Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Kurucu Devletler Çözümün Ana Bileşeni Oldu

Kurucu Devletler Çözümün Ana Bileşeni Oldu

"ortak Açıklama İle İki Bölgelilik Mantığının Kabul Edilmesi, Rum Tarafının En Acı Ve Karşılık Almadan Verdiği Taviz".

 
 
Kurucu Devletler Çözümün Ana Bileşeni Oldu
Lefkoşa, 17 Şubat 14 (T.A.K.): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in 11 Şubat'taki görüşmelerinde resmileştirdiği ortak açıklama metni ile kurucu devletlerin çözümün ana bileşeni olduğu görüşü ortaya konuldu.


Fileleftheros, Aristovolos Yoannidis isimli Rum hukukçu tarafından kaleme alınan makalede Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafına hiçbir karşılık da almadan verdiği en acı tavizin iki bölgelilik mantığını, Kıbrıs sorununun temel çözüm parametrelerinden biri olarak kabul etmesi olduğu görüşünü ortaya koydu.


Bu tavizin, Kıbrıs Türk tarafının 1975'ten beridir iki bölgelilik mantığına yaptığı yorumun bilinmesine rağmen verildiğini belirten gazete, bu mantığı ise şu cümlelerle izah etti:


"Çözüm iki kurucu devlet modeline dayanacak. Bu kurucu devletler, egemen devletlerin bütün temel bileşenlerine sahip olacak ve Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözüm çerçevesinde, kısıtlı ve peşinen tayin edilmiş bir miktar yetkilerini, merkezi erke katılanlar arasında birlikte karar verilmesiyle işleyecek merkezi ortaklık idaresine verecekler."


Yoannidis, BM'nin 1990 ve 1992'de benimsediği iki bölgelilik mantığını benimsediğini Rum yönetiminin de BM'nin temel taşı iki bölgelilik olan "Ghali Fikirler Demeti" ve "Annan Planı"nı, müzakerelere zemin olarak kabul ettiğini vurguladı. Yoannidis, tarihi sürece yer verdiği makalesinde Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklamasının da bu 40 yıllık sürecin sonucu olarak görülmesi gerektiğini ortaya koydu ve özetle şunları ekledi:


"Başkan Anastasiadis bu ortak açıklama metnini daha öteki taraf cevap vermeden kabul etti ve itiraza cüret edenlere ucuz vatanperverlik dersi de vererek yeni 'gurur' başarısı için bayram yaptı. Söz konusu belge, derinlemesine incelendiğinde, Kıbrıslı Rumların temel çıkarlarını tesis etmemekle kalmayıp iki bölgelilikle ilgili Türk algısını tamamlayıp güçlendirdiği, böylece ilelebet BM'nin ve Kıbrıs sorununa ilgi gösteren herkesin önünde kalmasına katkı sağladı."


Makalenin "Kıbrıslı Türklere Ayrılma Hakkı Veriliyor... Alternatif Türk Seçenekleri" başlığıyla ayrılan bölümünde ise egemenlikle ilgili kabul edilen ifadenin temel dezavantajlar içerdiği, egemenliğin Kıbrıslı Rumlardan ve Kıbrıslı Türklerden eşit olarak kaynaklanacağı ifadesinin kabulünün Kıbrıslı Türklere, gelecekte ve hatta müzakereler arzu ettikleri çözümle sonuçlanmazsa yakın gelecekte Ortak Açıklamayı kullanarak ayrılma hakkı elde ettiklerini iddia hakkı verdiği kaydedildi.


TC Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun müzakerelerin başarısız olması halinde iki devlet kurulmasından başka alternatif çözüm kalmayacağı açıklaması da hatırlatılan makalede özetle şu vurgular da yapıldı:


"BM anayasasıyla ilgili ifade egemenliğin iç değil dış yönünü kapsıyor görünüyor. BM anayasasının egemenlik mantığıyla ana ifadesi madde 2(1)'de saptanıyor. Burada BM üyesi ülkelerin 'egemen eşitliklerinden' söz ediliyor, bu da devletlerin özellikle BM çerçevesi içerisinde, uluslararası ilişkilerindeki eşitliklerine göndermede bulunuyor. Bu unsurlar, bu ifadenin sadece egemenliğin dış yönünü kapsadığı görüşünü kuvvetlendiriyor. Aksine iç egemenlik şu noktalarda kısıtlanıyor: a) artık yetkilerin 'oluşturucu' devletçiklere verilmesinin tanınması, b) bugüne kadarki tezimiz olan 'federal birlik' terimi yerine her bir devletçiğin 'oluşturucu' mantığının kabulü, c) federal (merkezi) devlet ile devletçiklerin yetkilerinin kesin ayrılması ve federal ve yerel yasalar arasında eşitlik.


Ortak açıklamada iki bölgeliliğin manasının izahından kaçınılıyor. Dolayısıyla son 25 yıldır bize musallat olan sorunlu terim, çözüm için temel yönlendirici ilke olarak müzakere masasında kalıyor. Bu ihmal çok önemlidir çünkü Türk tarafına, Kıbrıs sorununun çeşitli yönlerinin müzakeresi sırasında kendi yorumunu katma olanağı verecek. Örneğin mülkiyette Türk tarafı, iki bölgelilikten dolayı Kıbrıs Türk idaresin altındaki bölgede bulunan gayrı menkulün Kıbrıslı Türklere ait olması gerektiğini söyleyerek, Kıbrıslı Rum mal sahiplerinin mülkiyet haklarına önemli ölçüde kısıtlama, Kıbrıs Türk idaresi altındaki bölgede yerleşme hakkına sahip olacakların sayısına bir oran getirebilecek, v.b."


(ŞA/GÜL)


 
17 Şubat 2014 Pazartesi 10:59
Okunma: 579
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)