Ana Sayfa » Kıbrıs » KUDRET ÖZERSAY KURUCU ÜYELERİ TANITTI, PARTİ VİZYONUNU AÇIKLADI

KUDRET ÖZERSAY KURUCU ÜYELERİ TANITTI, PARTİ VİZYONUNU AÇIKLADI

“Kıbrıs Türk siyasi yaşamında köklü bir değişime ve yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç var” düşüncesiyle kurulan Halkın Partisi siyasi yaşamına başladı.

 
 
KUDRET ÖZERSAY KURUCU ÜYELERİ TANITTI, PARTİ VİZYONUNU AÇIKLADI

 

Aylar süren çalışma ve halkın farklı kesimleriyle yapılan temas ve görüş alışverişinin bir ürünü olarak kurulan Halkın Partisi, bugün, İçişleri ve Çalışma Bakanlığı’na resmen başvurusunu yaptı.

Halkın Partisi Kurucu Üyelerinden Kudret Özersay başkanlığındaki 51 kişilik kurucu üye ve gönüllüler eşliğinde yapılan başvurunun ardından Kıbrıs Türk Ticaret Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında, üyeler ve parti programı tanıtıldı.

Özersay, “mevcut eski siyasetin yarattığı bu yapının ve yönetim anlayışının köklü şekilde değiştirilmesi artık kaçınılmazdır” diyerek, Halkın Partisi’nin; “halkın iradesinin kamusal alana, devlet yönetimine sağlıklı yansıtılması, Kıbrıs Türkü’nün iyi yönetilecek kurumlar aracılığıyla kendine olan güvenini ve öz saygıyı yeniden kazanması hedefiyle yola çıktığını” vurguladı.

Kudret Özersay, Halkın Partisi’nin amacının; “yeni bir siyaset anlayışıyla insan haklarına, demokrasi, laiklik, sosyal adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukukun üstünlüğü temelinde halk iradesini esas alan iyi yönetim ilkesine dayalı bir sistem kurmak ve halkın hayat kalitesini ve refahını artırmak” olduğunu belirtti.

ÜYELİK VAR, DELEGE VE ÖRGÜT BAŞKANI YOK

Parti Genel Merkezi’nin Lefkoşa’da olacağını ifade eden Özersay, partinin delege ve örgüt başkanları olmayacağını, sadece üyeliğin temel örgütlenme birimi olacağını, kadınlar ve gençler için bir “kol” olmayacağını, başka partiden olanların da partiye üye olabileceğini, geçmişte başka siyasal partilere üye olanların gerekli şartları yerine getirmesi durumunda üye olabileceğini, bazı prosedürler olacağını anlattı, “ancak parti değiştiren vekiller veya belediye başkanları üye olamayacak” dedi.

Özersay, “Kıbrıs sorununun çözümünü destekliyoruz” ifadesini kullanarak, Kıbrıs’ta her iki toplumun da içine sindirebileceği, karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü destekleyeceklerini vurguladı.

Özelleştirmeye dair duruşlarının ise; “Topluma ait olan kurumların geri dönülmez şekilde satılmasına müsaade edilmemesi yönünde” olduğunu ifade eden Özersay, Kıb-Tek’in üretim faaliyetlerine devamından, limanlar ile telefon altyapılarının güçlendirilmesinden taraf olduklarını söyledi.

Halkın Partisi Kurucu Üyesi Özersay, kurucu üyelerin ilk toplantısını yarın Lefkoşa’da gerçekleştirip görev dağılımını yapacağını kaydetti ve www.halkinpartisi.biz internet sitesinden yayınlanacak parti programının da tüm kesimler tarafından okunup değerlendirilmesini istedi. 

“YENİ BİR SİYASET ANLAYIŞINA İHTİYAÇ VARDIR”

Özersay, basın toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk siyasi yaşamında köklü bir değişime ve yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğuna işaret ederek, “Bugüne değin ülke yönetimine hakim olan eski siyaset anlayışı, partisel, zümresel, ailesel ve kişisel çıkarlar temelinde mevcut sistemi yaratmış, beslemiş ve beslemeye devam etmektedir. Bu durum ülke yönetimine dair bir değerler erozyonuna neden olmuş, bu da halkın iradesinin her düzeyde yok sayılması ve kendi geleceğini belirleme kapasitesini giderek kaybetmesi sonucunu doğurmuştur. Mevcut eski siyasetin yarattığı bu yapının ve yönetim anlayışının köklü şekilde değiştirilmesi artık kaçınılmazdır” diye konuştu.

“İRADEMİZİ İPOTEK ALTINA ALAN İLİŞKİLER KURMAYACAĞIZ”

Özersay, ülkede şu anda yaşanan durumun “Değerler erozyonu ve toplumsal anlamda yaşanan bir değerler aşınması” olduğunu ifade ederek, bu durum ciddi bir güven bunalımını beraberinde getirdiğini kaydetti.

Eski siyaset anlayışına toplumda güvensizlik oluştuğunu, toplumun kendi kurumlarına uzaklaştığını, kendi iradesine sahip çıkmakta zorlanmasına neden olduğunu ifade eden Özersay, “Halkın Partisi, halkın iradesinin kamusal alana, devlet yönetimine sağlıklı yansıtılması, Kıbrıs Türkü’nün iyi yönetilecek kurumlar aracılığıyla kendine olan güvenini ve öz saygıyı yeniden kazanması hedefiyle yola çıkmıştır” dedi.  

Özersay, verilen sözlerin tutulmasına, ülke yararını esas alan bir ortak paydada buluşmaya engel teşkil eden hususun; siyasetin toplumun farklı kesimleriyle kurduğu ilişkinin doğasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu düşündüklerini belirterek, bu nedenle, bir yandan seçmen, diğer yandan ise iş insanları, sendikalar, meslek kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleri ile “iradelerini ipotek altına koyacak türden bir ilişkiye” girmeyeceklerini söyledi.

Yeni siyaset anlayışının; gelecekte verdiği sözleri tutabilmek için bugünden, iktidara gelmeden önce göstereceği duruş ile iradesini koruyacak, toplumun farklı kesimleriyle kişisel, zümresel, ailesel ve partisel menfaate dayalı ve bağımlılık yaratacak ilişkileri kurmayı kabul etmeyeceğini ifade eden Özersay, şöyle devam etti:

HALKIN PARTİSİ'NİN AMACI

“Halkın Partisi’nin amacı; yeni bir siyaset anlayışıyla insan haklarına, demokrasi, laiklik, sosyal adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukukun üstünlüğü temelinde halk iradesini esas alan iyi yönetim ilkesine dayalı bir sistem kurmak ve halkın hayat kalitesini ve refahını artırmaktır. Bunu gerçekleştirerek halkın bağımlılığını azaltacak, öz güvenini yeniden tesis edecek ve gerek diğer devletler, gerekse diğer toplumlar nezdinde Kıbrıs Türk halkına saygınlık kazandıracağız.

Bu amaçları hayata geçirebilmek için her hal ve şartta partizanlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, ayrımcılığa, ötekileştirmeye, israfa, keyfiliğe ve kötü yönetime neden olabilecek her türlü tutum ve davranışa karşı etkili bir mücadele içerisinde olacağız.”

Kudret Özersay, Halkın Partisi’nin tüzüğünde yer alan özel düzenlemelerle diğer siyasi partilerden bazı açılardan farklı bir yapıya sahip olacağını ifade ederek, siyasetteki yozlaşmaya neden olduğunu düşündükleri birtakım hususları engellemek ve “temiz siyaset” ilkesini gerçekten hayata geçirebilmek için bu yapısal farklılıkların yardımcı olacağı değerlendirmesi yaptıklarını kaydetti.

PARTİ ORGANLARININ OLUŞUMU VE ÜYELİKLER

Partide delege ve örgüt başkanları olmayacağını ifade eden Özersay, bu kararı şöyle anlattı:

“Bugüne değin pek çok köyde ve daha küçük yerleşim yerinde örgüt başkanlarının kendilerinin, ailelerinin ve yakınlarının menfaati için parti yönetimleri üzerinde etkili oldukları, bunun da siyasi yozlaşmanın en önemli unsurlarından birisine dönüştüğü bilinmektedir. Halkın Partisi’nde örgüt başkanlığı gibi bir konum olmayacaktır. Delegelerin ve örgüt başkanlarının değil sadece üyeliğin temel örgütlenme birimi olacağı bu yapıda tüm üyelerin ilçe örgüt yönetiminin toplantılarına katılarak görüşlerini, eleştirilerini doğrudan aktarmaları mümkün olacak.

Kadınlar ve gençler için bir ‘kol’ olmayacak, onlar yönetimde yer alacak. Bizler gençlerin ve kadınların ayrı bir yerde toplanması, farklı platformlarda bir uğraş vermesi anlayışı yerine doğrudan varlığı ve fikirleriyle yönetimde yer almasını tercih ediyoruz. Bu nedenle bu türden bir ayrıma gitmeyeceğiz. Gençlerin ve kadınların gerek merkez gerekse ilçe karar ve icra organlarımızda yer almasını sağlayacağız.

Başka partiden olanlar da üye olabilecek; Geçmişte başka siyasal partilere üye olmuş ama yönetim kadrolarında yer almamış olan herkesin Halkın Partisi’ne üyelik başvurusu yapması ve gerekli şartları yerine getirmesi durumunda da üye olması mümkündür. Öte yandan geçmişte bir siyasi partinin bazı yönetim kademelerinde yer almış olan kişilerin Halkın Partisi’ne üyeliği daha farklı bir prosedüre tabi olacaktır. Olağan başvurudan farklı olarak geçmişte başka partilerin yönetiminde yer almış olan bu kişilerin üyelik başvurusu sırasında kaynağıyla birlikte kamuoyuna açık şekilde mal beyanında bulunmaları ve geçmişteki siyasi yaşamlarında Halkın Partisi’nin amaçlarına ve ilkelerine ters bir tutum içerisinde bulunup bulunmadıklarına dair açıklama yapmaları da istenilecek. Parti organları bu kişilerin üyeliğine bu bilgiler ışığında karar verecek.

Parti değiştiren vekiller üye olamayacak; toplumun hassasiyetleri ve ülkede siyasetin yozlaşma açısından geldiği noktayı dikkate alarak herhangi bir başka siyasal partide genel başkan, eş genel başkan veya genel sekreter görevi almış olan kişiler ile bir siyasal partiden milletvekili seçildikten sonra milletvekilliği devam ederken bir başka siyasal partiye geçiş yapmış olan kişiler; bir siyasal partiden belediye başkanı seçildikten sonra belediye başkanlığı devam ederken bir başka siyasal partiye geçiş yapmış olan kişiler ve başka bir siyasal partiden milletvekili olarak seçilip milletvekilliği devam eden kişiler Halkın Partisi’ne üyelik başvurusu yapamazlar.

YOLSUZLUK PARTİDEN ATILMA GEREKÇESİ

Farklı bir parti disiplini anlayışı; Eski siyaset anlayışından farklı olarak Halkın Partisi üyeleri, yöneticileri ve seçilmişleri çok-seslilik ilkesi uyarınca parti kararlarından farklılaşan düşüncelerini kendilerini bağlayacak şekilde ifade edebilecek, savunmaya devam edebilecekler. Yolsuzluk, partizanlık, hukuksuzluk gibi temel ilkelere aykırı düşen davranışlar ve söylemler parti disiplini kapsamında değerlendirilecek ve sıfır toleransla partiden atılmakla sonuçlanacak.

Toplu üyelik veya basına açıklama yoluyla üyelik kabul edilmeyecek; Eski siyaset anlayışının bir ürünü olarak birey iradesinin bilerek ve isteyerek bir siyasi oluşum içerisinde yer alma şeklinde ortaya çıkması yerine, topluca ya da tepki şeklinde ve basına açıklama yaparak bir başka partiye geçme siyasi kültürümüzde maalesef son derece yanlış bir uygulama olarak yer etmiştir. Bu türden bir uygulama ile üyelik kabul etmeyeceğiz.

Makbuz olmadan bağış kabul edilmeyecek, harcamalar düzenli açıklanacak: Hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla hareket edileceğinden bağışlarda yasayı da dikkate alan bir üst limit uygulanacak. Öte yandan gelir ve giderler belirli aralıklarda halkın da erişebileceği ortamlarda kamuoyu ile şeffaf şekilde paylaşılacak.”

PARTİ PROGRAMI VE VİZYON

Kudret Özersay, Halkın Partisi’nin ülkede kangren halini almış pek çok sorunun nedenlerinin saptandığı ve bu temelde çözüm önerilerinin ortaya konulduğu bir parti programı ile halkın karşısına çıktığını belirterek, kapsamlı bir metin olarak farklı alanlardan çok sayıda uzmanın katılımı, köy, bölge ve sivil toplum örgütleriyle yapılan istişareler sonucunda hazırlanan parti programının partinin temel felsefesini, ilkelerini ve somut çözüm önerilerini içerdiğini kaydetti.

Sıkıntının ideolojilerde değil uygulamadaki yozlaşmada olduğunu ifade eden Özersay, ülkede halkın iyi ve hak ettiği gibi bir yönetimin kurulamadığını, bunun temelinde zaman zaman iktidara gelen siyasal partilerin benimsediği ideolojilerden ziyade, siyasilerin uygulamada yozlaşmaya varan ve çoğu zaman da hukuk dışılığa ve partizanlığa dayanan icraatların yattığını iddia etti. Özersay, “Bizler siyasi yelpazenin farklı noktalarında duran bireylerin özellikle zaman içerisinde yozlaşan temel değerlerin tamir edilmesinde ve yönetimin farklı başlıkları konusunda ortak bir paydada buluşulabileceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. 

İKİ TEMEL İLKE

Özersay, Halkın Partisi’nin sorunların çözümüne dönük önerilerinin iki temel ilkeye dayalı olarak şekillendirildiğini ifade ederek, bunları şöyle sıraladı:

“İyi Yönetim İlkesi; Yeni siyaset anlayışının hayata geçireceği iyi yönetim ilkesi, devletin her kademesinde işinin ehli olan bireylerin görev aldığı, yapılacak icraatlarda toplumun tamamının yararının esas alındığı, kamu kaynaklarının planlamaya dayalı bir verimlilik çerçevesinde kullanıldığı ve israf edilmediği, etkili denetim mekanizmalarıyla yürürlükteki kuralların uygulandığı, şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlandığı, hesap sormanın mümkün olduğu, partizanlık, yolsuzluk ve diğer hukuksuzluklara müsamaha edilmeyen bir sistemi tarif eder.

Sosyal Adalet İlkesi; Yeni siyaset anlayışına göre devlet vatandaş için vardır. Bu nedenle bir yandan dar gelirlilerin desteklenmesi, diğer yandansa devletin sağlamakla mükellef olduğu hizmetlerde bireylerin gelir farklılıkları nedeniyle mağdur olmayacakları dengeli, adil bir yapı oluşturacağız. Halkın Partisi sosyal adalet ilkesini öncelikli olarak şu alanlarda uygulayacağımız politikalarla hayata geçirecek: Eğitim, Sağlık, Çalışma Yaşamı, Vergi ve Sosyal Hizmetler.”

PARTİ VİZYONU

Özersay, Halkın Partisi’nin programında çok farklı konularda sorunların çözümüne yönelik gerçekçi ve somut öneriler yer aldığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Yolsuzluk, partizanlık ve hukuksuzluklara karşı etkili mücadele; Kamu kaynaklarının ve dolayısıyla çocuklarımızın geleceğinin çalınması anlamına gelen yolsuzluklara, hukuksuzluklara ve partizanlığa karşı etkili ve sonuç alıcı bir mücadele en önemli hedeflerimiz arasında olacak.

Kendi irademize sahip çıkabilmemiz için olmazsa olmazlardan birisi de bu doğrultuda verilecek mücadeledir. Bu bağlamda Sayıştay, Hukuk Dairesi, Polis, Maliye Teftiş ve Ombudsman ile Başbakanlık Denetleme Kurulu bağlamında bazı adımlar atarak sistemin çalışır duruma gelmesini sağlayacağız.

Adil bir vergi politikası ve çalışma yaşamına dair kuralların uygulanması; sosyal adalet ilkesini hayata geçirmede kullanılacak en önemli araçlardan birisi vergi uygulamaları olacak. Resen vergilendirmenin haksız tarh edilmesi de dahil olmak üzere adaletsiz ve hiçbir esasa uymayan vergilendirme uygulamalarına son vereceğiz.

Taşınmaz mal vergilerinde taşınmazın değerini esas alan ve dar gelirlileri koruyan bir yaklaşım ortaya koyacağız. Vergi konusunda kapsamlı ve farklı vergi türlerine dair önerilerimiz programda madde madde yer almaktadır.

Öte yandan özel sektör çalışanlarının çalışma hayatına dair kurallar uygulanmadığı, denetim yapılmadığı için ciddi bir sosyal sorunla karşı karşıyayız. Çalışma saatlerinden, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarına tüm kuralların uygulanmasında sıfır tolerans yaklaşımını hayata geçireceğiz.

TÜRKİYE İLE SAVUNMA VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI

Sivilleşme ve demokratikleşmeye dönük adımlar; Türkiye ile savunma ve işbirliği antlaşması yapılması ve Anayasa’nın geçici 10. Maddesinin kaldırılması; askeri bölgelerin sayısının azaltılması, bir bölümünün yatırım ve istihdam alanına çevrilmesi, vicdani ret hakkının yasal olarak düzenlenmesi Ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile sistemimizin uyumlu hale getirilmesi için diğer adımları hayata geçireceğiz. Türkiye ile olan her nevi ilişkinin kamu kurumlarımızın dahiliyeti ile çözülmesinde muhataplar arasındaki dengenin sağlanması için Türkiye’nin mevcut bakanlığı olan Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakanlığı’na muadil müstakil bir koordinasyon bakanlığı oluşturacağız.

Kaliteli ve laiklik ilkesine dayalı bir eğitim sistemi; Ülkemizde yaşayan bireylerin gelir düzeyleri ve ikamet yerleri ne olursa olsun zorunlu temel eğitimin gelişmiş ülkelerdeki standartlarda herkese devlet tarafından sağlanması bizim için sosyal adalet ilkesinin gerçekleştirilmesi bağlamında olmazsa olmazdır. Yıllardır eğitim konusunda sürekli olarak değişen ve üstelik çoğu zaman da işinin ehli olmayan siyasiler, bakanlar, müsteşarlar ve müdürler nedeniyle ülkemizin geleceğini şekillendirecek yeni nesillerin tehlikeye atıldığı bir durum yaratılmıştır.

EĞİTİM VE SAĞLIKTA HEDEF

Hedefimiz, eğitimi, siyasi etkilerden arındırılmış planlamaya dayalı kaliteyi ön plana çıkaran bir devlet politikası haline dönüştürmektir. Uygulamaya koyacağımız ve laiklik temelinde şekillendirilecek olan eğitim politikamız şeffaf, objektif ve etkili denetim mekanizmalarına dayanacak. Farklı denetim ve devlet okullarında kaliteyi artırmaya dönük diğer önerilerimiz detaylı şekilde programda yer almaktadır.

Sağlık sistemi ve sosyal adalet; Ülkemizde yaşayan bireylerin gelir düzeyleri ya da ikamet ettikleri bölge ne olursa olsun asgari temel sağlık hizmetlerinden yararlanmasını mümkün kılarak Anayasamızda da yer alan ‘sosyal hukuk devleti’ hedefini somut şekilde uygulayacağız. Bütünlüklü, etkili şekilde çalışan, hasta odaklı bir sağlık sistemi yaratma hedefiyle ülkemizin şartlarına uygun bir genel sağlık sigortası mekanizmasını hayata geçireceğiz.

Buna göre faklı nedenlerle ülkemizde bulunacak olan turist, öğrenci, işçi ya da diğer yabancıların tümü de bu sisteme dahil edilerek sağlık hizmetlerinden yararlandırılacaktır.

Öte yandan sosyal adalet ilkesinin gereği olarak dar gelirli vatandaşların sağlık sigorta primleri devlet tarafından karşılanacaktır. Bir başka ifadeyle dar gelirli vatandaşlar daha iyi bir sağlık hizmetini kendi tercih edecekleri sağlık kurumlarından pratikte ücretsiz olarak alabilecekler. Uzun yıllar ülkemizde tedavi edici hekimliğe dayalı sağlık hizmetleri anlayışıyla hareket edildiği bilinmektedir.

“İKİNCİ İŞ YASAĞINI UYGULAYACAĞIZ”

Oysa korumak, önleyici bir takım tedbirleri almak, tedavi etmekten her zaman daha insancıl, daha rasyonel ve daha ekonomiktir. Kamu sağlık çalışanlarının tam gün, çalışma saatleri içerisinde görev yapmalarını sağlayarak randevu sistemi için ayrılan saat aralığını genişletmek gerekmektedir. Yürürlükteki kuralların uygulanması kamu otoritesinin görevidir.

Bu nedenle ikinci iş yasağının kamu sağlık çalışanları açısından uygulanması zorunluluktur. Bu yasak yürürlükte olduğu süre zarfında hukuk devletinin gereği olarak kuralların uygulanmasını mümkün kılacağız.

Din ve vicdan hürriyeti; Ülkemizin kendine has yerleşmiş değerleri, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğünün toplum tarafından da benimsendiğini göstermektedir. Bizler, inanan, inanmayan; kendine göre ibadetini yerine getiren, getirmeyen; kendini herhangi bir dine mensup sayan, saymayan, herkese saygı gösterecek ve ülkenin yönetilmesine ilişkin politikalarımızı da bu temelde şekillendireceğiz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımız; Toplumsal cinsiyet politikamız, bu ülkede yaşayan herkesin ve her kesimin ayrımcılığa uğramadan, özgür bir vicdan ile yaşaması temelinde şekillenmektedir.

Ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı mücadele; Ülkemize KKTC’nin kuruluşu öncesinde veya ertesinde gelip yerleşen, yaşamını bu topraklarda kuran ve kendinin ve çocuklarının geleceğini bu ülkede gören yurttaşlarımızı çok-kültürlülük temelinde toplumsal bir zenginlik olarak değerlendirmekteyiz.

Bu yurttaşlarımızın popülist politikalar ve eski siyaset anlayışıyla siyasi iradelerinin uzun yıllar istismar edildiğinin ve bu yanlış politikalar sonucunda toplumsal bütünleşmenin tam anlamıyla gerçekleşemediğinin, bunun zaman zaman ötekileştirme düzeyine vardığının farkındayız ve bu sorunların ortadan kaldırılmasını önemsiyoruz.Bizler ister yurttaş olsun ister yabancı, bu coğrafyada hangi nedenle olursa olsun bulunan herkesin anayasa ve yasalar önünde eşitliğini savunuruz. Yurttaşlar arasında her ne nedenle olursa olsun herhangi bir ayrımcılığa ya da ötekileştirmeye izin verilmemesi ve bunun ekonomik, toplumsal ve siyasal zemininin hazırlanması amaçlarımız arasındadır.”

KIBRIS SORUNU

Halkın Partisi olarak Kıbrıs sorununun çözümünü desteklediklerini vurgulayan Özersay, Kıbrıs’ta her iki toplumun da içine sindirebileceği, karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü destekleyeceklerini söyledi.

Özersay, hak ve menfaatlerin korunacağı, adadaki iki taraftan herhangi birinin kendisini “kaybeden” taraf olarak görmeyeceği, dengeli, adil bir çözümün mümkün olduğuna inandıklarını ve bu türden bir çözümü desteklediklerini belirterek, “Bu çerçevede bugün yerleşmiş BM parametreleriyle iki taraf arasındaki ilgili ortak açıklamalara dayalı olarak devam eden müzakere sürecine destek vereceğiz” dedi.

EKONOMİ POLİTİKALARI

Kudret Özersay, partisinin ekonomik vizyonunu da açıkladı. Özersay, ekonomik vizyonun; sosyal adalet ilkesinin gereklerini tam anlamıyla yerine getirmek için ülkenin temel iktisadi sorunları olan işsizlik ve gelir dağılımı eşitsizliğine kalıcı çözüm üretme hedefi çerçevesinde oluşturulduğunu kaydetti.

Bu hedefe ulaşarak ülkenin refah ve mutluluk düzeyini artırmak için yerel istihdam yaratan yatırım ve büyüme odaklı bir piyasa ekonomisi modelini benimsediklerini ifade eden Özersay, ekonomik modeli şöyle anlattı:

“Ekonomik modelimizin temelinde sosyal adalet ilkesinin, refah artışının, yerel istihdam yaratan yatırım politikaların yanı sıra ekonomimizin kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve kendi kendine yetebilmesi, yolsuzluklara ve israfa karşı etkili mücadele, tüketici ve işçi haklarının korunması ve reel sektörün çevreyi koruyan bir şekilde geliştirilmesi ilkeleri yer almaktadır.”

Özersay, hedeflerine ulaşmak için kullanacakları temel araçların; ülkenin öncü sektörleri olan turizm ve yüksek öğrenimin yanı sıra destekleyici sektörler olarak belirledikleri sanayi, tarım ve inşaat-konut sektörleri olduğunu ifade ederek, vizyonları çerçevesinde ülkenin öncü sektörlerine bilişim sektörünü oluşturup eklemeyi hedeflediklerini belirtti.

“Bilişim Adası” vizyonunu desteklediklerini ve bilişim sektörü-üniversite işbirliklerinin yüksek oranda istihdam sağlamakla birlikte, yurtdışında ülkenin bir alanda daha temsil edilmesinin sağlanacağını işaret eden Özersay, devletin ekonomide üretici olmak yerine esasen kural koymak, denetim yapmak ve girişimi teşvik etmek gibi araçlara odaklanması gerektiğini, ayrıca elektrik ve su gibi konularda ülkenin bütünüyle dışa bağımlı olmasını engellemek için piyasada sınırlı da olsa bir rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

İŞSİZLİĞİN AZALTILMASINA YÖNELİK POLİTİKALAR

Özersay, benimsedikleri ekonomik model çerçevesinde sosyal adaletin sağlanacağı alanların; eğitim, sağlık, çalışma yaşamı, vergi politikası ve sosyal hizmetler olduğunu anlatarak, bu alanlarda benimsedikleri tüm politikaları parti programında detaylı bir şekilde açıkladıklarını söyledi ve temel iktisadi sorunlardan olan işsizlik konusunda dört farklı politikalarını şöyle sıraladı:

“Özel sektörü cazip kılmak için etkin denetim sistemleri uygulayarak, sektörde sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarının yapılıp yapılmadığını; bu yatırımların gerçek gelir üzerinden yapılıp yapılmadığını; kaçak iş gücünü; çalışma saatleri ve ek mesailerin ödenip ödenmediğini mercek altına alacağız.

İşsizlik sorununu toplumsal bir mesele olarak ele alan bir yaklaşımla geniş kapsamlı eğitim reformlarını hayata geçireceğiz.

Girişimciliği teşvik ederek, gençlerimizin özel sektörde girişim yapabilmesi için uygun şartları sağlayacağız.

Başbakanlık Yatırım Geliştirme Ajansı’nın (YAGA) kapasitesini artırarak Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) koordinasyonuyla yerel istihdam yaratıcı yatırımların geliştirilmesini sağlayacağız.

Kamu istihdam politikamız ihtiyaca göre ve liyakat esaslı bir istihdam yaklaşımını ilke edinmekten geçer. Vizyonumuz çerçevesinde emekliye ayrılan kamu çalışanlarının yerine mecbur kalınmadıkça başka istihdam yapılmayacaktır. Ayrıca var olan aşırı personeli farklı birimlere yönlendirerek çalışanların sayısı normal seviyelere indirilmelidir. Kamuda ancak bu şekilde daha verimli ve organize çalışan birimler oluşturulabilecek ve kamunun sürdürülebilir bir bütçeye kavuşturulmasında önemli adımlar atılmış olacaktır.”

Özersay, ikinci temel iktisadi sorun olan gelir dağılımdaki eşitsizliği çözme araçlarının ise; adil bir vergi düzeni oluşturmak olduğunu işaret etti.

Özersay, bu bağlamda temel politikalarının; vergi sisteminin basitleştirilmesini, vergi tabanının genişletilmesini, etkin denetim mekanizmaları aracılığıyla tahsilat ile tebliğ ve icra işlemlerinin etkinleştirilmesini, dolaylı vergiden doğrudan vergiye geçilmesini ve elektronik iletişim uygulamasına geçilmesini ve bu şekilde vergi gelirlerinin artırılmasını içerdiğini kaydetti.

En temel sosyal amacı vergi yükünü ve gelirlerinin adaletli ve dengeli dağılımını sağlamak olan kamu maliyesi hakkındaki vizyonlarının; Denetim, Bütçe Disiplini, Kamu İhaleleri, Kamu Yatırım Bütçesi, ve Gümrükler çerçevesinde oluşturulduğunu ifade eden Özersay, şeffaf ve hesap verebilir bir kamu maliyesi sağlamak için öncelikli hedefin; Sayıştay Başkanlığı’nın, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun ve Yüksek Yönetim Denetçisi’nin (Ombudsman) etkinliğini artırmak olduğunu söyledi.

Bütçe disiplini sağlanırken israf niteliği taşıyan cari transferler, ek mesai ve ek tahsisat ödenekleri gibi tüm harcama ve ödeneklerin mercek altına alınacağını, ayrıca kamu alacaklarının tahsiline ve kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına öncelik verilerek kamu gelirlerinin artırılmasının da bütçe disiplini oluşturmada hedefleri arasında yer aldığını ifade eden Özersay, kamunun, halkın ödediği vergileri kullanarak ihale yapmadan, en uygun fiyat ve kalite sorgulaması yapmaksızın, mal veya hizmet satın almasının da kabul edilebilir bir durum olmadığını kaydetti.

Özersay, bu çerçevede Kamu İhale Yasası’nı ivedilikle yürürlüğe koymanın temel hedefleri olduğunu, ayrıca Bakanlar Kurulu’nun Devlet İhale Tüzüğü kapsamı dışında ihalesiz şekilde keyfi olarak yapabildiği “özel olan ihalelerin” de Kamu İhale Yasası çerçevesine alınacağını ifade etti.

Oluşturulacak Kamu Yatırım Bütçesi çerçevesinde Devlet Planlama Örgütü ve YAGA koordinatörlüğünde planlama yaparak ekonomiye katma değer yaratmak için turizm, yüksek öğrenim, ve bilişim öncü sektörleri ile tarım-hayvancılık, sanayi ve inşaat destekleyici sektörlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak altyapı yatırımları ile reel sektörün destekleneceğini belirten Özersay, şöyle devam etti:

“Gümrüklerimizin daha etkin, modern, sistematik, şeffaf ve standart bir yapıya kavuşması için otomasyon sisteminin kurulması ve bu sisteme elektronik tarayıcıların entegre edilmesi, Avrupa’daki risk grubu oluşturma yönteminin getirilmesi ve muayene kapsamının daraltılarak beyan esası kapsamının genişletilmesi temel politika araçlarımızdır.”

“ÖZELLEŞTİRMEYE DAİR TUTUMUMUZ”

Kudret Özersay, Halkın Partisi’nin özelleştirme, elektrik, su, telefon, sektör odaklı eylem planını da şöyle özetledi:

“Özelleştirmeye dair duruşumuz; topluma ait olan kurumların geri dönülmez şekilde satılmasına müsaade edilmemesi yönündedir. Bizler istikrarsız ve sürdürülemez bir yapıya sahip olan kamu kurum ve kuruluşlarının öncelikle yasal ve yapısal reformlarla iyileştirilmesi ve ayağa kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Reformlara rağmen sorun yaşayan kuruluşların hisselerinin halka arz edilmesini ve bu şekilde sürdürülebilir ve çalışanlar ile halkın söz sahibi olduğu bir yapıya kavuşturulmasını desteklemekteyiz.

Halka kaliteli hizmet ve uygun fiyat garantisi verebilmek adına gerektiği yerde kamu-özel işbirliği modellerini de değerlendirmekteyiz.

ELEKTRİK

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun (KIB-TEK) özelleştirilerek, kurumun ortadan kaldırılmasının yanlış bir strateji olacağına inanmaktayız. KIB-TEK’in yasal ve yapısal reformlarla istikrarlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmuş şekliyle kamuya ait olması ve elektrik üretim faaliyetinde paydaşlardan biri olması ülkemiz için hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük önem arz etmektedir. Düzenleyici kurum olarak KIB-TEK, tüketicilere kaliteli, kesintisiz ve uygun fiyatlarda elektrik sağlanmasını temel vizyon olarak benimsemeli ve bu konuda etkin faaliyetlerde bulunmalıdır. İstikrarlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulduktan sonra halka arz edilen ve şeffaf bir şekilde iyi yönetilen bir KIB-TEK ile, dünyanın en büyük enterkonnekte elektrik şebekesi olan Avrupa Enterkonnekte Elektrik Ağı’na (ENTSO-E) katılımını desteklemekteyiz.

LİMANLAR

Tanınmamışlık ve izolasyonlardan bağımsız olarak, ülkemizin liman muamele hizmetlerinin etkin olmaktan uzak, verimsiz ve dolayısıyla maliyetli bir şekilde yapılıyor olduğu bir gerçektir. Liman muamele işlemlerinin diğer özel öneme sahip kurumlarımız için bahsettiğimiz gibi öncelikle yasal ve yapısal reformlarla iyileştirilmesini zorunlu görmekteyiz. Bu iyileştirilmeye rağmen sürdürülemez bir yapıda olan bazı liman hizmetlerinin ise yapılacak fizibilite çalışmaları ertesinde kamu-özel ortaklığı modeliyle işletilmesini desteklemekteyiz. Reformlar çerçevesinde KIB-TEK gibi gelir-gider sorumluluğu olacak olan bir Liman İdaresi kurulması gerektiğine inanmaktayız.

TELEFON

Telekomünikasyon Dairesi’nin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulabilmesi için, idari, mali ve hukuki yapılandırılmasına öncelik vereceğiz. Bizler, Telefon İdaresi’nin daha kaliteli ve rekabetçi bir anlayışla piyasa ekonomisi içindeki faaliyetlerini sürdürebilmesi için ‘Gelir Ortaklığında Kamu-Özel İşbirliğini’ destekleyeceğiz. Ayrıca GSM Operatörlerinin devrinden dolayı  taahhüt edilen hazine katkı payının belli oranlarda Telefon İdaresi’nin  altyapı yatırımlarına aktarılmasını destekleyeceğiz.

SU KONUSU

Türkiye ile su konusunda hükümetlerimizin yaşadığı sorunlar plansız ve öngörüsüz siyasetin ürünüdür. Kendi üzerine düşeni zamanında yapmayan, kendi projesini hazırlamayan, bunun alt yapısını zamanında oluşturmayan hükümetler bu konudaki tutum ve davranışlarıyla Türkiye ile aramızda var olması gereken karşılıklı güven ilişkisini daha da zedelemişler ve sağlıksız olan ilişkinin çok daha zor bir hal almasına neden olmuşlardır.

Türkiye’den borularla gelen suyun, bir yandan iyi yönetilmesi, diğer yandansa ülkemizdeki kaynakların da doğru kullanılarak korunması durumunda olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz.

Bizler Türkiye’den gelen suyun bir ada ülkesi olmamız nedeniyle bu kaynak açısından bir bağımlılık yaratmaksızın akılcı, verimli ve ekonomik kullanılması gerektiğine inanıyoruz. KKTC’deki tüm su kaynaklarının yönetimi Su Yasası çerçevesinde KKTC’nin yetkili makamlarında olmalıdır. Borularla gelen suyun kullanımı ve dağıtımı (işletilmesi) KKTC halkının yararı doğrultusunda kamu/belediye ve özel işletmelerin de içinde olacağı bir konsorsiyum modeli ile çözümlenebilir.

Karma bir model olarak tasarlanacak bu yapıda yerli yatırımcıların belirli oranda dâhil olacağı; tekelleşmeye neden olmayacak; belirli oranda bir yerli istihdamı mecbur kılan ve merkezi idarenin ya da belediyelerin de belirli bir rol üstleneceği bir düzenlemenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Kuşkusuz o türden bir modelde en kritik nokta suyun fiyatına bir noktada kamu otoritesinin müdahale etme yetkisini elinde tutabilmesidir. Bizler bunun gerekliliğini savunuyoruz. İçme-kullanma-sulama su fiyatları KKTC yetkili makamları tarafından belirlenmeli ve denetlenmelidir.

SEKTÖR ODAKLI EYLEM PLANLARI

Sektör odaklı stratejik eylem planlarımız üretim ve hizmet düzeyini yüksek oranlarda artırabilmek için dış talebe dayalı bir büyüme stratejisi çerçevesinde oluşturulmuştur. Bu stratejimiz kapsamlı eylem planları çerçevesinde turizm, yüksek öğrenim, bilişim, sanayi, tarım-hayvancılık ve inşaat-konut sektörlerimize etkin bir şekilde uygulanacaktır.

TURİZM

Turizm sektöründe planlamaya dayalı ciddi bir yeniden yapılanma hayata geçirilecektir. Kurulacak bir özerk Turizm Örgütü ve ilgili bakanlık koordinatörlüğünde bir master plan oluşturarak turizmi yerli istihdam ve yerli üretimi destekleyecek şekilde yeniden yapılandıracağız.

Profesyonel bir kadro ile oluşturacağımız Kıbrıs Türk Turizm Tanıtma Kurumu ile en güncel iletişim teknolojileri kullanarak etkili bir tanıtım ve pazarlama stratejisi oluşturulacaktır. Bu bağlamda zaman zaman kamu kaynaklarının boşa kullanılmasına neden olan çok sayıda fuara katılım yaklaşımı yerine, izlenecek stratejiye uygun olan fuarları hedef alacağız. Turizm stratejimiz özel ilgi turizmini (sağlık, kongre, eko, inanç, tarih vb.) ve daha genel anlamda turizmin çeşitlendirilmesini ve markalaştırılmasını içermektedir. Bunu yaparken üniversiteler ile hoteller arası işbirlikleri kurarak sektörün kalifiye yerli işgücünden yararlanmasını sağlayacağız.

YÜKSEK ÖĞRENİM

Yüksek öğrenim stratejimiz, sektörde başarının öğrenci sayısı ya da üniversite sayısı ile ölçülmesi yaklaşımı yerine, verilen eğitimin kalitesini, mezun olan öğrencilerin mezuniyetleri ertesindeki iş bulma oranlarını ve dünya üniversiteler sıralamasında hangi noktada bulunulduğunu esas alan bir yaklaşım ile oluşturulmuştur.

Öte yandan Güzelyurt, Karpaz ve Maraş gibi kalkınmada öncelikli yörelerde gerek ekonomik canlılık sağlanması, gerekse daha spesifik olarak istihdam imkanı yaratılması için mevcut üniversitelerin fakülte yahut araştırma ve eğitim birimlerini bu bölgelere kaydırmalarını teşvik edeceğiz.

TARIM

Tarım ile ilgili tüm paydaşların dahil edilmesiyle kısa, orta ve uzun vadeli hedefler çerçevesinde hayata geçireceğimiz tarım master planının temel hedefi; toprak analizlerinin ve kontrollerinin eksiksiz yapıldığı; en verimli üretim koşullarına sahip; üreticilerin kalite ve verimlilik konularında eğitildiği; dünya pazarları ile rekabet edebilen; erkencilik gibi kârlı özelliklerden yararlanabilen ve ‘niş ürünlerle’ dünya pazarlarında ticaret olanağına sahip bir tarım sektörü oluşturmaktır.

BANKACILIK

Bankacılık sektörümüzün istikrarlı bir yapıda ekonomik gelişim için önemli katkılar sağlamasını hedefleyen vizyonumuz, Finansal Ürün ve Hizmetlere Erişim, Finansal Eğitim, ve Finansal Tüketicinin Korunması başlıkları altında oluşturulacak eylem planlarını içermektedir. Vizyonumuz ayrıca yıllardır Meclis’te bekletilen yeni Bankalar Yasası’nın ivedilikle geçirilmesini; KKTC Merkez Bankası’nın Teşkilat Yasası’nın yenilenerek Banka’nın etkin düzenleme ve denetim yapabilme kapasitesinin artırılmasını; kişi ve kurumların kredi performanslarını denetleyecek özel bir Kredi Sicil Birimi’nin kurulmasını; Bankalar Birliği’nin reforme edilmesini ve çıkarılacak kapsamlı bir Faiz Yasası ile tüketici kredileri sözleşmelerine düzenlemeler getirilmesini içermektedir.”

Özersay konuşmasının ardından soruları da yanıtladı. Özersay, partinin Temiz Toplum Derneği ile bir ilişkisinin olmadığını, derneğin her parti gibi kendilerini de yapıcı eleştirilerini beklediğini kaydetti. Özersay, göreve gelmeleri halinde yeni bir müşavir ordusu yaratmayacaklarını, alanında uzman olan müşavirlerle çalışmalarını yürüteceklerini söyledi.

51 KİŞİLİK KURUCU ÜYE LİSTESİ

Adem Çakır (Girne), Ahmet Kasımoğlu (Lefkoşa), Ahmet Tokatlıoğlu (Girne), Alev Müezzinoğlu (Gazimağusa), Ali Şefik (Lefkoşa), Altay Nevzat (Girne), Ayla Gürel (Girne), Ayşe Onar (Lefkoşa), Ayşegül Baybars (Lefkoşa), Ayşen Kumser Kansay (Lefkoşa), Cemre Günsel Esengin (Lefkoşa), Cenan Eskimuhtaroğlu (Gazimağusa), Deniz Altınışık (Gazimağusa), Deniz Gürgöze (Gazimağusa), Duygu Uzun (Gazimağusa), Ercan Şadan Elçin (Gazimağusa), Erol Kaymak (Gazimağusa), Fehmi Öztürk (Lefkoşa), Ferdiye R. Ersoy (Girne), Gizem Çeliker Akandere (Lefkoşa), Göksel Saydam (Lefkoşa), Güneş Sarıkamış (Lefkoşa), Güven Erkal (Girne), Hasan İzkan (Gazimağusa), Hilmiye Sezer Kumbur (Gazimağusa), Hülya Özkaya (Gazimağusa), İbrahim Çiçekseven (Gazimağusa), İbrahim Erben (Lefkoşa), İsmet Dirgen (Lefkoşa), Jale Refik Rogers (Girne), Kemal Bağzıbağlı (Gazimağusa), Kudret Özersay (Lefkoşa), Mehmet Çavuşoğlu (Girne), Mesut Genç (İskele), M. Gökalp Gündoğdu (Gazimağusa), Nilay Sevinç Onuk (Gazimağusa), Orhan Dilek (Girne), Orkun Bozkurt (Gazimağusa), Osman Elkovan (Gazimağusa), Özgül Ezgin (Lefkoşa), Özgür Vehit (Gazimağusa), Özlem Çelebi (Pile), Ramadan Beysun (Lefkoşa), Raziye Nevzat (Gazimağusa), Sadık Ülker (Alsancak), Serhat Usanmaz (Lefke), Şevki Kral (Lefkoşa), Teksen Köroğlu (Lefkoşa), Temay Sağer (Lefkoşa), Tolga Atakan (Lefkoşa), Tuğberk Emirzade (Girne).

 
7 Ocak 2016 Perşembe 08:02
Okunma: 1387
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)