Ana Sayfa » Dünya » Obama'yı İç Ve Dış Politikada Zorlu Bir Dönem Bekliyor

Obama'yı İç Ve Dış Politikada Zorlu Bir Dönem Bekliyor

Halka, Ekonomik Gelişmeyi İkinci Döneminde Görecekleri Sözü Veren Obama, Bunu Kısa Süre İçinde Kanıtlama Baskısıyla Karşı Karşıya Kalacak.

 
 
Obama'yı İç Ve Dış Politikada Zorlu Bir Dönem Bekliyor

OBAMA'NIN ÖNÜNDE ÖNCELİKLİ BEKLEYEN İŞLER, YÜKSEK İŞSİZLİK ORANI, BÜTÇE SORUNLARI VE ''ULUS İNŞASI''

OBAMA'NIN, HEDEFLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN KONGRE İLE BİTMEYEN ZITLAŞMAYI, UZLAŞMAYA DÖNÜŞTÜRMESİ GEREKİYOR

SURİYE KRİZİ OBAMA İÇİN ÖNCELİKLİ KONULARDAN BİRİ

Washington, 8 Kasım 12 (T.A.K.): ABD başkanlığına ikinci kez seçilen Barack Obama'yı, yeni döneminde iç ve dış politika arenasında zorlu konular bekliyor.

Obama'nın Beyaz Saray'a döner dönmez masasında bulacağı en acil meseleler, seçimin de ana gündemi olan ekonomiyle alakalı konular olacak.

Başkan Obama'nın adım atmasını gerektirecek ilk zorlu konu, ''mali uçurum'' olarak tabir edilen, büyük çaplı harcama kesintileri ve vergi artışlarının yıl sonunda devreye girmesini önlemek.

Obama, Amerikan ekonomisine yönelik ciddi tehditler içeren ''mali uçurum''un önüne geçmek için, Kongre'de Ocak ayına kadar sürecek ''topal ördek'' oturumlarında Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında yıl sonuna kadar bütçe konusunda anlaşmaya varılması için yoğun çaba sergileyecek.

Kongre Bütçe Ofisi, Kongre ve Beyaz Saray arasında bir uzlaşıya varılmaması sonucunda derin harcama kesintileri ve vergi artışlarının devreye girmesinin, Amerikan ekonomisinde derin tahribata yol açabileceği ve yüzde 8'in altına düşen işsizlik rakamlarını tekrar yüzde 9 civarına tırmandırabileceği uyarısında bulunmuştu.

EKONOMİK GELİŞMELERİ HALKIN HİSSEDEBİLMESİ LAZIM

Seçim kampanyası döneminde sürekli olarak, ABD ekonomisinin, hala varolan sıkıntılara rağmen, Beyaz Saray'daki ilk döneminde izlediği politikalar sayesinde doğru yola girdiği ve tam düzlüğe çıkmanın bu politikaların devamından geçtiği mesajını veren Obama, dünkü seçim zaferinden görüldüğü üzere, Amerikalı seçmeni ikna etmeyi başardı. Ancak işin zorlu kısmı şimdi başlıyor.

Obama, artık sözlerin ötesine geçerek, Amerikalıların ekonomideki düzelmeyi günlük hayatlarında hissedebilecekleri iklimi yaratması gerekecek.

Bu noktada da en önemli konu, son dönemde düşüşe geçen, ancak hala yüzde 7,9 gibi yüksek bir oranda seyreden işsizlik oranlarındaki düşüşü devam ettirmek olacak.

Obama'dan, ülkede yavaş düzeyde seyreden ekonomik büyüme oranını canlandırması ve bütçe açığını azaltma yönünde daha kuvvetli icraatlar ortaya koyması yönünde büyük bir beklenti mevcut.

Obama'nın 4 yıl daha Beyaz Saray'da oturacak olmasının bir diğer etkisi de 2010 yılında Başkan'ın Wall Street'e karşı zaferi olarak nitelendirilen finansal düzenlemeler alanında görülecek. Yeni dönemde Obama yönetiminin, finansal şirketlerin uygulamaları üzerindeki kontrolleri daha da sertleştirmesi yüksek ihtimal.

KENDİSİNİ ''ULUS İNŞASI'' BEKLİYOR

Obama'nın seçim kampanyasında verdiği önemli sözlerden biri de Bush dönemi vergi kesintilerinin düşük ve orta gelirli Amerikalılar için uzatılması, yüksek gelirlilerin ise daha fazla vergi ödemesi gerektiği noktasındaydı. Bu konuda da Obama'nın atacağı adımlar kamuoyunca merakla izlenecek.

Irak ve Afganistan'daki savaşların sona erdirilmesiyle, buralara aktarılan kaynakların ulus inşasında kullanılması gerektiği hususu üzerinde de kampanya döneminde sıkça vurgular yapan Obama'nın, buna paralel olarak, ikinci döneminde ülke içi altyapı yatırımlarına daha fazla ağırlık vermesi bekleniyor.

Obama'nın ilk döneminde, ABD'deki petrol ve gaz üretiminde yaşanan canlanmanın ikinci dönemde de devam etmesi beklenirken, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda verdiği sözler doğrultusunda atacağı adımlar da mercek altına alınacak.

Yenilenebilir enerji ve düşük karbon teknolojilerinin daha yaygın kullanımını içeren, federal düzeyde temiz enerji standardını yürürlüğe sokmak isteyen Obama'nın, bu konuda Cumhuriyetçilerin muhalefetini aşıp aşamayacağı önümüzdeki aylarda görülecek.

SAĞLIK REFORMU TAM ANLAMIYLA HAYATA GEÇECEK

Başkan Obama'nın ilk dönemindeki en önemli icraatlarından biri sağlık reformuydu.

Obama'nın yeniden seçilmesiyle, Cumhuriyetçilerin yoğun tepkisini çeken, tartışmaları hiç bitmeyen ve Anayasa Mahkemesine kadar uzanan reformun geleceğine ilişkin rahat bir nefes alındığını söylemek mümkün.

Reform, 2014 yılında yeni unsurlarının da devreye girmesiyle Amerikalıların günlük hayatında daha fazla hissedilecek.

KONGRE İLE UZLAŞI DÖNEMİ BAŞLAYACAK MI?

Bununla birlikte, Obama'nın tüm bu gündemini hayata geçirme gücü, Kongre ile anlaşmasının derecesine bağlı olacak. Çünkü, dünkü seçimlerde, Obama'yı hemen her noktada engelleyen Cumhuriyetçi Parti, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu korumayı başardı.

Dolaysıyla, son iki yıldır, hemen her önemli konuda, Obama ile Kongre'deki Cumhuriyetçileri sık sık karşı karşıya getiren kutuplaşma ikliminin bu dönemde de sürmesi tehlikesi mevcut. Ancak Obama'nın, yasalar gereği bir daha seçilemeyecek olması, yani Beyaz Saray'daki son dönemine girmesi, son iki yılda ülkedeki siyasi hayatı kilitleyen polemikler ve çıkmazlar nedeniyle kamuoyu gözünde derin bir güven sarsıntısı yaşayan Kongre'yi ve bilhassa Cumhuriyetçileri bazı konularda taviz vermeye itebilir.

Bu yeni dönemde, Amerikan kamuoyunda da  Obama ile Kongre'nin, partizanlığı aşıp, daha uyumlu şekilde çalışması ve birlikte ortak kararlara varabilmesi yönünde önemli bir beklenti var ve halkın hala başkanlık koltuğunda Obama'yı görmek istediğini açıkça belirtmesi üzerine, bu noktada Kongre'nin sorumluluğu daha çok arttı. Çünkü olası çekişmede, artık Amerika halkı gözünde Kongre'nin suçlu konuma düşmesi olasılığı çok daha yüksek. Bunun yanında, Cumhuriyetçilerin, artık Obama'yı ikinci kez başkanlığa seçtirmemek için zıtlaşmak gibi bir amacı da Obama'nın ikinci kez başkanlığa seçilmesiyle ortadan kalkmış oldu. Bu da yeni dönemde Cumhuriyetçilerin, daha ılımlı politikalara dönmesine yol açabilir. 

Obama da dünkü zafer konuşmasında, Cumhuriyetçilerle birlikte çalışma yönünde niyet ortaya koyması ve ''Biz kırmızı eyalet, mavi eyalet şeklindeki ayrımların ötesinde bir ülkeyiz, biz Amerika Birleşik Devletleri'yiz'' sözleriyle birlik ve beraberlik mesajı vererek, bu konuda ilk adımı atmıştı.

DIŞ POLİTİKA

ABD Başkanı Barack Obama'yı ikinci döneminde dış politika alanında başta Suriye krizi ve İran'ın nükleer dosyası olmak üzere Türkiye'yi de ilgilendiren yoğun bir gündem bekliyor.

Ülkedeki seçim atmosferi nedeniyle adeta askıya alınan Obama'nın yurt dışı gezileri ve yabancı konukların Washington ziyaretleri, seçimlerin neticelenmesiyle yeniden başlayacak. 

Suriye krizinde yeterli inisiyatif almadığı şeklinde Türkiye ve bazı uluslararası çevrelerden eleştiriler alan Obama yönetiminin, yeni dönemde daha aktif bir tutumunun olup olmayacağı merak konusu.

Birçok gözlemci, ABD'nin Suriye politikasında çok büyük bir değişiklik beklenmemesi gerektiği görüşünde ama Suriye'de can kayıplarının artması ve Türkiye, Ürdün gibi komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin sayısının daha da artmasıyla derinleşen kriz, ABD yönetimi üzerindeki baskının büyümesine neden oluyor. Dolayısıyla, seçimleri kazanmanın ve kampanya dönemini geride bırakmanın verdiği rahatlıkla Obama'nın, Suriye cephesindeki gelişmelere bağlı olarak yeni adımlar atıp atmayacağı önümüzdeki süreçte görülecek.

Bölgede yeni bir savaş istemeyen ABD yönetiminin şu ana kadar izlediği politika, Suriyeli muhaliflere silah dışındaki yardımların sağlanması üzerine kuruluydu. Ancak yönetimin, seçimden sonra şimdi bu politikada da bir değişikliğe gidip gitmeyeceği sorusu yanıt bekliyor.

İRAN DOSYASI VE İSRAİL İLE İLİŞKİLER

İran'ın nükleer dosyası ve bu konunun ABD-İsrail ilişkilerine yansımaları da Başkan Obama'yı meşgul edecek önemli konulardan biri olacak. Obama yönetimi İran konusunda askeri müdahale dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada olduğunu açıklamış olsa da, İsrail'deki Binyamin Netanyahu hükümeti Obama yönetiminin askeri müdahale seçeneğini daha caydırıcı kılan bir politika izlemesini istiyor. Obama yönetimi bu ısrara olumlu yanıt vermezken, İsrail'in İran'ı tek başına vurma planları böylesi bir olayın sonuçları konusunda Washington'u bir süredir endişelendiriyor.

BM Genel Kurulu sırasında seçim çalışmaları nedeniyle hiçbir liderle ikili görüşme yapmayan Obama'nın, Netanyahu'ya da randevu vermemesi, rakibi Mitt Romney başta olmak üzere, ABD'nin İsrail'le ilişkilerinin gidişatını iyi görmeyen bazı çevrelerin tepkilerine neden olmuştu.

Obama'nın yeni dönemde İran konusundaki çizgisini koruyup korumayacağı Amerikan ve dünya kamuoyunun en çok merak ettiği soruların başında geliyor.

Aynı şekilde, ikinci Obama yönetiminin İsrail'le ilişkilerinin genel seyri de mercek altında. İlk döneminde İsrail'i hiç ziyaret etmeyen ve bu ülkeye son ziyaretini 2008 seçim kampanyası döneminde yapan Obama'nın, ikinci döneminde bir ziyaret düzenlemesi ihtimali ise yüksek. 

Obama, gerek Beyaz Saray'daki ilk döneminde gerek seçim kampanyası sırasında, kendi başkanlığı döneminde İran'ın nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceklerini ısrarla vurgulamıştı. İsrail hükümetinin, Obama yönetimine sık sık bu sözünü hatırlatması ve daha sert bir tutum sergilemesini yönünde ısrarcı olması bekleniyor.

ARAP BAHARI VE MÜSLÜMAN DÜNYASINA AÇILIM POLİTİKASI

Arap Baharı bağlamında Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde meydana gelen gelişmeler de Obama yönetiminin yakından takip etmeyi sürdüreceği konulardan.

Bölgedeki demokrasi taleplerine tam destek veren Obama yönetimi, ilk döneminde, İslam dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesi ve özellikle George W. Bush döneminde Irak savaşı nedeniyle bozulan imajını düzeltme yolunda gayret sarfetti. Göreve gelişinin ilk aylarında, rakibi Mitt Romney'nin ''özür turu'' olarak nitelendirdiği Ortadoğu turuna çıkan ve Kahire Üniversitesi'nden Müslüman dünyasına hitaben tarihi bir konuşma yapan Obama, tüm bu gayretlerine karşın İslam dünyasındaki ABD imajısına istediği şekli verebilmiş değil.

ABD'de çekilen ve Hz. Muhammed'e haraket içeren filmin İslam dünyasında yarattığı infialin de gösterdiği üzere, bölge halklarında  ABD'ye karşı büyük bir hoşnutsuzluk söz konusu. Amerikan karşıtlığı, hakaret içeren film gibi olaylarda bir anda kendini güçlü biçimde gösterebiliyor. Bu nedenle Obama'nın ikinci döneminde Müslüman dünyasına yönelik yeni açılım politikalarına ne kadar ağırlık vereceği, özellikle bölge halkının yakından takip ettiği konuların başında geliyor.

AFGANİSTAN VE DİĞER KONULAR

Obama'yı bekleyen konulardan biri de, tamamlanma aşamasına gelen ve Amerikan kamuoyundan gereken desteği bulamamış olan Afganistan'daki savaş meselesi olacak. ABD, 2014 yılına kadar bu ülkedeki askerlerini tamemen çekmeyi planlıyor ancak ülkedeki her bir Amerikan askerinin ölümü, ABD kamuoyunda geniş tepki uyandırmaya devam ediyor.

Afganistan cephesinde yaşanacak gelişmeler ve Obama yönetiminin atacağı adımlar da, yeni dönemin öncelikli konularından biri olacak.

Rusya'yla ilişkiler konusunda özellikle füze kalkanı dosyası önemini koruyor. Bir uluslararası zirvede açık mikrofonu farketmeyerek dönemin Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'e füze kalkanı için ''Seçimden sonra daha esnek olabilirim'' diyen Obama'nın yeni dönemdeki politikası merak ediliyor.

Obama'nın, 2008 seçim kampanyasında sözünü verdiği ancak şu ana kadar gerçekleştiremediği Guantanamo cezaevinin kapatılması için yeni bir adım atıp atmayacağı da yanıt aranan sorular arasında. Obama seçim öncesinde, konunun hala gündeminde olduğunu söyleyerek sözünü unutmadığı mesajını vermişti.

Bunun dışında Obama'yı ikinci döneminde, Asya'ya açılım politikası ve Çin'le ilişkiler, terörizmle alakalı konular, küresel ısınma gibi birçok dış politika ve ulusal güvenlik konusu meşgul edecek.

YENİ DIŞİŞLERİ BAKANI KİM OLACAK?

Amerikan kamuoyunun gündemini meşgul eden bir konu da, yeni dönemde görevini bırakacağını açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın yerine kimin geleceği sorusu.

Şu ana kadarki haberlerde bu göreve gelebilecekler arasında, Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve 2004 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti'nin adayı olan John Kerry, ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan Rice, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon'ın isimleri geçti.

Bu arada Obama'nın, yine sürpriz bir isme görev verebileceği spekülasyonları da yapılıyor. Sürpriz isimler arasında da, eski Cumhuriyetçi senatör Chuck Hagel, yine bir Cumhuriyetçi olan ve seçim kampanyasında Obama'ya destek veren George W. Bush döneminin dışişleri bakanı Colin Powell ve CIA Direktörü David Petraeus'ın adları dillendiriliyor.

(AA/ŞEB/GUR)

 
8 Kasım 2012 Perşembe 11:17
Okunma: 429
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)