Ana Sayfa » Kıbrıs » Kıbrıs'ta Mevleviliğin İzleri...

Kıbrıs'ta Mevleviliğin İzleri...

Lefkoşa'daki Mevlevi Müzesi Turistlerin Uğrak Mekanı.

 
 
Kıbrıs'ta Mevleviliğin İzleri...
HİÇBİR DİN, DİL, IRK AYIRIMI GÖZETMEDEN HERKESİ KABUL EDEN MEVLEVİ FELSEFESİ, KIBRIS TÜRKLERİNİN KÜLTÜREL VE DİNİ HAYATINDA ÖNEMLİ BİR YER ALDI


AVLUSUNDA, ADA GENELİNDEN TOPLANAN, HER BİRİ OSMANLI TAŞ İŞÇİLİĞİNİN GÜZEL ÖRNEĞİNİ OLUŞTURAN MEZAR TAŞLARI VE KİTABELERİ SERGİLENİYOR


Lefkoşa, 13 Ağustos 11 (T.A.K): ''Gene gel, gene gel, her ne isen gene gel; kafirsen, ateşe tapıyorsan da gel... Bu bizim kapımız, umutsuzluk kapısı değil; yüz kere tövbeni bozsan da gene gel'' sözleriyle hoşgörü sembolü Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin geliştirip Türk-İslam dünyasına yaydığı Mevlevilik felsefesi, Kıbrıs Türklerinin kültürel ve dini hayatında önemli yer aldı.


Osmanlı'nın 1571'de Kıbrıs'ı fethetmesinden hemen sonra kurulan Lefkoşa'daki Mevlevi Tekkesi'nde, müzeye dönüştürüldüğü 2002 yılından bu yana Mevleviliğin ve Türklerin adadaki en eski izleri sergileniyor.


Kıbrıs'ın Osmanlı döneminin en önemli eski eserlerinden biri olan, Lefkoşa'da Girne Caddesi üzerindeki Mevlevi Müzesi, turistlerin de önemli ziyaret mekanlarından biri olarak göze çarpıyor.


Lefkoşa'nın surlariçine girişini sağlayan kapılarından birisi olan Girne Kapısı'ndan surlariçine doğru gidildiğinde, sol kol üzerinde bulunan bir Osmanlı yapısı olan Mevlevi Tekkesi, 17. yüzyıl başlarında Emine Hatun'un bağışladığı geniş bir alana inşa edilmiş. Mevlevi tarikatının Kıbrıs'ta bir uzantısı olarak kullanılan Mevlevihane, daha önce kurulan Arab Ahmet Mevlevihanesi ile Ferhatpaşa Mevlevihanesi'nin bir devamı olarak kabul ediliyor.


Mevleviliğin kurucusu olan ve 1207 yılında Afganistan'ın Belh şehrinde doğan, Konya'ya göç eden Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin Mevlevilik felsefesinin tüm Türk ve İslam dünyasına yayılması sonucunda, Kıbrıs'ta da Mevlevilik tarikatı kuruldu. Mevleviliğin, Kıbrıs'ın Osmanlı idaresine girdiği 1571'den sonra diğer tarikatların yanı sıra Konya ve Karaman gibi yerleşim birimlerinden Kıbrıs'a göç edenler tarafından getirildiği tahmin ediliyor.


Mevlevi tarikatının Anadolu'daki merkezi Konya, Suriye'de Halep, Kıbrıs'ta ise Mevlevi tekkesi idi. Tekke'nin şeyhi Konya'ya bağlı olarak görev yapmaktaydı. 1607 yılında Konya'dan Şeyh Saadeddin ibni Muharrem Lefkoşa Mevlevihanesi'ne gönderilen ilk şeyhti ve Kıbrıs Müftülüğü yanında bu görevi yürüttü.


Mevleviliğin merkezi geçen yüzyıl içinde Konya'dan Halep'e kayınca, Kıbrıs'taki İngiliz Sömürge İdaresi tekke şeyhlerini Halep'teki Mevlevi Tekkesi'nden getirmeye başladı. Kıbrıs'taki tekkenin 1934 yılındaki onarımından sonra göreve başlayan Şeyh Şamlı Selim Dede'nin 1954 yılında vefatından sonra adada Mevlevilik zamanla tarihe karıştı.


Mevlevi Tekkesi ilk yapıldığı dönemde semahane, türbe derviş odaları, mutfak ve misafir odaları gibi bölümler içeriyordu. Ayrıca içinde suyu hiç eksik olmayan bir şadırvan su kuyusu ile çeşitli meyve ağaçlarının olduğu büyük bir bahçesi vardı.


1954'DEN SONRA İŞLEVİNİ KAYBETTİ


1954 yılından sonra işlevini yitiren Mevlevi Tekkesi'nin tekke odaları 1956 yılında Türk çocuk yuvası olarak kullanılmaya başladı. Semahane ve türbe bölümü dışındaki bölümler zaman içinde bakımsızlıktan harap olup yıkıldı.


1961 yılında, Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu tarafından bir rapor hazırlaması için adaya davet edilen Konya Müze Müdürü Mehmet Önder'in hazırladığı rapor ışığında Mevlevi Tekkesi binası ''Kıbrıs Türk Müzesi'' olarak düzenlendi ve 30 Nisan 1963'de ziyarete açıldı.


İlk Türk Müzesi olma özelliğini taşıyan müzenin semahane bölümünde Kıbrıs Türk kültürünü yansıtan etnografik eserler, el yazması eserler, ferman ve beratlar, silahlar, Mevlevi giysileri, müzik aletleri, şerri mahkeme sicilleri, halılar ve fermanlar yer alıyordu.


Tekkenin hemen yanına, 1970'li yılların sonunda yapılan Vakıflar İş Hanı, 1963 yılında var olan küçük avlunun daha da küçülmesine neden oldu.


Mevlevi Tekkesi'nden günümüze sadece semahane ve türbe bölümleri tüm çevre özelliğinden koparılmış olarak ulaştı.


GÜNÜMÜZDE MÜZE


Aradan geçen zamanda müzenin tümden elden geçirilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. 2000 yılında başlatılan ve orijinal özelliklerini ortaya çıkaracak şekilde yapılan restorasyon çalışmalarından sonra sadece Mevlevi Müzesi olarak hizmete konması amaçlandı.


Konya Mevlana Müzesi'ne gönderilen teknik elemanların hazırladığı proje kapsamında iç düzenleme çalışmaları 2002'de hızlandırılarak ''Şeb-i Aruz'' günü olan 17 Aralık 2002'de hizmete açıldı.


Günümüzde, Girne Caddesi üzerinde yer alan Mevlevihane binasına, üzerinde ''Ya Hazreti Mevlana'' ibaresi yazılı kemerli giriş kapısından ''L'' planlı bir avluya giriliyor. Eski avlu ile benzerliği olmayan günümüzdeki bahçe avlusunda, ada genelinden toplanan, her biri Osmanlı taş işçiliğinin güzel örneğini oluşturan mezar taşları ve kitabeleri bir düzen içinde, açıklayıcı bilgilerle sergileniyor.


FELSEFESİ AKTARILIYOR


Avlunun doğusunda yer alan basık kemerli giriş kapısından kare planlı semahane bölümüne giriliyor. Semahane, iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölüm olan, giriş kapısının önünde yer alan enine dikdörtgen planlı bölümde Mevlana'nın din, dil ve ırk ayrımı yapılmadan bütün insanlığı barış ve hoşgörüye çağıran felsefesi ziyaretçilere, yazı, resim ve minyatürlerle aktarılıyor.


Kare ayaklardan sonra başlayan ikinci bölümde ise bir mihrap, dervişlerin (semazenlerin) dans yeri ve bir mutrip mahveli bulunuyor. Bu bölümde mankenlerle, dans eden semazenler ile Mevlevi müziğini icra eden Mutrip heyeti gösteriliyor.


Ayrıca bu bölümde, vitrinler içinde Mevlevilikle ilgili müzik aletleri ve Mevlana'nın yaydığı Mesnevi'nin orijinal kopyası sergileniyor.


Semahanenin ilk bölümünden girilen ve günümüze ulaşan tek tekke odasında (derviş hücresi) ise Mevlevilikte önemli bir yeri olan mutfak, Mevlevi sofrası, metin, çizim ve canlandırmalarla anlatılıyor.


İÇİNDE 16 MEZAR VAR


Semahanenin güneyindeki bir kapıdan Girne Caddesi boyunca bir aks üzerine altı kubbe ile örtülü ve içinde 16 mezar olan türbe bölümüne giriliyor.


Bu bölümde kimlikleri belli olan 5 mezarla ilgili bilgiler yanında, burada şeyhlik yapan şahıslara ait çeşitli fotoğraflar ve Mevlevilikle ilgili çeşitli el yazması eserler sergileniyor.


Ayrıca türbe bölümünde yer alan 16 mezar, Kıbrıs Türk el sanatlarını yansıtan el işi örtülerle zenginleştirilmiş durumda.


Hiçbir din, dil, ırk ayırımı gözetmeden herkesi kabul eden bu felsefe, Kıbrıs Türklerinin kültürel ve dini hayatında önemli bir yer aldı. Günümüzde Mevlevi Tekkesi müze olarak ziyarete açık tutuluyor.


DİN İŞLERİ BAŞKANI ATALAY'IN GÖRÜŞÜ


Din İşleri Başkanı Doç. Dr. Talip Atalay, ''Lefkoşa'nın da aslında Mevlana'nın bir başka durağı'' olduğunu belirterek, ''Lefkoşa'yı da biz Mevlana'nın önemli bir durağı olarak tanıtabiliriz'' dedi.


Lefkoşa'daki Mevlevi Müzesi'ni ''Kıbrıs Türk kültürünün köklerini en iyi ifade eden sembollerden biri'' olarak nitelendiren Atalay, Mevleviliğin temelde Konya'ya has olduğunu ve Kıbrıs'ın da büyük oranda Konya ile bağlantılı olduğunu ifade ederken, birçok Kıbrıs Türkü'nün kökeninin Konya-Karaman'a dayandığına işaret etti.


''Kıbrıs Mevlevi Tekkesi, bu bağlamda Kıbrıs Türkü'nün manevi, kültürel ve etnik olarak da eski Konya ile yakın bağını gösteren çok önemli manevi alan'' diyen Atalay, tekkenin 1960'lı yıllara kadar açık olduğunu kaydetti.


Yakın Doğu Üniversitesi'nin (YDÜ) Mevlevilik birimi olduğunu ve bu konuda araştırma yaptığını kaydeden Atalay, Din İşleri Başkanlığı olarak bunları desteklediklerini ifade etti.


Atalay, şöyle devam etti:


''Bir toplumun manevi mirasları vardır. Bu manevi miraslar hayatta etkin değilse o toplumun manevi hayatı da aslında dumura uğruyor anlamına gelir bu. Müze dışında aktif olarak da kullanılamıyorsa eğer, o zaman kendimizi sorgulamamız lazım. Başkalarına, Rumlara ya da başka yerlerdeki kültürel mirasımıza dokunan insanlara, 'Siz niye bizim kültürel mirasımıza böyle dokunuyorsunuz' deme hakkımız olmaz, biz kendimizinkine sahip çıkmıyorsak...''


Kıbrıs'ta önemli tekkeler olduğunu ve sahip çıkılmadığını anlatan Atalay, ''Bu manevi mekanlar, ciddi anlamda Kıbrıs'ın Müslüman Türk insanının da mekanı, vatanı olduğuna dair en önemli şahitler. Bu mekanlar bizim varlığımızın, buraya aidiyetimizin, burayla İslam'ın, Türklüğün bağının net simgeleri. Şayet bunları aktifleştiremezsek doğal olarak bizim kendi kendimizle gerçekten sorunumuz var; kendi kültürel mirasımıza bakmak ve kendi duygusal, manevi dünyamızı geliştirmekle ilgili sorunumuz var demektir'' diye konuştu.


Atalay, Mevlevi Müzesi'nde bu yıl Ramazan ayında üç ayrı etkinlik düzenleneceğini, bu etkinliklerin Ramazan ayı dışında da devam ettirilmesi, Mevlevi Müzesi'nin müze özelliği dışında da kullanılması gerektiğini kaydetti.


Öncelikle çocuklara bu kültürün gösterilmesi gereği üzerinde duran Atalay, ''Biz çocuklarımıza bu kültürü gösterelim. Yani Mevlana'nın sınırsız, sonsuz hoşgörüsü, sonsuz insanlığı, sonsuz sevgisinin bir parça yansımasını görsün, tekkede. Ve Mevlana ile kendisinin ne kadar yakın olduğunu hissetsin. Çünkü Kıbrıs Türk toplumu aynı kültürel köklerden geliyor. O zaman tüm dünyanın hayran olduğu Mevlana'nın buradaki en önemli mekanı Mevlevihaneyi eğer biz pasifleştirmişsek, aslında belki Mevlana'dan alacağımız o feyzi, sevgiyi, bereketi de pasifleştirmiş, kör etmişiz demektir'' diye konuştu.


Mekanın tanıtım açısında da önemine işaret eden Atalay, Konya'nın tanıtılmasında Mevlana'nın önemine vurgu yaparak, ''Burası da aslında Mevlana'nın bir başka durağı. Lefkoşa'yı da biz Mevlana'nın önemli bir durağı olarak tanıtabiliriz'' dedi.


Atalay, Mevlevi Müzesi'nde sema gösterileri ve mesnevinin değişik dillere tercümesinin yapılabileceğini sözlerine ekledi.


(AA/ID/SEL) FOTOĞRAFLI


 
13 Ağustos 2011 Cumartesi 13:22
Okunma: 653
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)