Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Maraş Konusunun Gündeme Gelmesi Türk Tarafını Rahatsız Etti İddiası

Maraş Konusunun Gündeme Gelmesi Türk Tarafını Rahatsız Etti İddiası

Lefkoşa, 26 Nisan 13 (T.a.k): Türk Tarafının, Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis'in, Kapalı Bölge Maraş'ın Bm Himayesinde Açılmasıyla Türkiye'nin Ab'ye Katılım Başlıklarının Açılması Arasında İlişki Kurmasının Türk Tarafını Rahatsız Ettiği İleri Sürüldü..

 
 
Maraş Konusunun Gündeme Gelmesi Türk Tarafını Rahatsız Etti İddiası
Haberi "Şimdi Maraş Yok... Kapalı Şehir Yalnızca Kıbrıs Türk İdaresi Altında Açılacak" başlıklarıyla yayımlayan Politis, Maraş konusunun yeniden güven yaratıcı önlemler gündemine geldiğini fakat Türkiye'nin, Maraş'ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılması senaryosunu gündeme getirerek çıtayı yükselttiği iddiasında bulundu.


Kasulidis'in mesajının, AB'nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Stefan Fule ile görüşme yaptığı AB merkezinden yollandığını kaydeden gazete, Türk tarafının, bahse konu al-verin şartlarından memnun olmamış göründüğünü öne sürdü.


Bütün bunlara rağmen, Maraş'ın açılması konusunun Türkiye'nin gündeminde olduğunu öne süren gazete, Türkiye'nin, bir dizi donmuş başlığın açılmasından daha fazla avantaj sağlamayı umduğunu iddia etti.


Türk tarafının, Maraş konusunu görüşmeye istekli olduğunu ifade ettiğini kaydeden gazete, Türk tarafının takas terazisine, Ercan hava limanının açılması ile Mağusa limanını koymakta olduğunu öne sürdü.


Türk tarafının Maraş'ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılmasıyla ilgili alternatif senaryoyu muhafaza etmekte olduğunu kaydeden gazete, Rum kesimini krize götürecek Türk tarafının bu hareketinin, uluslar arası topluma Türk tarafının attığı bir adım veya çözüme teşvik şeklinde lanse edilebileceğini ileri sürdü.


Böyle bir olası hareketin aşamalı olarak gerçekleşeceğine dikkati çeken gazete, Türk tarafının ilk aşamada Rumları Maraş'taki mallarını talep etmeye çağıracağını (EVKAF'la ilgili söylemini terk edip etmeyeceği bilinmiyor), akabinde de Maraş'ı parça parça açacağını iddia etti.


Alithia gazetesi ise "Başlıklara Karşılık Maraş" başlıklı haberinde, Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis'in AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Fule'ye yönelik "Türkiye'nin katılım başlıklarına karşılık olarak, Maraş'ın BM idaresinde açılmasını önerdiği" bilgisinin, Türk tarafında kargaşaya neden olduğunu yazdı.


LİDİNGTON İLE GÖRÜŞMESİ


Gazete haberinin devamında ise, İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın, Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile İngiltere'nin Avrupa Konularından Sorumlu Bakanı David Lidington görüşmesinden sonra yayımladığı açıklamaya yer verdi.


Gazete, İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın sözkonusu açıklamada, Rum kesimi ile İngiltere arasındaki sıcak ve verimli ilişkiye atıfta bulunduğunu yazdı. Açıklamada ayrıca görüşmenin, Anastasiadis hükümeti ile olan ilk resmi bakanlık ziyareti olduğunu belirtildi.


Lidington'un, Rum kesiminin içerisinde bulunduğu ekonomik krizle baş etmesi ve Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili çabaların yenilenmesine İngiltere'nin desteğini ifade ettiği kaydedildi.


Kasulidis'in, İngiltere temasları sırasında, "BBC Radio 4" radyo kanalına açıklamalarda bulunduğunu da yazan gazete, Kasulidis'in, Rum kesimiyle ilgili mali yardım programının onaylanması için Rum Meclisi'nde gerekli çoğunluğun sağlanacağı inancında olduğunu belirtti.


Gazete, Kasulidis'in, Rum ekonomisinin süratli bir şekilde iyileşmesi perspektifine yönelik iyimser olduğunu da ekledi.


AVAM KAMARASI'NDAKİ KONUŞMA


Simerini gazetesinin "Dışişleri Bakanından Güçlü Mesajlar" başlığıyla yayımladığı haberinde, Kasulidis'in 24 Nisan'da İngiliz Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmaya yer verdi.


Kasulidis'in, Anastasiadis hükümetinin önemli meselelerdeki görüşleri konusunda oldukça net olduğunu yazan gazete, bu konuları, "Annan Planı geri dönmüyor, üsler yalnızca askeri amaçlıdır, Rum kesiminin Barış İçin Ortaklığa katılımı, doğal zenginlikler tamamen ve yalnızca Kıbrıs Cumhuriyetine aittir" şeklinde sıraladı.


Rum kesimi ile İngiltere arasındaki tarihi bağlara da atıfta bulunan Kasulidis, bu bağın anlamlı olduğu durumlardan birinin de, "Kuruluş Antlaşması" olduğunu ifade etti.


Bu antlaşma ile birlikte, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" bağımsız ve egemen bir devlet, aynı zamanda BM üyesi olarak kurulduğunu anlatan Kasulidis, bu antlaşmanın, adadaki tek meşru hükümet olarak, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti" ile hükümetinin uluslar arası statüsünü hukuki anlamda güçlendirmekte olduğunu iddia etti.


Bu antlaşmanın, yalnızca askeri amaçlar olmak üzere, İngiliz üslerini de kapsadığını ifade eden Kasulidis, "Baron Varosi'nin" Lordlar Kamarasında kısa zaman önce yaptığı bir açıklamanın, üslerin yalnızca bu amaçlarla ilgili varlığının yorumlanması konusunda açık olduğunu belirtti.


Kasulidis, İngiltere'nin yalnızca üsler bölgesinde sahip olduğu askeri amaçlı özel hakların, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığını içerisine alan egemenlik haklarıyla ilgili konuları kapsadığını kaydetti.


Dışişleri Bakanlığı'nın, Avam Kamarası'ndaki "İngiliz üsleri ve özellikle doğal gaz konusuyla ilgili olarak üslerin kıyılarının yakınında bulunan kara sularıyla" ilgili soruları ve bunlara verilen yanıtları takip ettiğini söyleyen Kasulidis, İngiliz hükümetinin görüşlerini birçok durumda Rum hükümetinin görüşleriyle uyumlu olduğunu belirtti.


Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin yalnızca askeri amaçlarla kullanılabileceğini yineleyen Kasulidis, Kıbrıs'ın gerek karada, gerek deniz bölgesindeki doğal zenginliğinin, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne ait olduğunu vurguladı.


Kasulidis, üsler bölgesindeki rezervlerle ilgili araştırma yapmalarının gerekmesi halinde, Kuruluş Antlaşması uyarınca bunun sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti" tarafından yapılacağına işaret etti.


Ekonomik kriz konusuna da değinen ve kendilerine "şok tedavisi" dayatıldığını ifade eden Kasulidis, siyasi anlamda hassas bir coğrafik bölgede bulunan "Kıbrıs'ın" batı bölgesinin güvenlik sisteminin parçasını teşkil etiğini ve Barış İçin Ortaklığa katılımlarının, AB ile NATO'nun güvenlik stratejilerinin daha fazla gelişmesine katkıda bulunacağını sözlerine ekledi.


KIBRIS SORUNU İLE ANNAN PLANI


Kasulidis, Kıbrıs konusunda ise, Rum hükümetinin, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde, müzakereler aracılığıyla, mümkün olan en kısa zamanda bir çözüm amaçlamakta olduğunu dile getirdi.


Halkın şu an 1974'tekinden bile daha kötü zamanlar geçirdiğini belirten Kasulidis, bu durumun yeni tur müzakerelere başlamalarına müsaade etmemekte olduğunu ekledi.


Bununla birlikte, yeni tur müzakereler başlamadan önce, iyi bir ön hazırlık yapılması gerektiğine dikkati çeken Kasulidis, bugüne kadar olan "Kıbrıs aidiyetli temelin başarısız olduğunu ve yeni bir temel gerektiğini" ileri sürdü.


Yeni tur müzakerelerin, iki toplum özel temsilcilerin katılımıyla farklı seviyelerde yapılması gerektiğine dikkat çeken Kasulidis, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "yeni başkan ile şu an çözümle ilgili yeni bir fırsat penceresi açılmakta olduğu" söylemlerini de reddetti.


Türkiye hükümetinin net bir şekilde ekonomik durumdan fayda sağlamaya çalıştığını iddia eden Kasulidis, Türklerin görüşlerini benimsemede acele edenlerin, yanlış bir yaklaşım sergilediğini iddia etti.


Bu gibi çabaların, kabul edilemez bir çözüm dayatılması için, var olan niyetleri açığa vurmakta olduğunu ve Rum kesiminin içerisinde bulunduğu zorlukları istismar etmekte olduğunu öne süren Kasulidis, Rumların kaybedecek daha fazla şeyleri olmadığını ve Türkiye ile Türkiye'yi destekleyenlerden, kendilerine anlayış göstermelerini beklediklerini belirtti.


Hiç kimsenin, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in çözümle ilgili siyasi isteğini inkâr etmediğini dile getiren Kasulidis, buna paralel olarak, Anastasiadis de dahil olmak üzere, hiç kimsenin halkın Annan Planı karşısındaki kararını da görmezden gelemeyeceğini sözlerine ekledi.


Fileleftheros gazetesi ise "Doğal Gaz Kıbrıs'ın Malı... Karadaki ve Üslerin Deniz Bölgesindeki Doğal Zenginlik Kıbrıs Cumhuriyeti Tarafından Kullanılacak" başlıklarıyla yayımladığı haberinde, Kasulidis'in Kıbrıs sorunuyla ilgili söylediklerini yansıttı.


Rum kesiminin mümkün olan en kısa zamanda çözüm istediğini dile getiren Kasulidis, bunun için iki şeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Bunlardan birincisinin, iyi bir ön hazırlık olduğunu ifade eden Kasulidis, bunun müzakerelerin yapısının dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi anlamına geldiğini çünkü "Kıbrıs aidiyeti çerçevesindeki müzakerelerin başarısız olduğunu" ileri sürdü.


Kasulidis, ikinci şartın da, iyi bir ortam meydana getirilmesi olduğunu belirtti.


Hazırlığın, iki toplumdan özel temsilcilerin katılımıyla farklı seviyelerde gerçekleşmesi gerektiğine dikkati çeken Kasulidis, daha sonuç getirici olmaları için, müzakerelerde yeni bir yönteme ihtiyaç duyulmakta olduğuna inanç belirtti.


Kasulidis, müzakerelerin genel çerçevesinin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde olmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.


Politis gazetesi ise "Üslerin Kara Sularıyla İlgili İzahatlar" başlıklı haberinde, Kasulidis ile Lidington'un geçtiğimiz gün gerçekleştirdikleri görüşmede, Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin münhasır ekonomik bölge üzerindeki "uzantıları ve komplikasyonlarını" ele aldıklarını yazdı.


Lidington'un Lordlar Kamarası içerisindeki sorulara verdiği yanıtın olumlu unsurlar içerdiğini söyleyen Kasulidis'in, açıklığa kavuşturulması gerekecek bazı olumsuz belirsizlikler içerdiğine de dikkat çektiği kaydedildi.


Gazete, Lidington'un verdiği yanıttan duyulan memnuniyetin, İngiltere'nin üslerin kullanımının yalnızca askeri amaçlarla sınırlı olduğunu yinelemesine odaklanmakta olduğunu yazdı.


Olumsuz olan noktanın ise, İngiltere'nin, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti" de dahil olmak üzere, hiçbir ülkenin MEB ilan etmeye veya üslerin kara sularının içerisine denk gelen deniz bölgelerinden faydalanmaya hakkı olmadığını düşünmesi olduğu ifade edildi.


Gazeteye göre, Kasulidis, bu çerçevede, daha fazla izahat isteyen bazı konuların, diplomatik aşamada daha ayrıntılı bir şekilde inceleneceğine dair bir mutabakat bulunduğunu söyledi.


Türkiye'nin, tek yanlı olarak ilan edilen sözde Rum MEB'indeki doğal zenginliklerden faydalanılması konusundaki faaliyetlerle ilgili "sözlü saldırılarına" da atıfta bulunan Kasulidis, bu faaliyetlerin ülkenin egemenlik haklarının içerisine girdiğini belirtti.


Kasulidis, Rum hükümetinin hakkının ve yükümlülüğünün, bu zenginliği tüm Kıbrıslıların yararına olacak şekilde kullanmak olduğunu sözlerine ekledi.


Gazete "Ekim'den İtibaren" ara başlıklı bir haberinde ise, Kasulidis'in müzakerelerin Ekim ayından itibaren başlayabileceğini söylediğini belirtti.


(İY/FEZ)                            ************************************


 
26 Nisan 2013 Cuma 13:00
Okunma: 596
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)