Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Mutabakata 15 Gün Çözüme 15 Hafta

Mutabakata 15 Gün Çözüme 15 Hafta

Anastasiadis, Rum Ulusal Konseyi'nin Ve Nikolas Papadopulos'un Olurunu Almadan Anlaşmaya Onay Vermeyecek.

 
 
Mutabakata 15 Gün Çözüme 15 Hafta
GENEL SEKRETER'İN MÜZAKERELERİN BAŞLAMAMA NEDENİNİ İZAH ETMESİ GEREKEN BARIŞ GÜCÜ RAPORU, RUM TARAFINI SİNİRLENDİRDİ, MESELEYİ NOEL'E KADAR KAPATMAK İSTEMESİNE NEDEN OLDU


RUM TARAFININ "AB'NİN DAHA AKTİF MÜDAHİL OLMASI" TALEBİ İLE NE KASTETTİĞİ YENİ ANLAŞILDI... ORTAK AÇIKLAMADAN SONRA AB MÜDAHİL OLACAK


BM'NİN ORTAK AÇIKLAMA İÇİN SUNDUĞU UZLAŞI METNİ VE TARAFLARIN MEVCUT POZİSYONLARI


MÜZAKERELER 15 OCAK'A KADAR BAŞLAMAZSA İNGİLİZLER BARIŞ GÜCÜ KARARINI RUM TARAFINA BASKI UNSURU OLARAK KULLANACAK


Lefkoşa, 8 Aralık 13 (T.A.K.): Kıbrıs müzakerelerinin başlama işaretini de teşkil edecek ortak açıklama metninde mutabakatın 15 gün içinde sağlanacağı, ardından AB'nin devreye gireceği, uluslararası unsurun çözüm penceresinin 15 haftalık dönemde kapanacağı kanaatinde olduğu haber verildi.


Haftalık Kathimerini "Kıbrıs Sorununun Çözümü İçin 15 Haftalık Dönem... Ortak Açıklama 15 Gün İçinde" başlıklı haberinde Güney Kıbrıs, Brüksel, New York ve İstanbul kaynaklı bilgilerin, Kıbrıs sorunundaki gelişmelerin baş döndürücü hızda olacağı noktasında birleştiğini yazdı.


Ortak açıklamada mutabakat için, Kıbrıs Türk tarafının "tek egemenlik" ifadesini kabul etmesinin beklendiğini yazan gazete BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer'ın Ada'ya gelmesiyle ortak açıklamada Noel'den önce mutabakata varılması için yoğun istişareler beklendiğini belirtti.


Uluslararası unsurun, Kıbrıs sorununda çözüm penceresinin 15 haftada kapanacağı kanaatinde olduğunu, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'taki Barış Gücü'yle ilgili raporu öncesinde çıkmazın uzaması ihtimalinin Rum tarafını endişelendirdiğini kaydeden gazete özetle şöyle devam etti:


"Ortak açıklama konusunda Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında anlaşmaya bir kaldı. Pazartesi gününden itibaren, Aleksander Downer'ın huzurunda yoğun istişareler olması bekleniyor. Bütün değerlendirmelere artık olumlu sonuca varılması artık kuvvetle muhtemel.


Gazetemizin edindiği bilgilere göre Artık Yetkiler konusu Rum tarafının esneklik göstermesiyle aşıldı, artık tek bir diken kaldı. O da Başkan Anastasiadis'in ortak açıklamada açıkça ifade edilmesini istediği 'tek egemenlik tek vatandaşlık ve uluslararası temsiliyet' ifadeleridir. Ancak Kıbrıs Rum tarafı Washington, Londra, Brüksel ve BM'den, ortak açıklamada mutabakata varılması için (Rum tarafının) gerekli iradeyi gösterdiği ve ilgili ifadeleri kabul etmesi için topun artık Kıbrıs Türk tarafında olduğunun teslim edildiği olumlu mesajları alıyor.


Diplomatik kaynaklara göre uluslararası unsur 'fırsat penceresinin' kapanmakta olduğu kanaatindedir. Geriye kalan sürenin bir çözüm bulunması için yeterli olup olmadığını ise kimse değerlendiremiyor. Bilindiği gibi, Türkiye'de yapılacak seçimler nedeniyle sonraki 9 ay 'verimsiz dönem' olacağından Mart sonu 'doğal sınır' olarak belirlendi.


Diplomatik kaynağın gazetemize yorumu 'geriye yaklaşık 15 hafta kalıyor. Zaman yeterli mi? müzakere masasında gösterilecek iradeden ortaya çıkacak. Noel'den önce ortak açıklamada mutabakat sağlanırsa iki taraf 2014 başından itibaren yoğun diyaloğa girecek. Yılın ilk aylarında bir çözüme ulaşılması kuvvetle muhtemel' şeklindeydi ve müdahil bütün taraflar bu yoruma katılıyor görünüyor.


ANASTASİADİS, RUM ULUSAL KONSEYİ'NİN VE NİKOLAS PAPADOPULOS'UN OLURUNU ALMADAN ANLAŞMAYA ONAY VERMEYECEK


Gazetemizin edindiği bilgilere göre Başkanlık çevreleri kısa süre önce, ortak açıklamada mutabakata varılması halinde Başkan Anastasiadis tarafından yapılacak icraat konusu üzerinde çalıştı. Başkan'ın Ulusal Konsey'de görüşülüp onaylanmadan bir anlaşmaya son onayı vermesi söz konusu değil.  Kısacası Başkan Anastasiadis'in Ulusal Konsey'den ve hükümet ortağı Nikolas Papadopulos'tan onay almadan ortak anlaşmaya 'evet' demesi söz konusu değil."


Gazete "Downer Geliyor, Noel'den Önce Anlaşma Öngörüleri... Amerikalılar Ankara'nın Prosedürde Yardımcı Olacağı Mesajı Veriyor" başlıklı haberinde "Ortak açıklama 'Gordion Düğümü'nün DİKO başkanının seçilmesinden sonra çözüleceği tahminlerinin doğru olup olmadığının ortaya çıkacağı zaman yaklaşıyor" ifadesine yer verdi.


Aleksander Downer'ın bu hafta Ada'da temaslar yapacağını hatırlatan gazeteye özetle şunları yazdı:


"BM ve ABD yetkililerinin aktardığı; ortak açıklama metninde aslında anlaşma olduğu ve geriye sadece, egemenlik konusundaki ihtilaflı üçüncü paragraftaki ifadelerin netleştirilmesi kaldığı bilgileri de bu değerlendirmeleri güçlendiriyor. BM merkezinde ve Washington'da resmi hiçbir açıklama veya diplomatik perde gerisiyle ilgili bilgi yok. Amerikan hükümeti Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Başkan Anastasiadis'e gönderdiği kısa mektupla Lefkoşa'ya ve Kerry'nin Ahmet Davutoğlu ve Biden'ın Bülent Arınç'la yaptığı görüşmelerle de Ankara'ya mesajlar gönderme fırsatı buldu. Amerikalıların bu iki görüşmeden edindiği izlenim Ankara'nın prosedürde yardımcı olacağıdır. BM merkezindeki Türk diplomatlar da Avrupalı diplomatlarla temaslarında, engellerin yakında aşılacağı ve müzakerelerin başlayacağına dair mesajlar veriyor.


Derviş Eroğlu'nun egemenlik konusundaki ısrarı halen Kıbrıslı Türk lider için hem BM'de hem de Washington'da olumsuz hava yarattı, bu nedenle Ankara birçok olguyla karşılaştı. Ancak özellikle Aleksander Downer'ın çalışma arkadaşlarından Kıbrıs Rum tarafına yönelik eleştiriler işitiliyor. Müzakerelerin ortak açıklama yapılmadan, geçen yıl kaldığı yerden başlayabileceğini söylüyorlar.


GENEL SEKRETER'İN MÜZAKERELERİN BAŞLAMAMA NEDENİNİ İZAH ETMESİ GEREKEN BARIŞ GÜCÜ RAPORU, RUM TARAFINI SİNİRLENDİRDİ, MESELEYİ NOEL'E KADAR KAPATMAK İSTEMESİNE NEDEN OLDU


Lefkoşa'yı 'sinirlendiren' ve bu konuyu Noel'e kadar kapatmayı istemesine neden olan faktörlerden biri de BM Genel Sekreteri'nin Güvenlik Konseyi'ne 10 Ocak'a kadar sunması gereken raporudur.


Genel Sekreter bu raporunda BM Barış Gücü'nün haricinde iyi niyet misyonunun gidişatı hakkında da ifadelere yer vermek zorundadır. Güvenlik Konseyi müzakerelerin başlama tarihi olarak Ekim ayını tayin ettiğinden, tarih şu ana kadar netleştirilmemiş olsa da Genel Sekreter müzakerelerin başlamama nedenini izah etmek zorundadır. Genel Sekreter her zaman yaptığı gibi eşit mesafe taktiğini uygulasa bile bu tehlikeler içeriyor. 


Başka bir tehlike de İngilizlerin BM Barış Gücü ile ilgili malum tehditlerini yineleme ihtimaliyle bağlantılıdır. Şunu hatırlatalım, kısa süre önce Kıbrıslı Türkler mektup göndererek, Barış Gücü mensubu sayısının azaltılmasını istemişti. Bu sefer, Ankara'nın Güvenlik Konseyi'ndeki iki müttefiki Azerbaycan ve Pakistan'ın görev süresinin 31 Aralık'ta dolacak olması rahatlatıcıdır. Bu iki ülke bir yıl önceki Güvenlik Konseyi kararı görüşmeleri sırasında sorun çıkarmıştı."


RUM TARAFININ "AB'NİN DAHA AKTİF MÜDAHİL OLMASI" TALEBİ İLE NE KASTETTİĞİ YENİ ANLAŞILDI... ORTAK AÇIKLAMADAN SONRA AB MÜDAHİL OLACAK


Kathimerini "Ortak Açıklamadan Sonra Avrupa Müdahiliyeti... Rompuy Lefkoşa'nın Taleplerine Olumlu, Jose Manouel Barroso Daha Az Olumlu" başlığıyla yansıttığı Brüksel çıkışlı haberinde Rum tarafı 'AB'nin prosedüre daha aktif müdahiliyeti' derken tam olarak ne kast ettiği konusunda aylardır süren karışıklıktan sonra Brüksel'de görüntünün nihayet netleştiğini bildirdi.


Gazete şu ana kadarki bilgilerden, Kıbrıs sorunundaki Avrupalı arabulucunun muhtemel değiştirilmesi ve kişilerle ilgili tartışmanın hedef şaşırtmış olabileceğini, aslında, Rum yönetiminin kullandığı diplomatik dilin arkasında, Brüksel'in, "değişmez maksimalist tezlerini bırakıp başlayacak müzakerelerde daha yapıcı yaklaşım benimsemesi" için Ankara'ya baskı yapması net talebi olabileceğinin anlaşıldığını yazdı.


Bunun pratikte ne anlama gelebileceğini sorgulayan gazete devam etmekte olan prosedürü çok yakından izleyen bir kaynağın söylediklerini özetle şöyle aktardı:


"Mesela AB Türkiye'nin üyelik sürecini Kıbrıs'ın Mağusa ve kapalı Maraş kentinin iadesi önerisinin kabulüne bağlayabilir. Dahası AB Ankara Protokolü'nün tam olarak uygulanması ve Türkiye'nin Kıbrıs ile ilişkilerinin normalleşmesini, dondurulmuş 8 müzakere başlığının açılmasına ön şart koşarak daha da baskı yapabilir. Bu normalleşmenin Kıbrıs müzakerelerinde derhal olumlu etki yapabileceği düşünülüyor.


Kıbrıs'ın ikinci talebi AB'nin, özellikle Kıbrıs Türk ve Türk tarafı Avrupa müktesebatıyla bağdaşmayan (özellikle de dört temel özgürlük konusunda) müzakere talebini ortaya koyduğunda daha çok destek sergilemesidir. Örneğin Kıbrıs Türk tarafı Birleşik Kıbrıs'ın uluslararası konularda tek ses olarak konuşması hedefini küçültecek ön şartlar önerdiğinde AB'nin, müdahale ederek 'bu işleyebilir değildir' demesi gerekir. Diğer bir deyişle Lefkoşa AB'nin müzakere masasında BM'nin yerine geçmesini hiç istemedi."


Gazete, Rum tarafının bu talebine Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy'un çok, Avrupa Komisyonu Başkanı Joze Manouel Barroso'nun daha az olumlu yaklaştığını belirterek "Ancak Lefkoşa'nın, ortak açıklamadan sonra Komisyon'un 'daha sıcak' olacağı konusunda sağlam ümitleri vardır. Bu bir parça da memorandumun uygulanmasına ve Kıbrıs'ın, AB'nin 'kara koyunu' olmaktan vazgeçip 'örnek' üye ülke olma yönünde göstereceği genel çabaya bağlı olacak" ifadesine yer verdi.


BM'NİN ORTAK AÇIKLAMA İÇİN SUNDUĞU UZLAŞI METNİ VE TARAFLARIN MEVCUT POZİSYONLARI


Filelefheros "Egemenlikle İlgili Kes-Yapıştır... BM'den Sözlü BM'den Pazarlık ve Şifahi Belirsizliklerle 'Uzlaşı Metni'" başlıklı manşet haberinde ortak açıklama metninin içeriğinde mutabakata varılması için yoğun bir perde gerisi yürütülmekte olduğunu yazdı.


Gazete perde gerisi faaliyetlerin başoyuncusunun, Güney Kıbrıs'taki büyükelçileri John Koenig aracılığıyla Amerikalılar olduğunu, Koenig'in mekik diplomasisi ile BM'yle işbirliği yaptığını, BM'nin ise uzlaşı metni sunduğunu ve müdahil tarafların tepkilerini beklediğini yazdı, şunları ekledi:


"Yapılan hareketlerin, Aleksander Downer'ın Lefkoşa'daki temaslarına yarın başlamasından önce dahi mutabakata varılmasını hedeflediği açıktır.


Edindiğimiz bilgilere göre yeni metinde tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyetin güvence altına alınmasıyla Rum tezi tatmin edilmeye çalışılıyor ancak bunlara, aynı metnin devamında bunları etkisiz hale getiren başka ifadeler yer alıyor. Özellikle de oluşturucu devletler tarafından kullanılacak Artık Yetkiler ifadesi ile. Bu ilk bakışta Türk tarafına, merkezi hükümetin kısıtlı yetkileri olmasında ısrar etme olanağı veriyor.


BM metninde, müzakerecilerin, Kıbrıs sorununun bütün yönlerini görüşmekte tam yetkili olacaklarına ve ayrı referandumlara atıfta bulunuluyor. Bazı paragraflardaki ifadelerin bir tarafı, bazılarında da öteki tarafı tatmin ettiği ortadadır. Ancak, önceki tek egemenlik tek uluslararası temsiliyet ve tek vatandaşlık ifadelerine 'yapışıp kalması' halinde Kıbrıs Rum tarafını endişelendirmesi gereken ifadeler de var.


Metinde birçok 'yapıcı belirsizlik' seferber edilirken Kıbrıs Rum tarafı açısından olumlu görülen ifadelerin daha sonra, Türkleri tatmin etme çabasıyla konulmuş başka ifadelerle etkisiz hale getirildiği izlenimi veriyor.


İngilizler ve BM ile arasında direkt iletişim hattı bulunan Amerikalıların hareketlilik ortamı yaratma çabalarına karşın henüz hiçbir şey netleşmedi. Kıbrıs Rum tarafı, Anayasa'dan kaynaklanması şartıyla Artık Yetkiler ifadesini kabul edeceğe benziyor. Aynı zamanda Türkler ülkenin birleşik temsil edileceğine gönderme yaparak tek uluslararası temsiliyeti kabul ediyor ancak devletlerin, kendi içlerinde kullanacakları bütün yetki alanlarında uluslararası ilişkiler kurabileceklerini düşünüyorlar. Buna paralel olarak egemenlik (burada mesele egemenliğin kimden/nereden kaynaklanacağıdır) ve vatandaşlık (iç vatandaşlık da istiyorlar) konularında ifadeler ve dipnotlarla çeşitli oyunlar oynamaya çalışıyorlar.


Bayrağı yarından itibaren, Ada'ya bugün gelmesi gereken Aleksander Downer alacak. Aslında gerek Amerikalılar gerek Downer'ın Kıbrıs'taki BM'li çalışma arkadaşları görüşmelerin devam etmesi için (Downer'ın) ayağına halı seriyor.


MÜZAKERELER 15 OCAK'A KADAR BAŞLAMAZSA İNGİLİZLER BARIŞ GÜCÜ KARARINI RUM TARAFINA BASKI UNSURU OLARAK KULLANACAK


Aynı zamanda New York'ta İngilizler, Lefkoşa'ya baskı aracı olarak kullanmak için BM Barış Gücü kararı konusunda çalışmaya başladı. Barış Gücü'nün görev süresinin uzatılması kararında Barış Gücü'nün rolü ve görevinin revize edilmesi/ gözden geçirilmesi konusunun yeniden yer alacağını ima ediyorlar. Bu, ilgili kararın oylanacağı 15 Ocak 2014'e kadar Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamaması halinde ileri götürülecek."


(ŞA/GÜL)


 
8 Aralık 2013 Pazar 12:21
Okunma: 698
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)