadeler olmuş mudur?

“Çocukluk yıllarımızda ilkokul öğrencisiydik haftanın en az iki üç akşamı babama gelirdi. Sık sık bize gelirdi, akşam sofrası vardı, amcamla babamın sohbetlerini dinlerdik bizde. Doktor Küçük’ün verdiği mücadelenin kızıştığı dönemdi. O dönemlerde Kıbrıs Türkü’nün erken kaybettiği o dönemde Dr.Sıraç vardı İskeleli. Çocukları yeni doğmuştu, hep söylerdi babama, babam da varlıklı birisiydi. Doktorun hiçbir güvencesi yok, sırtını dayayacağı bir şey yok. Halkın sesini çıkarmaya başlamış. O şartlarda Kıbrıs Türkü’nün önüne düşmüş ve azınlık durumuna düşmemek için mücadele vermişti. Babama söylemiş olurdu, benim tek istediğim ‘Bana bir şey olursa iki çocuğum sana emanet, istikbalini sana emanet ediyorum’. Herhalde bu düşüncelerinde doktor ileriyi görmüş biriydi o gecelerin birinde rahmetli Sıraç’ın Lefkoşa’ya gelirken trafik kazası geçirdiği haberi bizim eve ulaştı ve o akşam doktor babamla beraberdi.

-Doktor Sıraç rahmetli olmuş olmasaydı Doktor Küçük’ün siyasal anlamdaki en yakın arkadaşı olup Kıbrıs Türkü’nün tarihinde çok daha etkin yerde olabilirdi?

“Doktor Sıraç’a çok güvenirdi, o gün de çok üzülmüştü.”

-Küçük soyadının sizin siyasete ilginizde herhangi bir etkisi oldu mu?

“Olmuştur, olmadı dersem inkar etmiş olurum. Küçük soyadı dedemden gelme soyadıdır. Aileden gelme, Küçük soyadını en fazla duyuran doktor olmuştur. Politikada muhakkak etkisi olmuştur bir de rahmetli doktor amcamın etkisi lise çağlarında haftasonları köy derslerine devamlı götürürdü. Bafa, Limasol’a, Karpaz köylerine giderdik.”

‘ZOR BİR DÖNEMDE GÖREVE GELDİK’

-İrsen Küçük ülkenin kritik döneminde Başbakan oldu ama ülke bunca soruna karşın Başbakan Sayın İrsen Küçük oldukça rahat, kendinden emin ve güler yüzlü bir duruş içerisinde görev yapıyor. Bu rahatlık nereden geliyor?

“Benim göreve gelişim ve sürece baktığınızda gerçekten zor bir dönemde göreve geldiğimizi kabul ederim. Bir erken seçimden sonra kısa bir süre Derviş Bey Başbakan olarak görev yaptı akabinde de genel seçimlerden sonra Başbakan seçildim.”

‘RAHATLIĞIMIN NEDENİ İCRAATLARIMIZDA HİÇBİR ZAMAN ART NİYET OLMAMASI’

-Sayın Cumhurbaşkanı sanki de 2009 seçimlerinin sonrasında her şeyi Cumhurbaşkanlığına yönelik gibiydi?

“3 seçim erken bir genel seçim akabinde cumhurbaşkanlığı seçimleri ondan sonra benim hükümet kurmam... Bu süreç içinde ülkede birçok konunun erteleneceği, üstelik de erken seçimi gerektiren ortamların incelenmesi lazım. Erken seçimi hazırlayan ortamın ekonomik olduğu da malum. CTP o paketleri göğüsleyemedi. Bu süre içinde toplumda alınması gereken zor kararlar vardı. Zor kararların olması gerekirdi, rahat olarak değerlendiriyorsunuz, rahatlığın biraz daha doğru bildiğim veya halkın menfaatine olabileceği ve icraatlarında hiçbir zaman art düşünce olmadığı nedeniyle kendimi rahat hissederdim.”

‘İKTİDARA GELEN PARTİLER SEÇİM BİLDİRGELERİNE YÜZDE YÜZ BAĞLI KALAMIYOR’

-Partilerin ortaya koyduğu taahhütler, seçim bildirgeleri çok önemlidir. UBP, CTP’nin yaptığı hatadan doğal olarak UBP’ye bir dönüş yarattı. Ama o dönemde seçim bildirgesine baktığınız zaman 2009’dan sonra yapılanların neredeyse hiçbiri yok. Sayın Cumhurbaşkanı Başbakan’a ve parti başkanıyken sendikalara taahhüt veridi. UBPhükümettedir, en son yapılan seçim ve halkın iradesinin elde edildiği seçim 2009 orada söylenenlerle süreç içinde yapılanların örtüşmesi sizi zora sokmaz mı?

“O durumda milletvekili olarak görev yapıyordum. Partiler seçim bildirgeleriyle taahhüttür aslında. Partilerin uygulamalarına baktığınızda özellikle iktidara gelen partiler seçim bildirgelerine yüzde yüz bağlı kalamıyor galiba. 94 seçimleri CTP-UBP seçimlerde yarış içerisine girmişti. Sonuçta CTP-DP birlikte koalisyon kurmuştu. Orada da seçim bildirgesinde bilhassa bildirgesi içinde ilk 100 günde yapacaklarımız diye beyan açıklamıştı. Akabinde CTP iktidara geldi. Sonuçta baktığınızda taahhütlerinhiçbiri yerine gelmemişti. Bizim de 2009 seçimlerinden sonra seçim bildirgemize baktığımızda getiremediklerimiz de vardır. Siyasal partiler seçimden sonra seçim bildirgelerine yüzde yüz uyma sıkıntısı yaşadıklarını düşünüyorum.”

‘KOALİSYON ÇALIŞMASINI AVCI VE ÇAKICI’YLA YAPMIŞTIM’

-Başbakanlığı üstlendiniz, sınırlı bir meclis çoğunluğu ve azınlık hükümeti kurdunuz ama bir türlü bu sayıyı bir koalisyonla tamamlama sonucuna varamadınız. ÖRP ile de görüşmeler yaptınız. Hala daha bu sayıyı yukarı çekmek yerine sanki de transferleri bekliyorsunuz gibi bir durum. Bu tercih neden?

“Azınlık hükümeti olarak göreve başladık, parlamentoda destek oyu aldık. Sadece Sayın Avcı’yla görüşmedik, Çakıcı’yla da görüştük. Koalisyon yetkisi verdiğinde partiyle görüşme yetkisi verildiğinde ilk önce ana muhalefetle görüştüm. CTP ile koalisyon kurmak için görüşmedim. Parlamentoda özellikle konsensüs arama ihtiyacında olduğumu bazı yasalarda an muhalefet partisinin desteğini beklediğimi ifade ettim. Koalisyon çalışmasını Sayın Çakıcı ve Avcı’yla yaptım.”

‘KOALİSYON HEM ZORDUR, HEM KOLAY’

-Ankara’nın telkini var mıydı?

Hayır, hiçbir telkini olmadı. O günlerdeki beklentide daha çok Çakıcı’yla bir hükümet kurmaya yakındık. Çakıcı da istekliydi. Yeni bir parti lideri, parlamentoya ikinci defa geliyor. Özellikle Çakıcı, TKP’nin devamı olarak parlamentoya geldi ama TKP’nin o sıkıntılarını da kendine göre silebilmenin koalisyona ortak olmayla daha kolay olabileceğini düşünüyor doğrudur o yüzden. Sayın Çakıcı’yla görüşmeleri sürdürdüğümde DP’den de iki arkadaşın bize geçme istekleri olduğunu biliyordum. ‘Bunlar da var bilesiniz, sonradan demeyin koalisyon görüşmesi yapıyoruz, koalisyonda anlaşırsak milletvekilleri alıyorsunuz, itirazlar yapıyorsunuz’, sorunla karşı karşıya kalmamak için kendim açıkladım. Böyle bir temasının olduğunu söyledim. Ancak bazı konularda anlaşamıyoruz. Koalisyon hem zordur hem kolaydır. Kolaylığı parlamentodaki çalışmalara kolaylık getirir ama hükümette zordur. Hükümet oluyorsunuz, partinizin beklentileri vardır. Koalisyona girdiğinizde bunlarla ortak olursunuz. Bakanlar kurulu kararları oy birliğidir.”

-Koalisyon dönemlerinde çok örneği yok, ortaklardan birinin diğerini engellediği?

“Genelde konsensüs sağlanırdı.”

-Hassas bir parlamento çoğunluğu parti içinden birilerinin zaman zaman, bir dönemler Mustafa Hacı Ahmetoğlu ne zaman talebi olsa ve olmazsa gelmezmiş meclise. Bu tür taleplerin rahatsızlıklara da fırsat yaratmıyor mu?

“Kıbrıslı Türk halkı olarak bu aşamadan geçmiş olmamız gerekir. Maalesef bazı olaylarımız oluyor. Bazı sıkıntılar oluyor çeşitli yöntemleri aşmak lazım. Meclis ikinci başkanı vardı turluyoruz bir oyla seçemiyoruz. Takibe aldık, aday bizim partiden ve sevmediği bir arkadaşıdır. Bir baktık bir tur bir veridi öbür tur öbürü verirdi. Üç tur geçti ondan sonra yakalayabildik.”

‘ANKARA İLE TEMASLARIMI SIKI TUTMAK İSTİYORUM’

-Ankara sizi istiyor diyorlar, neden sizi istiyor AKP ve Ankara?

“Kıbrıs’taki siyasi partilerin iktidar dönemlerinde daha yakın bir çalışma içine girmeleri gerektiği inancı içerisindeyim. Bazı konuların daha süratli çözülmesini, kolay ulaşabilmesi lazım. Bakanlık temelinde de her zaman Ankara’daki ya muadil bakanlarla veya gerekli Başbakanlarla iyi diyaloglar olduğunu biliyorum. Bir dönem Bakan olarak Ankara’yı ziyaret etmiştim. Özal, Kıbrıs’a geldiğinde Başbakan olarak protokolün dışında bir tek benim Bakan olarak yemeğime katıldı. Girne’de bir restoranda misafirim oldu.

-Sayın Erdoğan’ın sizi geleceğe dönük de desteklediğine dair yorumlar yapılıyor…

İlişkilerimizi iyi tutuyoruz, bu yorumlarda benim açımdan güzel yorumlar. Politik geleceğimi de olumlu etkiler. Amacım ülkemin, halkımın daha da rahat edebileceği ortamı yaratabilmek. Ankara ile bu diyalogu çok daha sıkı ilerletebilmektir. Sayın Başbakanla devamlı görüşüyoruz, bazen telefonda konuşuyoruz. Sayın Başbakan birlikte Kıbrıs’tan Sorumlu Beşir Atalay’la da telefon trafiğimiz devam eder. Davutoğlu’yla görüşüyoruz. Bunlar devletin işleri için yapılan görüşmelerdir. Ankara ile temaslarımı sıkı tutmak isterim. Süre içinde turizm hedefleri bakımından charter seferlerinde bir başarı gösterdik. Üç ülkenin gerek Yunanistan, Güney Kıbrıs’ın girişimleri sonucundabizim charter seferlerin iptali söz konusuydu, Davutoğlu’yla görüşmelerden sonra bunları çözdük.”

‘KALKINMA BANKASI KREDİLERİNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL YARIM KALAN YATIRIMLARDA’

-Turizmde 40 bin yatak hedefi koydunuz ama yatırımcıların bazı sıkıntıları olduğu söyleniyor. Kalkınma Bankası’nın kapasitesi belli. Türkiye Kalkınma Bankası kredileri gündeme geldiği zaman da koşullar Kıbrıslı Türk yatırımcının hatta Türkiye’den Gelen yatırım yapanlar açısından da sıkıntılı olduğu söyleniyor. Hem ipotek hem banka teminatı isteniyor, bu koşullar altında 40 bin yatağı nasıl olacak?

“Esas yatırımların bir kısmının engellenmesi beklediğimiz hızda gidiyor otel yatırımları değil onu söylemek gerekir. 16 binlerdeydik 20 binlere çıktık. En büyük engel başlayan ve yarım kalan yatırımlar vardır, bunlar da kredi sıkıntısından dolayıdır. İpotek konusu, Kıbrıs’taki yatırımlara Türkiye’den gelen yatırımcıların oradan alacakları kredi, büyük krediler Türkiye’den meşeili oluyor. Onlar da Türkiye’de ipotek verme mecburiyeti vardır onu aştık. Banka teminatı ve ipotek olayı Kıbrıs’taki yatırımı da kabul etme noktasında. Bir tanesini aştık. Bu yatırımlar biraz daha hız kazanacak. Durmuş bazı inşatlar tekrar başladı.”

-Döneminize baktığınızda bu benim dönemimde elde edilen başarıdır, sektörel bazda neye işaret edersiniz?

“Turizm 74’den bu yana en yüksek düzeye gelmiştir. Eğitimde aşma eğilimimiz var. Tarımda gerileme olmuştu iyileşiyor. En azından bizim söyleyeceğimiz bunun yanında küçük sanayi yatırımları. Bunlar da canlandırıyor. İhracatımız da ithalatımızda artış var.”

‘İKİNCİ ÜÇ YILLIK PROGRAM HAZIRLIĞINA BAŞLADIK’

-Çarşı bir türlü huzur bulamadı?

“Bunu devamlı tartışıyoruz arkadaşlarla. İş adamı cirosunun düştüğünden bahsetti, bir ülkede ithalat ihracat artıyorsa demek ki bu para bir yerlere gidiyor. Turizmde patlama noktasına geldi, bilhassa küçük otel sahipleri borçlarını büyük ölçüde kapatma noktasına gelmiştir. İlk kez casinolu konaklamaya baktığımızda ilk kez casinosuzlar casinoluların önüne geçti. 2012’de olumlu gidişin daha da artacağını düşünüyorum. Yeni ekonomik programı hazırlama dönemi geldi. İkinci üç yılık programının hazırlığına başladık. Bürokratlarımızla çalışmalar başlatıldı. Çeşitli kuruluşların temsilcilerin katılacağı daha geniş boyutlu ekiplerle bu çalışmalar sürdürülecek. Hazırlayacağımız yeni üç yıllık ekonomik programın da ihtiyaçlarımızın üzerine dönük olması üzerinde duruyoruz.”

‘EMİRNAMELERLE ÜLKENİN İMARI BİR YERE VARAMAZ’

-KKTC’nin ülke genelinde fiziki planlaması yok, bu nedenle petrol dolum tesisi veya külliye gibi projeler ansızın gündeme geliyor ve toplumun reaksiyonuyla karşılaşıyor. Bir fiziki planlamaya ihtiyacımız yok mu?

“Başbakan olduğumda şehirciliğin iki eksiğini gördüm. Bir imar planı ikincisi fiziki plan olmayışı... Emirnamelerle ülkenin imarının bir yere gitmesi mümkün değil. İlk verdiğim talimat Lefkoşa başlangıçta imar planının hızlanması talimatını verdim. Ülke genelinde fiziki plan çalışmaların başlamasının talimatını verdim. Lefkoşa İmar Planı sonuçlanmıştır.

-Kurumsal yapı yıllarca bu işi savsakladı, siz bu deneyimli isimleri toparladınız ve bu size bir şeyleri sorgulatmıyor mu?

“Toplumun kazanım sahibi olmuş kişilerinin bürokrasi sınıfının dışından olanların zaman zaman görüşlerine başvurma ve bunların içine genç sektör sorumlusu arkadaşları da katarak bu gelişmeyi saplayabilmek. Fiziki planlama devam ediyor. Süreç ilgili birimlerdeki belediyelere gönderilecek. Lefkoşa, Gönyeli ve Alayköy belediyelerine gönderilecek. Ondan sonra da süratle uygulamaya geçecekler.”

-Tartışılan külliye ve petrol dolum tesisi var, fiziki planlama olana kadar beklemeyi hiç mi düşünmüyorsunuz?

“Uzayacak diye düşünüyorum. Köklü büyük yatırımlardır. “

‘ÇEŞİTLİ İSTEKLER VAR BUNLAR GİDERİLMEYE ÇALIŞILIYOR’

-Son dönemde sanki kulağınızı kapatmış gibi fotoğraf yansıtıyorsunuz?

“Pek öyle değil ama bazı toplumun ihtiyaçları söz konusu. Kabul edelim görüşmelerde de kabul edilen son Greentree toplantılarda da 50 bin göçmen masaya düşmüştür. Halk kesimlerinin içimizde bizden olan insanlarımızın istekleri de çeşitlik göstermektedir. Bazı konularda son zamanlarda ilahiyat ve imam hatip olaylarında belli kesimlerin talebi vardır. Bu isteklerin çeşitli yönetimlerle giderilmeye çalışılmaktadır.”

-Beklentileri dikkate alırken hassasiyetleri görmezden gelmekte sorgulanabilir?

“Dediğinize katılıyorum ama dengeyi korumamız gerekir. Süre içinde terazinin bir tarafı biraz daha ağır basıyor gibi gözüküyor ama terazi dengelenecek.”

‘HÜKÜMETTE UYUMLU BİR ÇALIŞMA VAR’

-Bakanlarınızdan ne kadar memnunsunuz?

“ Hükümetten memnunum. Zamanla hükümet değişikliği çeşitli meseleyle gündeme getirilmektedir. Açıklamalarımda öyle bir düşüncem olmadığını ortaya koydum. Hükümet çalışmalarımızı meclis gurubu ve parti yetkili organlarıyla uyumlu görülmesi gerekir. Hükümet çalışmalarına baktığınızda orada uyumlu bir çalışmayı ortaya koyabiliyoruz. “

-Bakanlar kurulunun ana iskeleti Eroğlu’nun Başbakanlık dönemindeki iskelet…

“Aynı milletvekili seçimi tekrarlanmayınca kadrolarda fazla değişiklik yapmanız mümkün değil. Yıllar itibariyle deneyime baktığımda sayısı az olan parlamentolarda belki ters olmasına rağmen düşüncem parlamento dışından bakan almayı tercih etmem.”

‘TEMMUZA KADAR ÇÖZÜM ÇOK ZOR’

-Kıbrıs sorununa nasıl bakıyorsunuz?

“Kritik aşamaya gelindi, büyük girişimler var. Özellikle Temmuz ayında Güney Kıbrıs’ın AB başkanlığı gündeme geliyor. Sürece dönüp baktığınızda dünya ve Avrupa’yı birkaç kez yanıltan Güney Kıbrıs var. Bunları zannedersem dünyanın ve Avrupa’nın BM’nin iyi değerlendirmesi gerekir. Derin değerlendirme yapıldığını göremiyorum. Kıbrıs Türk halkı olarak haklarımız ve beklentilerimiz desteklenmiyor. Bu konularda sıkıntılar görüyorum. Temmuz’a kadar çözüm çok zor. “

-Cumhurbaşkanımızın bu süreçteki tavrına katılıyor musunuz?

“Destekliyorum katılıyorum ve özellikle devamlı öneri üretiyor. Bu önerilerden zamanla haberimiz oluyor. Olduktan sonra da hepsinden tutanaklar geliyor. Haftada bir gün de ikili görüşmemiz var. Salı günleri ikili görüşmelerimiz oluyor.”
 
23 Şubat 2012 Perşembe 10:05
Okunma: 679
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)