Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Özersay: "görşmeleri Müzakerelere Çevirmenin Yolu Al - Verdir"

Özersay: "görşmeleri Müzakerelere Çevirmenin Yolu Al - Verdir"

"bir Tarafın Alternatifleri Konuşma Hakkı Varsa, Diğerinin De Vardır".

 
 
Özersay:

Lefkoşa, 13 Mayıs 12 (T.A.K): Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Özel Temsilcisi Kudret Özersay, Kıbrıs konusundaki müzakerelerin bu haliyle devam edemeyeceğini vurgulayarak, "Görşmeleri müzakerelere  çevirmenin yolu al - verdir" dedi.

Özersay, Kıbrıs konusundaki süreçte alternatifleri tartışmanın sadece Rum tarafının hakkı olmadığına vurgu yaparak,  "Bir tarafın alternatifleri konuşma hakkı varsa, diğerinin de vardır"  dedi ve ekledi "Kıbrıslı Türklerin geleceği, Rum siyasilerin geleceğine bağlı olamaz". Özersay, bu süreçte  BM'nin kendi görüşünü dayatamayacağını da söyleyerek, "Taraflar anlaşmalı" dedi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Özel Temsilcisi Özersay, Kathimerini gazetesine mülakat verdi.

Gazete röportajda, Özel Temsilci Özersay ile Kıbrıs sorununa ilişkin son gelişmeleri tartıştıklarını. mülakatın ana konusunun, müzakerelerdeki çıkmaz ve Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununun geleceğine ilişkin tutumu olduğunu kaydederek, şu ifadelere yer verdi:

"Yön değişecek mi, yoksa müzakereler devam mı edecek? Türk tarafı şu aşamada neyi seçecek? Sayın Özersay sorularımıza yanıt vererek, hem toplumunun izlediği stratejiye hem de Kıbrıs Türk liderliğinin resmi siyasi çizgisine ışık tuttu...  Kıbrıs sorununda çok kritik ve tarihi dönemeç artık kesindir, tarih hem tarafları hem de uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye çağırıyor. Bu, genç akademisyenin ve Kıbrıslı Türk liderin yakın çalışma arkadaşının görüşüdür."

Kathimerini, Özersay ile yaptığı söyleşiyi, "Kudret Özersay - Maraş Açılmaz... Sadece Al - Ver İçerisinde Çözüm" başlıklarıyla okuyucusuna duyurdu.

"MÜZAKERE SÜRECİ BU HALİYLE DEVAM EDEMEZ"

Özersay, gazete muhabirinin "Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerde bugün hangi noktadayız? Ne söyleyeceksiniz ve müzakerelerdeki çıkmazın aşılması için ne önereceksiniz?" sorusuna karşılık şunları söyledi:

"BM, geçtiğimiz günlerde, müzakere sürecinin bugünkü şekliyle devam edemeyeceğini açıkladı. Değişmesi gerekir. Aleksander Downer'ın geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında vurguladığı gibi 'business as usual' ifadesi, Kıbrıs sorununda artık kabul görmemektedir. Müzakereler çözüme doğru gitmiyor. Bunu tüm taraflar görüyor. Kıbrıs Türk tarafı müzakere sürecinin 'Kıbrıslı özelliğine' saygı duyuyor ve müzakerelerin bundan sonraki aşamasının modeli konusunda bir anlaşmaya varılmasını öneriyor (Sayın Özersay İngilizce bir kelime olan 'modality' terimini kullanıyor). Müzakerelerin nihai amacı konusunda uzlaşmamız gerekir. Müzakerelerde bundan sonra atılacak adım nedir? İki taraf bu soruya yanıt verirse, Kıbrıs sorununun tüm boyutlarını görüşecek konumda olacağız."

Özersay, gazete muhabirinin, "Eğer doğru anladıysam, müzakerelerin şu aşamasında bir metodoloji sorunu-meselesi olduğu düşünülüyor..." demesi üzerine ise şöyle konuştu:

"Doğru. Sayın Hristofyas müzakerelerin mevcut aşamasının 'Kıbrıslı özelliğinin' önemini vurguluyor. Kendisi, BM'nin müzakerelere karışmasını engellemek istiyordu. Biz, müzakerelerin iki tarafın iradesi zemininde devam edebileceğini vurguluyoruz. Müzakere masasına oturup, müzakerelerin sonuç alıcı şekilde devam edeceği şekli tartışacağız. Kıbrıs Rum tarafı bugün, müzakere sürecinde kesinlikle hiçbir değişiklik olmadan, görüşmelerin belirsiz bir süre devam etmesinden yanadır. Kıbrıs Türk tarafı bu siyasi çizgiyle hemfikir değildir ve müzakerelerin bundan sonraki aşamasının nihai amacının ve temel ilkelerin belirlenmesinin gerekli olduğunu vurguluyor."

Özersay, "Anladığım kadarıyla sizin taraf müzakerelerde bir takvim belirlenmesinden yanadır" denmesi üzerine, "Takvim önemlidir. Ancak önem verdiğimiz başka konular da vardır" dedi.

"GÖRŞMELERİ MÜZAKERELERE ÇEVİRMENİN YOLU AL-VERDİR"

"Doğal olarak müzakerelerin devamı için bir yol haritası da önerilmektedir. Öyle değil mi?" sorusu üzerine özersay, şöyle dedi:

"Şahsen ben on yıldır müzakerelere katılıyorum. Üç Cumhurbaşkanıyla, Denktaş'la, Talat'la ve Eroğlu ile çalıştım. Saptadığım şey şu ki, müzakerelerin başarısı, bir takvime ve bir al-ver sürecine bağlıdır. Eğer bu unsurlar yoksa müzakere etmeyiz sadece görüşürüz. Kıbrıs Rum tarafı müzakerelerin 'Kıbrıslı özelliğine' saygı duymalıdır. İki tarafın uzlaşmaya varıp şu soruya yanıt vermesi gerekir: Bundan sonra hedef ne olacaktır? Buna iki taraf karar verecek, çünkü mevcut süreç 'Kıbrıslı' süreçtir. Şu anda iki taraf müzakerelerin devam edeceği şekil konusunda uzlaşmaya varmış değildir. Müzakerelere bir ay daha devam edecek ve daha sonra uluslar arası konferansa mı gideceğiz? Yoksa sadece müzakerelere mi devam edeceğiz? Şu anda iki taraf bu konuya cevap arıyor."

"BU SÜREÇTE BM KENDİ GÖRÜŞÜNÜ DAYATAMAZ, TARAFLAR ANLAŞMALI"

"Özersay, "İki tarafın takvimde ve önerilen yeni metodolojide uzlaştığını ve yakın bir gelecekte bir al-ver sürecinin başlayacağını varsayalım. İki liderin Kıbrıs sorununun ana konuları ile ilgili meselelerde anlaşmayı başaramadıklarını dikkate alırsak, önerilen yeni süreç, müzakere masasından ayrılma oyunu-yarışı ile ilgili yolu açmayacak mı? Hangi taraf ilk önce masadan ayrılacak oyunu..." denmesi üzerine, şunları kaydetti:

"Biz, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunacak ve sonsuza dek sürmeyecek anlamlı ve özlü içeriğe sahip bir metodolojiden yanayız. Ancak Kıbrıs Rum tarafı farklı düşünüyor. Nereye gidiyoruz? Gidiyoruz diyorlar. Nereye gidiyoruz? Bu akılla 44 yıl daha gideriz. Önemli konularla ilgili görüşlerimizin çok farklı olduğunu kabul ediyorum. Ancak Kıbrıs sorununun bir al-ver süreci ile başarılı olabileceğine inanıyorum. Kıbrıs'ta herkes çözümden yanadır. Ancak tarafların Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik inanç ve bağlılığı bir al-ver sürecinde ortaya çıkacak. Sen gelip bana bu konu benim için hayati önem taşır diyeceksin. Ben sana istediğini vereceğim ve şunu soracağım: Karşılığında bana ne vereceksin? Karşılığında bana bir şey vermeyi kabul etmezsen, ben sorunun çözüm amacına bağlılığından kuşku duyacağım. Bugünkü koşullar altında al-ver aşamasına geçemeyiz. Çünkü Kıbrıs Rum tarafı bu müzakere aşamasına ilerleme gerekliliğini hissetmiyor. Müzakerelerin Kıbrıslı oluğunu ve bunun Sayın Hristofyas'ın çok hoşuna gittiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Mademki böyle bir gerçeklik var, o zaman iki tarafın müzakerelerin bundan sonraki aşamasının metodolojisi konusunda anlaşmaları gerekir.

BM'nin müzakerelerin bundan sonraki aşaması ile ilgili olarak herhangi bir görüş dayatma hakkı yoktur. BM'nin görüşü, iki tarafın iradesi çerçevesinde olmalıdır. Diğer yandan şu noktayı vurgulamak istiyorum: Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununda mevcut status quo'nun sonsuza dek sürmesine karşıdır. Bu görüş 2006 Talat-Papadopulos anlaşmasında sağlama alındı. Status quo Kıbrıs Türk tarafının işine gelmemektedir.

Müzakereler bugünkü şekliyle status quo'nun sonsuza dek sürmesine katkıda bulunmakta ve iki tarafın çeşitli alanlardaki işbirliğine engel olmaktadır. Kıbrıs Rum tarafına hidrokarbon konusunda işbirliği yapmayı önerdik. İki toplumlu bir komite kurulmasını ve kazançların anlaşmaya varacağımız oran zemininde dağıtılmasını önerdik. Kıbrıs Rum tarafı bize, konunun yönetiminin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünden sonra federal hükümetin işi olduğunu yanıtını verdi. Bu düşünce şeklini anlamıyorum! İki ay içinde referandum yapılacak ve bizim mi haberimiz yok? Neden işbirliği yapmıyoruz? Çünkü müzakereler artık iki tarafın işbirliği yapmaması ve status quo'nun devamı için gerekçe oluşturuyor.

Müzakereleri, uluslararası topluma, gerçekte normal olmayan siyasi bir duruma damgasını vuran Kıbrıs sorunu gibi bir durumla ilgili normallik mesajı vermek için kullanıyoruz."

"RUM SİYASİ ELİTİNİN FEDERAL ÇÖZÜMÜ HAZMEDİP ETMEDİKLERİNDEN EMİN DEĞİLİM"

"Son görüşmemizde, yakın gelecekte müzakere zemininin gündeme gelme olasılığına vurgu yapmıştınız. Bu noktaya mı vardık? Federal çözümün geleceğini mi tartışacağız?" surusuna karşılık da Özersay, şöyle konuştu:

"İlk olarak şunu vurgulamam gerekir ki şahsen ben Kıbrıs Rum toplumunun siyasi elitinin federal çözüm fikrine bağlı olduğundan emin değilim.

Federal çözümü hazmedip etmediklerinden emin değilim. Sorduğunuz bu soru vesilesiyle bunu ilk kez açıklıyorum. 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafı federasyon çözümünü hazmettiğini (içine sindirdiğini) kanıtladı.

Son dönemde merkez partiler federal çözüm konusunda olumlu mesajlar göndermiyorlar. Aynı zamanda AKEL ve Hristofyas, federal çözümü Kıbrıs Rum tarafının en büyük tavizi olarak nitelendiriyorlar.

Sayın Hristofyas, 'taviz' ifadesini kullanırken, neyi kast ediyorsunuz? Müzakere zemini federal değil midir? İkinci olarak ise, 'Kathimerini' gazetesine verdiğim son mülakata değinmek istiyorum.

Ben şahsen,  Kıbrıs sorununun yaşayabilir çözümünün, iki tarafın ortak iradesine bağlı olduğuna inanıyorum. Ortak irade herşeyden önemlidir. Tarafların anlaşacağı herhangi bir çözüm, isminden ve şeklinden bağımsız olarak çözümdür. Bir taraf kendi ideal çözümünü diğer tarafa empoze edemez. Bugün söz konusu vurgulamalarıma bir nokta daha eklemek istiyorum:

Kıbrıs sorununda bugün, her 'okuyucunun' iki bölgeli iki toplumlu federasyonu farklı şekilde yorumladığı bir noktaya geldik."

"Tarafların söz konusu ifadeye arzu ettikleri anlamı yüklediklerini mi demeye getiriyorsunuz?" sorusuna karşılık ise Özersay, "Kesinlikle" diyerek şöyle devam etti:

"Dahası, şunu söyleyeyim, seçim öncesi dönemlerde bu ifade suistimal ediliyor. Bu ifadenin okunmasına ilişkin tartışma bölünmeye katkıda bulunabilir. Unutmayalım ki, iki bölgeli federasyonun içeriği, müzakere masasında anlaştıklarımıza bağlı olacaktır."

Gazetecinin, "Ancak size şunu hatırlatmak isterim, özellikle 2010 yılından sonra Kıbrıs Türk tarafı uluslararası toplumu ve Kıbrıs Rum tarafını federasyon çözümü fikrine bağlı olduğuna ikna edemiyor..." demesi üzerine Özersay, "Ben buna katılmıyorum" diyerek, şöyle devam etti:

"Kıbrıs Türk tarafı siyasi çizgisini değiştirmedi. Bu süreç içinde bir çözüm bulunacaksa, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Temsilcisi kimliği ile bunun federal olacağını ve iki kurucu devlete dayanacağını vurguluyorum. Kurucu devletlerin yetki sınırları ne olacaktır? Kıbrıs sorunun özü bu soruda gizlidir."

"BİR TARAFIN ALTERNATİFLERİ KONUŞMA HAKKI VARSA, DİĞERİNİN DE VARDIR"

"İki tarafın federal çözüm fikrine bağlılığına ilişkin ifadeleriniz vesilesiyle size şunu sormak istiyorum: Son dönemde adanın kuzey kesiminde yaygın olan, Kıbrıs Türk toplumunun geleceğine ilişkin çeşitli alternatif senaryolar hangi amaca hizmet etmektedir? Mademki Kıbrıs Türk tarafı federasyon çözümüne bağlıdır, kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye bağlanması ya da 'KKTC'nin' uluslar arası alanda tanınması senaryoları neden gündeme gelmektedir? Bu senaryolar neye hizmet eder?" sorusuna karşılık Özersay şunları ifade etti:

"Kıbrıs Rum tarafının ve Kıbrıs Rum siyasi elitinin istediği alternatif senaryoları tartışma hakkı vardır. Bazı kişiler 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı verilen varlığın devamından söz ediyorlar. Hatta bazı merkez sağ partiler, federal çözümü kuşku altına koyuyorlar. Ancak Kıbrıs Türk tarafının alternatif senaryoları görüşme hakkının olmadığı düşünülüyor. Yani bir tarafın alternatifleri düşünme hakkı var ama diğer tarafın yok öyle mi? Bu, kabuledilebilir bir yaklaşım değildir."

"TÜRKİYE'YE BAĞLANMANIN DOĞRU BİR ALTERNATİF OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM"

"Kıbrıs Rum tarafında resmi siyasi görüş düzeyindeki tüm merkez siyasi örgütler, Kıbrıs sorununa federal çözüm istediklerini açıklıyorlar. Alternatif senaryolar, özellikle bazı siyasi çıkarlara hizmet eden marjinal siyasi güçlerin meselesidir. Ancak Kıbrıs Türk tarafında alternatif senaryo konusunu açanlar, çeşitli siyasi başrol aktörleridir" ifadelerine karşılık Özel Temsilci Özersay, şöyle konuştu:

" 'Marjinal güç' terimi sübjektiftir ve her bireyin bunu nasıl okuduğuna bağlıdır. Daha önceki görüşmemizde vurgulamış olduğum bir noktayı sana hatırlatmak istiyorum. Model ile ilgili tartışmanın, Kıbrıs sorununa katkısı olmaz. Çeşitli 'label'lar' bize yardımcı olmaz. Diğer taraftan, Kıbrıs Türk toplumunun, kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye bağlanmasından yana olmadığını vurgulamak istiyorum. Ben böyle bir olasılık görmüyorum. Biz Kıbrıslı Türkler kuzey Kıbrıs'ı kendimiz yönetmek istiyoruz. Eğer sen, Kıbrıslı Rumların benden bunu duymak istediklerini düşünüyorsan, bunu söyleyeyim: Ben şahsen 'bağlanmanın', Kıbrıslı Türkler için bir seçenek olduğunu düşünmüyorum. Hatta Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs sorununun bu müzakere sürecinde çözümüne ilişkin federal zeminden kuşku duymuyor.

Kıbrıs sorununda çözüm iki tarafın anlaşacaklarına ve iki toplumun iradesine dayanacak referandumun sonucuna bağlı olacaktır. Bu, modeller ya da etiketler değil, Kıbrıs sorununun çözümüdür."

SENARYOLAR VE MARAŞ...

"Son dönemde meşhur alternatif planlarla ilgili senaryolara, Maraş'ın gelecekteki statüsü ve Türk tarafının Erenköy'ü ekonomik açıdan kullanılmasına ilişkin çeşitli söylentiler dahil oldu. Son noktaya ilişkin olarak siz de ortaya bir görüş attınız. Müzakerelerin şu anki kritik aşamasında Kıbrıs Türk tarafının bu konuları kendi bakış açısından kamuoyu önünde tartışmaya başlaması, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına gölge düşürmüyor mu?" sorusu üzerine Özersay, şunları söyledi:

"Kıbrıs Türk tarafı somut bir tartışmaya başlamadı. Türk gazetelerinden biri Maraş'la ilgili bir söylenti yayınladı. Bizzat Cumhurbaşkanımız, Maraş meselesinin Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünün bir parçası olduğuna açıklık getirdi. Kıbrıs Türk tarafının müzakereler devam ederken bu konuyla ilgili herhangi bir adım atması söz konusu değildir. Nokta. Kıbrıs Türk liderliğinin tezi budur. Ancak Kıbrıs Rum basını bu söylentilere farklı boyutlar kazandırmayı tercih etti. Bundan Kıbrıs Türk liderliği sorumlu değildir. Ne yazık ki Kıbrıs Rum basını söylentileri yayınlamayı alışkanlık haline getirmiştir."

Gazete muhabirinin, "Kıbrıs Türk liderliğinin bazı üst düzey üyelerinin resmi görüşleri de bazı 'söylentilerin' yayılmasına katkıda bulunduğunu vurgulamak istiyorum. 'Hükümetiniz' bu konuyla ilgili resmi görüşünü belirtti" demesi üzerine Özel Temsilci Özersay, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanımızın yukarıda sözünü ettiğim görüşünün Kıbrıs Türk tarafını resmi olarak bağladığını düşünüyorum. Erenköy konusuna gelince... Şunu vurgulamak isterim ki, Kıbrıs Türk toplumunda sözü edilen konu, bir çevre sorununun tartışılması çerçevesinde gündeme geldi (Sayın Özersay, yeni bir petrol dolum tesisi kurulmasına ilişkin 'hükümetin' planlarından söz ediyor). Akademisyen olarak bir fikir beyan ettim. Bazı kişiler yeni planının çevreye ciddi zararları olacağını ileri sürüyorlardı. Ben planın hayata geçirilmesi çerçevesinde coğrafi açıdan izole edilmiş Erenköy'ü önerdim. Buna paralel olarak yeni planının önemli ekonomik kazançlar sağlayacağına inanmadığını da belirttim. Erenköy meselesinin müzakerelerle alakası yoktur."

"Yukarıda petrol ve doğal gaz araştırmalarına ilişkin gelişmelerden söz ettiniz. Araştırmalarla ilgili olarak Kıbrıs sorunu açısından gelişmeler umut verici değildir. Nereye yürüyoruz? Söz konusu meselede bugünkü belirsiz siyasi ortamda amaç nedir?" sorusuna karşılık Öze Temsilci, "Belirsizlik yoktur. Kriz zirveye doğru gidiyor. Bunu daha önceki görüşmelerimizde de vurgulamıştık. Geçtiğimiz yaz iki seçeneğimiz vardı: Diyalog ve işbirliği, ya da Kıbrıs Rum liderliğinin tercih ettiği zıtlaşma... Biz bir öneri dizisi hazırladık ve sunduk" dedi.

"BM'ye sunduğunuz öneri dizisinden söz ediyorsunuz. Öyle değil mi?" sorusu üzerine de Özersay, "Kesinlikle... Hatta şunu da söyleyeyim, öneriyi Kıbrıs'ta da Kıbrıs Rum tarafına sunduk" diye konuştu.

"Sayın Hristofyas ve çalışma arkadaşlarının önerilerinize tepkileri ne oldu?" sorusuna karşılık ise Özersay, "Yanıtları çağdaş diplomasi kurallarına uygun değildir. Bana göre böyle bir tutum yakışıksızdır. Bize yanıt verme zahmetine dahi girmediler" dedi.

"Doğal gaz ve petrol ile ilgili araştırmaların geleceğini sizinle müzakere etmelerinin söz konusu olmadığını mı söylediler?" sorusu üzerine Özersay, "Müzakere etmelerinin söz konusu olmadığını dahi söylemediler" dedi.  Kudret Özersay, "Yani önerinizi okumadan size geri iade ettiler..." denmesi üzerine, "Kesinlikle" dedi ve şunları söyledi:

"Bu tutum nedeniyle gerginliğin doruğa çıkma noktasına geldik.  Herkesi bunu görüyor. Diğer yandan bizim önerimizin hala masada olduğunu vurgulamak isterim. Eğer hoşlarına gitmezse, kendileri bir öneri sunsunlar."

"Taraflara yarar sağlayacak Kıbrıs'ın doğal gazının kullanılması alanında barışçıl bir ortaklık için anlaşabileceğinizi söylüyorsunuz. Öyle değil mi?" sorusuna karşılık da Özersay, şunları ifade etti:

"Kıbrıs sorununa çözüm bulunana kadar bu konunun incelenmesinin askıya alınmasını önerdik. Kıbrıs Rum tarafı bu öneriyi kabul etmedi. Biz söz konusu yanıtı dikkate aldık ve hidrokarbon alanında yeni bir ortaklık önerdik. Kıbrıs Rum liderliği dikkate almadı. Söz konusu meselenin Kıbrıs sorununun çözümünden sonra çözümlenebileceği iddia edildi."

"En sonunda da, tehlikeler barındıran hesaplaşma noktasına vardık" denmesi üzerine Özersay, "Mademki Kıbrıs Rum tarafı kendi araştırmalarını yapıyor, Kıbrıs Türk tarafının da kendi araştırmalarını yapmaya hakkı vardır. Mademki Kıbrıslı Rumlar kazar, ben de kazarım... Bunun bizi gerginliğe mi sürükleyeceğini düşünüyorsun?" dedi.

"Gerginliğin tırmandırılmasına ve belki de istenmeyen bir gelişme yaşanmasına..." ifadeleri üzerine de Özersay, "Doğal olarak gerginliğin tırmandırılmasına sürükleniyoruz. Herkes bize 'hard power' kullanıp kullanmayacağımızı soruyor. İki taraf 'hard power' kullanmak istemese dahi, küçük bir hata çatışmaya neden olabilir. Bu noktaya gelmemeliyiz." dedi.

"KIBRISLI TÜRKLERİN GELECEĞİ, RUM SİYASİLERİN GELECEĞİNE BAĞLI OLAMAZ"

Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun Özel Temsilcisi Özersay, "Röportajımızı tamamlamadan önce, başkanlık seçimlerinin, Kıbrıs sorunu konusundaki müzakerelere yönelik etkisine ilişkin görüşünüzü sormak istiyorum. Şu anda Nikos Anastasiadis'in adaylığı, tartışmaların ana konusudur" ifadeleri üzerine de şunları kaydetti:

"Müzakere ettiğin zaman, muhatabının halkın büyük bir çoğunluğu tarafından kabul gören birisi olsun istersin. Bu doğal bir arzudur. Ancak seçimlerin, Kıbrıs Rum tarafının bir iç meselesi olduğunu vurgulamak isterim.

Sık sık bize şunu soruyorlar: Anastasiadis ile bir çözüm bulmak sizin için daha mı kolay olurdu? Bu sorunun önemi yoktur. Kıbrıs sorununun şu aşamasında önemli olan, müzakerelerin karakteridir.

Mademki uygun koşullar var, çözümü istemeyen bir liderin dahi, al-ver sürecinin yapılmasını kabul etmesi olasıdır. Son olarak şunu vurgulamak isterim ki, bir Kıbrıslı Türk olarak, gelecekteki plan ve umutlarımızı herhangi bir Kıbrıslı Rum politikacının siyasi geleceğine dayandırmak istemiyorum."

(FK/SEL)

 
13 Mayıs 2012 Pazar 11:07
Okunma: 390
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)