Ana Sayfa » Kıbrıs » Meclis Genel kuruluna Falyalı damga vurdu.

Meclis Genel kuruluna Falyalı damga vurdu.

Meclis Rüşveti, petrolü ve Falyalı'yı konuştu...

 
 
Meclis Genel kuruluna Falyalı damga vurdu.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Mustafa Yektaoğlu başkanlığında saat 10.40'ta toplandı. 

GENEL KURUL PETROL VE DOĞALGAZ KONUSUNDA YAŞANAN TARTIŞMALARLA BAŞLADI MUHALEFET KKTC İLE TÜRKİYE ARASINDA YAPILAN ANLAŞMADA MECLİS’İN DEVRE DIŞI BIRAKILDIĞINI SAVUNARAK ELEŞTİRDİ

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Mustafa Yektaoğlu başkanlığında saat 10.40’ta toplandı.
Başkanlığın Genel Kurul’a sunuşlar bölümünde, 23 - 25 Ekim tarihlerinde TBMM Dışişleri Komisyonu'ndan bir heyetin KKTC’ye davet edilmesine ilişkin karar genel kurulun bilgisine getirildi ve onaylandı.

Sözkonusu karar onaylanmadan yapılan konuşmalarda, petrol ve doğalgaz konusunda yaşanan gelişmeler gündeme getirildi. Muhalefet; KKTC ile Türkiye arasında imzalanan Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’nın imzalanmasında Meclis’in devre dışı bırakıldığını savunarak eleştirdi.

GENEL KURUL, PETROL VE DOĞALGAZ KONUSUNDA YAŞANAN TARTIŞMALARLA BAŞLADI
MUHALEFET; KKTC İLE TÜRKİYE ARASINDA YAPILAN ANLAŞMADA MECLİS’İN DEVRE DIŞI BIRAKILDIĞINI SAVUNARAK ELEŞTİRDİ

BAŞBAKAN KÜÇÜK: “TABİÎ Kİ ULUSLARARASI ANLAŞMA YAPMAK HÜKÜMETİN VE MECLİS’İN YETKİSİNDEDİR”

“NEW YORK’A GİDİLİRKEN BÖYLE BİR PROTOKOL GÜNDEMDE YOKTU… ANCAK ANİDEN NEW YORK’TA GÜNDEME GELİNCE DIŞİŞLERİ BAKANIMIZLA DEĞERLENDİRDİK. DOĞRU OLMAYACAĞI, PAZARTESİ BAŞBAKAN VE DIŞİŞLERİ BAKANI’NIN KATILIMIYLA İMZALANMASI GEREKTİĞİ ÜZERİNDE DURDUK”
“ANCAK SÜREÇ KISA OLDUĞU İÇİN VE NEW YORK’TAKİ DEĞERLENDİRMELER SONUCUNDA BÖYLE BİR ANLAŞMANIN İMZALANMASI GÜNDEME GELMİŞTİR”

“MECLİS BAŞKANI PARTİ BAŞKANLARIYLA BİRARAYA GELEREK KONUYU ELE ALACAK”

Lefkoşa, 22 Eylül 11 (T.A.K): Başbakan İrsen Küçük, Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Vekili, Meclis Başkanı Hasan Bozer'i arayarak konunun ele alınmasını istediğini, Meclis Başkanı’nın bu çerçevede bugün parti başkanlarıyla biraraya geleceğini bildirdi.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkan Vekili Mustafa Yektaoğlu başkanlığında saat 10.40’ta toplandı.
Başkanlığın Genel Kurul’a sunuşlar bölümünde 23 - 25 Ekim tarihlerinde TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan bir heyetin KKTC’ye davet edilmesine ilişkin karar genel kurulun bilgisine getirildi ve onaylandı.

KITA SAHANLIĞI ANLAŞMASI

Sözkonusu karar onaylanmadan yapılan konuşmalarda, petrol ve doğalgaz konusunda yaşanan gelişmeler gündeme getirildi. Muhalefet; KKTC ile Türkiye arasında imzalanan Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’nın imzalanmasında Meclis’in devre dışı bırakıldığını savunarak eleştirdi.

SOYER

CTP - BG Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, KKTC ile Türkiye arasında imzalanan Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması ile ilgili olarak yaptığı konuşmada bugün hayatının en üzüntülü günlerinden birini yaşayarak Meclis’e geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması imzaladığını ajanslardan öğrendiğini ifade eden Soyer, hükümetin yetkisi dahilinde olan bir meselede atılan metodun doğru olmadığını savundu. Bunun demokratik iradeye uygun olmadığını öne süren Soyer, Rum tarafının yaptığını da doğru bulmadığına dikkati çekti.
Burada Meclis’in devre dışı olduğunu savunan Soyer, uluslararası anlaşma yapma yetkisinin hükümet ve Meclis’in olduğunu kaydetti.

Soyer, bu nedenle bir an önce bu konuda Meclis’in devreye girmesi gerektiğine işaret etti.
Soyer, “Ben varım, varlığıma, kendi irademe sahip çıkarım” demedikten sonra bu konuda başarılı olmanın mümkün olmadığını söyledi.

EMİROĞULLARI

TDP Milletvekili Mustafa Emiroğulları da yaptığı konuşmada, bir uluslararası anlaşma imzalanmasına karşın Meclis’in bundan haberi olmadığını ifade ederek, “Ben kimi temsil ediyorum, nerede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliği” dedi.

Bu kararın belki de taksime yol açacak, Kıbrıs Türkü’nün yok olmasını sağlayacak bir karar olduğunu iddia eden Emiroğulları, bu kararın günlerce Meclis’te tartışılması gerektiğini söyledi.
Bir an önce konunun Meclis’te gündeme getirilmesini ve ayrıntılı bir şekilde tartışılmasını isteyen Emiroğulları “Eğer Kıbrıs Türk halkının temsil yeri burasıyla toplumun geleceğiyle ilgili kararlar burada alınmalıdır. Eğer biz uyduyla yönetileceksek bu Meclis’in hiçbir anlamı kalmaz”  şeklinde konuştu.

YORGANCIOĞLU
CTP - BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu ise, anlaşma sürecine hükümetin dahil edilmemesi yönündeki eleştirilerin haklı olduğunu söyledi.

Rumların attığı adımın yanlış olduğunu ifade eden Yorgancıoğlu, “Rumlara geri adım attırmak için imzalanan anlaşmanın da barış ve çözüme hizmet etmeyeceğini” savundu.

“Bizler bu meclisin iradesine saygılıysak gereklerini yerine getirmek zorundayız. Kıbrıs sorunu için de böyledir, yapılacak uluslararası anlaşmalar için de böyledir. Bunun gereklerini yerine getirmek zorundayız” diyen Yorgancıoğlu, konunun bir an önce Meclis’te tartışılmasını istedi.

Yorgancıoğlu, hükümeti kanun hükmünde kararname uygulamaları nedeniyle de eleştirdi.

ÇAKICI
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı da yaptığı konuşmada, yapılan eleştirilerin haklı olduğunu kaydetti.
“Bu Meclis by pass edilmiştir. Bu ülkenin karar merci burasıdır” diyen Çakıcı, Başbakan’a “10 yıl önce TC ile KKTC arasında petrol ve doğalgaz konusunda bir anlaşma olup olmadığını, varsa ne yapılıp yapılmadığını” sordu.
Kendisinin bilgisine göre böyle bir anlaşmanın var olduğunu ifade eden Çakıcı,  “Öyleyse neden böyle bir anlaşmaya gerek duyuldu? Niye Meclis ve hükümet devre dışıdır? Niye yeni bir anlaşmaya gerek duyulmuştur?  Sayın Başbakan bu sorular konusunda Meclis’e bilgi vermelidir. Bu halimizle demokrasiye demokrasi diyemeyiz” şeklinde konuştu.
Çakıcı, “tüm bunların hükümetin temsiliyetçi yaklaşımının sonucu olduğunu” da ileri sürdü.

KÜÇÜK

Başbakan İrsen Küçük ise eleştirilere verdiği yanıtta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin çok büyük bir yanlış yaptığını, ayrımcılığı körüklediğini söyledi.

“Rumlar icraatlarıyla Kıbrıs’ı hem kuzey güney diye ikiye ayırdılar. Şimdi de denizleri ikiye ayırıyorlar” diyen Başbakan Küçük, bunun doğru bir tutum olmadığını vurguladı.

“Tabiî ki uluslararası anlaşma yapmak, hükümetin ve meclisin yetkisindedir. New York’a gidilirken böyle bir protokol gündemde yoktu. Ancak aniden New York’ta protokol gündeme geldi. Dışişleri Bakanımızla değerlendirdik. Doğru olmayacağı, Pazartesi Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın katılımıyla imzalanması gerektiği üzerinde durduk. Ancak süreç kısa olduğu için ve New York’taki değerlendirmeler sonucunda böyle bir anlaşmanın imzalanması gündeme gelmiştir” diyen Başbakan Küçük, gelişmeler üzerine Meclis Başkanı’nı arayarak konunun ele alınmasını istediğini ve bugün Meclis Başkanı’nın parti başkanlarıyla biraraya geleceğini söyledi.

Gelişmeleri soğukkanlılıkla değerlendirip sonuçlandırmak gerektiğine işaret eden Başbakan Küçük, geçmişte petrol ve doğalgaz konusunda anlaşma imzalandığını, Piri Reis gemisinin bazı araştırmalar yaptığını, arşivlerden gerekli bilgileri verebileceklerini kaydetti.

ÖZGÜRGÜN

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ise yaptığı konuşmada, gündemde önemli bir konu olmadığı için New York’a gitmediğini söyledi.

Rum tarafının petrol ve doğalgaz çalışmalarına 2003’te başladığını ifade ederek, bu konudaki gelişmeler hakkında Meclis’e bilgi veren Dışişleri Bakanı Özgürgün, halen devam eden görüşmelerde de doğal kaynakların kullanma yetkisinin federal hükümete verildiğini, bu çerçevede Rumların adım attığı ilk dönemde KKTC’nin Birleşmiş Milletler’e gerekli şikayetleri yaparak Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının korunacağının bildirildiğini anımsattı.

Yeni dönemde de BM’ye gerekli uyarıları yapmalarına karşın Rumların sondaj çalışmalarına başladığını ifade eden Özgürgün, gerek hükümet gerekse Dışişleri Banklığı olarak bu konuda gerekli girişimleri yaptıklarını vurguladı.

Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’nın Meclis’te onaylanması gerektiğini ifade eden Özgürgün, gelişmelerle ilgili olarak her türlü katkıya hazır olduklarını kaydetti.

ANGOLEMLİ

TDP Milletvekili Hüseyin Angolemli ise yaptığı konuşmada, “Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın daha kimse yapmadan Meclis’e bilgi vermesi gerekmesine rağmen işe tersten girildiğini” söyledi.
“Günlerdir tehdit politikası izlendiğini, uluslararası anlaşma yapma önceliğini garantör ülkelere veren Zürih Anlaşması’na dikkat çekilmediğini” kaydeden Angolemli, dünyanın anlayacağı lisanın uluslararası anlaşmalar olduğunu belirtti.

“Plansız programsız bir geminin içine bindirildik gidiyoruz. Buna Meclis olarak dur demeliyiz” diyen Angolemli, “tehdit politikası”nın ters teptiğini ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın prestijinin arttığını iddia etti.
“New York’ta yapılan anlaşmayla iplerin Meclis’in elinde olmadığının ortaya çıktığını” savunan Angolemli,  ciddi olarak Zürih ve Londra anlaşmalarının incelenerek bir politika belirlenmesini istedi.

Konu hakkında son sözü alan Meclis Başkan Vekili Mustafa Yektaoğlu, konu hakkında yeterince geç kalındığını, bundan sonra nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerinde durulması gerektiğini söyledi.

Konunun 2 yıldır gündemde olduğunu, buna karşın gerekli adımların atılmadığını, Meclis’ten bir karar çıkarılmadığını kaydeden Yektaoğlu, bunun Brüksel’e, İKÖ’ye taşınması gerektiğini ancak yapılamadığını belirtti.
“Meclis; özne olduğunu, alacağı kararlarla ortaya koyabilir. Meclis özne olursa Kıbrıs Türk halkı da özne olur. Biz; bir sabah uyandığımızda başka yerde anlaşma imzalandığını öğrenirsek, nasıl özne olacağız. Buna dikkat etmeliyiz” diyen Yektaoğlu, bir süre önce Meclis’te yaptığı konuşmada, “gelecek olan potansiyel tehlikeleri dile getirdiğini ve bunların hepsinin gerçekleştiğini” kaydetti.
Yektaoğlu, “Egemenlik ulusundur; şahısların değil, Meclis’indir. Yasama egemenliği bu meclisindir. Niye bunlar göz ardı ediliyor” diye sordu.
Rum tarafı ile Yunanistan arasında henüz kıta sahanlığı konusunda bir anlaşma imzalamadığını, bunun da yapılması ile yeni muazzam bir potansiyel tehlikenin daha gündeme geleceğini kaydeden Yektaoğlu, Rum tarafının sadece 12. Parsel’de çalışmaya başladığını, eğer diğer parselde de ihaleler açılması durumunda bu durumun da yeni bir tehlike olacağını, bu gelişmelerin iyi değerlendirilerek diplomatik atağa geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Meclisin özne olduğunu göstermenin zamanının geldiğini kaydeden Yektaoğlu, böyle devam edilmesi durumunda toplum olarak çok daha zor duruma düşüleceğini savundu.

ÇAĞLAR

CTP - BG Milletvekili Mehmet Çağlar da yaptığı konuşmada, egemenlik kayıtsız şartsız ulusunsa Kıbrıs Türk halkının kayıtsız şartsız egemen olması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs sorununun yönetim ve güç paylaşımından kaynaklandığını anlatan Çağlar, Kıbrıslı Türklerin eşit egemen ortak olarak haklarından ve Türkiye’nin de garantörlük haklarından dolayı Rum tarafının attığı adımın kabul edilebilir olmadığını belirtti.

“Meclis’in haberi olmadan bir anlaşma imzalanırsa, Meclis bir tasdik yeri gibi kullanılırsa egemenlik gerçek anlamda tartışma konusu olur” diyen Çağlar, “Cumhurbaşkanı’nın petrol ve doğalgaz konusunda anlaşma yapmasının görüşme sürecinin bir parçası olmadığını, ancak Meclis’in yetkilendirmesi durumunda Cumhurbaşkanı’nın böylesi bir anlaşma yapabileceğini” kaydetti.

Kıta Sahanlığı Anlaşması’nın bir egemenlik meselesi olduğunu, bu konuda yetkili makamın da KKTC Hükümeti ve Meclis olduğunu söyleyen Çağlar, “Böylesi bir anlaşmayı Meclis’in gündemine getirilmeden duymak Kıbrıs Türk halkının egemenliğine yapılan en büyük sorundur ve Meclis’in egemenliğinin tartışılmasına neden olacaktır” dedi.

TAÇOY

UBP Milletvekili Hasan Taçoy ise yaptığı konuşmada, Kıta Sahanlığı Anlaşması’nın artık bir noktaya geldiğini söyledi.

Anlaşma sonrası gerek Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu gerekse Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmalarda, imzalanan anlaşmanın TBMM ve KKTC Meclisi’nde onaylanması gerektiğini söylediklerine işaret eden Taçoy, atılan adımların Kıbrıs Türk halkının haklarının ve egemenliğinin korunması adına atıldığını vurguladı.

Yapılan konuşmaların ardından TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan bir heyetin KKTC’ye davet edilmesine ilişkin karar oybirliğiyle kabul edildi.

Genel Kurul’un gündeminde 8 gündem dışı konuşma bulunuyor.

EMİROĞLULARI TARIM VE HAYVANCILARIN SORUNLARINI MECLİSE TAŞIDI
BAKAN AMCAOĞLU: “BU YIL BİTMEDEN 5 MİLYON LİRALIK YENİ BİR KREDİ PAKETİNİ ÇİFTÇİ VE HAYVANCILARA AÇMAYI PLANLIYORUZ”

Denetleme göreviyle toplanan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda bugün çiftçi ve hayvancıların sorunları da konuşuldu.

TDP Gazimağusa Milletvekili Mustafa Emiroğluları, “tarım ve hayvancılık” konulu gündem dışı konuşmasının başında Vadili Belediyesi’nde 8 yıldır çalışan bir kişinin işten atıldığını kaydederek, Vadili Belediye Başkanı’nı eleştirdi ve zor durumda kalan bu kişinin işe geri alınmasını istedi.

Emiroğluları, Mehmet Levent Karadağ adlı polisin TC Başbakanı Erdoğan’ın geldiği gün tebliğ edilmediği halde yapılan mitinge katılmadı diye ceza alıp maaşından kesinti yapıldığını ve baremimin düşürüldüğünü belirterek, bunu kınadı.

Mahkemedeki dava sonuçlanmadan bu polisin cezalandırılmasını eleştiren Emiroğluları, buna önlem istedi.
Emiroğluları, Süt Kurumu’nun başında işten anlamayan birinin bulunduğunu savundu.
Emiroğluları, Yeşilköylü patates üreticilerinin yaşadığı zorlukları da anlattı. Türkiye’yle 6 yıl önce imzalanan protokolün bugün Meclisin bilgisine getirildiğini ancak Türkiye’nin bu protokole uymadığı için ihracatta zorluklar yaşandığını belirten Emiroğluları, “Ambargoyu kendi kendimize uyguluyoruz diyoruz, işte ispatı” dedi.
TDP Gazimağusa Milletvekili Mustafa Emiroğluları, süt paralarının zamanında ödenmemesinin üreticilerin günlük yaşamını çok zora soktuğunu da anlattı.

“Kalecik santralına baca takılmamasının altında bir şeyler döndüğünü” savunan Emiroğluları, filtresiz bacalardan çıkan gazın bitkilere verdiği zararın boyutunu bilmek istediğini, bu konuda mecliste soru da soracağını belirtti. Emiroğluları, santraldan çıkan dumanların denize verilmesinin gündemde olduğunu ve bunun da denizdeki canlı yaşamını tehdit edeceğini söyledi.

İskele bölgesindeki vatandaşların kullanmadıkları suyun parasın ödediğini belirten Emiroğluları, Türkiye’den gelecek suyla ilgili anlaşmanın iyi hazırlanmasını, aksi halde ödenemeyeceğini ifade etti.

Mustafa Emiroğluları, doğrudan gelir desteği uygulamasının üreticilere yarar sağlamadığını belirtti ve et fiyatlarının yüksekliğine işaret ederek, “Demek ki bu işte bir yanlışlık var” diye konuştu.

Emiroğluları, tarım krediler, fareyle mücadele ve balıkçıların sorunları gibi konular üzerinde de durdu ve üreticilerin karşılaştığı sıkıntıları anlattı.

AMCAOĞLU

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu, göreve geldiğinde 2011 kredilerinin dağıtıldığını ve 270 üreticinin 0 faizli kredilerden yararlandırıldığını söyledi.

Amcaoğlu, bu programın sürmesi için yeni çalışma başlattıklarını; bir kaynak bulduklarını, bütçe tekniğinde çözümleyebilirlerse yıl bitmeden 5 milyon TL’lik yeni kredi paketini çiftçi ve hayvancılara açmayı planladıklarını açıkladı.

Farelerle mücadele için belediyelere ve muhtarlıklara fare zehirleri dağıtıldığını bildiren Bakan Amcaoğlu, 300 bin zehir oluşturulmasının planlandığını ve halen 170 bininin imal edilip dağıtıldığını; 1.5 milyon liralık bir ihaleye de çıkacaklarını duyurdu.

Balon balığı zararları için 36 bin TL’lik ödemenin söz konusu olduğunu ancak bütçe tekniğine uygun olmadığı için ayrı bir kalemden ödeme çalışmasının sürdüğünü bildiren Ali Çetin Amcaoğlu, balıkçılara 400 bin TL’lik başka bir ödeme için de çalıştıklarını ve balon balığı zararıyla birlikte 436 bin TL ödemenin önümüzdeki günlerde yapılacağını söyledi.

Amcaoğlu, balıkçı barınakları için de ödenek bulunduğunu ve çalışma yapıldığını kaydetti.
Geçen yıla ait doğrudan gelir desteğinin bu yıl nisanda ödendiğini, 2011’e ait doğrudan gelir desteğinin de yüzde 25’inin ödendiğini, geri kalanın da ödeneceğini bildiren Amcaoğlu, tüm bunların toplam 25 milyon TL tuttuğunu anlattı.

Amcaoğlu, yıllarca belediye başkanlığı yapan biri olarak su sıkıntısını çok yaşadığını ve sorunu iyi bildiğini kaydederek, bugün ise kaynakların mümkün olduğunda artırılmaya çalışıldığını, arızalar nedeniyle zaman zaman bazı bölgelerde sıkıntılar yaşandığını bildirdi.

Bugün 1300 metreküp su sağlanan kaynağın 4 bin metreküpe çıkarılmaya çalışıldığını, böylece sıkıntının hafifleyeceğini dile getiren Tarım Bakanı Amcaoğlu, parmak patates üretiminde bir kısım tedbirler gerektiğini, yerli üretimin destekleneceğini söyledi. Ülkede patates tüketimi belli olduğu için fazla üretim için tedbir gerektiğini belirten Amcaoğlu, Güney Kıbrıs’ın engellememesi için adını vermediği bir üçüncü ülkeye ihracat yaptıklarını; bu ülkeye daha fazla ihracat yapmayı istediklerini söyledi.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu, atamalar konusuna değinirken, Süt Kurumu’nun başında Emiroğluları’nın dediği gibi biri bulunmadığını ama başka bir kuruma atama yapılabileceğini kaydederek, kurumların iyi yönetilmesi gerektiğini kaydetti. Amcaoğlu, geçmişte KTHY’nin başına bir öğretmen getirildiğini hatırlatarak, “Kurumların başına atamalarda tercihi de bırakın da atamayı yapan yasın” diye konuştu.

CTP MİLLETVEKİLİ ÇAĞLAR, EĞİTİMDEKİ SORUNLARI DİLE GETİRDİ: “ÜLKEDE EĞİTİM ÜRETİM İÇİN YAPILMIYOR… DERS YILI 115 EKSİK ÖĞRETMENLE BAŞLADI”

BAKAN DÜRÜST: “ÖĞRETMEN EKSİKLERİ PAZARTESİ BAŞLAYACAK MÜLAKATLARLA GİDERİLECEK”
“KOLEJLERİN ÖSS BÖLÜMLERİNİ BİR PROGRAM ÇERÇEVESİNDE KAPATACAĞIZ”

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda gündem dışı konuşmalara devam ediliyor.

CTP Milletvekili Mehmet Çağlar , “Eğitim” konusunda Mecliste yaptığı gündem dışı konuşmasının başında CTP Milletvekili Kalyoncu’nun aldığı tehdide dikkati çekerek, insanların ve toplumların can güvenliğinin her şeyden önemli olduğunu, söyledi.

“Güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler, bir gün ikisini de kaybeder” der Abraham. Hatta daha ileri giderek egemenliğini de kaybeder” diyen Çağlar, bu nedenle insan yetiştirmenin çok önemli olduğunu vurguladı.

Bu nedenle eğitim sisteminin çok önemli olduğunu kaydeden Çağlar, ülkedeki eğitimin üretim için yapıldığını söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.
UBP’nin iktidara geldikten sonra ülkedeki toplum bilimcilerin yarattığı 83 kitabı çöpe atarak, başka kitaplar çıkarttığını ifade eden Çağlar, bu kitaplarla “Kıbrıslı Türkler 400 yıllık misafirimizdir” savlarına katkı sağladıklarını ileri sürdü.

Eğitim yılının 115 eksik öğretmenle başladığını, bu sorunun zamanında planlanarak giderilmesi  gerektiğini esas molanın bu olduğunu anlatan Çağlar, bu konuda ne yapılacaksa bir an önce yapılmasını istedi.
Tam Gün Eğitim konusuna da değinen Çağlar, Eğitim Bakanı Dürüst’ün içeriğini açıklamadığı için bu konuda ne murat edildiğini tam olarak anlayamadıklarını belirti.
Çağlar, tam gün eğitimin akademik dersler yanında, ülkenin koşullarına göre diğer etkinlik ve aktivitelerle desteklenmesi ile anlamlı olabileceğini kaydetti.

Tan gün eğitimde murat edilenin 35 saatlik eğitimi 50 saate çıkartmaksa bunun doğru olmadığını belirten Çağlar, “Gerçek ve çağdaş anlamda tam gün eğitime geçilecekse biz yanındayız. Geçeceksek dün geçelim. Yarın değil” dedi.
Tam gün eğitime geçilecekse bu konuda nasıl bir planlama yapıldığını soran Çağlar, ülkede 160’a yakın olduğunu, Bakanın yaptığı açıklamaya göre tam güne geçmek için sadece alt yapıyı hazırlamak için 640 milyon gerektiğini söyledi.

Çağlar “O zaman Türkiye’den alınacak 10 milyon lira katkı ile tam gün eğitime nasıl geçilecek. Sayın Bakan bu konularda bizi aydınlatırsa seviniriz” şeklinde konuştu.
Güzelyurt’ta bir okulun projesine karşılık 57 bin lira ödendiğine ilişkin iddiaları da dile getiren Çağlar bunların doğru olup olmadığının da topluma açıklanmasını istedi.
Atatürk Öğretmen Akademisi sınavlarına da değinen Çağlar, Akademiyi ikincilikle bitiren bir öğrencinin başarısız olmasının çok düşündürücü olduğunu belirtti.

Çağlar konuşmasında, öğrenci taşımacılığı konusunda yaşanan sıkıntıları da gündeme getirdi.
Türkiye’de eğitimde atılan bazı olumlu adımların değerlendirilmesinin doğru olduğunu, ancak müfredatların aynılaştırılmasının doğru bir yaklaşım olamayacağını kaydeden Çağlar,  ülke koşullarına göre insan yetiştirecek bir eğitim sisteminin geliştirilmesinin gerektiğini de dile getirdi.

Çağlar, Seviye Belirleme ve Kolej Sınavları konusunu da gündeme getirerek bu konuda bakanlığın politikasının  ne olduğunu sordu.

BAKAN DÜRÜST

Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst, Çağlar’ın konuşmasına verdiği yanıtta, öğretmen eksikliğinin pazartesinden itibaren yapılacak mülakatlarla giderilmeye başlanacağını söyledi.

Güzelyurt’ta bir okul için bir mimara çizdirilen proje konusundaki iddialara da değinen Dürüst, kendisinden önceki bakan tarafından projenin çizildiğini, kendisinin konuyu Bakanlar Kurulu’na götürdüğünü söyledi
Tam gün eğitim konusunda tüm üniversitelerden görüş aldıklarını, siyasi partilerden de görüşler alıp konuyu olgunlaştırıp daha geniş yelpazede tartışmaya açacaklarını açıklayan Dürüst, toplumsal uzlaşı ile en güzeli yakalamak istediklerini vurguladı.

Kitapların kaldırılması konusuna da değinen Dürüst, kendilerinin yazdırdıkları kitaplarda da 45 tane Kıbrıslı öğretmen görev aldığını, CTP döneminde yazdırılan kitaplara kendilerinin saygı duyduğu gibi, kendilerinin yaptıkları çalışmalara da saygı duyulmasını istedi.

Taşımacılıkta 15 yaş üstü çocukların taşıma ücretlerinin kaldırılması konusuna da değinen Dürüst, bütçe darlığı nedeniyle gündeme gelen bu konuda görüşmelerin devam ettiğini, kendisinin gönlünden geçenin de tüm çocukların taşınmasından yana olduğuna işaret etti.

Bazı okullarda bazı öğretmenler sıfır dersle otururken, bazı okullarda öğretmen eksikliği yaşandığını, ancak söz konusu öğretmenleri başka okullara nakil konusu gündeme geldiğinde sendikaların tepki koyduğunu belirten Eğitim Bakanı Dürüst “Bu ülkede öğretmen eksiği değil, öğretmen fazlası vardır. Bütün öğretmenlerimizin kaç ders yaptığını tek tek dosya haline getirip milletvekillerimizin bilgisine getireceğiz” dedi.
Dürüst, önümüzdeki yıllar içinde kolejlerdeki ÖSS bölümlerini bir program çerçevesinde kapatacaklarını da açıklayarak sözlerini tamamladı.

Mehmet Çağlar’ın yerinden sorduğu soru üzerine, pedagojik formasyonu olmadan öğretmenlik yapan biri varsa derhal durdurulması için kürsüden talimat verdiğini açıkladı.

Bakan Dürüst, tam gün eğitimi pazartesi günü ilk CTP’den başlayarak değerlendirmeye hazır olduklarını ekledi.

KALYONCU: “FALYALI BENİ VE AİLEMİ TEHDİT ETTİ... GÜVENLİĞİMİZ EROĞLU VE KÜÇÜK’ÜN OMUZLARINDA”
KÜÇÜK: “BUNU KİMSENİN TASVİP ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL... ÜZERİME DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIM”

Cumhuriyet Meclisi’nde üçüncü gündem dışı konuşmayı “Hükümetin İcraatları” konusunda CTP-BG Milletvekili Ömer Kalyoncu yaptı.

Geçtiğimiz hafta bir arsa alım satımı konusunda yaptığı konuşma sonrası yaşanan  gelişmelere değinen Kalyoncu, söz konusu araziyi alan kişinin tesis yapmak için başvurduğu zaman  ret cevabı alınca emlakçıya verdiğini ve Başbakan İrsen Küçük’ün Halil Falyalı’nın  teşvikiyle bu arsayı aldığının ortaya çıktığını kaydetti. Kalyoncu “Bu arazinin yolu sokağı yoksa, ekilip biçilemiyorsa niye 100 bin liraya alındı. Sonra da yol açılıp üzerine bir şey yapılacaksa aslında bu yurttaşa kazık atılmıştır” dedi.

Başbakan’ın “kiminle muhatap olacağına dikkat etmesi” gerektiğini kaydeden Kalyoncu, Falyalı’nın Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun devir teslim  töreninde de onur konuğu olduğunu ifade etti.

“Türkiye Başbakanı Erdoğan da KKTC’ye geldiğinde ‘bu ilkede mafya ve çeteler var’ dedi. Bu işin boyutu gittikçe büyüyor”  ifadelerini kullanan Kalyoncu, Falyalı konusunu gündeme getirdiğinin ertesi gün “Senin İstanbul’da çocuğun okur ha..!” diye tehdit telefonu aldığını söyledi. Kalyoncu, içerisinde UBP’lilerin de bulunduğu başka milletvekillerinin da tehdit edildiğini ekledi.

“Benim çocuğuma bir şey olsun, bu adamı hapishaneye koysanız hapishaneyi uçururum. Bu noktadan sonra  benim ailemin sağlığı ve güvenliği Sayın Eroğlu ve Sayın Küçük’ün omuzlarındadır” ifadelerini kullanan Kalyoncu, özetle şunları söyledi:

“İpini çekin ve bağlayın. Bu adam bugüne kadar kaç kişiyi tehdit etmiştir, ne kadar vukuatı vardır. Ben bu memleketin polisinden ve mahkemesinden adalet beklemiyorum. Çünkü bugüne kadar bu konularda gerekli tedbir alınmamıştır. Böylesi bir ülkede yaşadığım için utanıyorum...Açacak bana telefonu da ‘İstanbul’da çocuğun var ha...!’ diyecek... Memleketin resmi budur. Benim bu kürsüden söylediklerim bu memlekette olması ve olmaması gerekenlerdir... Ben İrsen Bey’in dürüstlüğüne inanırım ama oyuna getirilmiştir. İrsen Bey’i bu işlere musallat eden Sayın Eroğlu’dur... Artık çocuklarımın ve ailemin güvenliğinden Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Başbakan Küçük’ü sorumlu tutuyorum...”

Başbakan İrsen Küçük ise yaptığı konuşmada, parti başkanları ile toplantısı nedeniyle  son dakika genel kurula gelebildiğini belirterek, “Doğru bir olay değil. Kimsenin tasvip etmesi mümkün değildir. Üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım” dedi

Başbakan Küçük, “arsa alımında hataya düşmediğini” belirterek, sözlerini tamamladı.

RÜŞVET İDDİALARI VE TARIMDAKİ SORUNLAR TARTIŞILDI

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda, yapılan ilk 2 gündem dışı konuşmada, rüşvet iddiaları ve tarımdaki sorunlar gündeme getirildi.

CTP - BG Milletvekili Sonay Adem yaptığı gündem dışı konuşmada, samimi olarak bir mesele üzerinde konuşulması isteniyorsa buna göre tavır sergilenmesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün sıraladığı mazeretlerin tatmin edici olmadığı, böylesi bir dönemde mutlaka New York’ta bulunması gerektiğini belirten Adem, “Egemenlik Meclis’teyse sağcımız solcumuz egemenliğin gereklerini yerine getireceğiz” dedi.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın, Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a sunduğu raporu “rezalet” olarak nitelendiren Adem, “o zaman sıradan insanlar vali betimlemesi yaptığında kızılmaması gerektiğini” belirtti.

Son dönemlerde çeşitli odaklarda rüşvet konusunun da gündem geldiğini, bu kişilerden bir tanesinin de “Gidip Ankara’ya belgeleri götüreceğim” dediğini ifade eden Adem, “Geldiğimiz noktaya bakar mısınız” dedi.
“Başbakan İrsen Küçük’ün bir isim olduğunu, kendisinin rüşvet işine bulaşacağına imkan vermediğini” kaydeden Adem, ancak Başbakanlığın içinde rüşvet olayları olduğunu, bazı UBP milletvekillerinin bile söylemekte olduğunu” savundu.

Akıllı sayaçlar konusunda da çok tartışmalar yapıldığını, ilgili bakanın sesiz kaldığını kaydeden Adem, “Bunların üzerine ciddiyetle gitmezsek kimse bizi dikkate almaz” şeklinde konuştu.

Cratos Otel’in elektrik borcunun yarısının silinmesine yönelik girişim yapıldığı bilgisi aldığını ifade eden Adem, Başbakan İrsen Küçük’ün bu konuda Meclis’i bilgilendirmesi gerektiğini belirtti.

Başbakan Küçük’ün “Nerden Buldum Yasası”nı çıkaracağını söylediğini, kendilerinin de bu konuda hem fikir olduklarını söyleyen Adem, bu konuda gerekli adımın atılmasını beklediklerini kaydetti.

Bir bakanın şoförü tarafından bir milyon dolar götürülüp Kooperatif Merkez Bankası’na yatırılması iddialarını da yeniden gündeme getiren Adem, “O dönemlerde bilgisayar işlemine geçilmediği için içinden çıkmak zordur” denildiğini anımsattı.

“Bir üst düzey görevlinin kendi evinden zırhlı bir araca 700 bin lira yükleyip bir bankaya yatırdığı” yönünde bir iddia bulunduğunu da kaydeden CTP Milletvekili Adem, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun bu işin üzerine giderek su yüzüne çıkarmasını talep etti. Adem, Merkez Bankası’nın da bu konuda gerekli adımı atmasını istedi.

Adem “Bu adam kim isterse olsun ortaya çıkarılmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

KÜÇÜK

Sonay Adem’i yanıtlayan Başbakan İrsen Küçük, “Nerden Buldun Yasası” ve yolsuzluk ve usulsüzlük konularının üzerine gidilmesi için gerekli çalışmalara başlandığını söyledi.

Başbakanlık çevresindeki iddialarla ilgili olarak yaptığı araştırmada bir şeye rastlamadığını ifade eden Küçük, “Ama her halükarda devletimiz ve ülkemiz için bu konularda önlem almamız şarttır” dedi.

Başbakan İrsen Küçük, Cratos Otel konusuyla ilgili olarak, yerine getirilmeyen bir ihalenin cezasının bağışlanması ile ilgili bir bilgi geldiğini, gerekli evrakları istediğini, bir buçuk milyon TL cezanın söz konusu olduğunu, keyfi kararlarla cezaların bağışlanmasının söz konusu olmadığını açıkladı.

Başbakan Küçük, bir bakanın şoförü tarafından bir milyon dolar götürülüp Kooperatif Merkez Bankası’na yatırılması iddialarını araştırdığını ancak konuyla ilgili bir bulguya rastlanmadığını belirtti.

700 bin liranın zırhlı araçla bir bankaya yatırılması konusunu gazetelerde okuduğunu, hemen Merkez Bankası Başkanı’nı arayarak tespitini yapıp yapamayacaklarını sorduğunu, “Bunu tespit etmelerinin mümkün olmadığı” cevabını alınca Başbakanlık Denetleme Kurulu’na konuyu araştırması konusunda talimat verdiğini, sonuç gelince kamuoyu ile bunun paylaşılacağını vurguladı.

SENNAROĞLU

Meclis’te ikinci gündem dışı konuşmayı “Tarım Dairesi’ndeki sorunlar” konusunda CTP - BG Milletvekili Önder Sennaroğlu yaptı.

Bafra Bölgesi’ndeki deniz suyu arıtma tesisinde arıza olmamasına karşın bir ayı aşkındır bölgedeki çeşmelerden su akmadığını ifade eden Sennaroğlu, bunun sebebinin devletin aldığı parayı ilgili firmaya ödememesinden kaynaklandığını belirtti.
Yedikonuk bölgesinde de su konusunda ciddi sıkıntı bulunduğunu anlatan Sennaroğlu, İskele Belediyesi’nin istihdam ettiği bir personelin İskele Kaymakamlığı’nda çalıştığını savunarak, bu konunun üzerine gidilmesini istedi.

Yeşilyurt bölgesindeki üzüm bağlarından alınan numunelerin % 75 pestisit kalıntısı tespit esildiğini anlatan Sennaroğlu, köye gelen Tarım Bakanı’nın “Tantana yapmayınız sonra asker de bu üzümü almaz” dediğini iddia etti.

Pestisit olayından sonra üzüm kesiminin yasaklanmasına karşın bağlarda hiç üzüm kalmadığını,  limitlerin 30 kat üzerinde pestisit kalıntısı bulunan üzümlerin piyasaya sürüldüğünün iddia edildiğini de ifade eden Sennaroğlu, bu konuda hükümette bir ciddiyetsizliğin söz konusu olduğunu savundu.

Sennaroğlu, “Ülkede bu kadar kanser gökyüzünden gelmiyor, bu şekilde oluyor. Tarladan tüketime kadar tarım ürünlerinin izlenmesi için 2 yıldır hiçbir yasal çalışma yapılmadı, tarla ve arsa dağıtımından başka bir şey yapılmadı” şeklinde konuştu.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da, KKTC ziyareti sırasında “Tarım ve hayvancılık hafife alınmamalıdır” dediğini, buna karşın hükümetin bunu algılayamadığını savunan Sennaroğlu, hükümetin bu tutumunun kendisini hayal kırıklığına uğrattığını söyledi.
Hükümetin Doğrudan Gelir Desteği’nin ortadan kaldırdığını ve “sadaka yardımı”nı gündeme getirdiğini ileri süren Sennaroğlu, patates ve narenciye ürün bedellerinin de halen ödenmediğini savundu.
Sennaroğlu, süt üreticilerinin de ödenmediğini, bu nedenle hayvancıların eyleme gitmeye hazırlandığını öğrendiğini de dile getirdi.
Sennaroğlu, tarımda yaşanan tüm sorunların UBP Hükümeti’nin geçmişte ve bugün izlediği politikalardan kaynaklandığını da ileri sürdü.

AMCAOĞLU

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu eleştirilere verdiği yanıtta, bakanlık olarak ülkede tüketilen gıdanın kesinlikle sağlığa uygunluğu konusunda çok hassas davrandıklarını ve kimseye taviz vermemekte kararlı olduklarını vurguladı.

Bazı üretici sektörlerin bu konuda yalan beyanlarda bulunduğuna işaret eden Amcaoğlu, önce böğrülce konusunda iddialar ortaya atıldığını, ardından üzün konusunda iddialar gündeme getirilerek bakanlığın ayrımcılıkla suçlanmaya çalışıldığına işaret etti Bakan Amcaoğlu, bunun doğru olmadığına, tüketimi engellemekten başka bir şeye yaramadığına, bu nedenle bu konularda çok hassas davranılması gerektiğine dikkat çekti.

Bafra’daki arıtım tesisinde zaman zaman ödemelerde sorun olduğunu, ancak tesisin kapasitesinin 2 bin 300 metre küpe çıkarılarak sorunun giderilmeye çalışıldığını açıklayan Amcaoğlu, ileride 4 bin metre küpe çıkarılması konusunda çalışma başlattıklarını söyledi.

Doğrudan Gelir Desteği’nin kalktığını iddia eden Sennaroğlu’nun diğer taraftan “sadaka ödeneği” verildi diye çelişkili konuştuğunu ifade eden Amcaoğlu, elden gelen imkanlar çerçevesinde üreticiye olan sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını vurguladı.

Doğrudan Gelir Desteği konusundaki eksik ödemenin gelecek ay yapılacağını ifade eden Amcaoğlu, limon bedellerini en kısa sürede ödemeye gayret edeceklerini kaydetti.
Amcaoğlu, bakanlığına bağlı kurumların dimdik ayakta olduğunu ve misyonlarını sürdüreceğini vurgulayarak, “Bundan kimse endişe etmesin” dedi.

Süt ödemelerindeki aksamaları konusuna da değinen Amcaoğlu, kısa süre içerisinde bu sorunun da giderileceğini, devlet ve hükümetin kimsenin hakkını gasp etme gibi bir niyeti olmadığını sözlerine ekledi.
Yeniden söz alan Sennaroğlu, üzümlerdeki pestisit konusundaki iddialarını yineleyerek bu konuda ne gibi bir işlem yapıldığını sordu.

Bu sırada Bakan Amcaoğlu ile Sennaroğlu arasında kısa süreli tartışma yaşandı.
Sennaroğlu, rahatsız olunsa da tarımda yaşanan sorunları Meclis’te gündeme getirmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

ERTUĞRULOĞLU: “DEVLET KURDUK YAŞATIYORUZ DEMEKLE DEVLET OLUNMAZ, GEREKLERİNİN YAPILMASI LAZIM”

“BAŞKANLIK SİSTEMİNİ İÇEREN YENİ BİR ANAYASA YAZALIM, GEREKİRSE DEVLETİN ADINI DA DEĞİŞTİRELİM”

Meclis’in bugünkü birleşiminde “son siyasi gelişmeler” konulu gündem dışı bir konuşma yapan  Demokrasi ve Güven Partisi (DGP) Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, “devletin yıllardır yanlış yönetildiği ve sistemin değiştirilmesi gerektiği” görüşünü yineledi. Ertuğruloğlu, “Başkanlık sistemini içeren yeni bir anayasa yazalım, gerekirse devletin adını da değiştirelim” dedi.

DGP Başkanı olarak ilk kez söz aldığını belirten Ertuğruloğlu, meclis oturumlarının canlı yayından izlenmemesi temennisinde bulunarak, “Ama zannederim izleniyor ve ekranları başında izleyenlerin, meclise, siyasilere ve siyasete güvensizlikleri dibe vurmaktadır” dedi.

Sisteme muhalif bir parti olduklarını ifade eden Ertuğruloğlu, sistemin kaçınılmaz şekilde değişmesi gerektiğini söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türk halkının egemen bir devlet sahibi olmasına sonuna kadar inanan bir kişi olarak, devlet olmanın ‘sadece ben devletim’ demekle olmayacağını bir kez daha vurgulamak isterim. Devletsek devlet olmanın gereklerini yapmamız lazım. Devletsek, devlet sorumluluğu, ciddiyeti, bilinci içinde olmalıyız. Bizim siyasi yapımız bu söylediklerimle yakından uzaktan alakalı değil. Bizim siyasi yapımız bırakın siyasi partiyi tamamen adamcılığa dayalıdır ve kişisel çıkar ilişkileriyle direkt bağlantılıdır” diye konuştu.
Sadece bugünkü siyasi iktidarı suçlamadığını; bu siyasi yapının ta başından böyle olduğunu kaydeden DGP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, hükümetin hükümetçilik, siyasi partilerin siyasi particilik oynadığını; halkla, demokrasiyle alay eden bir yapıda gidildiğini savundu.

Ertuğruloğlu, çok partili demokrasinin kötü olmadığını ama tüketildiğini belirterek, bu gerçeği herkesin fark ettiğini veya edeceğini söyledi.

Ertuğruloğlu şöyle konuştu:

“Bu yapıyla hiçbir meclis birleşimimiz, gerek mevcut milletvekili kadrosu, gerek olası bir seçim sonrası oluşacak yeni 50 kişilik bir meclis asla bu halka ve ülkeye hak ettiği hizmei verebilecek kapasitede olmayacaktır. Çünkü alışılagelmiş yapı sadece particilik ve partizanlık zemininde değil, kişisel çıkar ilişkileri ve beklentileri zemininde gerçekleştiği için insanlarımız susturulmuştur, korkutulmuştur.

Devletin vatandaşa borcunun ödenmediğini, geç ödendiği ama faiz ödemediğini; vatandaşın devlete borçlarına ise gecikme halinde faiz uygulandığını belirten Tahsin Ertuğruloğlu, bu durumu eleştirdi ve bu nedenle vatandaşın devletine soğuduğunu söyledi.

DGP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, “Devlet kurduk yaşatıyoruz” demekle devlet olunamayacağını; gereklerinin insanların siyasi düşüncelerine göre ayrım yapılmaksızın yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Devamlı su verilemeyen bir köyde akıllı sayaç takılacak diye insanların mağdur edildiğini anlatan Ertuğruloğlu, “Aslında sözün bittiği yerdeyiz, sistem tamamen çökmüştür” dedi.

Devletin yıllardır yanlış zihniyetle yönetildiğini ama farklı farklı zamanlarda bunun farkına vardıklarını ifade eden Tahsin Ertuğruloğlu, “Ben kendi adıma söylersem geç fark ettim, özeleştiri yapıyorum. Benden önce fark eden arkadaşları da tebrik ederim. Zaman kaybedecek lüksümüz yoktur” diye konuştu.

Tahsin Ertuğruloğlu, egemenlik konusunun sadece Türkiye söz konusu olunca akla gelmemesi gerektiğini kaydederek, Kıbrıs’ta federasyonu savunanlardan iki egemenliğin nerede olduğunun izahını da duymak istediğini söyledi.

Siyasilerin halka ve ülkeye hizmet için göreve gelmesi gerektiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, yapının çöktüğünün kabulüyle gerekli değişimin yaşanacağını ama zihinlerin de değişmesi gerektiğini kaydetti.
“Kamu Hizmeti Komisyonu’nun siyasileştirilmek istendiğini, hükümetin yanlış yaptığını; komisyonun tamamen Cumhurbaşkanı’nın inisiyatifi altına girme durumunda olduğunu” kaydeden Ertuğruloğlu, iktidarın “çay partisinde istihdam müjdesi vermesini” eleştirdi.

Herkesin müşavirlerden yakındığını ama hükümetin rakamı artıracak eylemlere devam ettiğini; şaibeli ihaleler yapıldığını, yandaş danışmanlık şirketlerinden hizmet alındığını belirten Ertuğruloğlu, hükümetin birçok icraatıyla ilgili eleştiriler yaptı.

Ertuğruloğlu, 20 milyon Euro verilmediği için santralardan çıkan dumanla insanların zehirlendiğini, sınavlarda soruların dışarı sızdırıldığını; Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri arasında beyanat krizi yaşandığını anlattı.
İnsanlarda adalet ve güven duygusunun kalmadığını belirten DGP Genel Başkanı Ertuğruloğlu, gerekirse KKTC’nin adının değiştirilmesini önerdi; şöyle konuştu:

“Başkanlık sistemini içeren yeni bir anayasa yazalım, gerekirse devletin adını da değiştirelim. Ben iddia ederim ki bu devlet tanınma noktasına gelecektir. Belki bir anda BM üyesi olmayacaktır ama TC dışında bir miktar ülkenin de tanıdığı bir devlet olacaktır. Bu KTC ismiyle olmayacaksa Kıbrıs Türk Devleti gibi Annan Planı’ndaki isim olacaksa, yeni bir anayasa ve yeni rejimle, devletin ismi de değişerek, popülizmin önüne geçerek, milletvekillerinin bakan olmayacağı bir sisteme geçelim. O zaman gelin milletvekili sayısını da düşürelim. Tek seçim bölgesi olsun.”


EKENOĞLU: “PETROL DOLUM TESİSİ KÜÇÜK BİR ADA ÜLKESİNDE RANTABL DEĞİL, ADAYI KİRLETİR”

CTP Güzelyurt Milletvekili Fatma Ekenoğlu, küçük bir adada petrol dolum tesislerinin rantabl olmadığını söyledi.
Mecliste son gündem dışı konuşmayı “Lefke’de yapılması düşünülen petrokl dolum tesisleri” konusunda yapan Ekenoğlu, konunun her boyutuyla enine boyuna tartışılması gerektiğini kaydederek Güzelyurt bölgesi için gündemden kalksa da tartışılmasını ve ülke için rantabl olmadığının görülmesini istediğini ifade etti.

Ekenoğlu, petrol dolum tesisinin, adayı kirleteceğini, insan sağlığını olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
Böylesi bir tesisin belli kesimlere sadece rant sağlayacağı görüşünü ifade eden Fatma Ekenoğlu, YAGA’nın eski başkanının böylesi bir tesise olumsuz görüş verdiğini belirtti.

Olası bir yangının tüm adayı yok edebileceğini söyleyen Fatma Ekenoğlu, “Benim bölgem böyle bir tesisten kurtulmuşken ülkenin de bundan kurtulması için, iktidarı ve muhalefetiyle tüm partilerin ve sivil toplum örgütlerinin tartışmasını ve böyle bir yatırımı engellemelerini arzuluyorum” dedi.

Turizmin lokomotif sektör olduğu Ada ülkesinin temiz yatırımlara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ekenoğlu, gözü kapalı bu tür yatırımlara izin verilmemesi için milletvekillerini duyarlılığa çağırdı.

SORULAR YİNE ERTELENDİ

Gündem dışı konuşmaların ardından sorular bölümüne geçildi. Soru sahipleri veya ilgili bakanlar salonda olmadığı için sorular ertelenince meclisin bugünkü toplantısı tamamlandı.

Meclis Genel Kurulu, pazartesi günü yasama görevi için toplanacak.
 
23 Eylül 2011 Cuma 02:15
Okunma: 729
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)