Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Kasulidis: "doğal Gaz Aramalarına Devam Edeceğiz"

Kasulidis: "doğal Gaz Aramalarına Devam Edeceğiz"

"annan Planı Öldü, Önceki Müzakerelerde Ortaya Konulanlar Bizi Bağlamaz".

 
 
Kasulidis:
"TÜRK TARAFI EKONOMİK KRİZİ, AVANTAJ SAĞLAMAK İÇİN İSTİSMAR ETMEYE ÇALIŞIYOR... GEREK GÖRDÜĞÜMÜZDE TEHDİTLERİNE TEPKİ GÖSTERİP CEVAP VERECEĞİZ" 


"EKONOMNİMİZİN ÇÖZÜMLE İYİLEŞECEĞİ ARGÜMANI, KIBRISLILARIN İTİBARINA DOKUNACAK BAŞKA ŞEYLER YARATACAĞINDAN TERK EDİLMELİDİR"


"KIBRIS-YUNANİSTAN-İSRAİL İLİŞKİLER ÜÇKENİ HİÇBİR ZAMAN TÜRKİYE'YE DÜŞMAN CEPHE YARATMA HEDEFİ TAŞIMADI"


Lefkoşa, 4 Mayıs 13 (T.A.K.):  Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Doğu Akdeniz'de doğal gaz aramalarına devam edeceklerini belirterek "Türkiye'nin şantaj tuzağına düşmeyeceğiz. Planlamamız Türk şantajlarından etkilenmiyor. Bir ülkenin, milli egemenliğimize dokunan konularda söylediklerine cevap vermek zorundayız" dedi.


Fileleftheros Kasulidis'le, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'la görüşmek üzere ABD'ye yapacağı ziyaret öncesinde yaptığı söyleşiyi manşetten "Tehditler Bize Dokunmaz... Kasulidis Gazla İlgili Planlamamız Türk Şantajlarından Etkilenmez" başlığıyla aktardı.


Doğal gazdan on yıldan önce gelir öngörülmediğini de söyleyen Kasulidis "Türkiye neden şimdiden sorun çıkartıyor? O zamana kadar Kıbrıs sorununun çözülmeyeceğini mi varsayıyor" ifadesini kullandı, Kıbrıs sorunundaki gelişmeler için sonbaharı işaret etti.


"ANNAN PLANI ÖLDÜ, ÖNCEKİ MÜZAKERELERDE ORTAYA KONULANLAR BİZİ BAĞLAMAZ"


Gazete Kasulidis'e, "arabulucuların Annan planı tipi senaryolar ileri götürdükleri yolunda bilgiler var. Başkan'ın ve sizin 2004'te Annan planına destek verdiğinize atıfta bulunup buna yatırım yapıyorlar. Buna uygun zemin var mı? Bu hareketlere cevabınız nedir?" sorusunu yöneltti, şu cevabı aldı:


"Mesajım hem içe hem de dışa ulaşsın diye bu konuda olabildiğince net olmaya çalışacağım. Anan planı artık yoktur. Çeşitli ilgili taraflara da müzakerelerle ilgili sorumlulara da BM Genel Sekreteri'ne de bu net ilkeyi birçok kez söyledik. Annan planı, on yıl önce planla ilgili ifade edilen tezlerden bağımsız olarak, Kıbrıslı Rumların ezici çoğunluğu tarafından reddedilmiştir. Bu, planın artık bir seçenek olarak var olmadığı ve yeniden gelemeyeceği anlamına gelir. Planın geri getirilmesinden söz edilmesini kısır ve verimsiz buluyorum.


O zamanlar Başkan Anastasiadis'in de benim de bu konudaki tezimiz biliniyor ancak halk konuştu. Halk konuştuğunda sadece bunun önemi vardır. Bizim sorumluluğumuz, halkın iradesini uygulamaktır ve bunu yapacağız. Doğal olarak sıfır zeminden başlamayacağız ama başkan Anastasiadis,  daha önceki müzakerelerde ortaya konulan bazı tezlerin kendisini bağlamadığını açıklamıştı."


Gazetenin "şu anda yaşanan ekonomik kriz devlet olarak olanaklarımızı etkiliyor mu?" sorusuna karşılık Kasulidis, ekonomik krizin ve memorandum maddelerinin acı ve çok yönlü olacağına işaret ederek, önümüzdeki zor dönemde sorunlu ekonomilerini güncelleme, sağlam temellere oturtma ve yeniden kalkınma ve refah rotasına girmeleri gerektiğine işaret ederek bu prosedürün ne hemen ne de kolay olacağını vurguladı ve "hepimizin, özellikle içinde bulunduğumuz yılda başımıza gelecek zorluklar ve yapılacak fedakarlıklar konusunda Kıbrıs halkına karşı olmalıyız" dedi, şunları ekledi:


"Şahsım ve bakanlığım, bu benzersiz zorluklar içerisinde dış politikamızı devam ettirmek ve mümkünse daha büyük etkinlik kazandırmaya çalışıyoruz. Euro Grubu'nda cereyan edenlerden sonra AB içinde ve dışında onurlu politika yapmak için serbest hissettiğimi söylemem gerek. AB içerisinde bütün kurumsal haklarımızı kullanarak ve Dış Konular ve Genel Konular komisyonlarında eşit ve doğrudan konuşarak¸ AB dışında ise inisiyatifler alarak ve gerek bölgede gerek başka yerlerde ilişkiler geliştirerek... Ekonomik gelişmelerin dış politika uygulamada belimizi bükmesine müsaade etmeyeceğiz." 


"TÜRK TARAFI EKONOMİK KRİZİ, AVANTAŞ SAĞ-LAMAK İÇİN İSTİSMAR ETMEYE ÇALIŞIYOR... GEREK GÖRDÜĞÜMÜZDE TEHDİTLERİNE TEPKİ GÖSTERİP CEVAP VERECEĞİZ" 


Gazetenin, "Türk tarafının Güney'deki ekonomik krizi, avantaj sağlamak için istismar etmeye çalıştığını" iddia ederek Rum Yönetiminin bunu nasıl göğüslediğini sorduğu Kasulidis özetle şunları söyledi:


"Maalesef Türkiye'nin ilk tepkileri beklendiği gibiydi. Kıbrıs'ın zor ekonomik durumunu kendi çıkarına kullanmak için çeşitli istikametlerde çabalar başlattı. Türkiye, Kıbrıs sorununun süratle çözümüne ilgi gösterdiği ve güya müzakerelerin mümkün olan en kısa zamanda başlamasının büyük bir gereklilik olduğunu vurguladığında inandırıcı olduğunu düşünüyor. Buna paralel olarak Türkiye burada da, Kıbrıs'ın doğal zenginliğinden istifadeyle ilgili konularda tehdit tonlarını daha da yükseltmeye çalışarak ve Kıbrıs'ın taksimiyle ilgili tehditler savurarak inandırıcılığını yitiriyor.


Bunları söylüyorum çünkü biz maalesef içeriği ve önemi sıfır olan ilişkiler yapan değil, Kıbrıs sorununun çözümüne daha aktif katılabilecek bir Türkiye istiyoruz. Kıbrıs, Kıbrıs sorununun çözünme gerçekten katkı koymaya çalışacak samimi bir Türkiye ile istişare etme arzusunu defalarca vurguladı. Bu dönemde, ortamı dinamitlemekten başka bir şeye yaramayan hareketlerde bulunmak yerine çabalarının samimiyetine ikna edecek hareketlerde bulunmalarını diliyoruz. Bizim taraf böyle bir Türkiye ile müzakereye hazır olacak ancak gerek gördüğümüzde, tehditlerine tepki gösterip cevap vereceğiz. Bildiğiniz gibi bu konuda Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu BM Genel Sekreteri'ne mektup gönderdiği için ben de kendi mektubumu göndererek, iddialarına cevap vermek mecburiyetinde kaldım. 'Mecburiyet' diyorum çünkü bizim tarafın ana isteği olumlu ortam yaratmaktır ancak öte taraftan bir ülke milli egemenliğimize dokunan konulara değindiğinde cevap vermek zorundayız."


"EKONOMNİMİZİN ÇÖZÜMLE İYİLEŞECEĞİ ARGÜMANI, KIBRISLILARIN İTİBARINA DOKUNACAK BAŞKA ŞEYLER YARATACAĞINDAN TERK EDİLMELİDİR"


Kasulidis, üçüncü tarafların, arabulucuların ve BM'nin de Kıbrıs müzakerelerinin hızlandırılması görüşüne katılıyor göründükleri hatırlatıldığında, özetle şunları söyledi:


"Türkiye ilk başta konjonktürü kullanmaya, müzakerelerin derhal yeniden başlaması isteğini, doğal gazla ilgili tehditleriyle, güya bir çözümden ortaya çıkacak ekonomik çıkarlarla birleştirip dolaylı yoldan, iki devlet önerisiyle eşitlemeye koştu. Ancak bugün uluslar arası birçok unsurla yaptığım temaslarda Başkan Anastasiadis'in haklı olarak dikkatini ekonominin yeniden hareketlendirilmesi çabalarına vermesine anlayış gösterildiğini ve müzakerelerin yeniden başlama tarihi olarak sonbaharı göstermesinin mantıklı bulunduğunu saptıyorum. Kimsenin çabalarımızdan kuşkusu yoktur ve ortamın iyileşmesi, metodolojiyle (usul) ilgili düşüncelerimizi de içeren doğru ön hazırlık önerimiz zemin kazanıyor.


Doğal gazla ilgili tehditler konusunda şimdi herkesin, Türkiye'nin yarattığı gürültünün ve tavrının haksız bulduğu açıktır. Ekonomimizin bir çözüm aracılığıyla iyileşeceği argümanının,  Kıbrıslıların itibarına dokunacak başka şeyler yaratacağından terk edilmesi gereken hassas bir konu olduğu artık anlaşılıyor. Orta ve uzun vadedeki menfaatler acil bir çözümün maliyetiyle sıfırlanacak. Tazminat isteyen göçmenlerin tazminatlarını kim karşılayacak?  Toprak düzenlemesi öyle gerektirirse yeniden iskan giderlerini kim karşılayacak? Yeniden birleşme ile çifte olabilecek kamu hizmetlerinin giderlerini kim karşılayacak?"


"PLANLARIMIZ TÜRK ŞANTAJLARINDAN ETKİLENMİYOR"


Gazete Kasulidis'e "tehdit eden ve uyaran Türkiye nedeniyle doğal gaz araştırmalarıyla ilgili bir sonraki adımı atmamızın zor olacağına inanılıyor. Sizce (Türkiye) blöf mü yapıyor? Araştırmaları ileri götürecek miyiz?" sorusunu yöneltti, şu cevabı aldı:


"Türkiye'nin kendini sürekli bir aleni çatışma söylemine verdiği ortadadır. Davutoğlu'nun Kıbrıs Cumhuriyeti'nin enerji rezervlerinden istifade etmeyi ileri götürmesi halinde iki devlet çözümünün dayatılması gerektiği tehdit ve atıfları Ankara'nın idame ettirmek istediği gerilim ortamını yansıtıyor. Vurgulamak isterim ki Kıbrıs Cumhuriyeti tehdit oyununda Türkiye'yi izlemek niyetinde değildir. Planlamalarımız Türk şantajlarından etkilenmiyor. Uluslararası Hukuk ve Deniz Hukuku temelinde hareket ediyoruz. Doğal gazdan on yıldan önce gelir elde edilmesi öngörülmüyor. Türkiye neden şimdi sorun çıkartıyor? Kıbrıs sorununun o zamana kadar çözülmeyeceğini mi varsayıyor?"


Güney Kıbrıs'ın tek yanlı ilan ettiği "münhasır ekonomik bölge" ve araştırma konularında dayanağı olup olmadığı sorulduğunda ise Kasulidis'in cevabı "MEB'inde araştırma yapmak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik hakkıdır. Bu hak BM, AB ve bütün uluslararası organlar tarafından teslim edilmiştir. ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve bölgemizdeki ülkeler birçok açıklamalarıyla bunu benimsemişlerdir" oldu.


"KIBRIS-YUNANİSTAN-İSRAİL İLİŞKİLER ÜÇKENİ HİÇBİR ZAMAN TÜRKİYE'YE DÜŞMAN CEPHE YARATMA HEDEFİ TAŞIMADI"


Gazetenin "Her şeyde İsrail'e dayanıyor görünüyorsunuz" gözlemine karşılık da Kasulidis Doğu Akdeniz'deki Levantin doğal gaz yataklarını İsrail'le paylaşmakta olduklarını hatırlatarak "bu yataklardan birlikte istifade etmek ve iki ülkeyi de ilgilendiren Stratejik Enerji Güvenliği konularında diyalog başlatmamızdan daha doğal ne var" diye sordu. İsrail'le işbirliklerinin bu çerçevede ve artık teoriden pratiğe geçmekte olduğunu söyleyen Kasulidis şunları söyledi:


"Kıbrıs-Yunanistan-İsrail ilişkiler üçgeni hiçbir zaman Türkiye'ye karşı düşmanca bir cephe yaratma öngörüsü ve hedefi taşımadı. Hiçbir zaman İsrail'le ilişkilerimizi Türkiye'ye karşı toplam sıfır oyunu olarak görmedik. Aynı zamanda aynı nedenlerle Mısır ve Lübnan ile de benzer işbirlikleri istiyoruz."


Son olarak AB'deki ortaklarının Güney Kıbrıs'a karşı tavırlarından acı ve hayal kırıklığı duyduğunu söyleyen Kasulidis "davranışları birleşik Avrupa'ya darbedir" ifadesini kullandı.


(ŞA/HA)


 
4 Mayıs 2013 Cumartesi 11:36
Okunma: 538
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)