Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Kasulidis: "eğer Talat Olsaydı Ortak Açıklama İstemezdik"

Kasulidis: "eğer Talat Olsaydı Ortak Açıklama İstemezdik"

Lefkoşa, 1 Aralık 13 (T.a.k): Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, "Kıbrıs Türk Tarafının Lideri Mehmet Ali Talat Olsaydı Büyük Olasılıkla Yeni Bir Ortak Açıklamaya İhtiyacımız Olmayacaktı" Açıklamasında Bulundu..

 
 
Kasulidis:

Kathimerini gazetesi, Kasulidis'in söyleşisini, yukarıdaki başlık altında, şu şekilde yayımladı:

"Soru: Brüksel'deki temaslar tamamlandı. İstediğimizi aldık mı?

Kasulidis: Komisyon Başkanından Kıbrıs sorununa ilişkin iki olumlu yorum aldık.

Soru: Hangileri?

Kasulidis: İlk olarak, iki liderin bir Ortak Açıklamaları'nın müzakerelerin devamına yardımcı olacağı ve çabaların bu yönde devam etmesi gerektiği; ikinci olarak ise, AB'nin, BM'nin çabalarındaki yardımcı rolünü, çözüm arayışında başarıyı kolaylaştırmak için yükselteceği.

Soru: Bazıları AB'nin, Kıbrıs Türk tarafının ileriye bir adım atmasını yada en azından BM kararlarına saygı göstermesini sağlayacak tipik ancak özlü bir tutum bekleyebilirdi...

Kasulidis: Evet, ancak AB'nin tezi sabittir ve hiçbir zaman değişmemiştir. AB'nin tüm karar ve raporlarında bulunmaktadır. Bizim için, ortaya da koyduğumuz asıl konu, Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarının temelini ve ilkelerini belirleyecek Ortak Açıklamanın gerekliliğine ilişkin mesaj almasıydı. Sanırım bu mesaj verilmiştir...

Soru: Neden Kıbrıs Türk tarafını AB'ye şikayet etmedik?

Kasulidis: Ben şikayet politikası ve sorumluluklar yükleme oyununu desteklemiyorum. Karşı tarafı sorumluluk yüklemeye çalışan, sorunun çözülmemesine bir şekilde bahane bulmaya çalışan taraftır. Bu hükümetin amacı bu değildir. Bunu karşı taraf, özellikle de Sn. Ertuğ yapmaktadır. Dikkat ederseniz, güya çözüm istemediğimiz, ardından zamanı tükettiğimiz ve sonrasında da içte ortaklarımız tarafından sürüklendiğimiz vs. vs. gibi tezleri ortaya koydular. Bunların hepsi geçersiz olmuştur çünkü...

Soru: İç cephe de bir başka konu Sn. Kasulidis. Bizim tarafta bile, DİKO'daki seçimlerin tamamlanacağı 1 Aralık tarihinden sonra Başkan Anastasiadis'in "özgürleşeceği" ve sahnenin değişeceği söyleniyor...

Kasulidis: Yanlış. Başkan, Kıbrıs Türk lideriyle gayrı resmi görüşme girişimini üstlendi. Başkanın Onunla görüşmek istemediğini söyleyenler yalancı çıktı. Ayrıca, Eğer Sn. Eroğlu ve Ertuğ, görüşme sırasında, Kıbrıs Cumhuriyetinin geliş yeri ve olası bir ayrılığın şartları konusundaki kısır argümanlara takılmasalardı ve Ortak Açıklama'nın noktalarına odaklansalardı, bizim tarafımız Pazartesi günü anlaşmaya hazırdı ve Ortak Açıklama olacaktı. Yani, DİKO'daki seçimlerle hiçbir alakası yoktur. Orak Açıklama yoktur ve bunun sonucunda da, bizim değil Kıbrıs Türk tarafının kabul etmemesi sebebiyle, sizin kastettiğiniz gibi, herhangi bir gelişme yada sahne değişikliği yoktur. Biz hazırdık ve hazırız. Ancak ne yazık ki, Başkan Anastasiadis'e, niyet ettiği gibi, ortak açıklamanın belgelerindeki açık unsurları görüşme imkanı dahi tanımadılar. Sonunda, kendi görüşlerini içeren, görüşülmekte olan tezlerin çok uzağında olan bir belge verdiler.

Soru: Yani, şimdi bizim taraf, onların tezlerine yanıt mı vermesi gerekiyor?

Kasulidis: Bakın. Kimin belgesinin benimseneceği konusuna kısılıp kalmamamız gerektiğini düşünüyorum. Konuların öyle bir noktaya geldiğine inanıyorum ki, eğer iyi niyet olursa ve konular her iki taraf için de tatminkar bir şekilde çözülürse, anlaşma olur...

Soru: Bize şu anda söylediğiniz şey, görüşmeden sonra ortaya çıkan, Kıbrıs Türk tarafının 10 adım geri gittiği şeklindeki ortamla ters düşüyor. Kıbrıs Türk tarafı ayrılma hakkını istiyor mu? Eğer bunu istiyorsa, fikir değiştirme ve sonuca ulaşma nasıl mümkün olacak?

Kasulidis: İzah etmek için yeniden anlatayım. Biz, yaşayabilecek ve işleyebilecek, Kıbrıs sorununun kalıcı ve yaşayabilir çözümü dediğimiz Federal bir Kıbrıs'ın oluşturulmasını hedefliyoruz. Kıbrıs Türk tarafındaki bazılarının aklında, böyle bir çözümün, çözüm başarıya ulaşmazsa yasal bir ayrılığın koşullarını da içereceği düşüncesi de vardır. Uzlaşacağımız şeyin sürekli olacağı, zamana karşı dayanacağı ve geçmişteki sorunları bize yaşatmayacağı niyetiyle girmek varken neden bu düşüncelerle ilerleyelim. Biz, eğer karar verirsek, uzlaşırsak ve eş zamanlı referandumlarda Kıbrıslılar, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler tarafından onaylanırsa, nihai olacak bir devlet istiyoruz.

Soru: Bu geri dönüş neden Ankara tarafından oldu? Doğalgaz yada Türkiye'nin başka stratejik çıkarları yüzünden mi, şimdi çözüme hazır değil mi?

Kasulidis: Üçüncü kişiler yoluyla Türkiye'den aldığımız mesaj bunlar değil. Ancak size şunu söyleyeyim. Türk tarafı olarak adlandırdığımız farklı bir yaklaşım var. Bunun örneği Talat'ın açıklamalarıdır. Federal Devletin tek egemenliği, uluslararası temsiliyeti ve vatandaşlığı olacağını söylemiş ve bu unsurları, Sn. Hristofyas'la uzlaştığı andan itibaren uzlaşılmış varsaymıştır. Samimi olmam gerekirse, müzakereci Sn. Mehmet Ali Talat olsaydı, Kıbrıs Türk tarafını temsil eden O olsaydı, Ortak Açıklamaya bile gerek kalmaması olasıydı...

Soru: Bunu soracaktım. Ortak Bildiri varken neden yeni bir Ortak Açıklama istedik?

Kasulidis: Ortak Duyuru talebimizin sebebi, Eroğlu-Hristofyas müzakereleri sırasında bu konu hiçbir zaman çözülmemesi, havada kalması ve uzlaşıya varılmış bazı teknik konular hariç tüm müzakerelere zarar vermesi ve müzakerelerin normal devam etmesini engellemesidir. Sn. Eroğlu, Hristofyas-Talat anlaşmasını hiçbir zaman kabul etmemiştir. Hem Hristofyas hem de Downer tarafından tekrar tekrar sorulmasına karşın yanıt vermemiştir. Sessizliği kabul olarak varsayılmış ve uygulamada ortaya çıktığı üzere, bunu hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bugüne kadar da bunu söylüyorlar. Eğer Sn. Ertuğ'a, Hristofyas-Talat'ın ortak bildirisinin anlaşma olup olmadığını sorarsanız, olumsuz yanıt verecektir ve bunun bir düşünce kimliği anlaşması "meeting of minds" olduğunu söyleyecektir. O zamanlar Eroğlu'nun eleştirdiği ve ardından da Kıbrıslı Türklerin lideri olarak hiçbir zaman kabul etmediği. Velhasıl, bu dikenli konuları, eğer bu ortak bildiride uzlaşıya varırsak Kıbrıs sorununun büyük bir kısmını kaplamış olacağımız için en baştan temize çıkarmak istedik.

Soru: Ancak diğer taraftan Sn. Eroğlu kaldığımız yerden devam edelim diyor..

Kasulidis: Devam edelim. Karşı değiliz. Ancak bu Hristofyas-Talat uzlaşılarından da anlamına gelmektedir.

Soru: Ki bunları kabul etmiyor..

Kasulidis: E, evet. Eğer bunları kabul etmezsen, kaldığın yerden başlamayı nasıl istersin? Konunun netlik kazanmaya ihtiyacı var. Bize söylesin, kabul ediyor mu etmiyor mu.

Soru: Güzel. Peki bazıları BM'nin nerde olduğu sorusunu sorabilir?

Kasulidis: BM, her zaman olduğu yerde bulunuyor.

Soru: Mantıken, yeni bir Kıbrıslı Rum yada Kıbrıslı Türk lider seçildiğinde, BM'nin ilk işinin, iki liderin Güvenlik Konseyi'nin kararlarını kabul ettiklerini doğrulamasını istemesi olması gerekemez mi? Neden bunu yapmıyorlar?

Kasulidis: BM'nin iyi niyet misyonu vardır. Ne hakemlik ne de arabuluculuk misyonu vardır. İyi niyet misyonu ne zaman aşılsa sorun ortaya çıkmıştır. Tıpkı Annan Planı'nda olduğu gibi.

Soru: Umut görüyor musunuz? Devam etmemiz için zemin var mıdır? Çünkü, başladığımızdan beri iki ay geçtiğini unutmamalıyız.

Kasulidis: Bana göre var. İlerlemek için zemin vardır. Farklılıklar önemli ölçüde azalmıştı. Ancak Eroğlu ve Ertuğ tarafından bu geri adım gözlemlendi. Devam etmeliyiz, ortak açıklama görüşmeleri çok doğru bir yolda bulundu ve her türlü umut vardır..iyi gidiyorduk, Ortak Açıklamaya gerek olmadığı şeklindeki eski tezlerinden geri adım atmışlardı. Bunun önemli olduğu şimdi anlaşıldıysa o zaman umut vardır ve sonuca ulaşabiliriz.

Soru: Kıbrıs Rum tarafı olarak, görüşebileceğimiz bir zaman çerçevesi yada görüşebileceğimiz altı ay ve bir yıl gibi bir zaman çerçevesi koyduk...

Kasulidis: Biz, ortak açıklama için uygun sözleri bulmak amacıyla görüşmeler ve temaslar  yoluyla her gün çalışmaya hazırız. Neden aylardan değil de günlerden söz etmeyelim ki?

Soru: Güzel. Öte yandan altı ay sonra Türkiye'deki seçimler gibi doğal takvimler var.

Kasulidis: Bakın, eğer Kıbrıs Türk tarafı tehdit tipinde takvimler sunmasaydı, yani Kıbrıs Türk tarafı "x zamanın ve bunca ayın geçmesi sonrasında biz B planıyla ilerleyeceğiz", yani iki devletin varlığı,  demekten kaçınsaydı, doğal takvimler yada bir zaman çerçevesi kötü olmayacaktı.

Soru: Ankara'nın B Planı var. Bizim var mı?

Kasulidis: Hayır, bizim A planımız var ve bu tekdir, çözümü bulmak."

Kasulidis söyleşisinde ayrıca, Anastasiadis ve beraberindeki heyetin Brüksel'de AB Komiserler Koleji'nde gerçekleştirdiği temasların çok iyi geçtiğini de sözlerine ekledi.                                       

(SB/ÖK)

 
1 Aralık 2013 Pazar 13:50
Okunma: 778
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)