Ana Sayfa » Kıbrıs » Özdemir Tokel: Fikir Para Etmiyor

Özdemir Tokel: Fikir Para Etmiyor

Dünyada yükselen sektörler arasında ilk sırada yer alan reklam sekterünün KKTC'de demircilik ve kaynakçılık arasında sıkıştığı savunuldu.

 
 
Özdemir Tokel: Fikir Para Etmiyor






Dünyada yükselen sektörler arasında ilk sırada yer alan reklam sekterünün KKTC'de demircilik ve kaynakçılık arasında sıkıştığı savunuldu.

Temedya Reklam Ajansı sahibi Özdemir Tokel, üretilen fikirlerin hayata geçmesi için kullanılan hammaddelerin maliyetinin tüm düşünsel uygulamaların bedelini belirlediği bir ortamda reklamcılık sekterünün gelişmesinden konuşalamayacağını kaydetti.

Tokel'e göre "Fikrin para etmediği bir reklam sektöründen gelişip, dönüşüp dünya standartlarına erişmesini beklemek hayalcilikten öteye geçemez"

Kısacası; reklam markaya yapılmış en büyük yatırımdır. Güzel bir fikir kötü ellerde rezil de olabilir iyi ellerde sihire de dönüşebilir.




Özdemir Tokel'in reklam konusunda söyledikleri şöyle:

Soru :
Kıbrıs’ın en iyi reklamcısı mısınız bilemiyorum ama Kıbrıs’ın en çok konuşulan reklamcılarından biri olduğunuz kesin… Mesleki açıdan kendinizi değerlendirecek olursanız iyi bir reklamcı olduğunuzu düşünüyor musunuz?


Öncelikle şunu belirtmekte fayda görüyorum; Çok konuşuluyorsak, yaptığımız işler göze batıyor demektir. Bizreklamcıyız. Reklamlarımızı insanlarının gözüne batsın diye yapıyoruz. Yaptığımız işler insanların gözüne batıyorsa bu biziüzmez tam aksine mutlu eder. Eğer ortaya çıkarmış olduğumuz işler insanların dikkatini çekiyorsa, onları yönlendiriyorsa bu da bizi iyi bir reklamcı yapar… Yeter ki göze batan şeyler mesleki açıdan ortaya koymuş olduğumuz, başarılar ve ortaya koyduğumuz işlerle alakalı olsun…

Ajansı olarak güçlü bir kadro ile reklam sektöründe hizmet veriyoruz. Ülkenin önde gelen reklam kuruluşları arasında olduğumuzu düşünüyorum. Bizim işimiz ekip işidir. Reklam sektöründe ortaya çıkarmış olduğumuz fikirlerin ne kadar iyi sonuç verip vermeyeceğini belirleyen en temel unsurlardan biri ekibinizdir. Bir bütün olarak ortaya güzel işler çıkardığımızı düşünüyorum. Bu da bizi bir reklam markası olarak güçlü kılıyor.

Çok konuşulmamızı da, gündemde kalmamızı da, başarılarımızın bir neticesi ve mesleğimizin bize vermiş olduğu özel bir avantaj olarak görüyorum.

İnsanların sokak ortalarında çırılçıplak soyunup gündem olmaya çalıştığı bir dünyada, sokak ortasında çırılçıplak soyunmaya gerek kalmadan, yarattığınız şeylerle gündemin merkezinde olmamızbence gurur verici bir durumdur...



Soru : Reklamcılıkta yaratıcılık her şey midir?

Benim reklam anlayışıma ve etkilenmiş olduğum reklamcılık akımlarına göre yaratıcılık amaç değil araçtır… Yaratmış olduğunuz işler sizden hizmet alan markanın veya müşterinizin işine yaramıyorsa, uygulanabilir değilse, sizin yaratımlarınızın sergi salonlarından başka bir yerde sergilenmesi ve kullanılması söz konusu olmaz… Fikirler yaratıcı olduğu kadar uygulanabilir de olmalıdır.

Sanatta yaratıcılık amaçtır belki ancak kişisel fikrimce reklamcılıkta yaratıcılık sizi hedefe daha kısa sürede ulaştıracakgüçlü enstrümanlardan sadece biridir…

Soru : Kıbrıs’taki reklam anlayışı ile Dünya’daki reklam anlayışını kısaca kıyaslayacak olursanız ortaya nasıl bir sonuç koyabilirsiniz?

Kıbrıs’ta reklamcılık inatla demircilikle, kaynakçılık arasında bir yere sıkıştırılmak isteniyor. Ülkede creativitenin ve fikir kıymeti yok. İşin bedelini fikir değil kullandığınız malzemenin fiyatı belirliyor. Örneğin bir tabelanın demir profili sizin o tabela üzerinde ortaya koymuş olduğunuz tüm logo, tasarım ve sloganuygulamaların bedelini belirliyorsa, o ülkede reklamcılık sektörünün gelişmesinden konuşmanız abestle iştigaldir.

Dünyada ise durum oldukça farklı, ortaya çıkan reklamların hem etkileri, hem uygulanma yöntemleri, hem de yaratıcılıkları göz önünde tutulacak olursa, bir markanın reklam planlaması içerisinde en az %50’lik bir kısmın sadece düşünceye ve fikre ayrılmış olduğunu görürsünüz…

Bizdeki farklı anlayış reklam sektöründeki yaratıcılığı öldürürken, ustacılığı, demirciliği ön plana çıkarıyor. Ülkede bir baskı aleti bir de kaynak makinesi bulunan herkesin tabelasına reklam ajansı yazmasının sebebi de budur.

Fikrin değer etmediği bir reklam sektörünün gelişip, dönüşüp, dünya standartlarına erişmesini beklemek hayalciliktir. Dünyada reklamcılığı geliştiren en temel unsurlar, fikirsel çalışmaların yanı sıra, yaratıcılık, yeni mecra tanımlamaları ve en nihayetinde üretilen reklam ürününün sergilenmesidir.

Dünya kriterlerine göre bir değerlendirme yapmış olsaydık ülkemizde bulunan ortalama 100 reklam şirketinden 95’i ajans sınıfına değil tabelacı sınıfına girerdi.. Tabelacı olmakla, reklam ajansı olmak arasındaki fark da Mimarla demirci ustası arasındaki fark gibi bir şeydir. Bir grup yaratandır bir grup uygulayandır kısacası…



Soru : Ülkemizde reklam mecraları açısından bazı gelişmeler de olmuyor değil sanırım. Peki bu reklam mecralarının doğru kullanıldığını düşünüyor musunuz?

Ülkemizde yapılan ve uygulanan reklamların pek çoğunu yolunu kaybetmiş ve yoldan çıkmış arabalar gibi görüyorum… Kısacası ülkemizdeki reklamlar yolunu kaybetmiş durumdadırlar. Bunun başlıca sebebi ise hatalı mecra seçimleridir. Siz Müslüman mahallesinde salyangoz reklamı yaparsanız sizin salyangoz şirketi çok kısa bir sürede batar gider.

Hedef kitlenin doğru tespit edilmesi için bu kitlenin hangi mecraları daha çok okuduğunu, izlediğini, gördüğünü tespit ederek işe başlamalısınız.

Hedef kitle tespitinin önemini anlatmak için sizi küçük bir anektot anlatayım. Geçtiğimiz haftalarda ismini vermeyeceğim birOtomobil AKܒsü firmasının bir kadın dergisine reklam verdiğini görünce, ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Ülkemizde hangi kadın arabanın aküsünü hangi marka olmasına karar veriyor ki?Bu kararı genelde veren erkekler veya aracınızı götürdüğünüz servis garajı belirler. İşler bu kadar vahim durumdadır.

İşte bizim ülkemizde bazı firmaların reklamcısı tabelacı oldukları için veya sırf hatır olsun diye reklam verildiği için ortaya böyle enteresan durumlar çıkıyor. Bu ödenen ve hiçbir amaca hizmet etmeyen reklamlar hem reklamcılığın düzgün gelişmesine engeloluyor hem de müşterinin hiçbir kar veya geri dönüş (feedback)alamamasına neden oluyor... Bunlar yüzünden şirketlerin reklamın gücüne duyduğu inanç kırılıyor. Bir süre sonra bu saçma mecralarda kullanılan bütçeler yüzünden müşteriler reklam vermekten vazgeçiyorlar. Bu durum da tüm medyayı ve reklam ajanslarını önemli ölçüde ve kötü yönde etkiliyor.

Bu sorunun ortadan kalkması için öncelikle reklam verenlerin doğru düzgün bir ajanstan reklam danışmanlık hizmeti alması gerekiyor. Ajansların da günlük küçük çıkarları bir kenara bırakarak müşterisini doğru mecra seçimine yönlendirmesi büyük önem taşıyor.

Soru : Size göre ülkenin en etkin reklam mecraları nelerdir?

Bu soruya cevap verebilmem için öncelikle markayı ve reklama ihtiyaç duyduğu ürünü bilmem gerekiyor aslında. Çünkü her ürüne ve markaya göre hedef kitle ve mecra seçimideğişebilmektedir. Ancak olaya geniş bir perspektiften bakacak olursak ülkenin başlıca reklam mecrasının hala yerel gazeteler olduğu çok açıktır. Onun ardından yol pano ve billboardları gelmektedir. Ancak her ürüne ait ayrı bir mecra çalışması gerekliliğini de tekrardan vurgulamakta fayda görüyorum…

Soru : Dünyada en etkin mecra durumunda bulunan Televizyonlar ülkemizde neden bu noktada değil?

Sormuş olduğunuz bu sorunun tek bir yanıtı yok. Bu sonucun ortaya çıkmasının birden fazla nedeni var çünkü. Bunların başında gelen sebeplerden başlıcaları Türkiye Kanallarının Kıbrıs’ta özellikle maç ve dizi sezonlarında Kıbrıs kanallarına göre %90’lara varan oranlarda daha çok izlenmesi yatmaktadır. Bir diğer sebep ise az önce sorduğunuz sorulardan birine de verdiğim yanıtta olduğu gibi profesyonel reklamcılarla düzgün mesajlar verilemediğindendir. Bir diğer gerekçesi reklam verenin reklamın yayını ile reklamın çekimini bedavaya getirerek sünnet düğünü videosu çeker gibi reklam filmlerinin çekiliyor olmasındandır.

Reklam veren kuruluş sana reklam veririm ancak reklam filmini bana bedava çekeceksin dediği anda iş kopuyor zaten. Bedava etin yahnisi bu kadar olur misali bedava çekimin reklam filmi de bu kadar oluyor… Senaryodan yoksun hiçbir mesaj içermeyen, uzun reklam iyi reklamdır mantığı ile uzadıkça uzayan dizi film gibi reklam filmlerinden kim ne mesaj çıkarabilir ki. Hedef kitle mesajı alamıyor, reklam veren yayınlanan reklamdan geri dönüş alamıyor. Günün sonunda ne oluyor. Bir sefer reklam veriyorlar bir daha reklam vermiyorlar. Çünkü çok acı da olsa söylemekte hiçbir sakınca görmüyorum maalesef reklam vermek ülkemizde gerçekten sokağa atılan para durumuna getirilmiştir. Bir şirket reklama ayırdığı kaynaktan hiçbir menfaat sağlamıyorsa bu kaynağı reklama ayırmaktan tabi ki vazgeçecektir.



Soru : Sizce reklam veren konumudaki firmalar ve reklam mecrası konumundaki medya arasındaki bu reklam verme bağının yeniden düzgün bir şekilde kurulmasını sağlamak için neler yapılmalıdır?

Bana göre bu röportajın en can alıcı sorusu da budur. Bu konuda öncelikle etkin reklam mecrası halinde bulunan medyanın temsilcilerinin veya reklam birimlerinin müşterilerini kesinlikle ve kesinlikle ülkede gerçekten profesyonle hizmet veren ajanslara yönlendirmeleri gerekmektedir. Çünkü doğru ellerde ve düzgünşekilde üretilen reklamlar, doğru mesajlar verildiği taktirde reklam verene bir katkı sağlayacak, reklamdan katkı sağlayan reklam veren kuruluşlar da reklamın sokağa atılan bir para olmadığını idrak edip düzenli reklam vericiler halinde dönüşeceklerdir.

İstikrarlı reklam vericiler medyanın yaşayabilmesi için en temel unsurdur. Reklam alamayan medya yaşayamaz. Medya kuruluşlarının tek yaşam kaynağı ve hayat suyu reklamdır. Nasıl ki bir insan havasız ve susuz yaşayamazsa medya kuruluşları da reklamsız yaşayamazlar. O yüzden reklam verenle reklam alan arasındaki köprü durumunda bulunan ajansların desteklenmesi ve o köprü pozisyonlarının korunmasını sağlamak da bu işten en büyük karı sağlayan medyaya düşmektedir.

Reklam ajanslarına verilen üç kuruşluk komisyonun peşine düşüp reklam ajanslarını aradan çıkarmaya çalışan medya kuruluşları dabilmelidirler ki aradaki köprüyü ortadan kaldırırsanız ülkedeki reklam verme potansiyelini de ortadan kaldırmış olursunuz.

Bu durum da ortaya reklam vermekten soğumuş soğutulmuşfirmalar ve reklam alamamaktan kapanmaya yüz tutmuş medyakuruluşları çıkarır. Zaten şu anda ülkemizde yaşanan fiili durum da budur.

Efendim sorularımıza içtenlikle yanıt verdiğiniz için size çok teşekkür ederim… Umuyorum her yaptığınız iş, doğru seçilmiş mecralarda insanların gözüne batmaya devam eder… Çalışmalarınızda başarılar diliyorum…

Ben de bana bu fırsatını verdiğiniz için size çok teşekkür ederim… Umuyorum tıpkı reklamlarda olduğu gibi burada verdiğimiz mesajlar da yanlış mecralarda yayınlanmaz ve buradan verdiğimiz mesajlar hedef kitle tarafından doğru algılanıp ülkedeki reklamcılığın bir nebze de olsa büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamış olur…

KIBRIS



 
5 Kasım 2013 Salı 23:00
Okunma: 2209
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)