Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Özersay :"Artık Ortak Bir Hedefimiz Var"

Özersay :"Artık Ortak Bir Hedefimiz Var"

"bu Adada Tarihi Olarak Çatışmış Siyasi Alanlardan Gelen İki Sağ Lider Anlaşmaya Varırsa O Zaman Toplumların Bunu Kabul Etmesi Belki Daha Kolay Olacak".

 
 
Özersay :
Lefkoşa, 23 Şubat 14 (T.A.K.): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Müzakereci olarak atadığı Kudret Özersay Politis gazetesine verdiği röportajda, Ortak Açıklama ile artık iki tarafın ortak bir hedefi olduğuna vurgu yaptı.


Gazete röportajı okurlarına manşetten "Kıbrıslı Türk Müzakereci Kudret Özersay Ortak Açıklama Konusunda Politis'e Konuştu... 'Artık Ortak Bir Hedefimiz Var'... Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk Sağı Kıbrıs Sorununa Çözüm Getirebilir. Sol Başaramadı... İki Bölgeliliği Zannettiğiniz Gibi Türkiye Değil Biz Kıbrıslı Türkler İstiyoruz... Şu Ana Kadarki Görüş Birliklerinin Kıbrıs Rum Tarafınca Kabul Edilip Edilmediğini Bilmem Gerekiyor" başlık ve spotlarıyla okurlarına aktardı.


Gazetenin "Özersay Kıbrıs sorunundaki düşünce şeklini Politis'e açıyor" yorumuyla iç sayfalarında, iki tam sayfa olarak yayınladığı röportajda Özersay'ın şu sözlerini öne çıkardı:


"İki Toplum olarak, fiili durumun sürdürülebilir ve çıkarımıza olduğunu düşündüğümüz sürece bir çözümü kolektif olarak kabul edemeyiz.


Bu Ada'da tarihi olarak çatışmış siyasi alanlardan gelen iki sağ lider anlaşmaya varırsa, o zaman toplumların bunu (anlaşmayı) kabul etmesi belki daha kolay olacak.


Olabildiğince çok bilgiyi insanlarla paylaşmak istiyorum çünkü çözüme hazırlamak yerine bir toplun korkularını besleyip popülizm yapılması kolaydır.


Sahte bir ulus yaratmaya çalışmamıza gerek yok. Vatandaşın kimliğine saygı göstermeye odaklanalım.


Gerek Kıbrıslı Rum, gerek Kıbrıslı Türk, kimsenin gelecekte yeniden benim yaşadıklarımı yaşamasını istemem.


Kıbrıs Rum tarafı masaya Maraş'ı getirip bizi ikna etmeye çalışabilir."


(ŞA/ŞEB) 


KÜDRET ÖZERSAY'IN POLİTİS'E VERDİĞİ RÖPÖRTAJIN TAK'A DAĞITIMI YAPILAN TÜRKÇE ÇEVİRİSİ ŞÖYLE:


Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar olduğu dikkate alındığında, on yıl aradan sonra neyin değiştiğine inanıyorsunuz? Özersay: Bakınız, bu söylediğiniz objektif olarak teyit edilmiyor. Mesela, 2004 yılına kıyasla, her iki toplumda da Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik desteğin arttığını gösteren herhangi bir akademik çalışma yoktur.  Değişimin, iki toplumun statükoyu algılama şekline bağlı olduğuna inanıyorum. İki toplum olarak, statükonun kalıcı olduğunu ve işimize geldiğini düşündükçe, bir çözümü kabul edemeyiz. Kıbrıs Türk tarafının 2004 yılında çözümden yana olduğu kesin olsa da, Kıbrıs Rum toplumunda durumun değiştiğinden emin değilim. Kıbrıs Rum tarafını eleştirmek istemiyorum ama Kıbrıs sorunu çözümsüz kaldıkça, Kıbrıs Rum hükümeti uluslar arası toplum tarafından yasal olarak addedildiği sürece, doğal zenginlikleri kullandığı sürece, Dönem Başkanlığını da yaptığı AB'nin üyesi olduğu sürece, statükonun değişmesini neden istesin? Statüko iki lider tarafından birçok kez kabul edilemez olarak nitelendirildi. Ancak iki toplumun birlikte, bu durumun devamının hiçbir yere götürmediğini anlamaları gerekir. Soru: İki büyük partinin, DİSİ ve AKEL'in, Başpiskopos'un da desteğiyle Kıbrıs konusunda ilk kez hemfikir olmalarını nasıl yorumluyorsunuz? Özersay: Bir yandan bu uyum, kesinlikle olumlu bir işaretken, diğer yandan eğer bu destek, ortak açıklamanın tek taraflı yorumundan kaynaklanıyorsa, o zaman bazı riskler içermektedir. Kıbrıs Rum basınını okuduğumuz zaman Anastasiadis'in neyi kabul ettiği konusunda farklı yorumlar görmemizi kast ediyorum. Sonuç olarak Kilise ve AKEL'in desteği, açıklamanın ortak yorumu ile mi ilgilidir, yoksa iki ayrı yorum konusunda mı desteğe sahibiz? Şu aşamada bu destek önemlidir, ancak nihai aşamaya ve referandumlara geldiğimiz zaman, bugünkü desteğin içeriğinin ve doğasının önemi olacaktır. Soru: Karşı tarafta, Kuzeyde UBP ve DP gibi geleneksel olarak daha retçi partilerin müzakereleri desteklediklerini, aynı zamanda Sayın Eroğlu'nun da seçim öncesi dönemde söylediklerine kıyasla tezlerini değiştirdiğini görüyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Özersay: İki parti adına konuşmak istemiyorum, ancak ortak açıklama konusunda itirazları olmasına rağmen, Kıbrıs Türk liderliğinde Sayın Eroğlu olduğu sürece bir garantinin olduğunu düşündükleri görülüyor. Geçmişte sol liderlerin Kıbrıs Türk toplumunun çoğunluğunu ikna edememe konusunda ciddi bir zafiyetleri vardı.  Papadopulos'un 2004 yılında, Kıbrıslı Rumlara 'hayır' yanıtı verme çağrısında bulunarak yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında kullandığı duygusal ifadelerin etkilerini hatırlıyorum. Ben, farklı ideolojik partilerden destek gören iki sağ liderin varlığını çok olumlu buluyorum. Soru: Ortak açıklamanın tek taraflı yorumundan söz ettiniz. Bize göre de Eroğlu kendi yorumunu yaparak, ortak açıklamanın maddelerinden söz etti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Özersay: Bir politikacının farklı argümanlar kullanarak, kapalı kapılar ardında çeşitli siyasi çevreleri ikna etmeye çalışması anlaşılır bir durumdur. Bu, hem Sayın Anastasiadis hem de Sayın Eroğlu için geçerlidir. Ancak eğer bu söylenenler ertesi gün diğer tarafın basınında çarpıtılıyorsa, ikna edilmiş olduğunu söyleyenler, 'bir dakika, siz bize başka şey söylediniz' diyebilirler. Özellikle farklı yorumlar olduğu zaman, bu süreci beslemenin bir anlamı yoktur. Yazılı bir ortak metin vardır, bunun üzerinde uzlaşmaya vardık ve kuşkusuz taahhütte bulunduğumuz konularda ilerlemeliyiz. Bir buçuk sayfalık bir metne yapışıp kalmamalıyız. Bu bizim, örneğin mülkiyeti çözmemize yardımcı olmaz. Çünkü metinde bu konunun sözü dahi edilmemektedir. Soru: Liderlerin bundan böyle ortak açıklamayı yorumlamaktan kaçınabileceklerini ve kaçınmaları gerektiğini düşünür müsünüz? Özersay: Evet öyle düşünüyorum. Çünkü sözünü ettiğiniz koşullar, yani çeşitli çevreler tarafından hali hazırda sağlanan destek, onların ileriye doğru bakmalarına imkan tanıyacaktır. Gerek içte, gerekse dışta, neredeyse herkes metni çerçeve olarak kabul ediyor. Her ne kadar metne dahil olanların çoğu 1977 ve 1979 anlaşmalarında yer alsa ve BM parametrelerinin mantığında olsa da, yeni unsur, uzun zamandan beri ilk kez iki toplumun liderlerinin bir şey üzerinde anlaşmaya varmış olmalarıdır. Dolayısıyla ortak açıklama, sürece değerlendirilmesi gereken yeni bir dinamik kattı.


Soru: Uluslar arası hukuk uzmanı olarak, Kıbrıs için bir federasyondan elde edilecek avantajların ne olduğuna inanıyorsunuz? Tarihsel açıdan, Kıbrıs Türk toplumu neden güçlü iki bölgelilikte ısrar ediyordu? Özersay: Kıbrıs Türk toplumu için avantajlar birçok anlama gelmektedir çünkü toplumumuzun kurumları bugün uluslar arası alanda tanınmamaktadır. De facto durumundan dolayı, çok çok uluslar arası alanda bir çeşit kabul olabilir. Tanınma değil... Bu nedenle Kıbrıslı Türkler uluslar arası hukukun uygulanmasından muaftırlar. 21. Yüzyılda böyle bir şeyin olması üzücüdür. Uluslar arası kuralların korunması ve uluslar arası toplum tarafından kontrol edilmesi için, bir toplumun uluslar arası örgütlerin üyesi olması önemlidir. Uluslar arası sistemin parçası olmamız, Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu için çok fazla şey ifade etmektedir. Diğer yandan iki bölgeliliğe vurgu sürekli olarak yanlış anlaşılmaktadır. Çünkü Kıbrıslı Rumlar bunun Türkiye'nin talebi olduğunu düşünüyorlar, oysa gerçekte bu,  Kıbrıslı Türklerin güvenlik konusundaki kaygılarıyla ilgilidir. Bu kaygıyı haklı görülebilir, ya da buna karşı çıkabilirsiniz. Onlar böyle hissediyor ve bunun anlayışla karşılanması gerekir. Tıpkı benim Kıbrıslı Rumların Türkiye ile ilgili kaygılarını anladığım gibi... 1973 ve 1974'te olaylar yaşandı. Bunu değiştiremeyiz. Ancak yaratılan korkuları bertaraf edebiliriz. Soru: Geçtiğimiz günlerde Girne Belediye Başkanı Glafkos Karoliu Girne'de Kıbrıs Türk idaresi altında yaşayacağını söyledi. Siz bir akademisyen olarak örneğin güneydeki bir üniversitede görev yapabilir misiniz? Özersay: Her şeyden önce, Girne gibi bir şehirle ilgili bu unvanların kağıtta devam etmesinin, iki tarafın birbirlerini anlaması konusunda anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. Ancak böyle bir şeye karar vermek Kıbrıs Rum tarafına bağlıdır. Sorunuzun yanıtına gelince... Güneydeki bir üniversitede görev yapma konusunda tereddüt edeceğimi düşünmüyorum. Üstelik ben geçmişte Kıbrıs Rum Üniversitelerine seminerlere katıldım. Eğer benim akademik diplomam tanınırsa, neden olmasın? Eğer bu soruyu kapsamlı çözüm çerçevesinde soruyorsanız, o zaman evet, bir kurucu toplumdan bir kişinin diğerinde çalışması doğal olarak düşünülmelidir. Aynı zamanda eğer ikamet yeri zemininde bazı siyasi hakların belirlenmesi söz konusu olursa, o zaman daimi ikamette bazı kısıtlamalar olabilirken, bir toplumda çalışma hakkına saygı duyulacaktır. Soru: Federal Kıbrıs'ın bağımsız ve Türkiye'nin eşit komşusu olarak işlev görmesi gerektiği dikkate alındığında, doğal gazın yönetimi ile ilgili olarak örneğin Kuzey ile Türkiye arasında Münhasır Ekonomik Bölgenin belirlenmesi konusunda yapılan anlaşmaları yeniden müzakere etmemiz gerekeceğini düşünüyor musunuz? Özersay: Bu, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmadan diğer komşu ülkelerle tek taraflı yapmış olduğu anlaşmalar içinde de geçerlidir. Eğer bu anlaşmaların adanın genel çıkarı dikkate alınmadan yapıldığını düşünürsek, belki de yeniden müzakere edilmelerini isteriz. Uluslar arası anlaşmalar konusunda yakınlaşmalar oldu ve eğer bir tarafın anlaşmaları ile ilgili kararda bir metodolojiyi uygularsak, bu metodoloji diğer tarafın anlaşmaları için de geçerli olacaktır. Yani anlaşmaları bazı ilkeler zemininde değerlendirecek bir komite kurulacak. Bu ilkelerin ne olacağı konusunda anlaştık. Şu anda soru, yeni Kıbrıs Rum liderliğinin bu yakınlaşma kağıdını kabul edip etmeyeceğidir. Bu yakınlaşma kağıdını kabul edecek mi, yoksa yeni baştan mı başlayacağız? Basına da söylediğim gibi bu konuda yanıt bekliyoruz, çünkü eğer geriye kalan konuları müzakere edeceksek, bu konuda anlaşmaya vardığımız her şeyin geçerli olup olmadığını bilmem gerekir. Eğer geçerliyse başka şey müzakere edeceğim, eğer Kıbrıs Rum tarafı  değişiklik isterse başka şey müzakere edeceğim. O zaman da başka bir konuda karşılık isteyebileceğim. Soru: Sayın Mavroyannis ile eski yakınlaşmalardan farklılıklar olup olmadığı konusu görüşüldü mü? Özersay: Kıbrıs Rum tarafının yakınlaşma olmayan konulardaki tezini, bazı yakınlaşmaların aynı kalıp kalmadıklarını ve bazı değişiklikler yapma niyetinde olup olmadıklarını öğrenmek istedik. Önceki Kıbrıs Rum liderliğinin örneğin devletlerin anlaşma imzalaması konusunda bazı önerileri vardı. Bizim tezimiz, Sayın Hristofyas'ın sunduğu tezden farklıydı. Eğer dış ilişkiler konusuyla meşgul olacaksak, önceki önerinin geçerli olduğunu mu düşünmememiz gerekir, yoksa Kıbrıs Rum tarafı masaya daha sert bir öneri mi getirecek? Bunu yapabilir. Ancak daha esnek bir tez olursa, o zaman ben da başka bir konuda açılımlar yapabilirim. Bu arada ben bunları basına sızdırılması için söylemiyorum. İlk liderler görüşmesinde ortak açıklamaya bir cümle eklenmesini önerdik. Bu cümlede, iki liderin, bilgilerin hassasiyeti göz önünde bulundurularak, tarafların kamuoyunu bilgilendirme taahhüdünde bulunacaklarından söz edilecekti. Kamuoyu da bu şekilde kapsamlı çözüme hazırlanacaktı. Her iki lider de bunun olması gereken bir şey olduğunu anlayışla karşılıyor ancak ifadede yaşanan bazı anlaşmazlıklar nedeniyle bu cümlenin ortak açıklama kaydedilmesi mümkün olmadı. Bu anlayış zemininde, ilk görüşmenin ardından mümkün olduğu kadar şeffaflık ilkesine bağlı kalmaya kararlı olduğumu açıkladım, çünkü öyle ya da böyle birçok şey basına sızdırılacak. Müzakerelerle ilgili ayrıntıların basında yer aldığını görüyoruz. Hem de bunu belli başlı gazeteciler yapıyor. Mademki ayrıntılar biliniyor, hassas unsurlar dışında gerçek ayrıntıları neden açıklamayalım? Bu yüzden halkla mümkün olduğunda daha fazla bilgi paylaşmayı tercih ediyorum. Bir toplumu çözüme hazırlamak yerine, onların korkularını besleyerek, popülistlik yapmak kolaydır. Örneğin dün akşam benim paylaştığım bir yazının altına birisi 'yeniden yer değiştirmek istemiyoruz' yorumunu yazdı. Ben de benim de göçmen olduğum için kendisini anladığımı, ancak çözümün, yalnızca bizim kaygılarımıza yanıt vermek olmadığını izah ettim. Hangi topluma ait olursa olsun, bu adada durumdan gerçekten etkilenen insanlar var. Ben de bunlardan biriyim. Ben altı yaşındayken yerimden edildim. Babamı kaybettim, mülkümü kaybettim. Durumdan etkilenen ve kaygılanan bir Kıbrıslı Rumun endişelerini anlayabiliyorum. Birbirimizi anlamamız gereken kritik bir noktada bulunuyoruz. Bunu yapmamız için durumu başkalarının izah etmesine müsaade edemeyiz. Ancak mümkün olduğunca daha çok bilgi paylaşmalı ve izahatta bulunmalıyız. Kıbrıslı Rum müzakereciyi eleştirmek istemiyorum ancak bu süreçte mümkün olduğunca şeffaf olmak istiyorum. 10 yıllık deneyimin ardından kararım budur. Gelecekte ister Kıbrıslı Rum ister Kıbrıslı Türk olsun, ister başka bir toplumdan olsun, hiç kimsenin benim yaşadığımı yaşamasını istemiyorum. Bu, benim bu sürecin bir parçası olmam ve kapsamlı bir çözüm için çalışmamın tek nedenidir. Soru: İki toplum 1960 Anlaşmalarının başarısız olmuş devletinde yaşadılar. Genel olarak Kıbrıslılar artık devletin rolünü anlamıyorlar. Devlete karşı davranış ve yaklaşımımızı değiştirebilir miyiz? Özersay: Bir Kıbrıslı Rum arkadaşım 'istisnalar adası' olarak, yaşadığımız durumu anlatan bir makale yayınladı. Her şey istisnalara dayanıyor. Kıbrıs Rum tarafı üniter bir devlet oldu ve Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının yokluğunda yetkiler bir makamda toplandı. Bu, ihtiyaç hukuku zemininde açıklandı. Burada ortak bir zafiyet söz konusudur: Adadaki özel koşullara uyum sağladık ve devletin, kamunun ve vatandaşların haklarının doğası konusunda farklı bir anlayış yarattık. Soru: Şimdi ileriye bakarak, dünyanın diğer yerlerindeki federasyonlar Anayasaya inanç, birlik faktörü olarak ülkenin coğrafyası, ortak kurumlar, semboller, dil ve ortak tarih gibi anlamlarda bütünlüğe dayanmaktadırlar. Size göre federal bir Kıbrıs'ta bu bütünlüğü hangi faktörler sağlayabilir?   Özersay: Kıbrıs'ın, 1960 Anayasasında olduğu gibi teoride mükemmel olan ancak bunları uygulamanın tamamen ayrı bir şey olduğu tüm bu yapı ve kurumları kağıt üzerinde yarattığın istisnai bir örnek olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki her federasyon, ülkenin siyasi tarihine ve var olan yönetimin paylaşımına dayanan kendine has özelliğe sahiptir. Kıbrıs'ta böyle bir şey oluşturmak için ortak açıklamada da kaydedildiği üzere bir federasyon yaratmak amacıyla, ortak kaygı ve beklentilerimizi göz önünde bulundurmamız gerekir. Ancak burada bu resimde bir unsur eksiktir. Bu da federal kültürdür. Sizin de söylediğiniz gibi başarısız bir devlete, üç yıl aynı evde kalıp da başaramadığımız bir evliliğe sahiptik. Gerçekten boşandığımızı söyleyebilmek zordur. Daha çok çiftin ayrı yaşadığını söyleyebiliriz. Şimdi başka yerde yaşıyoruz ve evi siz aldınız. Ancak ilginç olan, bizi yeniden yakına getirmeyi çok fazla isteyen büyük bir ailemiz ve yakınlarımız vardır. Bu sefer evliliğin başarılı olacağına inanıyorlar. Yeni bir federasyon yaratmak için, her iki tarafın da geçmişin korku ve acılarını göz önünde bulundurmamız gerekir. En azından Kıbrıs Türk tarafı açısından, aynı ilişkiye sahip olamayız, bunun farklı şekilde belirlenmesi gerekir. Şu anda yönetimin önceden var olan tarihi paylaşımına sahip değiliz. Önceden federasyon kültürüne sahip değiliz. Bunu ilk önce kağıt  üzerinde yaratmalıyız, sonra da bunu geliştirmeye çalışmalıyız. Bu zor bir iş olacaktır, kolay olmayacaktır, ancak bunun için çaba sarf etmeye değer. Soru: Her ne kadar gittikçe daha çok yeniden yakınlaşma çabası olduğunu görsek de, henüz Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler arasında karma evlilik yapıldığını görmedik. Size göre gelecekteki federal bir Kıbrıs'ta bir ulus inşa sürecinin (nation building) olması ne kadar önemli olacaktır? Özersay: Yapay bir ulus yaratmaya çalışmamızın gerekli olmadığını düşünüyorum. Eğer bu, zaman içinde organik olarak gerçekleşirse, bu tamamen farklı bir şeydir. Bu yüzden, ortak açıklamada da toplumların ayrı kimliğine saygı duyulmasından söz edildi. Odaklanmamız gereken şey, vatandaşın kimliğine saygı duymaktır. Kimlik, 21. Yüzyılda tarif edebileceğin bir şey değil, hissettiğin bir şeydir. Dolayısıyla bu, yaratmayı hedefleyemeyeceğimiz bir kültürdür. Ancak hedefimiz, vatandaşlık, iç vatandaşlık ve ikamet yeri vs gibi objektif özelliklere dayalı bazı ilkelerin tespit edilmesi olmalıdır. Karma evlilikler konusuna gelince... Bu, istisnalar dışında çok sık görülen bir durum değildir. Yasaklanması mı gerekir? Hayır. Ancak olmuyorsa, olmuyor. Eğer bunu cesaretlendirmeye çalışırsak, bu, benzer durumlarda sık sık yaşandığı gibi başarısızlığa mahkum olacak bir ulus inşa çabasına dönüşecektir. Hali hazırda bu konuda zaten bir başarısızlığa sahibiz. Soru: Sizinkiler ve diğerleri arasında, bu sefer daha fazla başarı imkanı olduğuna dair yorum yapılması için, bu müzakere turunun ne farkı olduğunu düşünüyorsunuz? Özersay: Bir yandan içte bu adada tarihte uyuşmazlık yaşayan siyasi arenadan gelen iki sağ lidere sahibiz. Eğer bu iki lider anlaşmaya varmayı başarırlarsa, belki de toplumları bu anlaşmayı kabul etmeye daha kolay ikna edeceklerdir. Yine içte, günden güne, iki tarafta da özellikle de ekonomi, toplumsal ve siyasi tükenmişlik nedeniyle, belki de iki tarafın statükonun kalıcı olmadığını anlaması daha kolay olacaktır. Diğer yandan geçmişe kıyasla, şu aşamada daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum ama uluslar arası faktörün ciddi bir ilgisi ve müdahiliyeti vardır. Ancak birçok diplomatla gerçekleştirdiğim temaslardan bu izlenimleri edindim. Sorunu uluslar arası toplumun çözeceğini söylemiyorum ancak şu aşamada, uluslar arası toplumun cesaretlendirmesi ve aktif müdahiliyeti ile Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar bu sefer anlaşmaya varabilirler. Soru: Kıbrıs Rum tarafının Mağusa ile ilgili önerisini, masaya gelmesi halinde görüşülebileceğini söylediniz. Ancak Kıbrıs Türk tarafının şu ana kadarki tezi, Maraş iadesi konusunun yalnızca müzakerelerin sonuna doğru görüşülebileceği yönündeydi. Ne değişti? Özersay: Bir şeylerin değişip değişmediğine yanıt vermem söz konusu değildir. Kıbrıslı Rum temsilcinin aklında olan ve Güven Artırıcı Önlem olarak masaya getirebileceği çeşitli olası senaryolar olduğunu söyleyebiliriz. Taraflardan hiçbiri müzakerelerdeki altı başlıktan birini seçip, örneğin yönetim ve güç paylaşımı başlığının müzakere edilmesinin söz konusu olmadığını söyleyemez. Bu, BM'nin müzakerelerde kabul görmüş uygulamasıdır. Bu uygulama, Güven Artırıcı Önlemler konusunda geçerli değildir. Ortak açıklamada, Güven Artırıcı Önlemlerin iki tarafı da cesaretlendirmek ve aralarındaki güvensizliği azaltmak için kapsamlı çözümden önce uygulanabileceği konusunda ilke tezde anlaştık. Ancak güven artırıcı önlem nedir? İki tarafın da hemfikir olduğu güven artırıcı önlemleri içeren bir liste yoktur. Böyle bir 'başlık' yoktur. Kıbrıs Rum tarafına o ya da bu Güven Artırıcı Önlemi masaya getiremeyeceğini söyleyemem. Eğer bir fikrin varsa, gelip beni bunun Güven Artırıcı Önlem olduğuna ikna etmen gerekir, ancak benim de sunacağım kendi tezlerim olacaktır. Masada, teknik komitelerin meşgul olduğu konular ve yeni fikirler olması olasılığını ihtimal dışı bırakmıyoruz. Kıbrıs Türk tarafının, görüşmenin tükendiği fikirlerde zaman harcamaya istekli olmadığı konusunda size güvence verebilirim. Fikirlerde değil, belki de önerilerde yaratıcı olmalıyız. Ortak açıklamayla artık, ortak bir hedefimiz vardır ve iki potansiyel ortak olduğumuzu düşünebiliriz. Bu yüzden bir taraf diğer tarafı, istediklerinin iki tarafın da lehine çalışabileceğini ikna etmeye çağrılmaktadır.


Soru: Kıbrıs tarihinde çok fazla hikaye vardır. Kıbrıs sorununun çözümü için bunları diyalogdan çıkarmamız ne kadar önemlidir? Özersay: Bence asıl soru başkadır: Bu hikayeleri sürecin lehine mi kullanacağız, aleyhine mi? Bu korkuları ortadan kaldırmak için mi yoksa bu korkuları beslemek için kullanacağız. Bu hikayeleri bir olgu, bir gerçeklik olarak kabul edip korkuları ortadan kaldırmak için çabalamalıyız. Bu olgular, tıpkı kimsenin kaydettiğim babamı geri getiremeyeceği gibi, değiştirilebilecek şeyler değildir. Önemli olan bunlardan kaynaklanan korkuları ve durumu doğru yönetmektir.


EDİTÖRLERİN DİKKATİNE; MÜZAKERECİ KUDRET ÖZERSAY'IN RÖPÖRTAJININ DAĞITIMI YAPILAN TÜRKÇE ÇEVİRİSİ EKTEDE VERİLMEKTEDİR.


 
23 Şubat 2014 Pazar 11:25
Okunma: 972
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)