Ana Sayfa » Kıbrıs » Meclis'te İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması görüşülüyor

Meclis'te İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması görüşülüyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı'nın görüşülmesi devam ediyor.

 
 
Meclis'te İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması görüşülüyor

 (T.A.K): 

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu,  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı ile Hukuk Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesi’nin tasarıya ilişkin raporunu görüşmeye başladı.

Tasarıyla ilgili ilk söz alan Meclis Başkanı Sibel Siber, Türkiye ve KKTC arasında imzalanan ekonomik ve mali işbirliği protokolünden örnekler vererek, kimseyi eleştirmek istemediğini ancak kurumsallaşmanın önemini dile getirmek istediğini belirtti.

Kurumsallaşmayan devletin otoritesinin sarsıldığını ifade eden Siber, 2003'ten bugüne Türkiye ile imzalanan mali ve ekonomik protokollerin içeriklerinden örnekler verdi.

Teamülün 2003'ten bu yana devam ettiğini ve her 3 yılda bir protokollerin onaya değil, bilgiye sunulduğunu dile getiren Siber, bunun, bugün hala tartışma konusu olmasının nedeninin ise kurumsallaşma eksikliği olduğunu söyledi.

İnsan kaynaklarının harcandığını ve müşavirler ordusu yaratıldığını kaydeden Siber, kendi başbakanlığı dönemindeki protokolün de önceki hükümet tarafından imzalandığını hatırlattı.

Her kurumda hukukçuların olması gerektiğini ifade eden Siber, bu konuşmayı koordinasyon ofisiyle ilgili soru işaretlerinin ortadan kalkması için yaptığını belirtti.

Koordinasyon ofisiyle ilgili uluslararası anlaşmanın 5 yıllık bir süreyi kapsadığını ve bunun TBMM'de de görüşüldüğünü söyleyen Siber, sürecin geçmişini anlattı.

5 yıllık uygulamayla ilgili 1 yıllık anlaşma yapmanın Başsavcılık tarafından da değerlendirildiğini ve uygun bulunmadığını kaydeden Siber, bu konuda daha fazla geç kalmadan meclisin ortak irade göstermesi gerektiğini belirtti.

Siber, bunun sadece koordinasyon ofisi ile ilgili olmadığını, meclise saygı ve itibarın önemli olduğunu, bunun da sadece Meclis Başkanı'nın çabasıyla sağlanamayacağını kaydetti.

Sibel Siber, Meclis çatısı altında herkesin öfke kontrolü yapabilmesi ve kendi kurumlarına saygı göstermesi gerektiğini dile getirdi. Siber, İngiliz İşçi Partisi milletvekili Jo Cox'un öldürülmesini de kınadı.

ÖZGÜR

CTP Milletvekili Birikim Özgür de konuşmasında, konunun artık bütünlüklü bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

2006 yılında sonra bütün dünyayı saran ekonomik krize değinen Özgür, siyasetin de buna göre yeniden şekillendiğini, maliye politikasının yönünün değiştiğini ve geleneksel siyasetin değiştiğini kaydetti.

Ülkede de bu yönde değişikliklerin gündeme geldiğini ifade eden Özgür, ancak bu mesajların anlaşılmak istenmediğini vurguladı.

Türkiye ile yapılan ekonomik protokolün ekinde yer alan yapısal dönüşüm programında, federal çözüme atıfta bulunulduğunu ifade eden Özgür, federal çözümün hızlandırılmasına yönelik planlamalar bulunduğunu kaydetti.

Özgür, karanlığa kurşun sıkarak siyaset yapılması döneminin sona erdirilmesi gerektiğini savunarak,  herkesin kendi siyasi çizgisiyle yapısal değişim programını değerlendirmesini istedi.

Program hazırlanırken, CTP’nin çizgisini aşmadan yapılması için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını vurgulayan Özgür, ekonomik protokol konusunda, yeni hükümetin makro ekonomik hedeflerden toplumu uzaklaştırdığını savundu.

Protokol sayesinde sağlanacak hibe ve kredilerin halk için çok önemli olduğunu kaydetti.

Mali krizin aşılması için ciddi çaba gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken Özgür, ekonomiyi büyütmek adına yapılması gerekenleri özetledi.

Maliye Bakanı Serdar Dektaş’a çok önemli görevler düştüğünü ifade eden Özgür, yapılması gereken en önemli faaliyetlerden birinin, borç ödeme programı çıkarılması olduğunu kaydetti.

Özgür, hükümetin borç ödeme programı olmamasını ve ödemelerin borçlanma metodu ile yapılmasını eleştirdi.

2015 sonu itibarıyla borç oranlarını açıklayan Özgür, kendi bakanlığı döneminde hiçbir borçlanmaya imza atmadığını, hükümetin de bir an önce borç ödeme programı yapması gerektiğini kaydetti.

Şimdiki yapıda bazı bakanların komiteye giderek, ek bütçe pazarlığı yaptığını savunan Özgür, “Maliye de bunlarla cebelleşmek durumunda kalıyor” diye konuştu.

3 yıllık bütçeye geçişle daha planlı bir döneme geçileceğini söyleyen Özgür, böylece kaynakların çok daha etkin ve verimli şekilde kullanılabileceğini dile getirdi.

“Haysiyet meselesi üzerinde biraz daha durmak istiyorum çünkü mali yönden hedeflerden uzaklaştıkça toplumsa haysiyetle de oynuyorsunuz”  diyen Özgür, hükümetin nasıl olur da mali hedeflere tezat yasaları Meclis’e gönderdiğini sordu.

Hükümetin büyük bir yanılgı içerisinde olduğunu savunan Özgür, Türkiye ile olan ilişkilerin rayına oturmamasının bu çelişkilerle ilgili olduğunu ifade etti.

Birikim Özgür, “2 günlük müdür” tartışmalarına da değinerek, bu atamayla, ilgili kişinin emekli maaş ve ikramiyesinin yükseltildiğini savundu.

Gerek ek mesailer gibi konular başta olmak üzere programda yer alan hedeflere bağlı kalınmaya çalışılmasının önemli olduğunu söyleyen Özgür, en düşük sandık prim oranında çalışanları buluşturmaya çalışmanın kötü sonuçlar doğuracağını iddia etti.

Maliye politikasında giderleri kontrol altına almaktan daha önemlisinin gelirleri artırmak olduğunu ifade eden Özgür, bütçe hedeflerine ulaşmak için kemer sıkmak yerine ekonomiyi büyütmek ve dolaysız vergileri artıracak önemler alınması gerektiğini söyledi.

Görevi devraldıklarında yerel gelirlerin giderleri karşılama oranının yüzde 84’lerde olduğunu ve bunu 3 yılda yüzde 90’lara çıkardıklarını ifade eden Özgür, 3 yıl sonunda bu oranı yüzde 95’e çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Bu oranı yükseltmenin kayıt dışılıkla mücadele, e-maliye projesi, vadesiz geçmiş kamu alacakları konusundaki projenin hayata geçmesi gibi adımların atılmasını gerektirdiğini anlatan Özgür, “Hükümette programın uygulanması konusunda bir lakaytlık sezinliyorum. Milletvekillerinden, bazı reformların seçimden sonraya kalır yönünde söylemler duyunca programdaki takvimin ciddiye alınmadığı kanısına kapıldım” dedi.

“İmzaladık ama takvime uymasak da olur yaklaşımı lakayıt bir yaklaşımdır” diyen Özgür, bu hedeflere ulaşılmasını sağlamanın hükümetin boynunun borcu olduğunu, kendilerinin de muhalefet olarak bunu takip edeceklerini ifade etti.

Programda sözleşme birimi kurulması konusuna da yer verildiğini anlatan Özgür, Ercan Havalimanı konusunda yaşanan sorunlar gibi sorunların yaşanmaması için bunun önemli olduğunu dile getirdi.

Suyla ilgili yaşanan sürecin yerel yönetimler reformunun hayata geçirilmesi bakımından bir fırsat olduğunu kaydeden Özgür, böylece mali sürdürülebilirliğin sağlanabileceğini dile getirdi.

Borç batağındaki belediyelerin anlaşmamaları durumunda ödeneklerinden bu paranın kesileceğini anımsatan Özgür, ülkeyi büyük bir kaosun beklediğini, sürecin belediyeleri batırmadan sonlandırılması gerektiğini söyledi.

Özgür şöyle devam etti:

“Hükümet takvime göre hareket ederse, biz sürece katkımızı esirgemeyeceğiz. Ancak üçlü kararnameyle ilgili hususun programda ne şekilde yer aldığını hatırlatmak isterim. Programda siyasi atamaların sayısının birçok ülkeden fazla olduğundan dem vurulmakta. Ama hükümet, iki günlük müdür vakası, eşinin müşavir olduğu görev yerinde görevlendirilmiş yeni müdür gibi konulara imza atmıştır”

Protokolde ön görülen hedeflere odaklanılmasının önemli olduğunu söyleyen Özgür, geçirilmesi gereken yasalar için ek finansman ihtiyacı oluşacağını kaydetti.

“Finansman açığını Türkiye kapatacak” anlayışının doğru olmadığını söyleyen Özgür, Türkiye’nin 27 Mayıs’ta atılan imzalar çerçevesinde kaynak sağlayacağını ama ilave ihtiyaçlar için yapılan taleplerin her zaman olumlu sonuçlanmayabileceğini dile getirdi.

Sosyal güvenlik sistemiyle ilgili, emeklilik yaşı konusunda tartışmalar yaşanacağının açık olduğunu söyleyen Özgür, hükümetin emeklilik yaşını bir dayatmayla mı yükselteceğini, yoksa sendikalarla istişare etme yolunu mu seçeceğini merak ettiklerini söyledi.

Programda finans sektörü ve reel sektör konusundaki eylemlere değinen Özgür, finans sektörünün yapılanması konusunda atılacak adımlara destek vereceklerini anlattı.

Stratejik sektörlerde özelleştirmeye karşı olduklarını anlatan Özgür, kendi hükümetleri döneminde, işletme devri gerçekleştirilecek her alanda kamu gücünü de etkin kılacak biçimde düzenlemelere gidilmesi konusunu hep ön planda tuttuklarını dile getirdi.

Kıb-Tek’in özelleştirilmesine toplumun hazır olmadığını, kendisinin dahi bakanlık yapmış biri olarak Kıb-Tek’in dağıtım kolunun neden özelleştirilmesi gerektiği hususunda kafasında net bir cevap olmadığını dile getiren Özgür, bu konuda topluma gerekli açıklamaların yapılmasını istedi.

Eğitim konusunda öğrenci sayısının arttığını ve artık kalite konusuna yoğunlaşılması gerektiğini dile getiren Özgür, programda eko ve agro turizme önem verilmesinin olumlu olduğunu söyledi.

Telekomünikasyon alanında dijital eşitliğe büyük verdiklerini dile getiren Özgür,  enerji konusunda ataletin en büyük düşman olduğunu kaydetti.

Enerji konusunda “AKSA mı bizi yönetecek yoksa biz arz güvenliği konusunda daha farklı bir noktada mı olacağız, buna odaklanmalıyız” diyen Özgür, enerji konusunda teknik ve hukuki çalışmalar sürdürmeye devam edeceklerini dile getirdi.

Zaman zaman Türkiye ile ilişkilerin, IMF’nin borçlu devletlerle geliştirdiği ilişkilere benzetildiğini, hâlbuki IMF’nin katı tutumunun Türkiye ile olan ilişkilerdeki tutumdan farklı olduğunu söyleyen Özgür, Türkiye’nin sunduğu kaynakların çoğunun hibe olduğunu, borç olan kısım için ise iyi niyetli bir tavır sergilendiğini söyledi. Özgür, “Bizim bunu suiistimal edip etmeyeceğimiz ise bana göre çok büyük önem taşır” dedi.

Hükümetin iyi niyeti suiistimal eder bir görüntü çizdiğini savunan Özgür, bunun hükümeti eleştirmekten çok toplumun saygınlığı açısından yapılan bir yorum olduğunu savundu.

Özgür, bu yorumları nedeniyle “Sen Türkiye’nin avukatı mısın? Türkiye sütten çıkmış ak kaşık mı?” sorularıyla karşılaştığını ifade ederek, “Beni kendi toplumumun yaklaşımları ilgilendiriyor” dedi.

Siyaseti “Türkiyeciler ve Türkiye karşıtları” olarak ikiye ayırmanın hiçbir yarar sağlamayacağını anlatan Özgür, programda yer alan taahhütlerin devlet ciddiyetiyle ele alınması gerektiğini söyledi.

Özgür, sözlerini, Türkiye Cumhuriyeti’ne sağladığı katkılardan dolayı teşekkür ederek tamamladı.

CTP Milletvekili Birikim Özgür'ün ardından söz alan CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, koordinasyon ofisiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı'nda yer alan toplantıya değindi. KKTC basının insaflı olduğunu ve gerçekleri çarpıtmadığını belirten Soyer, bazı basın kuruluşlarında algının farklılaşması için gayret sarf edildiğini savundu.

Ek protokolün, gelen eleştirileri tatmin etmek için ortaya atıldığını söyleyen Soyer, endişe beyan eden insanları Türkiye karşıtı olarak göstermenin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade ederek, bu durumun başka sonuçlara sebebiyet verdiğini kaydetti.

İngiliz Milletvekili Jo Cox'un öldürülmesinin de benzer bir bakış açısının sonucu olduğunu anlatan Soyer, aşırıcı bakış açılarının iyi sonuçlar doğurmadığını söyledi.

Soyer, bu protokollerin mecliste görüşülmeye başlamasının olumlu olduğunu, geçmişte bu tür imzaların halktan ve meclisten bile gizlendiğine dikkat çekti.

Halkın yapılanlara gösterdiği her tepkinin Türkiye düşmanlığı olarak lanse edilmesinin yanlış olduğuna işaret eden Soyer, bu tutumun toplumdaki tüm arayış ve tepkileri baskılamaya neden olduğunu belirtti. Soyer, herhangi bir karşıtlığın Türkiye düşmanlığıyla itham edilmesinin çok yanlış olduğunu kaydetti.

Türkiye ile ilişkilerin sağlıklı olabilmesi için demokratik kriterlerde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Soyer, bu ilişkilerin para üzerine dönmesi halinde, karmaşaya dönüşeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı'nın konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdüğünü, bu nedenle kendisinin yorum yapmak istemediğini belirten Soyer, "İşleri bu duruma getirmenin ne gereği vardı?? dedi.

Soyer, Koordinasyon Ofisi'nin AB ofisiyle ilişkilendirilmesini de eleştirerek, AB elçiliğinin bulunmadığına işaret etti. Soyer, "AB bizi tanıyor mu ki bu kıyaslamayı yaparak Türkiye'nin konumunu zayıflatıyorsunuz? ifadesini kullandı.

Ferdi Sabit Soyer, protokolden bazı yasaların geçirilmesi taahhütlerini hatırlatarak, 1 Temmuz'dan 1 Ekim'e tatile girecek meclisin bu yasaları nasıl ve ne zaman geçireceğini bilemediğini ve bu maddelerin meclisin kendi eliyle hükümsüz kılınmış olacağını belirtti.

Programlarda ele alınması gereken unsurlar olduğunu ve ekonomi büyümeyince hedeflerin yerine getirilemediğini kaydeden Soyer, ekonominin iyiye gitmeme sebeplerini örnekler vererek anlattı.

İthalatın büyük kısmının kur kırılmaları nedeniyle ekonomiyi kötü etkilediğini ifade eden Soyer, bunun sebepleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Soyer, Türkiye yardımlarının dolar bazında azaldığının protokolde yer almasının da kutlanılması gereken bir nokta olduğunu belirterek, toplumda yaşanan mali sıkıntılara değindi.

Programda, Vergi Dairesi'nde ve vergi ödemelerinde yeniden yapılandırmanın hedeflenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu ifade eden Soyer, kayıt dışılığın ve gerçek gelirin belgelenmesi noktasında bu durumun uzun zamandır yapılması gereken bir şey olduğunu belirtti.

Soyer, kamu borcunun da ülkenin en büyük sorunu olduğunu söyleyerek, bu borcun ödenmesi aşamasında faiz konusunun da konuşulması gerektiğini vurguladı.

2016 yılı için gösterilen hiçbir noktaya ulaşılamayacağını savunan Soyer, bugüne kadar da programlardaki hedeflerin yerine getirilememesinin güvensizlik yarattığını belirtti.

Geçmiş protokollerde taahhüt edilen mali desteklerin halen ödenmemesinin karşılıklı ilişkileri zedelediğini söyleyen Soyer, Türkiye'nin, geçmiştekileri ödemese bile, bugün konuşulan protokolde öngörülen paranın bir kısmını, yükümlüklerin yerine getirilmesi için verebileceğini kaydetti.

Özelleştirmenin ülkeye fayda sağlamayacağının herkes tarafından bilindiğini söyleyen Soyer, tüm bunların sonunda Ercan Hava Limanı'nda yaşananların benzeri sorunlar yaşanacağını savundu.

Soyer, Sosyal Sigortalar Dairesi'nin 90 milyon borç açığının yakında duvara toslanmasına sebep olacağını ileri sürerek, protokoldeki bazı varsayımların doğru olmadığını ifade etti.

Ferdi Sabit Soyer, konuşmasını, zaman zaman Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile  karşılıklı konuşma şeklinde sürdürdü.

TATAR

UBP Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar da konuşmasında, yaşam seviyesi ve refahın rakamlarla anlatılamayacağını belirtti.

2013 yılından bugüne programlarda hedeflenen kurlar hakkında bilgi veren Tatar, dolarda 2016-2018 arasında 1.6 artış öngörüldüğünü kaydetti.

Türkiye yardımlarında tutarın azaldığıyla ilgili söylemlere de dikkat çeken Tatar, enflasyonda tedbir alınması halinde hedeflere ulaşılabileceğini söyledi.

Tatar, protokolde taahhütlerin yerine getirilmesiyle para akışının başlayacağını anlatarak, devletin borçlanmasına gerek kalmadan ön ödeme yapılıp, borçlanmanın önün geçilebileceğini belirtti.

Bu programın işleyebilmesi için herkesin çok çalışması gerektiğini kaydeden Tatar, artış hedeflerinin kolay olmayacağını söyledi.

Tatar, KKTC'nin en büyük sıkıntısının paranın dışarı gitmesi olduğunu dile getirerek, turizm ve eğitimdeki beklentilere rağmen paranın ülkede kalmadığını hatırlattı.

GSMH içinde tarımın yüzde 6'larda seyrettiğini ve su projesi beklentilerine rağmen beklenen ölçüde bir yükselme göremediğini söyleyen Tatar, Kıbrıs görüşmeleri devam ederken müzakerelerin ruhuna aykırı şekilde girişimlerde bulunulmasının da ekonomik yaşamı rahatsız ettiğini ifade etti.

Tatar, KKTC'deki siyasi istikrarı ve Türkiye ile ilişkileri sürdürülebilir dengede tutmanın önemine değinerek, bu programlar haricinde ön görülen bir para akışı olmayacağını belirtti.

Ersin Tatar, bu programda hedeflenenleri zamanında yerine getirmenin zor olacağını ancak önemli olanın niyet olduğunu söyledi.

Haber: Arzu Köprülü

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı ile ilgili görüşme sürüyor.

UBP Milletvekili Ersin Tatar’ın ardından söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali, anlaşmanın, ekonomik değil siyasi yansımalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunmak istediğini söyledi.

Bu anlaşmanın 30 eylem ve 92 faaliyet içerdiğini, 17’sinin ilke ve esasları, geri kalanlarının da spesifik tamamlanma tarihleri olduğunu kaydeden Şahali, bugün onaylansa bile birçok yasanın zamanında yerine getirilemeyeceğine işaret etti.

Şahali, program içerisinde yerine getirilemeyecek eylemlere örnekler vererek, mesai saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve “factoring” yasasının geçirilmesi gibi maddelerin, meclisin zaten tatile girmesiyle tamamlanmasının mümkün olmayacağını belirtti.

Mağusa Limanı’nın, Kıb-Tek’in ve buna benzer bazı eylemlerin zaten muhalefete takılacağını ve öngörülen zamanda tamamlanmasının mümkün olmayacağını söyleyen Şahali, “Bunları bugünden unutsanız ve toplumu germeye niyet etmesiniz daha iyi olur sanırım” dedi.

“Biz bu filmi geçmişte de görmüştük” diyen Şahali, toplumsal kesimlerin hassasiyetini göz önünde bulundurup, Kıbrıs Türk halkının gerçekleriyle uyumlu ek protokolleri gündeme almanın yararlı olacağını söyledi.

ERHÜRMAN

CTP Milletvekili Tufan Erhürman ise, Türkiye yapılan işbirliği anlaşmalarına ilişkin geçmişten bugüne bir değerlendirme yapılıp, meclise sunulması halinde hangi koşullarda esneklik olduğunun görülebileceğini kaydetti.

Ekonomi protokolünde yargının ihtiyaçlarının yer aldığı eylemlerin, Türkiye’de hazırlanan bir raporun kopyası olduğunu ve bunların KKTC’nin ihtiyaçları olmadığını ifade eden Erhürman, adalet alanında uluslararası işbirliğine nasıl geçileceğini ve bunun ekonomi protokolünde niye yer aldığını anlayamadığını söyledi.

Erhürman, limanların kamu özel işbirliğinde işletilecekse yatırım amaçlı olacağını, sadece devretmenin söz konusu olmayacağının teyit edilmesini istedi. Tufan Erhürman, telekomünikasyon alanındaki eylemlerin de hukuksal olarak birden çok ihtimali barındırdığını ve bunların doğru anlaşıldığından emin olmak istediğini ifade etti.

Elektrik kurumunun iletim üretim ve dağıtım ayrıştırılmasına her zaman karşı çıktıklarını anımsatan Erhürman, programda yer alan gerekçelerde dağıtımın özelleştirilmesinin sebebinin yer almadığını ve bu konuda herhangi bir mantık bulamadıklarını kaydetti.

Haziran 2018 olarak tarihlendirilmiş bu konunun zaten seçim takvimine göre yerine getirilemeyeceğini belirten Erhürman, bu protokolün, sözüyle gayesi çok örtüşmeyen bir metin olduğunu yineledi.

Erhürman, Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın taahhüt ettiği metine evet, okuduğu protokol metnine ise hayır dediklerini vurgulayarak, “Oylama, metin için yapılacak olması nedeniyle oyumuz hayır olacak” dedi.

DİNÇYÜREK

Erhürmanın ardından söz alan Bağımsız milletvekili Hakan Dinçyürek de, 8 saattir görüştüklerini bu protokole ülkenin ihtiyacı var mı sorusuna hiç kimsenin hayır diyemediğine işaret ederek, hayır diyeceğini açıklayan CTP’nn içinde de protokole imza koyarak bir an önce yürürlüğe girmesini isteyen kişiler olduğunu iddia etti.

Devlet çarkının, protokolün imzalanmaması nedeniyle durduğunu örneklerle anlatmaya çalışan Dinçyürek, CTP’ye yönelik eleştirilerde bulundu.

CTP'li vekillerin elektrik hariç diğer konularda sorun görmediğini söyleyen Dinçyürek, protokolün hazırlanmasına CTP döneminde başlandığına işaret etti.

Devlete bağlı kurumlarda yapısal dönüşüme ihtiyaç olduğunu ve buna kimsenin itirazı olmadığını dile getiren Dinçyürek, şu anki yapının sürdürülebilir olmadığının da görüldüğünü belirtti. Dinçyürek, sürdürülebilir bir yapının KKTC’nin de hakkı olduğunu söyledi.

Dinçyürek, elektrik kurumunda geçmişte yapılan uygulamaları eleştirerek, reformu reddedenlerin yerine başka alternatifler sunması gerektiğini belirtti.

Hakan Dinçyürek, Bu protokolün bir an önce onaylanarak yasal düzenlemelerin de bir an önce yapılmasını beklediğini söyledi.

Dinçyürek, konuşması sırasında CTP Milletvekili Ömer Kalyoncu ile zaman zaman sertleşen ikili diyaloga girdi.

 
20 Haziran 2016 Pazartesi 18:24
Okunma: 519
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)