Ana Sayfa » Kıbrıs » Meclisi Genel kurulu Toplandı

Meclisi Genel kurulu Toplandı

Kıbrıs Konusuyla İlgili Genel Görüşme Yapılıyor.

 
 
Meclisi Genel kurulu Toplandı
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugünkü oturumunda, CTP'ye bağlı milletvekillerin sunduğu öneri doğrultusunda, Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşme gerçekleştiriyor.

Onaya ve bilgiye sunuşların ardından başlayan genel görüşmede ilk sözü, CTP Milletvekili Özkan Yorgancıoğlu aldı. Yorgancıoğlu, Başbakan İrsen Küçük'ün Kıbrıs ile ilgili oturumda hazır bulunmamasını eleştirerek başladığı konuşmasında, Türk tarafının müzakerelerle ilgili duruşunu eleştirdi.


Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun göreve gelmesi sonrasında gerçekleşen tüm zirvelerde genel sekreterin taleplerinin yanıtsız bırakıldığını iddia etti. "Kıbrıslı Türkler'in çözüm isteyen taraf algısından, çözüm istemeyen taraf algısına" kaydırıldığını kaydeden Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun, talep gelmeden, meclisi bilgilendirmediğini ileri sürdü.


Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun temsilcisini de eleştiren Yorgancıoğlu, temsilciyi, Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek yerine, başka bir siyasi hareket oluşturmaya çalışmak ve meclise ağır ithamlarda bulunmakla suçladı.


Özkan Yorgancıoğlu, yürütülen müzakere başlıklarına da değinerek, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun "çapraz oy"la ilgili duruşunu eleştirdi. Cumhurbaşkanını süreci oyalamakla suçlayan Yorgancıoğlu, gelinen aşamada, olumsuz sonucun hükümetin ve meclisin devre dışı bırakılmasından kaynaklandığını ileri sürdü. Dışişleri Bakanı ile hükümetin, Kıbrıs müzakerelerinin hiçbir yerinde olmadığını savunan Yorgancıoğlu, görüşmelerin devam etmemesi halinde toplumun, 1 Temmuz sonrasında bedel ödemek durumunda kalacağını iddia etti.


Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne rağmen ekonominin geliştirilmesi gerektiğini ancak Kıbrıs Türkü'nün gelecek umudunun ancak çözüm vizyonunun güçlenmesiyle mümkün olacağını kaydeden Yorgancıoğlu, 1 Temmuz'un ne Kıbrıs Türkü için, ne de Türkiye için milat olduğunu söyledi.


Yorgancıoğlu, bütünlüklü çözüm amaçlı müzakereler yerine güven artırıcı önlemler gibi tedbirleri görüşme girişimlerini de eleştirerek, müzakerelerde elde edilenlerden geri gitmeyecek bir pozisyonun şart olduğunu savundu.


Müzakere sürecinin bundan sonra meclis tarafından devralınması gerektiğini ileri süren Yorgancıoğlu,  Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla ilgili duruş konusunda da derhal geri adım atılması gerektiğini iddia etti. Yorgancıoğlu, "Hükümet, kendi insanının önünü kesen, bloke eden uygulamalardan vazgeçmeli" dedi.


ÇAKICI


TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı da konuşmasında, hükümete, Kıbrıs konusunda bir vizyonu olup olmadığını sordu. Çakıcı, muhalefeti de, Kıbrıs sorunu gibi bu önemli birleşime ilgi göstermemekle suçladı.


Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun yaptığı görüşmelerle ilgili aylardır partilere bilgi vermediğini söyleyen Çakıcı, "Eskiden bir önceki cumhurbaşkanını az bilgi vermekle suçlardı. Şimdi kendisi cumhurbaşkanı oldu, festivalden festivale koşar, Kıbrıs konusunda bilgi vermez" dedi.


Özel temsilcilik görevinde olan kişinin, "toparlanıyoruz" diyerek başka bir siyasal oluşumla uğraştığını ve görüşme heyetinin dağıldığını savunan Çakıcı, "Yeni bir görüşmeciye, yeni bir motivasyona ihtiyaç var. Görüşme heyeti Kıbrıs sorununun bittiği kanısına kapıldı" şeklinde devam etti.


Çakıcı, Rum Lider Dimitris Hristofyas'ı, Kıbrıs tarihinin en büyük fiyaskolarından biri olarak niteleyerek, "ucuz politik anlayış" sahibi olmakla suçladığı Rum liderin, Kıbrıs tarihine başarısız sol bir siyasi lider olarak geçtiğini söyledi.


"Türk tarafının, en önemli uzlaşmazlık noktalarından biri olan Çapraz Oy konusundaki duruşunu" eleştiren Çakıcı, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nu, kabul etmeyeceğini söylediği "Çapraz Oy"u, 2 yıl sonra, uluslararası konferans olması halinde kabul edeceğini açıklamasının, Kıbrıs Türkü'ne 2 yıl kaybettirdiğini iddia etti.


Çakıcı, müzakerelerin, inanmayan ve samimi olmayan kişilerce yürütülmesinin, Kıbrıs Türkü'ne zaman kaybettirdiğini ve uluslararası alanda itibarının zedelenmesine neden olduğunu savundu.


Mehmet Çakıcı, adada bir çözüm bulunmadığı sürece, belli ekonomik gelişmeler yaşansa da mevcut statükonun devam edeceğini, çözüme ulaşılması durumunda ise 1 Ocak 2026'daki dönem başkanının Kıbrıs Türkleri olabileceğini belirtti. Başka ülkelerdeki uygulamaların Kıbrıs'a model olamayacağını kaydeden Çakıcı, statünün ya bu haliyle devam edeceğini, ya da çözümle sona ereceğini söyledi.


Mülkiyet konusunda "takas, tazminat ve iadenin" söz konusu olduğu bu aşamada Türkiye'nin Maraş'ı iade etmeye hazırlandığını savunan Çakıcı, Maraş'ın, bütünlüklü çözüm öncesinde açılmasını da olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini belirtti.


Çakıcı, Türk tarafının, geç kalarak da olsa, Çapraz Oyu kabul eder noktaya geldiğini belirterek, temsilcinin ve "Cumhurbaşkanı'nın başarısız olduğunu ve müzakere heyetinin dağıldığını" ancak görüşme sürecinin yeniden başlamasının kaçınılmaz olduğunu savundu.

DENKTAŞ: "SÜRECİN SONUNA GELİNDİĞİ BUGÜNLERDE HALKA NE İSTEDİĞİNİN REFERANDUMLA SORULMASI GEREKİR"


AVCI: "PROAKTİF DEĞİL, REAKTİF POLİTİKA YÜRÜTÜLÜYOR"


DP Milletvekili Serdar Denktaş, bir sürecin daha sonuna gelindiği, ancak sonuç alınamadığına işaret ederek, halka, ne istediğinin referandumla sorulması gerektiğini söyledi.


Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nun Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, müzakere sürecinin tarihsel geçmişine işaret ederek, Rum tarafının, BM'nin Kıbrıs Türklerinin öldürülmemesi için 1964'de verdiği Kıbrıs Cumhuriyeti haklarını, tek taraflı kullandığını savundu.


Kıbrıs Türk halkının iç sıkıntılardan bunalmışlıkla Annan Planı'na yüzde 64 onay verdiğini anımsatan Denktaş, "Bize dünyayı vadedenler, Rum tarafı hayır derse, AB'den izole edileceklerini söyleyenlerden hiçbiri ortada yok. Ama biz buradayız. Tüm bu yaşananlara rağmen bu ülkede sağ-sol bir araya gelip bu işten sonuç alamamamızın sorumlusu Rum tarafında tek yanlı temsiliyet hakkı veren BM'dir diyemiyor" dedi.


Denktaş, sürecin sonuna gelindiği bugünlerde, halka, ne istediğinin referandumla sorulması gerektiğini söyledi. Müzakere masasının terk edilmesi halinde dünyanın Kıbrıs Türkü'ne kızacağı yönündeki söylemlere değinen Denktaş, esas kızması gerekenin, yalnızlık içinde yaşamak zorunda kalan Kıbrıs Türkü olduğunu belirtti.


Serdar Denktaş, zorlanarak yapılan bir çözümün asla sürdürülemeyeceğine işaret ederken, belirsizliğin ortadan kalkması için masadan kalkılması gerektiğini savundu.


Kıbrıs Türkü'ne söz verilen, doğrudan ticaret ve benzeri sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediğine işaret eden Denktaş, gelinen aşamada Kuzey Kıbrıs'ın AB Gümrük Birliği içine alınmasının şart olduğunu söyledi. Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün de kendi ev ödevini yapması ve "çözümsüzlük ile izolasyon" perdesinin arkasına daha fazla saklanmamak gerektiğini belirtti.


Denktaş, atılacak her adımın mecliste tartışılması gerektiğini söyledi. Maraş'ın açılması konusuna da değinen Denktaş, Maraş'ın, Türk yönetimi kontrolünde açılmasına karşı olmadıklarını, ancak bunun nasıl ve ne şekilde yapılacağının önemli olduğunu söyledi.


Toprak konusunda tavizin kaçınılmaz olduğunu ve global tazminin çözüm olabileceğini kaydeden Denktaş, Türk tarafının, gelinen aşamada kendini suçlamaması ve karşı tarafın istemediği çözüm için ısrar etmemesi gerektiğini belirtti.


AVCI


ÖRP  Genel Başkanı Turgay Avcı, Kıbrıs sorununun sadece Kıbrıs Türkü'nü ilgilendirmediğini, tüm dünyanın parmağının burada olduğunu belirtti.


Avcı, 44 yıldır devam eden müzakere tarihinin en kapsamlı anlaşması kabul edilen Annan Planı'nın, 2004 yılında iki halkın referandumuna sunulmasında, Kıbrıs Türk halkının dünyaya en net mesajı verdiğini söyledi.


AB'nin referandum öncesinde verdiği vaatlerin, Rum tarafının baskısı sonucunda yerine getirilemediğine işaret eden Avcı, son dönemlerde İngiliz parlamenterin KKTC'yi ziyaretinin büyük önem taşıdığını belirtti.


Avcı, Kıbrıs konusunda, pro-aktif değil, reaktif politika yürütüldüğünü ileri sürdü. 1 Temmuz'da ortaya çıkacak sonuçlar konusundan nasıl bir davranış sergileneceği konusunda henüz bir tavır geliştirilmediğini kaydeden Avcı, Türkiye'de ve Avrupa'da temaslarda bulunan özel temsilcinin kimlerle ne görüştüğü konusunda bilgi sahibi olmamaktan rahatsızlık duyduğunu söyledi.


Tugay Avcı, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun özel temsilcisinin yeni bir oluşum içinde yer almasını da eleştirerek, bu oluşumda Dışişleri Bakanlığı personelinden olup, müzakere heyetinde yer alan kişilerin de isminin anılmasının doğru olmadığını savundu.


Rum tarafını çözüm için zorlayacak güçlü bir ekonomi, çok yoğun bir dış temasın şart olduğunu kaydeden Avcı, ülkede de devletin varlığının hissettirilmesi ve yatırımın teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.


SOYER: "CUMHURBAŞKANINI 1 TEMMUZDAN SONRA DA GÖRÜŞMELERİ DEVAM ETMEYE ÇAĞIRIRIM..."


ANGOLEMLİ: "CUMHURBAŞKANI EROĞLU'NUN GÖRÜŞMELERİ KESME YETKİSİ YOKTUR...MECLİS, GEREKİRSE OTURUR GÖRÜŞMECİYİ DEĞİŞTİRİR..."


Başbakan İrsen Küçük, Meclis Genel Kurulu'nun Kıbrıs konusuyla ilgili genel görüşmede yaptığı konuşmada, eleştirileri yanıtladı.


Başbakan Küçük, güçlü ekonominin herkesin arzusu olduğunu ancak mevcut durumun da çok fazla kötü görülmemesi gerektiğini söyledi. Küçük, çözüm olması halinde ekonominin dünyaya ayak uyduramayacağı görüşüne katılmadığını belirtti.


Rum Başpiskopos'un Rum Yönetimi Lideri Dimtris Hristofyas'ı suçladığı açıklamaları hatırlatan Küçük,  uzun yıllardır süren görüşmelerdeki başarısızlığın faturasının her zaman görüşmecilere çıkarıldığını ifade ederek, bir süre önce bir toplantıda görüştüğü iki Rum'dan da benzer bir tutum gözlemlediğini söyledi.


Küçük, Kıbrıs sorununda bazı yeni politikaların geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünü ifade ederek, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun da katılımıyla Meclis'te "belki kapalı bir oturumda" sorunun tüm yönleriyle görüşülmesinde yarar olduğunu belirtti.


İrsen Küçük, görüşmelerin devam edip etmemesi konusu üzerinde de durarak, gelinen aşamada Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'ın aday olmadığı bir ortamda görüşmelerin devam etmesiyle bir yere gidilemeyeceğini belirtti.


Küçük, parti olarak görüşmelerin durmasını benimsemediklerini, liderler arasında olmasa da bir şekilde görüşmelerin devam etmesi gerektiğini anlatarak, liderler düzeyinde olmaması nedeniyle devam edecek görüşmelerin BM kararları doğrultusunda olacağını ancak farklı bir zeminden bahsetmek gerektiğini kaydetti.


Başbakan İrsen Küçük, Cumhurbaşkanlığı'ndaki görüşmeci heyetinden birinin ayrılmasının heyetin tümümün ortadan kalktığı anlamına gelemediğini, gelemeyeceğini anlatarak, çapraz oyun neredeyse Kıbrıs sorununun kalbi olarak getirilmek istenmesini eleştirdi.


Küçük, Kıbrıs sorununun çapraz oy etrafına toparlanması, çapraz oy olmayacaksa sorunun çözümünde ilerleme olmayacak görüşüne katılmadığını vurgulayarak, kendisinin ta başından çapraz oya karşı çıktığını söyledi.


Başbakan Küçük, pasaport konusuna değinerek, Kıbrıs (Rum) Pasaportunun seyahat rahatlığı ve özellikle üniversite eğitiminde sağladığı rahatlık nedeniyle bir çok insanın bu pasaporta sahip olduğunu anlattı.


Küçük, Avrupa Birliği (AB)'den pasaport konusunda beklentisinin, Kuzey Kıbrıs'ı, Güney'e muhtaç etmeyecek bir çözüm bulunması olduğunu anlattı.


SOYER


CTP/BG Gazimağusa milletvekili Ferdi Sabit Soyer ise, Kıbrıs konulu genel görüşmede yaptığı konuşmada, pek çok konuyu konuşur gibi yapıp aslında konuşulmadığını söyledi.


Soyer, genellikle tartışmaların mutlak doğru ve mutlak yanlış çerçevesinde tartışıldığı için tartışılır gibi yapılıp yine hiçbir şeyin tartışılmadığı görüşünü yineleyerek, bugünkü görüşmede de benzer bir sonuç ortaya çıktığını anlattı.


Soyer, Meclis'in Kıbrıs konusunda genel görüşme kararı aldığı bu günlerde bile bu konuyla ilgili olarak herhangi bir hazırlık olmadığını, bu nedenle konunun yine tartışılma yerine tartışır gibi yapılmaya devam ettiğini söyledi.


Soyer, görüşme sürecinde, yürütmeyle ilgili her konuda anlaşıldığını ancak Meclis'te bugün yapılan konuşmalarda ilerleme olmadığını söylediğine işaret ederek, yürütmenin görüşmelerde anlaşılıp anlaşılmadığı konularında resmi bir yazının milletvekillerine verilmesi gerektiğini anlattı.


Kıbrıs sorununun çözülmememsinden kaynaklanan zorlukların ortada olduğunu, Rum egemenlerin çözüm istememesi duruşunu gerekçe göstererek, "ne yapalım çözüm olmaz" denilemeyeceğini anlatan Soyer, bu nedenle çözüm bulunması gerektiğini söyledi.


Soyer, Kıbrıs'ın stratejik konumu nedeniyle uluslararası da bir sorun olduğunu ve tarihte ilk kez BM'nin beş daimi üyesinin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ortaklaştığını, buna Türkiye ve Yunanistan'ın da eklendiğini ancak, beş daimi üye arasında Irak müdahalesi nedeniyle sağlanan konsensüsün bozulduğunu, bu nedenle referandum sonrası Annan tarafından hazırlanan raporun, BM Genel Kurulu'nda görüşülüp karara bağlanmadığını anlattı.


Ferdi Sabit Soyer, AB'de Lizbon Anlaşmasından sonra ilk kez Birliğin ortak dış politika ve savunma  politikasıyla ilgili toplantısının 1 Temmuz'dan sonra Güney Kıbrıs'ta yapılacağını anlatarak, bunun  anlamının iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


Soyer, AB'nin ortak dış politika ve savunma toplantısının Güney'de yapılmasının önemli olduğunu vurgulayarak, önemli değişiklikler geçirecek böyle bir sürecin dışında kalınmasının kabul edilemez olduğunu anlattı.


Kıbrıs Türk halkının bu süreçte olmamasını doğru bulmadığını ifade ederek toptan retçi bir yaklaşım içinde olunmasını eleştiren Soyer, Dışişleri Bakanlığına "bu konuda ne yaptığı" sorusunu yöneltti.


Soyer, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir realite olduğu; 1963'de işgal edildiğinin de bir realite olduğunu, bu nedenle yapılması gerekenin, bu realiteden  hareketle politika üretmek olduğunu söyledi.


Ferdi Sabit Soyer, etnik kimlik ve dini ayrılıklardan kaynaklanan sorunların dünyada önemli trajedilere neden olduğunu anlatarak, Kıbrıs'ta etnik kimliğe dayalı ayrılık istenip istenmeyeceği sorusunu sordu.


Soyer, bir süre önce bir patlama nedeniyle dönemin Rum Milli Muhafız Ordusu'nun başındaki Yunanlı generalin yargılanmak üzere Kıbrıs Mahkemeleri tarafından istenmesine, Yunan Mahkemesi'nin verdiği yanıtı, herkesin dikkatle incelemesini istedi.


Soyer, Yunan Mahkemesi'nin Kıbrıs Mahkemesi'nin Yunanlı generali yargılanmak üzere iadesi talebine "Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş anlaşmasıyla Garanti ve İttifak Anlaşması mucibince Kıbrıs'ta görev yapan hiçbir Türk ve Yunun subayının Kıbrıs Mahkemelerinde yargılanamayacağı" kuralına dayanarak istemi ret ettiğini anlattı.


Garanti ve ittifak anlaşmasının değiştirilmesini en fazla isteyenlerin Yunanistan ve Rum Yönetimi olduğunu hatırlatarak, yine de bu değişene kadar yasal realiteye uyarak böyle bir karar alabildiğini anlatan Soyer, çözümün 1964 realitesini değiştirmek olduğunu söyledi.


Soyer, 1964 statükosunun değiştirilmesinin ise 1974'ün yarattığı statükoyu savunmakla mümkün olmadığını ifade ederek, yapılması gerekenin Kıbrıs Cumhuriyeti realitesinden hareket edilmesi olduğunu kaydetti.


Soyer, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün'ün Kıbrıs sorununda B planı olduğunu söylediğini ancak bunun ne olduğunu bir türlü açıklamamasını eleştirdi.


Soyer, Hristofyas'ın, Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik görüşmeleri 2013'e bırakmayı istediğini ve başarılı olduğunu belirterek, Türk tarafının New York'ta "iç konular tamamen bitmeden dörtlü uluslararası konferans çözülemez" kararına karşı çıkılmaması nedeniyle, bugün, dörtlü uluslararası konferansın çağırılamayacağını ileri sürdü.


Soyer, Kıbrıs Türk tarafının özlü görüşmelerden çekilmemesi gerektiğini anlatarak, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'na 1 Temmuz'dan sonra da görüşmelere devam etme çağırısı yaptı.


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun her koşulda Cumhuriyet Meclisi'ne gelerek, buradaki tartışmaları izlemesi gerektiğine işaret ederek, en yüce yerin Meclis olduğunu yineledi.


ANGOLEMLİ 


TDP Gazimağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, "Maraş'ın çözümden önce sahiplerine verileceğine yönelik anlaşma olduğunu, bu nedenle orada Türk Silahlı Kuvvetleri ile mücahitlerin söz sahibi olamadığını, olamayacağını" söyledi.


Angolemli, "Maraş konusunda yeni açılımlar olduğunu ve çözümün bir parçası değil de öncesinde halledileceğine" işaret ederken, "Cumhurbaşkanı Eroğlu Maraş konusunu değerlendirmeye hazır olduğunu söyledi ancak, Meclis'ten bir karar alınmadı" dedi.


Güney Kıbrıs'ta kurulan Ulusal Konsey'in bir benzerinin KKTC'de de olması gerektiğine işaret eden Angolemli, dünyanın o nedenle KKTC'yi değersiz gördüğünü ileri sürdü.


Angolemli, bu nedenle KKTC'nin Türkiye'nin alt yönetimi olduğunun söylendiğini ifade ederek, söylediği her şeyi BM Güvenlik Konseyi'ne kabul ettirdiği için Rum Yönetimi Lideri Hristofyas'ın başarılı olduğunu ileri sürdü.


Angolemli, Başbakan İrsen Küçük'ün Kıbrıs konusunda kapalı bir oturum yapılarak görüşmelere dair karar üretme düşüncesinin anlamlı olduğunu, Küçük'ün bu konuda geri adım atmamasını istedi.


Hüseyin Angolemli, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun kimden yetki alarak 1 Temmuz'dan sonra görüşme sürecini keseceğini açıklayabildiği sorusunu yönelterek, Meclis'in isterse görüşmeciyi değiştirebileceğini, görüşmecinin görüşmeleri kesme yetkisi olmadığını söyledi.


Angolemli, Türkiye ile AB arasında 1994'de gümrük birliği karşılığında Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nin AB üyeliği sürecinin başlatılması; bunu Türkiye'nin Helsinki'de AB üyeliği onaylanırken Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ne çözüm olmasa da AB'ye üye olma kararının Türkiye tarafından kabul edildiğini hatırlattı.


Hüseyin Angolemli, Genel Kurul salonunda kimsenin olmamasının üzüntü verici olduğunu anlatarak, eskiden Kıbrıs konusu görüşülürken tüm bakan ve milletvekillerinin genel kurulda olduğunu bugün ise böyle bir şeyin söz konusu olmamasını eleştirdi.


Angolemli, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun kendisine görüşme yetkisi verenin Cumhuriyet Meclisi olduğunu bilmesinin gerekliliği üzerinde durarak, Hükümet'in de 1960 haklarından feragat edip etmediği konusunda karar vermesi gerektiğini söyledi.


(FEZ-HY/ÖK)
TAK


 
7 Haziran 2012 Perşembe 08:56
Okunma: 704
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)